Yeni askerlik sistemi nasıl olacak?
Mehmet Polat

NEYE KARŞI, NEDEN YANAYIZ?

Mehmet Polat

 
11 Haziran 2018 Pazartesi 11:53 
Yorum YapYazdır
 
 

 

İktidar partisinin seçim reklâmlarından birinde “başörtüsü yasağını kaldırdık” deniyor. Elbette oyunun kuralı gereği, seçimlerin ruhuna uygun davranıp “demokrasi, özgürlük” söylemleri kullanmak için. Ama yasak yıllar önce kalktı ve bu da o zamanın muhalifi, bugünün iktidar ortağı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla gerçekleşti. İktidar nedense bu işi geçen hafta ve kendi alın teriyle yapmış gibi konuşuyor. Çünkü OHAL altında seçime gidiyor ve elinde “demokrat” olduğunu ileri sürebileceği başka hiçbir kanıt yok.

 

Ne olacağı ve ne diyeceği iktidarın kararıdır; biz her durumda, baskı ve zulüm sahibi tüm iktidarların karşısındayız. Tıpkı bir zamanlar, başörtüsü sorunumuz olmadığı halde okullara alınmayan ve mücadele eden öğrencileri desteklediğimiz gibi. Tıpkı bugün zorunlu din dersine karşı çıkan kimi ailelerin yanında olduğumuz gibi.

 

Muhalif olmak, iktidarların hukuk ve ahlak dışı davranışlarını eleştirmeyi gerektirir. Ama bu, otomatik olarak iktidardan zarar gören herkesin yanında olacağımız anlamına gelmez. Çünkü iktidarlar çözüm getiriyoruz diye kimseye sormadan iş yaparken, birçok sorun yaratırlar. Aptallıkları yüzünden değil; kestirmeden çözüm getirmek yerine, bin tane tilkinin kuyruğunu birbirine bağlayarak, değişik çıkarları dengelemeye çalışırken yeni sorunlara yol açarlar. Burada da kalmaz, sorumlu başkasıymış gibi konuşup, melek rolü oynarlar. Bir kısım halk bunu yutar ya da yutmuş gibi yapar. Karşılığında iktidardan yardım, sadaka, hoşgörü bekler. Bu iktidarın egemenliği önünde eğilmektir. Mutlaka ödüllendirilir.

 

Hakkı için mücadele etmek yerine efendisinin kapısında sızlanan, bizden değildir. Çünkü gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli miras kâğıt üstündeki haklar değil, hakkın ancak mücadeleyle alındığı bilgisidir. Zamanla haklar kaybedilebilir. Eskiden haklı olan, iktidarın tadını aldıktan sonra haksızlık yapabilir. Bu yüzden şuna buna bel bağlamaktansa, kendin mücadele edebilmeli ve bunu gelecek kuşaklara aktarmalısın. Nitekim bu doğrultuda geçmişte başörtüsü için mücadele edeni destekledik. Ama direnmeyip çözümü hükümetlere havale eden ya da okumak için yurtdışına gidenle ilgilenmedik. Bu arada “sol” adına, kimileri üniversitelerde başörtüsü yasağını savunuyordu. Hatta bu anlayışlarının doğruluğunu “bilimsel” göstermeye çalışıyorlardı. Bu tutum, solun kendi kendisiyle çelişkisiydi.

 

Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada “muhalefet” denilince “sol” akla gelirken “sağ”, kurulu düzenden yana olarak kabul edilir. Bu nedenle sağ, muhafazakârdır. Sol ise şu ya da bu biçimde değişimden yana ve yenilikçidir. Bu yüzden sağcılar somut işlerden yana, solcular ise biraz hayalci kabul edilir. Çünkü değişim somut bir şey değildir ve tartışmalı bir konudur. Ne, neden, nasıl değişecek, sonucu iyi mi kötü mü olacak, belli değildir. Dolayısıyla solun bir özelliği değişimse, diğeri bu konudaki sorulara farklı yanıtlar vermesidir. Öyle ki, bu düzenin tümüyle yıkılıp yenisinin kurulmasını savunan da, Dünya Bankası uzmanı olarak Türkiye’ye gelip bakanlık yapan ve şu an iktidarın uyguladığı ekonomi politikaların temelini atan Kemal Derviş de aynı sepete atılarak, “sol” sayılır. Tabi Derviş gibilerin “solculuğu” toplumun egemenlerine yarayan ve onlar tarafından tanımlanmış bir solculuktur. Sol ne kadar güçsüz olsa da, geleneksel bakımdan mazlumdan yana bir fikir olarak bilinir. Bu yüzden egemenler bir kısım sağcıları “sol” diye sunarak toplumdan destek sağlamaya çalışırlar.

 

Zayıf durumundan yararlanarak solu sola tarif edenler, Türkiye’de solun iki rakibi olduğunu vurgular: milliyetçilik ve din. Zamanla bu görüş sol içinde de yayılmış ve bu iki rakibe ait düşünce ve davranışların toptan reddedilmesi gerektiği savunulur olmuştur. Ancak bu durum, sola kaynaklık eden düşüncelerle ve gerçeklerle uyuşmaz. Dinin özü inançtır ve bilim gibi doğruluğu yanlışlığı tartışılabilen bir düşünce değildir. Millet ve buna dayalı olarak gelişen milliyetçilik ise, dil, tarih ve genel olarak kültür ortaklığından kaynaklı duygu ve düşüncelerin birliğidir. Bir inanca ve millet fikrine bağlı olma gereksinimi, insanın toplumsal varlık oluşuyla ilgilidir. İnsan, toprağa düşen bir tohum ya da yumurtadan çıkan civciv misali doğal koşullara ayak uydurarak yaşayabilen bir canlı türü değildir; tersine, koşulları değiştirerek ve bunu da toplum aracılığıyla yaparak yaşar. Yaşam boyu gördüğümüz ve düşündüğümüz her şey, toplumun eseridir. Toplum, insanın doğa içindeki yuvası gibidir.

 

Yaşamak için bu denli gereksinim duyduğumuz toplum, toparlayıcı bir merkez olmadan bir araya gelemez. Aynı zamanda öncü güç gibi davranan böyle bir merkez de, ortak fikirler olmadan hiç kimseyi bir araya getiremez. Toplumu birleştiren fikirler, tarih boyu, o toplumun üyeleri tarafından dile getirilmiş, benimsenmiş, savunulmuş düşüncelerin derlemesi gibidir. Fikirlerin birleştirici rolü belli bir anda oynaması, o anki gereksinimlerle ilgilidir.

 

Ancak bir fikir ne kadar birleştirici olursa olsun, yekpare bir bütün değildir; mülkiyet ve çıkar temelinde farklılıklar gösterir. Önceleri tek bir düşünce olarak başlar ve zamanla çıkar çatışmalarının etkisi altında yeniden yorumlanarak “hani dinimize göre hepimiz kardeş değil miyiz” ya da “hepimiz aynı milletten gelmiyor muyuz” soruları eşliğinde farklı kollara ayrılır. Aynı inancı ya da milliyetçiliği savunuyormuş gibi görünen birçok fikir ortaya çıkar. Bunlar uzaktan ve dışarıdan birbirinin benzeridir. Ama azıcık araştırıldığında yalnızca sözlerinin benzediği, bazılarının zalimden, bazılarının mazlumdan yana olduğu görülür. Hangisinin ne tarafta olduğunu ise kelimelere bakarak değil, bu düşünceleri savunanların yaptıklarına bakarak anlayabiliriz.

 

Bütün fikirler hak için de, haksızlık için de kullanılabilir. Her iki durumda da, taraflar kendi içlerinde birlik oluşturabilmek için aynı fikrin değişik biçimlerini bayrak haline getirebilirler. Böyle bir durumda bayrağın üstünde yazılana değil, bayrağı tutan elin ne yaptığına bakacağız. Çalıyor mu, çalışıyor mu? Kendi alınterini mi, yoksa başkasınınkini mi yiyor? Toplumu kucaklayan fikirlerin çıkış amacı genel çıkarları savunmak olduğu için, bunların zamanla dar bir kesimin çıkarlarını savunur biçimde değişikliğe uğratılması gözden kaçmaz. Ve zaten böyle bir değişikliğe uğrayan fikir alçalarak, kendini değersizleştirir.

 

Örneğin milliyetçilik; gerçekten milletin çıkarlarını savunuyorsa, şimdiye dek Türkiye’nin NATO üyeliğine neden karşı çıkmamış? Ara sıra günlük gerekçelerle, belli ülkelerin mallarını boykot çağrıları yapan milliyetçiler, emperyalizme karşı neden hiçbir plan-program sunmazlar. İnanç, kültür, tarih farklılıkları nedeniyle başka milletlerden olanları aşağılayıp kendi milletini üstün görmenin, düşmanlık yaratmak ötesinde ne yararı olabilir? Bu yüzden mazlumun birliği ve dirliğinden yana olan milliyetçiliğin yanında, NATO ve IMF milliyetçilerinin karşısında olmak gerekir.

 

Din için de aynısı geçerli. Bir toplumun hayatında bilim ne gibi bir rol oynuyorsa, dinin rolü de aynıdır. Her ikisi de kendiliğinden “ilerici” ya da “gerici” değildir; toplumsal anlamlarını, ezen ya da ezilenlerin hizmetinde olmalarına göre kazanırlar. Bir inanç içeriğinden uzaklaştırılarak gösterişli hale getiriliyor ve adeta “bak ben böyle inanıyor ve ibadet ediyorum” diye herkesin gözünün içine sokuluyorsa, samimiyetsiz hale geliyor ve ezenin hizmetinde kullanılıyor demektir. Bu tür ayrımları hayat koyar. Neye karşı neden yana olmak için gerçeklere bakmak yeterlidir. Bunun dışında hiçbir fikre ve davranışa peşinen karşı olunamayacağı gibi, körü körüne yanında da yer alınamaz…

 
11 Haziran 2018 Pazartesi 11:53 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Türker Ertürk
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
21
13
6
2
45
2
Galatasaray
22
12
6
4
42
3
Beşiktaş
22
11
6
5
39
4
Malatyaspor
22
9
7
6
34
5
Konyaspor
22
8
10
4
34
6
Trabzonspor
22
9
6
7
33
7
Sivasspor
22
8
7
7
31
8
Kasımpaşa
22
9
2
11
29
9
Antalyaspor
21
8
5
8
29
10
Alanyaspor
22
8
4
10
28
11
Kayserispor
22
7
7
8
28
12
Çaykur Rizespor
22
5
10
7
25
13
Göztepe
22
8
1
13
25
14
Bursaspor
22
4
12
6
24
15
Fenerbahçe
22
5
9
8
24
16
Ankaragücü
22
7
3
12
24
17
Erzurum BB
22
4
9
9
21
18
Akhisar Bld.Spor
22
4
6
12
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
14.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu102628323440
 
On Numara
18.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu08091315171819273031363942454756596164767780
 
Sayısal Loto
16.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu071122303744
 
Şans Topu
13.02.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu081517253014
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:22
  • Güneş07:03
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:44
  • Akşam18:09
  • Yatsı19:38
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık