Muhalefetin fındık önergesine AKP geçit vermedi!
Prof. Dr. Kemal Üçüncü

Bedevilik Türklüğü tasfiye ediyor

Prof. Dr. Kemal Üçüncü

 
14 Mart 2018 Çarşamba 09:19 
Yorum YapYazdır
 
 

Çok ilginç siyasi ve sosyal çalkantıların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Kaostan kozmoza geçinceye kadar bu çalkantı devam edeceğe benzer. Sayın Cumhurbaşkanının açıklamaları yine gündemi belirledi...

ACI BİR GÜLÜMSEME İLE İZLENECEK TÜRDEN...

Milli Gazete: “Dünya Kadınlar Günü Programı'nda konuşan Erdoğan, son dönemde açıklamaları çarpıtılan Nureddin Yıldız hocaya isim vermeden sert dille tepki gösterdi. Erdoğan, din adına ortaya çıkarak kadınlar hakkında İslam'da yeri olmayan içtihatta bulunan kişileri 'marjinaller' olarak nitelendirerek, 'İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hoca efendi tefe koyacak ama o ayrı mesele'" diye konuştu.

Mecellenin meşhur, "Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz"ifadesiyle Cumhurbaşkanı ve sözcüsü bu görüşleri pekiştirdi.

Şerh, yorum, tefsir, tavzih, meal, haşiye, derkenar hepsi “Aslında şöyle denilmek istendi” kaygısının sonucudur. Dilin doğası böyledir. Dil, meramı, göndericiden alıcıya kesintisiz ve tam olarak iletemez. Böylesi bir iletişim aracı henüz icat edilmedi. Tarih boyunca yorum ekollerine bakınca bu çeşitliliği görürüz. Tarihin bütün zamanlarında değişmeksizin aynı anlama gelen, anlamı değişmeyen “bir ölçüde tarih üstü” hiçbir metin yoktur. Metin, dilsel olması itibarıyla tarihseldir. Değişim ve farklılaşma tarihsel olan her türlü kavram ve olgunun en temel özelliğidir.

Her dönem kendi zihniyet dünyasının, ihtiyaçlarının, dilinin imkânları içerisinden okur ve anlar. Murad-ı ilahiyi insan idrakine tam olarak indirgemek doğası icabı sorunludur. Büyük ve yaratıcı gayretler ister. Son tahlilde o indirgeme ve aktarma işlemi insancadır ve hata ile malul olması kaçınılmazdır. O yüzden bazı yorum gelenekleri tefsir değil tevil derler, Maturidi böyle der.

"Her türlü milliyetçilik ayaklarımın altındadır”, “36 etnik grup var, Türk de bunlardan biri”, “Bu milleti” ifadelerinden bu noktaya gelinmesi, milli mefkûre süreğinin takipçileri için acı bir gülümseme ile izlenecek türden...

TÜRKİYE VE TÜRKLÜK HEPİMİZDEN ÖNEMLİDİR

Bu yol, uzun tarihi boyunca neleri aşıp gelmedi ki?

Türkçü, halkçı, kamucu, kültürel ve sosyal dünyaya ekonomi politik perspektiften bakmayı bilenler için kaçınılmaz bir süreç bu.

Tarık Buğra’nın “İstanbullu hoca” sının “Küçük Ağaya” dönüşümü izleğindeyiz sanki, “meraglı söhbettir”. Dönüşüm tamamlanacak mı? Çok önemli buluyorum.

Kim ne derse desin.

Sayın Cumhurbaşkanının şahsiyetini değil; icraatlarını, milli perspektife uygun görmediğim, pek çok icraatını çok ağır eleştirdim. Bu milletin asgari ücretlilerinin, dul kadınlarının vergilerinden maaş alan bir aydın olarak bunu yapmaya vicdani mecburiyetim vardı. Arkadaşlarım, yakınlarım, "Niye korkmuyorsun", diyerek kimi tebrik, kimi tenkit, kimi tehdit, kimi ikaz ettiler.

