İşte Almanya seçimlerinin sonucu
Kazım DEMİR

ÖNCE IMF VARDI, ŞİMDİ SERMAYE ÇETELERİ

Kazım DEMİR

 
5 Şubat 2017 Pazar 17:37 
Yorum YapYazdır
 
 

 

“Yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur, Türkiye’de bu dünyada yerini bulur” Bu sözler İsmet Paşa tarafından 1964 yılında söylendi.  ABD Başkanı Johnson, Türkiye’nin Kıbrıs’a olası müdahalesine karşıdır. Eğer Türkiye böyle bir harekete geçerse ambargo uygulayacaklarını söyler. İsmet Paşa ABD için artık “güvenli ortak” olmaktan çıkmıştır. Yerine yenisinin bulunması gerekiyordu. Hemen Ankara’ya CIA adına General Porter gönderilir. Generalin görevi, İsmet Paşa’nın hayır dediği şeylere “evet” diyebilecek birini bulmaktır.

Çok fazla aramazlar. Yakınlarında birisi vardır, Süleyman Demirel. 1952 yılında NATO üyeliği ile birlikte Türkiye, ABD’ye teslim olmuştu. O tarihten itibaren parti kurmak isteyen, iktidar hedefleyen, öncelikle ABD’ye gidip oradan “yetki belgesi” almak ister. Bunun son örneği AKP’nin kuruluş sürecidir.  1965 Bütçe görüşmelerinde İsmet Paşa Hükümeti istifa eder. Artık süreç tamamlanmak üzeredir. Demirel için iktidar kapısı aralanmıştır.

Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklara, insanların hapse atılmalarına karşı AB ülkelerinden yükselen seslere karşı iktidar, Şanghay İşbirliği teşkilatına üye olmakla AB ülkelerini deyim yerindeyse “tehdit” etmektedir. AKP bunu yerine getirebilir mi? Bu projesini hayata geçirmeye izin verirler mi? AKP’nin en büyük savunma aracı “İMF’ye borcumuz yok” argümanıdır. Bu yaklaşım doğru olabilir mi? Türkiye gibi ülkeler İMF reçeteleri olmadan ayakta durdurulur mu? İMF dayandığı uluslararası sermaye çetelerinin çıkarlarını korumada AKP’nin gözünün yaşına bakar mı?

Türkiye adım adım İMF ve sermaye çetelerine nasıl teslim edildiğini hep birlikte tartışalım.

1958 yılında devalüasyon kararı alınır. Dolar 9 TL olmuştur. Yeni zamlar peş peşe gelmektedir. Zaten fakir halk perişan durumdadır. Bu kararlarla birlikte ülkede ve özellikle üniversite çevrelerinde, öğrenciler arasında ciddi tartışmalar olur. 27 Mayıs 1960 İhtilali ile ordu yönetime el koyar. İMF için gün doğmuştur. 1958 yılında alınan kararların uygulanması için İhtilalcilere baskı uygular. İMF çalışanı Kemal Kurdaş Maliye Bakanı yaptırılır. Bakanın ilk açıklaması “siz gelmeyin, ben gerekeni yaparım” olur. İMF ekonomiyi kıskacına almıştır.

1965 bütçesi kabul edilmeyen İsmet Paşa istifa eder. İMF artık Türkiye’yi mesken edinmiştir. Sürekli denetimler yapar. Dayattığı ve dayandığı sermaye çetelerinin alacaklarının güvence altında olduğunu kontrol eder. 1967 ile 1970 yıllarında kıskacı daha da arttırır. Sermaye Piyasası’nın  kurulması, Türkiye Elektrik Kurumu Yasası ve Merkez Bankası Kuruluş Yasaları kabul edilir. Tahsildar için para güvencededir artık. Halk mı? Zam üstüne zam yaparak belini biraz daha kırmaya devam ederler. Necip milletimiz için “devlet babadır” nasılsa!

1970 yılında İMF bir devalüasyon daha yaptırır. % 66’lık bu devalüasyonla birlikte kaynaklar biraz daha ele geçirilir. 12 Mart 1971 Darbesi ile bir başka şef Türkiye ekonomisine atanır. Atilla Karaosmanoğlu.

İMF şefleri aracılığı ile ülke yönetilmeye çalışılır. Kıbrıs çıkarması, haşhaş ekim yasağı, ABD ambargosu ve bu ambargoya IMF’nin desteği ile birlikte, 1977 seçimleri yapılır. Ülke artık “70 cent’e muhtaç” durumdadır. Ekonomik kıskaç altında olan Türkiye’ye ABD “eğer IMF ile anlaşmasan kuruş alamazsın” der.

Başbakan Ecevit zor durumdadır. TÜSİAD gibi komprador burjuvalar gazetelere ilan verirler. Kuyruklar almış başını gidiyor. Yağ üreticisi bir ülkede yağ bulunmaz. Ecevit ayrılmak zorunda kalır. İMF has adamı Demirel ile birlikte, meşhur 24 Ocak 1980 kararlarını alır. Bu sefer Demirel’in yanında başka bir şef vardır, Turgut Özal.

24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için darbe yapmak zorunluydu. Çocuklarını bir gecede iktidara taşımasını bildiler. Halk bu darbeye dünden razı edilmişti.

2001 yılına kadar IMF ile Türkiye arasında IMF lehine evlilik sözleşmesi sürüp gider. Adeta Türkiye’den sürekli “nafaka “ talep ediyordu. Tarihin en derin krizini 2001 yılında bu ülkeye yaşattılar. 1960 yılı, 1971 yılı ve 1980 yılında istediklerini uygulatabilmek için darbeler yapmıştı. 2001 yılında başka bir darbenin önünü, başka bir şef ile aştılar.

Bankalar birer birer batarken Kemal Derviş ta ABD’den sıcacık koltuğundan kalkıp bir anda Başbakan Yardımcısı oluverdi. Dönemin başbakanı bir demecinde “Merkez Bankası için düşünüyordum” demişti. Oysa onun daha büyük görev üstlenmesi istenmişti. Başbakan yardımcısı.

2001 krizi ile birlikte bankalar aracılığı ile milyarlarca dolar dışarıya transfer edildi. Bu sefer askeri darbelerin yerini “yeni görevlendirme” aldı. Uluslararası sermaye çeteleri kendilerine “sorun” çıkartmayacak, mülayim, görevlendirmeyi kabul edecekleri birilerini buldular. AKP.

BOP Eş Başkanlığı ve Diyarbakır’ın “önemli merkez” olarak kurgulandığı bir sisteme Türkiye hızla sokuldu. Yeni iktidar, ülke kaynaklarını birer birer satarken, yerine yenisini koyma yerine, kazanılan paraları siyasetin finansmanında kullanmaya başladı. Geldiğimiz noktada tıkanan ekonomi, tıkanan dış politika ve Körfez Ülkelerinden beklenen “kaynağı belirsiz” paralar gelmeyince yeni partner arayışları başladı.

Şanghay bu dönemde duyulur oldu. Türkiye ne ABD ve ne de AB ülkeleri tarafından gözden çıkarılacak bir ülke değil. Savaşı yaydıkları ve şiddetlendirdikleri İslam Coğrafyasında Türkiye tampon bölge işlevini görmektedir.

Son altı yılda üç milyondan fazla Müslüman göçmen Türkiye’de yaşamak zorunda kaldı. Avrupa bu kadar Müslümanı kendi bünyesine alacak durumda değil.

1950’li yıllardan itibaren Türkiye hep ABD ve Avrupa’nın pazarı olmuştur. Sürekli tuzak kurdular. Türkiye bu tuzaklara sürekli takılıp tökezledi. Ama bu tuzaklardan kurtulmak için hiç uğraş vermedi.

Her tökezlediğinde IMF ve Dünya Bankasını gösterdiler. Onlar da kaynaklarını sömürerek geleceğini yok ettiler.

IMF yok, diyorlar. Onun yerini dinci sermaye çevreleri aldı. Palazlandıkça azgınlaştılar. Artık dizginlenemez haldeler. Yastık altı dolarları bozdurup birilerine “haddini” bildirmeye çalışan iktidar farkında mı değil mi bilemiyorum? Ülke kayıp gidiyor. Tutuklamalar, seçilmiş insanları görevlerinden alınması, demokratik ülkelerin dayandığı temel argüman olan denetim-denge sistemi yerine daha otoriter, faşist bir anlayışın empoze edilmeye çalışılması ülkeyi hızla uçuruma götürüyor.

 

 
5 Şubat 2017 Pazar 17:37 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Yıldırım Bayezid, Niğbolu Zaferi'ni elde etti.
1561 - Şehzade Bayezid idam edildi.
1911 - İtalya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilâtının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilâtı kuruldu.
1950 - Birleşmiş Milletler askerleri Kore'de Seul'u ele geçirdi. (Bkz. Kore Savaşı)
1956 - İstanbul'da geniş çaplı istimlâk çalışmaları başlatıldı.
1958 - Kemer Barajı ve Hidroelektrik Santrali işletmeye açıldı.
1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
1979 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un eşi Eva Peron'un yaşam öyküsünü anlatan Evita müzikalinin prömiyeri, Broadway'de yapıldı.
1982 - Türkiye'nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam'da görevine başladı.
1993 - Karun Hazinesi Türkiye'ye geldi.
2001 - Tekel'in Küba ile ortak kurduğu TEKA Puro Fabrikası İstanbul'da açıldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:23
  • Güneş06:04
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:47
  • Akşam18:22
  • Yatsı19:51
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık