Peştemalın Ortası

Kazım DEMİR

Kazım DEMİR

Masallara başlarken kurulan tekerlemelerin içinde mutlaka geçer. Bir varmış, bir yokmuş ile başlayan, devenin tellal olması ile devam eden bu tekerlemelerde, benim en fazla ilgimi çeken "sineğin berber olması, eski hamamın tasının olmaması ve peştemalın ortasının delik olması" dır.

Peştemalın ortasının delik olmasına alışkanlığımız bir nebze olsun hoş görülebilir. Baktığımız ve görmek istediğimiz yerin cazibesine kapılıp bu duruma eyvallah diyebiliriz.
Ama iş peştemalın ortası ile kalsa iyi. Sürekli başka alanlara kayıyor.
Kendi halimizi görmeden, başkalarının peştemalına bakarak avunmak işin sonucunu peşinen kabullenmeye benzer.

Biz, görmüyoruz, kendi en olmadık yerimize giydiklerimiz paramparça olmuş. Bakanlar kafalarını başka yöne çeviriyor. Geçtiğimiz yerlerden kimseler geçmiyor.
Kokarca gibiyiz. Oturduğumuzda yanımıza kimseler oturmuyor.

Bu durumun sebeplerini sorgulayıp, öğrenme yerine kendimizi kandırıyoruz. Cazibe hanımın gündüz düşleri gibi düş kurmamızda üstümüze yok.

Üstümüzde yok. Başımızda yok. Alışkınız, deyip geçiştirebiliriz.
Fakat arkamızda da yok. Rahatsızlık veren de o.

Adem ile Hava'nın bu duruma düşmelerini içine sindirememeleri sonucunda, çözümü incir yapraklarını örtmekle buldular. 
Bedelini ağır ödeyip, Aden’den kovuldular. Biçare olarak dolaşırken, başlarını sokacakları bir ev aramışlar.
Ne çare ki, uzun yıllar bunu başaramadılar.

Belki evlatlarımız halleder diyerek Habil ile Kabil'i dünyaya getirme gafletine düştüler. Habil bir hiç uğruna canından olurken, kardeşinin tek düşüncesi onu bu açık alanda ne yapacağıydı.
Tanrının hikmetine sual olunmaz, sözünün gereği bir karga ortaya çıkıverdi. Gagası ile toprağı eşelemeye ve katil kardeş Kabil'e yapacağını anlatmaya başlamış.

Kazması ve küreği olmadığını düşündüğümüzde Kabil'in işinin ne kadar zor olduğu tüm çıplaklığı ile ortadadır.

Kabil kardeşinin defin işlemleri ile uğraşırken, kazmanın sapı peştemalın ortasını deldi.
Kazmayı kaldırıp savururken ağzından çıkan o ilk söz "Rab kahretsin" bugün bizim sonumuzu hazırladı.

Tüm sorunlarımızı önce Rab'a sonra İslamla birlikte Allah'a havale edince içinden çıkamaz olduk.

Peştemalın ortasının durumunu, Almanya’nın gelinine göstermek için yaptıklarımız boşa gitmişe benziyor.
Ortası yırtık peştemal ile dolaşıp duruyoruz.
Ama esas sıkıntılı yeri kendimiz görmediğimiz gibi başkalarının da görmediğini sanıyoruz.
Ayıptır.
Günahtır.
Deyip, kimse bizlere yardım etmiyor.
Eskiden dilenciler vardı. Bizim köylere istemeye gelirlerdi. Köylünün elinde mısır, fasulye ve yumurtadan başka bir şey yoktu.
Bir tutam sevap uğruna mısır vermeye kalktıklarında aldıkları yanıtla hedefledikleri sevaplar yok olup giderdi.
“mısır para etmiyor.
Fasulye ver,

Allah ne muradın varsa versin.”
Allah'ın vereceği murad uğruna, ambarda hepi topu bir tutam fasulyenin yarısı giderdi.
Peştemalın ortasının delikliğine alışık olanları sonunda arkanın yırtıklığının kazanç olabileceğine inandırdılar.

Bu anlaşılmaz ve anlatılamaz inanç adeta durgun denize atılan bir çakıl taşının dalga dalga yayılarak büyümesine benzedi. Her alanda yokluk ve yoksulluk içinde yaşamını sürdürmeye çalışan milletim! saraylara layık olduklarına inandığı gencecik ama torpilli insanları gördükçe “bize de nasip et” yakarışından başka elinden ve gönlünden bir şey gelmiyor.

Cebinde beş kuruşu olmayan, atanamadığı için intihar eden öğretmenlerin varlığı, milyonlarca gencin işsiz kalması bile gözardı ediliyor.

İşsizlik, yokluk, yoksulluk, kayırma ve çıkar ilişkilerinin oldukça sıradanlaştığı ve en önemlisi alışkanlık haline geldiği bir durumla karşı karşıyayız. Birazda kendimizi sorgulamalıyız.

Süleyman Demirel çok güzel ve ortama uygun fıkralar anlatırdı. Köyün birinde iki genç birbirini çok severmiş. Kızın babası evlenmelerine asla izin vermedi. Çareyi kaçmakla buldular. Kızın yaşı küçük olduğu için iş mahkemeye taşındı. Baba kıza baskı yapmış. “Bana zorla tecavüz etti, diyeceksin” demiş. Kız çaresiz kabul etmiş. Ama oğlanı da çok seviyor.

Hakim karşısına çıkmış. Hakim nasıl olduğunu sormuş. Kız “hakim bey ayakta bana tecavüz etti” deyince hakim, “kızım nasıl olur. Sen bu oğlandan daha uzunsun” deyince kız, “hakim bey birazda ben eğildim” demiş.

 



26 Ocak 2019 Cumartesi 13:30

http://www.viratrabzon.com/yazar/pestemalin-ortasi-5082.html