Türkiye ve Türklük hepimizden önemlidir! Aslolan budur, diye baktım ve devam ettim. Devam edeceğim... Bir zincirin halkası gibi der Ercilasun hoca, bizler, ilmi Türkçülük geleneğinin öncü kadrolarına karşı, Türklük tinine karşı sorumluluğumuz vardır.

Meselenin esasına geldiğimizde Sayın Cumhurbaşkanının bu söyleminin, Aydınlanmanın büyük filozofu Kant’ın Sapare aude [kendi aklınla düşünmeye cesaret et] sözü kadar önemli ve tarihi bir söz olduğunu değerlendiriyorum. Hangi amaç ve gayeyle söylenirse söylensin, bizatihi söyleyenin konumu, tarihsel misyonu, siyasal ve kültürel müktesebatı, bagajı itibarıyla bu noktaya gelmesi son derece mühimdir. Artık buralarda hiçbir şey eskisi gibi kalamaz. Bugünden yarına değil tabii ki. Sosyal ve kültürel olayların değişim ve dönüşüm süreci uzundur, ama artık bu dinamik oluşmuştur.

Artık “peltek s kültürü” tayin edici değildir, konkordato ilan etmiştir.

Gardaşların, bilmedüğüz şeyler var! diskuruna fanta içmeden ilk defa katılıyorum.

Devletin ideolojik aygıtları ve jeopolitik perspektifinin ciddi bir yeni yönelişe girdiğini gözlemliyorum. Büyük bir arayış var. Yakın kıta ve deniz havzamız Avrasya’da yaşanan büyük jeopolitik depremden etkileniyor. NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız artık yemiyor. Arap kardeşlerimiz var, hemi de Müselmann ııhh, yemedi. CFR memorandumları, adamınım ağbiler karşılık bulmuyor. Bilgi üretimi ve teknoloji üretiminde, kültür ve eğitimde, insani gelişim indeksinde zaaflarımız var. Tabloya bütüncül olarak baktığımızda statükonun devam ettirilemezliği açıktır.

BİLİNÇ SIÇRAMASIYLA AŞMAK GEREKİYOR

“Bu kesik dansa karşı” yeni bir şeyler denemek lazımdır.

Bir epistemolojik kopuş gerekiyor.

Epistemolojik kopuş, Gaston Bachelard’ın bilgi felsefesine kattığı en önemli kavramdır. Bir olguyu incelerken daha önce benimsenen konumlanma noktasının, kavram setlerinin ve yöntemin terk edilip, yerine başkalarının ikame edilmesini ifade eder. Bachelard, örnek olarak elektrik lambası üstünde durur. Akkor telli elektrik kablosunu kuran teknik, 19. Yüzyıla kadar bütün insanlığın kullanmış olduğu aydınlatma tekniklerinden gerçekten kopmuştur. “Bütün eski tekniklerde aydınlatmak için bir maddeyi yakmak gerekir. Edison’un lambasında, teknik marifet bir maddenin yanmasını önlemededir. Eski teknik bir yanma tekniğidir. Yeni teknikse bir yanmama tekniğidir.” [i]

Bugüne kadar yapageldiklerimizle sorunu aşamıyor ve kuşatamıyorsak durduğumuz yeri, bakış açımızı değiştirmek, yeni bir konfigürasyona uğratmak, belki de tersyüz etmek gerekir...

Kuhn, farklı bir bağlamda iflas eden açıklama modelinin, paradigmanın aşılması der.

Kant, Kopernik devrimi der.

Bir bilinç sıçraması ile aşmak gerekiyor!

Esasen Türk kültür tarihinde sorunların çözülemez ana geldiğinde benim "bilinç sıçraması" dediğim duruma pek çok rastlanır. Oğuznamedeki "Tepegöz sendromuna", Basat'ın bulduğu çözüm bir bilinç sıçramasıdır, epistemolojik kopuştur. Kaşgarlı'nın Türkler ve Türkçe üzerinden hadisleri delil göstererek yaptığı yeni siyaset felsefesi, çözümlemesi bir bilinç sıçramasıdır.

Dede Korkut Oğuznamesindeki, "Basat'ın Tepegözü Öldürdüğü Boyu"hatırlayalım. Basat'ın Tepegözü alt etmesi, bilindik bütün usulleri deneyip başarılı olamayınca paradigma değiştirerek, Tepegözü “kamayla” değil, kızgın şişle en zayıf noktasından öldürür. Bu bize çok önemli bir mesaj verir. Demek ki kama, çağa göre değişecek, bugünün kaması ışın kılıcı olsun (lazer pointer) mesela.

TÜRKLÜK, 5000 YILLIK TARİHİNİN EN KRİTİK DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİSİNDEDİR

Türk milli mefkûresi ve Türkiye, Türk dünyası Basat sendromu ile maluldur. Aşılması için eleştirel akıl, bilginin hakemliği ve müzakereci demokratik anlayış bütün topluma hukuk ve adalet teklifi gerekir. Bu süreç ve mekanizmalara ulaşacak adımları atmaktır.

Sayın Reis-i Cumhur Hazretleri;

Türklük, 5000 yıllık tarihinin en kritik dönüm noktalarından birisindedir. Semitik mitolojinin indirgenmiş bedevi ideolojisi bu büyük irfani ve manevi geleneği, Türklüğü boğmak üzeredir. 50 milyon kilometrekarelik Afro-Avrasya coğrafyasında Türklük tarihin hiçbir döneminde bu kadar zelil düşmedi bütün düşmanlarının ve zorlukların üstesinden geldi.

Türkiye’de Türklük ve Türk milliyetçileri devr-i iktidarınızda, 1977 Ecevit iktidarındaki iklime taşındı. Ne kadarına vakıfsınız bilemem. Devlet kademelerinde, milliyetçi hademe dahi kalmadı. Liyakatli devlet ve millet duyarlıklı kadrolar tasfiye edildi. Sonuçları pek kötü oldu, bütün alanları FETÖgiller ve bilumum din tacirleri doldurdu. Sizin ve siyasi iktidarın gücünü arkasına alan Türklük düşmanı çetenin bir kısmı, İslam enternasyonalizmi, diğer bir kısmı demokrasi, liberalizm etnik hıncıyla TC’mize, andımıza, anayasamızın kurucu iktidar ilkelerine, en son şahsınızı da hedef alarak milli istiklalimize saldırdılar, Türk devletini düşmana teslim etmeye yeltendiler.

Tasfiyenin henüz kâmil manada yapıldığına, ben de sizin gibi, Bahçeli gibi kani değilim. Bu süreç siyasi bir tavır ve kararlılık gerektiriyor. Biz FETÖ'cü değiliz, Kaymakçıoğluyuz gibi gülünç gerekçelerle kendilerini örtüyorlar. Devletin dini adalettir, ehliyettir, liyakattir, sünnet de böyledir töre de... Akıl da bunu önerir.

BU REFORM KAÇINILMAZDIR

Din perdesi adı altında bedeviliğin Türklüğü, Türk maneviyatının tasfiyesi ile karşı karşıyayız. Ben ve Türkçü gelenekteki arkadaşlarımız, yeri geldiğinde marjinalleşmiş tarihsel işlevini ve misyonunu tamamlamış, köhnemiş müesseselerin FET֒den bin beter dertler açacağından hiç kuşku duymuyoruz.

İnsan odaklı, ekolojik duyarlılıklı, etik, estetik, maneviyata hürmetkâr, değer üreten, XXI. yüzyılın eşiğinde kozmik şuurun güncellenmesi ve çağla kucaklaşmış, onu telif eden bir manevi tecrübenin üretilmesi için bu reform kaçınılmazdır.

Sosyal ve kültürel müesseseler, yeni ihtiyaçlara uygun gerekli değişimleri yapamadıkları, işlevlerini tamamladıklarında yaşamdan çekilmedikleri zaman, pis su birikintisi gibi sürekli olarak mikrop üretirler.

Bu ülkede hâlâ bir hikmet-i hükumet/estabilishment/raison d’être, “derin devlet aklı” varsa, ıhlamur içip kuru erik yerken bu konuyu bir düşünsünler.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne taşınmamak için bu reform kaçınılmazdır. Bu kadar mühimdir.

Türk kültür havzası perspektifini, Türk kültürünün varlık anlayışını ona bağlı olarak yeni epistemolojiyi dinlemeden, kavramadan ve bir büyük jeopolitik felsefeye dönüştürmeden, bu yönelişin başarı şansını zayıf görüyorum.

TEK KUTUPLU DÜNYA ARTIK SÜRDÜRÜLEMEZ

XXI. yüzyılın başında, dünyada özellikle Afro Avrasya alanında jeopolitik bir deprem yaşanıyor. Tek kutuplu dünya sisteminin sürdürülemezliği artık somut olarak ortadadır. 2025 yılından itibaren Avrasya/ Asya Pasifik alanı dünyanın ekonomik merkezi olacağı açıktır. Bu yeni tabloda Çin yükselen ekonomik bir dev olarak temayüz etmektedir. Tarih felsefesi içerisinden son 4000 yıla baktığımızda Çinlilerin kendi anakaraları dışına çıkamadıkları, nüfuz ve kültürel hinterland oluşturamadıklarını görürüz. Ekonomik gücüne rağmen ABD karşısında kutup oluşturacak emperyal tecrübe ve birikimden yoksundur. Rejimi ve müktesebatı itibarıyla insanlığa teklif edebileceği bir “kozmopolis” ideali yoktur. Bu yeni tabloda Rusya da tek başına aktör olamaz. Dünya jeoplitik alanının 4/3’lük alanını kontrol eden Atlantik bloğu karşısında Rusya ve Türkiye, Avrasya’nın kalpgâhını kontrol ederek bir çekirdek oluşturabilir. Nüfus, nüfuz, kültürel müktesebatları ve emperyal tecrübeleri buna müsaittir. Rus kültürünün teşekkülünde Türk kültürünün payı yadsınamaz. Kiyev Knezliğinden cihanşümul bir imparatorluk oluncaya kadar Ruslar Türk hakimiyetinde uzun yüzyıllar yaşamışlardır. Çin’e karşı Türk Rus ittifakı bir büyük tampondur. Atlantik saldrıganlığına karşı Avrasya’yı ancak ve ancak böylesi bir ortak önderlik ayağa kaldırabilir. Çok geniş bir konudur. Bu yeni perspektifi tartışmaya açıyorum.

Türkün varlık anlayışında Tanrı, varlık ve doğa hiyerarşik değil, bütünleşiktir. Varlık hadis değil, ezelidir. Aynı değildir, ama ayrı da değildir. Türkmen Sufi geleneği, yüzyıllar boyunca bunu Hazar ötesinden taşıdı. Batı Türk devleti, bu yeni irfan etrafında kuruldu. Bu hat, Semitik teolojik paradigma ile uzlaşmaz, ontolojik olarak çelişkilidir. Bozkırın jeopolitik ve teolojik ruhu ile Çölün jeopolitiği teolojik geleneği farklıdır bunları inkâr ederek doğru bir alan açamayız.

Türk devlet aklı, tarihsel bir karar aşamasında olduğu bellidir.

İzleyip takip edeceğim, değerlendireceğim.

Doğru hat üzerinde gördüklerimizi kuşkusuz destekleyeceğiz.

ÜNİVERSİTELER, ÖNCÜLÜK MİSYONUNA YENİDEN KAVUŞMALIDIR

Teknik ekibi çok zayıf buluyorum, bu kadar büyük bir dönüşüm yazane kültüründeki büyük taşlı yüzüklü, yelekli adamlarla kelamı kibar ve menkıbeden beslenen, google kültürlü adamlarla yapılamaz, derin bir Türkoloji feylesofisi gerekir, ama bu yönelişin kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikirim.

İlahiyat fakülteleri küçük açıklamayı patlattılar. Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. İlahiyatçılar bu kadar büyük olaylar karşısında araziye uymaktan vazgeçip destek açıklamasında bulundular. İlahiyat fakülteleri folk İslamın mahalle baskısından, pilov, büyük çay vaadlerinin baskısından orta şut karışımı tavır alma konusunda ihtisas geliştirmişlerdi. Bu yeni durum umut vericidir. Darısı diğer konularda huğğğuuk fakültetlerinin başına, onların durumu İlahiyatı mumla aratır. Bizimkiler tavuk dürümcüdür, ama bu süreç onları da etkileyecektir.

Üniversite senatoları Cum’a (ayn var arada) vesilesiyle suskun, ama hala ümidimi kesmedim; zincirleme destek açıklamaları gelecektir.

Üniversiteler, öncülük misyonuna umarım tekrar kavuşurlar. Mevcut durumda, Ortega Gasset’in teknisyen üniversitesi ile karşı karşıyayız. Sadece gülümsüyorlar.

Birkaçı en azından çağdaş üniversite gerekliliklerine sahip olabilseydi, Türkiye’ye bu süreçlerde çok büyük katkısı olurdu.

Pek çok yazdım. Hele ki, özel üniversitelerle ilgili konuyu açtığım zaman, ilgililer kulaklarını kapatıyor, kimse duymak istemiyor. Şikayetler ayyuka çıkmış vaziyette. Türkiye’nin en çok izlenen sitesinde bu konuyu yazdım, kimse, "Hayırdır hocam! Nedir" diye sormadı bile.

Emperyalizmin ve yerli uşaklarının TSK’ya ve Türk milletine saldırılarında; Silivri’de, Ergenekon’da, Balyoz’da üç beş kişi kaldık, herkes karyolanın altındaydı, sonra baktık ki, meğer ne sert millüğçü FETÖ'cü, bilmem ne karşıtları varmış.

Türkiye mevcut durumda epistemolojik bir körlük yaşıyor, epistemolojik bir sıçrama yapmadan bu paradokslardan ve kaostan çıkması mümkün değildir. Türkler bu ciddi dönüşümler her bin yılda bir yaparlar.

Birinci binde Demir Çağı'nın sonunda İskitler ile Kuzey çayırlarında, Avrasya tarihinin kurucu gücü oldular, ilk meydan okumayı yaptılar. Gryaznov’un ifadesiyle Kuzey düzlüklerinde, İndo Germenlerle ilk mücadeleleri yaptılar. Budun olma süreçleri burada başladı. Kuzey çayırları önemlidir. Mario Alinei, Avrupa medeniyetinin bu karşılaşmaya çok şey borçlu olduğunu söyler.

Oğuz Kağanla evrensel kozmopolis iddiası, “Kün tuğ olsun kök kurıkan” ifadesi ile ortaya tekrar ortaya kondu.

HER YERDELER...

İran yaylasında İslamiyetin kabulü 1040 Dandanakan süreci sonunda Kaşgarlı‘nın, “Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi. Ve yeryüzüne hakim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları, Türklerin eline verildi. Türkler Tanrı tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Haktan ayrılmayan Türkler, Tanrı tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri kötülerin şerrinden korudular. Cihan hakimi olan Türklere herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya nail olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir” teopolitik söylemiyle, Ön Asya’da Semitik kültüre ve Aryanilere meydan okundu

Selçuklularla kadim Anadolu havzasına, Batı Türk devletinin kuruluşu için meydan okundu. Kuzeyde tün ortasında, Sibir’den Doğu Avrupa’ya kadar olan başlıya baş eğdirerek siyasal güç meydan okuması yapıldı.

XX. yüzyılın başında Gazi Mustafa Kemal önderliğinde, tarihin en büyük meydan okumalarından biri yapıldı. Türk milliyetçiliği yüzyılın başında verdiği mücadele ile Rus ve İngiliz imparatorluk geleneklerinin çöküşünü hazırladı. Gazi Maveraünnehir Türk düşüncesi ve medeniyet anlayışını 1000 yıl sonra yeniden üretmeyi denedi. Bu süreç henüz tamamlanmamıştır.

İslamiyet’le birlikte Türkmen irfanı içerisinde, kadim Türk varlık ve irfanı devam ettiği müddetçe, yaratıcı dinamik ve üretkenlik devam etti. Semitik varlık anlayışı egemen olduktan sonra çelişkiler devam etti. Uzun meselelerdir, kısaca değinerek geçiniyorum.

Yeni bin yılda, çağla entegre olan bir yeni üretim kültürü, ekonomi politik anlayışı üretmemiz zorunluluktur. Ama bunu köy bakkalı zihniyetindeki müesseselerle, adamlarla yapamayız.

Devlet aklının bunu artık kavradığını görüyorum veya umuyorum.

Türkiye bütün milli, müdafa’â-yi hukuk birikimini güncelleyerek, kucaklaşarak yürümelidir. Hukukun üstünlüğü ve adalet en temel düstur olmalıdır. Yeni Ortaçağ konseptini süratli bir şekilde tasfiye etmek en önemli beka meselemizdir.

***

Yüzyıl önceki vilayetiniz Şam. Cehalet diz boyu. Bir Cinderesdir gidiyor acar üç isimli analizciler, haberciler. Cin deresi yahu dil bilmez ademler. Jeopolitik coğrafyanın ruhudur. Coğrafyanızı yer adlarınızı bilmiyorsunuz, bu neçe uzmanlık, bu neçe habercilik. Her yerdeler maalesef.

Bu kültür reform ve devrim yapamaz!

***

Üniversite sistemimiz öncelikli olarak eğitim sistemimiz kurulacak yeni jeopolitik vizyona uygun olarak çağdaş, bilimsel, akademik ölçütlere uygun kamucu bir anlayışla yeniden kurulmalıdır. Herkes kulağının üstüne yatıyor, maarif, mektep, tezhip, hat, Osmanlıca ile eğitim reformu olmaz, bilenleri dinleyin. Bugüne kadarki bu saçma sitemleri empoze eden Eğitim uzmanlarını! odunla kovalayın. Çok kötüler ve cahiller.

Eğitim kültürel felsefe içerisinden üretilen özgün bir tasarımdır.

 
14 Mart 2018 Çarşamba 09:19 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
6
0
2
18
2
Başakşehir
8
4
3
1
15
3
Beşiktaş
8
4
3
1
15
4
Kasımpaşa
8
5
0
3
15
5
Trabzonspor
8
4
1
3
13
6
Antalyaspor
8
4
1
3
13
7
Konyaspor
8
3
3
2
12
8
Malatyaspor
8
3
3
2
12
9
Göztepe
8
4
0
4
12
10
Alanyaspor
8
4
0
4
12
11
Ankaragücü
8
3
1
4
10
12
Sivasspor
8
2
3
3
9
13
Kayserispor
8
2
3
3
9
14
Bursaspor
8
1
5
2
8
15
Fenerbahçe
8
2
2
4
8
16
Çaykur Rizespor
8
1
4
3
7
17
Akhisar Bld.Spor
8
1
2
5
5
18
Erzurum BB
8
1
2
5
5
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041625283639
 
On Numara
15.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01081424253541464748495051535459606567737778
 
Sayısal Loto
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu051726273038
 
Şans Topu
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061819262705
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:48
  • Güneş06:29
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:19
  • Akşam17:44
  • Yatsı19:13
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık