ABD-Türkiye gerilimi ve direnişte tek yol!

ABD-Türkiye gerilimi artar, ABD yeni tehdit ve yaptırımlarla baskısını arttırırken, Türkiye buna nasıl direnebilir? Daha önce böyle bir kriz yaşandı mı? Türkiye'nin en büyük silahı ne? Türkiye'nin en büyük zafiyeti Tek Adam yönetimi ile bu krizlerden çıkılabilir mi? İktidar ne yapmalı? Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, bu soruların yanıtlarını aradı...

ABD-Türkiye gerilimi ve direnişte tek yol!

İNİŞLİ-ÇIKIŞLI

ABD-Türkiye ilişkileri hiçbir zaman Erdoğan yönetimi ya da AKP iktidarı döneminde olduğu kadar inişli çıkışlı olmadı.

Menderes dönemi dahil hiçbir dönemde iki ülke bu kadar yakın durmadı. Öyle ki, AKP iktidarının lideri Erdoğan, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)’nin eş başkanıyım bile dedi.

Bugün ise, uzun yıllardır ilk kez Türkiye-ABD ilişkileri böylesine ağır bir kriz yaşıyor.

SİLAH AMBARGOSU

ABD, 1974’de Bülent Ecevit yönetimine de ambargo uyguladı. ABD haşhaş ekimini sınırlandırmasını istedi, Ecevit iktidarı Anadolu köylüsünün çıkarlarının yanında yer aldığı için askeri ambargoya maruz kaldı. Tabi CHP-MSP/ Ecevit-Erbakan koalisyonunun kararıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nı unutmayalım.

İKİNCİ ECEVİT KIRILMASI, ASKERSİZ DARBE

O tarihten sonra en önemli kırılma, 25 yıl sonra yine bir Ecevit hükümeti sonrasına geldi. Ecevit başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin ABD’nin Irak işgaline karşı çıkması ve bu konuda ABD baskılarına boyun eğmemesi, çeşitli siyasi entrikaları da içeren bir tasfiye sürecine yol açtı. Yani ABD, koalisyonu tasfiye ettirdi. Aslında ABD’nin askersiz bir darbesiydi bu!

TEZKERE KRİZİ

3 Kasım seçimlerinde ABD’nin büyük destek verdiği AKP, iktidara geldi. Masadaki ilk dosya, DSP-MHP-ANAP koalisyonuna kabul ettiremediği Irak’ı Türkiye’den işgal planıydı. Erdoğan milletvekillerini ikna için çok uğraştı. Ama meclise gelen Başbakanlık tezkeresi, CHP grubu ve bir kısım yurtsever AKP’li vekilin oyuyla reddedildi.

ABD buna çok sert tepki verdi. İlişkiler bir süre askıda kaldı. Ancak AKP hükümeti, tezkereyi aratmayacak ayrıcalıklarla işgale her türlü desteği vermeye devam etti.

TÜRKİYE’YE BOP GÖREVİ

AKP’nin 2., 3. hükümetleri döneminde ABD ile çok yakın ilişkiler yaşandı. Türkiye ABD’nin yeni egemenlik ve sömürü düzeni olan, İslam dünyasını ‘ehlileştirmeyi’ amaçlayan Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında çok ciddi roller oynadı. Libya’nın çok kanlı bir NATO baskınıyla ezilmesi, Arap dünyasının BOP'a uyumlaştırılması, Suriye’nin ABD ve Batı çıkarlarına uygun hale getirilmesi için önemli görevler üstlendi AKP iktidarı. İktidar yetkilileri ve medyası o dönemde ABD emperyalizminin en keskin savunucularıydı

ABD İLE KOPUŞ, DARBE GİRİŞİMİ

Yıllardır hazırlık yapan Fethullah Cemaati (şimdiki adıyla FETO), önemli ölçüde devlette kadrolaştı, orduya ve cumhuriyetçi toplumsal muhalefete karşı operasyonlar yaptı, Erdoğan yönetimini de kullandı. Ne ki, Erdoğan’ın daha çok Müslüman Kardeşlerle ilişkilerini geliştirmesi, Sünni İslamcı örgütlerin bir kısmının ABD ve Batı çıkarlarıyla çelişmesi, giderek bir ayrışma sürecini getirdi.  İktidarın en önemli koalisyon ortağı Fethullah Cemaati ile AKP arasında, ABD çıkarları ekseninde büyük kopuş başladı..

Kanlı 15 Temmuz cemaatçi darbe girişimi de böyle bir hedefin sonucuydu. Ancak, ordu içindeki özellikle Kemalist-laik cumhuriyetçilerin çabaları ve gösterilen toplumsal tepki sonucu darbe başarılı olamadı.

GÜLEN-ZARRAB-BRUNSON

İran ambargosunun delinmesi sürecinde oluşan kirli ortamın ve bazı bakanlara yönelik rüşvet iddialarının odağındaki kişi Zarrab ile Halk Bankası genel müdür yardımcısı Hakan Atilla'nın ABD’de tutuklanıp yargılanmaları, yeni kırılmalara neden oldu. Çünkü bu dava AKP iktidarına karşı kullanılabilecek siyasi bir içerik de taşıyordu.

Bu kez Türkiye, İzmir’de küçük bir cemaati bulunan, ABD’yi yöneten iktidar seçkinleriyle aynı mezhebe  mensup (Evangelist) Rahip Brunson’u, PKK’ya destek iddiasıyla tutukladı. İki ülke ‘hukuk görüntüsü’ arkasında bilek güreşine girişti. Tabi darbe girişiminin lideri olarak görülen Fethullah Gülen’in iade istemi de ayrı bir sorun.

ERDOĞAN YÖNETİMİ ADINI KOYAMADI

15 Temmuz darbe girişiminde ABD’nin rolü Erdoğan yönetimi tarafından net olarak koyulmadı. İç siyasette desteğin varlığı belirtilirken, dış siyasette görmezden gelindi.‘Üst akıl’ iddiaları hep isimsiz kaldı.

ASIL SORUN

Erdoğan ve yönetimlerinin Orta Doğu’da çok tutarsızlıkları ve fahiş hataları oldu. ABD ve Batı çıkarları adına çok yanlış işlere imza attı Erdoğan iktidarı. Bugün Suriye, Irak’ta olup bitenlerin en büyük sorumlularından biri. Son dönemlerde ABD-İsrail çıkarlarına hizmetten ayrılarak daha bağımsız bir noktaya geldi.

Bugün Orta Doğu’da ABD ve Türkiye karşı karşıya görünüyor. ABD, Türkiye’deki ayrılıkçı terör örgütü PKK ile Suriye’de ittifak halinde. Türkiye ise, ABD’nin en büyük rakibi Rusya ve en büyük düşmanı İran ile ittifak durumunda.

Suriye’de son günlerde sergilenen birlikte çalışma ya da ittifak fotoğrafları çok yanıltıcı.

Rusya'dan S 400 hava savunma sistemi alınması, Doğu Akdeniz'deki fdoğalgaz üzerinden yaşanan gerilim, İran ambargosuna Türkiye'nin itirazları diğer başlıklar.. 

YAPTIRIM KARARLARI

İşte böyle bir ortamda ABD Türkiye’ye karşı yaptırım kararları almaya başladı. Adalet ve İçişleri bakanlarına yaptırımı simgesel. Ancak birkaç saat sonra Senato’dan, parası verilen F 35 uçaklarının Türkiye’ye teslimini önleyen yaptırım kararı, somut sonucu olan bir gelişme. Karar yetkisi Başkan Trump’a bırakıldı. Yani Türkiye’ye baskı için kullanılacak bir araç.

Ve daha birçok kriz başlığı sırada bekliyor!

ABD EMPERYALİZMİNE KARŞI KARARLI TUTUM

Yaptırımlar devam edebilir. ABD emperyalizminin Türkiye’ye yönelik baskı ve tehditlerine elbet de çok net biçimde karşı çıkmak gerekir. Her ne kadar bu işlerde Erdoğan ve AKP politikalarının da önemli etkisi varsa da, sonuçta bütün bu süreçten Türkiye olumsuz etkilenecektir. Türkiye’nin ulusal çıkarları ve halkın durumu, Erdoğan’dan da iktidarından da önemlidir.

EN BÜYÜK SİLAH

Türkiye baskılara karşı ortak bir duruş sergilemelidir. Ancak Erdoğan yönetimi otoriter, anti demokratik, ülkenin birliğini ve barışını bozan karar ve eylemlerinden, toplumsal ve siyasal muhalefeti düşman gösteren dışlayıcı söyleminden derhal vazgeçmelidir.

Bu baskılar, yaptırımlar, tehditler ve sonuçları, otoriter Tek Adam Yönetimi ile değil, demokratik hukuk düzeni ve siyasal-toplumsal kucaklaşmayla aşılabilir.

Küresel baskılara karşı en büyük silah, Türkiye’nin birliğidir. Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı düzen Türkiye’yi ayrıştırıp bölüyor. Oysa bu ülkenin barışa, barışmaya; ortak yazgıda, ortak geleceğe yürümeye, dayanışmaya ihtiyacı var.

Erdoğan bütün bunları yapıp Türkiye’yi mi kazandıracak, yoksa baskıcı ve ayrıştırıcı politikayı sürdürüp, baskılara boyun eğerek ABD ‘yi mi kazandıracaktır?

 



2 Ağustos 2018 Perşembe 06:57

http://www.viratrabzon.com/haber/abd-turkiye-gerilimi-ve-direniste-tek-yol-48744.html