Askerlik süresinin 6 ayını dolduranlar terhis olacak mı?
Mehmet Polat

HAMAMA GİREN TERLER…

Mehmet Polat

 
6 Ağustos 2018 Pazartesi 16:39 
Yorum YapYazdır
 
 

 

Adını doğru koyalım; yaşanan gerilim “ABD-Türkiye” arasında değil, ABD ile Türkiye’deki yeni rejimin sorumluları arasındadır. Bu gerilim yüzünden ABD’nin uygulayacağı ambargoların biz yurttaşları sıkıntıya sokacağı gerekçesiyle, hepimizden rejimin arkasında durmamız isteniyor. Bunu yönetenler değil, yine bir “Yenikapı ruhu” ile iktidar partisinin arkasına takılıp ABD’ye karşı demeçler veren muhalefet partileri istiyor. Peki, iki ülke arasında gerilim yaşanmadığı zamanlarda, yurttaş olarak çok mu rahat oluyoruz?  Filler tepişirken ezilen çimler, sevişirlerken de ezilmiyor mu? Ve 15 Temmuz darbesine karşı demokrasiyi savunmak için koşa koşa Yenikapı’ya giden muhalefet bugüne dek bunun karşılığını almamışken, şimdi neden benzer bir davranış daha gösteriyor?

 

Muhalefet partileri daha çok zarar görmeyelim diye böyle davrandıklarını ileri süredursunlar; bunu yaparken, toplumun yarısının oy vermediği ve toplumun tamamının zarar gördüğü bir iktidarı destekliyorlar. Öte yandan açıklamalarında da iktidar partisiyle hemen hemen aynı dili kullanarak, ABD’den “yabancı güç” olarak bahsediyorlar.

 

ABD, emperyalist bir süper güçtür ancak “yabancı” değildir, yürürlükteki düzen çerçevesinde tamamen yerlidir. Ülkemizi işgal etmemiş, davetle gelmiş ve baştan beri buna karşı çıkan sol kesim dışındakiler tarafından törenlerle karşılanmıştır. İlişki, bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehdidi gerekçe gösterilerek, ABD korumasından yararlanmak amacıyla başlatılmıştır. Türkiye’nin savaş sırasında Hitler Almanyasına yakın davranması üzerine, Stalin iki ülke arasındaki saldırmazlık antlaşmasını tek yanlı olarak iptal etmiş ve savaş tazminatı olarak Türkiye’den toprak talebinde bulunmuş, yanı sıra Boğazların yönetimine ortak olmak istemiştir. Bunun üzerine zamanın tek parti yönetimi, ülkeyi korumak adına ABD ile yakınlaşmıştır. Halen tüm egemen siyaset yanlısı partilerde temsil edilen görüşler, ABD emperyalizminin Türkiye’ye sokulmasından sorumludurlar. Dolayısıyla bunlar bugün muhalefet oldukları halde ABD karşısında iktidarı destekliyorsa, bu “vatanseverliklerinden” değil, ABD ile ilişkilerde baştan beri ortak sorumluluk taşımalarından kaynaklıdır. Türkiye 1950’de Kore’ye asker gönderirken ve 1952’de NATO üyesi olurken de yine iktidar ve muhalefet bugün olduğu gibi birlikte hareket etmişlerdir.

 

  Yaşanan son gerilim, emperyalizmin bir ülkeye ya da halka saldırganlığı gibi görülmemelidir; yalnızca egemen güçler arası bir rekabet örneğidir. Gerilim hukuksal ya da ekonomik nedenlerden kaynaklanmıyor, iki ülke arası siyasi anlaşmazlıklarla ilgilidir. Havalarda uçuşan karşılıklı sert demeçler, biraz da kendi kamuoylarını kandırmaya yöneliktir. Burada ilgilenmemiz gereken yel değirmenleri değil,  varlığını “yabancı” denilen emperyalist güçlerle içli dışlı olmaya borçlu olan iktidarlar ve izledikleri politikalar olmalıdır.

 

Emperyalizm Batı’nın Doğu’yu, sanayi ülkelerinin geri tarım ülkelerini, büyük devletlerin küçükleri sömürmesi değildir; bütün ülkelerin kapitalistlerinin ortaklaşa dünyayı sömürmesinin adıdır. ABD ve Avrupalı emperyalistler dünyanın yoksul ama zengin kaynaklara ve genç nüfusa sahip bir köşesine yatırım yapıp kâr etmek amacıyla giderken, “medeniyet götürüyoruz” der. Buna karşılık kârdan pay almak için dışarıdan sermaye gelmesini bekleyen o ülkenin iribaşları da, “kazan kazan ilkesine göre çalışıyoruz, biraz biz, biraz onlar kazanıyor ve karşılığında memleketimiz kalkınıyor” der. Elbette çıkar ortaklıkları yoksulların dayanışmasına benzemez, her an birbirlerinin altını oymaya hazırdırlar ve rekabet içinde ortaklık kurarlar. Bu yüzden ne zaman dost ya da düşman olacakları belli değildir.

 

Bu süreçlerde ülkelerini bir şirket gibi yöneten hükümetlerin güya “yerli ve milli” olmasının, yabancı bir güç gibi gösterilen emperyalizm karşısında herhangi bir ayrıcalığı ya da üstünlüğü yoktur. Sonuçta aralarında iç ve dış güçler arası iğreti bir ilişki değil, sermaye ortaklığı vardır. Birinin zararı ya da kârı, aynı anda diğerinin de zararı ve kârıdır. Şiddetli bir rekabet durumunda, deposu dolu olan kazanır. O da dolarla dolar. Türkiye’nin deposu uzun süreden beri boştur. Ekonomi uzmanı Mustafa Sönmez, önümüzdeki 12 ay için 230 milyar dolar dolayında kaynak bulunması gerektiğini belirtiyor. Bunun 180 milyar doları vadesi gelen borçları ödemek için, 50 milyar doları cari açığı kapatmak içinmiş.

 

Ne felâket tellallığı yapalım, ne de kötülükleri hayra yoran Polyanna gibi iyimserlik saçalım. Ekonomi iyi durumda değil. Ancak bu tek başına, düzenin tıpasının çıkarak batmasına neden olmaz. Ekonominin olumsuz etkisi, eğer siyasi tutarsızlıkların önü alınamazsa belirleyici olur. Bugün muhalefetsizlikten dolayı geleneksel bir siyasi istikrarsızlıktan bahsedemesek de, rejimin tek karar vericisinin öngörülemez tutumları nedeniyle uluslararası ilişkilerde çok sık belirsizlikler yaşanıyor. ABD ile gerilim de bunun bir örneğidir.  

 

Bilindiği üzere ülke ekonomisi 12 Eylül 1980 darbesi sonrası geçirdiği dönüşüm nedeniyle döviz bağımlısı oldu. Küresel sermayenin ucuz kredi dağıtacak yer aradığı 2000 yılları başlarında, bu durumdan kaynaklı sorunlar pek hissedilmedi. Türkiye küresel şirketlerin üretim üssü ve sıçrama tahtası oldu. Krediye de dayansa, ülkede önemli bir sermaye birikimine ulaşıldı. Böylece düzenin sürmesi, yatırım ve ticaret amacıyla daha geniş pazarlara ulaşmayı gerektirmeye başladı. Bunun gerçekleşmesi için, Emperyalizm ülkeyi yönetenlerin önüne iki tane görev koydu: Birincisi iç barış sağlanacaktı. İkincisi yatırım ve ticaret amacıyla Arap Yarımadası, Müslüman ülkeler ve Afrika’ya yönelmek gerekiyordu. Mevcut iktidar bunun için biçilmiş kaftandı ve bu dönemde Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkileri iyiydi. Yakın coğrafyada Müslüman Kardeşlere yatırım yapılıyordu. Doğu Akdeniz’den Doğu Afrika’ya kadar uzanan bir nüfuz alanı planları yapılıyordu. Türkiye de artık ekmeğini taştan çıkaran orta boy bir emperyalist ülke gibi davranacaktı. Olmadı.

 

İktidarı sarsan gelişme,  yakın coğrafyadaki amaçların gerçekleşmesi olasılığının ortadan kalkması oldu. Mısır ve Tunus başta olmak üzere, Müslüman Kardeşler tutunamadılar. Yemen ve Suriye’de etkisiz kaldılar. İktidar, altüst olan hesaplarını Suriye’de düzeltmek istedi.  Ancak nereye giderse gitsin, üzerinden atlayarak çözmediği Kürt sorunuyla karşı karşıya kalıyordu. Nitekim aynı sorun Suriye’de de yaşandı. Yönetenlerimiz, dış politika denemelerinin zararını Suriye’de çıkarmak için çırpındıkça, üstünden atladığı sorunlar katlanarak karşısına dikildi.

 

ABD ile gerilim aşılacak mı? Hiçbir emperyalist güç, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’de en azından şimdilik, önemli sorunlar yaşanmasını istemez. Bu nedenle ABD ile gerilimin de tıpkı Rusya, Almanya ve Hollanda ile yaşananlar gibi bir biçimde aşılması beklenmelidir. Hatırlayalım: Önce Rusya’nın uçağı düşürüldü ve bununla övünüldü. Ardından Rusya ekonomik ve diplomatik baskıya başlayınca, özür dilenerek uzlaşıldı. Benzer biçimde, Hollanda özür dilemezse ilişki kurulmayacak dendi ama özür dilemediği halde geçtiğimiz günlerde diplomatik ilişkiler tekrar başlatıldı. Almanya, Türkiye’de tutuklu olan yurttaşlarının salıverilmesi karşılığı göçmenlere yardım parasını serbest bıraktı. Emperyalist ülkeler, kırılgan bir ekonomik yapıya sahip Türkiye’ye bu çerçevede baskı yaparak, siyasi sorunları aşıyorlar. ABD ile de sorunların bir biçimde çözüleceğini, bu örneklere bakarak söylüyoruz.  Siyasi iktidarın, ABD ile uzlaşmak dışında hiçbir seçeneği yoktur. Sorun, er geç aşılacaktır…

 

 
6 Ağustos 2018 Pazartesi 16:39 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Çiğdem KOÇ
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1844 - ABD'li mucit Samuel Morse, ABD Senatosu üyelerinin hazır bulunduğu bir deneyle ABD Kongre binasından Baltimore'da bir tren istasyonuna kendi icadı olan mors alfabesiyle ilk mesajı gönderdi.
1883 - Yapımı 14 yıl süren New York City'deki Brooklyn Köprüsü trafiğe açıldı.
1921 - Mustafa Kemal Paşa'ya suikast için Ankara'ya geldiği kanıtlanan İngiliz casusu Mustafa Sagir idam edildi.
1921 - ABD'de Sacco ve Vanzetti'nin yargılanmalarına başlandı.
1924 - Yabancı şirketlerce işletilen Anadolu Demiryolları Şirketi'nin millileştirilmesi için Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdiriye-i Umumiyesi kuruldu.
1940 - Igor Sikorsky ilk başarılı tek rotorlu helikopter uçuşunu gerçekleştirdi.
1941 - Danimarka Kanalı Savaşı'nda, İngiliz zırhlısı Hood, Bismark tarafından batırıldı.
1943 - Polonya'daki Auschwitz toplama kampında ölüm meleği adıyla anılan doktor Josef Mengele göreve başladı. Mengele tutuklular üzerinde yaptığı korkunç deneylerle biliniyordu.
1945 - Krasnodar Kray'da Karadeniz kıyısındaki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
1956 - İlk Eurovision Şarkı Yarışması, İsviçre'nin Lugano kentinde düzenlendi. 7 ülkenin katıldığı yarışmayı evsahibi İsviçre'nin şarkısı kazandı.
1961 - İmralı Adası'ndaki 2 bin mahkumun barındığı cezaevinde çıkan isyan bastırıldı.
1963 - Afrika Birliği Teşkilatı kuruldu.
1964 - Peru'da bir futbol maçında kargaşa çıktı: 135 kişi öldü.
1976 - Londra'dan Washington, D.C.'ye ilk Concorde seferi başladı.
1978 - Kesire Yıldırım ile Abdullah Öcalan evlendi.
1979 - Yüzde 85'i yerli malzeme ile üretilen ilk Türk uçağı 'Mavi Işık 79-XA', Kayseri İkmal Merkezi'nde başarılı bir deneme uçuşu gerçekleştirdi.
1983 - Bulvar gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye güzeli seçilen Hülya Avşar'ın evli olduğu ortaya çıkınca ikinci güzel Dilara Haraççı kraliçe ilan edildi.
1989 - Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göç başladı.
1991 - İsrail, Süleyman Operasyonu adını verdiği bir askeri operasyonla Etiyopyalı Yahudileri İsrail'e getirmeye başladı.
1993 - Eritre, Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandı.
1993 - Bingöl-Elazığ karayolunda pusu kuran PKK militanları 33 silahsız askeri kurşuna dizdi.
2000 - İsrail, Güney Lübnan'da 22 yıldır sürdürdüğü işgale son verdi.
2003 - Letonya'nın başkenti Riga'da gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'nı Türkiye adına yarışan Sertab Erener kazandı.
2004 - Kuzey Kore'de cep telefonları yasaklandı.
2008 - Dima Bilan Eurovision'da Rusya'ya ilk 1. getirdi
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
33
20
9
4
69
2
Başakşehir
33
19
9
5
66
3
Beşiktaş
33
18
8
7
62
4
Trabzonspor
33
17
9
7
60
5
Malatyaspor
33
13
8
12
47
6
Antalyaspor
33
13
6
14
45
7
Konyaspor
33
9
16
8
43
8
Fenerbahçe
33
10
13
10
43
9
Alanyaspor
33
12
7
14
43
10
Çaykur Rizespor
33
9
14
10
41
11
Kayserispor
33
10
11
12
41
12
Ankaragücü
33
11
7
15
40
13
Kasımpaşa
33
11
6
16
39
14
Sivasspor
33
9
11
13
38
15
Göztepe
33
10
5
18
35
16
Bursaspor
33
6
16
11
34
17
Erzurum BB
33
7
11
15
32
18
Akhisar Bld.Spor
33
6
8
19
26
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
23.05.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu102731343647
 
On Numara
20.05.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu02070809112127293338394142465055637072767779
 
Sayısal Loto
22.05.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu121819202126
 
Şans Topu
22.05.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu021319233311
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:38
  • Güneş04:49
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:28
  • Akşam19:48
  • Yatsı21:42
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık