Yeni askerlik sistemi nasıl olacak?
Mustafa Önsel

Allah belamızı versin

Mustafa Önsel

 
31 Ocak 2019 Perşembe 19:51 
Yorum YapYazdır
 
 

Uzun zaman oldu aklımdasın. Erdal’a bir mektup yazıp dertleşeyim ve cennetteki adresine göndereyim diyor ama yoğun gündemden başımı kaldırıp da bir türlü fırsat bulamıyordum. En sonunda öyle iki olay oldu ki! En sondakinden başlayayım.

Irak’ın kuzeyinde, Duhok denilen yerde bulunan üs bölgemize bir avuç çapulcu saldırıyor. Askerlerimiz belli ki karşılarında sivil olduğu için çaresiz kalıyor. Ne yapacaklarını bilemeyip geri çekiliyorlar. O çapulcu sürüsü üs bölgesindeki tank ve diğer araçları yakıyor. Binalara zarar veriyor. Bu görüntüler dünya basınında yoğun bir biçimde paylaşılıyor. Tabii ki bu kabul edilebilir bir şey değil. Türk askerinin düştüğü/düşürüldüğü durum hazindir. Bu son olaydan, tıpkı ilk çuval olayında olduğu gibi etkilendim sevgili Erdal. Benim için ikinci çuval olayıydı bu! Gerçi sen birinciyi de görmedin. Hani 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmemesi üzerine Süleymaniye’de ABD’lilerce 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmişti ya. ABD’lilerin yaptığı çok büyük bir psikolojik operasyondu o çuval olayı.

GÜVENSİZLİK İKLİMİ…

Neden dedim, neden bu durumlara düştük, düşürüldük. Şöyle düşünsene şehit olduğun 1994 yılını. Böyle bir şey aklına gelir miydi? Türk askerinin tankını topunu, bayrağını bırakıp gideceğini düşünebilir miydik? Şimdikiler bizden daha korkak olduklarından mı? Asla dediğini duyar gibiyim. Ama öylesine bir güvensizlik içindeler ki! Ne yapsalar suçlanacaklarını düşünüyorlar. Güvensizlik iklimi öylesine sarmış ki onları… Böylesi bir durumda insanın gözlerinden yaş gelmemesi mümkün mü?

Sevgili Erdal, neden bugünlere geldik, istersen şöyle kısa bir yakın tarih turu yapalım. Senin şehit olduğun yıl PKK, çok kalabalık gruplarla saldırılar yapmaktaydı. En çok o yıl şehit vermiştik. Ama en çok terörist de o yıl öldürülmüştü: 1.042 şehit, 4.035 terörist ölü.

Dişe diş, göze göz bir mücadele vardı. O zamanlar nerede bu teknoloji, bu kadar zırhlı araç, İHA’lar, SİHA’lar vs.

Ama birbirimize, komutanlarımıza, halkımıza ve onun meclisteki temsilcilerine güveniyorduk. İnisiyatif almaktan çekinmiyorduk. Bu nedenle suçlanacağımız, yargılanacağımız, hain dahi ilan edilebileceğimiz aklımıza gelmiyordu.

2002 yılında PKK artık eylem yapamaz hale gelmiş, askeri açıdan yenildiğini kabul etmişti. Sonra mı?

Çok özetleyerek gideyim sevgili Erdal, ki seni de cennet bahçesinde çok rahatsız etmeyeyim. Özellikle o yıldan sonra askere karşı hasmane bir tutum içerisinde siyasiler görmeye başladık. Elbette bunda her şeye maydanoz olan bir kısım omuzu kalabalık komutan görünümlünün de katkısı, etkisi olmuştur. Ama askeri hedef alanlar için bu durum sadece gerekçe olarak kullanıldı.

GÜNDÜZ VAKTİ HAVAİ FİŞEK BİLE PATLATTILAR

O tarihten sonra o zamana kadar devletin tüm derinliklerine sızan ama kendini fazla açık etmeyen Fetullah Gülen denen meczubun “alnı secdeye değen”militanlarının sivil bürokraside ve emniyetteki teşkilatlanmaları alenileşti. Ne kadar güçlü oldukları ortaya çıkmaya başladı. Bu arada emperyalist dünyanın, özellikle AB üzerinden dayatmaları giderek arttı. Hükümet, AB dayatmaları sonucu, altımızı oyan birçok kanunu meclisten geçirmeye başladı. Hatta AB’ye girdik diye Ankara’da gündüz vakti havai fişek bile patlattılar.

Bu arada ekonomide de liberalleşme son sürat gidiyor, özelleştirme adına devletin zenginlikleri bir bir elden çıkartılıyordu. O zamanki Maliye Bakanının dediği biçimde ülkenin değerleri “babalar gibi satılıyordu.”

Aynı zamanda yabancı şirketler de topraklarımızda cirit atıyordu. Hele içlerinde mahkeme kararıyla kapatılması gereken ama kapatılmayan Cargill gibi NBŞ zehri üreten ABD firmaları topraklarımızda faaliyetine devam ediyordu.

Düşün Erdal, ABD, askerimize hakaret ediyor, başına çuval geçiriyor, buna karşılık biz onlara nota bile veremiyor, yetkililer bunun nedenini soranlara, “bu müzik notası” değil gibi veciz sözcüklerle cevap veriyorlardı. Ama ülkede ABD firmasının/firmalarının da hukuksuz bir şekilde önünü açıyorduk. Neyse…

Sonra hem sanayide, hem tarımda geri gitmeye ve her şeyi ithal etmeye başladık. Kâğıt fabrikaları özelleştirme adıyla peşkeş çekildi. Şu anda kâğıt ithal ediyoruz. Sonra Tekel fabrikaları satıldı. Fabrikaların hepsi kapatıldı. Metruk hale getirildi. Artık yabancı sigara ile zehirleniyor halkımız. Cumhuriyetin değerlerini sata sata bitiremedik bugüne kadar. Limanlar, yaylalar, topraklar satıldı, satılıyor. Son peşkeş, pardon özelleştirme şeker fabrikalarıydı. Tüm itirazlara rağmen onlar da gitti. Tank Palet Fabrikasının Katarlılara satışını son vurucu gelişme olarak not düşelim. Diğer özelleştirmelere girersem bu yazı bitmez, seni de cennette bile mutsuz ederim sevgili Erdal. Onun için keseyim bu faslı…

TÜRBEYİ MOBİL HALE GETİRİP KAÇIRDIK

Bu arada belirteyim, senin şehit olduğun yılda bile tarım ve hayvancılıkta kendine yeten yedi ülkeden biriydik ya. Şimdi hiçbir konuda kendine yetmeyen, Sırbistan’dan eti, Gürcistan’dan samanı, Kostarika’dan kavunu dahi ithal eden ülke haline geldik. Nispeten üreten toplumduk, şimdi sadece tüketen bir toplum olduk!

Başka ne oldu sen şehit olduktan sonra en kısasından anlatayım sevgili kardeşim. Seni şehit eden teröristler Habur’da törenle karşılanıp çadır tiyatrosu, özür, mahkemesinde yargılandılar. Pişman değiliz demelerine rağmen “pişmansınız siz olur mu canım” diyerek serbest bırakıldılar. Diyarbakır’a kadar, terörist elbiseleri üzerlerinde, silahları yanlarında olduğu halde otobüs üzerinde şov yaparak gittiler.

Açılım süreci dendi, teröristlerin her faaliyetine göz yumuldu, analar ağlamayacaktı ama milletin anası da babası da ağladı. O süreçte ele geçirilen şehirleri geri almak için 700’den fazla şehit, bunun üç katı yaralı verdik.

Barzani peşmergeleri, bir 29 Ekim günü Habur’dan Suruç’a kadar törenle geldiler. Amaçları güya Ayn El Arap’daki PYD güçlerine yardım etmekti. Bu işin bahanesiydi, ama şov şahaneydi. 

Hani Süleymanşah türbesi vardı ya Suriye’de Münbiç’in doğusunda, Fırat nehrinin yanında. Biliyorsun burası yaklaşık 700 yıldır Türk toprağıydı. Onu bile koruyamadık. Türbeyi mobil hale getirip kaçırdık. Rahmetlinin kemikleri ne kadar sızlamıştır bir düşün!

Yunanlar aidiyeti belli olmayan 18 Ege adasına gözümüzün içine baka baka çöktüler. Hem de ekonomik olarak iflas ettikleri yıllarda. Şimdi dalga geçer gibi kuzu çeviriyorlar oralarda.

Biz ise hala TC yazılarını kaldırmakla uğraşıyor; Ne Mutlu Türk’üm demenin zararlarını, ilkokul çocuklarına and okutmanın tehlikelerini tartışıyoruz.

OF Kİ OF…

Barto’dan hiç bahsetmeyeyim. Barto mu? Bartalemeos canım. Rum Ortodoks Kilisesinin papazı. Daha doğrusu biz öyle diyoruz. Kanka gibiyiz artık onunla da. Her şehre gidiyor. Trabzon, yani memleketimiz en önemli uğrak yeri zaten. Çocuklara para filan dağıtıyor. Sevimli şeyler yapıyor… Biz o kadar dağıldık ki ne yapmaya çalışıyor sezemiyoruz bile. Basına yansıdığı kadar iki taş üst üste görse“Burada eski çağlarda kilise vardı” diyormuş, hükümetten de aldığı destekle bir tek Hristiyan’ın bile bulunmadığı yerlerde kiliseler yükseltmeye başlamış. Helal olsun! Elin, pardon bizim miydi, karıştırdım vallahi, din adamı böyle çalışıyor. Müslümanım diyenlere bak, ağla! Yasal açıdan Eyüp Kaymakamlığına bağlı bu ihtiyar, kendini “Ekümenik” ilan etmiş. Son icraatı Ukrayna kilisesine bağımsızlık vermek olmuş. Yunanistan’daki kiliselere papaz ataması yaptığını söylememe gerek bile yok!

Of ki of! O kadar çok şey var ki Erdal o kadar çok şey var ki anlatacak. Diğer olanı biteni yanına gelince anlatırım…

Ama 2007’de başlayan, tetikçiliğini Fetullah Gülen Terör Örgütünün “alnı secdeye değen” militanlarının yaptığı, iktidarın siyasi destek verdiği, özellikle ABD’nin kotardığı kumpas davalarıyla Türk Ordusunun belinin kırıldığını ifade etmeliyim ki yaşasaydın nelerle karşılaşabileceğini bil!

O davalarla ne kadar vatansever asker varsa ya içeri atıldı, ya da bir şekilde tasfiye edildi Erdal. Tasfiye edilenlerin yerine, o güne kadar sinsice her “kılcal damara sızmış” Fetullah Gülen örgütünün kimliksiz, beyni kirada, aşağılık militanları yerleşti. “Amaca giden her yol mubahtır” anlayışıyla her türlü kötülüğü yapmak üzere kurgulanmış bu ihanet hareketi, Türk Ordusunun ruhunu çürüttü Erdal kardeşim. Ne silah arkadaşlığı, ne başka bir değer. İyi ki bu günleri görmedin. İhanet bu kadar mı örgütlü, bu kadar mı aşağılıkça olur derdin.

Önü açılan Fetullah Gülen militanları, yukarıda bahsettiğim kumpas davalarıyla vatanseverlerin tasfiyesi sonucu Türk Ordusunu büyük oranda kontrol altına aldılar. Sıra devleti tamamen ele geçirmeye gelmişti. Bu amaçla 15 Temmuz kalkışmasını gerçekleştirdiler. Kalkışma akamete uğrayınca, düne kadar onlarla hareket eden iktidar, bu ihanet güruhuna savaş açtı. Ama bu savaşta öyle kötü bir sınav verdi ki; sapla samanı öylesine karıştırdı ki; FETÖ borsalarıyla iş öylesine sulandı ki! Neyse…

Bu süreçte ordumuz iyice hırpalandı. 15 Temmuz öncesi Fetullahçı Örgütün hedefinde olan pek çok yüksek rütbeli asker, 15 Temmuz sonrası, yani son üç yıl içinde emekliye sevk oldu! Ne yapıldığını anlamak zordu. Pek çok şaibeli isim ise konumunu korudu. Korumakla kalmadı, konumunu güçlendirdi…

Şu anda toplum, hele de Türk Ordusu öyle bir travma yaşıyor ki!

***

İSMİNİ TAŞIYAN PARKI DA KATARLILARA SATMAYA KARAR VERDİLER

Bu arada bizim memleketi Bartelemeos’un yanı sıra Araplar da çok sevdi. Sürmene’de Çamburnu denilen yerde dağdan denize uzanan endemik bitkilerle kaplı, dünyada sadece bir tane benzerinin olduğu ifade edilen orman yandı. Hem de yağmurun en bol olduğu kış ayında. Daha doğrusu yandı dediler. Tabii başka yerlerde yaşayanlar için inandırıcı olsa da bir Karadenizli için bunun inandırıcı olması mümkün değildi. Çünkü bizim oralarda bırakın yağmurlu ayları, yazın bile ormanı yakamazdınız. Orman yangını duyulmuş şey değildi. Yanan yere yenisini dikeceğiz filan dediler ama bir gelişme olmadı. Şimdi oraya Katarlıların üçüncü şahıslar üzerinden musallat olduğu söyleniyor, bilmiyorum…

Gelelim beni sana mektup yazmaya zorlayan diğer önemli ve seni yakından ilgilendiren olaya. Yukarıda yazdıklarım bir yana, iş döne döne sana kadar geldi be Erdal. Nasıl yani mi dedin? Anlatayım…

Sen şehit olduğunda Beşikdüzü’nde yer yerinden oynamıştı. Doğu Karadeniz’de Köy Enstitüsünün kurulduğu tek ve aydınlanma fişeğinin atıldığı ilk yer olan Beşikdüzü’nde her görüşten insan cenazene sel olup akmıştı. En çok atılan slogan “Şehidim hakkını helal et bize” idi. Konuşmalar yapıldı. Konuşmalardaki en önemli vurgu, kanının yerde kalmayacağıydı.

Dönemin belediyesi, deniz kenarında adına bir park yaptı. Ağaçlandırdı. İnsanlar o parka gelip çaylarını yudumluyor, denizde martıları seyrediyor, sana da dua edip ayrılıyorlardı. Ee dedik ya o günlerden bugünlere çok şey değişti. Sata sata bir şey bırakmayanlar, şehadetinden 20 yılı aşkın bir süre sonra senin ismini taşıyan parkı da satmaya karar verdiler. Kime mi? “Yerli ve milli” Katarlılara…

30 katlı bir oteli ve devamında rezidansı ile adeta Beşikdüzülülerin denizle irtibatını kesecek devasa yapıyı, senin kanının üzerine inşa etmeye kalktılar. Bunu sihirli bir cümleyle legalleştirmek istiyorlardı: İstihdam yaratmak.

Evet Erdal, senin kanın, şehit adın bile satılık oldu bu ülkede… Ve Beşikdüzü’nde bir avuç vatansever insan karşı çıktı bu usulsüz, haksız ve vicdansız satışa. Mahkemeye verdiler. Mahkeme satışı durdurdu. Ama hiçbir değer tanımayan müptezeller, bir gece ansızın parkın içindeki ağaçları yerle bir ettiler. Seni ikinci kez vurmuşlardı.

Ama senin ismini yaşatmak için vatansever küçük bir grup mücadeleye devam ediyor! Onların haricinde de bu satışa karşı yeterince tepki gösteren yok gibi… Umarım senin kanını, adını satmaya kalkanlar kaybeder!

Yakın arkadaşların, senin mevziden mevziye, kayadan kayaya sıçrarken ki çevikliğin nedeniyle sana “martı” diyorlarmış ya, o otel oraya yapılırsa Beşikdüzülüler martıları dahi göremeyecekler Erdal. Ama ne gam, çoğu kılını kımıldatmıyor!

Son söz olarak, birilerinin senin ismini taşıyan parkı satmaya cesaret edebilmeleri bile bizim toplumca ne kadar çürüdüğümüzü gösterir sevgili Erdal. Hani o cenazende “Şehidim hakkını helal et bize” diye bağırılıyordu ya! Yok, sakın hakkını helal etme bize! Biz her şeyi hak eden, “böcek” gibi yaşayan bir canlı türü olduk! Allah belamızı versin!

 
31 Ocak 2019 Perşembe 19:51 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Türker Ertürk
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1864 - CSS H.L. Hunley denizaltısı, bir savaş gemisi batıran ilk denizaltı oldu.
1867 - Süveyş Kanalı'ndan ilk gemi geçti.
1895 - Müziğini Çaykovski'nin bestelediği Kuğu Gölü Balesi ilk gösterisini Saint Petersburg'da (Rusya) yaptı.
1915 - Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis muharebe gemileri, savunmaya katılmak üzere Nara'ya geldi.
1916 - Doğu cephesinde Ruslar, Muş'u işgal etti.
1917 - Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanan Mustafa Kemal, bu görevi kabul etmedi.
1920 - Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Milli'nin basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlementolara bildirilmesini kararlaştırdı.
1921 - Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
1923 - İzmir'de, Cumhuriyetin 1. iktisat kongresi olan İzmir İktisat Kongresi düzenlendi.
1923 - Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Meclis'e 7 işçi, 1 çiftçi kadın katıldı. Kapanış konuşmasını Rukiye Hanım yaptı.
1924 - Johnny Weissmuller, 100 yarda (91.4 m) serbest stil yüzmede 52-2/5 saniye ile dünya rekoru kırdı.
1925 - Aşar Vergisi kaldırıldı. Basın, aşarın kaldırılmasını büyük bir devrim olarak sundu.
1926 - Ankara'da Devlet Resim Sergisi açıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal sergiyi ziyaret etti.
1926 - Medeni Kanun kabul edildi.
1930 - Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.
1933 - Newsweek dergisi yayımlanmaya başlandı.
1934 - Avusturya'da sosyal demokratlar gösteri düzenlediler. Güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti; birçok gösterici öldürüldü. Hükümet sıkıyönetim ilan etti.
1935 - İstanbul'da kartopu oynanması yasaklandı.
1936 - Kızılmaske Lee Falk tarafından yaratıldı ve ABD'de yayınlanmaya başladı.
1939 - Hatay Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını, Hatay kanunları olarak kabul etti.
1949 - Türkiye, Avrupa Kalkınması İcra Konseyi'ne katıldı.
1956 - Çoruh ilinin adı Artvin olarak değiştirildi.
1957 - Missouri'de (ABD) bir yaşlılar evinde çıkan yangında 72 kişi öldü.
1957 - Ordular arası futbol karşılaşmalarında Türk takımı rekor kırdı; Amerikan ordu takımını 19-0 yendi.
1959 - Başbakan Adnan Menderes ve beraberindekileri Londra'ya götüren THY'nin SEV uçağı Gatwick havaalanı yakınlarında düştü; Menderes kurtuldu, aralarında Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık'ın da bulunduğu 14 kişi öldü.
1961 - Türk ve Alman İş ve İşçi Bulma Kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre; her yıl Almanya'ya çeşitli iş kollarında çalıştırılmak üzere 2-3 bir Türk işçisi gönderilmesi kararlaştırıldı.
1961 - Eski Sağlık Bakanı, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Yassıada'da ifade verirken kalp krizi geçirdi ve öldü.
1962 - Hamburg'ta çıkan fırtınada 300'den fazla kişi öldü.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Feyzullah Ertuğrul'u Elazığ'ın bir köyüne atadı.
1967 - Kimi milletvekilleri Meclis'e gelen mini etekli kadınlardan şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
1967 - Radyo sanatçılarının yürüyüş ve boykot olaylarından sonra TRT, sanatçı ücretlerine yüzde 150-200 arasında zam yaptı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Çetin Altan TBMM'de Adalet Partililere "Çoğunluğunuz var, ama ağırlığınız yok" dedi. Bunun üzerine kavga çıktı.
1973 - Petrol Ofisi genel müdürlüğüne bir kadın atandı. Şeyda Okyatmaz Türkiye'de ilk kez bu düzeye yükseltilen kadın yönetici oldu.
1977 - Ankara'da 50. Yıl Lisesi öğrencilerine ateş açıldı, bir kız öğrenci kalp krizi geçirip öldü.
1979 - İstanbul'da stokçulara baskınlar düzenlendi. Yüklü miktarda kahve, ampul, filtreli sigara ve margarin ele geçirildi.
1983 - Dört Filistinli gerilla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden ikişer kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar Mısır'ın Ankara Büyükelçiliği'ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmuşlardı.
1984 - İşyerlerinden işçi çıkarmak, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın iznine bağlandı.
1984 - Avusturya'da yapılan Avrupa güzellik yarışmasını Türkiye güzeli Neşe Erberk kazandı.
1986 - Barış Derneği davasından tutuklu 6 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında Reha İsvan ve Gencay Şaylan'ın da yer alıyordu. Ali Sirmen, Erdal Atabek, Ali Taygun, Ergun Elgin, Hüseyin Baş, Orhan Taylan'ın tahliye talebi ise reddedildi.
1986 - İstanbul'da ünlü Bebek Belediye Gazinosu, yeşil saha açılması için yıktırıldı.
1987 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra toplatılan 39 ton ağırlığındaki kitap, dergi, günlük ve haftalık gazete SEKA'da imha edildi.
1993 - Dev-Sol ve TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazdıkları 35 metre uzunluğundaki tünelden yararlanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nden firar etti.
1993 - Somali'de görev yapan BM Barış Gücü UNISOM'un komutanlığına Korgeneral Çevik Bir atandı.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) Suruç İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Akpolat kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.
1994 - Özgür Gündem gazetesi bölücü yayın yaptığı gerekçesiyle 1 ay süreyle kapatıldı.
1994 - TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu Refah Partili Hasan Mezarcı'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını kararlaştırdı.
1996 - Cavit Çağlar'a ait Nergis, Yeşim ve Aksoylar Tekstil fabrikalarında çalışan 4 bin 600 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı.
1996 - Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına, "Bu işyerinde işkence vardır" yazılı bir tabela astı.
1996 - Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, Deep Blue adlı bilgisayarı yendi.
1999 - Fransa'nın başkent Paris'in 50 km yakınındaki tarihi kraliyet köşkü Rambouillet'de Belgrad hükümeti ile Kosovalı Arnavutlar arasında barış görüşmeleri yapıldı.
2000 - Microsoft, Windows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.
2001 - Fischer ve Deppler, G-20 toplantıları çerçevesinde Türkiye'ye geldi".
2008 - Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
21
13
6
2
45
2
Galatasaray
21
11
6
4
39
3
Beşiktaş
22
11
6
5
39
4
Malatyaspor
22
9
7
6
34
5
Konyaspor
22
8
10
4
34
6
Trabzonspor
21
9
6
6
33
7
Sivasspor
21
8
7
6
31
8
Kasımpaşa
21
9
2
10
29
9
Antalyaspor
21
8
5
8
29
10
Çaykur Rizespor
22
5
10
7
25
11
Göztepe
21
8
1
12
25
12
Alanyaspor
21
7
4
10
25
13
Kayserispor
21
6
7
8
25
14
Bursaspor
22
4
12
6
24
15
Fenerbahçe
22
5
9
8
24
16
Ankaragücü
22
7
3
12
24
17
Erzurum BB
21
3
9
9
18
18
Akhisar Bld.Spor
22
4
6
12
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
14.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu102628323440
 
On Numara
11.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu01050713161725272930373940424562676869747578
 
Sayısal Loto
16.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu071122303744
 
Şans Topu
13.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu081517253014
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:25
  • Güneş07:06
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:43
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:36
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık