Yeni askerlik sistemi nasıl olacak?
Mehmet Polat

İRAN’A AMBARGO, FRANSA’DA PROTESTO

Mehmet Polat

 
3 Aralık 2018 Pazartesi 09:44 
Yorum YapYazdır
 
 
  Fransa’da 17 Kasım’dan bu yana halk akaryakıt zamlarını protesto ediyor. Fransız yasalarına göre araçlarda bulundurulması zorunlu olan parlak şeritli sarı yelekler giydikleri için bu adla anılıyorlar. Eylemlerin bir temsilcisi ya da örgütü yok, tamamen internet üzerinden çağrılarla başladı. Katılımcılar genellikle 35 yaş altı, kasaba ve köylerde oturan, alt ve orta gelir grubundan kişiler. Büyük kentlerle fazla ilişkisi olmayan bu insanların arabalarının hayatlarındaki yeri büyük. Çünkü işe, markete, hastaneye, okula vb. yerlere hep kendi araçlarıyla gidiyor, çiftçilik yapanlar traktör kullanıyor ya da ürünlerini pazara kendi araçlarıyla taşıyorlar. Hükümetlerin özelleştirme politikaları nedeniyle toplu taşıma olanağı da çok sınırlı. Bu yüzden mazota yüzde 23, benzine yüzde 15 zam kararı, üretim maliyetlerini ve günlük masraflarını fazlasıyla arttırıyor. İlk gün gösterilere 300 bin kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Daha sonra sayı 100 binlere düştüyse de, 1 Aralık Cumartesi sendikaların desteğiyle yine katılım arttı ve Paris'te polisle şiddetli çatışmalar yaşandı. Peki, Fransa bizi niye ilgilendiriyor? Dünyanın başını derde sokan emperyalist ülkelerden biri olduğu için, şimdi kendi başının derde girmesiyle ilgileniyoruz. Fransa ektiğini biçiyor. Ve ABD'nin İran’a ambargo kararının dumanı Avrupa’da bu ülkeden tütmeye başlamış durumda.
       Önce kime karşı isyan edildiğine bakalım: Geçen yılın Mayıs Ayında seçimi kazanan Emmanuel Macron önceki hükümetin ekonomi bakanı ve zengin sınıflarca desteklenen biri. Bir partisi yok, cumhuriyetçiler ve sosyalistlerin sağ kanadının yeraldığı “Yürüyüş Hareketi” adlı karma bir siyasi oluşuma dayanıyor. Yarı-başkanlık sistemiyle yönetilen Fransa'da iki turlu seçim sistemi var. Seçimin ilk turunda katılım yüzde 77.7 oldu ve Macron oyların yüzde 24'ünü alırken, ırkçı aday Marine Le Pen yüzde 22'sini aldı ve seçim ikinci tura kaldı. İkinci turda ırkçı Le Pen seçilmesin diye verilen oylarla birlikte Macron yüzde 66 oy oranıyla seçimleri kazandı. Ancak gerçek desteği, ilk turda aldığı oy kadardı. Seçimde geleneksel partiler ilgi görmemiş ve Macron, Fransa'yı bugüne dek yöneten iki partiden oluşan karma bir harekete dayanarak seçilmişti. Ama bu hareket de adayından memnun olmadığı için, Macron'un gerçek oyları ilk turda aldığı kadardı. Bu da yüzde 77'nin yüzde 24'ü = yüzde 18.5 ediyordu. Dolayısıyla toplam seçmenin yüzde 20'sinden bile daha az bir destekle ülkenin zenginlerinin adayı olan biri başkanlık koltuğuna oturuyordu. Geleneksel partiler zaten ilgi görmüyor ve bu sırada ırkçı aday oylarını arttırıyordu. Bütün bunlar, belki de uzun bir siyasi istikrarsızlığın habercisi gibiydi.        Fransa nükleer enerji kullanımında dünya birincisi ve tüketiminin yüzde 76’sını nükleer santrallerden karşılıyor. Yani ortada ikide bir Türkiye'deki gibi “petrol fiyatları arttı” diyerek bu kadar büyük zam yapmayı gerektirecek durum yok. Macron da bunu biliyor ve zammın gerekçesi olarak 2013 yılında alınmış bir kararı gösterip, “çevre sorunlarıyla mücadele etmek için zam yaptım” diyor. Ama bunu derken, halkı aptal yerine koyuyor. Macron bu karardan bir yıl önce, 2012'de zenginlerden alınan “servet vergisinden” vazgeçen Hollande hükümetinde “genel sekreter” sıfatıyla çalışıyor ve şimdi yoksulları vergilendiriyordu. İkincisi, çevre sorunlarıyla ilgili vergilerin “kirleten öder” ilkesine göre alınması gerektiği halde herkesten toplanmaya çalışıyor. Macron buna benzer daha nice düşüncesiz tavırları yüzünden, sonunda 2 Aralık'da kafasına yumurtayı yedi.        Zamdan en çok kırsal kesimde yaşayanlar etkilendiği için önce ana yollara çıkışları, kavşakları kapattılar ve küçük yerleşimlerin başta Paris olmak üzere kentlerle ilişkisini kestiler. Eylemlerde, kazara 2 kişi hayatını kaybetti. Fransa’da bu tür siyasi eylemler yapma geleneği var, ancak Paris’in ünlü Şanzelize caddesi eylemlere kapalı. Sarı Yelekliler yasak dinlemiyor ve fırsat buldukça burada da yürüyüş yapıyorlar, polisle çatışıyor.        Olayların arkasında yatan Fransız devletinin birden bire “çevreci” kesilmesi değil elbette. Uranyum elde etmek için Afrika ülkelerini sömürmekten vazgeçmeyen, Atmosferde nükleer bomba denemelerine karşı çıkanların ölümüne neden olan Fransa ne zaman “çevreci” olmuş ki… Hatırlayalım, Fransa yıllarca Pasifik’deki sömürgelerinde nükleer bomba denemeleri yaptı. Buna karşı eylemler düzenleyen Greenpeace’in Rainbow Warrior adlı gemiyi durdurmak için demirli olduğu Yeni Zelanda’nın Auckland limanında gizli servis ajanlarına bombalatarak batırdı. Bir kişi öldü ve yakalanan ajanlar Yeni Zelanda tarafından hapsedildiler. Macron’un şimdi çevrecilikten bahsetmesi, yalnızca göz boyamak içindir.        Eylemin arkasında birçok gerekçe olabilir; ancak bugün yapılmasının başlıca nedeni, Avrupa'nın geri kalanıyla birlikte Fransa'da da ABD’nin İran ambargosu nedeniyle yaşanan ekonomik kayıplardır. Bu nedenle önümüzdeki süreçte diğer Avrupa ülkelerinde de buna benzer eylemler olabilir. (Nitekim 1 Aralık'ta Belçika ve Hollanda'da görüldü.) İran’ın Avrupa ile yaklaşık 22 milyar Euro ticaret hacmi vardı. Yanı sıra, İran uzun yıllar ambargolar nedeniyle yenileyemediği yolcu uçağı filosu için Avrupa ortak yapımı 100 Airbus uçağı, Fransız-İtalyan ortaklığı ATR’den 20, ABD Boeing şirketinden 80 uçak almak üzere anlaşmalar yapmıştı ama ambargo yüzünden iptal oldular. Yalnızca Airbus’la 20 milyar dolarlık anlaşma yapılmıştı. Öte yandan Fransa'nın geçen yıl İran'la yaptığı 3.8 milyar Euroluk ticareti, bugün anılarda kaldı. Daha önemlisi, Fransa’nın İran’daki yatırımlarıydı. Renault, 2003’den bu yana İran’da araç üretiyordu ve ambargo kararından sonra bu ülkeden çekildi. Çünkü ortağı Nissan firmasının ABD’de yatırımları vardı. (Bu ortaklığın CEO’su Carlos Ghosn geçtiğimiz günlerde yaptığı yolsuzluklar nedeniyle tutuklanarak Japonya’da hapsedildi.) Oysa Renault İran’da yılda ortalama 150 bin araba satıyordu. Bunun dışında, Fransız petrokimya şirketi Total, İran’ın güneyinde doğalgaz ve petrol çıkartmak için Çin ve İran’la kurduğu ortaklığın yarı hissesi için 5 milyar Euro yatırım yapmıştı ve bunları Çin şirketine devretmek zorunda kaldı. ABD yaptırımı korkusuyla başka şirketler de İran’dan çıkınca, Fransa ekonomik bir gerileme yaşadı. Şirket gelirleri düşmüş, doğal olarak devletin vergi gelirleri de azalmıştı. Macron bütçeyi dengelemek için zorunlu olarak vergileri arttıracaktı. Sermaye kaçışına neden olmamak için doğal olarak zenginlerin vergilerini arttırmayacak, yükü kaçacak yeri olmayan alt gelir gruplarının sırtına yıkacaktı.         Avrupa ülkeleri başlarına gelecekleri bildikleri için ABD’nin İran ambargosuna karşı çıktılar. Ama hükümetlerin kararına rağmen ne Alman ne de Fransız şirketleri ambargoya karşı çıkabildi. Şirketler yalnızca ABD ile ticaretleri nedeniyle değil, asıl ambargoya uyulup uyulmamasını denetleyen ABD mali kuruluşlarının gazabından korktukları için böyle davrandılar. Şirketler zararlarını başka bir yerde ticaret yaparak kapatabilir ama hükümtler yalnızca kendi halkına yüklenerek bunu yapabilirdi. Burada halkın suçu, yıllardır ABD'nin dümen suyunda giden hükümetlerinin bu politikalarına karşı çıkmamalarıydı. İş işten geçtikten sonra Trump'a itiraz eden Avrupa hükümetleri bu konuda kendi şirketlerini bile ikna edemiyor ve İran'la ticarete devam etmelerini sağlayamıyorlardı.        İran yıllardır ABD ambargosu altında yaşıyor, yeni bir ambargo İran'ı değil, asıl olarak Avrupa'yı cezalandırmaktır. Fransa'da bu eylemlerin başka zaman değil de şimdi yaşanmasının nedeni budur. Emperyalist ülkeler başka halkları sömürerek yaşar. Bunu yapamadığında, sömürünün hedefine kendi halkını koyar. Tabi Fransız halkı koyun gibi olmadığı için buna itiraz ediyor. Bakalım itirazını nereye kadar taşıyabilecek...
 
3 Aralık 2018 Pazartesi 09:44 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Türker Ertürk
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
21
13
6
2
45
2
Galatasaray
22
12
6
4
42
3
Beşiktaş
22
11
6
5
39
4
Malatyaspor
22
9
7
6
34
5
Konyaspor
22
8
10
4
34
6
Trabzonspor
22
9
6
7
33
7
Sivasspor
22
8
7
7
31
8
Kasımpaşa
22
9
2
11
29
9
Antalyaspor
21
8
5
8
29
10
Alanyaspor
22
8
4
10
28
11
Kayserispor
22
7
7
8
28
12
Çaykur Rizespor
22
5
10
7
25
13
Göztepe
22
8
1
13
25
14
Bursaspor
22
4
12
6
24
15
Fenerbahçe
22
5
9
8
24
16
Ankaragücü
22
7
3
12
24
17
Erzurum BB
22
4
9
9
21
18
Akhisar Bld.Spor
22
4
6
12
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
14.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu102628323440
 
On Numara
18.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu08091315171819273031363942454756596164767780
 
Sayısal Loto
16.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu071122303744
 
Şans Topu
13.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu081517253014
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:22
  • Güneş07:03
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:44
  • Akşam18:09
  • Yatsı19:38
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık