Fazıl Say'a dünyanın en önemli klasik müzik ödülü
Attila Aşut

Yürüyüşten izlenimler

Attila Aşut

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
 
 

Türkiye’nin toplumsal tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı sayılan “Adalet Yürüyüşü”, 9 Temmuz’da gerçekleştirilen iki milyonluk Maltepe Mitingi ile doruğa ulaştı. Bu yazıda, yürüyüş ve sonrasına ilişkin izlenimlerimi paylaşmak istiyorum...

•••

»Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, CHP örgütü bu sınavdan yüzünün akıyla çıktı. Son derece örgütlü ve disiplinli bir yürüyüştü. 25 gün boyunca kayda değer bir aksaklık yaşanmadı ve eylem, kimsenin burnu kanamadan, planlandığı gibi barışçıl biçimde sona erdi.



»CHP’li belediyeler, yürüyüşün başarısı için ellerinden geleni yaptılar. İnsanların temel gereksinimleri düzenli olarak karşılandı. Kimse aç ve susuz kalmadı!

»Milletvekilleri de ön sıralarda sorumluluk üstlenmişti. Erkek vekillerin sakalları uzamıştı, bazılarını tanımakta güçlük çektim. Onursal Adıgüzel, elinde megafon, yol kenarında anonslar yaparak düzeni sağlamaya çalışıyordu. Veli Ağbaba ise bazen espriler patlatıyor, bazen Malatya türkülerine eşlik ediyor, bazen de yürüyüşçüleri halaya çağırıyordu.

»Pendik’teki molada, bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka ile sohbet etme fırsatı buldum. Partisinden “ihraç” edilmişti ama arkadaşlarını bu yürüyüşte yalnız bırakmamıştı. Çevresindeki kadınlardan biri, “Ben hiçbir partinin üyesi değilim. Ülkeye sahip çıkmak için büyük bir istekle katıldım bu yürüyüşe. Çünkü Türkiye’nin geleceği konusunda kaygılarım var” dedi. Bu kaygılı yurttaşımız, yola çıkarken komşularını da çağırmış yürüyüşe ve onlara şöyle demiş: “Gelmezseniz, şikâyet etme hakkınız olmaz!”

»Yürüyüşte yaşlı ve sakallı bir adam dikkatimi çekmişti. Bir elinde bayrak, öteki elinde Atatürk’ün ve oğlunun resmi vardı. Yanına gidip konuştum. Adı Veysel Kılıç’tı. Askeri öğrenci olan oğlu Selahattin Kılıç’ın 15 Temmuz darbe girişimi dolayısıyla tutuklandığını ve iddianamesinin bir yıldır yazılmadığını söyledi. Daha önce İstanbul’da bir metrobüs durağında tek başına eylem yaptığını, Adalet Yürüyüşü başlayınca, protestosunu bu kez yollarda sürdürdüğünü anlattı.
»Ankara Güvenpark’tan yola çıkıp Kılıçdaroğlu ile İstanbul’a dek yürüyen orta yaşlı bir kadınla tanıştım. Yürüyüş sırasında ayakları su toplamıştı. Bir molada sağlıkçılar kendisine müdahale etmek istemiş; ancak o, “Geride kalırsam yürüyenlere yetişemem!” diyerek tedaviyi kabul etmemişti...

»“Adalet Yürüyüşü”nde gördüğüm insanlar, RTE’nin mitinglerindeki toplama kalabalıklardan çok farklıydı. Yürüyenler gerçek halk kesimleri ve sahici insanlardı! Her biri ülkenin başka bir köşesinden kalkıp gelmişti. Bazıları “adalet” sözcüğünü doğru seslendiremiyor, slogan atarken “Hak, hukuk, adelet” diye bağırıyordu!

»Engelli yurttaşlarımızı da caydıramamıştı yollardaki engeller! Onları koltuk değnekleri ve tekerlekli sandalyeleriyle bu yürüyüşte görenler çoğalttılar umutlarını.

»Yürüyenler çevreye çok duyarlıydı. Konaklama yerlerinde hem belediyelerin temizlik görevlileri hem yurttaşlar parkları temiz tutma konusunda hayli özenli davrandılar.

»CHP’li belediyeler yalnız ikram ve temizlik konusunda değil, sanatsal etkinlikleriyle de yürüyüşe renk kattılar. Örneğin Eskişehir Belediyesi’nin bando-mızıka takımı, mola yerlerinde çaldığı devrimci marşlarla izleyenleri coşturdu. Kadınların “Çav Bella” söyleyip dans etmeleri ise görülmeye değerdi.

»“Adalet Yürüyüşü”nde Türkiye’nin tüm muhalif renkleri vardı. Önemsediğim bir sol öbek ise, kendi “kızıl renkleri” bu renk denizinde silikleşmesin diye yürüyüşe katılmamayı yeğlemişti.

»Yürüyüş boyunca olağanüstü güvenlik önlemleri alınmıştı. Jandarma ve Özel Tim, Kılıçdaroğlu’nun çevresinde kuş uçurtmuyordu. Bir molanın ardından yeniden yürüyüş hazırlığı yapılırken, polis barikatının önünde Mustafa Balbay’la karşılaştım. Nasılsa, güvenlik çemberinin dışında kalmıştı. Ayaküstü sohbet ettik. Yürüyüş başlayınca, Çevik Kuvvet polislerinin arasından geçerek korteje girmek istedi. Ancak polisler izin vermedi. “Ben milletvekiliyim!” dediyse de dinleyen olmadı. Kendisinden kimliğini göstermesini istediler. Bu kez ben araya girdim ve “Mustafa Balbay’ı tanımıyor musunuz? O bir milletvekili” dedim. Balbay da bu sırada polislerin bir anlık duraksamasından yararlanarak içeri dalıverdi!

»Yol boyunca sıradan insanlarla konuştum. “Adalet Yürüyüşü”ü içtenlikle destekliyor ama Kılıçdaroğlu’nun siyasal çizgisindeki gelgitleri de açıkyüreklilikle eleştiriyorlardı. Bakmayın siz Kılıçdaroğlu’nun bu eylemde önde görünmesine! Gerçekte önde yürüyenler, emekçi halk kitleleriydi!

•••

»Maltepe’deki miting alanına iki ayrı denetim noktasında aranarak girdik. Aramayı yapan polisler, kimi döviz ve pankartların alana sokulmasına izin vermedi. Özellikle “OHAL” ve “KHK” eleştirisi içeren pankartlar toplandı! Benim elimde “Gazeteciler İçin ADALET” pankartı vardı. Eşim de “Nuriye ve Semih İçin ADALET” pankartı taşıyordu. Bizim pankartlarımıza dokunmadılar.

»Kılıçdaroğlu Maltepe konuşmasına başlarken, yürüyüş boyunca konakladığı yerlerin adlarını tek tek sayarak herkese teşekkür etti. Teşekkür listesi hayli uzundu. Ama en dikkat çekici teşekkürü, güvenlik güçlerineydi. Kılıçdaroğlu’nun ağzından “halkın polisi” övgüsünü duyanlar hayli şaşırdı. Evet, güvenlik güçlerinin Kılıçdaroğlu’nu korumak için özel bir çaba harcadıklarına biz de tanık olduk. Ayrıca polisler kendisine karşı çok saygılıydılar. “Yukarıdan” tembihli olacaklar ki, Kılıçdaroğlu’ndan hep “Sayın Genel Başkan” diye söz ediyorlardı. Ama aynı güvenlik görevlileri, Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde “Nuriye ve Semih ölmesin!” yazılı pankart açan yaşlı insanları her gün yerlerde sürüklüyor, gaza boğuyorlardı. Kılıçdaroğlu güvenlik güçlerine teşekkür ederken, keşke Kızılay’daki bu orantısız müdahale yöntemlerini de eleştirseydi.



•••

“Maltepe’den sonra ne olacak?”
O gün herkesin yanıtını aradığı soru buydu. İnsanlarda temkinli bir iyimserlik gözledim. Toplumsal muhalefetin en geniş biçimde destek verdiği bu kitlesel eylemden Kılıçdaroğlu’nun ders çıkaracağını umuyordu herkes. Bu beklentinin boşa çıkması; bunca emeğin, çabanın ve alın terinin çöpe gitmesi anlamına gelir. AKP iktidarının ve Saray rejiminin yıkılması, demokrasi güçlerinin öncelikli görevi olmalıdır. Bunun için “Adalet Yürüyüşü”ne katılan ve destek veren milyonların beklentilerine uygun bir devrimci programı ve eylem planını tez zamanda uygulamaya koymak gerekiyor.

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 11:21 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1299 - Marco Polo Venedik'e döndü.
1402 - Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilerek esir düştü; Osmanlı devletinde Fetret Devri başladı.
1499 - Davut Paşa komutasındaki Osmanllı donanması komutanlarından Burak Reis, Sapienza adası yakınlarında karşılaşılan Venedik donanması ile çıkan çarpışmada öldü.
1794 - Fransız devrimci lider Maximilien Robespierre, giyotinle başı kesilerek idam edildi.
1808 - Osmanlı Padişahı III. Selim, İstanbul'da IV. Mustafa'nın emriyle boğularak öldürüldü.
1821 - Arjantinli general Jose de San Martin, Lima'ya girerek Peru'nun İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1914 - I. Dünya Savaşı başladı.
1920 - Meksikalı isyancı Panço Villa teslim oldu.
1921 - Kütahya'da toplanan Yunan Savaş Meclisi, Ankara'ya yürüme kararı aldı.
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.
1939 - Demiryolu Aşkale'ye ulaştı.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg'u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.
1945 - Bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı New York'ta Empire State Binasının 78. katına çarptı ve 24 kişi öldü.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1962 - Yönetmen Elia Kazan, America America filminin çekimlerine İstanbul'da başladı.
1965 - Vietnam Savaşı: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Güney Vietnam'daki Amerikan güçlerinin sayısının 75.000 den 125.000 e çıkarılmasını istedi.
1976 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tangşan bölgesinde meydana gelen 8,2 şiddetindeki depremde 242.769 kişi öldü, 164.851 kişi yaralandı.
1992 - Barcelona'da yapılan 25. Olimpiyat Oyunlarında, halterci Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda şampiyon oldu.
1996 - Emperyal gazinolarının sahibi Ömer Lütfi Topal, aracıyla evine giderken açılan çapraz ateş sonucunda öldürüldü.
1997 - Metin Göktepe davası sanığı 6 polis teslim oldu.
2000 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, hakkındaki hapis cezasının durdurulması için yaptığı başvuruyu reddetti.
2002 - TÜPRAŞ yakınındaki Akçagaz Dolum Tesisleri'nde yangın çıktı. 2,5 saatte kontrol altına alınabilen yangın, 3 trilyon lira zarara yol açtı.
2008 - Türkiye'de iktidar partisi AKP'ye kapatma istemi ile açılan dava görüşülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:00
  • Güneş05:06
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:35
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:38
 
Süper Loto
27.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020307081927
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık