Trabzon'a kim ihanet etti?
Nihat Genç

Dağın arkasına saklananlar

Nihat Genç

 
16 Temmuz 2017 Pazar 13:07 
Yorum YapYazdır
 
 

Tarihte en çok yürüyen millet Türkler’dir, önünü dağlar kesmiştir. Balkan Dağları’nda isyancılarla baş etmesi mümkün olmamıştır ve Anadolu kadar büyük toprak parçasını kaybetmiştir. Zeydiliğin hakim olduğu Yemen Dağları’nı aşması mümkün olmamıştır, Portekiz ve sonra İngiliz gemilerinin Hint ve uzak doğuda önlerinin kesilmesi hayal olmuş, Kızıldeniz yani Hint Okyanusu’na giriş çıkış kaybedilmiştir. Ege’nin başta Kaz Dağları’nda eşkıya avı bir yüzyıl sürmüştür, sadece Çakırcalı bin yüz jandarma öldürmüştür. Dürzi-Lübnan dağları başına bela, batının Osmanlı topraklarına okullarıyla, silahlarıyla, ajanlarıyla sızdığı ilk bölge olmuş, Maruni ve Dürzilerle baş etmek mümkün olmamıştır. Allahüekber Dağları’nı aşabilseydik Kafkas Dağları’nın eteklerine ulaşabilecektik, ve Toroslar’ın doğusu kırk yıl süren terör savaşının karargahı olmuştur.

Aşılamayan girilemeyen bütün bu dağlarda ‘etnik’ ve ‘mezhebi’ yapılar İmparatorluk’un başına bela olmuştur.

Mesiyanik hareketlerin eşkıyalığın isyancıların doğduğu saklandıkları yerler dağlardır ve her dağın arkasında emperyalistlerin silahları gücü eli vardır.

Bütün bu dağ savaşları Türkiye’nin önüne siyasi sorunlar koymuş ve her dağ silsilesi milli vatanımızın hudutlarını belirlemiştir.

Fıkıh sorunlarını tartışarak bu dağların etnik mezheb gericiliğini aşmanız mümkün değildir, muğlak içi boş özgürlük demokrasi geveleyerek dağın arkasındaki büyük güçleri gizleyemezsiniz.

Cumhuriyet geçit vermez bu dağları ‘herkesin eşitlendiği’ hukuk ve yurttaşlıkla aşmaya çalışmıştır, ve dağları aşmanın tek yolu, pazardır sanayidir ve tarımdır ve üretimdir ve şehirdir ve ortak tarihin ortak kardeşlik kültürüdür.

Dağlar efsane mit üretir, şehir bilgi ve akıl.

Her eski şehrin korunduğu ‘kalesi’ ‘surları’ vardı, günümüzde artık ‘siper’ ‘cephe’ savaşları bitmiştir, çünkü silah teknolojisi çok gelişmiştir.

Sümüklü Mehdi’nin saklandığı dağlar artık Amerika’da.

Köktendinci siyasiler yeni Osmanlı ve ümmet hayaliyle Şam’a yürümüş ve ülkemizi komşularımızla sürekli bir savaş haline sokmuş, Amanos Dağları’nı aşamamıştır.

Modern toplumda en ağır ‘yabancılaşmayı’ yaşayan köktendinciler ve etnik milliyetçilerdir, pazara, şehre, bilgiye akla, üretime, ‘yabancıdırlar’.

Ve bugün köktendincilerin ve etnik milliyetçilerin ellerinde intihar bombacısından başka savaş aracı da kalmamıştır.

BİNLERCESİ KODESTE

Amerika orta-doğuda hala kimin rejimini değiştirecekse bu güçleri kullanarak yapıyor. 

Amerika deli mi hep aynı yanlışı yapıyor ve diplomatik çıkarlarını zora sokuyor, işte sümüklü Mehdi ve PKK kucağında, bu kanlı örgütleri ve darbesini açıklayacak tek cümlesi yok.

Amerika’nın iştahını azdıran yerli işbirlikçilerdir, Amerika gibi batılı ülkelere yerli işbirlikçiler aldatıcı bir enstrüman ve ‘rahatlık’ sağlar.

İşte liberali meczubu binlercesi kodeste.

Bu utanç verici tarihi masasına koyması gereken İslamcı dinci ve hamasi milliyetçiliği kullanan partiler ve gerici liberallerdir.

Sormak lazım bu parti ve oluşumlarda neden Amerikan ajanlarının rahatlıkla sızabildiği yapıları vardır.

Dün Cumhuriyet’te Ataol Behramoğlu yazdı, Kılıçdaroğlu’yla karavanında görüşmüş, sağda bir merkez parti kurulursa CHP de rahat edermiş, çünkü, CHP sağdan değil ancak HDP’den oy olabilirmiş, bu da CHP’nin sosyal demokratlığına uygun bir siyasetmiş.

Yani şehrin partisi, cumhuriyetin partisi CHP arkasına dağları ve o dağların arkasındaki güçleri almaktan hiç gocunmuyor.

Bunca acı felaketten sonra dahi hala ‘dağ siyaseti’ yapabiliyor.

Dün gerici liberaller etnik mezhep kavgasını özgürlükler perdesi arkasına saklıyordu, şimdi, CHP etnik milliyetçiliği ‘sosyal demokrat politika’ arkasına saklamaya çalışıyor. Ve Kılıçdaroğlu yürüyüş sonrası Maltepe konuşmasında hala ‘dağın talebi’ eşit yurttaşlığı diline dolamayı sürdürüyor.

Anladığımız o ki ne CHP’yi ne bu aydınları ‘dağdan’ ve ‘dağın arkasından’ kopartmak mümkün değil.

Dağın arkasına saklanan batılılar ülkemiz aydınının kafasına o kadar çok şey dayadı ki, ve dayattığı o kadar şeyi, aydınlarımızın ağzında o kadar bülbülleştirdi ki, artık bilgi ve akıl, artık sosyolojik gerçekler, aydınımızın kafasını karıştırıyor.

BU GÖRÜŞLER ANADOLU TOPRAKLARINDA DOĞMUŞTUR

Aydınlanma’nın büyük filozoflarından Spinoza, “Tanrı doğanın kendisidir” der ve doğa kanunlarından hareketle (ilahi yasalarla değil) eşitlikçi bir hukuk felsefesi inşa eder.

Spinoza’dan asırlarca önce Muhiddin Arabi’nin felsefesi de ‘vahdeti vücuttur’, yani “yaratılmış bu dünyalar Tanrı’nın bedenidir”, der.

“Yaratılmış bu dünya içinde ot böcek insan ağaç her şeyin kıymeti eşittir, çünkü hepsi Tanrı’dan parçalardır ve birbirlerine üstünlüğü yoktur” der.

Muhiddin Arabi tasavvufa öncülük eden bugüne değin büyük hayranlık bulan bu düşüncelerini şeriatçıların korkusuyla gizlemiş ve anlaşılması çok güç metinler içre kaleme almıştır.

Şaşılacak olan şey, Yavuz Sultan Selim Mısır’ın fethine giderken Suriye’de harabeye dönüşmüş Muhiddin Arabi’nin türbesini görüp, önünde saygıyla eğilip, etrafıyla birlikte restore ettirmesi.

Yavuz Sultan gibi şeriattan sorumlu bir padişah topluma hakim dini inancın bu denli dışında o yıllarda çok marjinal bir tasavvuf ehlini niçin ziyaret eder?

Bir görüş, Yavuz Sultan muhalif dışarda kalmış marjinal hiçbir yapıyı dışlamak istemez, hepsini anlayış ve düşünceleriyle ayakta tutmak ister.

Bir diğer görüş, Muhiddin Arabi, birkaç asır önce Yavuz’un Mısır’ı alacağı kehanetinde bulunmuş olması.

Yeraltına gizlenmiş, dışlanmış, hakim görüşlere muhalif, kapalı konuşan, bu alimlere Osmanlı Sultanı’nın saygısı hala büyük bir gizemdir.

Muhiddin Arabi, kendinden sonra Anadolu’da gelişen tasavvuf hareketlerini kökünden etkilemiştir, her eşya ve hepimiz onun bir parçasıyız, nefesimiz canımız her şeyimiz aynıdır ve kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.

Bu yüzden Anadolu tasavvufu efendi kibir kimsenin kimseye üstünlüğünü tanımaz, ki, bu görüşler o yüzyıla kadar insan zekasının geliştirdiği merkeze insanı alan eşitlikçi ve aydınlık düşüncelerdir.

Tabii ki bu görüşe bugüne kadar şeriatçılar karşı çıkmıştır.

Ve, bugün, modern hukuk’un köküne indiğimizde, modern hukuk’un doğası üzerine konuştuğumuzda, hukuk’u var eden ilk cümle: Herkes dil, din, cins, ırk ayrımı olmadan hukuk karşısında eşittir. 

Herkesi eşitleyen insan merkezli bu görüşler Anadolu topraklarında doğmuştur ve Anadolu’nun bütün ozan ve şiirlerinde ve özlü sözlerinde bunun felsefi köklerine şahit olursunuz.

Bu muhteşem fikirler Aydınlanma çağlarından asırlar önce bu topraklarda karşılık bulmuş, vücut bulmuş asırlar süren taraftarlar bulmuş ve şarkılarımızda ve şiirlerimizde ve türkülerimizde ve halaylarımızda oyunlarımızda ruh bulmuş ve Anadolu hümanizmini oluşturmuştur.

Bir yazara, bir şaire düşen ilk görev, eşitlik kardeşlik fikrinin kendi toprağındaki köklerine inmek, ve siyasetini, ve düşüncelerini toprağının hakiki kökleri üzerine inşa etmektir.

Dağdan ve arkasındaki emperyalist dayatmalardan medet ummak hiç değil.

Sosyal demokrat politika her alanda eşitlikçilik talebidir, insanlık dışı kanlı bir örgüt PKK ve HDP’yle kucaklaşmak hiç değil.

 

 
16 Temmuz 2017 Pazar 13:07 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1859 - Darwin'in "Türlerin Kökeni" çalışması yayımlandı.
1870 - Türkiye'nin ilk mizah gazetesi Diyojen yayımlandı.
1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
1927 - Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
1939 - Gestapo, Çekoslovakya'da 120 öğrenciyi öldürdü.
1941 - II. Dünya Savaşı ortamında; pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961 - BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963 - ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976 - Van ve çevresinde; Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977 - Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
1983 - İsrail, Trablusşam'da tutuklu 6 İsrail askerine karşılık 4800 Filistinliyi serbest bıraktı.
1988 - Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989 - Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nin İkiyaka Köyü'nde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1990 - Kadınlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in "Flört fuhuştur", "feminizm sapıklıktır" sözlerini düdük çalarak protesto etti. İstanbul Galatasaray'daki eylemde, polis 5 kadını dövdü, 11 kadın gözaltına alındı.
1994 - Efsanevi MacGyver adlı televizyon dizsinin "Trail to Doomsday" ismindeki filmi Türkiye'de gösterime girdi.
1994 - Galatasaray Barselona'yı 2-1 yendi; kutlamalarda 3 kişi öldü.
1996 - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.
2005 - Picasso İstanbul'da sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açıldı.
2009 - Berkay Songur Abdülcambaz Ayıboğan'ın kualğını kesti, boğduğu ayıyı yedi.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:25
  • Güneş07:12
  • Öğlen12:19
  • İkindi14:48
  • Akşam17:05
  • Yatsı18:39
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık