Oy kullanırken nelere dikkat edilmeli?
Mehmet Polat

İRAN’DA NE OLUYOR?

Mehmet Polat

 
7 Ocak 2018 Pazar 23:44 
Yorum YapYazdır
 
 

Ezen ve ezilenlerin yaşadığı bütün yer ve zamanlarda görülebilecek şeyler oluyor. Bir farkla ki, benzer olaylar geçtiğimiz Aralık başlarında İsrail’de yaşandığında medya duyurmuyor ama İran sözkonusu olduğunda avaz avaz bağırıyor. İran’daki olayların bir ucunda toplumsal zenginlik ve gücün sahipleri, diğer ucunda devletin bu olanakları adaletsiz düzenleyip dağıttığından şikâyet edenler var. Hal böyle olunca, tüm toplumsal sorunlar bu çatışma eksenine göre şekil alıyor. Hatta ezen ve ezilenler de kendi içlerinde, bu eksen üzerinden farklı gruplara bölünüyorlar. Buna bir de İran’a doğrudan müdahale edemeyen emperyalizmin olayları ellerini ovuşturarak izlemesi eklendiğinde, neyin ne olduğunu anlamak iyice zorlaşıyor. Bu arada ülkemiz yöneticilerinin de, sanki NATO üyesi değilmiş ve AB’ye girmek için sıra beklemiyorlarmış gibi “İran’daki olayları dış güçler destekliyor, Gezi de böyleydi” demelerini unutmayalım. Bu kargaşayı ayıklamak için önce İran toplumu, yakın tarihi ve yönetim yapısına kısaca göz atalım. Çünkü her şey bu sahnede yaşanıyor.

 

İran toprakları 6 bin yıllık bir devlet geleneğinin yanı sıra Orta Asya’dan Ege’ye ve Kuzey Afrika’dan Yemen’e kadar yayılan bir coğrafyayı halen etkileyen engin bir kültürün yurdudur. Yaklaşık 80 milyonluk nüfusun yüzde 85’i kentlerde yaşar. Yarısı Fars, üçte biri Azeri, yüzde 10’a yakını Kürt ve kalanı Arap, Belucî, Türkmen gibi farklı etnik gruplardandır. Kürtler ve zaman zaman Belucîler merkezî yönetimle çatışma içindedir. Nüfusun yüzde 90’ı Şii, yüzde 8’i Sünni, kalanı Yezidî, Bahaî, Hindu, Hıristiyan, Yahudi gibi farklı inançlardandır. Dünya Bankası 2016 verilerine göre ülkedeki toplam mal ve hizmet üretimi 412 milyar dolar tutarındadır. Ambargo kalktığından beri gelirlerin yüzde 75’i petrol satışından sağlanıyor. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 15’nin İran’da olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca Rusya’dan sonra en büyük doğal gaz kaynaklarına sahiptir. Ancak ambargo ve savaşlar yüzünden ülkede yıllardır yeterli yatırım yapılamadığından, özellikle eğitimli gençler arasında yaygın olan işsizlik yüzde 12’lerin üzerindedir.

 

Bilindiği üzere İran’da 1979’da İslam Devrimi gerçekleşti. Bu küresel gelişmelerin yönünü değiştirecek önemde bir gelişmeydi. Devrilen Şah rejimi, ABD’nin bölgede İsrail’den sonraki en önemli işbirlikçisiydi. O yıllarda Afganistan’ı işgal eden Sovyetler hızla yenilmeye doğru ilerlerken ABD’nin yakın bir işbirlikçisini kaybetmesi dengeleri altüst etmişti.

 

Güçlü bir ordu, polis, istihbarata dayanan Şah yönetimi, uyguladığı baskı ve işkenceleriyle ünlüydü. İran’da Şahtan izinsiz kuş uçmazdı. Siyasi iradeyi ve ekonomik gücü tek elde toplayacak biçimde tasarlanmış hantal devlet yapısı, adeta kendi ağırlığına dayanamayarak çöktü. 1978 güz aylarında ücret talebiyle başlayan grevler ve direnişler giderek yayıldı. Eylemlere başta Tahran Üniversitesi öğrencileri olmak üzere Kum kentindeki mollalar da katıldılar. Çeşitli sol örgütler, mollalar ve ikisi arasında yer alarak Marksizm’le İslam’ı birleştirmeye çalışan Halkın Mücahitleri, isyanı beraberce büyüttüler. Devrim, yaygın ve inatçı bir ayaklanmayla gerçekleşti. Uyarılara aldırmayıp iktidarını paylaşmaya yanaşmayan Şah ülkeden kaçtı. Devlet daha fazla dayanamayarak ayaklananlara teslim oldu.

 

İran İslam Cumhuriyeti bugüne gelene dek bazı önemli dönemeçlerden geçti. Bunların başında Şiilerin siyasete katılması gelir. Bilindiği üzere Şiilerin 12 imam geleneği çerçevesinde yönetici kutsaldır ve peygamber yerine geçer. 12. İmam olan Muhammed Mehdi “gaip” sayılır ve insanlığın dar zamanında ortaya çıkarak, Allah adına yönetimi devralacağına inanılır. O zaman dek hiç kimse toplumu yönetmeye kalkışmayacaktır. Humeyni’nin bu anlayışı yeniden yorumlayarak değiştirmesi, Şiilere siyasetin yolunu açmıştır. “Velayeti fakih” (fıkhın üstünlüğü, yani adaletin mülkün temeli olması) fikrini geliştirmiş, Mehdi görülene dek İslam hukuku çerçevesinde ve din bilginlerinin denetiminde bir toplum düzeni kurulabileceğini savunmuştur. Devrim öncesi Necef’de (Irak) ifade ettiği bu düşünce hızla taraftar bulmuş ve mollaların Şah’ın yıkılışı sürecinde aktif rol almalarını sağlamıştır.

 

İslam Devrimi öncelikle Şah’ı devirmekte önemli rol oynayan sol kesimi tasfiye etti. Bunda, özellikle Sovyet yanlısı kimi sol kesimlerin Humeyni’yi desteklemesinin önemli bir payı vardı. İkinci adımı, benzer bir yol izleyen Halkın Mücahitlerini ezmek oldu. Bu kesimler mollalara karşı koymakta çok geç ve yetersiz kaldılar. Devrimin ilk yıllarında 440 gün boyunca ABD elçiliğinin işgal edilmesi,  rejiminin solcuların elindeki en önemli koz olan emperyalizm karşıtlığını devralmasını sağladı. Ardından 8 yıl süren ve yaklaşık 1 milyon kişinin öldüğü tahmin edilen İran-Irak savaşı bugünkü militarist devlet yapısının oluşmasına katkıda bulundu. Savaş sürecinde büyük bir şehit kültü oluştu ve devlet kadroları bu temelde militanlaştılar. Bugün içte ve dışta resmî politikaları tereddütsüz uygulayan devlet kadroları böyle ortaya çıktı. Şehit ailelerini desteklemek amacıyla, ülke ekonomisinin yüzde 40’ın hükmettiği tahmin edilen, dini lider Hamaney’in başında olduğu, Devrim Muhafızlarının kontrolündeki kayıt dışı şirketler ve ticaretten oluşan bir yapı oluştu.

 

İran’ın devlet yapısı anayasada her ne kadar dinî gerekçelere göre tanımlansa da durum tersi biçimde işler. Şeriat hükümlerinin siyasetin gerisinden geldiğine ilişkin Humeyni’nin yaşamından ve İran’ın yakın tarihten çok sayıda örnek verilebilir. Dolayısıyla yürürlükteki toplum düzeni de kimi laik çevrelerin sandığı gibi dine dayalı olduğu için değişmez değildir, toplumsal gereksinimler doğrultusunda değişebilir. Ancak İslam devrimi çeşitli etkilere karşı kendini garantiye almak amacıyla dinî ve siyasî otoriteyi iç içe geçiren, değişmesi zaman alan, karmaşık bir sistem yaratmıştır. Oysa baskı ve sömürü için bile olsa, bir düzenin ayakta kalması değişime ayak uydurmasına bağlıdır. İran’da bunun sistem içi olanakları kısıtlıdır. Dolayısıyla düzenin kendini yenileyebilmesi için büyük kitlelerin sert uyarılarda bulunması kaçınılmazdır. Geçtiğimiz günlerde yaşanan da budur.

 

“Ilımlı” olarak tanımlanan Cumhurbaşkanı Ruhani Mayıs 2017’de bu göreve ikinci kez seçildi. Radikal görüşleriyle tanınan önceki cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın tekrar aday olmasına bile izin verilmedi. Bu bile iktidarın kendini yenileme isteğinin işaretiydi. Ruhani reformculuğundan değil, devleti restore etmeye çalışmasından dolayı ılımlı sayılır. Günümüz kapitalizminin ülke ekonomilerini küresel işleyişe uydurmak amacıyla dayattığı iki kural vardır: birincisi denk bütçe,  ikincisi bankacılık sistemini küresel sermaye açısından güvenli kılmak. Ruhani her iki alanda da düzenlemeler girişmiş, sonucunda toplumun alt ve orta gelirli kesimlerinden tepki görmüştür. Toplumsal hoşnutsuzluğu lehlerine kullanmak isteyen muhafazakâr Şii kesimler ve Ahmedinejad yanlıları hükümeti sıkıştırmak amacıyla sokağa çıkarak, tahmin etmedikleri bir isyana yolaçmışlardır. Şimdilik devlet bu isyanı 21 ölü ve yüzde 90’ı 25 yaş altında olduğu söylenen bin 500 dolayında tutuklamayla geçiştirmiştir…

 
7 Ocak 2018 Pazar 23:44 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1441 - İngiltere Kralı VI. Henry Eton Koleji'ni kurdu.
1645 - İstanbul'dan 348 harp ve nakliye gemisiyle hareket eden Osmanlı ordusu, Girit adasına çıktı.
1854 - Çarlık Rusyası ordularının, savaş meydanını terk ederek, geri çekilmesiyle Silistre zaferi kazanıldı.
1859 - İsviçre işadamı Jean Henry Dunant, İtalya'da Solferino savaşı sonrası uluslararası Kızılhaç'ı kurmaya karar verdi.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Olimpiyat oyunlarının dört yılda bir yapılması kararını aldı.
1901 - Pablo Picasso'nun eserleri ilk defa sergilendi.
1910 - Japonya Kore'yi istila etti.
1916 - 1. Dünya Savaşı: Somme Muharebesi, Fransa'daki Alman hatlarına yapılan ve bir hafta sürecek topçu ateşi ile başladı.
1917 - Halep'te, Enver Paşa'nın başkanlığında Türk ve Alman komutanlarının katılmasıyla (Mustafa Kemal Paşa dahil) yapılan toplantıda, General Falkenhein'ın komutanlığında "Yıldırım Orduları Grubu" kurulması kararlaştırıltı.
1936 - Türkiye Millî Basketbol Takımı ilk maçını Yunanistan ile yaptı, 49-12 galip geldi.
1938 - Toprak Mahsulleri Ofisi kuruluş kanunu kabul edildi.
1947 - Bir Amerikalı, gökyüzünde uçan nesneler gördüğünü bildirdi, nesnelerin fincan tabağına benzediğini iddia etti. Basın ilk kez uçan daire terimini kullanmaya başladı.
1961 - Almanya'ya gidecek ilk işçi kafilesi yola çıktı. İşgücü göndermeye ilişkin protokol, Türkiye ile Batı Almanya arasında 13 Haziran'da imzalanmış; özel kuruluşların kontratsız işçi göndermelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştı.
1967 - İstanbul'da üniversite öğrencileri, Amerika Birleşik Devletleri 6. Filosunun ziyaretini protesto etti.
1982 - 44 sanıklı Barış Derneği davası başladı.
1983 - Yaser Arafat'ın Şam'a girişi yasaklandı.
1983 - Amerika Birleşik Devletleri uzay mekiği Challenger, uzaydaki görevini tamamlayarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzaya gönderdiği ilk kadın astronot olan Sally Ride ile dünyaya döndü.
1989 - Bulgaristan'ın Türk azınlığa uyguladığı baskılar ve zorunlu göç uygulaması, Taksim Meydanı'nda düzenlenen Bulgaristan'ı Telin Mitinginde protesto edildi.
1992 - Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) kuruldu.
2001 - Polonya'daki Özel Olimpiyatlar Avrupa Futbol Şampiyonası'nda, Zihinsel Engelliler Milli Takımı şampiyon oldu.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
21.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021017253752
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Sayısal Loto
23.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010310192442
 
Şans Topu
20.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu040913212609
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:21
  • Güneş04:43
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık