Kıdem tazminatı bakanlar kuruluna geliyor
Prof. Dr. Örsan Öymen

Bu oyla Türkiye yönetilemez

Prof. Dr. Örsan Öymen

 
18 Nisan 2017 Salı 09:58 
Yorum YapYazdır
 
 

Çocukluğumuzda, mahallede bulduğumuz boş bir araziye veya sokağa, karşılıklı olarak ikişer adet kaya parçası koyarak kale yapar, futbol maçları oynardık. Bu maçlarda, baskı uygulamadan ve hile yapmadan, kendi gücüyle kazanmak için mücadele edenler olduğu gibi, oyunun kurallarını çiğneyerek ve kurallara aykırı çeşitli baskılar uygulayarak maç kazanmaya çalışanlar da olurdu.

Kendi kalesine gol atılması zorlaşsın diye kale direkleri yerine geçen iki kaya parçasının arasındaki mesafeyi çaktırmadan daraltanlar, gol olmadığı halde ısrarla gol olduğunu iddia edip ortalığı yıkanlar, yenileceğini anlayınca sürekli faul yapanlar ve rakip oyuncuyu devirenler, yenik durumdayken kavga çıkartıp maçı iptal edenler, hatta topu ortadan keserek maçı sabote edenler vs vs.

Bu maçlarda genellikle bir hakem olmadığı için veya futboldan anlamayanlar ve otoritesi olmayanlar figüran konumda hakem yapıldığı için, oyunculardan kimin sesi fazla çıkarsa veya kimin yaşı daha büyükse onun söyledikleri olurdu. Başka bir deyişle orman ve kabile kanunlarının geçerli olduğu bir ortamda maçlar yapılırdı.

Çocuklukta bunlar olağan şeyler olarak görülebilir. Ancak koca koca yetişkin insanların hala bu yollarla iş çevirmeye çalışması gerçekten utanç vericidir.

“Padişahlık sistemine geçelim mi, geçmeyelim mi?” diye ortaya konmuş bir referandum sürecinin kendisi zaten bir ucubeydi ve demokrasinin özüne aykırıydı. Ancak AKP iktidarı, önümüze gelen bu ucube süreci de adil ve eşit bir biçimde yönetmedi.

Referandumda karşımıza çıkan manzara şöyle özetlenebilir:

1) Devletin olanaklarıyla yurdun dört bir tarafında “billboard”, pankart, “stand”, hoparlörlü araç vs üzerinden "Evet" propagandası yapılırken, "Hayır" propagandasına asgari düzeyde olanak tanındı.

2) Söz konusu "Evet" propagandası bir dezenformasyon stratejisi üzerine kuruldu, vatandaşlar “Güçlü Meclis” ve “Bağımsız ve TarafsızYargı” gibi sloganlarla aldatıldı.

3) "Hayır" propagandası yapanlar fiziksel saldırılar, hakaretler ve baskılar altında bırakıldı, hatta gözaltı uygulamaları ile karşılaştı.

4) "Hayır" propagandası yapmak isteyen birçok siyasetçiye salon tahsisi yapılmadı, valilik ve kaymakamlıktan toplantı yapma izni çıkmadı.

5) Olağanüstü Hal uygulaması koşulları altında, valilik, kaymakamlık, polis ve asker baskısı altında, sansür, gözaltı ve fişleme baskısı altında referandum süreci yürütüldü.

6) TRT, ATV, A Haber, Star TV, TGRT, Ülke TV, Kanal 24 gibi AKP yandaşı kanallar "Hayır" oyunu temsil eden CHP, MHP ve HDP’li siyasetçilere ekranlarını neredeyse tamamen kapattı, onlara ambargo uyguladı.

7) NTV, CNN Türk, Haber Türk gibi “merkez medya” olduğu iddia edilen kanallar "Hayır" oyunu temsil eden MHP’li ve HDP’li siyasetçilere ekranlarını neredeyse tamamen kapattı, bu siyasetçilereambargo uyguladı.

8) Yüksek Seçim Kurulu son anda mühürsüz ve onaysız oy pusulalarının ve zarfların da geçerli sayılacağını açıklayarak seçim yasasını çiğnedi ve suç işledi.

9) Yüksek Seçim Kurulu son anda üzerinde “Tercih” yazılı mühürler yerine üzerinde “Evet” yazılı mühürlerin de geçerli olacağını açıkladı, böylece basılan “Evet” mühürünün nereye basılırsa basılsın “Evet” oyu olarak sayılması olasılığının yolunu açtı.

Demokrasiye ve hukuka tamamıyla aykırı olan bu orman ve kabile koşullarına ve uygulamalarına rağmen, YSK’nın açıklamalarına göre, sandıktan %48.7 Hayır oyu çıktı, %51.2 Evet oyu çıktı. Bu oranları yuvarlayacak olursak, %49 Hayır, %51 Evet oyu çıktı.

Söz konusu baskılara ve hukuk dışı uygulamalara rağmen, %49 Hayır oyunun çıkması, Hayır oyunun aslında bu referandumun mutlak galibi anlamına geldiğini göstermektedir.

Söz konusu baskılar olmasaydı, adalete, eşitlik kurallarına ve hukuka aykırı uygulamalar olmasaydı, HAYIR oyu %50’nin üzerinde olacaktı. Siyaset Bilimi, Sosyoloji, Sosyal Psikoloji, Hukuk, İstatistik, İletişim Bilimi açısından bakıldığında, bu tartışmasız bir gerçektir.

Aradaki fark daha açık olsaydı, örneğin %10 gibi bir fark olsaydı, bunlar belki tartışılmazdı. Ancak şu andaki koşullar ve veriler dikkate alındığında, bunların tartışılması kadar doğal bir şey olamaz.

Bu bağlamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün yaptığı açıklama son derece önemlidir. Kılıçdaroğlu, söz konusu baskıların ve hukuka aykırı uygulamaların ve söz konusu yakın oranların geçerli olduğu bir ortamda, oylanan Anayasa metninin bir toplumsal uzlaşma metni olamayacağınısöylemiştir. Bugün CHP TBMM Grup Başkanvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklama da son derece önemlidir. Özel, söz konusu Anayasa değişikliği yürürlüğe girse bile, bu değişikliğin meşru olmayacağını açıklamıştır. Özel bununla da yetinmemiştir, seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik bir organize suç örgütünün var olduğunu açıklamıştır.Bu hafife alınacak bir iddia değildir. Bu iddia ciddi bir biçimde araştırılmalıdır.

AKP VE MHP’DE EROZYON

YSK tarafından açıklanan ama resmi olmayan sonuçlara göre hem MHP hem de AKP tabanı içinde HAYIR oyu veren büyük bir kitlenin olduğu görülmektedir. AKP ve MHP’nin son seçimlerdeki toplam oyu %62 iken (%50+%12), açıklanan sonuçlara göre EVET oyları %51’de kalmıştır. Hayır oyu veren %49’un en az %15’inin bu kesimden, yani CHP ve HDP dışındaki muhafazakar kesimden olduğu görülmektedir. (Bu arada Güneydoğu’daki sonuçlarda, çoğunluğu olmasa da, HDP tabanından önemli bir kesimin Evet oyu verdiği anlaşılmıştır!)

Dört milyondan fazla nüfusa sahip olan mega-kentler İstanbul, Ankara ve İzmir’de çoğunluk HAYIR oyu vermiştir. Bir milyondan fazla nüfusa sahip olan Adana, Eskişehir, Antalya, Mersin, Diyarbakır, Aydıngibi büyük kentlerde çoğunluk Hayır oyu vermiştir. Bölge olarak bakıldığında da, Trakya, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çoğunluk Hayır oyu vermiştir.

Erdoğan ve AKP yönetimi İstanbul ve Ankara’da 2002’den beri ilk defa seçim kaybetmiştir. Bu çok önemli bir kırılma noktasıdır. İstanbul’u ve Ankara’yı kaybedenin Türkiye’yi de kaybetmesi an meselesidir.

AKP’nin ağırlıklı olarak köylerden ve kasabalardan aldığı oylarla kentleri yönetmesi, Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan, Marmara’dan, İç Anadolu’dan aldığı oylarla tüm Türkiye’yi yönetmesi mümkün değildir.

Evet oyları, Bursa, İzmit, Samsun, Konya, Kayseri, Gaziantep gibi daha az sayıda büyük kentte birinci çıkmıştır. Buradaki oylarla da tüm Türkiye üzerinde hakimiyet kurmak olanaklı değildir.

Türkiye’deki üretim ekonomisini elinde bulunduran kentlerin tamamından olmasa da, büyük çoğunluğundan Hayır oyu çıkmıştır. Başka bir deyişle üretim ekonomisi de büyük ölçüde Erdoğan’a ve Padişahlık düzenine Hayır demiştir.

Bir şahsın Padişahlık hırsları yüzünden bir ülke ve bir millet toptan bir hiçliğin ve boşluğun içine atılamaz!

Bir millete baskıyla, zorlamayla, hukuk ve demokrasi dışı uygulamalarla Padişahlık sistemini dayatmak marifet değildir. Bu bir başarı da değildir.

Makro açıdan bakıldığında, bu bir başarısızlık olduğu gibi, aynı zamanda bir basiretsizliktir.

 
18 Nisan 2017 Salı 09:58 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:31
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:49
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık