Türkiye’nin onurunu ‘mahvettiniz’!
Mehmet Polat

YEREL SEÇİME DOĞRU

Mehmet Polat

 
5 Kasım 2018 Pazartesi 12:11 
Yorum YapYazdır
 
 

 

Eğer 3 Kasım 2019’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi 24 Haziran’a alınmasa, içinden geçtiğimiz ekonomik sıkıntılara belki siyasi çalkantılar da eklenecek ve bu koşullarda 31 Mart 2019 tarihindeki yerel seçime doğru gidiyor olacaktık. Ve iktidar partisi belki böyle bir durumu öngördüğü için başkanlarını istifaya zorladığı İstanbul, Ankara başta olmak üzere bazı büyük kentlerde belediyeleri kaybedecek, yarı yenik biçimde cumhurbaşkanlığı seçimine girecekti. Ama böyle olmadı. Devlet Bahçeli gaipten haber gelmiş gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştü ve genel seçimin erkene alınmasını istedi. Beklentisi, seçimin yaz sonunda yapılmasıydı. Ancak “vur deyince öldürür” misali, iktidar seçimi yaz başına aldı. Doğal olarak muhalefet gafil avlandı ve 16 Nisan 2017 Anayasa referandumuna benzer biçimde üzerinde hala tartışılan bir seçim sonucu, az bir farkla Erdoğan cumhurbaşkanlığını kazandı. Referandum iktidarın yolunu açmış, seçim koltuğun alınmasını sağlamıştı. Yeni rejim altında, Cumhurbaşkanlığı dışındaki iktidar güçlerinin pek bir önemi kalmamıştı. 5 ay sonra yapılacak bir seçim bu koşullarda ve şimdiden tartışılıyor.

İktidar dağıtır. Yanlış anlaşılmasın, “rakiplerini yok eder” anlamında söylemiyoruz; para ve makam dağıtır. Oradan alır, şuraya verir. Hiç veremiyorsa, söz verir. İnsanlar iktidara, bir şeyler almayı umdukları için yanaşır. Sağı-solu belli olmayan bir ejderhaya yaklaşır gibi usulca yanına sokulur, dokunamasalar bile sevgiyle bakarlar. Dolayısıyla iktidar, sahibini olduğundan başka türlü gösterir. Güzelleştirir, hiç olmadığı kadar akıllı, adaletli, ahlaklı vesaire vesaire… kılar. Gerçekte bunun böyle olmadığını iktidarın çevresine doluşanlar da bilirler. Ama ne yapsınlar? “Kazan bizim, kepçe bizim yiyoruz yiyebildiğimiz kadar” mı desinler? İktidar konumunu sürdürebilmek için, biri hariç her şeyi dağıtır, paylaşır ve tüketir. Paylaşmadığı tek şey iktidarıdır. Çünkü herkes bilir ki, iktidarın gücü iktidar olmaktan gelir. İktidara yaklaşanların gönlünde yatan da aslında o gücü paylaşmak ve uygun bir fırsat çıktığında ele geçirmektir. Ve bunun iktidar da farkındadır. Sürekli uzak rakiplerini uzun sopasıyla hizaya getirirken, bir gözü hep yakınındakilerin üzerinde olur. Sırtını sıvazlayan eller arasında kimin tırnağının sivrildiğini takip etmezse, başına gelecekleri bilir. İktidar ortamı, kör dövüşünün bitmediği bir kurtlar sofrasıdır. Muhalefete gelince:

Eğer konumunun hakkını verecekse, öncelikle iktidar sofrasına düşecek kuzu gibi olmaması gerektiğini bilmelidir. Ama sofraya oturmaya hazırlanan bir kurt da olmamalıdır. Ya ne yapmalı? Adil olmalıdır. Bunca zulmü ve sömürüyü örten haksızlık perdesini yırtıp atmalı, yarın iktidar olursa adaletsizlik üstüne kurulu zalimler sofrasını dağıtacağını şimdiden göstermelidir. Zalimin gücü ancak yargıcı satın almaya yeter, adaleti değil. O bir fırsat yakalayıp elin malıyla elin gücünü kendine memur ederken, bunun karşısında adil, dürüst ve güvenilir olmak hiç de zor değildir. Maliyeti bilge ve kararlı olmaktan ibarettir.  Yeter ki doğru yerde dur ve zalim gibi uzaklara söz vererek, gül atarak kendini sahte yollardan kanıtlamaya çalışma. Ve adaletini göstermeye iki yerden başlayacağını unutma: Birincisi etkisinin topluma dalga dalga yayılması için işe en yakınlarından başlamak, ikincisi ne olursa olsun iktidarın seni satın almaya kalkışmasına asla fırsat vermemek. Peki, yapılan ne?

İktidarı taklit etmek. Sanki iktidar olmak yolda altın bulmakmış gibi, ısrarla aynı yollardan yürümek. Kurt postuna bürünüp, kurtlar sofrasında başköşeye oturmayı hayal etmek. Muhalefet bunu yaparken kurtları değil, seçmeni kandırdığını hiç düşünüyor mu acaba? Hem de iki yönden kandırıyor: Birincisi, iktidarı taklit etmekle kendine ait politikaları olmadığını itiraf etmiş oluyor ve güvenilirliğini yitiriyor. İkincisi, birbirine benzer seçenekler arasında en pırıltılısı doğal olarak iktidar partisi olacağından, seçmenin oraya yönelmesine dolaylı yoldan hizmet ediyor. Akılsızlık…

Elbette olay bundan ibaret değil; akıl boş bir kaptır, içini toplumsal varoluşumuzun yarattığı, zorladığı, düşündürttüğü şeyleri atarak doldururuz. Zalim mazlumu yemek için sofraya oturur. Çakal arta kalanları yemek için sırasını bekler. Başka bir zalim sofrayı ele geçirmek ya da önceki zalimle anlaşıp ziyafeti paylaşmak ister. Elbette mazlum sonsuza dek mazlum kalacak değil ya, onun da bir hesabı vardır. Muhalefet bunlardan hangisi olduğunu, daha ilk attığı adımda belli eder. Bunu en çabuk anlayacak olan da mazlumlardır. Gücü varsa zaten kimseyi dinlemez de, güçsüz olduğu şimdiki zamanlarda taklitlerini değil, asıllarını seçer. İşte “akılsızlık”  dediğimiz budur.

 

Seçimlere 5 ay var. Muhalefetin hayali yerel seçimi bir referanduma dönüştürüp birkaç büyük kent yönetimini almak ve haklı bir konuşma fırsatı yakalamak. Oysa atı alan Üsküdar’ın da ötesine geçip Körfez ülkelerine, Afrika Boynuzuna, Çin’in İpek Yolu projesine kadar uzandı. Muhalefet belki bunun farkında olmayarak her sabah “ülkenin şu kadar borcu var” diye kalkıyor ve akşam “inşallah ülke yarına kadar batmaz” diye yatıyor. Borç bir sermaye biçimidir. Yani kâr getiren yatırımdır. Eğer kârın nasıl dağıtılacağını tartışan bir toplumsal muhalefet yoksa, borç tıkır tıkır ödenir. Ve muhalefet partileri istedikleri kadar yırtınsın, iktidar gemisini yürütmeye devam eder. Muhalefet derken de durmak lazım:

Yunanistan’ın yaklaşık 10 milyon nüfusu, 476 milyar dolar dış borcu var. Türkiye’nin 80 milyon nüfusu ve yaklaşık bu miktarın biraz altında dış borcu bulunuyor. Yunanistan’da halk üç yıl boyunca isyan etti ve o güne dek ülkede iktidar sorumluluğu almış partiler tutunamaz hale geldiler. Sonunda isyancıların gönlüne uygun bir parti, sol görüşlü Syriza seçilerek borcu ödemeye başladı. Durumdan ABD, Avrupa, Yunan zengin sınıfı memnun… Halk memnun mu bilmiyoruz, tekrar sokağa çıkarsa öğreneceğiz…

Türkiye’de bırakalım halkın sokağa çıkmasını, iktidara talip olduğu iddiasındaki partiler bile sokağa çıkmıyor. Sokağa çıkma olasılığı bulunanlara da tıpkı iktidar gibi mavi boncuk dağıtarak kanatları altına alıp yatıştırıyorlar. Yatıştırıcı muhalefet istemeyenleri ise, iktidarın insafına terkediyorlar. Yerel yönetimler, merkezî yönetime göre topluma daha yakın olan iktidar odaklarıdır. İktidar baskısı onların üstünden de hiç eksilmez. Eskiden muhalefet partileri yerel seçimleri demokrasinin aşağıdan yukarı inşası için bir fırsat olarak görürdü. Bunun olamayacağını bilsek de, böyle görülmesi hoşumuza giderdi. Yeni rejim altında iktidarın gölgesi dışında bir yönetim olanağı kalmadı. Yerel yönetimler üzerindeki merkezî baskıyı anlatmaya gerek yok, biz kimi seçersek seçelim, iktidar isterse bunu bir kayyımla değiştirebiliyor. Bu durum yerel seçimi muhalefet açısından ister istemez bir referanduma dönüştürüyor. Politikalarını yerel seçimin gereklerine göre değil, iktidarın belirlediği doğrultuda oluşturuyorlar.

Ama iktidar yerel seçimi bir referandum gibi görmüyor. Zaten genel seçimde alacağını aldığından dolayı, yerel seçimi yalnızca kendini destekleyen toplum kesiminin omurgasını güçlendirme fırsatı gibi ele alıyor. Omurgası inşaat ve emlâk sektörü. Bu işin kalbi de yerel yönetimlerde, belediye meclislerinde ve komisyonlarında atıyor. Buralarda alınan kararların ezici çoğunluğu bu sektörlerle ilgili. Zaten “cumhur ittifakı” karizmayı çizdirse de bu nedenle bozulmuyor. Cumhurcuların Mersin, Adana, Manisa gibi geçen yerel seçimde yakın oylar aldıkları yerlerde ayrı girmelerinin nedeni bu. Seçimi kazanmayacaklarını bildikleri yerlerde de diğer partiyi destekleyeceklerdir. Yeni seçim, yeni talan sofrası… Bunu dağıtmayı amaçlamayan muhalefetten bize ne

 
5 Kasım 2018 Pazartesi 12:11 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1474 - Köping, İsveç'te kent konumuna alındı.
1829 - Johann Wolfgang von Goethe'nin eseri Faust ilk kez sahnelendi.
1853 - Giuseppe Verdi'nin "Il Trovatore" operası Roma'da sahnelendi.
1861 - Georgia, Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrıldı.
1903 - Okyanus aşırı ilk radyo yayını Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasında gerçekleşti.
1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.
1915 - Zeplinlerin kullanıldığı ilk hava saldırısı Almanya tarafından İngiltere'ye yapıldı.
1941 - II. Dünya Savaşı: İngiliz güçleri Eritre'ye saldırdı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Japon askeri birlikleri Burma'yı işgal etti.
1945 - Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank, Türkiye'deki faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.
1950 - Türkiye'de İş Mahkemeleri kurulması kararı alındı.
1950 - Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Mingh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.
1956 - Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek beraat etti. Arcayürek hakkında dava "Kedi gelince fareler kaçtı" başlıklı yazısı nedeniyle açılmıştı.
1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960 - Sosyalist Parti faaliyete geçti. Genel başkanlığa Prof. Atıf Akgüç getirildi.
1960 - İsveç'in başkenti Stokholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü, 42 kişi öldü.
1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor; İpar Davası sanıkları Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldular.
1961 - İstanbul'da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 - Hindistan'da Nehru'nun kızı İndira Gandhi, başbakan oldu.
1969 - Amerikan Büyükelçisi Robert Komer istifa etti. Robert Komer'in makam arabası 6 Ocak günü Ortadoğu Teknik Üniversitesini ziyareti sırasında öğrenciler tarafından yakılmıştı.
1969 - Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.
1977 - Miami-Florida'da kar yağışı: Florida'nın tarihinde ilk kez gerçekleşti.
1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.
1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.
1983 - Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek'i öldürmekten yargılanan iki ülkücü mahkûm edildi.
1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik ara yüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.
1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie Bolivya'da tutuklandı.
1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olaylar çıktı.
1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı; genel başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.
1998 - Kenan Şeranoğlu adlı bir kişi, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8,6 trilyon lira topladı. 15 Haziran'da, Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi.
2004 - Rubia isimli bir köpek Aconcagua dağı zirvesine çıkarak bu alanda bir dünya rekoru kırdı.
2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.
2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.
2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı.
2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
10
5
2
35
2
Trabzonspor
17
8
5
4
29
3
Malatyaspor
17
8
5
4
29
4
Kasımpaşa
17
9
2
6
29
5
Galatasaray
17
8
5
4
29
6
Beşiktaş
18
8
5
5
29
7
Antalyaspor
17
8
3
6
27
8
Konyaspor
17
6
7
4
25
9
Sivasspor
17
6
6
5
24
10
Göztepe
17
7
1
9
22
11
Bursaspor
17
4
9
4
21
12
Ankaragücü
17
6
2
9
20
13
Kayserispor
17
5
4
8
19
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Akhisar Bld.Spor
18
4
5
9
17
16
Erzurum BB
17
3
7
7
16
17
Fenerbahçe
17
3
7
7
16
18
Çaykur Rizespor
17
1
9
7
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
17.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu010238404252
 
On Numara
14.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu04050711161719232526303440414346657072767879
 
Sayısal Loto
16.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu041016234849
 
Şans Topu
16.01.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu091218202301
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:13
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:04
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık