Erdoğan'dan yeni bir aldanma itirafı
A. Şefik Mollamehmetoğlu

30 Maddede 15 Temmuz ve tespitler!

A. Şefik Mollamehmetoğlu
ahmet-sefik@hotmail.com

 
15 Temmuz 2017 Cumartesi 01:24 
Yorum YapYazdır
 
 

 

DARBENİN KİMLİĞİ

1.Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişimi, çoğu ordu içine sızmış-sızdırılmış ya da gizlenmiş dinci Fethullah Gülen Cemaati’ne mensup kişiler tarafından düzenlenmiştir.  Darbe girişimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı karanlık ve derin kurumları tarafından desteklenmiştir.  Yani bu darbe girişimi dinci, cemaatçi ve işbirlikçi bir girişimdir!

TEMEL AMAÇ VE BEKLENTİLERİ

2.Darbenin üç temel amacı vardır.

En önemli amacı Türkiye Cumhuriyeti ele geçirmek, laik cumhuriyeti ortadan kaldırarak yerine, ABD emperyalizmine ve küresel sermayeye bağlı Ilımlı İslamcı bir model kurmaktır. Bu arada Tük Silahlı Kuvvetleri içindeki direnişin tamamen kırılması da hedeflenmiştir.

İkinci amacı, son birkaç yıldır kontrolden çıkmış olan Erdoğan ve siyasi iktidarın tasfiyesidir.

Üçüncüsü, Büyük Orta Doğu Projesi’nin uygulanması ve Rusya-İran gibi büyük engellerin kuşatılıp kontrol altına alınmasında kesin bir stratejik üstünlük kurulma beklentisidir.

BURAYA NASIL GELİNDİ?

3. Birincisi 2002 öncesi dönem.

ABD ‘nin NATO çerçevesinde üye ülkelerde oluşturduğu sistemi ele geçirme ve muhalif güçleri susturma işlevi gören gizli yapılanma gladyo ve ve ona bağlı paramiliter örgütlenmeler içerisinde çok sayıda yapılanmadan biri de Fethullah Gülen örgütlenmesidir. Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri ile başlayıp Nur cemaatinden ayrılarak oluşturulan yeni cemaat yapılanması, uzun ve sabırlı bir strateji ile devletin en duyarlı yerlerine kadar sızmıştır. Özellikle 12 Eylül Amerikancı darbe sonrasında büyük bir atılım içine giren cemaat, yurtlar, cemaat evleri ve okulları ile giderek kendisini hissettirmeye başlamıştır.

YEREL VE KÜRESEL ÖRGÜTLENME-OKULLAR

4. Küreselleşme, tek kutuplu dünya, gladyoların dağılması ve yeni yapılanmaların ortaya çıkması ile, ‘’dinler arası diyolog’’ çerçevesinde uluslararası bir karakter kazanmış, kazandırılmıştır. İslam ülkeleri ve Müslümanların bulunduğu ülkeleerde, son rakamla 172 ülkede okullar kurmuştur. AKP döneminde iktidar olmanın verdiği olanaklarla hem dünyada ve hem de ülkede yüzlerce okul, yurt ve benzeri kuruma ulaşmıştır. Bu oluşumların finansmanı için, ülke içinden cemaat aracılığıyla toplanan paralar kadar, ABD’nin bazı özel mali desteklerinden de söz edilmektedir. Bu okullardaki amaç, İslam dünyası ve Tük cumhuriyetlerinde Amerikancı-emperyalist politikalara uygun bir yapının oluşturulmasıdır. Örgütün palazlanmasında, siyasi iktidarların oy uğruna cemaati koruyan yaklaşımları kuşkusuz etkili olmuştur.

AKP-CEMAAT KOALİSYONU

5. İkinci başlık ise AKP’nin iktidara gelme süreci ve AKP-Cemaat koalisyonudur. DSP-MHP-ANAP koalisyonu, özellikle Orta Doğu’da ABD çıkarlarının önünde engel olmasından dolayı küresel bir komployla darmadağınık edilmiştir. Bu dönemlerde, Milli Görüş Hareketi içinden kopan Yenilikçiler, ABD ve Avrupa’nın desteğine mazhar olmuştur. Yani bir iktidar alternatifi olarak hazırdır!  

AKP’nin 2002 seçimleriyle iktidara taşınmasında bu kesimlerin büyük desteği görmezden gelinemez. ABD, giderek gelişen ulusal bağımsızlıkçı hareketi karşı da Ilımlı İslam tezinin yaşarlık bulacağı bu harekete gönül bağlamıştır. İktidara hazırlıksız yakalanan AKP’nin imdadına, Fethullah Gülen Cemaati’nin uzun yıllarca sabırla devlete yerleştirilen kadroları yetişmiştir. Cemaat iktidar olanaklarıyla müthiş bir yayılma, sızma harekatı gerçekleştirmiştir. Bu arada ulusalcı güçlere,  toplumsal muhalefet ve özellikle ABD baskıları karşısında direnen Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kumpas operasyonları tezgahlanmıştır. 

Erdoğan, ‘’Büyük Orta Doğu’nun eş başkanıyım’’ derken,  dışarıda  BOP stratejisine destek sağlayan, içeride ise lideri ABD’de bulunan cemaate  ‘’ne istediyse veren’’ bir konumdadır  Erdoğan ve yönetimi, başta Adalet, İçişleri, Milli Eğitim ve TSK olmak üzere devletin en hassas kurumlarını cemaate teslim etmiştir. Cemaat de bu gücünü kadrolaşmada ve hedeflenen yapının inşası için kullanmıştır.

AYRIŞMA NEDEN OLDU?

6. Peki ne oldu da AKP ile cemaat, Erdoğan’la Amerika’da oturan Fethullah Gülen ayrıştı? Ne oldu da daha düne kadar Gülen’e, ‘’Gel de bitsin bu hasret’’ diyen Erdoğan, devlette oluşturulan paralel yapıyı terör faaliyeti gibi görmeye başladı?

Söylenecek çok şey var. Ama iki temel unsur öncelikli. Birincisi, içeride cemaat virüs gibi yayılırken artık Erdoğan’ın iktidarı çökmeye başladı. Ordu, devlet kurumları ve toplumsal-siyaset muhalefete yönelik ağır saldırılarla altı oyulan Erdoğan, ortada kalakaldı! Cemaatle AKP arasındaki iktidar kavgası, büyük bir savaşla çözülebilecek bir hesaplaşmayı zorunlu kıldı.

İkinci temel unsur dış politika ile ilgili. ABD ve küresel güçlere uzun süre hizmet eden politikalar uygulayan Erdoğan yönetimi, dinci reflekslerle Müslüman Kardeşler başta olmak üzere dini frekanslı gruplarla hareket etmeye başladı. Özellikle Suriye’de ABD’nin planının dışına çıktı. ABD ne kadar da Sünni İslami devlet ve örgütleri kullanıyorsa da, daha radikal unsurlar denetimden çıkıp Erdoğan’la yeni bir gündem yaratmaya yönelince, tasfiye projesi devreye sokuldu. Özellikle MİT operasyonuyla Erdoğan düşürülmeye çalışıldı.

17-25 ARALIK OPERASYONU

7. Yaratılan kirli ortamda yolsuzluk, kamu olanaklarını kötüye kullanma ve rüşvet sarmalı, cemaat tarafından siyasal iktidarın tasfiyesinde bir koz olarak kullanılmaya başlandı. Yıllardır Erdoğan, bakanlar ve önemli isimleri dinleyen cemaat yapılanması, 17-25 Aralık’ta bunları ifşa etti. Böylece, cemaat okullarının kapatılması ile kızışan savaş, çok yıkıcı bir duruma sıçradı. Cemaat ne kadar da bu belge ve bilgileri iktidarı tasfiyede bir araç olarak kullanmayı amaçlasa da, haklı olarak muhalefet, yolsuzluk ve rüşvet skandallarının peşine düştü. Evet bu bir iktidarı tasfiye harekatıydı, ancak ortadaki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları göz ardı edilecek gibi değildi. Ki sonra hepsinin üzeri kapatıldı.

ORDU İÇİNDE YAPILANMA

8. Yıllardır ordu içinde süren gizli yapılanma, çok büyük boyutlara ulaştı. 2013’te alevlenen AKP-cemaat savaşı sürerken, cemaatin devlet içindeki yapılanması devam etti. Hatta  AKP’li milletvekillerinin yasa önerisi ile orduda birçok subayın tasfiyesi ve yerlerine cemaatçilerin yerleştirilmesini gerçekleştirecek ölçüde.  Ancak darbe için zaman kollayan cemaatin ordu içinde yapılanmasına yönelik büyük operasyon hazırlığı yapılırken, kanlı darbe girişimi gerçekleşti.

ERDOĞAN’IN İTİRAFLARI

9. Fethullah Gülen Cemaati ya da Fethullahçı yapılanmanın bugünkü duruma gelmesinde kuşkusuz ki eski siyasilerin etkisi vardır. Ancak bu etki, Erdoğan ve AKP’nin sorumluluğu yanında devede kulak bile değildir. F Tipinin büyük bir güç olması, devleti ele geçirmesi, iktidarı yönetecek güce gelmesi, 2002-2013 arasındadır.

Nitekim Erdoğan, 20 Mart 2015’te  Ergenekon-Balyoz kumpasları için şöyle der:

"Yakın zamanda komutanlarımıza, subaylarımıza, askerlerimize yönelik operasyonları da ben aynı kapsamda değerlendiriyorum. Suçluyla suçsuzun, gerçekle yalanın, doğruyla yanlışın aynı torbaya konularak yürütüldüğü bu operasyonlarla, şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi. Aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye'yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık. Samimiyetle ifade ediyorum’’

Trabzon mitinginde 28 Temmuz 2016’da şöyle der Erdoğan: ‘’Ne istediniz de vermedik?’’

Yine Erdoğan 3 Ağustos 2016’da  şöyle özür diler: ‘’Rabbimden af diliyorum, milletimden özür diliyorum.’’

Peki ülkeyi böylesine ele geçiren, kanlı bir darbe girişimi yapan, ülkenin bütün dengelerini altüst edip birçok insana karşı ağır suçlar işleyen bir yapıya her türlü desteği verip özür dilemek yeter mi?

Erdoğan ve arkadaşları 11 yıllık koalisyon ve desteğin getirdiği tahribat, ‘’aldatıldık’’ demenin ötesinde sonuçlar taşımalıdır. Ülkeyi yöneten kişi ve yönetimi aldatılabiliyorsa, yüzbinlerce takipçi ya da sempatizanı da aldatılmış olarak kabul edilebilir mi?

F TİPİ UYARISI

10. F Tipi (Fethullahçı) cemaatçiliğin devlet içinde yapılandığı uzun yılların bilgisidir. Bu konuda çok sayıda uyarı yapılmış, davalar açılmıştır. AKP’nin iktidara gelmesinden sonra yapılan ilk işlerden biri, F Tipi yapılanmanın bir terör örgütü olduğu yolunda iddiaların yer aldığı davanın aklamayla sonuçlanması olmuştur. 11 yıllık AKP-Fethullahçı Cemaat ortaklığında, bu tehlikeye dikkat çekenler ve tehdit olarak görülenler en ağır baskılara uğramıştır. AKP  bu hareketi, ‘’çok iyi niyetli bir dini-sosyal bir hizmet hareketi’’  olarak gördüklerini söylemiştir.  

EN ÖNEMLİ ADIM

11. Dönüşümde 2010 anayasa değişikliği milat oldu. Bazı solcu ve liberallerin yetmez ama evet sloganı ile destekledikleri bu değişlikle, cemaatin özelikle yargıyı teslim alma operasyonunun önü açılmış oldu.

KARANIK NOKTALAR

12. Darbe girişimi ile ilgili hala bazı karanlık noktalar bulunmasına ve davaların sürmesine karşın, anlaşıldığı kadarıyla darbenin ifşa olmasıyla harekat öne alındı. Girişimin başarısız olmasında en büyük etkenlerden biri de bu oldu. Türkiye’de darbe yapılacağı yolunda ABD kaynaklı bazı bilgiler gelse, bu tür sızmalar yaşansa da, ne yazık ki iktidar ve devletin istihbarat güçleri yeterli bir çalışma ortaya koymadı-koyamadı, ki bu anlaşılabilir değil!

CUNTA HAREKETİ

13.Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasında en önemli etkenlerden biri, cemaatçi-Amerikancı kalkışmaya ordunun büyük çoğunluğunun katılmamasıydı. Ordunun yüksek rütbeli kademesinin neredeyse yarısı darbecilikle suçlanırken, dev ordu yapısı içinde darbeye katılanların çok küçük bir azınlık olması, başarısızlığı getirdi. Yani hareket, ordu içinde küçük bir azınlığa dayanan cunta kalkışmasıydı.

MECLİS DİRENİŞİ

14. Başarısızlıkta ikinci önemli etken ise, başta siyaset kurumu olmak üzere darbecilerin ‘örgütsel anlamda’ hiçbir siyasi ve toplumsal desteği olmamasıydı. Zaten ilk andan itibaren AKP, CHP, MHP, HDP ve diğer partiler darbe girişimine karşı tavır aldı. Meclis bombalanırken ortak bir duruş sergiledi.

SOKAK

15. Üçüncü önemli etken ise, bir kısmı kendiliğinden, ancak özellikle Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa çıkan vatandaşların darbecilerle karşı karşıya gelmesi oldu. Bu durum Türkiye’deki darbeler tarihinde ilk kez yaşanan bir durumdu. Erdoğan dün ve bugün her fırsatta sokağı terörle eşdeğer görüyor ama, beki de kendisini kurtaran hamle de sokak oldu!

MEDYA

16. Diğer bir erken ise, özellikle iktidar baskısındaki medyanın darbeye karşı tutumu oldu. Erdoğan’ın CNN’de yayınlanan çağrısı, cemaat medyası dışında tüm medyanın karşı tutum alması, darbecilerin başarı sağlayamamasında etkili oldu.

KISA SÜREN DAYANIŞMA

17. Darbenin savuşturulmasının ardından siyasette ve toplumda büyük bir dayanışma yaşandı. Mecliste 4 partinin tarihi dayanışması, Yenikapı’da simgeleşen ortak mitinge yansıdı. Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli halka birlikte seslendi.

TARİHSEL FIRSAT KAÇTI

18. Ancak kısa zamanda bu birlik havası bozuldu ve tarihsel bir fırsat kaçırıldı. Erdoğan ve siyasi iktidar, darbenin tam olarak savuşturulması ve ülkede artık darbelere meydan vermeyecek ortamın hazırlanması yerine, bu durumu kendisi açısından fırsata çevirerek kendi gündemini gerçekleştirme yoluna gitti.  İktidar,  demokrasi ve hukukun üstünlüğünün güçlenmesi, devlet mekanizmasının cemaat  ya da çıkar gruplarının işgallerinden kurtartılması için mücadele yerine, kendi güvenliğini ve kendi yerini  sağlamlaştırmayı seçti.

OHAL VE KHK’LAR AMACINDAN APTI!

19. Böylesine büyük bir saldırı karşısında makul süreli bir olağanüstü hal anlayışla karşılanabilirdi. Ancak OHAL ve bu kapsamda çıkarılan Kanun Gücünde Kararnameler, darbecilerle ve paralel yapıyla mücadele yanında, Erdoğan yönetimine karşı her tür muhalefeti hedefleyen bir görüntüye büründü.

TEK ADAM YÖNETİMİ DAYATMASI

20. Türkiye böylesine ağır bir ortamda iken, birden bire başkanlıkla ilgili anayasa değişikliği, üstelik muhalefetteki Bahçeli tarafından gündeme getirildi. Zaten o andan itibaren MHP, AKP iktidarı ve Erdoğan yönetiminin fiili ortağı konumuna geldi. Ki, bu durum MHP’de  çok büyük bir muhalefet yarattı.  Erdoğan-Bahçeli koalisyonu bir yandan ülkeyi tek adam yönetimine götürecek anayasa değişikliğini meclisten geçirirken, bu koalisyona kitlesel destek sağlamak için milliyetçilik üzerinden birçok politik manevrayı devreye soktu. Büyük bir siyasal ve toplumsal kucaklaşmaya ihtiyaç varken, terör örgütleriyle muhalefeti aynı potada gösteren, hatta her türlü muhalefeti terör ve vatan hainliğiyle eşdeğer sayan bir hastalıklı zihniyet algısı yaratılmaya çaba harcandı.

TARTIŞMALI SONUÇ

21. Bütün olumsuzluklara, baskılara, devlet olanaklarına; büyük medya gücü ve manipülasyonlarına, tehdit ve şantajlara, hayır oyu verenlerin terörist sayılmasına karşın, gerçekleşen halk oylaması kafa kafaya bitti. Yüksek Seçim Kurulu’nun çok tartışmalı müdahaleleri ile, tek adam yönetimine ilişkin anayasa değişikliğinin geçtiği açıklandı. Birbirine yakın bu sonuç, Erdoğan ve yönetimini kaygılandırırken, muhalefete ortak davranma konusunda cesaret verdi.

YANLIŞ UYGULAMALAR VE MAĞDURİYET ALGISI

22. Bu arada sürdürülen FETÖ mücadelesinde birçok zafiyet ortaya çıktı. Elbet de darbeciler en ağır biçimde cezalandırılmalıydı. Ancak silahlı kuvvetler, polis ve adalet teşkilatını esas alan bir mücadele söz konusuydu. Suçlular yanında birçok mağdur insan yaratılmıştı. Toplumda mağduriyet hissi arttıkça darbe ile mücadelede meşruiyeti tartışmalı hale gelmekteydi. Özellikle başta Cumhuriyet ve Sözcü olmak üzere muhalefetin sesi olan medyaya yönelik gözaltı ve tutuklama uygulamaları, bu mücadelenin sorgulanmasına neden oldu. Üstelik bunu dile getiren başta ana muhalefet partisinin eleştirilerini anlamaya çalışmak yerine kötü niyetli olarak yaftalamak, toplamda zaten yaşanan bölünme ya da ayrışmayı arttırmaya-keskinleştirmeye neden oldu.

SİYASİ AYAK NEREDE?

23. Darbecilere karşı mücadeleye güveni azaltan en önemli etken ise, bu girişimin siyasi ayağına ilişkindi. Öyle ya, eğer bu darbe gerçekleşseydi cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, ordu ve mit komutanı, emniyet müdürü, valileri, sivil bürokrasisi kim olacaktı? Çok sayıda AKP’li vekil bir biçimde cemaat ya da Gülen’le ilişkideyken, çok sayıda vekil, cemaatin haberleşme kanalı Bylock sistemine üye iken, neden siyasal ayağa ilişkin bir operasyon yoktu?

Buna verilen en yaygın yanıt işse, siyasi ayağın saklandığı, tek adam yönetimini tam olarak getirecek 2019 seçimleri öncesinde AKP’de esaslı bir bölünme yaratacak bir süreci başlatmamaktı.

Yani darbenin ya da cemaatin siyasi ayağı orada duruyor ve hatta iddialara göre birlikte fotoğraf veriliyordu ama, darbeye karşı açıkça direniş gösteren siyasi muhalefet darbe ve terör destekçiliği ile suçlanıyordu.

ADALET SORUNU ÇÖZER

24. Eğer 15 Temmuz’da yüzlerce kişinin ölmesine, binlercesinin yaralanmasına neden olan kanlı olayların ortaya çıkartılması ve hesabının sorulması isteniyorsa, adaleti, hukukun üstünlüğünü sağlamak gerekiyor. Gerçek suçluları bulup en sert biçimde cezalandırmak amaçlanmalı. Ancak katillerle sempatizanları ya da aldanmışları birbirinden ayıracak mekanizmaları oluşturmak gerekiyor.

F TİPİ CEMAAT YERİNE DİĞER CEMAATLER

25. Bu darbe girişimi, dini bir cemaatin emperyalist odaklarla kalkıştığı bir kanlı saldırıdır. Cemaatleri devlet içine sızdırmanın, cemaatlerle kadrolaşmanın nasıl ağır ve yaşamsal sonuçlara yol açacağı ne yazık ki anlaşılamamıştır. Fethullahçı cemaat tasfiye edilirken yerini ya Nakşibendi hizipleri, ya Menzil, İsmailağa, Nurcu bazı gruplar başta olmak üzere dini cemaatler ve tarikatlar alırken, bir yandan AKP kadrolaşması ile diğer vatandaşlara ayrımcılık yapılmaktadır. Oysa devlette liyakatin, hak edebilirliğin, bilginin, deneyimin ve kuralların egemen olması, en önemli güvence olacaktır. Liyakat yerine adamcılık, cemaatçilik, partizan kadrolaşma, devletin-toplumun felaketidir.

CEMAAT OPERASYONU TRABZONLA BAŞLADI!

26. AKP-Cemaat ortaklığı sırasında birçok komplo, kışkırtma, kumpas operasyonu gerçekleştirilmiştir. Ergenekon ve Balyoz davasından Trabzon’da 2004-2007 arasındaki bazı olaylara, Hrant Dink cinayetinden Malatya Zirve Kitapevi baskınına kadar birçok olay, ABD’nin  başını çektiği küresel güçlerin hedeflediği bir Türkiye için, ortam yaratmaya yönelik olaylardır. Yani darbe süreci 2004-2005’lerde başlamıştır. Cemaat yapılanmasının eyleme geçmesi Trabzon’da başladı denilebilir.

TEK ADAM YÖNETİMİ YENİ TEHLİKELERE ZEMİN HAZIRLAR

27. Demokrasiyi, hukuku, barışı ve toplumsal uzlaşmayı sağlamakla gerçek anlamda bir güven sağlanabilir.   Tek adam yönetimi, demokratik sistemi ve çok sesliliği dinamitlediği gibi, darbe ve benzeri yukarıdan aşağı müdahalelere daha çok zemin hazırlayacaktır. Sarayı ele geçiren, sistemi ve ülkeyi de ele geçirecektir. Bu nedenle muhalefeti düşman gösterip toplumsal ve siyasal bölünmeden medet ummayı bir yana bırakıp, ülkenin çok ağır saldırılarla karşı karşıya olduğu bir ortamda, toplumsal kucaklaşmayı sağlamak gerekmektedir.

GERİLİM VE MUHALFETİ TERÖRİST GÖSTEME SİYASETİ

28. Son siyasal gelişmeler göstermektedir ki, Erdoğan yönetimi ve muhalefet 2019 seçimleri kampanyasına başlamıştır. Muhalefet daha gerilimden uzak ve başta Hayır Bloğu olmak üzere bütün kesimlerle kucaklaşmaya yönelik bir strateji uygularken, Erdoğan yönetimi yine terör-hainlik-yabancı işbirlikçiliği gibi çok ağır suçlamalarla gerili arttırma yolunu seçmektedir.  Ki, iktidar koalisyonu tarafından bir siyaset yapma biçimi olarak uygulanan gerilimin, giderek daha da artması beklenmelidir.

15 TEMMUZ’UN YILDÖNÜMÜNDE NEREDEYİZ?

29. 15 Temmuz’un birinci yıldönümünde darbelere karşı ortak bir tavır vermenin çok uzağında, bölünmüş, parça parça olmuş bir tablo var. Bunda en büyük sorumluluk iktidarın ve Erdoğan’ındır. Bu görüntü Türkiye için de, iktidar içinde büyük bir zafiyettir. Erdoğan, muhalefeti düşman gibi göstermekten vazgeçip, ondan yararlanmaya kalkarsa, hem ülke hem de iktidarı çok şey kazabilir. Erdoğan, ortağı Bahçeli ve iktidara rampa yapmış bazı siyasi figürler, yüzde 50’lik muhalefet gücünü dışlamakla bir yere varamaz. Hatta kendi sonlarını hazırlarlar. Ama bu arada ülkeyi de gereksiz yere de hırpalamış olurlar.

DIŞARIDAKİ TÜRKİYE ALGISI

30. Yazık ki bugün Türkiye’nin dünyadan görünümü çok kötüdür. Özgürlüklerin ve demokrasinin askıya alındığı, siyasal ve toplumsal muhalefetle basının baskı altında tutulduğu, hukukun işlemediği, ülkenin başında oturan bir kişinin her şeye egemen olduğu, karanlık bir tablodur bu.

Burada ABD ve Avrupa Birliği’nin ikircikli, çifte standartlı, iki yüzlü politikaları elbet de görmezden gelinemez. Ancak bütün bu kötü görüntüde iktidarın uygulamaları, yaklaşımı ve seçimlerinin büyük payı görülmelidir.

Türkiye böyle bir görüntüyü asla hak etmemektedir. Türkiye elbet de emperyalist ya da Batılı ülkelerin istediği gibi olmamalıdır. Ancak bu dayatma ve baskıları ortadan kaldıracak en önemli adım, iktidarı ile muhalefeti ile ülkenin geleceği için ortak bir perspektifin ortaya konması olacaktır.

Özgür ve demokratik bir ortam, demokratik siyaset, özgür basın, işleyen bir adalet  ve hukuk sistemi, Türkiye’nin olumsuz görüntüsünü kaldıracağı gibi, senaryoları da boşa çıkaracaktır.

Siyasi iktidar, içeride muhalifleriyle, dışarıda dünyayla kavga etmekten vazgeçmelidir.

 
15 Temmuz 2017 Cumartesi 01:24 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1364 - 11.000 kişilik Osmanlı Ordusu ile 20.000 kişilik Haçlı Ordusu Sırpsındığı Savaşı'nda karşılaştı.
1930 - Adana'da Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1932 - Türk Dil Kurultayı toplandı. Yüzyıllar boyunca Türk diline giren yabancı kelimeler Türkçe'den arındırıldı. Dil Bayramı ilk kez kutlandı.
1938 - Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda hafif bir rahatsızlık atlattı.
1940 - Türk-Rumen Ticaret Antlaşması imzalandı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda Kiev Muharebesi sonuçlandı.
1947 - İngiltere, Filistinlilerle Yahudilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini açıkladı; Bu nedenle Filistin'i boşaltma kararı aldı.
1962 - Sağ eğilimli "Irkçı Türkler Derneği" kuruldu.
1964 - Kıbrıs Türk ve Yunan alayları Kıbrıs Barış Gücü emrine verildi.
1971 - Yılmaz Güney, Altın Koza Film Festivali'nde tüm ödülleri aldı. Güney, Altın Koza ödülünü Türk Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na verdi.
1978 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter Türkiye'ye uygulanan ambargoyu kaldıran yasayı onayladı.
1984 - Çin ile İngiltere, Hong Kong'un 1997'de Çin kontrolüne geçmesi için anlaştılar.
1990 - Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşar yardımcısı Hiram Abas İstanbul'da Devrimci-Sol örgütü tarafından öldürüldü.
1999 - Jandarma Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'de operasyon düzenledi; 10 mahkum öldü. Ulucanlar operasyonuna katılan 161 jandarma görevlisinin yargılanması sürüyor.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:24
  • Güneş06:05
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:46
  • Akşam18:21
  • Yatsı19:49
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
25.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu06081115212223293334404243454849596770727678
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık