Kıdem tazminatı bakanlar kuruluna geliyor
Nihat Genç

Nihat Genç yazdı: Beni arayan Levent Gültekin bu küfürleri etti

Nihat Genç

 
15 Mayıs 2017 Pazartesi 15:15 
Yorum YapYazdır
 
 

Dünkü ‘Nedim Şener’e Kalkan Elleri Bir Yerlerinize Picasso Yaparım’ başlıklı yazımdan sonra olaylar gelişti. (İLGİLİ YAZIYI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN)

Yine alemlere akacağız, sabırlı olun.

Nedim Şener’i linç etmek için sırada bekleyenler üç gün bekleyemedi, bugün Posta Gazetesi’nde Nedim Şener’in yazısı okuyun, özetle, Cumhuriyet Internet sorumlusuna soruşturma Nedim Şener’in twitinden önce açılmış.

Ve Cumhuriyet internet sorumlusunun soruşturmasından Cumhuriyet'in haberi olduğu halde ‘tutuklanmayı’ Nedim Şener’in twitine bağlanmasına sessiz kaldılar, çünkü, Nedim Şener’in samimi uyarısını ‘ihbarcı’ ‘ispiyoncu’ ve sonunda linçe dönüştürülüp Nedim Şener’i ‘bitirmek’ istediler.

Şüphesiz Nedim Şener’in en zor zamanda Türk basınının onurunu  temize çeken Hrant kitabı yüzünden kodesi boylayıp gözlerimizin önünde acılar içinde mum gibi erimesine şahit olduk ve vicdanımız kanadı, bu kahraman gazetecinin linç edilmesine şüphesiz sessiz kalamazdık, cevabımızı, dünkü yazımızın ikinci bölümünde hakkıyla verdik.

HAYATIMDA İLK DEFA BİRİSİ TELEFONDA YÜZÜME KARŞI BU KÜFÜRLERİ EDİYOR

Yazımda salon adamı özentili kılıklı üç adamın ismini verdim, görmedim, ama kesinlikle tahmin ediyorum, bu salon adamı özentili kılıklı üç adamın traktör tekerleği büyüklüğünde mücevherli bir İsveç saati taktığından eminim.

Derken kendisini kamuoyunun Şirin Payzın'ın programlarından tanıdığı Levent Gültekin denilen Türk Büyüğü beni aradı.

Tabii ki ağzımın payını vermek için.

Telefon konuşmasını şu veciz cümlelerle bitirdi: ‘.mına koduğumun çocuğu, .iktiğimin adamı…’

Çok meşhur bir telefon taşıyorum ve hayatımda ilk defa birisi telefonda yüzüme karşı bu küfürleri ediyor.

Dünkü Hürriyet Gazetesi’nde ise ünlü röportajcı Ayşe Arman’a röportaj vermiş. Röportajın en dikkat çekici kelimeleri şunlar: ‘Ben küfür etmem’.

Röportajın ikinci üçüncü önemdeki cümlelerini ise malumunuzdur ama hatırlatalım, insan, insanlık, insan olalım… O kadar ‘insan’ lafı ediyor ki, daha da tuhaf olan, telefonda ana avrat küfret etse de benim önünde eğilip ‘anamı da .ksen gönlüm sendedir’ dememi bekleyen hindi gibi kabarmış bir ruh hali.

Kamuoyu önünde ‘tescillensin’ diye yüzüme karşı yaptığı küfrü yukarıda verdim, küfürden sonra kendisine şöyle dedim, ‘hani sen küfür etmediğini söylüyordun?’. 

Binlerce insanlık barış kelimesi kullanıp telefonda bir anda elli kocaya gitmiş kadın pişkinliğiyle konuşması, anderune (orasına) sarılıp bizimkini de hamsi sanması, hiç de şaşırtıcı değil!

Bu satırların yazarı hayatında bir defa ilk defa bu üç adamın ve Levent Gültekin ismini geçirdi, çünkü akıllarınca Nedim Şener’e ayar vermek ve Nedim Şener’i Cem Küçük gibi ispiyoncu duruma düşürüp bir türlü aşamadıkları Nedim Şener ismini yok etmek istiyorlardı.

Nasıl bir ruh hali içinde yaşıyorlarsa kendilerini büyük insanlık eserleri vermiş şaşmaz parlak insanlar, bizleri de, ‘tamir edilecek’ bozuk parçalar gibi görüyorlar.

Ses yüksekliklerinin havalarına ulaşmak mümkün değil.

Oysa benim yazılarım bu muhteremin yazılarından yüz katı fazla (abartı değil yüz kat fazla) oysa kitap ve makalelerim bu muhteremden yüz kat fazla (abartı değil yüz kat fazla)…

Mesela bu muhterem Ahmet Altan gibi her hangi bir yazara da telefon edip ana avrat düz gidebilir mi, gitti mi?

Yoksa beni bunu nasılsa döverim diye çocuk mu buldu, ayran içer gibi rahatlıkla bu kadar küfür…

Sahilde bir çakıl taşı sessizliğinde kalırsan sorun yok, kimse size karışmaz, ancak, bu muhteremler, o çakıl taşların üstüne uzanır PKK, Fetö, bol bol kebap yapar, arada bir de keyiflenir sizin sessizliğinizle taşı yan yan atıp denizin üstünde kaydırmaca oynarlar… Biz zaten bunlar kaydırmaca oynasınlar diye dünyaya geldik.

Karşı çıktığınızda ise patlayan bir trafo gibi  eskiler köpek marazı der kuduza yakalanmış gibi ana avrat çoluk çocuk düz giderler, neyse, yazımızın üstünden iki saat geçmedi ki Fetö’nün Samanyolu TV’sinden ses geldi, Nihat Gen砑yazarlarına’ saldırmış.

Nasıl bir dünyada yaşıyor kendilerini nasıl görüyorlarsa kendilerini alemlerin efendisi Jüpiter Satürn büyüklüğünde bizleri de uzay boşluğunda anlamsız uçuşan plastik bir leğen gibi görüyorlar. 

Ana avrat küfrediyorlar ancak unutuyorlar, eski İstanbul kabadayılığında adettir fesin düşmeden fesi düşürmeden dövüşeceksin.

Hangi yazıları hangi kimlikleri hangi üretimleri kim şişirmiş bunları, Sur’u üfleyen Mehdileri mi?

Şüpheniz olmasın Fetö’nün PKK’nın yeni dönem piyasaya sürdüğü ‘kopya kağıtları’ bunlar. Bizim beynimizi de kendileri gibi kes-yapıştır-itekle gitsin, sanıyorlar.

ZANGIR ZANGIR BİR CEHALET

Yazılarındaki insan, insanlık, demokrasi lafları hala gırla gidiyor, nerde otlandıklarını bilmesek koyun saflığında konuşup ‘he gardaş insanlık, demokrasi, doğru söylüyon, he gardaş insanlık’ moduna bizi de getirmeyi sanacak kadar zavallılar.

‘İnsan, demokrasi, ön yargımız yok’ gibi kozmetik ürünlerin arkasına saklananların şimdi nerelerde olduğunu bilmeyen mi var?

Bu patates beyinliler yazılarında kuru kuru boş boş ‘insan’ ‘demokrasi’ kelimeleri geçirince kendilerini büyük bir hanedanlığın prensleri gibi görüyorlar, kuru kuru binlerce insan kelimesine öyle aşık oldular ki hayatlarında bağımsızlık onur vatan gibi başka hiçbir şey düşünmeye vakitleri olmadı.

Bir şizofren gibi, otuz yıl kuru kuru boş boş ‘insan, demokrasi’, tespih çeker gibi, insan, demokrasi, eee, sonra? Kuru kuru boş boş ‘insan, demokrasi’ lafları, sonra Fetö’den pay kapma sonra AKP’den yer köşe kapma, sonra Avrupa’ya şirin görünme, sonra Fetö’den kuru kazık kodes.  

Zangır zangır bir cehalet hala kuru kuru bomboş niteliksiz içeriksiz vitaminsiz edebiyatsız ‘insan’ ‘demokrasi’ laflarıyla hala yol alabileceğini bu ülkede siyaset yapabileceğini, ve hatta, Fetö hukuksuzluklarından kapı açıp, yüzde ellinin üstündeki hayır oylarını kuyruklarına takacaklarını sanacak kadar bir ahmaklık.

Bir de üstüne bizim gibi çomak sokan olursa ana avrat düz gitme,  Fetö’nün ocağını zaten Fetö’ye sulanan bu kart kızların azgın iştahları batırdı..

Zavallılar, Nihat Genç’in tasvir gücünü okumamışlar, dünya güzelliklerinin hep kendilerine bahş edilmiş olduklarını sanıyorlar, usta keseri nedir bilmiyorlar, artistlik yapanları itten beter yapan kalemimin hala farkında değiller, yüzbinlerce okuyucu önünde kurban ayini düzenler gibi başlarından aşağı kezzap dökülen nice ‘kurbanlık’ yazıma hiç bakmamışlar.

Koca koca kara kaşlı adamların istemeden veren bu hovarda kız hallerini anlayamıyor insan, Fetö cennetin kapısını götünden açıyor, koca koca adamlar içine atlıyor. Fetö dahi ne kadar götünü tutsa gene o ınternet sitesi bu ınternet yayını yine içine kaçıyorlar.

Bilmem, bir üfürmeyle çabuk şişen bu fetö kurabiyesi plastik balonlar bu sütunlardaki nice asit banyosunu hiç mi izlemediler!

‘KEŞKE’ BULAŞMASAYDIM DİYEN NİCE GÖZÜ YAŞLI KURBANI

Kalemimin marangoz atelyesinden geçtikten sonra ‘keşke’ bulaşmasaydım diyen nice gözü yaşlı kurbanı, marangoz kalemimden geçmeden önceki mutlu halini hüzünlenip arayan nice yazarın, iç burkan kepaze hikayesini, hiç mi duymadı.

Her şişirilmiş şımarık kifayetsiz dönüp dolaşıp Nihat Genç’in ‘atem tutem ben seni’ sirkinden geçmek için bilmem niye can atıyor?

Kim atıyor kim tutuyor bu atem tutem topları?

Hangi sirk atının üstünde hangi canbazın elindeler.

Bu zavallıları birileri öyle yükseğe atıyor ki canbazları dahi elinden düşürüyor, sonra atem tutem topları maymunların ağzına leblebi gibi atıyor.

Bu zavallılar, çok zahmetsizce yazıyor çok zahmetsizce konuşuyorlar, şu önümüzdeki beyaz kağıdın ağaç sütünden kurutulma olduğunu unutuyorlar, mürekkebi fazla bandırırsan kağıdın fazla lapalaşıp yüzlerine gözlerine bulaştırıp rezil rüsvay olacaklarını hiç akıllarından geçirmiyorlar.

Ve birileri bu zavallıları lapalaştırmayı çok seviyor, bu zavallılar da lapalaşmak için düğün neşesiyle göbek atıyor, bulgur gibi bu kadar hızla lapalaşan insan türünü bu medya bol keseden bol kepçe ürettti.

Oysa bir yazar rüzgarın kurutucu tadına güvenip yazılarını gül yaprağını incitmeden üstüne yazabilendir, bu ustalık ancak sizi yüzbinlerin sevgili yazarı yapabilir, gerisi, üfürme şişirme, işte, Hürriyet Gazetesi manşetine ‘ben küfür etmem’ diye manşet verirsin aynı gün bu ülkenin en çok okunan yazarına ana avrat çoluk çocuk düz giden bir rezilliğin içinde maskeniz düşer.

Nihat Genç’in kalemine düşerseniz kolunuzdan tutanınız kalmaz, ötesi, kandırabileceğiniz kimse kalmaz, millet zaten rezilliğinizi seyretmeye doymamış eğlence arıyor.

Maskelerinin bu kadar çabuk düşmelerine de şaşmayın, sperm bankası meni şişeleridir bunlar, bankaya götürülürken yolda düşüp kırılan şişeler bunlar.

Bazı insanlar öldükten sonra soyum sülbüm sürsün diye bankaya teslim ediyor.

Fetö’nün sperm bankasında bekleyen meni şişelerinden kaç tanesini tanıyorsunuz?

Zahmetsiz rahmet arayan bu zavallıları mastürbasyon yazıları ekranlarıyla kim peydah etti?

Ayağınız altına alıp ezseniz ayağınıza zahmettir, istediğiniz kadar bol su dökün, musluğu hortumları çeşmeleri açın, temizlenmez bunlar.

Dangıl dungul ‘insanlık’ lafları işte buraya kadar,  Nazlı Ilıcak’ın hindi gıdığını okşamışlar, Fetö’nün sümüğünü yalamışlar ama doymamışlar, görünen o ki yalana yalana sümük de bitmiş, şimdi Fetö’nün memelerini emmek için ihtiras içinde yanıp kavruluyorlar.

Allah’ın işi işte, tam Fetö’nün memelerini ınternet yayınlarında emeceklerdi ki geldi çattı mübarek Ramazan…

Ağızlarındaki ana avrat küfrün failine de bakmak lazım, silahlığı olmayan zavallıların orasına birkaç röportaj TV konuşmasıyla iğreti tutkalla yapıştırılmış, Fetö’nün son umut parçaları. 

Nihat Genç’e küfür, haddinize mi, benim namım duyulmuş beni alt etmek zordur, bir de bizim yazılarımızdaki faile baksınlar, kaç defa sansür kovuşturma yasak iftira, kaç defa kökünden kestiler, ama her defasında ‘kemiklerimizle’ devam ettik, bedenimizi yok ettiler ama ruhumuzun deposu inancımızla dolu, ekmeğimizi zehir ettiler açtan beter ettiler, ama bizim inadımız memleket kadar büyük.

Ne demiş eskiler, boş testi gider gelir, bir gün de sapı gelir.

Not: Bu yazı yayınlandıktan sonra Levent Gültekin tweetinde “Yalan iftira” diyor, telefon kayıtlarına girmiş hala bu neyin inkarıymış, üstelik küfürden sonra bana mesaj atıyor, mesajı, 'ben sana küfür ettim ama' deyip ıvır zıvır gidiyor, telefonlarda kaydedilmiş kayıt altına alınmış, hala 'yalan iftira' diyor, telefon kaydına rağmen gerçeği inkar ederek hangi takipçilerini aptal yerine koyuyor, telefon kaydına rağmen bu inkar acaba kimin taktiği?

 
15 Mayıs 2017 Pazartesi 15:15 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1812 - Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.
1830 - ABD Başkanı Andrew Jackson, Amerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılmasına ve başka yerlere sürülmelerine olanak tanıyan Yerli İskân Yasası'nı imzaladı.
1862 - Sayıştay kuruldu.
1902 - Bilim adamı Thomas Edison pili buldu.
1913 - Osmanlı'da ilk feminist örgüt sayılabilecek Teali-i Nisvan kuruldu.
1918 - Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu, 27 Nisan 1920'de SSCB tarafından ilhak edildi.
1919 - Mustafa Kemal Paşa, Havza'dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgallere karşı çıkılan mitingler düzenlenmesini bildirdi.
1919 - İstanbul'da tutuklanan İttihat ve Terakki ileri gelenleri, Malta'ya sürgüne gönderildi. Bu ilk kafilede 66 kişi yer alıyordu. Sürgünler 20 Kasım 1920'ye kadar sürdü.
1928 - Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.
1930 - İnşası 2 yıl süren, New York City'nin önemli sembollerinden Chrysler Binası resmen açıldı.
1933 - Naziler Alman Komünist Partisi'nin bütün mallarına el koydu.
1937 - İngiltere'de Neville Chamberlain Başbakan oldu.
1952 - Yunanistan'da kadınlara seçme hakkı verildi.
1953 - Kore'de 28-29 mayıs savaşlarında Türk tugayı 155 şehit verdi.
1954 - Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) en çok konuşulan diller arasına Türkçe'yi de aldı.
1959 - ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun sağ olarak Dünya'ya döndü.
1961 - Uluslararası Af Örgütü, Londra'da kuruldu.
1987 - Batı Alman pilot Mathias Rust küçük uçağıyla Sovyet hava koridorunu delerek Kızıl Meydan'a indi. Hava Kuvvetleri Başkomutanı Koldunov görevden alındı.
1992 - Türkiye ile Nahçıvan'ı birbirine bağlayan Ümit Köprüsü hizmete girdi.
1999 - 57'nci hükümet kuruldu. MHP, DSP ve Anavatan Partisi'nden oluşan koalisyon hükümetinde Başbakan Bülent Ecevit oldu.
1999 - Leonardo da Vinci'nin şaheseri Son Akşam Yemeği adlı tablo, 22 yıl süren restorasyon çalışmalarının sona ermesiyle İtalya'nın Milano kentinde yeniden sergilenmeye başlandı.
2002 - NATO, Rusya'yı sınırlı ortak ilan etti.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:33
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:51
  • Yatsı21:48
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık