ŞOK! CHP'li vekile FETÖ üyeliğinden soruşturma!
A. Şefik Mollamehmetoğlu

Geçen hafta akla takılanlar!

A. Şefik Mollamehmetoğlu
ahmet-sefik@hotmail.com

 
19 Haziran 2017 Pazartesi 10:34 
Yorum YapYazdır
 
 

 

İmam hatiplilermiş de…

 

Yok efendim neymiş... 15 Temmuz darbe girişimine karşı en iyi direnenler, imam hatiplerde yetişen Müslüman gençlermiş... Yani bu kadar palavra, yalan.. Bunu söyleyenler, darbeye kalkışanların bir dini kökenli cemaat olduğunu, binlerce imam hatip mezununun kovuşturmaya-soruşturmaya uğradığını, bir kısmının tutuklu olduğunu, binlerce imamın görevden alındığını, örgütsel hiyerarşinin tepesinde imamlar bulunduğunu unutuyor galiba..

Gerçek özgürlük ve demokrasi, herkesin hakkını hukukunu koruyan, inançların ve özgürlüklerin, seçim hakkının garantisi olan demokratik, laik, eşitlikçi, sömürüsüz bir sistemdir. 

 

Halkın parasıyla 300 odalı yazlık saray 

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın dinlence yeri olarak kullandığı Marmaris Okluk Koyu'ndaki 4 oda, 1 salondan oluşan 230 metrekarelik Cumhurbaşkanlığı konutu yıkılarak yerine görkemli bir yazlık saray yapılıyor. Doğal SİT alanı ve ÖÇK Bölgesi olarak koruma altında bulunan bölgede yer alan koyda inşasına başlanan yazlık sarayda 300 kişi aynı anda konaklayabilecek.

CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ'ın bu açıklamalarına ne saraydan, ne iktidardan, ne AKP'den yalanlama gelmedi.

Yani resmi açıklamalara göre bin 150 odalı aksaray'dan sonra, 300 odalı yazlık saray. Uçaklar, helikopterler, yüzlerce araç, yüzlerce, hatta binlece çalışan. 

Ülkeyi yönetenler, bu gariban halkın birikimiyle, aileleri, eşleri ve dostlarıyla günlerini gün ediyor. 

Yazıklar olsun!

 

Katar'da şapa oturmak!

 

ABD Başkanı Trump'ın talimatıyla harekete geçen Suudi Arabistan ve Mısır öncülüğünde Arap ülkeleri, Katar'a ambargo uyguluyor.

Türkiye, nedeni meçhul biçimde Katar'ın yanında yeraldı. Oysa Türkiye'nin misyonuna düşen, taraflara eşit mesafede abilik ya da güvenilir ülke rolüydü.

Hatta dünyanın en tehlikeli sularına birkaç bin Mehmetçiği gönderecek kadar anlaşılmaz bir sahiplenme içinde oldu Erdoğan yönetimi.

Gelin görün ki Katar gitti, ABD ile anlaştı. Savaş uçağı alımı gündeme düştü. Gizli kalanları henüz bilmiyoruz.

Diğer Arap ülkeleri Türkiye'ye tavır aldı. 

Böylece Türk dış politikası bir kez daha hesapsız-kitapsız, aceleci, yararcı politiksıyla şapa oturdu. 

 

Bu gençlere yazık değil mi?

 

Türkiye'yi yönetenler bin 150 odalı saraydan sonra 300 odalı yazlık saray yapmak için kamu kaynaklarını harcar, vekillere kıyak maaşlar bağlanır, örtülü ödenekler her yıl rekor kırar, ülkede iktidar çevresindeki mutlu azınlık her türlü olanağı elinde bulundururken, ülkenin yoksul çocukları okullarını bırakmak zorunda kalıyor. Okulu bitirdiğinde ise büyük çoğunluğu işsiz! Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, son 3 yılda 400 bine yakın öğrenci üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Öğrencilerin en büyük sıkıntısı ekonomi ve barınma.

 

Eğitimde yüzkarası durum!

 

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in İtalya'da bulunan Innocenti Araştırma Ofisi, perşembe günü "Geleceği kurma: Çocuklar ve Zengin Ülkelerde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri" adlı raporu açıkladı.

Rapora göre Danimarka, İzlanda ve Norveç'te her 10 çocuktan biri göreceli yoksulluk içerisinde yaşarken, İsrail ve Romanya'da her üç çocuktan biri bu durumla karşı karşıya. 41 ülkenin ortalamasında her 8 çocuktan biri gıda güvensizliği ile karşı karşıya iken ABD'de her 5 çocuk, Meksika ve Türkiye'de ise her üç çocuk bu durumla karşı karşıya.

Bir vahim sonuç da eğitimler ilgili. Türkiye "Zero hunger" (Sıfır Açlık) kategorisinde 41 ülke arasında 40'ıncı sırada gelirken "Quality Education" (Eğitim kalitesi) kategorisinde ise en son sırada yer aldı.

 

Erdoğan’ın muhalefet derdi

 

Erdoğan, ''Karşımızda ciddi muhalefet olmadığı için, hep kendimizle yarıştık'' dedi.

İyi de Sayın genel başkan, diğerleri neyse de, biri sana rampa olmuş. Öv öv bitiremedin. Şimdi de karşımızda muhalefet yok diye adamı aşağılıyorsun. Devlet abi çok kızacak bu yoruma.

 

Yeni seçim sistemi ve MHP'nin sonu!

 

Önümüzdeki seçimlerle tamamen tek adam yönetimine geçecek Türkiye'de, yönetimin elinde bulunduğu kişi ve yönetim oligarşisini daha güçlendirecek seçim sistemi arayışı sürüyor. Seçenekler büyük ve bölge partilerinin şansını arttırıp, MHP başta olmak üzere diğer partileri silen bir arayışa doğru yöneliyor. HDP bişr tür bölge partisai olduğu için bu sisitem arayışından olumlu etkilenebilkir.

Yani olan MHP'ye olacak. Tek adam yönetimine geçilmesiyle ilktşdarın yedek gücüne dönüştürülen koca parti, ''dar bölge'' ya da ''daraltılmış bölge'' ile , siyasal tarihteki yerini alacak. 

Bakalım Reis'in büyük savunucusu Bahçerli bu işe ne diyecek!

 

Adalet Yürüyüşü!

 

MİT Tırları davasından yargılanan gazeteci kökenli CHP Milletvekili Enis Berberoğlu, casusluktan önce müebbet hapis cezasına, iyi halden dolayı ardından 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Her duruşmasına giden, yargılamada her türlü kolaylığı gösteren vekil, mahkeme çıkışı tutuklanıp cezaevine konuldu.

İşe bakın ki, MİT tırlarında Suriye’de silahlı bazı örgütlere silah gönderildiğini iddia eden haberi yayınlayan Cumhuriyet mensupları Can Dündar ve  Erdem Gül 15 yıla kadar hapis cezası almış, casusluk suçlaması düşmüştü.

Olay bir casusluk ya da vatana ihanet mi, yoksa bir gazetecilik olayı mıydı?

Dünyada bütün demokratik hukuk devletlerinde gazetecilik olayı olarak kabul edilecek bu dava, ne yazık ki ülkemizde yargının ne düzeyde siyasallaştığının da bir göstergesi.

Üstelik yargı süreci bitmeyen bir durumda milletvekilinin tutuklanması, CHP tarafından kendilerine yönelik ağır bir saldırı olarak algılandı.

CHP Lideri, Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü başlattı.

Adalet, Berberoğlu kararıyla zedelenmedi. Uzun zamandır bu memlekette adaleti arar olduk.

Ülkenin en güvenilmez kurumları oldu yargı. Yakın zamanda kadar Fethullah Gülen Cemaati’nin işgali altında bir yargı vardı. Şimdi o kesimler tasfiye ediliyor. Özellikle bazı mahkemeler artık Erdoğan yönetiminin mahkemelerine  dönüşüyor.

Bu açıdan ana muhalefet partisinin başlattığı uzun yürüyüş çok önemli. Sadece kendilerine yönelik haksız uygulamaları değil, herkese adaleti savunan bir çizgide olmalı bu eylem.

İktidar ve Erdoğan’ın destekçisi Bahçeli kanadı dışında ülkedeki tüm kesimler tarafından sempati ile karşılanan bir eylem.

Erdoğan ne kadar da ‘’Siz de yargıdan bir davet gelebilir’’ deyip bazı savcılara yol gösterirse göstersin, toplumda bir karşılığı var bu eylemin.

Ama olay bu eylemle bitmemeli, CHP, tüm muhalefet güçleriyle birleşerek etkili demokratik ve barışçı eylemlerle demokrasi, hukuk, insan hakları ve Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmalı. Muhalefet, seçimlere kadar demokratik muhalefet koalisyonunu oluşturup ülkenin kaderine el koymalı.

 

Bahçeli neden bu kadar kızgın?

 

Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü’ne başladı. Erdoğan ve hükümetten önce, Bahçeli veryansın etti. Maşallah Erdoğan liderliğindeki koalisyonun ortağı gibi açtı ağzını, yumdu gözünü.

Neler demedi ki!

‘’Provokatörler devrede, karıştırıcı ve nifak saçan mihraklar yerli işbirlikçileri eliyle kuyruktadır.

Atalarımız boşuna söylememiş: Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş!

CHP, adalet diyerek anarşiye göz kırpmakta, uluslararası topluma dikta duyurusunda bulunarak demokrasiye kast etmenin çabasındadır.

Adaletsizlikler batıya ülkemizi ispiyonlamakla çözülemeyecektir.

15 Temmuz’u unutturup 20 Temmuz darbesi uyduran, kontrollü darbe ödevini karanlık odaklardan alanlar kurulmuş ve yola bırakılmışlardır.

Bugün yola çıkmak 15 Temmuz FETÖ ihanetine sünger çekmek, hatta alttan alta destek vermek, şühedaya bir kez daha kıymak demektir’’

Bahçeli iktidar sözcüsü gibi CHP üzerinden muhalefet yapmayı bırakıp, iktidarın yanlışlarına yönelmelidir... Elbet de muhalefeti eleştirebilir ama, memleketi CHP değil Erdoğan yönetiyor! Memleketteki en önemli siyasi sorunlardan biri, gerekliliğini daha çok hissettiğimiz muhalefet yükünün, sadece CHP üzerine kalmasıdır…

Bahçeli ‘’Adalet aramanın yeri sokak değil meclis’’ diyor. Peki kendisi adalet için mecliste ne yapıyor?

 

Erdoğan’ın Rabıtası hangisi

 

CHP Lideri Erdoğan’a çağrı yaparak ‘’Bu konuda İhvan'ı destekleyecek siyasetten AK Parti uzak durmalı. Müslüman Kardeşler'i desteğini başta AK Parti Genel Başkanı çekmeli, aynı şekilde Rabia simgesinden de vazgeçmeli"  dedi.

Erdoğan çok sert bir karşılık verdi. Şöyle dedi:

"Türkiye'de muhalefet partisinin başındaki zat, benim bu işaretimi (Rabia işareti) çok kıskanmış, herhalde çok da hoşuna gitmiş. 'Bir terör örgütünün işaretini kullanan' diyor. İçini söyle içini. Bu işaretin içeriğinde ne var. Bu işaretin içinde tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet var. Acaba beyefendi, sen bu ülkede tek millet değil de, çok millet mi istiyorsun, ondan mı rahatsız oldun?"

Peki Rabia işareti ne? ‘’Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’’ mi, yoksa Müslüman Kardeşler ya da İhvan’ın amaçlarını simgeleyen bir işaret mi?

Rabia işareti, Mısır’da Mursi iktidarının darbeyle devrilmesi sırasında kullanılmıştı Erdoğan tarafından. Peki neden ve amaçla kullanmıştı?

Bu sorunun yanıtını yine Erdoğan verdi. Erdoğan, 3 Kasım .2013’te Kızılcahamam’da AKP parti istişare toplantısında şöyle dedi:

 “Rabia işareti, zulme, baskılara, katliamlara yeter işaretidir. Dünyanın her yerinde darbeye dur işaretidir”

İşaret ilk Mısır’da kullanıldı. Rabia, Arapça’da 4’üncü demek. Mursi taraftarları hem toplandıkları Rabiatül Adeviyye Meydanı’na hem de Mursi’nin 4. Cumhurbaşkanı olmasına gönderme yaptıkları için bu işareti benimsedi.

 Şimdi hangi Erdoğan’ı doğru kabul etmeliyiz? Mursi’ye destekle ortaya çıkan İhvan işaretini mi, Erdoğan’ın bugün yeni anlam yüklediği 4 teki mi?

 

CHP liderinin çelişkisi

 

CHP Lider, geçen hafta grup toplantısında sözü gazeteci tutuklamalarına getirdi ve şöyle dedi: ‘’

Parası olan serbest bırakılıyor, dayısı olan serbest bırakılıyor.  Gariban olan içeride kalıyor. Ben merak ediyorum, Kadri Gürsel'in evi yok mu?  Var. Murat Sabuncu'nun, Murat Aksoy'un, Altan kardeşlerin, Ali Bulaç'ın, Nazlı  Ilıcak'ın, Ahmet Şık'ın yok mu? Var. Onları niye, hangi gerekçeyle serbest  bırakmıyorlar. Sözcü Gazetesi'nin muhabirleri, Gökmen Ulu ve Mediha Olgun  bunların da evi, yeri, yurdu var. Niye serbest bırakılmıyorlar?’’

Birçok gazeteci haksız yere, siyasal nedenlerle ağır baskılara uğruyor. Ama içeridekilerin bazıları var ki, bir önceki dönem ülkeye karşı yapılan kumpasın sözcüleriydi. Sözgelimi Ahmet ve Mehmet Altan, Ali Bulaç ve, Nazlı  Ilıcak gibi.

CHP Lideri, gazetecileri ve gazeteciliği savunur, adaletsizliğe karşı çıkarken çürüklerle sakatları birebirine karıştırmamalı. Cumhuriyet, Sözcü ve bazı gazetecilerle, operasyon parçaları birbirinden ayrılmalı.

Elbet de masumiyet karinesi önemli. Ama, bazı suçlar gözümüzün önünde işlendi. Altanların, Bulaç ve Ilıcak başta olmak üzere operasyon parçası bazı isimlerin günahları hala belleklerimizde.

 

Erdoğan'ın yargı çelişkisi

 

AKP Genel Başkanı Erdoğan, damatlar söz konusu olunca ya da CHP milletvekili hukuka aykırı siyasal zorlamalarla, geçerli kanıt olmadan casusluktan 25 yıla mahkum edilip tutuklanınca ‘’yargının bağımsızlığı’’ndan söz ediyor; ancak olay içerideki gazeteciler olunca, kendini yargı yerine koyuyor.

Erdoğan geçen akşam iftarda şöyle dedi:  “Mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevlerinde bulunan 177 kişiden sadece ikisi sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor”

İçeridekilerin önemli bir kısmı sarı basın kartı sahibi. Ancak basın kartları iptal edildiği için, şu anda kartları yok.

Gazetecilik meslek örgütleri bu sözlere açıklamayla karşılık verdi. ‘’Gazetecilik mesleğinin teröristlik sayılması kabul edilemez’’ dedi.

Sorun şu ki Erdoğan, gazetecilik mesleğinin bazı gerekleri ile terörizmi birbirine karıştırıyor. Neredeyse her türlü muhalefeti teröristlik olarak gören bir terör tanımı içinde olaylara bakan Erdoğan, davalar sürerken bu insanları mahkum etmiş bile.

 

Yılın şakası olmaya aday!

 

Erdoğan bazı medya temsilcilerine verdiği iftarda şöyle dedi: ‘’Basının tarafsız olması çok önemli’’

Aynen altına imza atıyoruz.

Ama aynı siz, ‘’Taraf olmayan bertaraf olur’’ demediniz mi?

Kendinize bağlı medya kurdurtmadınız mı?

İktidarınızı eleştiren medya organlarına her türlü adli, mali, idari, siyasi baskı yapılmadı mı?

Kesinlikle yılın şakası olmaya aday sözler!

 

Majestelerinin lütufu!

 

Erdoğan, adalet için yürüyen CHP liderine şöyle demiş: "Adalet yollarda aranmaz. Yollarda yasal olarak yürümeniz hükümetimizin bir lütfudur. Siyasette söyleyecek sözü olanın bunu ifade edeceği yer yol kenarı değil meclis kürsüsüdür"

Doğrusu bu sözler iktidar ve Erdoğan için bir itiraftır, memlekette demokrasi ve adaletin ne kadar gerilediğinin bir kanıtıdır.

Ortada barışçıl, demokratik bir eylem var. Anayasal, çağdaş, hukukun ve demokrasinin, gerçek adaletin egemen olduğu toplumlarda hak kullanmak bir lütuf değildir. Herkesin insan ve yurttaş olmaktan kaynaklanan halkları vardır.

Bir ülkede insanlar, kendilerince bir haksızlığı protesto etmek, eleştirmek için barışçıl eylem yapamıyor, yürüyemiyorsa, o ülkede demokrasi, hukuk ve adaletten söz edilemez.

Hele bir ülkede insanların (iktidar sahiplerinin ya da devletin hoşuna gitsin ya da gitmesin) haklarını savunmak için yürümeleri, birilerinin iznine, lütfuna bağlı ise, o ülkede gerçek anlamda özgürlük yoktur.

Hakların, özgürlüklerin garantisi kişiler olamaz. Özgürlüklerin, hakların garantisi anayasa, yasalar ve yargıdır.

Majestelerinin lütfuyla yaşanan bir ülkede, adaletsizlik, haksızlık, zorbalık ve karanlık vardır.   

 
19 Haziran 2017 Pazartesi 10:34 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1907 - II. Abdülhamid, motosiklet ve otomobil gibi sıvı yakıtlı çağdaş taşıtların ithaline izin verdi.
1915 - Anafartalar Savaşı
1915 - Çanakkale'de Kireçtepe muharebesi kazanıldı.
1922 - Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal Paşa, gece gizlice cepheye hareket etti.
1945 - Endonezya'nın Hollanda'dan bağımsızlığını ilan edişi.
1949 - Erzurum, Bingöl ve ilçesi Karlıova'da meydana gelen 6.7 şiddetindeki depremde 450 kişi öldü, 1.500'ü aşkın ev yıkıldı.
1952 - Türkiye ve Yunanistan, Ege Denizi'nde ortak tatbikata başladılar.
1967 - İzmir Aliağa Rafinerisi'nin temeli Başbakan Süleyman Demirel tarafından atıldı.
1974 - Türk birlikleri Karpaz Yarımadası'nı gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden arındırdı. Son olarak, ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek Yeşilırmak bölgesinde mahsur kalan Türkleri kurtardı.
1975 - Bir Filistin Kurtuluş Örgütü heyeti, destek sağlamak ve büro açmak için Ankara'ya geldi.
1976 - Sivas'ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
1978 - İran'da Şah rejimine karşı iç savaş başlatıldı.
1987 - Steffi Graf, Dünya Tenis Birliği 'Kadınlar Sıralaması'nda, Martina Navratilova'yı geride bırakarak birinciliğe yerleşti. Graf, bu başarıyı kazandığında henüz 18 yaşındaydı ve 1987'de, içinde Fransa Açık'ın bulunduğu 8 turnuva kazanmıştı.
1988 - Ziya-ül Hak düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1990 - İncirlik Hava Üssü'nün kapıları ilk kez basına açıldı.
1996 - Rusya ile Çeçenistan arasında resmî olarak ateşkes antlaşması imzalandı.
1996 - Etiyopya birlikleri, Somalili 232 Müslümanı öldürdü.
1997 - Erciyes Gazetesi, Hasan Sami Bolak tarafından Kayseri'de kuruldu.
1998 - Alaattin Çakıcı, Fransa'nın Nice kentinde yakalandı.
1999 - Kocaeli-Gölcük merkezli 7.6 şiddetindeki Marmara depreminde, 20 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Depremde ülkenin can damarı sanayi tesisleri de büyük hasar gördü. Hasarlı konut ve işyeri sayısı 245 bini aştı.
2000 - Picasso'nun, The Portre Of Young Women isimli kayıp tablosu Şanlıurfa'da ele geçirildi. Daha önce de Picasso'ya ait La fermiere tablosu İzmir'de ve Dora Maar tablosu da Selçuk'ta ele geçirilmişti.
2004 - Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine Büyükelçi Yiğit Alpogan atandı (MGK'nun il sivil sekreteri).
2009 - Usain Bolt 100 metreyi 09:58 saniyede koşarak dünya rekoru kırdı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:32
  • Güneş05:25
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:25
  • Akşam19:26
  • Yatsı21:04
 
Süper Loto
10.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041038414349
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık