AKP İstanbul seçimine itiraz edecek mi?
Kazım DEMİR

Peştemalın Ortası

Kazım DEMİR

 
26 Ocak 2019 Cumartesi 13:30 
Yorum YapYazdır
 
 

Masallara başlarken kurulan tekerlemelerin içinde mutlaka geçer. Bir varmış, bir yokmuş ile başlayan, devenin tellal olması ile devam eden bu tekerlemelerde, benim en fazla ilgimi çeken "sineğin berber olması, eski hamamın tasının olmaması ve peştemalın ortasının delik olması" dır.

Peştemalın ortasının delik olmasına alışkanlığımız bir nebze olsun hoş görülebilir. Baktığımız ve görmek istediğimiz yerin cazibesine kapılıp bu duruma eyvallah diyebiliriz.
Ama iş peştemalın ortası ile kalsa iyi. Sürekli başka alanlara kayıyor.
Kendi halimizi görmeden, başkalarının peştemalına bakarak avunmak işin sonucunu peşinen kabullenmeye benzer.

Biz, görmüyoruz, kendi en olmadık yerimize giydiklerimiz paramparça olmuş. Bakanlar kafalarını başka yöne çeviriyor. Geçtiğimiz yerlerden kimseler geçmiyor.
Kokarca gibiyiz. Oturduğumuzda yanımıza kimseler oturmuyor.

Bu durumun sebeplerini sorgulayıp, öğrenme yerine kendimizi kandırıyoruz. Cazibe hanımın gündüz düşleri gibi düş kurmamızda üstümüze yok.

Üstümüzde yok. Başımızda yok. Alışkınız, deyip geçiştirebiliriz.
Fakat arkamızda da yok. Rahatsızlık veren de o.

Adem ile Hava'nın bu duruma düşmelerini içine sindirememeleri sonucunda, çözümü incir yapraklarını örtmekle buldular. 
Bedelini ağır ödeyip, Aden’den kovuldular. Biçare olarak dolaşırken, başlarını sokacakları bir ev aramışlar.
Ne çare ki, uzun yıllar bunu başaramadılar.

Belki evlatlarımız halleder diyerek Habil ile Kabil'i dünyaya getirme gafletine düştüler. Habil bir hiç uğruna canından olurken, kardeşinin tek düşüncesi onu bu açık alanda ne yapacağıydı.
Tanrının hikmetine sual olunmaz, sözünün gereği bir karga ortaya çıkıverdi. Gagası ile toprağı eşelemeye ve katil kardeş Kabil'e yapacağını anlatmaya başlamış.

Kazması ve küreği olmadığını düşündüğümüzde Kabil'in işinin ne kadar zor olduğu tüm çıplaklığı ile ortadadır.

Kabil kardeşinin defin işlemleri ile uğraşırken, kazmanın sapı peştemalın ortasını deldi.
Kazmayı kaldırıp savururken ağzından çıkan o ilk söz "Rab kahretsin" bugün bizim sonumuzu hazırladı.

Tüm sorunlarımızı önce Rab'a sonra İslamla birlikte Allah'a havale edince içinden çıkamaz olduk.

Peştemalın ortasının durumunu, Almanya’nın gelinine göstermek için yaptıklarımız boşa gitmişe benziyor.
Ortası yırtık peştemal ile dolaşıp duruyoruz.
Ama esas sıkıntılı yeri kendimiz görmediğimiz gibi başkalarının da görmediğini sanıyoruz.
Ayıptır.
Günahtır.
Deyip, kimse bizlere yardım etmiyor.
Eskiden dilenciler vardı. Bizim köylere istemeye gelirlerdi. Köylünün elinde mısır, fasulye ve yumurtadan başka bir şey yoktu.
Bir tutam sevap uğruna mısır vermeye kalktıklarında aldıkları yanıtla hedefledikleri sevaplar yok olup giderdi.
“mısır para etmiyor.
Fasulye ver,

Allah ne muradın varsa versin.”
Allah'ın vereceği murad uğruna, ambarda hepi topu bir tutam fasulyenin yarısı giderdi.
Peştemalın ortasının delikliğine alışık olanları sonunda arkanın yırtıklığının kazanç olabileceğine inandırdılar.

Bu anlaşılmaz ve anlatılamaz inanç adeta durgun denize atılan bir çakıl taşının dalga dalga yayılarak büyümesine benzedi. Her alanda yokluk ve yoksulluk içinde yaşamını sürdürmeye çalışan milletim! saraylara layık olduklarına inandığı gencecik ama torpilli insanları gördükçe “bize de nasip et” yakarışından başka elinden ve gönlünden bir şey gelmiyor.

Cebinde beş kuruşu olmayan, atanamadığı için intihar eden öğretmenlerin varlığı, milyonlarca gencin işsiz kalması bile gözardı ediliyor.

İşsizlik, yokluk, yoksulluk, kayırma ve çıkar ilişkilerinin oldukça sıradanlaştığı ve en önemlisi alışkanlık haline geldiği bir durumla karşı karşıyayız. Birazda kendimizi sorgulamalıyız.

Süleyman Demirel çok güzel ve ortama uygun fıkralar anlatırdı. Köyün birinde iki genç birbirini çok severmiş. Kızın babası evlenmelerine asla izin vermedi. Çareyi kaçmakla buldular. Kızın yaşı küçük olduğu için iş mahkemeye taşındı. Baba kıza baskı yapmış. “Bana zorla tecavüz etti, diyeceksin” demiş. Kız çaresiz kabul etmiş. Ama oğlanı da çok seviyor.

Hakim karşısına çıkmış. Hakim nasıl olduğunu sormuş. Kız “hakim bey ayakta bana tecavüz etti” deyince hakim, “kızım nasıl olur. Sen bu oğlandan daha uzunsun” deyince kız, “hakim bey birazda ben eğildim” demiş.

 

 
26 Ocak 2019 Cumartesi 13:30 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Çiğdem KOÇ
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1827 - William Rowan Hamilton, Işık Sistemleri Teorisi'ni hazırladı.
1920 - TBMM ilk kez toplandı.
1935 - Polonya'da Anayasa'nın kabulü.
1945 - Doğan Kardeş dergisinin ilk sayısı yayımlandı.
1948 - II. Dünya Savaşı'ndan beri kapalı tutulan Topkapı Sarayı Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi halka açıldı.
1960 - İzmit Petrol Rafinerisi'nin temeli atıldı.
1961 - İlk TBMM binası müze haline getirildi.
1961 - Yerli yapım 27 Mayıs Treni ilk seferini yaptı.
1965 - İlk Sovyet haberleşme uydusu Maniya-1 uzaya fırlatıldı.
1968 - ABD'deki Columbia Üniversitesi'nde bir grup Vietnam Savaşı karşıtı öğrenci yönetim binalarını ele geçirerek üniversiteyi kapattı.
1969 - Robert Kennedy'nin katili Sirhan Bişara Sirhan ölüm cezasına çarptırıldı.
1979 - İlk 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği yapıldı.
1979 - Türkiye'nin yedi ülke ile telefon görüşmesini sağlayacak uyduyla haberleşme istasyonu hizmete girdi.
1981 - Milli Güvenlik Kurulu, eski Gümrük ve Tekel bakanlarından Tuncay Mataracı'nın Yüce Divan'da yargılanmasına karar verdi.
1982 - TRT haftada iki gün renkli televizyon yayınına başladı.
1984 - AIDS'e neden olan virüs belirlendi.
1990 - Namibya'nın Birleşmiş Milletler'in 160.; İngiliz Devletler Topluluğu'nun 50. üyesi olması.
1992 - Sağlık kontrolü için ABD'de bulunan Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a prostat kanseri teşhisi konuldu.
1994 - Gagauzya kuruldu.
1997 - Cezayir'de Omariye katliamı: 42 kişinin ölümü.
2001 - İntel, Pentium 4 işlemcisini piyasaya sürdü.
2003 - SARS virüsü nedeniyle Çin Halk Cumhuriyeti'nde okullar iki hafta tatil edildi.
2003 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda Kuzey Kıbrıs ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında serbest geçişler başladı.
2005 - Şair ve yazar Sunay Akın'ın kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi açıldı.
2006 - Merapi Yanardağı (Marapi) patladı.
23 - Nisan günü gerçekleşen en önemli olayları Tarihte Bugün sayfalarına ekleyebilir ve Ana Sayfada görüntülenmelerini sağlayabilirsiniz.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.04.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu111833363752
 
On Numara
22.04.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu03041011121720222329343541505155566062677077
 
Sayısal Loto
20.04.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu072630364349
 
Şans Topu
17.04.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu101822283103
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:31
  • Güneş05:23
  • Öğlen12:31
  • İkindi16:19
  • Akşam19:18
  • Yatsı20:56
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık