<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erdal Eksert &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/author/erdaleksert/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Apr 2023 08:53:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Erdal Eksert &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mitra Dağında Astronomi Akademisi</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/mitra-daginda-astronomi-akademisi/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/mitra-daginda-astronomi-akademisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:57:00 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/erdaleksert/konu/mitra-daginda-astronomi-akademisi/</guid>

					<description><![CDATA[710 YIL ÖNCE TRABZON&#8217;DA MİTRA DAĞI ETEKLERİNDE BUGÜNKÜ BOZTEPE&#8217;DE ASTRONOMİ AKADEMİSİ KURULUYOR&#8230; Viyana şehri daha yeni kurulmaya başlarken Trabzon&#8217;da uzay ve astronomi üzerine çalışmalar yapılıyordu. Trabzon, tarihinin en zengin dönemlerinden birini yaşıyordu. O yıllar mezhep çatışmaları yıllarıydı. Tarihte, “tapınak tarikatları” olarak bilinen şövalyeler arasında, tapınaklarda çatışmalar yaşanıyordu. Trabzon&#8217;da bu olaylardan nasibini almıştı. 30 Kasım 1310&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>710 YIL ÖNCE TRABZON&#8217;DA</em></strong></p>
<p><strong><em>MİTRA DAĞI ETEKLERİNDE</em></strong></p>
<p><strong><em>BUGÜNKÜ BOZTEPE&#8217;DE</em></strong></p>
<p><strong><em>ASTRONOMİ AKADEMİSİ</em></strong></p>
<p><strong><em>KURULUYOR&#8230;</em></strong></p>
<p>Viyana şehri daha yeni kurulmaya başlarken Trabzon&#8217;da uzay ve astronomi üzerine çalışmalar yapılıyordu.</p>
<p>Trabzon, tarihinin en zengin dönemlerinden birini yaşıyordu.</p>
<p>O yıllar mezhep çatışmaları yıllarıydı. Tarihte, <strong>“tapınak tarikatları”</strong> olarak bilinen şövalyeler arasında, tapınaklarda çatışmalar yaşanıyordu. Trabzon&#8217;da bu olaylardan nasibini almıştı.</p>
<p>30 Kasım 1310 yılında <strong>“Büyük Trabzon Yangını”</strong> büyük bir felaketle sonuçlanmıştı. Trabzon şehrinin büyük bir kısmı yandı ve hemen ardından yeniden inşa edilmeye başlanmıştı.</p>
<p>Dünya bir yandan <strong>“Veba” </strong>salgınıyla uğraşıyordu.</p>
<p>O yıllar İran&#8217;da Farsça Matematik ve Astronomik bilimi eğitimi alan <strong>Gregory Chioniades</strong></p>
<p>Trabzon&#8217;da bir Astronomi akademisi kurar. İran&#8217;da yazdığı astronomik yazılarını Trabzon&#8217;a getirir.</p>
<p>Gözlem evini kurmak için çalışmalara başlar.  Dönemin Trabzon halkı tarafından kurulan <strong>“antik güneş mabedleri”</strong> mitra dağının eteklerinde bir yerlerde kurulur.</p>
<p>Astronomik çalışmaları finanse eden bir gelir ver sponsorluk bile sağlanmıştı. İran&#8217;dan, Hindistan&#8217;dan gökbilimciler Trabzon&#8217;a geliyor ve <strong>Mitra </strong>Dağı&#8217;ndan (Boztepe&#8217;den) yıldızların hareketlerini inceliyorlardı.</p>
<p>O dönemler <strong>Mitra</strong> dağı (Boztepe) Astronomi açısından coğrafyanın bilimsel olarak en gözde yerlerden biriydi.</p>
<p>1336 yılında bir doğum haritası yani yıldız haritasını bile yayınlamışlardı.</p>
<p>O yıllarda astronomi siyasi ve sosyal manipülasyon olarak kullanılıyordu.</p>
<p>Aylar öncesinden tahmin ettikleri güneş tutulması için harekete geçmişlerdi.</p>
<p>5 mayıs 1361&#8217;de Güneş tutulması gerçekleşmişti. Yaptıkları hesaplara göre iki yer tespit edilmişti. En ideal, en güvenli ve en uygun bölge olarak odak merkezi Sumela Manastırı&#8217;nın güney yamacı, ikinci gözlemlenecek yer ise <strong>Mitra</strong> (Boztepe) dağı. Güneş tutulmasının en uzun görüldüğü yıl olarak da tarihe geçmiştir.</p>
<p>Trabzon İmparatorluğunun sona ermesinden sonra Gözlemevi ve Astronomi Akademisi ortadan kaybolmuştur.</p>
<p>*****</p>
<p>1461&#8217;de Fatih Sultan Mehmet&#8217;in Trabzon&#8217;u kuşatmasından 94 yıl sonra Dünya&#8217;ya, Âşık Mehmet Çelebi gelir.</p>
<p>Mehmet Çelebi, yıllar sonra Astronomi ile ilgilenir. 16. yüzyıl İslam coğrafyasının büyük âlimidir kendisi. Kâtip Çelebi ve Evliya Çelebi’nin ilham kaynağı Âşık Mehmet Çelebi, Trabzon’da doğmuştur. Yirmi yaşına kadar Trabzon&#8217;da öğrenim görmüştür. Daha sonra İstanbul’a giderek öğrenimini tamamlamıştır. Anadolu, Rumeli ve Arabistan’da kadılık yapmış, bazı seferlere katılmıştır. 25 yıl süren seyahatlerinde geniş bir coğrafyayı gezmiş, çeşitli yerlerde kâtiplikler yapmıştır. Ömrünün son yıllarını Şam’da geçiren âlim, “Menazi’rül Avâlim” (Âlemlerin Manzaraları) adlı <strong>gök bilimi </strong>ve coğrafya kitabını burada yazmıştır. Kültür tarihimizde önemli yere sahip olan, yerli ve yabancı birçok bilim insanının dikkatini çeken eserde, Trabzon’la ilgili de çok değerli bilgiler vardır.</p>
<p>Aradan yıllar geçer. Trabzon&#8217;da kimse Astronomi ile ilgilenmezken 1836 yılında  Ali Naki Efendi Dünya&#8217;ya gelir.  Osmanlı kültür ve eğitim tarihinin önemli isimlerinden olan Ali Naki Efendi Trabzon’da doğmuştur. 1856 yılına kadar şehirde iyi bir eğitim alan Ali Naki, İstanbul’a gitmiş ve burada dönemin ünlü hocalarından din, matematik, geometri, <strong>astronomi</strong> ve Fransızca dersleri almıştır. 1863 yılında açılan Darüşşafaka’nın kurucuları arasında yer almış, bu kurumda öğretmenlik ve müdürlük yapmıştır. 1880’de Trabzon’a dönerek Hacı Kasım Mahallesi’nde “Mekteb-i Hamidiye” adında özel bir lise kurmuştur. Bu girişim, Trabzon’un eğitim hayatına canlılık katmış ve Trabzon Lisesinin kurulmasının yolunu açmıştır. 1887 yılında açılan okulun ilk müdürü olan Ali Naki aynı zamanda şehrin de ilk millî eğitim müdürlüğünü yapmıştır. Yurda döndükten sonra 1908’de Meclis-i Mebusan’a Trabzon milletvekili olarak seçilmiş, geçici meclis başkanlığı görevini yapmıştır. 1921 yılında Trabzon’a dönen Ali Naki Efendi, ömrünün son zamanlarını burada geçirmiştir.</p>
<p>1999 yılında NOBEL ödülüne aday gösterilen Trabzonlu Alaettin Yıldız, 1922 yılında Sürmene&#8217;de doğuyor. Uzay tekniği ve tıbbı konusunda dünyanın en önemli bilim insanlarından biri olarak kabul ediliyor. Lise öğrenimini Trabzon’da tamamladıktan sonra yükseköğrenimine İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde başlıyor. Almanya’ya gidip burada tıp ve makine mühendisliği alanlarında öğrenim görüyor.  Paris’te matematik eğitimi alıyor. Berlin’de mühendis olarak iş hayatına başlıyor. 1957 yılında NATO’da (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) çalışan bilim insanı, akademik çalışmalarına Berlin Üniversitesinde devam ediyor.  Bu araştırmalarda dönemin mekanik yasalarını alt üst eden ve kendi adıyla anılan <strong>“Yıldız Number”</strong> formülünü bulan Alaettin Yıldız, <strong>astronomi</strong> ve balistik alanlarında çığır açmıştır. Yıldız’ın bulduğu formül, dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking&#8217;in de aralarında bulunduğu bilim adamları tarafından evrenin sırrını keşfetmede kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin uzay programı çalışmalarından sorumlu kurumu NASA’da çalışan Yıldız, bu ülkenin çeşitli üniversitelerinde uzun yıllar bilimsel çalışmalarda bulunmuştur., 86 yaşında Amerika’da vefat etmiştir. Trabzon&#8217;un gurur kaynağıdır.</p>
<p>710 yıl önce Trabzon Boztepe&#8217;de gökyüzü bilim insanlarına ilham kaynağı olmuştu. Şimdi ne acıdır ki yükselen inşaatları ile yok olan yeşilliği görüyoruz.  Bırakın bilim adına araştırma yapmayı, nefes alınacak yer kalmıyor yaşadığımız şehirlerde. Bir çoğumuz yukarda adı geçen bilim insanlarını belki de ilk kez duyuyordur&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Şehrimiz Trabzon, Zehiroğlu, Ahmet M. (2016). <a href="https://www.academia.edu/29570856" rel="nofollow noopener" target="_blank">&#8220;Astronomy in the Trebizond&#8221; </a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/mitra-daginda-astronomi-akademisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yüzyıl da Bir Çatışma mı Yaşanacak ?</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/bu-yuzyil-da-bir-catisma-mi-yasanacak/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/bu-yuzyil-da-bir-catisma-mi-yasanacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:57:00 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/erdaleksert/konu/bu-yuzyil-da-bir-catisma-mi-yasanacak/</guid>

					<description><![CDATA[Bir kaç gün önce; dijital platform olan GAİN&#8217;de gazeteci Çınar Oskay “Konuşmamız Lazım” adlı programına Amin Maalouf&#8217;u konuk etti. Maalouf, hiçte iç açıcı şeylerden bahsetmedi&#8230; 97 yılı, Kadıköy&#8217;de kitap tezgahları vardı. O dönem bir arkadaşımın kitap tezgahında, Akmar Pasajı&#8217;nın önünde kitap satardık. O kitap tezgahı bir çok yazarı ve şairi okumama vesile olmuştur. Amin Maalouf&#8217;un&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç gün önce; dijital platform olan GAİN&#8217;de gazeteci Çınar Oskay “Konuşmamız Lazım” adlı programına Amin Maalouf&#8217;u konuk etti.</p>
<p>Maalouf, hiçte iç açıcı şeylerden bahsetmedi&#8230;</p>
<p>97 yılı,</p>
<p>Kadıköy&#8217;de kitap tezgahları vardı. O dönem bir arkadaşımın kitap tezgahında, Akmar Pasajı&#8217;nın önünde kitap satardık. O kitap tezgahı bir çok yazarı ve şairi okumama vesile olmuştur. Amin Maalouf&#8217;un “Semerkant&#8221; kitabıyla tanışmam da o yıl olmuıştur. Diğer kitapları; “Afrikalı Leo”, “Ölümcül kimlikler” en sevdiğim kitapları arasında idi.</p>
<p>Amin Maalouf Lübnanlı ama kırkbeş yıldır Fransa&#8217;da yaşıyor. Türkiye topraklarına yakın ve içten bir geçmişi var. Büyükannesi Adana&#8217;da doğmuş. Büyükbabası&#8217;da Atatürk hayranıymış. İlk çocuğunun adını Kemal koymaya karar vermiş. Erkek çocuk doğmayıp kız çocuk dünyaya gelince, kız çocuğunun isimini de Kemal koymakta ısrar etmiş. Yani Amin Maalouf&#8217;un halasının ismi Kemal olarak kalmış. Amcasının ismi Tahir. Babasının adı Rüşti. Dayıları Hilmi ve Fevzi imiş.</p>
<p>Programda, ailesinin ve akrabalarının isimlerini Türk tarihinden esinlenip koyulduğunu dile getiriyor.</p>
<p>Hızlı akan röportaj diliminde dünya sorunlarını kısaca özetleyerek dile getirmeye çalışıyordu Maalouf&#8217;. İnsanlığın bugünkü durumunu Titanikle karşılaştırıyordu:</p>
<p>Dünyanın gittikçe battığını, insanlığın gerçekten zorluk çektiğini ve kendi neslinin tükendiğini dile getiriyordu. Orta Doğu&#8217;nun, Asya&#8217;nın, Avrupa&#8217;nın, Amerika&#8217;nın gittikçe tükendiğini dile getirmeye çalışıyordu. 45 yıl önce insanlık adına bir şeylerin inşa edildiğini ve artık bunun olmadığını söylüyordu. Dünya&#8217;da birlik hissinin kaybolduğunu üzülerek anlatıryordu&#8230;</p>
<p>“İnsanlığın teknolojik gelişmelere ayak uyduramadığını, kötü etkilerden nasıl kaçınabileceğini bilmiyor.” diyor. Maalesef bunu öğrenemedik. Sanırım uzun yıllarda öğrenemeyeceğiz.</p>
<p>Çınar Oskay, Maalouf&#8221;a; “Kapitalizm ve Sosyalizm” ile ilgili düşüncelerini sorduğunda ise:</p>
<p><strong>“Bu iki sistemin  yeni bir karışımını icat etmeliyiz.”  </strong></p>
<p>“Kapitalizmin avantajları ve dezavantajları var. Ekonomik anlamda pek çok gelişme kapitalizm sayesinde oldu. Kapitalizm anlayışında kar kavramına çok fazla önem veriliyor. Ekonomiyi düzenleme de rol oynamaya çok fazla önem veriliyor. Sanki değerimiz ekonomiye göre belirleniyor gibi, bu kesinlikle yanlış bir yoldu. Komünizm insanlık için muazzam umutlar uyandırdı sonra da onlara ihanet etti. Komünizm başarısız oldu. Son yıllarda kapitalizmin açıklarını eleştiriyor olmamız komünizmin çözüm sunduğu anlamına gelmez. Bence, sovyetler birliği ekonomik açıdan başarısızdı. Tek iştirak olması gerektiğini savunan bir fikirdi. Komünizm sorunu çözmeyi başaramadı. Bugün bu iki sistem arasında seçim yapmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum.”</p>
<p>Maalouf&#8217;, “Avrupa Birleşik Devletleri kurulmalıydı.” diye ekliyor.  “Avrupanın Dünya&#8217;da küresel bir rol oynayacağını düşünmüyor. Birleşmiş devletler de artık dünya da düzenin olmadığı bir durumdayız diyor. Düzene benzer hiçbirşey yok. Bir tür ormandayız. Herşey olabilir. Her tür yeni dünya. Her tür davranış.”</p>
<p>Maalouf&#8217;un bir adaya yerleştiğini okuyucuları biliyor. Çınar Oskay, özel bir soru soruyor kendisine.</p>
<p><strong>“İnsanlıktan kaçıyor musunuz?”</strong></p>
<p>Maalouf, şöyle dile getiriyor.</p>
<p>“Son kitabımda, son romanımda dünya çökmeye başlayınca tamamen ıssız çok küçük bir adaya kaçan birinin hikayesini yazdım. Bu biraz bana benziyor. Dünyadan uzak durma ihtiyacı hissediyorum. Yalnızlığı seviyorum, yalnızlık beni rahatsız etmiyor. Beni aylarca yıllarca bir yerlere bırakabilirsiniz. Bilgisayarım ve bir kaç kitap olduğu sürece mutlu olurum. Yani ben çok küçük bir adaya bile düşseydim orada sonsuza dek kalabilirim. Bugün önemli olan şey, sahip olduğumuz tüm yeni aygıtlar değil. Sukünet. Dünya da olduğu haliyle sükuneti bulmalıyız. Ve etrafımızdaki sesleri unutmalıyız. Çünkü Dünya gürültülü bir yer olabilir. Sesi azaltıp daha sakin bir düzen kurmalıyız.”</p>
<p>Maalouf; pandemi sürecinde teknoloji ve bilhassa bilgisayarla haşır neşir olan insanların gelecekte farklı şehirlerde yaşasalar bile aynı oda da yaşıyormuş gibi alışkanlıkları olacağından bahsediyor. “zoom” gibi platformlar sonsuza dek insanoğlunun vazgeçilmez bir parçası olacak diyor.</p>
<p>Ve hiç iç açıcı olmayan cümleleri kullanıyor: “Daha çok özgürlüğün olduğu bir dünyaya döneceğimizi sanmıyorum. Bence daha az özgürlüğün olduğu bir dünyaya döneceğiz. Ne yazık ki ben şahsen özgürlüğe her şeyden çok önem veriyorum. Her şey izleniyor. Her şey kontrol ediliyor.”</p>
<p>Çınar Oskay, Maalouf&#8217;a; “Orwell Kabusu”nu soruyor. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı bir Dünya gerçekten olcak mı? Diyor.</p>
<p>“Orwell&#8217;ın beklediği gibi olmadı. İktidar bizi manipüle etmiyor. Bu kendi güvensizlik hissimizden doğdu. Yani kontrol hükümetin, bir şirketin. Totaliter bir rejimin projesi olarak gelişmedi. Güvensiz bir dünyada olduğumuz için gelişti. Çok fazla şeyden korkuyoruz, korunma ihtiyacı duyuyoruz. Korunmak istiyoruz. Ve bize korunma sağlanıyor. Korunma gözetimle geliyor. Ne yazık ki bu trendin değişmesi çok zor. Dünya da konuştuğumuz her kelime, yazdığımız her kelime, her hareket, her faaliyet izlenecek, kayıt edilecek. Bir şekilde aleyhimizde kullanılacak. Yani gittikçe mahremiyetin daha da azaldığı bir dünya da yaşayacağız ve daha az gerçekle&#8230;”</p>
<p>-Peki, 2020 doğumlu olan çocukları nasıl bir dünya bekliyor?</p>
<p><strong>“İNSANLAR DAHA AZ ÖZGÜR OLACAK!”</strong></p>
<p>“Bence bir gün, öyle bir iki yıl sonra değil. Bir gün, eskisi gibi davranabileceğiz. İnsanlara sarılacağız, restoranlarda cafelerde toplanacağız. Bence buna yine kavuşacağız. İstediğimiz kadar erken değil ama geri dönecek. Ama kontrol edilme, her hareketin, her eylemin kontrol edilmesi fikri, bence artık bundan kaçamayacağız. Daha çok kontrol, daha çok gözlem olacak. Ve biz muhtemelen yani sizin kızınız ve benim torunlarım buna alışacacak. İnsanlar daha az özgür olacak Onların dünyası nasıl olacak bilmiyorum ama kendi dünyalarına adapte olacaklar.”</p>
<p>Maalouf, “Empedokles&#8217;in Dostları” adlı kitabında; Shakespeare&#8217;in <strong>“Öyle kirli ki gökyüzü temizlenemez fırtınası”</strong> sözünü alıntılıyor. Çınar Oskay, yaptığı programda Maalouf&#8217;a son sorusunu soruyor.</p>
<p>“Bir fırtına bekliyor musunuz?”</p>
<p>“Bence fırtına olacak ve bence çatışma yaşayacağız. Güçler arasında çok sert bir çatışma. Daha çok Birleşik Devletler ve Çin ve daha küresel olarak sanırım batı arasında. Bunlar son 500 yıldır medeniyeti idare ediyordu. Dünyanın diğer kısmında da bu olacak. Bence bu çatışma bu yüzyılda yaşanacak ve bu çok çok zor olacak ve gerçekten insanlığı çok fazla hasar görmeden kurtarmak için çok fazla bilgeliğe ihtiyacımız olacak. Çok zor anlar yaşayacağız ve gökyüzünün fırtına olmadan temizleneceğini sanmıyorum.”</p>
<p><em>Bu yazıyı yazarken aklıma Kazım Koyuncu&#8217;nun dizeleri geldi:</em></p>
<p><em>“&#8230;Kötü şeyler gördük: Savaşlar, katliamlar, ölen, öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kültürünü, kendisini kaybeden insanlar ve topluluklar gördük. Yanan kentler, köyler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, hergün bu sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama herşeye rağmen bu dünyada şarkılar söyleyebildik. Teşekkürler dünya..”</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/bu-yuzyil-da-bir-catisma-mi-yasanacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köy Köy Kültürel Meşalenin Ateşini Yakan Hasan Ali Yücel</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/koy-koy-kulturel-mesalenin-atesini-yakan-hasan-ali-yucel/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/koy-koy-kulturel-mesalenin-atesini-yakan-hasan-ali-yucel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:56 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/erdaleksert/konu/koy-koy-kulturel-mesalenin-atesini-yakan-hasan-ali-yucel/</guid>

					<description><![CDATA[“ Aslında bir insana yeni bir şey öğretemezsiniz,   siz ona yalnız kendi içinde bir şeyler                                                                                keşfetmesine&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“ Aslında bir insana yeni bir şey öğretemezsiniz,  </em></p>
<p><em> siz ona yalnız kendi içinde bir şeyler                                                                                </em></p>
<p><em>keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz. “ </em></p>
<p><em> Galileo Galilei                                                                         </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-6568" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/hasan-ali-yucel-in-hikayesi-632176-5.jpg" alt="hasan ali yucel in hikayesi 632176 5" width="323" height="179" title="Köy Köy Kültürel Meşalenin Ateşini Yakan Hasan Ali Yücel 3" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/hasan-ali-yucel-in-hikayesi-632176-5.jpg 620w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/hasan-ali-yucel-in-hikayesi-632176-5-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" /></p>
<p>83 yıl önce;</p>
<p>O yıllar, Dünya&#8217;nın gözü totaliter ve faşist yönetimde olan Hitler&#8217;in Almanyasındaydı. Binlerce yahudinin dükkanları yağmalanıyor, ateşe veriliyor ve insanlar kurşunlanıyordu. Radyolardan Dünya&#8217;ya ; Almanlar, Avusturya&#8217;yı işgal etti haberleri yayılıyordu. Faşist Hitler, 2.Dünya Savaşı&#8217;nın fitilini ateşlemişti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ise en önemli ve üzücü gelişmelerden biri Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün hayatını kaybedişiydi&#8230; 26 Aralık 1938&#8217;de Cumhuriyet Halk Partisi olağanüstü kurultayında Atatürk&#8217;ü partinin &#8216;Kurucusu ve Ebedî Lideri&#8217;, İnönü&#8217;yü ise &#8216;Millî Şef&#8217; olarak ilan etmişti.</p>
<p>O yıl adlarını tarihe yazdıracak iki kişi Dün&#8217;yaya gelmişti. Biri Karadeniz&#8217;de Fatsa&#8217;da doğan Sosyalist Devrimci Fikri Sönmez, diğeri ise Anadolu&#8217;nun bağrında Kırşehir&#8217;de doğan Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş idi&#8230;</p>
<p>28 Aralık 1938 yılında yani Atatürk&#8217;ün vefatından 38 gün sonra Hasan Ali Yücel  2.Celal Bayar hükûmetiyle millî eğitim bakanlığına getirilmişti.</p>
<p><strong>* * * * *</strong></p>
<p>Hasan Ali Yücel, 1897 yılında İstanbul’da doğdu.</p>
<p>1.Balkan Savaşı başladığında 15 yaşındaydı.</p>
<p>O yıllar Yenikapı Mevlevihanesinde doğunun kültürünü almış iyi derecede müzik öğrenmiş. Darülfünuna gittiğinde ise batı kültüründe bilimsel eğitim alarak felsefeyi öğrenmişti.</p>
<p>Hasan Ali Yücel&#8217;in 26 yılı Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde geçmiş.</p>
<p>Gençlik yıllarında işgalleri görmüş, kıtlık yoksulluk döneminde kültür alnında kendini çok iyi yetiştirmişti.</p>
<p>Bernard Shaw&#8217;ın dediği gibi; “Eğitim, bilgi ağacından meyve toplamaya yarayan bir merdivendir.” Hasan Ali Yücel&#8217;de kendi bilgi ağacının fidanlarını o yıllar dikmeye başlamştı.</p>
<p>Öğrencilik yıllarında “Anadolu Direnişi”ni ve halkın hür yaşama isteğini desteklemiş. Kuvayi Milliye&#8217;ye ve ülkenin bağımsızlık mücadelesine destek olmuştu.</p>
<p>Darülmuallimin-i Aliyenin Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdikten hemen sonra 19 Aralık 1922&#8217;de öğretmenliğe başlamıştı.</p>
<p>1923’te ise ilk kez Atatürk&#8217;ü görür. Katıldığı bir toplantıda Atatürk’e; “Bir yanda modern eğitim, bir yanda medreseler, ikili eğitim daha ne kadar sürecek” diye soru sorar. Atatürk, kendisine; “Eğitim birliği ve karma uygulama” dan söz ederek cevap verir.</p>
<p>Bu sorudan bir kaç ay sonra 3 Mart 1924’de “Öğretim Birliği Yasası” çıkarılmış ve eğitimdeki çok başlılık ortadan kaldırılmış, laik ve bilimsel eğitim kabul edilmişti.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti yokluklar içinde mücadele ederken Hasan Ali Yücel&#8217;i, Atatürk&#8217;ün isteğiyle 1927 yılında bilgisini artırmak için Fransa’ya gönderilir.</p>
<p>Bir yıl Fransa&#8217;da kalan Hasan Ali Yücel bilgi birikimi ile ülkesine döner ve eğitim için çalışmalarına başlar.</p>
<p>1930 &#8211; 1931 arasında yapılan Mustafa Kemal’in Anadolu seyahatinde bulunduğu sırada köyleri ve  coğrafyayı gözlemler. O yıl Köy Enstitülerinin kurulması düşüncesi kafasında oluşmaya başlar.</p>
<p><strong>* * * * *</strong></p>
<p><strong>7 yıl, 7 ay, 7 gün;</strong></p>
<p>Atatürk’ün ölümünden hemen sonra; 28 Aralık 1938’de Milli Eğitim Bakanı olmuş, bu görevde 5 Ağustos 1946 yılına kadar; 7 yıl, 7 ay, 7 gün kalmıştır. Cumhuriyet tarihinde en uzun süreli Milli Eğitim Bakanlığı görevinde bulunmuştur.</p>
<p>Hasan Ali Yücel&#8217;in Bakanlık yaptığı 1939-1946 yılları arasında; II. Dünya Savaşı&#8217;ndaki belirsizlikler nedeniyle bütçenin büyük bölümünün askeri giderlere ayrılmasına karşın eğitim alanında önemli yatırımlar yapmıştı.</p>
<p>1939 yılında Birinci Neşriyat Kongresini yani Türkiye&#8217;de yayın ve basım işleriyle uğraşan herkesi kongreye davet etmiştir ve tercüme ettirilecek eserler belirlenmiştir.</p>
<p>Güzel Sanatlar Dergisi&#8217;nin yayınlanmasını sağlamıştır.</p>
<p>Tercüme Bürosu kurularak “Daimî Büro&#8221; oluşturmuştur. Nurullah Ataç&#8217;ın başkanlığında oluşan büro&#8217;nun üyeleri arasında Saffet Pala, Sabahattin Eyüboglu, Sabahattin Ali, Bedrettin Tuncel, Enver Ziya Karal ve Nusret Hızır vardır. Kuruluşundan kısa bir süre sonra hızla çalışmalar başlar; 1946 sonunda, dünya edebiyatı klasiklerinden 496 eser Türkçeye çevrilmiştir.</p>
<p>1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasını,</p>
<p>İslam Ansiklopedisini, Tercüme Dergisini ve Teknik Öğretim Dergisi&#8217;nin yayımlanması gibi önemli adımlar atmıştır.</p>
<p>1941 yılında Gramer Komisyonu&#8217;nun kurulması ve çalışmaya başlamasını,</p>
<p>Tarih Vesikaları Dergisi&#8217;nin yayınlanması,</p>
<p>1942&#8217;de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü&#8217;nün kurulması,</p>
<p>1943&#8217;de Kadın Ev Dergisi&#8217;nin yayınlanması,</p>
<p>1944&#8217;de Türkçe Sözlük yayınlanması,</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nin açılması,</p>
<p>Türkiye&#8217;nin UNESCO&#8217;ya katılmasının sağlanması,</p>
<p>1945&#8217;de Anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi ve Ankara Tıp Fakültesi&#8217;nin kurulması,</p>
<p>1946 yılında Üniversite Yasasının çıkarılması,</p>
<p>Ankara Üniversitesi&#8217;nin kurulmasını sağlamıştır.</p>
<p>1997 yılının 100&#8217;üncü doğum yıldönümü olması sebebiyle, eğitim alanında UNESCO tarafından dünyada anılmasına karar verilmiş tek isim Hasan Ali Yücel&#8217;dir.</p>
<p><strong>KİTAPLARI ARASINDA;</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-6567" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/mantik.jpg" alt="mantik" width="233" height="338" title="Köy Köy Kültürel Meşalenin Ateşini Yakan Hasan Ali Yücel 4" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/mantik.jpg 353w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/mantik-207x300.jpg 207w" sizes="(max-width: 233px) 100vw, 233px" /></p>
<p>Mantık, Felsefe Dersleri, Fransa&#8217;da Kültür İşleri, <em>İyi Vatandaş İyi İnsan, Mevlana’nın Rubaileri, Türk Edebiyatına Toplu bir Bakış, </em>Davam, Pazartesi Konuşmaları, Edebiyat Tarihimizden, Goethe: Bir Dehanın Romanı, Hürriyet Gene Hürriyet, Geçtiğim Günlerden, Türkiye&#8217;de Orta Öğretim, Davalar Ve Neticeleri, Milli Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçler, Sizin İçin Çocuklara Şiirlerim, Öğretmen Öğrenci Köşesi.</p>
<p>Çoğu kitaplarında; Millet nedir? Meslek nedir? Okul nedir? Eğitim nedir? İnsanlık nedir? kavramlarını ortaya koymuş ve açıklık getirmiştir.</p>
<p>“Parlementer Bestekarlar” adlı kitapta yer almış, Gazeller okumuştur.</p>
<p>Hasan Ali Yücel çok meraklı araştırmacı bir kişiliğe sahipti, felsefeye bilimsel yaklaşıyordu.</p>
<p>Her hangi bir &#8216;izmin&#8217;, herhangi bir öğretinin takipçisi değildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin kaliteli bir eğitimle yükseleceğine inanıyordu ve o yüzden köy enstitülerinin kuruluş aşamasına çok önem vermişti. Eğitimin hem teorik hem de uygulamalı olması gerektiğini düşünmüştü. Bir yanda; müzik, resim, tiyatro, bir yanda; marongozculuk, makinecilik, balıkçılık eğitimi alacak olan öğrencilerin çok yönlü bir bilim insanı olacağı düşüncesinde idi.</p>
<p><strong>Bugün; </strong>Hasan Ali Yücel&#8217;i anlamak, Cumhuriyet devriminin aydınlanma yolunda yokluklara ve sıkıntılara karşı vermiş olduğu mücadeleyi çocuklarımıza ve gençlerimize anlatmak, her eğitimcinin, her sanatçının görevidir.</p>
<p>Laik ve bilimsel eğitimi Anadolu köylerine kadar ulaştıran Cumhuriyet döneminin önemli aydınları arasında yer alan Hasan Ali Yücel&#8217;i ölümünün 60. ylında saygıyla anıyorum.</p>
<p>Hasan Ali Yücel, “Yeni Hayat” adlı şiirinin son kıtasında şöyle diyordu:</p>
<p>“<em>Okuyup okutmak işimiz bizim;</em></p>
<p><em>Haram lokma kesmez dişimiz bizim,</em></p>
<p><em>Her yerde bulunmaz eşimiz bizim,</em></p>
<p><em>Biz yeni hayatın erenleriyiz&#8230;</em> “</p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p>Hasan Ali Yücel, Güven Taneri Uluköse, Kastaş Yayınları</p>
<p>Hasan Âli Yücel, Yazıları Konuşmaları, S. 42, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları</p>
<p><a href="http://www.tdk.gov.tr/images/css/TDD/2000s588/2000_588_26_A_BILGIN.pdf" rel="nofollow noopener" target="_blank">Bir Kültür Adamı Olarak Hasan Ali Yücel, Doç. Dr. Azmi Bilgin</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/koy-koy-kulturel-mesalenin-atesini-yakan-hasan-ali-yucel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İnadına Umut Olacağız&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/inadina-umut-olacagiz/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/inadina-umut-olacagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:40 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/erdaleksert/konu/inadina-umut-olacagiz/</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluk değerlerimizin, düşlerimizin, okuduklarımızın ANISINA SAYGIYLA&#8230; İNADINA UMUT OLACAĞIZ mesela Adile Naşit&#8217;in &#8220;Uykudan Önce&#8221;si olacağız inadına kucak açacağız yıldızlı göklere, gecenin mavisine korkmayacağız karanlıktan inadına Donkişot&#8217;un serüvenine at süreceğiz şiir okuyacağız bir süre, inadına kütüphane kuracağız inadına Orhan Veli&#8217;nin serseri arkadaşı olacağız Nazım Hikmet&#8217;in &#8220;Tahir ile Zühre&#8221; sini anlatacağız yüreğimizle, tüm meselenin sevda yüzünden ölmenin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocukluk değerlerimizin, düşlerimizin, okuduklarımızın ANISINA SAYGIYLA&#8230;</em></p>
<p>İNADINA UMUT OLACAĞIZ</p>
<p>mesela Adile Naşit&#8217;in &#8220;Uykudan Önce&#8221;si olacağız</p>
<p>inadına kucak açacağız yıldızlı göklere, gecenin mavisine</p>
<p>korkmayacağız karanlıktan</p>
<p>inadına Donkişot&#8217;un serüvenine at süreceğiz</p>
<p>şiir okuyacağız bir süre, inadına kütüphane kuracağız</p>
<p>inadına Orhan Veli&#8217;nin serseri arkadaşı olacağız</p>
<p>Nazım Hikmet&#8217;in &#8220;Tahir ile Zühre&#8221; sini anlatacağız yüreğimizle, tüm meselenin sevda yüzünden ölmenin ayıp olmadığını&#8230;</p>
<p>bilmeyenler öğrensinler Trabzonlu şair Özer Ciravoğlu&#8217;nu, anlasınlar söylediği özlü sözünü: &#8220;Fedekarlığımızın anıtını ne zaman dikecekler&#8221;</p>
<p>inadına söveceğiz Can Yücel&#8217;in şarap çanağından</p>
<p>inadına barış güvercinlerini uçuracağız meydanlardan &#8220;Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek&#8221;</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-476 aligncenter" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin.jpg" alt="guvercin" width="559" height="399" title="&quot;İnadına Umut Olacağız&quot; 6" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin.jpg 1344w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-300x214.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-1024x731.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-768x549.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-696x497.jpg 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-1068x763.jpg 1068w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/guvercin-100x70.jpg 100w" sizes="(max-width: 559px) 100vw, 559px" /></p>
<p>1 Eylül&#8217;ü, 8 Mart&#8217;ı, 1 Mayıs&#8217;ı unutmayacağız inadına</p>
<p>kolkola, omuzomuza halaylar olacağız öfkeyi büyütenlere</p>
<p>inadına Yaşar Kemal&#8217;in &#8220;İnce Memed&#8221;ini okutacağız çocuklarımıza</p>
<p>inadına bir olacağız, birlik olacağız</p>
<p>şimdi ne alakası var diyeceksiniz bu yazının içinde bunu söylemenin: Bildiler mi ? Anlayabildiler mi hiç; Şenol Güneş&#8217;in yıllarca maden işçilerinin taktığı eldivenle koruduğu kaleyi&#8230; İnadına anlatacağız Trabzonspor&#8217;un şampiyon olduğunu&#8230;</p>
<p>mesela genç sevgilileri göreceğiz deniz kenarlarında, onlara inadına taş sektirmeyi öğreteceğiz</p>
<p>inadına dinleyeceğiz &#8220;Rodrigo&#8217;nun Gitar Konçertosu&#8221;nu</p>
<p>çıkmaz sokaklarda ıslıkta çalacağız inadına</p>
<p>inadına masal okuyacağız birbirimize</p>
<p>inadına kırlarda çiçekler açacak</p>
<p>inadına türküsünü dinleyeceğiz Kazak Abdal&#8217;ın &#8220;müfsidin bir de gammazın, malı vardır da yemezin, ikisin meyit namazın, kılanın da avradını&#8221;</p>
<p>inadına öğreteceğiz geleneksel oyunlarımızı çocuklarımıza &#8220;istop&#8221;, &#8220;uzun eşek&#8221;, &#8220;ortada sıçan var yandan geç&#8221;</p>
<p>inadına anlatacağız Ahmet Arif&#8217;in &#8216;Adiloş Bebe&#8217;sini &#8220;Onlar engerekler ve çiyanlardır, onlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır.&#8221;</p>
<p>inadına düşüneceğiz</p>
<p>inadına karşı çıkacağız derelerimizi katledenlere</p>
<p>yılana bile saygı duymalarını öğreteceğiz</p>
<p>inadına seveceğiz doğayı</p>
<p>inadına çizeceğiz duvarlara zeytin dallarını</p>
<p>inadına mizah yapacağız, inadına güldüreceğiz insanları</p>
<p>inadına sözlerimiz kalacak, inadına</p>
<p>inadına bombalanan topraklara karşı barış olacağız</p>
<p>inadına &#8216;bu memleket bizim&#8217; inadına &#8216;bu cennet bizim&#8217; diyeceğiz</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/inadina-umut-olacagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Elde Kalem Boğuşurken Öldü&#8217;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/elde-kalem-bogusurken-oldu/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/elde-kalem-bogusurken-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:40 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/erdaleksert/konu/elde-kalem-bogusurken-oldu/</guid>

					<description><![CDATA[1970 yılında ailesinin geçmişini araştırmak için gittiği Bulgaristan’da hayata veda ediyor.

1980 yılında 10. Ölüm yıldönümünde Bulgaristan Yazarlar Birliği Sofya’da Orhan Kemal’e bir tören düzenliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1970 yılında ailesinin geçmişini araştırmak için gittiği Bulgaristan’da hayata veda ediyor.</p>
<p>1980 yılında 10. Ölüm yıldönümünde Bulgaristan Yazarlar Birliği Sofya’da Orhan Kemal’e bir tören düzenliyor. Türkiye’den törene katılanlar arasında; Asım Bezirci, Şükran Kurdakul, Adnan Özyalçıner de bulunuyor. Bulgaristan Yazarlar Birliği Genel Sekreteri yazar Licezar Elenkov Orhan Kemal için; “Bulgaristan’da en çok okunan Türk yazarıdır” deyip tarihe not düşüyordu…</p>
<p>TRT’nin bir video kaydında Kemal Tahir, Orhan Kemal için “Elde kalem boğuşurken öldü” demişti.</p>
<p>Elde kalem boğuşurken ölen,  sevdiğimiz kaç yazar vardı?</p>
<p>Birçoğunu kalemiyle boğuşarak, memleket hasretiyle göndermedik mi bu dünyadan?</p>
<p>Fakir Baykurt’u, Enver Gökçe’yi, Vedat Türkali’yi, Yaşar Kemal’i…</p>
<p>Kalemiyle boğuşurken kaç gazetecimiz katledildi…</p>
<p>Kaç yazarımız dört duvar arasında sıkışıp kaldı…</p>
<p>Kalemiyle boğuşurken kaç şairimiz çorbasına ekmek bandıramadı…</p>
<p>Kalem ve mürekkep en onurlu, en gururlu yaşamları oldu şüphesiz.</p>
<h3><strong><u>15 Eylül, Orhan Kemal’in doğum günü. </u></strong></h3>
<p>15 Eylül 1914 yılında Adana’da doğdu.</p>
<p>1914 yılı, Dünya’nın en sarsıntılı yılıydı.</p>
<ol>
<li>Dünya Savaşı başlamış. Fransa, İngiltere, Osmanlı’ya savaş ilan etmiş.</li>
</ol>
<p>Ruslar, Trabzon’u bombalamış,</p>
<p>Sarıkamış harekatı başlamıştı.</p>
<p>Açlık, kıtlık yılları idi.</p>
<p>Adana Fransız işgali altındaydı.</p>
<p>1922 yılında Fransızlar Adana’dan çekilmek durumunda kaldığında Orhan Kemal sekiz yaşındaydı.</p>
<p>Savaş yıllarının hikâyeleriyle büyüdü Orhan Kemal.</p>
<p>Fabrikada işçi olarak çalıştı.</p>
<p>İşçi bir kadına aşık oldu.</p>
<p>Pamuk tarlalarında işçi sınıfını tanıdı ve işçi sınıfının romancısı oldu.</p>
<p>Yakından tanıdığı yoksulların acılarını yazdı.</p>
<p>Yarattığı kahramanları hem sinemaya hem tiyatroya taşıyarak ölümsüzleşmelerini sağladı.</p>
<p>2 Haziran 1970 yılında, ölümünden iki hafta sonra; Türkiye işçi sınıfı, tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişini yaşadı.</p>
<p>Hasan İzzettin Dinamo “Kutsal İsyan” adlı romanında nasıl Milli Kurtuluş Savaşı’nın gerçek hikâyesini anlattıysa, belki de Orhan Kemal’de “Büyük İşçi Direnişini” bize toplumcu gerçeklikle anlatacaktı…</p>
<h3><strong><u>Şiirden romana dönüşü;</u></strong></h3>
<p>1938’de Niğde’de askerliğini yaparken Maksim Gorki ve Nazım Hikmet okuduğu için ve okuduğu kitaplar üzerinde siyasi propaganda yaptığı gerekçesiyle 5 yıl hapis cezasına mahkum edilir.</p>
<p>O yıldan sonra kendisi için değişim başlar…</p>
<p>1938’de cezaevine girdiği yıllarda Kayseri’de şiir yazmaya başlıyor.</p>
<p>O dönem “Yedi Gün” dergisinde şiirleri yayınlanıyor.</p>
<p>Kayseri Cezaevi’nden sonra Adana’ya oradan da Bursa cezaevine naklediliyor ve cezaevinde geçirdiği yıllarda şiir yazmayı hiç bırakmıyor.</p>
<p>Bursa Cezaevi’ne Nazım Hikmet’in geleceğini duyunca çok heyecanlanıyor ve daha sonra işin rengi değişmeye başlıyor.</p>
<p>1940 Aralığında Nazım Hikmet Bursa Cezaevi’ne Çankırı’dan nakledilince hemen kaynaşmaya başlıyorlar ve ilk tanışmada birbirlerine çok ısınıyorlar.</p>
<p>Nazım Hikmet daha önce Bursa Cezaevi’nde kaldığı için eski mahkumlar Orhan Kemal’in kim olduğunu, neden içeri düştüğünü anlatıyorlar.</p>
<p>Mahkumların anlatımından sonra Nazım, Orhan Kemal’le daha da yakınlaşmaya başlıyor. Aralarında dostluk bağı kuruluyor.</p>
<p>Orhan Kemal, “Nazım Hikmet’le 3.5 yıl” adlı kitabında, Nazım’ı nasıl heyecanla beklediğini anlatır.</p>
<p>Nazım Hikmet tesadüfen Orhan Kemal’in bir hikayesini okur ve “Orhan kardeşim niye şiir yazıyorsun? Sen düz yazı yazmalısın” diye serzenişte bulunur.</p>
<p>Orhan Kemal’in düz yazıya geçmesinde Nazım Hikmet’in büyük etkisi vardır.</p>
<h3><strong><u>Bugünlerde Orhan Kemal;</u></strong></h3>
<p><strong><em>İz bıraktığı sinemada, emek dünyasında yerini doldurmaya devam ediyor… </em></strong></p>
<ol start="27">
<li>Adana Altın Koza Film Festivali, Orhan Kemal Emek Ödülünü bu yıl yönetmen Orhan Oğuz’a takdim edecek.</li>
</ol>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “<a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbulunMezarlar%C4%B1?src=hashtag_click" rel="nofollow noopener" target="_blank">İstanbul’un Mezarları</a>” Tasarım Yarışmasında Orhan Kemal’in de mezarı bulunuyor.</p>
<p>15 Eylül Salı günü saat 11.00’de Orhan Kemal Müzesi’nde gerçekleştirilecek ödül törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katılacağı, 49. Orhan Kemal Ödülü’nü  kazanan Ayhan Geçgin’e plaketini takdim edeceğini biliyoruz.</p>
<h3><strong><u>Yazarlardan Orhan Kemal’e;</u></strong></h3>
<p>&#8220;Orhan Kemal, hikâye ve roman dünyasında hep yoksullukları ve yoksunlukları dile getirdi. Yakından tanıdığı, sevinçlerini ve acılarını yaşadığı kahramanları ölümsüzleştirdi. Onları katı kuralların ekranında değil yaşamanın tazeliğinde anlattı.&#8221; Doğan Hızlan</p>
<p>&#8220;Orhan Kemal, halkının yüce çıkarlarını, halkının acılarını, sıkıntılarını, kavgalarını yüreğinde duyan, bunu yazdıklarına dipdiri aktarabilen biriydi. Devrim ortamını hazırlayan en büyük yazarlarımızdan biri oldu. Bu yüzden devrimci bir kültürü yaratandır.&#8221; Erdal Öz</p>
<p>&#8220;Orhan Kemal büyük gerçekçi sanatçımız, mutsuz çoğunluğun sanatçısı, mutsuz çoğunluğu çok sevdiği için mutlu bir insandı. Orhan&#8217;ın uğruna savaştığı halk, Orhan&#8217;ın istediği günlere mutlaka erecektir.&#8221; Ulvi Uraz</p>
<p>&#8220;Halkının arasına karışmış, onun çilesini yaşamış, her çeşit sömürüye uğramış işçilerimiz gibi yaman bir yaşam savaşımı vermiş; ekmeğini taştan çıkarmış bir yazın emekçisi. Tüm insanların insanca bir yaşama kavuşması savaşımına yüreğini koymuş bir sanat eri.&#8221; Mehmet Başaran</p>
<h3><strong><u>Yazıyı bitirirken;</u></strong></h3>
<p>Pandemi sürecinde Orhan Kemal’in hikâyelerinden sinemaya uyarlanmış bazı filmleri yeniden izledim. “Gurbet Kuşları”, “Devlet Kuşu”, “Bereketli Topraklar Üzerine”, “72. Koğuş”.</p>
<p>Hikâyelerinin hepsi yoksulluk üzerine kurgulanmış.</p>
<p>Adalet arayışı arayan ve ezilen insanların gerçek yaşantılarından kesitler sunuyor…</p>
<p>İzlediğim bir film daha vardı…  “Eskicinin Oğulları”</p>
<p>Orhan Kemal&#8217;in kitabından uyarlanarak çekilen &#8220;Eskicinin Oğulları&#8221; filmi, 1962 yılında Şahin Gök tarafından yönetilmiş. Kadir İnanır ve Fikret Hakan’ın oynadığı film, Türkiye sinemasında az bilinen, kıymet görmemiş filmler arasındaydı.</p>
<p>Film; tayını emziren bir at ile pamuk tarlalarında çalışan işçilerin pamuk toplayan ellerinin görüntüsüyle başlıyor. Ayakkabıcılık yapan, ayağı topal olan bir eskicinin yoksulluk içinde nasıl yaşam mücadelesi verdiğini anlatıyor. Hayatlarında salt kefen parası biriktirmek için yaşamaya çalışan ve hiç bilmedikleri bir yere çalışmaya götürülen insanların hikâyesine odaklanıyor. Buradaki en büyük sorun gittikleri yerde ne fabrika, ne tarım ne de hayvancılık vardır.  Sizce bugün bu film bize neyi hatırlatır? Diye sormak isterdim.</p>
<h3><strong><u>Ve Orhan Kemal;</u></strong></h3>
<p>&#8220;Çok kimse kendindeki kusurun farkındadır, fakat açığa vurmaktan çekinir. Kendindeki kusurları görebilmek bir özelliktir, bu kusurları söyleyebilmek ikinci özellik, hele kendisiyle alay edebilmek bir zekâdır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/erdaleksert/konu/elde-kalem-bogusurken-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3-                     &#8220;3 HÜREL&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-3-hurel-2208/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-3-hurel-2208/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2020 17:08:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[3 Hürel]]></category>
		<category><![CDATA[Feridun Hürel]]></category>
		<category><![CDATA[Haldun Hürel]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Hürel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=2208</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1440" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/3-HUREL.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="3 HÜREL" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/3-HUREL.png 1440w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/3-HUREL-768x576.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3- &quot;3 HÜREL&quot; 7"></div>"3 HÜREL" Erdal Eksert yazdı... ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">1970&#8217;lerin ilklerini yaşayan Anadolu Folk Grubu&#8230; Üç kardeşler; Onur Hürel, Haldun Hürel, Feridun Hürel</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="600" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/3-Hurel.jpg" alt="3 Hurel" class="wp-image-20682" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3- &quot;3 HÜREL&quot; 8" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/3-Hurel.jpg 900w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/3-Hurel-768x512.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/3-Hurel-282x188.jpg 282w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>Erdal EKSERT / VİRA TRABZON HABER</em></strong></p>



<p>Onları herkes 3 Hürel olarak tanıyor.</p>



<p>40&#8217;lı yılların sonu 50&#8217;li yılların başlarında farklı yıllarda dünyaya geliyorlar.</p>



<p>O yıllar Amerikan hegomanyasının etkisine girilen yıllardı. Soğuk savaş ve özgürleşme arayışları</p>



<p>içerisinde büyüyen bir gençlik vardı.</p>



<p>Babaları Trabzon&#8217;da mors alfabesiyle telgraf çeken PTT memurlarındandı. Belki de o dönem bir çok evin kapılarına mektuplar bırakmış ve bir çok hikayeye tanıklık etmiştir. Amcaları ise Trabzon Halk Evi&#8217;nde piyano çalardı. Yoksul bir aileden geliyorlardı.</p>



<p>Haldun Hürel; bir röportajında “Trabzon’da yazlık sinemanın bahçesine bakan bir evde doğdum” diyordu.</p>



<p>Müzikle tanışmaları ise babalarının sınıf geçme hediyesi olarak eve getirdiği akordeon sayesinde</p>



<p>başlıyordu.</p>



<p>O yıllarda Trabzon’da on evin birinde piyano ve mandolin sesleri duyuluyormuş.</p>



<p>Babalarının aldığı akerdeon, amcalarının halkevinde verdiği piyano dersleri, Trabzon&#8217;un folklorik yapısı 3 Hürel&#8217;i etkilemişti.</p>



<p>Ailenin iş durumundan ötürü İstanbul&#8217;a taşınmışlardı. Üç kardeş sanata bulaşmış. Ve bir daha sanattan kopamamışlardı.</p>



<p>Haldun Hürel, babalarının yoksulluk mücadelesinde ekmek kavgası verirken günlüğüne şöyle not</p>



<p>düşüyordu. “Gitar alabilmemiz Feridun ve Onur&#8217;un sınıf geçmesine bağlı. Elbiselerimizi kalın oluklu</p>



<p>kahverengi kadifeden yapacağız. Allahım ne olur sınıflarını geçsinler’’</p>



<p>Müziğe olan bağlılıklarını günlüklerine düşen bu nottan anlayabiliyoruz.</p>



<p>Babaları çocuklarına gitarı alamaz durumdadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/uchurel1-e1680595752239.jpg" alt="uchurel1 e1680595752239" class="wp-image-2210" width="809" height="627" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3- &quot;3 HÜREL&quot; 9"></figure>



<p>Hürel kardeşler, Karadenizliliğin verdiği yaratıcılıkla satın alamadıkları enstrümanlarını kendileri</p>



<p>yapmaya karar verirler. Boya kutularından bateri, tahtadan gitar yaparlarmış. Hatta bu çaba bir icada</p>



<p>kadar uzanır. Feridun Hürel, bağlama ile elektro gitarın saplarını aynı gövdede birleştirerek Türkiye&#8217;nin ilk ‘‘elektro-saz gitar’’ını üretir.</p>



<p>Ürettikleri müzikler onları cesaretlendirir ve “Yankılar” adlı Anadolu Folk Grubunu kurarlar. Ancak</p>



<p>“Yankılar” isminin daha önce başka bir grup tarafından kullanıldığını öğrenince isimlerini “İstanbul</p>



<p>Dörtlüsü ”olarak değiştirirler. Daha sonra “Oğuzlar” ismini alırlar. Oğuzlar, “Biraderler” olur ve son</p>



<p>olarak 3Hürel hafızamıza kazınır.</p>



<p>70&#8217;li yıllar Türkiye&#8217;nin en çalkantılı yılları idi. Hem kültür sanat alanında hem de siyasal alanda iç</p>



<p>çekişmeler boy gösteriyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="938" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/7.jpg" alt="7" class="wp-image-2211" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3- &quot;3 HÜREL&quot; 10" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/7.jpg 1000w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/7-300x281.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/7-768x720.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/7-696x653.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>O çalkantılı yıllarda ilk 45’liklerini çıkardıklarında “laz oğlu Damat oldu” şarkılarıyla Karadeniz’de en</p>



<p>çok dinlenen plaklar arasına girmiş müzik listesinde birinci sırayı almışlardı.</p>



<p>Silah karşıtı “laz oğlu Damat oldu”şarkının sözlerini ise şöyle dile getiriyorlardı.</p>



<p>“Gece kına yakıldı/Gündüz düğün kuruldu7Bütün köyü neşe doldu/Laz oğlu damat oldu</p>



<p>Tabancalar atıldı/Kemençeler çalındı/Herkes horon oynadı/Laz oğlu damat oldu</p>



<p>Laz oğlu aşka geldi/Tabancaya sarıldı/Bir el silah patladı/Laz oğlu damat oldu</p>



<p>Kurşun yolu şaşırdı/Allı gelin yıkıldı/Gelinliği kanlandı/Laz oğlu katil oldu”</p>



<p>Televizyonlar, gazeteler, artık onlardan bahsediyor ve büyük övgüler alıyorlardı.</p>



<p>“Bir sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş” ve “Sevenler Ağlarmış” döneminin en popüler şarkıları</p>



<p>olmuştu.</p>



<p>1973 yılında batı kökenli müzikte verilen ilk altın plak ödülünü kazanmışlardı.</p>



<p>Aynı yıl, 1973&#8217;te Sırrı Gültekin&#8217;in yönettiği “Çulsuz Ali” filminde; Öztürk Serengil, Mine Mutlu, Münir</p>



<p>Özkul&#8217;la birlikte yer almışlardı.</p>



<p>1976 yılında bir televizyon programında “play-back” çalıyorlardı. Müziği çalıyormuşuz gibi yapmak!”</p>



<p>durumundan rahatsız oldukları için Türkiye televizyon tarihinde ilk boykotlarını gerçekleştirirler.</p>



<p>Konserler, yaşam koşullar derken&#8230;</p>



<p>1975’te Onur Hürel askere gider ve grup bir süreliğine çalışmalarına ara vermek durumunda kalır.</p>



<p>1977 yılında ise Feridun ve Haldun Hürel askere çağrılır. Askerlik durumları grubun iki sene müziğe ara vermesine neden olur. Askerlikleri sırasında çok sevdikleri annelerini kaybederler.</p>



<p>Feridun Hürel, annesi için: “Nat King Cole, bugün sadece belli kesimlerin hatırlayabildiği ve dinlemekten zevk aldığı bir şarkıcıdır ama Karadenizli bir ev kadını olan annem, Nat King Cole öldüğünde ağlamıştı. Yani bu alt yapıya sahipti.” Der.</p>



<p>Onur ve Haldun bu dönemden sonra evlenip müziği bırakırlar.</p>



<p>Onur Hürel ilkokul öğretmenliğine başlar. Yaşam tecrübesini şöyle dile getirir: “Keşke dostluk olsaydı.</p>



<p>Ama ne yazık ki yok! Yükselen değerler bütün dünyada maddiyata bağlı. Ama bir gün onlar</p>



<p>aranmadığında güzellik başlayacak.”</p>



<p>Haldun Hürel, Üniversite&#8217;de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlar. Yaşamını kitap yazarak ve</p>



<p>belgesel çekerek sürdürür.</p>



<p>Feridun Hürel ise İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak</p>



<p>halen görevini sürdürür. Beş kitap yayınlar. Yaşadığı tecrübeler ise ona şu cümleleri kurdurur:</p>



<p>“Doğuda, bireysel yaşam felsefesi ve yaşamdan alınacak mutluluk üzerine, bireyin iç dünyası üzerine;</p>



<p>batıda ise toplumsal yaşam, teknoloji ve konfor üzerine kafa yorulmuş. Ancak, konforlu yaşamakla mutlu olmanın pek ilgisi bulunmadığını anlayan batılılar, şimdi umutsuzca Tibet dağlarına çıkıp hayatın anlamını ve mutluluğu aramaya başladılar&#8230; En önemlisi ise Yaşama Sanatı’nı öğrenebilmek. Bence hayattaki tek başarı, mutlu olmak ve mutlu etmektir.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/812-edited.jpg" alt="812 edited" class="wp-image-20681" width="806" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -3- &quot;3 HÜREL&quot; 11"></figure>



<p>Özetle;</p>



<p>3Hürel yaşamımıza güzel duygular bıraktı&#8230;</p>



<p>Ve son olarak 2013 yılında Fransa&#8217;da James Tucker’ın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan</p>



<p>Cannes ödüllü Serge Bozon’un yazıp yönettiği, Isabelle Huppert ve Sandrine Kiberlain’in başrolleri</p>



<p>paylaştığı komedi-gerilim türündeki Fransız filmi olan “Tip Top”ın ana müziği Üç Hürel’in “Ve Ölüm”</p>



<p>şarkısı oldu.</p>



<p>Üç Hürel, film hakkında; “42 sene önce doldurduğumuz ilk 45’lik. O nedenle bizim için anlamı büyük.”</p>



<p>İyi ki varsınız…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-3-hurel-2208/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR…-2-            &#8220;Behram Kurşunoğlu&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-behram-kursunoglu-2160/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-behram-kursunoglu-2160/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2020 13:23:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Behram Kurşunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon Çaykara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=2160</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="768" height="384" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-kursunoglu.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="behram-kursunoglu" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-kursunoglu.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-kursunoglu-570x285.jpg 570w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-kursunoglu-370x185.jpg 370w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR…-2- &quot;Behram Kurşunoğlu&quot; 12"></div>"BEHRAM KURŞUNOĞLU" Erdal Eksert yazdı... ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Nobel Ödüllü, Dünyaca Ünlü Fizikçi Prof. Dr. Behram Kurşunoğlu</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/befram1.jpeg" alt="befram1" class="wp-image-2162" width="808" height="534" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR…-2- &quot;Behram Kurşunoğlu&quot; 13"></figure>



<p><strong><em>Erdal EKSERT / VİRA TRABZON HABER</em></strong></p>



<p>1922 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesinin Soğanlı köyünde doğdu.</p>



<p>O dönem Çaykara Of’un köyü idi. Tahmini nüfusu 60.000 civarındaydı. Bu nüfusun 1.000 ‘i şehir merkezinde yaşarken geri kalanı köylerde yaşıyordu.</p>



<p>Çocukluk döneminde köyde tahtalardan değişik şekiller yaparmış.</p>



<p>Yıllar geçer&#8230;</p>



<p>Hayalini kurduğu Ankara Üniversitesi Fizik bölümünden mezun olur.</p>



<p><em>1945 yılında atom bombası Japonya’nın Hiroşima kenti üzerinde patlatıldığında çok etkilenir.</em></p>



<p><em>Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak atom ve atom çekirdeği üzerine okumalar yapmaya başlar.</em></p>



<p>İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesi’ni kazanmayı başarır.</p>



<p>Hemen ardından fizik doktorasını yine İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde tamamlar.</p>



<p>O yıllar Einstein’in çalışmalarını izler ve Albert Einstein ile mektuplaşmaya başlar.</p>



<p>1953 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşama kararı alır. Fizik alanında çalışmalarını sürdürmeye başlar.</p>



<p>Amerika’da Cornell Üniversitesine gittiğinde Einstein kendisini evine davet eder.</p>



<p>Görüştükleri yıl kendisi 31, Einstein 74 yaşlarında…</p>



<p>Aynı yıl Einstein ile dostlukları başlar. Biraz da aralarında çekememezlik oluşur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram.jpeg" alt="behram" class="wp-image-2161" width="808" height="455" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR…-2- &quot;Behram Kurşunoğlu&quot; 14" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram.jpeg 720w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-300x169.jpeg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/behram-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 808px) 100vw, 808px" /></figure>



<p>Atomu incelerken, Nobel ödüllü Avusturyalı Erwin Schrödinger ile aralarında abi kardeş ilişkisi başlar ve simetrik olmayan yerçekimi kuramları üzerinde önemli çalışmalarda bulunurlar.</p>



<p>Çalışmalarına ara vererek askerlik hizmetini yapmak için 1955’te Türkiye’ye döner.</p>



<p>Askerlik görevinden sonra Atom Enerjisi alanındaki çalışmalarını Türkiye’de sürdürerek Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nu kurar.</p>



<p>Genel Kurmay Başkanlığı’na danışmanlık hizmetinde bulunur.</p>



<p>1957 yılında Birleşmiş Milletler&nbsp;Bilim Komisyonu’nda çalışır.</p>



<p>1958 yılında tekrar Amerika’ya gider ve Miami Üniversitesi’ne profesör olur.</p>



<p>Amerika’da&nbsp; atomun barışçı bağlamlarla kullanılması amacıyla toplanan II. Milletlerarası Konferansı’nda Türkiye temsilci­si olarak görev alır.</p>



<p>1961’de İngiliz Atom Enerjisi Araştırma Kuru­mu’na ve Münih Max Planck Fizik ve Astrofizik Enstitüsü’ne danışmanlık yapar.</p>



<p>1962-64 yılları arasında da Tennessee Oak Ridge Milli Labaratuvarı’na danışman olur.</p>



<p>Florida Üniversitesi’ndeki çalışmalarının yanı sıra Global Foundations adlı, Amerika’nın önemli araştırma merkezlerinden birine de başkanlık yapar.</p>



<p>1965’te Miami Üniversitesinde “Teorik Fizik Çalışmaları Merke­zi’ni kurdu ve başkan seçildi.</p>



<p>Miami’de düzenlenen bir başarı armağanı merasiminde, Nobel Ar­mağanı kazanmış 22 bilim adamıyla birlikte yeryüzünün en tanınmış fizikçileri arasında dünyaya takdim edilmiş oldu.</p>



<p>1969’da da altı Nobel Armağanı almış bilim adamıyla birlikte Robert Oppenheimer Bilim Ödülü’nü başlattı.</p>



<p>Yine altı Nobel armağanı alan bilim adamının içerisinde yer aldığı Milletlerarası Enerji Form­lar başkanlığına getirildi.</p>



<p>Çalışmalarının büyük bölümünü “<em>Birleşik Alan Teorisi</em>”ni geliştirmeye ayırmıştı.</p>



<p>Kuantum&nbsp;Fiziği konusunda yaptığı araştırmalarla özellikle &#8220;<em>Genelleştirilmiş İzafiyet Teorisi</em>”ni ortaya atan kişi olarak bütün dünyada ün kazanmış oldu.</p>



<p>Üzerinde en son çalıştığı proje evrenin oluşumuyla ilgiliydi. Konu, Einstein ve ünlü meslektaşı Erwin Schrödinger tarafından da yıllarca incelenmişti.</p>



<p>Evrenin “bir geçiş döneminde” bulunduğu görüşünde idi.</p>



<p>Nükleer silahların yayılmasının tehlikeleri üzerine makaleler hazırlıyordu.</p>



<p>1972 yılında kendisine Cumhurbaşkanlığı Bilim Armağanı ödülü verildi.</p>



<p>2001 yılında, bilime katkılarından dolayı kendisine Atatürk Özel Ödülü takdim edildi.</p>



<p>Ölümünden yaklaşık bir ay kadar önce hayatını dünyadaki tüm bilim insanlarına kalıcı bir eser bırakmak kaygısı ile İngilizce olarak yazdığı kitabı yayına hazır hale getirmişti. Fakat ani bir kalp sonucunda ölmesinden dolayı bu kitap yayımlanamadı. 25 Ekim 2003 günü, 82 yaşında iken ABD&#8217;nin Miami şehrinde vefat etti</p>



<p><em>Kuantum fiziği</em>&nbsp;konusunda yaptığı araştırmalarla özellikle&nbsp;<em>genelleştirilmiş izafiyet teorisi</em>&#8216;ni ortaya atan kişi olarak bütün dünyada tanınan Behram Kurşunoğlu’na göre;&nbsp;<em>“Eninde sonunda akıl ve bilim galip gelecek”</em>ti sözü akıllara kazınmış oldu.</p>



<p>Son dönemlerine doğru “Su ve Enerji” üzerine görüşler bildiriyordu ve bugün Dünya’nın en büyük sorunu “Su ve Enerji”</p>



<p>Ve Behram Kurşunoğlu: “Su ve enerji meselesi yaşadığımız yüzyılın en büyük sorunu olacak” görüşündeydi.</p>



<p>Haklı da çıkmıştı…</p>



<p>Kaynakça:</p>



<p>www.fizikçiler.com.tr</p>



<p>“Behram Kurşunoğlu” (Türkiye Ansiklopedisi, 1974, c.3, s. 969),&nbsp;</p>



<p>Devrim Çubukçu / Ünlülerin Katında Fizik &#8211; Behram Kurşunoğlu(Bilim ve Teknik, sayı: 425)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-behram-kursunoglu-2160/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR&#8230; -1-           &#8220;Hamiye Çolakoğlu&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-2143/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-2143/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Eksert]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2020 12:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamiye Çolakoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=2143</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="630" height="340" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/hamiye-colakoglu.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="hamiye çolakoğlu trabzon" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR... -1- &quot;Hamiye Çolakoğlu&quot; 15"></div>"HAMİYE ÇOLAKOĞLU" Erdal Eksert yazdı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Ressam-Heykeltraş ve Seramik Sanatçısı Hamiye ÇOLAKOĞLU</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/01/Hamiye_colakoglu.jpg" alt="Hamiye colakoglu" class="wp-image-15663" width="800" height="452" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR... -1- &quot;Hamiye Çolakoğlu&quot; 16"></figure>



<p><strong><em>Erdal EKSERT / VİRA TRABZON HABER</em></strong></p>



<p>1934 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu.</p>



<p>Dört yaşındayken ailesiyle birlikte Sürmene’den ayrılarak Karamürsel’e yerleşti.</p>



<p>Çiftlik yaşamında en sevdiği oyun, topraklardan tepeler yapıp içlerine su doldurmaktı.</p>



<p>İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne gitmek istedi ama ailesi engel oldu.</p>



<p>Ankara Atatürk Kız Enstitüsü’nden mezun oldu.</p>



<p>Bu okuldaki mezuniyet sergisinin açılışına gelen Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, Hamiye’nin bir resmini çok beğendi ve İtalya’ya gönderilmesini istedi.</p>



<p>1959 yılında İtalya Hükümeti’nin ilk karşılıksız bursuyla Perugia Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve İtalyan Edebiyatı eğitimi aldı.</p>



<p>Aynı yıllarda İtalya’da dört yıl süreyle Floransa Devlet Seramik Sanat Okulu’nda Teknoloji ve Yüksek Pişirme Tekniği Eğitimini tamamladı.</p>



<p>1963 yılında Amerika Seramik Derneği’nin Washington’da açtığı Uluslararası Seramik Sergisi’ne İtalya’dan katılarak hem en iyi kritiği aldı, hem de Amerikan Kil Derneği üyeliğine kabul edildi.</p>



<p>Bu arada, Nâzım Hikmet’le tanıştı. Onun teşvikiyle “Evrenin Geleceğinde Gençliğin Rolü” konulu yarışmaya katılarak “Dünya Yirmiikibin Kilometrelik Seyahat” ödülünü kazandı ve birçok ülkeyi dolaştı.</p>



<p>1963 yılında yurda dönerek kendi seramik atölyesini kurdu.</p>



<p>Ankara / Ulus’taki Yiba Çarşısı’nın girişine bir duvar panosu çalışması yaptı.</p>



<p>1965’te gittiği İsrail Sanatçı Köyü’nde bir yıl kaldı ve seramik çalışmalarını orada sürdürdü, iki sergi açtı, Balyam Ödülü’nü aldı.</p>



<p>1966’da Türkiye’deki atölyesini bir sanat merkezine dönüştürdü ve Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği’ni kuranlar arasında yer aldı.</p>



<p>Bozüyük Seramik Fabrikası ile Çanakkale Seramik Fabrikası’nda büyük boyutlu çalışmalar yaptı.</p>



<p>1974’te Alman Kültür Derneği’nde bir sergi açtı. Aynı yıl Macaristan’da uygulamalı seramik sempozyumuna katıldı.</p>



<p>1982’de Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü aldı.</p>



<p>1998’de Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı ünvanını aldı.</p>



<p>1983’te Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nü kurdu.</p>



<p>1993 yılında Sanat Kurumu tarafından yılın sanatçısı seçildi.</p>



<p>1997 yılında “Yaşam Ağacı” heykelini, aynı yıl Bilkent Üniversitesi “Bilimin Işığı” duvar panosunu ve “Bilim Ağacı” heykelini yaptı.</p>



<figure class="wp-block-image alignnone is-resized wp-image-2116"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci.jpg" alt="bilim agaci" class="wp-image-2116" width="787" height="1115" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR... -1- &quot;Hamiye Çolakoğlu&quot; 17" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci.jpg 946w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci-212x300.jpg 212w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci-723x1024.jpg 723w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci-768x1088.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/bilim-agaci-696x986.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /><figcaption class="wp-element-caption">Bilkent Üniversitesi&#8217;nde bulunmaktadır.</figcaption></figure>



<p>2000 yılında Çağdaş Sanatlar Vakfı&#8217;nı kurdu.</p>



<p>Çok sayıda karma sergiye, yirminin üzerinde uluslar arası sergiye katılmış, yurtiçinde ve yurtdışında on iki kişisel sergi açmıştır.</p>



<p>Özellikle Türk halk motiflerinden yararlanarak yaptığı&nbsp;kompozisyon&nbsp;ve figürleriyle dikkatleri çekti.&nbsp;1961 yılından itibaren birçok duvar panosu, heykel, değişik seramik çalışmaları yaptı, sergiler açtı; ulusal ve uluslararası “en iyi seramikçi kritiği”, “dünya büyük ödülü”, “yılın sanatçısı ödülü”, “büyük ödül”, “onur ödülü” gibi ödüller aldı ve Devlet Sanatçısı seçildi. Tüm bunların yanında çok değerli öğrenciler de yetiştirdi.</p>



<p>Ama bugün baktığımız zaman HAMİYE ÇOLAKOĞLU’da unutulan sanatçılar arasına girmeyi başarmış oldu!</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/hamiye-colakoglu.jpg" alt="hamiye colakoglu" class="wp-image-2115" width="630" height="340" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR... -1- &quot;Hamiye Çolakoğlu&quot; 18"></figure>



<p>Ne Trabzon’da değer görülüp bir sokağa ismi verilmiş ne de bir yerde anması yapılmış!</p>



<p>Neyse ki; 6 ay önce kardeşi&nbsp;<strong>Ülkü Polatoğlu</strong>&#8216;nun gayretleri ile Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.&nbsp;<strong>Haluk Özen</strong> ve yardımcısı Prof. Dr.<strong>&nbsp;Rahime Nohutçu</strong>&#8216;nun desteği ile Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi resmen kurulmuş oldu.</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Seramik_m%C3%BCzesi&amp;action=edit&amp;redlink=1" rel="nofollow noopener" target="_blank">Seramik</a>&nbsp;ve&nbsp;biyografi müzesi haline dönüşmüştür.</p>



<p>Not: <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hacettepe_%C3%9Cniversitesi" rel="nofollow noopener" target="_blank">Hacettepe Üniversitesi</a>&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hacettepe_%C3%9Cniversitesi_G%C3%BCzel_Sanatlar_Fak%C3%BCltesi" rel="nofollow noopener" target="_blank">Güzel Sanatlar Fakültesi</a>&nbsp;bünyesinde kurulan müze&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Beytepe_Kamp%C3%BCs%C3%BC" rel="nofollow noopener" target="_blank">Beytepe Kampüsü</a>&#8216;ndeki&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ankara_Devlet_Konservatuvar%C4%B1" rel="nofollow noopener" target="_blank">Ankara Devlet Konservatuvarı</a>&nbsp;binasında bulunmaktadır. Özel müze statüsünde olup&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ankara_Etnografya_M%C3%BCzesi" rel="nofollow noopener" target="_blank">Ankara Etnografya Müzesi Müdürlüğü</a>&#8216;ne bağlıdır.</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ ÖDÜLLERİ</strong></p>



<p>1961 II Giornale D’Italia’nın Düzenlediği Uluslararası Resim Yarışmasında Gümüş Madalya ve Diploma Ödülü, Roma- İtalya<br>1963 Washington Uluslararası Seramik Sergisinde En iyi Seramikçi Kritiği ve Amerika Seramikçiler Derneği Üyeliği, ABD<br>1965 Bat-Yam Belediyesi Onur Madalyası, İsrail<br>1974 Uluslararası Kadın Kültür- Sanat Federasyonu, Türk Grubu Dünya Büyük Ödülü, Vichy- Fransa<br>1982 43. Devlet Resim Heykel Sergisi Başarı Ödülü, Ankara<br>1982 İş Bankası Büyük Ödülü, Ankara<br>1993 Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı Ödülü, Ankara<br>1995 Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, “Bir Damla Gözyaşına” Özel Ödülü<br>1998 Devlet Sanatçısı Ödülü<br>2002 Türk Silahlı Kuvvetleri, “Anıtkabir ve Kurtuluş Savaşı Müzesinin Gerçekleşmesinde Göstermiş Olduğu Başarılı Hizmetler Anısı Ve Nişanesi Olarak” Anı Şildi Beratı<br>2004 Çağdaş Sanatlar Vakfı ÇAĞSAV Onur Ödülü, Ankara<br>2007 Hacettepe Üniversitesi, Hizmet Ödülü, Ankara<br>2007 International Academy Of Ceramics Üyeliği</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ KİŞİSEL SERGİLER</strong></p>



<p>1965 Ein- Hod Sanatçı Köyü Galerisi, İsrail<br>1965 Bat-Yam Belediye Müzesi, İsrail<br>1965 Kendi Atölyesi, Ankara<br>1972 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Ankara<br>1974 Alman Kültür Merkezi, Ankara<br>1976 Mehre Shah Galerisi, Tahran- İran<br>1978 Çanakkale Galerisi, Ankara<br>1983 Kibele Sanat Galerisi, Ankara<br>1990 Emlakbank Sanat Galerisi, Ankara<br>1993 Şekerbank Sanat Galerisi, Ankara<br>1998 45. Sanat Yılı Retrospektif Sergisi, H. Çolakoğlu Kültür Evi Galerisi, Ankara<br>1998 4. Uluslararası Seramik Bienali Sergisi ve Komiserliği, Kahire-Mısır<br>1999 III. İzmir Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Resim Heykel Müzesi, İzmir<br>2007 “Bir Dünden Bir Bugünden, 55 Yıla Merhaba” Seramik Sergisi, Nurol Sanat Galerisi, Ankara</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ BÜYÜK DUVAR UYGULAMALARI</strong></p>



<p>1976 Yüzme Havuzu Duvarı, Münih, Almanya<br>1978 C.H.P. Merkez Binası Giriş Duvarı Panosu, Ankara<br>1981 Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi, Bilkent, Ankara<br>1984 Kara Kuvvetleri Karargahı Duvar ve Friz Uygulaması, Ankara<br>1990 İhsan Doğramacı evi duvar uygulaması, Ankara<br>1991 Hilmi Bodur evi dış duvar uygulaması, Ankara<br>1996 Uğur Mumcu evi dış duvar uygulaması, Ankara<br>1997 Yaşam Ağacı Heykeli, Semedeli, Çan<br>1997 Bilimin Işığı dış duvar panosu, Bilkent Üniversitesi, Ankara<br>1997 Bilim Ağacı Heykeli, Bilkent Üniversitesi, Ankara<br>1997 Bozüyük’ün kurtuluşu anısına “Özgürlük” heykeli, Bozüyük, Eskişehir<br>1998 Bilkent Üniversitesi Rektörlüğü Mühendislik Fakültesi giriş duvarı panosu Bilkent, Ankara<br>1999 Bilkent Üniversitesi Rektörlük Girişi Duvar Panosu, Bilkent, Ankara<br>2007 Bilkent konferans salonu girişi duvar uygulamaları, Bilkent, Ankara</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ KAMU KOLEKSİYONLARI</strong></p>



<p>Resim Heykel Müzesi, Ankara<br>Resim Heykel Müzesi, İstanbul<br>Kültür Bakanlığı<br>Ziraat Bankası<br>Emlakbank<br>Şekerbank<br>Janos Ponnonius Museum, Macaristan<br>Sesto Fiorento Devlet Porselen Sanat Enstitüsü, İtalya<br>Ein- Hod Sanatçı Köyü Müzesi, İsrail<br>TBMM, Ankara<br>Konuklar Köşkü, Ankara<br>İbrahim Bodur Uluslararası Seramik Müzesi, Çan<br>Uluslararası Seramik Müzesi, Kahire, Mısır</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ KARMA SERGİLER</strong></p>



<p>1974 Fransız Kültür Merkezi Resim Seramik Sergisi, Ankara<br>1979 Vakko Sanat Galerisi Karma Sergi, Ankara<br>1981 Arkeoloji Müzesi III. Günümüz Sanatçıları Açık Hava Sergisi, İstanbul<br>1981 UNESCO Merkezi, Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı Çağdaş Türk Resim ve Seramik Sergisi, Paris- Fransa<br>1982 Türk Plastik Sanatları Sergisi, Tunus/ Mısır<br>1988 Maya Sanat Galerisi Karma Sergi (Galeri sanatçıya aittir), Ankara<br>1990 Türk Seramik Sanatında Aşamalar Süreci, Çanakkale Seramik Sanat Galerisi, İstanbul<br>1992 Füreya Koral’a Saygı Sergisi, Maçka Sanat Galerisi, İstanbul<br>1993 Ateşle Çeyrek Asır, Destek Reasürans Sanat Galerisi, İstanbul<br>1993 Cumhuriyetten Günümüze Kadın Sanatçılar Sergisi, Arkeoloji Müzesi, İstanbul<br>1993 Türkiye Cumhuriyeti’nin 70. Yılı; Çağlar Boyu Kadın Sergisi, Topkapı Sarayı Müzeleri, İstanbul<br>1994 Hacettepe Üniversitesi G.S.F. Seramik Bölümü Öğretim Elemanları Sergisi, Başak Sigorta Sanat Galerisi, Ankara<br>1994 Çağdaş Lale Vazoları Sergisi, Frans Hals Müzesi, Hollanda<br>1995 Kahve Seramikleri Sergisi, Türk ve Hollanda Seramikçileri, Türk İslam Eserleri Müzesi, İstanbul<br>1999 ODTÜ Plastik Sanatlar Festivali, Kültür ve Kongre Merkezi, Ankara<br>2006 Karma Heykel Sergisi, Gözde Sanat Galerisi, Ankara<br>2008 Cumhuriyet Gazetesi Yeni Binası Karma Sergisi</p>



<p><strong>SEÇİLMİŞ ULUSLARARASI SERGİLER</strong></p>



<p>1961 Uluslararası Resim Yarışması Palazzo Delle Esposisioni, Roma-İtalya<br>1974 50. Yıl Türk Seramik ve Cam Eserleri Sergisi, Budapeşte-Macaristan<br>1974 Siklos Şatosu Uluslararası Seramik Sempozyumu Sergisi, Siklos-Macaristan<br>1975-1976-1978 Uluslararası Çağdaş Seramik Sergisi, Faenza-İtalya<br>1978 Çağdaş Plastik Sanatlar Sergisi, İspanya / Portekiz / Macaristan / Çekoslavakya / Almanya<br>1983 II. Asya Bienali, Dakka- Bangladeş<br>1985 Uluslararası Küçük Heykel Yarışması, Budapeşte-Macaristan<br>1997 Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Çan-Çanakkale<br>1999 İzmir Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Resim Heykel Müzesi, İzmir<br>2000 Uluslararası Seramik Bienali Sergisi, Kahire-Mısı</p>



<p>Kaynakça: hamiyecolakoglu.com, biyografya.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-2143/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
