ABD'deki davada Zarrab'tan sonra o da anlaştı!
Mehmet Polat

FETHİYE KÖRFEZİ DOLUYOR: FARKLI YER, AYNI HİKÂYE…

Mehmet Polat

 
6 Ağustos 2017 Pazar 17:33 
Yorum YapYazdır
 
 
Fethiye’de doğdum. Okul ve iş için bir süre uzak kalışımın ardından, 30 yılı aşkındır buradayım. Yaklaşık 20 yıldır yerel gazetelerde yazıyorum. Konuları herkes biliyor ama çok azı konuşuyor. Önerilerim, zihni ticarî ve dar siyasî çıkarlarla kirlenmemiş herkesin aklına gelecek türden şeyler. Son yıllarda “bir yerin sorunu her yerin sorunudur” diyerek ülke ve dünya gündemine ağırlık vermeye başladım. Bu hafta, her nasılsa büyük medyanın konu edindiği “Fethiye Körfezi doluyor” başlıklı haber üzerinde duracağım. Defalarca ele aldığımız ve benzerlerini kâr hırsıyla tarumar edilen ülkemin her köşesinde görebileceğimiz bir konu… Bu çerçevede, her yer İstanbul değil mi?  Her yer kâr uğruna lağım çukuruna, sel yatağına, bataklığa ya da beton ve asfalt çölüne çevrilmiyor mu zaten?

 

Doğduğunuz, ortayaşa dek sayısız anı biriktirdiğiniz memleketiniz kaybolurken ne hissedersiniz? Sıralarına ilk oturduğumuzda ayaklarımızın yere değmediği okullar, berrak sularında balıkların yüzüşünü izlediğimiz deniz ve dere kıyıları, gölgesinde oynadığımız asırlık ağaçlar… Sokak çeşmelerinin yerini çoktan, tanesi 1 liraya plastik şişe suları aldı. Karşılaştığımızda mutlaka ortak anılardan sözettiğimiz arkadaşlarımıza gelince: Yaşıyorlarsa bile şehrin artan nüfus kalabalığı içinde randevulaşmadan görüşmemiz çok zor artık...

Yaşı ilerleyen herkes eskiden beri bildiği taşa-ağaca bakar ve o günlerini özler. Bu biraz da gidenin dönmeyeceği düşüncesiyle hissedilen bencilce bir özlemdir. Bizimkisi biraz farklı. Özlemden çok, toplumun para kazanmak uğruna akılsızca yaşamaya mahkûm ve ikna edilişine öfke duyuyoruz. Doğa, yok olanın yerini başkasının almasıyla sürer. Toplumumuz öyle mi? Beynini aldırmış gibi savrulup giden hayat tarzımız, yok ettiğinin yerine yeni yok edilecek şeyler arayarak sürüyor. Yaklaşmakta olan, eskinin harabelerini bile aratacak kadar değersiz.  Bu akılsız çağın bir gün aklını başına toplamasını dileyebiliyoruz yalnızca.

Buraya Antik Dönemde Telmessos, Roma’da Makri, Osmanlı’da Meğri ve 1914’den beri Fethiye deniyor. Anadolu’dan Akdeniz’e giriş çıkış limanı. “Fethiye Körfezi”, güney batı yönünde Akdeniz’e bakan büyük “C” harfine benziyor. Fethiye Limanı ise bu harfin içinde kuzeye bakan küçük “c” harfi gibi ve oldukça korunaklı bir yer. Gazetelere konu olan ve dolduğu söylenen yer körfez değil, liman. Belediye ve merkezî yönetim çalışmadığı için değil, aşırı çalıştığı için doluyor! Bunda elbette durumu gördüğü halde sessiz kalan ve her geçen gün sayısı artan çamur tepeciklerini seyreden Fethiyelilerin de payı var!

 

Yerleşim için tarih boyu Liman’ın kuzeye bakan yamaçları seçilmiş. Nüfus, deprem tehlikesi yüzünden Kaya Köyünde yoğunlaşmış. Bundan sonrasına tanığım: 1957 depreminin ardından ilçe yeniden kuruldu. 1960 başlarında merkez nüfusu 2 bin, 1970’lere gelindiğinde 10 bin, 1990’da 25 bin, 2000’de 50 bin ve nihayet bugün 150 binin üstüne çıktı.

Hızlı nüfus artışının görünür gerekçeleri her ne kadar tarım ve turizm ise de, asıl neden plansızlıktı. 1960 sonlarından başlayarak Fethiye Ovasına sulama kanalları yapılması, yakın köylerden ilçe merkezine göçü arttırdı. Devamında, verimli tarım alanlarında hızlı bir yapılaşma görüldü. Kısa sürede su kanalları açılan tarım alanları şehirleşerek kullanılamaz hale geldi. (Bugün ilçe merkezi yakınında kalan dar bir alan benzer bir baskı altında.)

 

fethiye korfezi doluyor ile ilgili görsel sonucu

 

Körfezin çamur tepeleri

Bu hızlı nüfus artışı dönemin kaymakamının aklına “parlak” bir fikir getirdi ve 1973’de kıyıdaki geniş bir sulak alanın doldurulması çalışmasını başlatmasına neden oldu.  “Zaten sivrisinek yapıyor” diyerek, ilçe sakinleri de bu girişime yaygın destek verdiler. Dolgu alanı, binlerce yıldır Toroslardan sürüklenip gelen alüvyonların oluşturduğu bir çamur tabakasıyla kaplıydı. Üstüne yığılan kaya, taş ve toprağın ağırlığı çamuru limanın derin bölgelerine doğru itti. 1980’lerden sonra ilçe turizm merkezi haline gelmeye başladıkça nüfus artış hızı katlandı. Beraberinde ticaret arttı. Kıyılar hızla istila edilerek, yağmur sularını süzen sulak alanlar yok edildi. Bu arada ilçenin artan enerji gereksinimini karşılamak üzere, ilçe merkezi yakınından çıkan ve limana akan “Karamuğar” (modernleştirilen adıyla “Karapınar”) deresi üzerine “yap işlet devret” modeline göre bir HES yapılması planlandı. İnşaata 1997’de başlanıldı. Projeye göre derenin saniyede 2 metreküp su çıkan kaynağı kurutulacak, buraya 70 km uzaktaki Eşen Çayından saniyede 13 metreküp su taşınarak tesis işletilecekti.

Su kaynağının kurutulmasında sorunlar yaşandı. Yaklaşık bir yıl boyunca, inşaat artıkları ve çamur limana aktı. Liman en çok bu süreçte doldu. Nihayet 1998’de yoğun şikâyetler üzerine kaymakam harekete geçti ve inşaatı 60 gün süreyle durdurdu. Bu arada dere yatağı beton bloklarla kaplandı, çamurlu su çökeltildi vs. Ama olan olmuş, liman yarı yarıya dolmuştu. Dönemin belediye başkanı denizden ve karadan bir temizleme çalışması başlattı. Sonraki (yani bugünkü) başkan bu çalışmayı sürdürmedi. Sözkonusu HES 1999’da işletmeye açıldı. Suyu tarım alanlarıyla dönüşümlü olarak kullanıyordu. HES çalıştırmak üzere her su verildiğinde, limana bir süre çamur aktığına tanık oldum. Yani bütün önlemlere rağmen, su limana hala alüvyon getiriyor… Dere yatağındaki kamış, ot ve doğal engelleri kaldırıp yerine beton koymak sorunu çözmüyor. Ama işin başka bir ilginç yanı daha var:

 

Sayıştay, 2004 yılı Raporunda, limanı kirleten HES’in yapımında gözetilmesi gereken “kamu yararı” ilkesinin gerçekleşmediğini saptadı. Üretilen elektrik pahalı fiyatla devlete satılıyor ve devlet daha ucuza satarak zarar ediyordu. Ama elbette ilgili şirket kâr etmeyi sürdürüyordu. Tabi Sayıştay’ı bizden başka dikkate alan olmadı. Fethiyeli bir avuç çevreci, adı geçen HES’in ve yapılmak istenen başkalarının zararlarını anlatarak halkı bunlara karşı mücadeleye çağırıyordu. Karşı hamle gelmekte gecikmedi. Yörede TEMA temsilcisi olarak bilinen kişi çıkıp limanı dolduran bu tesisin önünde fotoğraf çektirerek,  “örnek HES” olduğunu söyledi. Şirketler ve yöneten siyaset anlayışı, kendi çevrecilerini de yaratıyordu…

2 Eylül 2010’da, dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye’yi ziyareti sırasında, limanın temizleneceği sözünü verdi. İktidar yanlısı medya haberi “Haliç’i temizleyen bakan şimdi Fethiye Körfezini temizleyecek” diye duyurdu. Yerel siyasetçiler mutluydu. Ama Fethiye Belediye Başkanı Saatcı ziyaretten 6 ay sonraki açıklamasında hâlâ limanın temizliği için bakanlıktan yardım istiyordu. (Bu arada kendisi de kıyıyı doldurarak ve beton bloklarla rıhtım yaparak çamurun limana doğru ilerleyişini hızlandırdı.) İlçeye değişik yöneticiler gelip giderek pek çok vaatte bulundular. Aradan 7 yıl geçti, Bakan Eroğlu referandum propagandası için 23 Şubat 2017 günü tekrar Fethiye’deydi. Kendisine verdiği sözler hatırlatıldı. Ama Bakan Eroğlu limanı neden temizleyemediklerini açıklamadı

Konu edindiğim haberde, sanki bir doğal afet sonucu olmuş gibi “Fethiye Körfezi doluyor, şu kadar ömrü kaldı” deniyor. Turizm, tarım, inşaat şirketlerinin ve siyasî çıkarlarının ötesini düşünmeyen basiretsiz yöneticilerden hiç söz edilmiyor. Zaten yıllardır yaşanan bir sorunun şimdi gündeme getirilme nedeni de “turizmin zarar görmesi”, yani, başka bir ticarî çıkar… Yıllardır aynı konuları hatırlatıp durmak insanı yoruyor. Çöplük martıları gibi memleketimden arta kalanlar üstünde uçuşup duran yağmacıları gördükçe, midem bulanıyor. Çamur yalnızca binlerce yıllık tarihi bir limanı değil, kaderimizi ele geçiriyor. Temizlenmesi için güçlü, çok güçlü, kasırga gibi bir yağmur lâzım…

 
6 Ağustos 2017 Pazar 17:33 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1256 - İran'da bulunan haşhaşîlerin Alamut kalesi, Hülagû Han ordusu tarafından yok edildi.
1574 - III. Murat 12. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı.
1840 - Napolyon Bonapart'ın naaşı, St. Helene Adası'ndan Paris'e getirilerek Invalides'e gömüldü.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Konyaspor
15
4
2
9
14
16
Antalyaspor
15
3
5
7
14
17
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
18
Karabükspor
15
2
2
11
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
14.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051019203839
 
On Numara
11.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070811132122373843454647495157586163717879
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
13.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080911172306
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:43
  • Güneş07:32
  • Öğlen12:28
  • İkindi14:47
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:39
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık