15 Temmuz, gerçekler ve FETÖ düzeni!
Mehmet Polat

DÜNYADA DOLAR, AHİRETTE İMAN=SUUDİ ARABİSTAN…

Mehmet Polat

 
4 Aralık 2017 Pazartesi 12:30 
Yorum YapYazdır
 
 

 

Ülkeler genellikle o topraklarda son yaşayan halklardan birinin adıyla anılır. Arabistan, yüzyıllardan beri bu topraklardaki Arapların ülkesi demektir. Suud ise, buradaki pek çok kabileden birinin, yani bir soyun adıdır. Ülkeleri bir soy adıyla anmak, feodal imparatorluklar döneminden kalmadır. Toprakların ve üzerinde yaşayan tüm canlıların o soya ait olduğu anlamına gelir. Elbette böyle bir durumun gerçekleştiricileri Suudilerdir. Ama bu işin asıl mimarı, İngiliz emperyalizmidir.

 

“Petrol” denildiğinde bir zamanlar ilk akla gelen Suudi Arabistan değil, Romanya, Azerbeycan, İran olurdu. Petrolü çıkartıp işleyerek pazarlayacak sermaye ve güce sahip emperyalist şirketler, az buçuk devlet geleneği olan bu ülkelerin yönetimlerine bir pay öderlerdi. 1917 Ekim Devrimi sonrası Bakü petrolleri emperyalizmin elinden gitti. Romanya, daha sonraki yıllarda Almanlarla rekabetin konusu olacaktı. Dünyanın önemli petrol ülkesi olarak geriye İran kaldı. Tüm gözler ise, henüz işletilmeyen Musul ve Kerkük petrollerindeydi. İngiltere, sömürgesi olan Hindistan yolunu güvenceye almak ve bölge petrolünü ele geçirmek için ağırlığını Arap Yarımadasına verdi. İşte SA bu süreçte doğdu.

 

Suudiler İngiltere’ye hizmet yarışında rakiplerini kılıçla alt ederek ve Vahhabî desteğini de yanlarına alarak, 1932’de Arabistan'da krallıklarını ilân ettiler. O zaman topraklarında petrol olduğu bilinmiyordu. Görevleri, Osmanlının yıkılışının ardından başsız kalan ve Batılı sömürgecilere karşı yer yer cihat bayrağı açmaya eğilimli ümmeti Müslüman’ı yumuşatmaktı. Ne de olsa Kabe’nin bekçiliği gibi saygın bir sıfat taşıyorlardı.

 

Ancak bu, hakedilmemiş bir saygınlıktı. Çünkü Vahhabîler, çoğu Müslümanın “kutsal” saydığı yer, işaret ve ibadet biçimlerini “put” olarak görüyorlardı. Hatta bu yüzden 2015’de ölen ve ülkemizde de bayrakların yarıya indirildiği Kral Abdullah, Vahhabî geleneklerine göre ve başında dua edilip putlaştırılmasın diye mezarı belirsiz olarak defnedildi. Aynı selefilik anlayışını paylaşan IŞİD de eğer bir gün Mekke’yi ele geçirirse, “Allahın izniyle Kâbe’yi yıkacağız” diyor. Eğer şimdiye dek Vahhabîler bunu yapmadıysa, emperyalizm tarafından frenlendikleri ve hac gelirlerinden vazgeçemedikleri içindir.

 

Zamanla İngiliz emperyalizmi gerileyerek, dünyanın dört bir yanına donanma ve asker gönderme işlerini ABD’ye devretti. Sömürüsünü daha az maliyetli yollardan, ticarî ve siyasî işbirlikleri üzerinden sürdürüyordu. Bu gelişme, ABD-SA yakınlaşmasını kolaylaştırdı. Bir emperyalistin dünyaya getirdiği SA’nın bahtı, başka bir emperyalistle ortaklığı sayesinde açılıyordu. ABD Başkanı Roosvelt ve Kral Abdülaziz İbn-i el-Suud’un 1933’de imzaladığı anlaşma çerçevesinde, Standart Oil şirketi SA petrol haklarını 250 bin dolara satın aldı. İlk petrol 1938’de çıkarıldı ve bedeli altın olarak Suudilere ödendi. Suudiler önceleri petrol işine hiç karışmıyorlardı. Uluslararası tekeller çalışmalarını devlet garantisi altında sürdürüyor ve hanedana bir pay veriyorlardı. Yabancı şirketin kazancı dikkat çekmeye başlayınca, 1944’de adı değiştirilerek ARAMCO; yani Arabian-American Oil Company (Arap-Amerikan Petrol Şirketi) oldu. Elbette ipler hâlâ ABD’nin elindeydi. Zamanla şirket yönetimine Suudiler de girdi. 1960’lara gelindiğinde, ARAMCO eğitimden inşaata kadar pek çok alana yatırım yapan devasa bir kuruma dönüşmüş ve ülkenin temel direklerinden biri haline gelmişti.

 

Dünyada tüketime bağlı olarak petrol gelirleri de artıyordu. İsrail’in Araplarla yaptığı çeşitli savaşlardan üstün çıkması ve Filistin halkının uğradığı haksızlıklar, Arap milliyetçiliğini keskinleştirdi. SA ve diğer körfez ülkelerine petrolü politik bir araç olarak kullanmaları için baskı yapmaya başladılar. ABD’nin İsrail’e silah sattığı gerekçesiyle OPEC ülkeleri 1973’de üretimi kıstı ve ambargo başlattı. Petrol fiyatları uçtu. Dünya ekonomisi büyük bir altüst oluş yaşıyordu. Bu süreçte ABD 'nin Vietnam savaşı nedeniyle masrafları zaten arttığı için büyük bütçe açıkları veriyor, dünya parası olarak doların değerinin altına göre ölçülmesi anlaşmasından (Bretton Woods) çıkıyordu. ABD-SA işbirliğinin bugüne dek süren evresi, işte bu yıllarda başladı. Bugün ise yeni bir aşamaya geçilmeye çalışılıyor.

 

Bilindiği üzere devletler bütçe açığını ya para basarak, ya da borç tahvili çıkararak kapatıyor. Para basmak bir yere kadar geçerli. Sürekli hale gelirse para güvenilir bir değer ölçüsü olmaktan çıkıyor ve enflasyon artıyor. ABD ikinci yolu seçti ve devlet tahvili çıkartıp, bunları elinde dolar stokları olan Japonya ve petrol ülkelerine sattı. Böylece hem ABD enflasyon riskine girmeden bütçe açığını kapatmış, hem de zengin ülkeler paralarını güvenli bir yere emanet etmiş oluyorlardı. Ayrıca bu uygulama, ülkelerin birbirlerinin ekonomilerini denetlemelerini de kolaylaştırıyordu. Ancak Suudilerin faiz getiren devlet tahviline para yatırmaları sorunluydu. Çünkü faizin haram olduğu gerekçesiyle Vahhabî ulemasının buna karşı çıkacağı kesindi. Bu yüzden iki ülke arası bu alışeriş gizli tutuldu. Anlaşmanın bir başka gizli yanı da, SA’nın devlet tahvili alarak ABD’yi ekonomik darboğazdan kurtarması karşılığında, ABD de Suudilerin güvenliğini her tür saldırıya karşı sağlayacaktı.

 

ABD ve SA arası güven bağlarının yeniden kurulması üzerine Amerikan şirketlerinin ARAMCO hisselerini elinde tutmasına gerek kalmadı. SA 1973-80 arası şirketin bütün hisselerini satın aldı. Adı 1988’de “Saudi Aramco” olarak değişti. Şirketin bugünkü değerinin 2 ile 2,5 trilyon dolar arası olduğu tahmin ediliyor. Ancak şirket kayıtlarının kamuya açık olmaması, küresel sermaye açısından sorun yaratıyor. Çünkü petrol yalnızca bir meta değil, aynı zamanda üzerinde spekülasyon yapılarak küresel sermaye akışını yönlendirmek ve siyasi baskı yapmakta kullanılan bir araç. Emperyalizm, petrolü SA gibi kırılgan toplum yapısına sahip ve keyfî kararlar alabilen bir yönetime emanet etmek istemiyor. Demokratik bir toplum yapısı oluşturarak yönetimi denetlenmesi ise uzak bir olasılık. Çünkü Suudilerin ülkeyi sopa dışında yönetebilecek bir aracı yok. Bu yüzden en küçük özgürlüğe bile katlanamıyorlar. Geriye, şirketi özelleştirerek petrol akışını ve onun üzerinden ülke yönetimini denetlemek kalıyor. Prens Selman geçen yıl şirketin yüzde 5 hissesinin borsada satışa çıkarılacağını duyururken, emperyalizmin arzusunu da seslendiriyordu. Konunun uzmanı Mühdan Sağlam’ın da belirttiği gibi; şirket özelleştirildiğinde bütün kayıtları açıklanarak hissedarlar tarafından günü gününe izlenebilecek. Dolayısıyla, hisse değerlerini düşürmemek için Suudi yönetimleri keyfî davranışlar gösteremeyecek. Çünkü özelleştirme, bir bakıma onların da işine gelecek. Yeni yatırımlar yapmak için öz kaynaklarını değil, hisse satışlarından gelen sermayeyi kullanacaklar. Elbette bu noktaya kolay gelinmedi ve uzun süredir hanedanın kimi üyelerinin özelleştirmeye direndiği biliniyordu. Ancak SA’nın Yemen ve Suriye’de yürüttüğü savaşların yanı sıra petrol tüketen ülkelerin alternatif enerji arayışları, üretim alanlarında ve nakliyede yaşanan sıkıntılar; ülke gelirlerinde azalmaya yol açıyordu. Geçen yıl SA bütçesi 90 milyar dolar açık verdi. Bütün bunlar, SA ekonomisini petrole bağımlı olmaktan çıkartmayı gerektiriyor. Prens Selman bu doğrultuda bir değişim amacıyla, “2030 vizyonu” adı altında, hayallerden oluşan bir proje açıkladı. Ne var ki düzeni kurtarmak için hayal değil, köklü bir restorasyon gerekiyor. Bu uzun zamandır bilinen ve hazırlığı yapılan bir çalışma. Sistem gereği tahta geçmek için ileri yaşlara kadar bekleyen krallar ve hanedan içi entrikalarla bir türlü sağlamadığından, genç bir kral yönetiminde sorunların çözülmesi yoluna gidildi. Şimdilik SA’da ne darbe, ne reform girişimi, ne de İran’a karşı bir savaş hazırlığı var. ABD ve emperyalist ortaklarının talepleri doğrultusunda bir tamirat başlatılmış durumda. Bunu da emperyalist efendilerinden öğrendikleri usullerle ve onların desteğiyle yapıyorlar. 

 
4 Aralık 2017 Pazartesi 12:30 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1919 - Müttefik Yüksek Konseyi, işgal bölgeleri hakkında anlaşamayan İtalya ve Yunanistan arasında bölüştürme yaptı ve Aydın'ın İtalyanlara verilmesi kararlaştırıldı.
1920 - Misakı Milli, TBMM'de kabul edildi. Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Milli üzerine yemin etti.
1925 - Adolf Hitler, Nasyonal Sosyalist fikirlerini açıkladığı kişisel manifestosu Mein Kampf (Kavgam)'ı yayımladı.
1930 - Ankara Etnoğrafya Müzesi halka açıldı.
1932 - Ezanın Arapça okunması ülke genelinde resmen yasaklandı. Diyanet dairesi, bu yasağı ilgili mercilere duyurdu.
1939 - Takas Limited Şirketi kuruldu.
1945 - Çok partili demokratik hayatın ilk adımı atıldı: Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Partinin kurucuları arasında Nuri Demirağ, Hüseyin Avni Ulaş ve Cevat Rifat Atılhan gibi isimler yer aldı.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1952 - Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a (Birleşmiş Milletler) 56. üye olarak kabul edildi.
1964 - 10 gündür süren Batman Petrol Rafinerisi işçileri grevi, Bakanlar Kurulu ve Türk-İş'in aracılığıyla sona erdi.
1964 - Türkiye ile Belçika arasında işgücü anlaşması imzalandı.
1964 - Türkiye ile ABD arasında 'pamuklu ihracatına ilişkin' anlaşma imzalandı.
1968 - Intel şirketi, Santa Clara, Kaliforniya'da kuruldu.
1974 - ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in yardımcısı Sisco Londra'ya gelerek Bülent Ecevit ile görüştü. Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit'in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlılar ile görüşmek üzere Atina'ya hareket etti.
1975 - Apollo Soyuz kenetlenmesi televizyondan naklen verildi.
1995 - Daha önce 18 Temmuz'da Türkiye'ye geleceği açıklanan BM Genel Sekreteri Butros Gali halkın tepkisinden çekindiği için ziyaretini iptal etmek zorunda kaldı.
1996 - Paris'e gitmekte olan bir ABD yolcu uçağı Long Island-New York açıklarında havada infilak etti: 230 yolcudan kurtulan olmadı.
1997 - Yücel Yener, TRT Genel Müdürlüğü'ne atandı.
1998 - THY'nin İstanbul-Ankara seferini yapan uçağın motoru yandı. Yolculara korkulu anlar yaşatan yangın nedeniyle uçak Atatürk Havaalanı'na zorunlu iniş yaptı.
656 - Ali bin Ebu Talib halife oldu.
M.Ö. - 390 Roma Cumhuriyeti-Galya arasında gerçekleşen Alia Savaşı'nı Galyalılar kazandı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.Spor
0
0
0
0
0
2
Alanyaspor
0
0
0
0
0
3
Ankaragücü
0
0
0
0
0
4
Antalyaspor
0
0
0
0
0
5
Erzurum BB
0
0
0
0
0
6
Beşiktaş
0
0
0
0
0
7
Bursaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
11
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
12
Kayserispor
0
0
0
0
0
13
Konyaspor
0
0
0
0
0
14
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
15
Sivasspor
0
0
0
0
0
16
Trabzonspor
0
0
0
0
0
17
Malatyaspor
0
0
0
0
0
18
Başakşehir
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
12.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041216303848
 
On Numara
16.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03050810111213151617212434374146515657636667
 
Sayısal Loto
14.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010513202539
 
Şans Topu
11.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu172426333411
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:45
  • Güneş04:57
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:37
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:52
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık