Erdoğan'dan yeni bir aldanma itirafı
Ömer Faruk Altuntaş

NELER OLUYOR-3.

Ömer Faruk Altuntaş

 
5 Nisan 2017 Çarşamba 09:09 
Yorum YapYazdır
 
 

            Yine “neler oluyor” diye sormadan yazıya başlayamadık. Olan bitenler ve  yaşanan tartışmalar, insan aklının sınırlarını zorluyor.

            “Fesih mi?” yoksa “Seçimlerin yenilenmesi mi?” biçiminde Kılıçdaroğu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ve daha sonra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın katılması ile süregelen tartışma, sadece insan aklının sınırlarını değil, çarpıtma ve demagojinin sınırlarını da zorluyor. Siyasal hırsın, insanın gözünü ve gönlünü nasıl kapattığını gösteriyor.

            Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Mart 2017’de yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nu kastederek “Yalan söylüyor. Ne diyor ‘Cumhurbaşkanı Meclisi feshedebilir.’ Cumhurbaşkanının Meclis’i fesih yetkisi yok. Böyle bir şey yok. Akşam yatıyor bir başka yalan, sabah kalkıyor bir başka yalan. Adeta yalan makinesi” diyor;

27 Mart 2017’de yaptığı konuşmada ise,”Cumhurbaşkanının Meclisi feshetme yetkisi var diyor. Yalan söylüyor. Cumhurbaşkanının Meclisi feshetme yetkisi yok. Bunu ispat et, ben Cumhurbaşkanlığından istifade edeceğim” diyor.

Bakan Bozdağ ise, “Anayasa paketinde Cumhurbaşkanının TBMM’ni fesih yetkisi yoktur. Sadece TBMM seçimlerini yenileme yetkisi vardır”, “Fesih ayrı bir şeydir, seçimlerin yenilenmesi ayrı bir şey” diyor.

                                                       ***

Gerçek durum nedir; “Meclis’in feshi” ile “Seçimlerin yenilenmesi” aynı anlamamı geliyor, vatandaş aynı şeyi mi anlıyor, yıksa bu terimler farklı anlama mı geliyor?

Anayasa Değişiklik Kanunun 11. maddesi ile Anayasa’nın 116. maddesinde yapılan değişiklik şöyle: “Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, TBMM genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır”… “Seçimlerinin birlikte yapılmasına karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder”.

Çok açıktır ki, “Fesih” kararı ile doğan sonuç, olağan süresinden önce “parlamento seçimlerinin yenilenmesidir” ve “Seçimlerin yenilenmesi” terimi ile aynı anlamı taşırlar. Anayasada gösterilen prosedüre göre yeni bir seçim takvimi başlar. “Fesih” denmesi ile “Seçimlerin yenilenmesi” denmesi arasında hiçbir fark yoktur. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bakan Bozdağ dışında bu terimlere farklı anlam yükleyen kimse yoktur.

Bozdağ, fesih kararı ile parlamentonun görevi sona erer; seçimlerin yenilenmesi durumunda ise parlamento ve vekillerin görevi yenileri seçilinceye kadar devam eder diyerek, kavramlara anlamlarının ötesinde teknik sonuç yüklüyor.

Oysa fesih işlemi ile feshin uygulama tarihi farklıdır ve bu tarih ayrıca belirtilir yada bellidir. Ancak işlemin kendisi değişmez. Her iki durumda da yapılan işlem ve ortaya çıkan sonuç, eski parlamentonun görevinin olağan süresinden önce sona ermesi ve yeni seçimin yapılmasıdır.     

Nitekim Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Şükrü Karatepe de Anayasa Hukuku isimli kitabında, Anayasanın mevcut 116’ncı maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanının TBMM “seçimlerini yenileme” yetkisinden söz ederken, “seçimleri yenileme” terimini değil, “fesih yetkisi” terimini kullanıyor. Karatepe, şöyle yazıyor: “1982 Anayasası’nın 116. maddesine göre aşağıda belirtilen iki şart gerçekleştiğinde, yürütmenin yasamayı fesih hakkı doğar...”

Hatta AKP’nin referanduma yönelik hazırladığı “20 Soruda Yeni Anayasa” başlıklı broşürde de açıkça “fesih yetkisi yeni sistemde seçimlerin karşılıklı olarak yenilenmesi yoluyla gerçekleşebilecektir. TBMM 3/5 çoğunlukla, Cumhurbaşkanı da dilediği zaman bu yetkiyi tek başına kullanabilir” diyerek kendi iddialarının aksini yazıyor. Ne yazık ki bu yazılı metinler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salvolarından önce yazıldıkları için silinemiyorlar ve görmek isteyenler için varlıklarını sürdürüyorlar. Tabii ki gözünü kapatanlar için değil, görmek isteyenler için.

Kamuoyunun gözü önünde geçen bu çarpıtma ve açıklamalar, referanduma sunulan anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini de gösteriyor: Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri biçiminde birbirinden ayrı organlar eliyle kullanılan ve birbirini denetleyip dengeleyen yetki ve kuvvetler, şimdi tek elde toplanıyor; demokrasi rafa kaldırılıyor; istibdat, bir tür krallık / sultanlık yönetimine geçiliyor.

                                                            ***

Yargının ayaklar altına alındığına ilişkin çarpıcı bir gelişme, bu yazının yazıldığı gün basına sızdı.

İstanbul’da 29 gazetecinin yargılandığı davada, 21 kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. İstanbul Başsavcısının istemi ve itirazı üzerine 26. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye kararını kaldırdı ve sanıklar tekrar tutuklandı.

Asıl ilginç gelişmeler bundan sonra başlıyor: HSYK konuyu gündemine aldı ve gazetecileri serbest bırakan 25. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri ile tahliye isteyen savcı için, tahliyelerin maksatlı olduğu ve gerçeklerle bağdaşmadığı düşüncesi ile resen soruşturma başlattı ve soruşturma tamamlanıncaya kadar Mahkeme heyetini görevden uzaklaştırdı.

Ne hukuk kaldı, ne adalet kaldı, ne de vicdan. Siyasal hırs ve kibir,  yeri ve göğü kapladı.

Bu nedenle “Hayır” diyoruz. Demokrasiyi benimseyen, başta AKP’ye oy verenler olmak üzere tüm yurttaşların, bu nedenlerle “Hayır” demesi gerekiyor

 
5 Nisan 2017 Çarşamba 09:09 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1364 - 11.000 kişilik Osmanlı Ordusu ile 20.000 kişilik Haçlı Ordusu Sırpsındığı Savaşı'nda karşılaştı.
1930 - Adana'da Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1932 - Türk Dil Kurultayı toplandı. Yüzyıllar boyunca Türk diline giren yabancı kelimeler Türkçe'den arındırıldı. Dil Bayramı ilk kez kutlandı.
1938 - Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda hafif bir rahatsızlık atlattı.
1940 - Türk-Rumen Ticaret Antlaşması imzalandı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda Kiev Muharebesi sonuçlandı.
1947 - İngiltere, Filistinlilerle Yahudilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini açıkladı; Bu nedenle Filistin'i boşaltma kararı aldı.
1962 - Sağ eğilimli "Irkçı Türkler Derneği" kuruldu.
1964 - Kıbrıs Türk ve Yunan alayları Kıbrıs Barış Gücü emrine verildi.
1971 - Yılmaz Güney, Altın Koza Film Festivali'nde tüm ödülleri aldı. Güney, Altın Koza ödülünü Türk Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na verdi.
1978 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter Türkiye'ye uygulanan ambargoyu kaldıran yasayı onayladı.
1984 - Çin ile İngiltere, Hong Kong'un 1997'de Çin kontrolüne geçmesi için anlaştılar.
1990 - Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşar yardımcısı Hiram Abas İstanbul'da Devrimci-Sol örgütü tarafından öldürüldü.
1999 - Jandarma Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'de operasyon düzenledi; 10 mahkum öldü. Ulucanlar operasyonuna katılan 161 jandarma görevlisinin yargılanması sürüyor.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:24
  • Güneş06:05
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:46
  • Akşam18:21
  • Yatsı19:49
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
25.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu06081115212223293334404243454849596770727678
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık