Dünyanın en mutsuz ülkeleri.. Türkiye kaçıncı?
Mehmet Polat

DOLARIN EGEMENLİĞİ…

Mehmet Polat

 
10 Eylül 2018 Pazartesi 09:18 
Yorum YapYazdır
 
 

Dere yatağına ev yapacaksın, belediye buna göre imar değişikliğine gidecek, gitmese bile göz yumacak, hükümetler imar affı çıkaracak, mezar taşı gibi binalar yasallaşacak, ama binlerce yıldır aynı yataktan akan sel bundan habersiz olduğu için önüne geleni silip süpürecek. Ve helikopterle olay yerine gelen bakan, bakmayan ve bakıp da görmeyenler; “son 500 yılın en şiddetli yağmuru yağdı” diye masal anlatacak. “Vatandaşın tüm zararını karşılayacağız, borçlarını erteleyeceğiz” diyecekler. Sanki dağıtacakları para da vatandaşın cebinden çıkmıyormuş gibi… Buna karşılık, kendi sorumsuzluğu dâhil her şeyin farkında olan mağdur vatandaş da yumurtadan yeni çıkmış güvercin misali gözlerini kırpıştırarak kameralara bakıp, “devletimize ve büyüklerimize” duacı olacak. İşte ülke ekonomiden siyasete, spordan sanata kadar son 40 yıldır böyle yönetiliyor…

 

Eskiden iyi-kötü bir plan ve bütçeye göre yönetilirdik. Ortada bir hesap olduğu için yapılan işin eksiği fazlası görülebilirdi. 12 Eylül 1980 sonrası ülkenin bunlar yerine piyasaya göre yönetilmesine karar verildi. Böylece ülke dış yatırımlar kadar küresel spekülasyonlara da açık hale geldi. Ve bugünkü iktidar işte böyle bir dere yatağı üzerine inşa edildi. Uygulanan ekonomi politikaları sonucu ekonominin döviz bağımlılığı ve kırılganlığı arttı. Buna, örneğin bölgedeki Müslüman Kardeşleri desteklemek gibi yanlış politik tercihler de eklenince, dış borçları çevirmek zorlaştı. Dolar yılbaşından bu yana düzenli olarak artıyordu. Nedeni söylendiği gibi ABD Merkez Bankasının faizleri yükseltmesi değildi; dışsatım gelirleri azalan yerli şirketlerin piyasadan döviz toplaması, faizlerin sabit tutulması ve yanı sıra Türkiye’de kârları düşen sermayenin başka diyarlara göç etmesiyle de ilintiliydi. Dolayısıyla dövizde sıçrama için küçük bir kıvılcım yeterliydi. Beklenen oldu ve TL yılbaşından beri yaklaşık yüzde 50 değer kaybetti. Yöneticilerimiz bunu, “ekonomimize saldırı var” diye yorumluyor. Selin önüne bina kurdular, şimdi sel geldi diye yakınıyorlar…

 

Bu arada, göstermelik Dolar yakma eylemlerine Dolar hakkında üretilen efsaneler eşlik ediyor. Ekonominin kırılganlığı yüzünden TL’nin değer kaybetme nedenini ABD ile yaşanan sürtüşmelere bağlamak, bunların başında geliyor. ABD’nin dünya ekonomisine zarar verdiği, karşılıksız basılan Dolar’ın bu ülkenin hegemonyasını zayıflattığı belirtiliyor. İran ve Rusya gibi ülkelerle milli paralar üzerinden ticaret yapma kararları, bağımsızlık ifadesi gibi yorumlanıyor. Gerçekler ve yalanların harmanlanmasıyla yazılan senaryolar, yalnızca yaşadığımız ekonomik bunalımın nedenlerini ve sorumlularını gizlemeye yarıyor.

 

Şunu netleştirelim: Dolar Amerikan parası olduğu kadar bir dünya parasıdır da. Elbette coğrafî değil, ekonomik dünyadan, yani küresel kapitalizmden bahsediyoruz. Dolayısıyla ülkelerin Dolar’la sorunlarının biricik sorumlusu paranın sahibi ABD değildir, ABD’nin de bir parçası olduğu ve hegemonyası altında tuttuğu küresel kapitalizmdir. Dolar her ne kadar ABD’nin gücüne dayalı olarak dünya parası (rezerv para) haline gelmişse de, kapitalizmin küresel ölçekte işlemesi için her zaman ortak bir paraya gereksinim duyduğu da unutulmamalıdır. Bu nedenle ülke paralarının Dolar karşısındaki dalgalanmalarının nedeni ABD’nin o ülkeye yönelik plan ve projeleriyle açıklanamaz; ancak o ülke ekonomisinin dünyadaki yeri ve genel olarak dünya ekonomisinin izlediği seyirle açıklanabilir. Kaldı ki ABD kimi ülkelere ekonomi üzerinden tezgâhlar kursa bile, bu durum her şeyden önce kapitalizmin buna müsait olduğunu gösterir ve ABD komplolarından önce neden böyle bir sistem içinde yaşamak zorunda olduğumuz üstüne düşünmek gerekir. Eğer bizi yönetenler bu konularda dişe dokunur söz söyleyemiyorsa, Dolar yerine Molar geçse de durum değişmez…

 

Nitekim yöneticilerimiz dolardaki artışa işaret ederek “Amerika bize oyun oynuyor” diyor ama Euro’da da paralel bir artış olduğu halde Avrupa için aynı şeyi söylemiyor. Tersine, ABD ve Trump hakkında atıp tutarken ardı ardına İngiltere, Fransa, Almanya ziyaretleri yapıyor ve güya kavgalı oldukları Hollanda’ya büyükelçi atıyorlar. Demek ki Dolar’daki artışın nedeni her neyse, Euro da o yüzden artıyor. Başka bir ifadeyle, Dolar artışı ABD ile yaşanan siyasi sürtüşmelerden değil, ekonomiden kaynaklanıyor.

 

Kapitalizm 16. Yüzyıl sonlarında Batı Avrupa’da ortaya çıktığı zamanlardan bu yana sınırsız yayılma eğilimi gösteren, evrensel bir sistemdir. Bu yüzden küresel özelliklerini yakın zamanda kazandığı düşünülmemelidir, bunlar başından beri vardır. Ticaret, sanayi ve sermaye yatırımlarının kısa sürede dünyaya yayılması, herkesçe tanınan ortak bir para birimi üzerinde anlaşmayı zorunlu kılmıştır. “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” sıfatıyla sömürgeci İngiltere’nin parası Sterlin, dünyanın pek çok köşesinde tanınıyor olması gibi pratik nedenlerden dolayı ilk dünya parası olarak kabul edilmiştir.

 

Önceleri, tarihten gelen bir alışkanlık nedeniyle, kâğıt para olarak Sterlin belli miktar altını temsil ediyordu. Elinde Sterlini olan, karşılığında İngiliz Merkez Bankasından o miktar altını alabiliyordu. Bu gelenek, I. Dünya Savaşı sonrası dünya parası olarak kabul edilen ABD Doları ile de sürdü. 1 ons altının 35 Dolar ettiği 1944’de imzalanan uluslararası bir anlaşmayla (Breton Woods) kabul edildi. Ancak dünya ekonomisinin büyümesi ve piyasada dolaşan para hacminin artması sonucu bu uygulama pratik bakımdan geçersiz hale geldi. ABD 1971’de Doların altın karşılığından vazgeçti ve parasının diğer paralar karşısındaki değerinin serbest piyasada belirleneceğini açıkladı. Böylece diğer paralar da Dolar’a bağlı hale geldi.

 

ABD bugün istediği kadar para basıp, dünyanın her yerinde istediği şeyi satın alabilir. Bu Dolar’ın karşılıksız basılmasıyla değil, dünya parası olmasıyla ilgilidir. Para, soyut değer ifadesidir. Gerçek hayattaki karşılığı, satın alınan şeylerdir. Alışveriş bittikten sonra paranın işi biter. Bu yüzden, örneğin Türkiye’nin İran ve Rusya ile milli paralar üzerinden ticaret yapmasının Dolar’a karşı direnç oluşturmak bakımından bir önemi yoktur. Nasıl olsa iki ülke bütün gereksinimlerini aralarında ticaret yaparak karşılayamaz. Dünya ticareti yapmayan hiçbir ülkede sanayi üretimi gerçekleşemez. Bütün ülkelerle milli paralar üzerinden ticaret yapmak, dünya ekonomisini 500 yıl geriye götürmek gibidir. Sayısız mal ve hizmetin birbirleriyle hangi oranlarda değiştirilebileceğini hesaplamak için, küresel geçerliliği olan bir para birimi üzerinde anlaşmak zorunludur. Şimdilik bu Dolar’dır. Dünyadaki merkez bankalarının elinde tuttukları paranın yaklaşık üçte ikisi Dolar cinsindendir. Yine uluslararası ticarette kullanılan çeşitli paralar arasında Dolar yaklaşık bu orandadır.

 

ABD, yıllık 18 trilyon dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük ekonomisine sahip. Dışsatımda ilk sırayı Çin almış olsa da, dışalımda 2,2 trilyon dolarla ABD ilk sırada. Silahlı gücü, medyası ve kapitalizmle özdeşleşmiş Amerikan yaşam tarzı, Dolar’ın dünya parası olmasının arkasındaki belli başlı etkenler. Ancak en önemli etken, sermayenin kâr amacıyla bütün sınırları aşarak, her koşula uyum sağlayarak, küresel ölçekte ve sürekli hareket halinde bir değer oluşudur. Dünyanın tüm kapitalistleri, bu akışın kesintisiz sürmesine muhtaçtır. Bu da çeşitli sermayeler ortak bir parayla ifade edilmeden olamaz.  Dolayısıyla Dolar dünyayı yalnızca para olarak değil, aynı zamanda sermaye olarak da dolaşıyor. Bir anlamda, ABD’nin dünya hegemonyasını onunla rekabete giren sermaye odakları oluşturuyor. Çünkü dünya çapında güç olmak için daha çok sermaye kullanmak, dolayısıyla ellerinde daha çok Dolar tutmak zorunda kalıyorlar. Ve istemeseler bile, ABD lehine çalışıyorlar…

 
10 Eylül 2018 Pazartesi 09:18 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.
1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.
1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.
1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.
1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.
1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.
1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.
1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün çinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.
1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.
1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.
1969 - John Lennon, The Beatles'dan ayrıldı.
1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.
1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.
1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülent Ulusu atandı.
1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.
1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.
1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.
1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.
2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.
622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
0
1
12
2
Başakşehir
5
4
0
1
12
3
Kasımpaşa
5
4
0
1
12
4
Beşiktaş
5
3
1
1
10
5
Konyaspor
5
2
2
1
8
6
Kayserispor
5
2
2
1
8
7
Trabzonspor
5
2
1
2
7
8
Malatyaspor
5
2
1
2
7
9
Ankaragücü
5
2
1
2
7
10
Antalyaspor
5
2
1
2
7
11
Fenerbahçe
5
2
0
3
6
12
Göztepe
5
2
0
3
6
13
Alanyaspor
5
2
0
3
6
14
Sivasspor
5
1
2
2
5
15
Bursaspor
5
0
4
1
4
16
Çaykur Rizespor
5
0
3
2
3
17
Erzurum BB
5
0
2
3
2
18
Akhisar Bld.Spor
5
0
2
3
2
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
13.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu121721404143
 
On Numara
17.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031113181926293438434451535459606465697279
 
Sayısal Loto
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu103233374348
 
Şans Topu
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020306203001
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:17
  • Güneş05:58
  • Öğlen12:26
  • İkindi15:53
  • Akşam18:31
  • Yatsı20:00
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık