Trabzon'a kim ihanet etti?
A. Şefik Mollamehmetoğlu

AKP'nin fahiş, CHP liderliğinin büyük hataları

A. Şefik Mollamehmetoğlu
ahmet-sefik@hotmail.com

 
13 Eylül 2017 Çarşamba 16:03 
Yorum YapYazdır
 
 

Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafya tarihi bir dönemden geçiyor.  Kağıtlar karıldı ve yeniden bir dağıtım söz konusu. Büyük satranç oyununda hata yapanın şansı yok.

Türkiye, özellikle son 6-7 yılda komşular ve Orta Doğu politikasında tam anlamıyla hezimete uğradı. Önce Büyük Orta Doğu Projesi’nin taşeronluğuna soyunan ve emperyalizme hizmet eden iktidar, sonra ideolojik güdülerinin de etkisiyle bölgesel maceralara girişti.

Sonuçta ülke,  parçalanmış ve kan deryasına dönen coğrafyada büyük günahlarla, daha da büyüyen tehditlerle karşı karşıya bırakıldı.

 

ABD-KÜRT İTTİFAKI

Bölgeye ve Türkiye’ye yönelik çok boyutlu tehditler var.  Sömürgeciler, parçalanmış bir coğrafya istiyor. Bu amacın gerçekleşmesinde en önemli bölgesel dayanakları Kürt varlığı. Ki, ABD’nin Irak işgalinde başta Barzani ve Talabani olmak üzere Kürtler, sömürgecilerle işbirliği yaptı.

Emperyalistler,  PKK ve Suriye Kolu PYD’yi de bu işbirliği sürecine katarak Kürt koalisyonunu genişletti.  Ki, bunda Erdoğan yönetiminin ısrarla sürdürdüğü kanlı Suriye politikasının büyük sorumluluğu var. Bugün Suriye’nin kuzeyinde bir kukla Kürt devleti kurulmak isteniyorsa, bu koşulları yaratan Suriye politikasına bakmak gerek.

Yani Orta Doğu’da, Barzani, Talabani, PKK-PYD’yi içeren geniş bir Kürt koalisyon oluşturulmuş durumda.  IŞİD başta olmak üzere dinci terör örgütleri, yeni Orta Doğu’yu biçimlendirmede bir ‘’fırsat’’ sundu! Niha,i hedef Güney Batı İran’dan Kuzey Irak’a, ortadan şimdilik Suriye’nin kuzeyini içerecek biçimde bir koridorla Akdeniz’e uzanan Kürt Federasyonu.  İlk adım Kuzey Irak Kürt bölgesinde bağımsızlık referandumu. Son adım ise Türkiye Kürtlerini federasyona dahil edebilmek.  Bu Kürt devlet ya da devletçikleri, daha ileride çok farklı roller oynamaya aday. 

 

BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ

Suriye ve Irak, küresel ve bölgesel güçlerin her türlü egemenlik savaşı verdikleri bir kaos coğrafyasına dönüştü. Gerek bölge ülkeleri ve gerekse Türkiye’nin çıkarı, bölge halklarını da kucaklayacak biçimde ortak bir tavırdan geçiyor. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü, bu çözümün olmazsa olmazı.

ABD ile yolları ayrışan Erdoğan yönetimi, uzun süre düşmanlık politikası izlediği Rusya ve İran’la yakınlaşma içinde.  Bu doğru bir yaklaşım. Ama yetmez. Irak devleti ve Esad yönetimiyle de birlikte olmak zorunda. Bugün Suriye’de Esad yönetimi dışında ulusal işbirliği sağlayabilecek başka bir güç yok.

 

DARBE GİRİŞİMİ VE TEK ADAM YÖNETİMİ

Öte yandan Türkiye, dış destekli operasyonlarla karşı karşıya. Bu saldırının en önemli başlığı, ABD derin devletinin desteğinde gerçekleşen  15 Temmuz dinci-cemaatçi darbe girişimi. 

Türkiye bir biçimde bu darbe girişimini savuşturdu.  Ancak özellikle siyasi iktidar olan bitenden ders çıkarmayıp tarihi bir şansı yıkıp geçti.  Ülkenin bağımsızlığına, bütün eksikliklerine karşın demokratik parlamenter sistemine, kurucu ilkelerine yönelik bu saldırı, aynı zamanda emperyalizmin kontrolden çıktığı düşünülen siyasi iktidarı da tasfiye etmeyi amaçlıyordu.

 

KAÇAN FIRSAT

Erdoğan yönetimi bu durumu ülkeyi birleştirmek, demokrasi ve hukuku geliştirerek  ülkede yaşanan büyük tahribatı ortadan kaldırmak yerine, durumu kendi iktidarını sağlamlaştırmak, tek adam yönetimini kurmak, demokrasi ve hukuku askıya almak için bir fırsat olarak kullandı. Yaklaşık 11 yıl koalisyon ortaklığı yaptığı ve ülkeyi teslim ettiği Fethullah Gülen Cemaati’nin devleti ele geçirmesiyle ortaya çıkan büyük vehametten ders çıkarmak yerine, ülkeyi diğer cemaat-tarikat ve yandaşların çiftliği haline dönüştürdü.

 

2019 YOLUNDA YENİ GERİLİM

En büyük yanlışlardan biri ise, kendisine muhalefet edenleri terörist, hain ya da terörle iç içe göstermek. Ki, hala bu gerilim ve kavga politikası ile safları sıklaştırıp 2019’da tek adam olarak seçimleri kazanmak istiyor. Ancak ülke ayrışıp bölünüyor. Bu çatışma içinde memleket büyük kan kaybediyor. Başta eğitim olmak üzere çeşitli alanlarda ideolojik dayatmalarla ülke bütünlüğü dinamitleniyor.

İktidarın büyük yanlış ve günahları, uluslararası alanda ülkeye bir fatura olarak çıkarılıyor.

 

CHP LİDERLİĞİNİN  HATALARI

Ülke, iktidar eliyle bunca fahiş yanlışları yaşar,  bilinçli ya da bilinçsiz seçimler nedeniyle ağır faturalarla karşı karşıya kalırken, ülkenin önünde umut olması gereken, büyük tarihsel sorumluluğu bulunan CHP ne yapıyor?

Bu olup biteni doğru anlama ve çözüm üretme, 2019 seçimlerinde ülkenin kaderine el koyma yolunda olan biteni ne kadar doğru anlıyor ve tavır alıyor?

Çok ciddi hatalar var.. İşte son dönemlerde ortaya çıkan bir kasç başlık.. 

 

KONTROLLÜ DARBE SÖYLEMİ

Liderlik darbe girişimini hala ‘’kontrollü darbe’’ olarak tanımlayarak, karşı karşıya kalınan tehdidi anlama ve çözüm üretme yolunda  ciddi bir yanlışın içine düşülmüş durumda.

Cemaati iktidara ortak yaparak, devleti ona teslim ederek karşı karşıya kalınan durumda iktidarın büyük sorumluluğuna karşın, bu darbe girişiminin aynı zamandaş iktidara karşı yapıldığını da unutmamak gerek.  Darbe saldırısı, aynı zamanda bir deliğe süpürme harekatıydı.

Bu ağır olayı ‘’kontrollü darbe’’ olarak tanımlayıp, küresel güçlerin de arkasında olduğu asıl tehdidi gölgeleyecek bir yaklaşım, büyük bir siyasi hatadır.

Her şeyi  Erdoğan’a göre ayarlayan ülkeyi tek adama teslim eden bir siyasal  iklim ne kadar yanlış ve tehlikeliyse, her şeyi  Erdoğan üzerinden tanımlayan, Erdoğan düşmanlığıyla kör bir bakış da o kadar yanlıştır.

 

105 BİN MAĞDUR İÇİN YÜRÜYORUZ SÖYLEMİ

Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Erdoğan’ın ‘’ne istediniz de vermedik’’ diyerek itiraf ettiği destek sonucunda cemaat devletin en mahrem yerlerine sızdı. Bu yapıyı söküp atmak elbet de çok zor bir iş.

İktidarın cemaat yapılanmasıyla mücadelesinde yanlışlar, eksiklikler olabilir. Siyasi ayağın ortaya çıkarılmasında iki yüzlülükler sergilenebilir. Bu süreçten etkilenenler içinde mağdurlar da olabilir, ki vardır. Ancak soruşturma ve davaya maruz kalanların tümü mağdurmuş gibi bir yaklaşım çok büyük bir hata.

Burada asıl savunulması gereken şey mağdurluktan çok, bu yapıyı gerçek anlamda ortaya çıkaracak bir soruşturma yapılması. Hukukun bütün kurumlarıyla işletilmesi.

Cemaatin  örgütlenme biçimi, devlete sızması, milyonlarca gencin hakkı yenerek şikeli sınavlarla cemaat kadrolarının devlete doldurulması.

 

ABD VE AB’YE BAKIŞ

İkinci büyük hata, ABD ve AB’ye bakış tarzıdır. CHP Liderliği, ülkede ve bölgede yaşanan olayların sorumlularından belki en büyüğünün ABD vce onun gölgesindeki Batı olduğunu unutuyor.

CHP, batıya karşı ulusal kurutuluş mücadelesi veren, ancak insanlığın değerlerini ve çağdaşlığı savunan bir yaklaşımın siyasal partisi olarak kuruldu. Dolayısıyla bu partinin genlerinde asla ülke bağımsızlığına helal getirecek bir yaklaşım olamaz. Ancak böyle bir görüntü varsa ya da iktidar bazı dayanaklar bulup bunu propaganda unsuru yapıyorsa, dönüp neler yapıldığına bakmak gerek.

CHP, kendi gücüne, halkın iradesine dayanmak yerine Batılı bazı kurum ve ülkelerden destek bekler bir görüntü veriyorsa, bu partinin temsil ettiği değerlerle yaşamsal bir çelişkidir.

 

17-25 SÜRECİ VE TASFİYE OPERASYONU

AKP-Cemaat koalisyonun bozulması sonrasında ülkeyi büyük ölçüde zehirleyen bir savaş yaşandı. Yolsuzluk ve rüşvet bat ağında bulunan bir ortam oluşturuldu. 17-25 Aralık’ta ortaya dökülen iddia ve belgeler, cemaatin Erdoğan ve AKP hakkında topladığı dosyanın ifşa edilmesi olayıydı.

Hükümet ne kadar üzerini kaparsa kapasın bu iddialar kamu vicdanını hala kanatıyor. Ancak unutmayalım ki, bu iddiaların gerçekliği kadar , cemaatin bu bilgileri Erdoğan yönetimini tasfiye amacıyla kullandığı da o kadar gerçek.

Yani ortada yolsuzluk, rüşvet ve kamu sorumluluğunu kötü amaçlar için kullanmak var. Ama, bu suçları işleyen iktidar üzerinden ülkeyi ele geçirmeye yönelik bir operasyon da var.

CHP’nin böyle bir ortamda alacağı tavır çok önemli. Hukuku, adaleti savunup yolsuzluklara karşı çıkarken, bunları kullanarak ülkeye karşı operasyon yapanların malzemesi de olmamak gerek.

Ayrıca, ABD’deki davalar başta olmak üzere iktidarı zora sokacak davalar konusunda bir sevinç duymak, ABD ve AB adaletinden medet ummak çok yanıltıcıdır. Görülen şey adaletin yerine gelmesi değil, ABD çıkarlarının savunulmasıdır. Dolayısıyla buradaki bakışın, ülke çıkarlarını gözeten bir çizgide olmalıdır.

 

DİKTATÖR ESAT SÖYLEMİ

AKP ya da Erdoğan’ın büyük acılarla sonuçlanan, ülkeyi büyük tehditler ve tehlikelerle karşı karşıya bırakan Orta Doğu politikası yanlış da, CHP’nin Orta Doğu politikası ne?  CHP’nin geleneksel Orta Doğu politikası var da, şu andaki CHP liderliği aynı şeyi mi söylüyor?

Bu soruya net yanıt vermek çok zor.

CHP Liderliği Orta Doğu’dan söz ederken, diktatör Esad, diktatör Saddam, diktatör Kaddafi diyor.

Ülkeleri ağır bir emperyalist saldırı ve işgal altında olan bu kişilere diktatör denmesinin anlamı ne? Bu söylem, Büyük Orta Doğu yaratmada kanlı işgal ve insanlık suçlarını örteni, hatta onlara meşruiyet kazandıran bir söylem.

Geçmişte ne kadar hataları olsa da Saddam ülkesinin işgaline karşı savaştı.

Ülke kaynaklarını halkına aktaran ve Batı’nın baskılarına boyun eğmeyen Kaddafi,  Erdoğan yönetiminin de desteğiyle gerçekleşen alçakça bir NATO operasyonuyla  indirildi. Kaddafi elinde beylik tabancasıyla savaşırken yakalandı ve işkenceyle öldürüldü.

Arap dünyasının en renkli ülkesi Suriye lideri Esad, memleketinin bağımsızlığı için, ulusal birliği kurma yolunda büyük mücadele veriyor.

ABD ve Batı’nın oyununu bozan  Rusya ve İran, aynı zamanda Türkiye’nin de çıkarlarına hizmet ediyor.

Esad’ın başarılı olması demek, Suriye’nin parçalanma senaryosunun boşa çıkması demek. Ki, bu aynı zamanda Türkiye’nin güvenliğine hizmet eder.

Nedir bu diktatör söylemi? Bu ülkelerde şu anda demokratik sistemin olması koşulları var mı?

Komşularımıza diktatör deyip, onlara saldırıp parçalayan emperyalistlerin yanında mı yer alacağız?

CHP Liderliği, tıpkı Tayyip Erdoğan gibi ‘’Esed’’ ya da ‘’diktatör Esad’’ söyleminden vazgeçmeli. Rusya ve İran’a rejimleri üzerinden değil, ortak çıkarlar temelinde bakmalı. 

 
13 Eylül 2017 Çarşamba 16:03 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1497 - Portekizli denizci Vasco de Gama Ümit Burnu'na vardı.
1909 - Tıp Fakültesi'ne bağlı Diş Hekimliği bölümü kuruldu.
1922 - Mısır'da Howard Carter, yardımcısı Lord Carnarvon'la birlikte firavun Tutankhamun'un mezarını açtılar.
1925 - Şapka devrimine karşı gösteriler sürüyor. Kayseri'de gösteriler yapıldı.
1928 - Ravel'in Boléro'su ilk kez Paris'te sahnelendi.
1936 - Halit Ziya Uşaklıgil'in son anıları "Saray ve Ötesi", Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başlandı.
1943 - Lübnan, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1948 - İkinci İktisat Kongresi olan 1948 Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Kongrede, devletçilik politikası eleştirildi, özel girişimciliğin teşviki istendi.
1952 - Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman silahlı saldırıya uğradı.
1958 - Juilliard Dörtlüsü, besteci Adnan Saygun'un 1. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü'nü Washington'da seslendirdi.
1963 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı John F. Kennedy Dallas'ta öldürüldü. Aynı gün, yardımcısı Lyndon B. Johnson başkan oldu.
1968 - Türkiye'de ilk kalp nakli yapıldı. Doktor Kemal Beyazıt ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyat sonrası hasta 18 saat yaşayabildi.
1975 - Monarşi İspanya'ya geri döndü; Juan Carlos İspanya kralı oldu.
1979 - Uluslararası Para Fonu, IMF, Türk Lirası'nın yeniden devalüe edilmesini istedi.
1982 - Yazar Tezer Özlü Almanya'da "Malbug Ödülü"nü kazandı.
1984 - Avrupa Konseyi'nde Türkiye'nin dönem başkanlığı tartışıldı. Sonuca varılamayınca, Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu toplantıyı terk etti.
1986 - Mike Tyson 20 yaşında dünyanın en genç ağır sıklet şampiyonu oldu.
1994 - Devlet Opera ve Balesi'nin bütçesinde kesinti yapıldı. Kesintiyi yapan Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Refah Partisi milletvekilleri, "Opera ve bale ne iş yapar, bunları kaç kişi seyrediyor" dediler.
1995 - Tamamı bilgisayar desteği ile oluşturulmuş ilk uzun metrajlı konulu film olan Oyuncak Hikayesi gösterime verildi.
2005 - Angela Merkel, Almanya'nın ilk kadın şansölyesi oldu.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:24
  • Güneş07:09
  • Öğlen12:19
  • İkindi14:49
  • Akşam17:06
  • Yatsı18:40
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık