Türkiye’nin onurunu ‘mahvettiniz’!

Ana Sayfa » Ekonomi » Prof. Dr. Korkut Boratav'dan kriz yorumu

Prof. Dr. Korkut Boratav'dan kriz yorumu

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin içinde bulunduğu ödemeler dengesi krizinin bir finansal krize dönüşmesini engellemenin ana yönteminin IMF programı olduğunu söyledi.

 
9 Ağustos 2018 Perşembe 22:37 
Yorum YapYazdır
 
 
Prof. Dr. Korkut Boratav'dan kriz yorumu

Hocaların hocası olarak da bilinen Türkiye'nin duayen iktisatçısı Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin ödemeler dengesi krizi yaşadığını bunun bir finansal krize dönmemesi ve banka iflaslarının önlenmesi için IMF programının makul seçenek olduğunu söyledi.

Boratav, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük bir finansal çöküntüye rağmen IMF ’nin kapısına gitmemesi hâlinde bile, "İktidarda kalmasını önleyecek bir mekanizma yok. Türkiye faşizme geçmiştir” diye konuştu.

Prof. Boratav DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

'FİNANSAL KRİZE DOĞRU GİDİYORUZ'

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumun iktisadi tanımını yapar mısınız? Bu bir döviz krizi mi, finansal kriz mı yoksa ödemeler dengesi krizi midir?

Korkut Boratav: Bir terim ile tanımlanmak istiyorsa esas olarak ödemeler dengesinden kaynaklanan bir krizdir. Dünya sisteminin yükselen ekonomiler denilen blokunun uluslararası sermaye hareketlerine bağımlılığının yarattığı sorunlardan biri, metropolden çevre ekonomilerine dönük sermaye hareketlerinde ani bir yavaşlama, durma ya da çıkış olursa bu, kriz yaratıcı şoklara neden oluyor. 1997 Asya krizi tipiktir. Türkiye ekonomisi buna benzeyen 4 (1994, 1998-9, 2001 ve 2008-9) krizden geçti. Aynı sorunla şimdi de karşı karşıyayız. Uluslararası sermaye hareketlerinin Türkiye’ye ye dönük bölümü Mart'tan itibaren aniden yavaşlamaya başladı. Mart-Mayıs arası yabancı sermaye girişi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 oranında azaldı: 16,3 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi bu üç ayda 5,6 milyar dolara indi. Bu doğal olarak döviz piyasalarına yansıyacak. Ekonominin dış yapısal kırılganlığı o derece yoğunlaşmıştır ki, şirketlerin ve onlarla bağlantılı olarak bankaların dış borçlarının ve ekonominin bir yıllık cari açığının finansmanında astronomik bir dış kaynak gereksinimi doğmuştur. Şu halde, 238 milyar dolara ihtiyacı var. Fazla dikkat çekmeyen IMF’nin nisanda yayınlanan raporunda, söz ettiğim şok henüz algılanmazken, IMF bu tespitleri yumuşak bir üslupla yapmıştı. Bunun sonucu bir ödemeler dengesi krizi finansal krize yol açacak mı? Finansal kriz, kredilerin döndürülememesinden kaynaklanan şirket iflaslarının bankalara yansımasından kaynaklanan bir krizdir. Buna doğru gidiyoruz.

'ERDOĞAN FİNANS KAPİTALİN KURALLARINI İŞİNE GELİNCE UYGULUYOR, GELMEYİNCE UYGULAMIYOR'

Mevcut durumun finansal krize evrilmesi mi yoksa buradan durgunluk ya da küçülme ile çıkış mı daha muhtemel görünüyor?

Darbe girişiminin ardından seçim atmosferine girilmesi durumu vahimleştiren tetikleyici unsur oldu. Ekonominin dış kırılganlıklarıyla uyumlu olmayan kamu maliyesi ve kredi pompalamasından kaynaklanan bir genişleme oldu. Cari açığın ve enflasyonun tırmanmasıyla bu ivmenin sürdürülemeyeceği ortaya çıktı. Uluslararası piyasalar, serinlemeye geçiş bekliyor. İlk kritik gösterge faizlerin yukarı çekilmesidir. Faizler hızla yukarı çekilirse, 238 milyar dolarlık dış kaynak gereksinimi bir ölçüde krediler pahalandırılarak ve yüksek getiri beklentisi ile sıcak para girmeye başlayabilir. Mayısta bu bekleniyordu fakat Cumhurbaşkanı sistematik olarak faizlerin düşmesine karşı. Bunun iki gerekçesi olabilir. Kendisi 'kahramanca iç kamuoyuna hitap ediyorum. Büyümeciyim, inançlarım ve ekonomi mantığımın gereği faiz düşmanıyım ve bunda ısrar edeceğim' diyor. İkincisi, 'benim beslediğim ve beni besleyen ana sektör en çok döviz borçlusu sektörlerden biri olan inşaattır'. Bunu yaşatmak için faizleri düşük, dövizi de ucuz tutmak istiyor. İktisaden bunu yapması mümkün değil ama ısrar ediyor. Uluslararası finans çevrelerine "faiz enflasyonun sebebidir" demek mümin bir Hristiyan’a İsa’nın yaşamadığını iddia etmek kadar zındıklıktır. Cumhurbaşkanı finans kapitalin kurallarını işine gelince uyguluyor, gelmeyince uygulamıyor. Türkiye 2007-2009 arası iki yıllık küçülme döneminde dahi 40 milyar dolar cari açık vermiştir. Bundan önceki dönemlerde durgunlaştığı her yıl cari fazla veren ekonomi, 0 büyümede dahi cari açık veriyorsa, uluslararası finans kurallarına karşı çıkacak gücün, yeteneğin yoktur. Cezalandırılırsın. Bir ödemeler dengesi sorunu, finansal krize dönüşür.

'FAİZLER YÜZDE 25'E ÇIKSA MESELE FRENLENİRDİ'

Eylül’de açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) derde deva olur mu? Hükümetin döviz şoku karşısındaki sessizliğini neye yoruyorsunuz?

Bütün bu şoka rağmen, Cumhurbaşkanlığı’nı Erdoğan kazandı. Süper ekonomi bakanı damat oldu. Damat, G-20’ye giderken, "Merkez Bankası şimdiye kadar görmediğiniz şekilde etkin olacak" dedi. Finansçıların beklentisi etkinlik sözcüğü değil, "bağımsızlıktı." Merkez, 15,9’luk enflasyona rağmen faizi değiştirmedi. Faizleri yüzde 25’e çıkarsa meselenin önemli bir boyutu frenlenirdi. Döviz oralarda istikrar sağlayacak, Türkiye yine döviz şokunu yiyecek ve durgunluğa girecek ama sıcak para, Türkiye yeterince ucuzladı diyerek, gelecekti. Dış finansman yükünün bir bölümü sıcak para girişiyle sağlanabilir ama faiz yüksektir, ister istemez ekonomi frenlenmeye mahkumdur. Bunu yapmadı, son şok da oradan geldi.

'KRİZE GİDİYORUZ AMA BUNUN YANSIMALARI 2001'DEKİ KADAR SERT DEĞİL'

Türkiye'nin önündeki seçenekler neler?

Cumhurbaşkanı, önümüzdeki yerel seçimlerde büyük kentlerin yönetimini ele geçirmek istiyorsa, şu andaki söylemini yerel seçimlere kadar sürdürebilir. Ortada bir söylem meselesi var. Krize gidiyoruz ama henüz bunun sosyal yansımaları 2001’deki kadar sert değil. 2009’daki yerel seçimler 3 aylık büyümenin yüzde 14 gerilediği dönemdeydi ve AKP 5 puan kaybetti. Bu riski göze alıyor mu? İnatlaşmayı devam ettirirse, ekonomi o türden bir küçülmeye sürüklenebilir. Şimşek olsaydı, hızlı bir faiz ayarlamasıyla birlikte, dövizi dalgalanmaya bırakıp, şirketlerdeki daralma ve iflasları göze alıp, bankalara yansımasını önlemeyi önerirdi. Bankalara yansımasının önlenmesinin ana yöntemi IMF programıdır. IMF, 2000’de banka borçlarının hazine garantisine alınmasını uygulattı. Yunanistan’da aynı şeyi uyguladılar. IMF doktrininde bu mümkündür. IMF kredisi banka borçlarının ödenmesine tahsis edilir, devlet kemer sıkar.

' TÜRKİYE FAŞİZME GEÇMİŞTİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu seçeneğe razı olur mu?

Siyasete ve medyaya hakim olan Cumhurbaşkanı ve kadrosu bu büyük teslimiyeti, bir zafer şeklinde de Türkiye kamuoyuna sunabilir. Belki de muvaffak olur. Bankalara da sirayet eden bir büyük finansal çöküntüyü siyaseten kaldırabilir mi? Önünde bir engel olmayacak ki. Normali IMF'ye gitmektir, siyaseten de bunun altından kalkabilir. Bankaların batışına göz yummamak için IMF’ye gidecek. Bunun alternatifinin olduğunu sanmıyorum.

Büyük finansal çöküntüye rağmen IMF ’nin kapısına gitmezse iktidarda kalmasını önleyecek bir mekanizma yok. Türkiye faşizme geçmiştir. Faşizm kalıcıdır. Halk sürünecek, dine, imana daha fazla sarılacak. Cemaatler eliyle, dayanmaya çalışacak. Halkın direnme gücü yoktur. IMF seçeneği makuldür, şirketler batar. Bankalar kalır. Şirketlerin batması Cumhurbaşkanı’nın özel problemidir. IMF seçeneği altında Kanal İstanbul gibi büyük yatırım projeleri kalkar. Başlamış olanların şartları gözden geçirilir.


Türk bankaların Avrupalı bankalardan büyük ölçüde sendikasyon kullandıkları biliniyor. Bankaların içine düştüğü ödeme sıkıntısı Avrupa’ya da yansır mı?

Avrupa’nın çürük takıma borç vermemesi gerektiğini bilmesi gerekirdi. Çürük takıma borç verirse sineye çeker. Serbest ekonominin ana kurallarından biridir, borç veren riski göze alır ve zararı sineye çeker. Avrupa bankalarını kurtaracak olan, Türkiye’nin IMF’ye gidip, banka borçlarının Hazine tarafında devralınmasıdır. Bu olmazsa, zararı çekecekler.

Hükümet, özel sektör borçlarını üstlenmeyebilir mi?

Türkiye'nn kamu borcu göstergeleri Maastricht kriterlerinin altında fakat IMF ’nin "sistemin arızalı bölgesinden kaynaklanan krizi düzeltme yükümlülüğü kamuya da yansır" diye katı bir ilkesi var. Nisan raporunda, kamu açığının yüzde 1,5’a çıktığı bunun 2019 veya 20'de artı yüzde 0,5’e çıkarılmasını istiyor. Bu, kamu harcamalarının Milli Gelir’in yüzde 2’si oranında aşağı çekilmesi demektir. Bu da ekonominin en az yüzde 3 oranında küçülme demektir. Özel sektörün yamukluğundan kaynaklanan krizin düzeltilme yükü son tahlilde kamuya yansıdğı ölçüde kamu hesaplarının Maastricht Kriterlerinin aşağısında olması Türkiye’yi kurtarmayacak.

'CUMHURBAŞKANININ BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BİR GÜVENCESİ VAR'

Krizi frenleyecek bir etken var mı?

Şu anda krizin ağırlaşmasını frenleyebilecek bir etken var. Mart-Mayıs aylarında 6,5 milyar dolar kayıt dışı sermaye girmiş. Geçen yılın aynı aylarında 3,8 milyar dolar kayıt dışı para çıkışı var. On milyarı aşkın bir kaynak aktarımı var. Acaba Cumhurbaşkanı’nın bizim bilmediğimiz bir güvencesi var. Kendisine borçlu olan sermaye sistemine vergi mi kesiyor, paralarınızı sisteme sokun mu diyor. 2009 krizinde 12 aylık dönemde yine böyle bir şey yaşanmıştı. Bu da bir belirsizlik.

DÜNYAYA MEYDAN OKUMA SEÇENEĞİ

Hükümet, seçeneklerden biri olarak sermaye hareketlerinin kısıtlanması, borçların konsolidasyonu ve ithal ikamesi politikasına geri dönebilir mi?

Bunun bir örneğini Arjantin 2002’de dış borçlarını külliyen askıya alarak yaptı. Bunu uygulamak için sermaye hareketlerini denetledi. Döviz hesaplarından çekişi sınırladılar. Şirketlerin dövizle borçlanması önlendi. Devletin dış borçlarının üçte birinin yapılandırılması müzakere edilir. Büyürken ödeyeceğim, küçülürken ödemem dersin. Bunun için ekonominin dış dengesinin, ithalatını ihracatı ile sınırlamak lazım. Bu da halk sınıflarının yoksullaşması demek. Bu yoksullaşmayı sermaye sınıfına yüklemen lazım. Adamlar batarken, ister istemez devlet kamulaştırmak zorunda kalacak. Bir sürü insan işsiz kalacak. Arjantin radikal seçeneği seçti çünkü halk ayaklanmıştı. Bu yoksullaşmanın maliyetini halk tek başına nasıl üstlenecek. Burjuvaziden servet vergisi ile ortak olmasını isteyeceksin. Bu çok zor bir seçenek. Bankalar büyük ihtimalle kamulaştırılacak. Alacağını TL’ye çevirip, kuru da enflasyona bağlayabilir. Türk bankalarından alacakların hepsi TL’ye çevrilebilir. Bu bir pazarlık gücü ve ihtimal dahilindedir. Tarih boyunca bu borçlar zaman zaman ödenmemiştir. Yunanistan bunun sınırına geldi. Maliyeti de AB’den değil Euro’dan çıkmaktı. Bunun sonunda Türkiye, planlamaya geçecek. Bütün mesele dünyada yalnız kalır. O zaman kendine yeni hakiki ortaklar bulabilirsin. Bu seçenek dünyaya meydan okunma seçeneğidir. Arjantin o güçteydi çünkü cari açık vermiyordu. Bu politikaları uyguladığı tüm yıllarda cari açık vermedi. O nedenle dış borçları ödememenin maliyeti ağır olmadı. Bu, 1998 ve 2001'de yapılabilirdi. Arjantin bu yolu seçtiğinde Türkiye’nin bu kadar ithalat bağımlılığı yoktu.

 

 
9 Ağustos 2018 Perşembe 22:37 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Mustafa Önsel
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Türker Ertürk
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
18
11
5
2
38
2
Galatasaray
18
9
5
4
32
3
Malatyaspor
18
9
5
4
32
4
Kasımpaşa
18
9
2
7
29
5
Trabzonspor
18
8
5
5
29
6
Beşiktaş
18
8
5
5
29
7
Konyaspor
18
7
7
4
28
8
Antalyaspor
18
8
4
6
28
9
Sivasspor
18
6
6
6
24
10
Bursaspor
18
4
10
4
22
11
Göztepe
18
7
1
10
22
12
Alanyaspor
18
6
3
9
21
13
Kayserispor
18
5
5
8
20
14
Ankaragücü
18
6
2
10
20
15
Fenerbahçe
18
3
8
7
17
16
Akhisar Bld.Spor
18
4
5
9
17
17
Erzurum BB
18
3
7
8
16
18
Çaykur Rizespor
18
2
9
7
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
17.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu010238404252
 
On Numara
21.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu03041416222431353940414345495156617273777980
 
Sayısal Loto
19.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu082024252837
 
Şans Topu
16.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu091218202301
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:07
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık