<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türker ERTÜRK &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/author/turkererturk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Feb 2024 12:32:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Türker ERTÜRK &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>VİETNAM, UKRAYNA, GAZZE VE ABD İÇİN DÖNÜM NOKTASI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/vietnam-ukrayna-gazze-ve-abd-icin-donum-noktasi/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/vietnam-ukrayna-gazze-ve-abd-icin-donum-noktasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Feb 2024 12:32:40 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21818</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;VİETNAM, UKRAYNA, GAZZE VE ABD İÇİN DÖNÜM NOKTASI&lt;/strong&gt; 1"></div>Artık iki savaş ABD için sürdürülebilir değil. Birincisi 24 Şubat 2024’de ikinci yılını dolduracak olan Rusya-Ukrayna Savaşı, ikincisi ise aynı tarihte 140’ıncı gününü tamamlayacak olan Gazze Savaşı. İki savaş da bir kışkırtmanın ürünü. Birincisinde kışkırtan ABD, ikincisinde ise ABD’nin koşulsuz desteğini alan İsrail. 2 yıl önce henüz başladığında, bu savaşın gerçekte bir ABD-Rusya Savaşı olduğunu,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Artık iki savaş <strong>ABD</strong> için sürdürülebilir değil. Birincisi 24 Şubat 2024’de ikinci yılını dolduracak olan <strong>Rusya-Ukrayna</strong> <strong>Savaşı</strong>, ikincisi ise aynı tarihte 140’ıncı gününü tamamlayacak olan <strong>Gazze</strong> <strong>Savaşı</strong>. İki savaş da bir kışkırtmanın ürünü. Birincisinde kışkırtan <strong>ABD</strong>, ikincisinde ise <strong>ABD</strong>’nin koşulsuz desteğini alan <strong>İsrail</strong>.</p>



<p>2 yıl önce henüz başladığında, bu savaşın gerçekte bir <strong>ABD-Rusya Savaşı</strong> olduğunu, <strong>Ukrayna</strong>’nın başına demokrasi görünümlü operasyonla getirilen bir kukla vasıtası ile <strong>Ukraynalıların ABD</strong>’nin vekalet savaşçısı durumuna düşürüldüğünü, bu savaşın aynen <strong>Afganistan Savaşı</strong> örneğinde olduğu gibi uzun soluklu bir yıpratma savaşı olarak planlandığını ve <strong>ABD </strong>istemedikçe de bitmeyeceğini köşemizde yazmış ve ekranlarda anlatmıştık.</p>



<p><strong>Rusya Saldırgan ve Yayılmacı mı?</strong></p>



<p>Kışkırtmak; bir kimseyi, kötü bir iş yapması için yönlendirmek, harekete geçirmek ve yüreklendirmek olarak tanımlanıyor sözlüklerde. Bireysel olarak bile -eğer isterseniz- bir kimseyi size yumruk atması için tahrik edebilirsiniz. Yumruk yediğiniz son fotoğraf karesine bakılarak karar verilirse, suçlu size yumruk atandır. Ama önceki fotoğraf karelerine bakılırsa değerlendirme daha farklı olur. 24 Şubat 2022’de <strong>Rusya</strong>’nın <strong>Ukrayna</strong>’ya karşı operasyona başladığı güne bakarak <strong>Rusya</strong>’yı saldırgan veya 17 Mart 2014 tarihinde <strong>Putin</strong>’in <strong>Rusya</strong>&#8216;nın <strong>Kırım</strong>&#8216;ı ilhakını onayladığı güne bakarak hem yayılmacı ve hem de saldırgan ülke olarak görebilirsiniz.</p>



<p><strong>Soğuk Savaş</strong> (1947-1990) biterken <strong>NATO</strong>’nun doğuya doğru genişletilmeyeceğine dair <strong>Rusya</strong>’ya söz verilmişti. Hem de <strong>ABD</strong>’nin ve <strong>NATO</strong>’nun en yetkili ağızlarından. Ama verilen sözler tutulmadı.<strong> Putin </strong>de 2007’de <strong>“NATO’nun Ukrayna’ya genişlemesinin Rusya’nın kırmızı çizgisi olduğunu, NATO’nun 1990’da verdiği genişlememe sözünü tutmadığını, artık bıçağın kemiğe dayandığını ve artık daha ileri gidilmemesi gerektiğini” </strong>söyledi. Buna rağmen zamanın <strong>ABD Başkanı Bush</strong>, 2008’de <strong>Rusya</strong>’yı <strong>Karadeniz</strong>’de çevrelemek için <strong>NATO</strong>’nun <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Gürcistan</strong>’ı içine alacak şekilde genişletilmesi taahhüdünde bulundu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/02/image.png" alt="image" class="wp-image-21820" width="807" height="424" title="&lt;strong&gt;VİETNAM, UKRAYNA, GAZZE VE ABD İÇİN DÖNÜM NOKTASI&lt;/strong&gt; 2"></figure>



<p><strong>Bu İş Putin’in İşi Değil!</strong></p>



<p>Şu anda <strong>CIA Başkanı</strong> olan, 2005-2008 tarihleri arasında ise <strong>ABD</strong>’nin <strong>Rusya Büyükelçisi</strong> görevini yürüten <strong>William Burns</strong>,<strong> Washington</strong>’a gönderdiği raporda; <strong>NATO</strong>’nun genişlemesine yönelik muhalefetin sadece <strong>Putin</strong>’in işi olmadığını, <strong>Rusya</strong> siyasi yelpazesinin her yerinde bu genişlemeye karşı muhalefetin olduğunu rapor etmişti.</p>



<p><br><strong>Ukraynalıların</strong> çoğu da <strong>NATO</strong> üyeliği yerine tarafsızlığı tercih ediyordu. <strong>Ukrayna Parlamentosu (RADA)</strong> 1990’da <strong>“daimi tarafsız bir devlet”</strong> olma temelinde&nbsp;<strong>Ukrayna</strong>’nın egemenliğini ilan etmişti. 2009’da da <strong>Ukrayna</strong> halkı tarafsızlık siyaseti güden <strong>Viktor Yanukoviç</strong>&#8216;i seçti. 2014&#8217;ün başlarında ise <strong>Yanukoviç</strong> bir darbeyle devrildi. İşin içinde <strong>CIA</strong>, <strong>Ulusal Demokrasi Vakfı</strong> ve <strong>Açık Toplum Vakfı </strong>gibi unsurlar vardı. Demem o ki, <strong>Ukrayna ABD</strong>’ye kendini kullandırmasaydı; bugün <strong>Kırım</strong>’ı, <strong>Donbas Bölgesini</strong> ve on binlerce insanının yaşamını kaybetmemiş, milyonlarca insanını yurtdışında göçmen durumuna düşürmemiş ve şehirlerinin birçoğu harabeye dönmemiş olacaktı.</p>



<p><strong>NATO Hangi Maksatla Genişletiliyor?</strong></p>



<p><strong>Zbigniew Brzezinski</strong>; <strong>ABD</strong>’nin küresel üstünlüğünün, dünyanın tek süper gücü olarak devamının jeostratejik gerekliliklerini anlattığı <strong>“Büyük Satranç Tahtası”</strong> kitabında <strong>“Rusya</strong><strong> da bölünmeli ve parçalanmalı”</strong> dedi ve bunun için de hangi hamlelerin yapılması gerektiğini anlattı. <strong>Ukrayna</strong> da bu hamlelerden biriydi. Yoksa <strong>Ukrayna</strong>’nın ve <strong>Ukraynalıların</strong> güvenliği <strong>ABD</strong>’nin umurunda bile değildi.</p>



<p><strong>ABD</strong>’ye göre; <strong>“Batı, kurumlar ve değerler manzumesidir. Bunun içinde hukukun üstünlüğü, demokrasi, özel mülkiyet, çoğulculuk ve liberal ekonomik düzen vardır. Şimdi de mücadele, otoriter rejimlere karşı verilmektedir”</strong>. Tabii ki; bu anlatım dünya kamuoyuna yönelik geliştirilen bir pazarlama taktiğidir. Gerçekte <strong>ABD</strong> için hedef; tek kutuplu dünya düzenini sürdürmek ve hegemonyaya direnenleri itibarsızlaştırmak ve ezmektir. <strong>NATO</strong> bu maksatla, <strong>ABD</strong>’nin bir enstrümanı olarak genişletilmektedir.</p>



<p><strong>Kurallara Dayalı Dünya Düzeni</strong></p>



<p><strong>Rusya-Ukrayna Savaşı</strong>’nın üçüncü yılına girmek üzereyiz. Ama ne <strong>ABD</strong>’nin ne de <strong>NATO</strong>’nun savaşı durdurmaya yönelik bir planı yok. Buna dair son kanıt ise <strong>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg</strong>’in <strong>“Batı, Rusya ile on yıllar sürecek bir çatışmaya hazırlıklı olmalıdır” </strong>şeklindeki açıklamasıdır.<strong> Putin</strong> ise <strong>“konuşmaya hazırız”</strong> diyor. Sanırım çatışmanın sona ermesini kimin engellediğini anlamak için uzman olmak gerekmez.</p>



<p><strong>ABD</strong>’nin;</p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li><strong>İsrail</strong>&#8216;in <strong>Gazze</strong>&#8216;deki soykırım saldırısına tüm gücüyle verdiği destek,</li>
</ol>



<ul class="wp-block-list">
<li>İnsan hakları ve uluslararası hukuk konusundaki çifte standardı,</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İsrail</strong>’e sınırsız desteğinin yanı sıra, <strong>İsrail</strong>&#8216;e yönelik her türlü eleştiriyi <strong>“antisemitizm”</strong> olarak etiketlemesi ve <strong>Filistin</strong> halkıyla her türlü dayanışma ifadesini doğrudan yasaklamaya çalışan ikiyüzlülüğü,</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Rusya</strong>&#8216;nın saldırganlığı karşısında ayağa kalkılmalı diyen ama <strong>İsrail</strong>&#8216;in vahşeti, uluslararası ilkeleri ve hukuku hiçe saymasına <strong>“evet”</strong> diyen yaklaşımları nedeniyle, uzun zamandır can çekişen <strong>kurallara dayalı dünya düzeninin</strong> tabutuna son çivi çakılmıştır.</li>
</ul>



<p><strong>ABD</strong>’nin <strong>“Kuralları ben koyarım, işime gelmediğinde uymam ama sen her halükarda uymak zorundasın”</strong> yaklaşımı iflas etmiştir. Artık kurallara dayalı dünya düzeni kurallarının yeniden yazılmasına ihtiyaç vardır. Dünyanın çok kutupluluğa doğru evirilmesi, bu sonucu doğuracaktır.</p>



<p><strong>İsrail Gazze’de Hala Siyasi Hedefine Ulaşamadı</strong></p>



<p><strong>Hamas</strong>’ın 7 Ekim 2023’de <strong>Aksa Tufanı Operasyonu</strong> sonrasında <strong>İsrail</strong>’in <strong>Gazze</strong>’ye yönelik saldırılarında bugüne kadar yaklaşık olarak 29 bin insan yaşamını kaybetti, 70 bin ise yaralı var. 2,3 milyonluk nüfusun yüzde 90’ı yaşadıkları yerleri terk etti, 365 kilometrekarelik <strong>Gazze Ş</strong><strong>eridinde </strong>iseneredeyse taş taş üstünde bırakılmadı ama <strong>İsrail</strong> istediği ve planladığı siyasi hedefine hala ulaşmış değil. Hatta <strong>Hamas</strong>,<strong> Gazze</strong>’de kuşatma altındaki nüfusu kendi etrafında topluyor, <strong>Barı Şeria</strong> ve <strong>Doğu Kudüs</strong>’te yaşayan <strong>Filistinliler</strong> için cazibe merkezi oluyor, <strong>Filistin Yönetimi</strong>’nin işbirlikçi görünmesine ve çökmesine neden oluyor.&nbsp;</p>



<p><strong>Gazze’</strong>deki savaş; <strong>Yüzyılın Anlaşması</strong> ve <strong>İbrahim Anlaşmaları</strong> kapsamında planlanan <strong>Arap Devletleri </strong>ile<strong> İsrail </strong>arasındaki normalleşme sürecini olumsuz etkiliyor, <strong>Küresel Güney</strong>’in <strong>Filistin</strong>’e olan desteğini yükseltiyor, 7 Ekim 2023 öncesine göre gerek <strong>Avrupa</strong>, gerekse <strong>Amerika</strong>’da kamuoyunun <strong>Filistin</strong>’e karşı olan bakış açısını radikal biçimde olumlu yönde değiştiriyor ve <strong>ABD</strong>’yi <strong>Ortadoğu</strong> başta olmak üzere tüm dünyada ötekileştiriyor, düşmanlaştırıyor.</p>



<p><strong>Tet Saldırısı</strong></p>



<p>7 Ekim <strong>Aksa Tufanı</strong> <strong>Saldırısı</strong>; 55 yıl önce 30 Ekim 1968’de <strong>Vietnam Savaşı</strong>’nın en büyük askeri operasyonlarından biri olan <strong>Tet Saldırısı</strong><strong>na </strong>benziyor. <strong>Kuzey Vietnam</strong> ile <strong>Güney Vietnam</strong> yönetiminin çökertilmesi, <strong>Kuzey</strong> ve <strong>Güney Vietnam</strong>&#8216;ın yeniden birleştirilmesi amacıyla oluşturulan silahlı örgüt olan <strong>Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi</strong>’nin (Viet Cong) beraberce <strong>Güney Vietnam</strong> ve <strong>ABD</strong>’li müttefiklerine karşı yaptıkları saldırı, <strong>Vietnam Savaşı</strong>’nın dönüm noktasıydı.</p>



<p>Bu saldırı;<strong> Vietnam</strong>’ın yeni yıl festivaliolan<strong> Tet</strong> sırasında başlatılan sürpriz bir saldırıydı. <strong>Güney Vietnam</strong> askeri tatildeydi, hazırlıksızdı. <strong>Saygon</strong>’da<strong> ABD Büyükelçiliği</strong> de dahil 100’den fazla şehir ve kasaba eş zamanlı olarak hedef alındı ama sonuç olarak başarısız oldular. <strong>Güney Vietnam</strong>’ın kontrolünü ele geçirmek için yapılan bu saldırıda ve sonrasında 50 bin asker ve militan yaşamını kaybetti. <strong>Güney Vietnam</strong>’ın ve <strong>Amerikalıların</strong> kayıpları ise çok azdı.</p>



<p><strong>Askeri Olarak Başarılı Değildi, Siyasi Olarak Zaferdi</strong></p>



<p><strong>Tet Saldırısı</strong>; askeri olarak başarısız olmasına rağmen, çarpıcı bir propaganda başarısı ve sonuçları itibarıyla siyasi bir zaferdi. Gerek dünya, gerekse <strong>ABD</strong> kamuoyu <strong>Vietnam</strong>’da işlerin iyi gitmediğini, <strong>ABD</strong>’nin anlattıklarından farklı gelişmelerin yaşandığı bir <strong>Vietnam</strong> olduğunu görmeye başladı ve <strong>ABD</strong>’de savaş aleyhtarlığı arttı. Sonuç olarak <strong>Tet Saldırısı</strong>,<strong> ABD</strong>’nin 1973’de <strong>Vietnam</strong>’dan çekiliş sürecini tetikleyen bir dönüm noktası oldu.</p>



<p><strong>Henry Kissinger</strong>, 1969’da bir söyleşide <strong>“Vietnam’da askeri bir savaş yürüttük. Rakiplerimiz ise siyasi ve psikolojik bir savaş yürüttü. Bu süreçte gerilla savaşının en temel öğesini gözden kaçırdık. Gerilla kaybetmediği zaman kazanır. Düzenli ordu ise kazanamazsa kaybeder”</strong> demiştir.</p>



<p><strong>Durum Sürdürülebilir Değil</strong></p>



<p><strong>ABD</strong>’nin koşulsuz destek verdiği <strong>İsrail</strong>’in <strong>Gazze</strong>’deki insanlık dışı vahşeti ve <strong>Rusya</strong>’ya karşı <strong>Ukrayna</strong> üzerinden yapılan vekalet savaşı nedeniyle <strong>ABD</strong> kaybediyor, küresel istikrar ve güvenlik daha fazla risk altına giriyor. Bu durum artık sürdürülebilir değil ve <strong>ABD</strong> için yeni bir dönüm noktası. &nbsp;</p>



<p><strong>Sedef Kabaş</strong>’ın <strong>Destek Yayınları</strong>’ndan çıkan ve çoğunlukla fırtınalı geçen yaşam hikayesini anlatan, bedel ödemeden ve konfor alanlarını riske etmeden mücadele olmayacağını anlatan <strong>“Yandığın Ateş Yoluna Işık Olur”</strong> adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/vietnam-ukrayna-gazze-ve-abd-icin-donum-noktasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SARIKAMIŞ’I ALMANLAR, SURİYE’Yİ AMERİKALILAR AÇTI AMA BİZ SAVAŞTIK</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sarikamisi-almanlar-suriyeyi-amerikalilar-acti-ama-biz-savastik/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sarikamisi-almanlar-suriyeyi-amerikalilar-acti-ama-biz-savastik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 18:15:45 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21802</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="SARIKAMIŞ’I ALMANLAR, SURİYE’Yİ AMERİKALILAR AÇTI AMA BİZ SAVAŞTIK 3"></div>Bugün, Osmanlı Ordusu’nun Sarıkamış Harekatı’na (22 Aralık-6 Ocak 1915) başlamasının 109’uncu yılını idrak ediyoruz. Bu harekat dahilinde Osmanlı ile Rusya arasında Sarıkamış ve çevresinde Oltu, Narman, Penek, Horasan, Bardız, Mecingirt, Karaurgan ve Divik’te gerçekleşen muharebelerde Osmanlı çok ağır bir yenilgiye uğramıştır.&#160;&#160; Esasında Sarıkamış; I.Dünya Savaşı (1914-1918) içindeki cephelerden sadece birisiydi. Avrupa merkezli bu küresel savaşın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün, <strong>Osmanlı Ordusu</strong>’nun <strong>Sarıkamış Harekatı</strong>’na (22 Aralık-6 Ocak 1915) başlamasının 109’uncu yılını idrak ediyoruz. Bu harekat dahilinde <strong>Osmanlı </strong>ile <strong>Rusya</strong> arasında <strong>Sarıkamış</strong> ve çevresinde <strong>Oltu, Narman, Penek, Horasan, Bardız</strong>, <strong>Mecingirt, Karaurgan </strong>ve <strong>Divik</strong>’te gerçekleşen muharebelerde <strong>Osmanlı</strong> çok ağır bir yenilgiye uğramıştır.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Esasında <strong>Sarıkamış</strong>;<strong> I.Dünya Savaşı</strong> (1914-1918) içindeki cephelerden sadece birisiydi. <strong>Avrupa</strong> merkezli bu küresel savaşın bir adı da <strong>Birinci Paylaşım Savaşı</strong>’dır. Bu savaşa; 29 Ekim 1914’de gönderlerine ay yıldızlı bayrak çekilmiş ve personeline fes giydirilmiş <strong>Goeben</strong> (Yavuz) ve Breslau (Midilli) harp gemilerinin bulunduğu ve başında <strong>Alman Amiral Wilhelm Anton Souchon</strong>’un bulunduğu bir filonun <strong>Karadeniz</strong>’de, <strong>Rus</strong> limanlarına gerçekleştirdiği bombardıman sonucunda girdik. Sonrasında da <strong>İngiltere, Fransa</strong> ve <strong>Rusya</strong>, <strong>Osmanlı</strong>’ya savaş ilan etti.</p>



<p><strong>Savaştığımız Tüm Cepheleri Yabancılar Belirledi</strong></p>



<p><strong>Osmanlı</strong> <strong>Ordusu</strong>; <strong>Kanal</strong>’dan <strong>Filistin</strong>’e, <strong>Kût’ül-Amâre</strong>’den <strong>Sarıkamış</strong>’a, <strong>Çanakkale</strong>’den <strong>Galiçya</strong>’ya kadar tüm cephelerde kahramanlar gibi savaştı. Ancak; <strong>Çanakkale</strong> hariç, nerelerde savaşılacağına <strong>Berlin</strong> karar verdi! Hatta <strong>Ermeni </strong><strong>Tehciri</strong> kararı bile <strong>Berlin</strong>’de alındı, <strong>İstanbul</strong>’a uygulatıldı. Biz <strong>Osmanlı</strong>’yı kurtarmak için savaşıyorduk ama netice olarak <strong>Almanya</strong>’nın stratejik çıkarlarına hizmet ediyorduk. <strong>Çanakkale</strong> cephesinin açılmasına ise <strong>İngilizler </strong>karar verdi. Görünürde <strong>Ruslara</strong> yardım götürmek gibi gözükse de gerçek nedeni <strong>Berlin</strong>’den <strong>Mezopotamya</strong>’ya <strong>Mısır</strong>’a ve <strong>Hindistan</strong>’a kadar uzanan <strong>Almanya</strong> tehdidini durdurabilmek için, <strong>Osmanlı</strong>’yı saf dışı bırakmaktı!</p>



<p>Anlayacağınız; savaştığımız tüm cephelere başkaları karar verdi. Çünkü <strong>Osmanlı</strong> yarı sömürge durumuna gelmişti, çağın gerisine düşmüştü, üretemiyordu, bağımsızlığını kaybetmişti ve sorunlarını çözemiyordu. <strong>Osmanlı</strong>’nın bu savaşın dışında kalması da çok zordu. Çünkü; paylaşılmak istenen coğrafyanın üzerinde oturuyordu ve çok uzun zamandan beri hastaydı! Daha önce yıkılmamasının ve zorla ayakta tutuluyor olmasının nedeni de paylaşımından kimin ne kadar pay alacağı kavgası idi!</p>



<p><strong>Osmanlı Gelişimin Dışında Kaldığı İçin Çöktü</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-7.png" alt="image 7" class="wp-image-21805" width="811" height="424" title="SARIKAMIŞ’I ALMANLAR, SURİYE’Yİ AMERİKALILAR AÇTI AMA BİZ SAVAŞTIK 4" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-7.png 824w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-7-768x402.png 768w" sizes="auto, (max-width: 811px) 100vw, 811px" /></figure>



<p><strong>Osmanlı</strong>’nın çökmesinin, enkaz haline gelmesinin, yarı sömürge durumuna düşmesinin esas nedeni ise yanı başında bulunan <strong>Avrupa</strong>’daki gelişimi ve değişimi anlayamaması, bunun dışında kalması, <strong>Rönesans</strong>’ı, dinde reformu, <strong>Aydınlanmayı</strong> yaşayamamış ve sonuç olarak akılcı ve bilimsel düşünme evresine geçememiş olmasıydı.</p>



<p><strong>I.Dünya Savaşı</strong>, 28 Temmuz 1914’de başladı. 2 Ağustos 1914’de ise <strong>Osmanlı-Alman</strong> gizli ittifak anlaşması yapıldı. <strong>Almanya</strong>’nın savaş stratejisi <strong>Schlieffen Planı</strong>’na dayanmaktaydı. Bu plana göre; seferberliğini iki haftada tamamlayabilecek olan <strong>Fransa</strong> 39 günde savaş dışı bırakılacak ve müteakiben doğu cephesine dönülerek seferberliğini geniş coğrafyası yüzünden en az altı haftada tamamlayacağı öngörülen <strong>Rusya</strong>&#8216;ya taarruz edilecekti.</p>



<p><strong>Alman Cihadı</strong></p>



<p><strong>Almanya</strong>, bu plan gereğince 4 Ağustos 1914 tarihinde <strong>Belçika</strong>’ya saldırdı. Ancak <strong>Belçika</strong> <strong>Ordusu</strong> hiç umulmadık bir direnme gösterdi. <strong>Almanya</strong>’nın 24 saatte işini bitirmeyi planladığı <strong>Belçika</strong>, 13 gün dayandı. Daha sonra <strong>Fransa</strong>’ya saldırdılar ama <strong>Fransızlar</strong> da <strong>Alman Ordularını</strong><strong> Paris</strong>’e 70&nbsp;km kala, <strong>Marne Nehri</strong>’nde durdurdular. 12 Eylül 1914’de <strong>Almanlar</strong> için <strong>Batı Cephesi</strong> kilitlendi ve doğuda da <strong>Ruslar</strong> olmak üzere iki cephe arasında kaldılar. <strong>Schlieffen Planı</strong> çökmüştü. <strong>Berlin</strong> hemen kararını verdi. Acil olarak <strong>Osmanlı</strong> savaşa sokulmalıydı ve güneyden de <strong>Rusya</strong>’ya cephe açmalıydı.</p>



<p>İşte bu plan kapsamında, 29 Ekim 1914’de <strong>Rus</strong> limanları bombalatılarak <strong>Osmanlı</strong> savaşa sokuldu. <strong>Henüz</strong> 15 gün geçmişti ki; 14 Kasım 1914’de, <strong>Padişah Fermanı</strong> ile <strong>“Kutsal Cihat”</strong> ilan edildi. Buna <strong>“</strong><strong>Alman Cihadı”</strong> da denir. Fikir babası; <strong>Alman</strong> diplomatik çevrelerinde <strong>Ebu Cihad</strong> takma adıyla anılan, anadan <strong>Alman</strong> ve babadan <strong>Yahudi</strong> olan, diplomat, tarihçi ve arkeolog <strong>Max von Oppenheim</strong> idi. <strong>Almanlar </strong>için <strong>Cihat</strong>, kendi ifadeleri ile <strong>“Vahşi İslam İsyanı”</strong>; öncelikle <strong>İngilizler</strong> olmak üzere, <strong>Ruslara</strong> ve <strong>Fransızlara</strong> karşı başlatılmak içindi. <strong>Teşkilat-ı Mahsusa</strong> da <strong>Almanların</strong> isteği ile kuruldu, <strong>Alman</strong> parası ile finanse edildi ve <strong>Almanların</strong> belirlediği hedeflere yönlendirildi. İçinde mücadele edenler de kutsal vatan ve millet duygusuyla görev yapıyorlardı ama kullanıldıklarının farkında değillerdi.</p>



<p><strong>Sarıkamış Harekatı</strong></p>



<p>Bu genel girişten sonra, gelelim 109 yıl önce bugün başlayan <strong>Sarıkamış Harekatı</strong>’na katılan <strong>Tuğgeneral Ziya Yergök</strong>’ün anılarına… <strong>Osmanlı</strong> 2 Ağustos 1914’de seferberlik ilan ettiğinde, <strong>Yergök</strong> 83. Alay Komutanıydı. 3 ay sonra 29 Kasım 1914’de alayın <strong>Gez </strong>köyünden harekat emri almasıyla birlikte, altı yıllık savaş ve esirlik serüveni başlamıştı. <strong>Sarıkamış</strong>; yakın tarihimizin en büyük felaketiydi. <strong>Enver Paşa</strong>’nın tecrübesizliği, çılgınca hataları, lojistik eksikler, hazırlıksızlık, ulaşım zorlukları, imkansızlıklar ve iklim koşulları savaşın sonucunun nasıl olacağını daha baştan gösteriyordu. Askerlerimizin bir kısmı düşmana bir kurşun bile atamadan soğuktan dondu, bir kısmı tifüsten öldü, bir kısmı kurda, çakala ve kuşlara yem oldu, bir kısmı ise esir düştü. <strong>Sarıkamış Harekatı</strong>’na 90 bin muharip mevcutla girilip, 12 bin mevcutla çıkıldı.</p>



<p><strong>Ziya Bey</strong> de esir düşenler arasındaydı. 1 Ocak 1915’den 21 Ağustos 1921’e kadar yaklaşık 6 yıl esirlik ve esirlikten kaçış sürecinde geçti. <strong>Sibirya</strong>’da <strong>Alman, Avusturya</strong> ve <strong>Macar</strong> esirlerle birlikte önce <strong>Krasnoyarsk</strong>, bir süre sonra <strong>Semipalatinsk</strong> esir kamplarında kaldı, kaçış sürecinde ise <strong>Çin Türkistan’ı, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan</strong>, <strong>Azerbaycan</strong> ve <strong>Gürcistan</strong> üzerinden <strong>Türkiye</strong>’ye döndü.</p>



<p><strong>Sarıkamış’tan Esarete</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1600" height="900" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-6.png" alt="image 6" class="wp-image-21804" title="SARIKAMIŞ’I ALMANLAR, SURİYE’Yİ AMERİKALILAR AÇTI AMA BİZ SAVAŞTIK 5" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-6.png 1600w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-6-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-6-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p><strong>Tuğgeneral Ziya Yergök</strong>’ün <strong>Tarihçi Kitabevi Yayınları</strong>’ndan çıkan <strong>“Sarıkamış’tan Esarete”</strong> adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Özellikle uzun süren esaret yılları, <strong>Sibirya</strong>, esir kampları, buradaki yaşam, <strong>Avrupalı</strong> esirlerin yaşam alışkanlıkları ve durumları, kaçış sürecinde kat edilen<strong> Türkistan</strong> coğrafyası ve insanlarının durumu konusunda edinilen deneyimler bugünlere ışık tutacak nitelikte.</p>



<p>Tarihini bilmeyen milletler pusulasız gemi gibidir; sığınacak liman bulamazlar. <strong>Cumhuriyeti</strong> kuranlar <strong>Sarıkamış</strong> felaketinden, hatta <strong>Osmanlı</strong>’nın son 200 yıl yaşadıklarından ders almışlardı. Ama bundan ders almayanlar da vardı.</p>



<p><strong>Ders Almayanların Sonu Hüsrandır</strong></p>



<p><strong>Birinci Körfez Savaşı</strong> (1990) öncesinde <strong>Turgut Özal</strong>; <strong>ABD</strong>’nin isteği ile savaşı fırsata çevirmek isteyip <strong>“Bir koyup üç alacağız”</strong> dedi ama asker önünü kesti. <strong>İkinci Körfez Savaşı </strong>(2003) öncesinde ise<strong> Ecevit</strong> tehlikenin büyüklüğünü görüp <strong>ABD</strong>’nin teklifini kabul etmediği için operasyon yedi, iktidardan düşürüldü, onun yerine işbirlikçilik konusunda güvence verdiği için <strong>AKP</strong> iktidara getirildi. Daha sonra ise <strong>AKP-ABD-Cemaat</strong> üçlüsü, işbirlikçilik konusunda iktidara zorluk çıkaran <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri’</strong>ne kumpas yaptı, itibarsızlaştırdı ve demir parmaklıkların arkasına attı.</p>



<p>Mart 2011’de arkasında <strong>ABD</strong>’nin olduğu <strong>Suriye</strong>’deki vekalet savaşına iktidar balıklama daldı, güneye doğru büyüyebileceğini sandı, <strong>Arap Baharının</strong> ayağına gelmiş bir fırsat olduğu ve <strong>İslam Dünyasının</strong> lideri olacağını sandı. Çünkü <strong>Amerikalılar</strong> buna inandırmıştı. <strong>Almanlar</strong> da yaklaşık 100 yıl önce <strong>Enver Paşa</strong> ve arkadaşlarını aynı şekilde inandırmıştı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sarikamisi-almanlar-suriyeyi-amerikalilar-acti-ama-biz-savastik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEHOVA’NIN LÜTFU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/yehovanin-lutfu/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/yehovanin-lutfu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 17:19:29 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21773</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;YEHOVA’NIN LÜTFU&lt;/strong&gt; 6"></div>Katar ve Mısır’ın arabuluculuğu ile İsrail-Hamas arasında tesis edilen yedi günlük ateşkesin ardından Gazze’de İsrail’in sürdürdüğü abluka, yoğun hava bombardımanı ve kara harekatı 1 Aralık 2023’te yeniden başladı ve tüm hızıyla devam ediyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşamını kaybeden Filistinlilerin sayısı yaklaşık olarak 16 bin kişiye ulaştı. Şu ana kadar kara harekatını Gazze Şeridinin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Katar</strong> ve <strong>Mısır</strong>’ın arabuluculuğu ile <strong>İsrail-Hamas</strong> arasında tesis edilen yedi günlük ateşkesin ardından <strong>Gazze</strong>’de <strong>İsrail</strong>’in sürdürdüğü abluka, yoğun hava bombardımanı ve kara harekatı 1 Aralık 2023’te yeniden başladı ve tüm hızıyla devam ediyor. 7 Ekim’den bu yana <strong>Gazze</strong>’de yaşamını kaybeden <strong>Filistinlilerin</strong> sayısı yaklaşık olarak 16 bin kişiye ulaştı. Şu ana kadar kara harekatını <strong>Gazze</strong> <strong>Şeridinin</strong> kuzeyi ile sınırlı tutan <strong>İsrail</strong>, geçtiğimiz Pazar (3 Aralık 2023) gününden itibaren bu harekatı güneye doğru genişletmek üzere güneydeki sivil halka yönelik tahliye duyurularına başladı.</p>



<p>Bu ateşkesin uzamayacağını öngörmüştüm. Öngörümün nedeni; <strong>İsrai</strong>l’in başlangıçta belirlediği siyasi hedeflere ve onun gerektirdiği askeri hedeflere ulaşmamış olmasıydı. Zaten ateşkes sırasında bile <strong>Netanyahu</strong> tekrar savaşa başlayacaklarını deklare etmişti. Çünkü <strong>“Aksa Tufanı”</strong> saldırısı <strong>Netanyahu</strong> için iki nedenle <strong>Yehova’nın</strong> lütfu idi. Birincisi; <strong>İsrail</strong>’de muhalefet demokrasiye ve yargıya sahip çıkmak maksadıyla meydanları tekrar doldurmak için&nbsp;<strong>Gazze</strong>’deki savaşın bitmesini bekliyor. Hakkında yolsuzluk suçlamaları ve dosyaları da olan&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>&nbsp;ise savaşı uzatmanın ve bölgeyi ateşe vermenin derdindeydi. İkincisi ise; iki devletli çözüm isteklerini tamamen tarihin karanlık sayfalarına gömmek istiyordu. Ve bu istek; esasında <strong>Siyonizm</strong>’in birincil hedefiydi.</p>



<p><strong>Jericho Duvarı</strong></p>



<p>Bu köşeyi takip edip, televizyon ekranlarında <strong>“Aksa Tufanı”</strong> saldırısı hakkında yaptığım değerlendirmelerimi izleyenler bilirler; bu saldırının 11 Eylül 2001’de <strong>El-Kaide</strong>’nin <strong>ABD</strong>’ye yaptığı saldırıya çok benzediğini örnekleriyle anlatmıştım. Çünkü; <strong>“Aksa Tufanı”</strong> gibi bir saldırının en az 1 yılı aşkın bir mühimmat üretim/tedarik, planlama, eğitim ve tatbikat sürecine ihtiyacı olduğunu ve böyle bir hazırlık sürecini<strong> İsrail</strong> istihbaratının fark etmemesinin kesinlikle mümkün olmadığını ve saldırıya yol vermiş olabileceklerini anlatmıştım.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1460" height="913" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8.png" alt="image 8" class="wp-image-21772" title="&lt;strong&gt;YEHOVA’NIN LÜTFU&lt;/strong&gt; 7" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8.png 1460w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8-768x480.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1460px) 100vw, 1460px" /></figure>



<p>Geçen hafta <strong>İsrail</strong> istihbaratının 40 sayfalık <strong>Jericho Duvarı</strong> kod adlı raporu ortaya çıktı. Bu rapor; <strong>Hamas</strong>’ın saldırı planını, hazırlıklarını ve ayrıntılarını <strong>İsrail</strong>’inbir yıldan daha uzun süredir bildiğini gösteriyor. Ama önleyici bir karşı harekete geçilmemiş. Çünkü planın hayal ürünü olduğu ve gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiş. Zaten bu işler böyle olur. Siyasi otorite olarak <strong>“Saldırının önünü açalım!”</strong> gibi bir direktif veremezsiniz. <strong>“Hayal ürünüdür. Böyle bir saldırıyı planlayıp icra edemezler.” </strong>değerlendirmesiyle saldırının önünü açarsınız; daha sonra planladıklarınızı yapabilmek ve halkınızın ve hatta dünyanın desteğini alabilmek için. Gerçekten bu saldırı, bu yönüyle 7 Aralık 1941 <strong>Pearl Harbor</strong>’a, 11 Eylül 2001’e ve 15 Temmuz 2016’ya çok benzer.</p>



<p><strong>II. Oslo Anlaşması</strong></p>



<p><strong>ABD</strong> dahil herkes <strong>“iki devletli çözüm”</strong> diyor ama inanarak ve arkasında durarak değil. Buna <strong>Rusya</strong> ve <strong>Çin</strong> de dahil. <strong>Küresel Güney</strong>, <strong>BRICS</strong> (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika), <strong>İslam</strong> ve <strong>Arap</strong> ülkeleri nerede? Sadece diplomatik girişimler var ama <strong>İsrail</strong> ve <strong>ABD</strong>’ye dişini gösteren ve donanmasını <strong>Doğu Akdeniz</strong>’e gönderen yok.<strong> </strong><strong>Arap</strong> ve <strong>İslam</strong> dünyasının 57 ülkesi, ancak <strong>İsrail</strong> saldırısının 36. gününde toplanabilmişti ama bu bir sonuç getirmedi ve <strong>İsrail</strong>’in akıttığı kanı durdurabilmek açısından hiçbir ağırlığı olmadı. Hatta <strong>Netanyahu</strong> tehdit etti ve<strong> “Eğer iktidarınızı ve çıkarınızı korumak istiyorsanız, yapabileceğiniz tek şey var. O da sesinizi kesmek!” </strong>dedi.</p>



<p>İki devletli çözüme en yakın olunduğu zaman; <strong>Filistin</strong> ile <strong>İsrail</strong> arasında <strong>II. Oslo Anlaşması</strong>’nınyapıldığızamandı. 28 Eylül 1995 tarihinde yapılan bu anlaşma; <strong>Filistin</strong>’in <strong>İsrail</strong>’den daha fazla özerkleşmesini ve <strong>Filistin</strong> topraklarının özyönetime sahip olmasını öngörüyordu. Ama pek çok <strong>Filistinli</strong>, özellikle de seküler olmayan<strong> İslamcı </strong>kesim bu anlaşmayı bir teslimiyet olarak gördü. <strong>Yahudilerin</strong> çoğunluğu, özellikle aşırı sağcılar ve radikaller de <strong>II. Oslo Anlaşması</strong>’na karşı çıktı. Bu anlaşma; 6 Ekim 1995’de <strong>İsrail Parlamentosu Knesset’te</strong>, <strong>Arap </strong>milletvekillerinin desteği ile tek oy farkla onaylandı. Bu tarihten yaklaşık olarak bir ay sonra ise <strong>İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin</strong> bir suikast sonucunda öldürüldü.</p>



<p><strong>Yigal Amir ve </strong><strong>Lee Harvey Oswald</strong><strong></strong></p>



<p>Rabin’e yapılan suikasttan mahkum edilen Yigal Amir, aşırı sağcı bir gelenekten geliyordu. Yigal Amir, İsrailli yetkililer tarafından kaçık olarak damgalandı ve 15 yıl hücre hapsinde tutuldu. Ancak çoğu İsrailli onun tek suikastçı olmadığına, daha geniş ve derin bir planın parçası olduğuna inanıyordu. Aynen 22 Kasım 1963’te ABD’nin 35. Başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin Dallas’ta Lee Harvey Oswald tarafından öldürülmesi olayında olduğu gibi.</p>



<p>Artık durum 1967 ve 1995’teki gibi değil. Köprülerin altından çok sular aktı. Hem küresel hem de bölgesel resim değişti ve her iki tarafta da radikaller duruma hakim. İsrail, radikalleri kazanmak için Filistin tarafını da radikalleştirdi. Bu kapsamda İsrail; Hamas’ı destekledi ve aynı zamanda Filistin mücadelesini bölmek için Gazze’de Hamas’ın iktidara gelmesinin önünü açtı. Şimdi de nihai hedefine doğru ilerliyor.</p>



<h5 class="wp-block-heading">İsrail-Filistin Çözümü Daha da Zora Girecek</h5>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image.png" alt="image" class="wp-image-21775" title="&lt;strong&gt;YEHOVA’NIN LÜTFU&lt;/strong&gt; 8" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p>Bu gelişmeler <strong>Filistin</strong>’i ve özellikle <strong>Batı Şeria</strong>’yı daha da radikalleştirecek. Başarılı olan <strong>“Aksa Tufanı” </strong>saldırısı ve 7 gün süreli ateşkes sırasında rehine karşılığında<strong> Filistinli</strong> mahkumların serbest bırakılması; <strong>Ramallah</strong> başta olmak üzere <strong>Batı Şeria</strong>’da <strong>Hamas</strong>’ın itibarını iyice yükseltti. Bu gelişmeler ise <strong>Mahmut Abbas</strong> liderliğindeki <strong>Filistin Yönetimi</strong>’nin daha da itibar kaybetmesine ve işbirlikçi görülmesine yol açarak, <strong>Hamas</strong>’ın tüm <strong>Filistin</strong>’in liderliğine taşıyabilecek gelişmeleri tetikleyebilecektir. Bu da çözümün daha da zorlaşmasına neden olacaktır.</p>



<p><strong>Recai Aksu</strong>’nun <strong>Dorlion Yayınları’</strong>ndan piyasaya yeni çıkan <strong>“Laiklik Yolunda Bir Ömür: Şahin Ulusoy”</strong> adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/yehovanin-lutfu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD’NİN İSRAİL’İ KOŞULSUZ DESTEKLEMESİNİN NEDENİ NE?</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/abdnin-israili-kosulsuz-desteklemesinin-nedeni-ne/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/abdnin-israili-kosulsuz-desteklemesinin-nedeni-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 18:15:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21768</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;ABD’NİN İSRAİL’İ KOŞULSUZ DESTEKLEMESİNİN NEDENİ NE?&lt;/strong&gt; 9"></div>Arap ve İslam Dünyasının en önemli örgütü olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) üye 57 ülkesinin liderleri ve hükümet başkanları, Gazze’deki tek taraflı savaşın ve Filistinlilere yönelik etnik arındırmanın başlamasının üzerinden geçen 36 gün sonra ancak toplanabildi. 11 Kasım 2023 Cumartesi günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da toplanan İİT, 31 maddelik ortak açıklama yaptı. Ama açıklamanın İsrail’in&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-6.png" alt="image 6" class="wp-image-21770" width="810" height="425" title="&lt;strong&gt;ABD’NİN İSRAİL’İ KOŞULSUZ DESTEKLEMESİNİN NEDENİ NE?&lt;/strong&gt; 10"></figure>



<p><strong>Arap</strong> ve <strong>İslam Dünyasının</strong> en önemli örgütü olan <strong>İslam İşbirliği Teşkilatı</strong>’nın (İİT) üye 57 ülkesinin liderleri ve hükümet başkanları, <strong>Gazze</strong>’deki tek taraflı savaşın ve <strong>Filistinlilere</strong> yönelik etnik arındırmanın başlamasının üzerinden geçen 36 gün sonra ancak toplanabildi. 11 Kasım 2023 Cumartesi günü <strong>Suudi Arabistan</strong>’ın başkenti <strong>Riyad</strong>’da toplanan <strong>İİT</strong>, 31 maddelik ortak açıklama yaptı. Ama açıklamanın <strong>İsrail</strong>’in akıttığı kanı durdurabilmek açısından hiçbir ağırlığı yok.</p>



<p><strong>Arap </strong>ve <strong>İslam Dünyası</strong> ortak bir açıklama yaptı ama içinde <strong>İsrail</strong>’e yönelik ortak karar, eylem, diplomatik ilişkilerin askıya alınması veya seviyenin düşürülmesi, yaptırım, ambargo, <strong>İbrahim Anlaşmaları</strong><strong>nın</strong> gözden geçirilmesi yoktu. <strong>İsrail</strong>’in arkasında olan <strong>Bat</strong>ı ülkelerine karşı petrol ambargosunu akıllarına bile getirmek istemediler. <strong>Suudi Arabistan</strong>’ın petrol ambargosu konusunda kötü deneyimleri vardı ve açıkça söylemek gerekirse<strong> ABD</strong> başta olmak üzere <strong>Batı</strong>’nın bu konuda misilleme yapmasından korktular.</p>



<p><strong>Laf Çoktu Lakin Sonuç Yoktu</strong></p>



<p><strong>Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği</strong>, <strong>1973 Yom Kippur</strong> <strong>Savaşı</strong>’nda, <strong>ABD</strong>’nin <strong>İsrail Ordusu</strong>’na destek vermesine karşı petrol ambargosu ilan etmiş, ambargoya öncülük eden <strong>Kral Faysal</strong>, ambargonun başlamasından iki yıl sonra, 25 Mart 1975’de kendi sarayında öldürülmüştü. Suikastın faili ise, Kral’ın uzun yıllardır <strong>Amerika</strong>’da yaşayan yeğeni <strong>Faysal bin Musâid</strong>’di. <strong>Netanyahu Arap</strong> ülkelerinin liderlerine <strong>“Eğer iktidarınızı ve çıkarınızı korumak istiyorsanız, yapabileceğiniz tek bir şey var, o da sesinizi kesmek!” </strong>derken; geçmişi, suikastları ve <strong>Arap Baharını</strong> anımsatarak tehdit ediyordu. Sanırım <strong>Arap</strong> liderler mesajı aldı. <strong>Arap</strong> ve <strong>İslam Dünyasında</strong> kendi kamuoylarına yönelik bol bol nutuk, çok laf, hamaset ve kınama vardı ama <strong>Filistin</strong>’de akan kanı durdurmak açısından hiçbir sonuç yoktu.</p>



<p><strong>İsrail</strong>, <strong>1973 Savaş</strong>ı’ndan ve 1982’de <strong>Lübnan</strong>’ı işgal etmesinden bu yana en sürekli, en kapsamlı ve en zor askeri operasyonunu sürdürüyor. Süreç uzadıkça <strong>İsrail</strong>’in yaptıklarına yönelik uluslararası tepkiler büyüyor, hatta antisemitizm tekrar yükseliyor. Ama savaşı durduracak eylemsel bir girişim yok. Hatta; <strong>ABD</strong> başta olmak üzere <strong>Batı</strong>’nın <strong>İsrail</strong>’e verdiği destek hala devam ediyor. Kınamanın, eleştirmenin ve <strong>Birleşmiş Milletlerde</strong> (BM) diplomatik girişim yapmanın ötesinde, savaşı durduracak ciddi hiçbir girişim yok. <strong>Küresel Güney</strong>’den, <strong>Çin</strong>’den de ciddi bir tepki yok! Hatta <strong>Hindistan</strong>,<strong> İsrail</strong>’e destek veriyor.</p>



<p><strong>Savaşı Durduracak Tek Güç</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-7.png" alt="image 7" class="wp-image-21771" title="&lt;strong&gt;ABD’NİN İSRAİL’İ KOŞULSUZ DESTEKLEMESİNİN NEDENİ NE?&lt;/strong&gt; 11" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-7.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-7-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p>Ne yazık ki bugün savaşı durduracak tek güç; uluslararası kamuoyunun yani halkların gücüdür. <strong>Batı</strong>’daki eylemler, kendi hükümetleri üzerinde savaşı durduracak bir girişim yapmaları için baskı unsuru olabilir. Ayrıca <strong>Arap Halklarının</strong> hareketlenmesi ve protesto eylemleri; demokratik olmayan iktidarları üzerinde <strong>Arap Baharı </strong>gibi bir korku yaratabilir ve <strong>Filistin</strong> konusunda radikal bir politika değişikliğine zorlayabilir. Bunların dışında savaşı durduracak bir güç şimdilik yok.</p>



<p><strong>İsrail</strong>,7 Ekim&#8217;den bu yana <strong>Gazze</strong>&#8216;ye yaklaşık olarak 25.000 ton patlayıcı attı. 6 Ağustos 1945&#8217;de <strong>Hiroşima</strong>&#8216;ya atılan nükleer bomba ise 15.000 tona eşdeğerdi. Sanırım bu kıyaslamayla <strong>İsrail</strong>&#8216;in <strong>Gazze</strong>&#8216;ye yönelik devam ettirdiği tek taraflı savaşın ne kadar yıkıcı olduğu daha iyi anlaşılabiliyordur<strong>.</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Olmasaydı ABD İcat Etmek Zorunda Kalacaktı</strong></p>



<p>Merak edilen konu şu; <strong>ABD</strong>’nin <strong>Gazze</strong>’de insanlık ve savaş suçları işleyen <strong>İsrail</strong>’e sınırsız destek vermesinin nedeni nedir? Bir görüşe göre; <strong>ABD</strong> <strong>Başkanlarının</strong> <strong>İsrail</strong>’e kendi iradesini zorlamaya güçleri yetmez. Çünkü <strong>Yahudi</strong> <strong>Lobisinin</strong> <strong>ABD</strong> <strong>Kongresi</strong>’ndeki gücü, A<strong>BD Başkanlarının</strong> gücünden daha fazladır. Bu yanlış bir değerlendirme değil ama durum farklı ve bayağı ötesinde.</p>



<p><strong>İsrail</strong>’in <strong>ABD</strong>’ye ihtiyacından daha çok, <strong>ABD</strong>’nin <strong>İsrail</strong>’e ihtiyacı var. <strong>İsrail</strong> dünyanın en kritik bölgesinde ve <strong>ABD</strong>’nin jeopolitik gücünün bir uzantısı durumunda bulunuyor. Bugün <strong>ABD</strong>’nin başkanı olan <strong>Biden</strong>’ın 1980’li yıllarda senatörken söylediği, bugünlerde anımsanan ve hatta kendisinin <strong>İsrail</strong>’i ziyareti sırasında tekrar ettiği bir sözü var; <strong>“İsrail olmasaydı, ABD onu icat etmek zorunda kalacaktı” </strong>diye.</p>



<p><strong>ABD’nin İsrail’e Olan İhtiyacı Eskisinden Daha Fazla</strong></p>



<p>Dünyanın ekonomik, siyasi ve askeri ağırlık merkezi doğuya kayarken, dünya çok kutupluluğa doğru evirilirken,eskisine göre göreceli olarak güç kaybeden <strong>ABD</strong>’nin enerji bakımından zengin olan <strong>Ortadoğu</strong> bölgesinde bulunan <strong>İsrail</strong>’e eskisinden daha çok ihtiyacı var. Ayrıca <strong>Ortadoğu</strong>, <strong>Çin</strong>’in <strong>Kuşak Yol Projesi </strong>açısından ve <strong>Asya</strong> ile <strong>Avrupa</strong>’yı birbirine bağlaması nedeniyle de stratejik öneme sahip. <strong>ABD</strong>, bu yüzden <strong>Kuşak Yol Projesini </strong>sekteye uğratmak ve karşı seçenekler yaratmaya çalışmaktadır. <strong>Hindistan</strong>’dan <strong>Basra Körfezi</strong>’ne ve oradan da <strong>İsrail</strong> üzerinden <strong>Avrupa</strong>’ya uzanan ticaret yolu girişimi de bu kapsamdadır.</p>



<p>Geçmişte <strong>Suudi Arabistan</strong>, <strong>ABD</strong>’nin sadık ve sözünden dışarı çıkmaz bir müttefiki idi. Hatta <strong>Körfez</strong> <strong>Ülkeleri</strong> de bu bağlamda değerlendirilebilir. Ama günümüzde dünyanın çok kutupluluğa evirilmesi ile birlikte farklı jeopolitik seçenekler peşinde koşuyorlar, daha bağlantısız dış politikalar izliyorlar ve eskisi gibi söz dinlemiyorlar.</p>



<p><strong>Biden</strong>,<strong> Gazze</strong>’de insanlık dışı bombalama sürerken ve<strong> Filistinlilere </strong>etnik arındırma yapılırken <strong>İsrail</strong>’e gitti, <strong>“ama”</strong> ve <strong>“fakat”</strong> demeden <strong>İsrail</strong>’e koşulsuz destek verdi. Çünkü; <strong>Biden</strong>’ın da defalarca ifade ettiği gibi <strong>İsrail</strong>, <strong>ABD</strong>’nin <strong>Ortadoğu</strong>’daki emperyalist gücünün uzantısıdır ve eğer var olmasaydı <strong>ABD</strong> onu icat etmek zorunda kalacaktı.</p>



<p><strong>İş Sevip Sevmeme Meselesi Değil</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1460" height="913" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8.png" alt="image 8" class="wp-image-21772" title="&lt;strong&gt;ABD’NİN İSRAİL’İ KOŞULSUZ DESTEKLEMESİNİN NEDENİ NE?&lt;/strong&gt; 12" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8.png 1460w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-8-768x480.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1460px) 100vw, 1460px" /></figure>



<p><strong>İsrai</strong><strong>l</strong>’i, <strong>İngiltere</strong> <strong>Ortadoğu</strong>’daki petrol kaynaklarını ve emperyalist çıkarlarını kontrol altına almak için <strong>Balfour Deklarasyonu</strong> ile icat etti. <strong>Balfour Deklarasyonu</strong>;<strong> Lloyd George</strong>&#8216;un başbakanlığındaki <strong>Britanya Savaş Kabinesi</strong>’nde dışişleri bakanı olan <strong>Arthur Balfour</strong> tarafından başlatılan ve sonuçta <strong>Filistin</strong>&#8216;de bir <strong>Yahudi</strong> devletinin yani <strong>İsrail</strong>’in kurulmasıyla sonuçlanan girişimdir.</p>



<p><strong>İkinci Dünya Savaşı</strong>’ndan sonra <strong>İsrail</strong>’i destekleme görevini <strong>ABD</strong> üstlendi. <strong>ABD</strong>, her yıl yaklaşık 4 milyar dolar ve görünmeyen kalemlerle birlikte bunun çok daha da fazlası ile <strong>İsrail</strong>’e yardım ediyor. <strong>İsrail </strong>açıkça insanlık ve savaş suçları işlerken bile <strong>ABD</strong> desteklemeye devam ediyor. Bu; <strong>Biden</strong> ve 1948’den bu yana <strong>ABD</strong>’yi yönetenlerin <strong>Yahudileri</strong> ve <strong>İsrail</strong>’i sevmeleri veya <strong>Yahudi L</strong><strong>obisinin</strong> iradesine teslim olunması meselesi değildir. &nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/abdnin-israili-kosulsuz-desteklemesinin-nedeni-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU İKTİDARIN VE MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA HAKKI VE YETKİSİ YOK!</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/bu-iktidarin-ve-meclisin-yeni-anayasa-yapma-hakki-ve-yetkisi-yok/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/bu-iktidarin-ve-meclisin-yeni-anayasa-yapma-hakki-ve-yetkisi-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 07:55:20 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21587</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;BU İKTİDARIN VE MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA HAKKI VE YETKİSİ YOK!&lt;/strong&gt; 13"></div>Çağdaş anlamda dünyanın en eski anayasası sayılan 17 Eylül 1787 tarihli ABD Anayasasından başlamak üzere günümüze kadar hazırlanan bütün anayasaların arkasında kurucu irade, meşruiyeti aldığı güç ve silah vardır. Arkasında kurucu irade ve zorlayıcı yaptırım gücü olan silah yoksa; anayasa da yoktur. ABD Anayasasının arkasında meşruiyeti olan zorlayıcı güç ve silah; Büyük Britanya’ya karşı verilen&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çağdaş anlamda dünyanın en eski anayasası sayılan 17 Eylül 1787 tarihli <strong>ABD Anayasasından</strong> başlamak üzere günümüze kadar hazırlanan bütün anayasaların arkasında kurucu irade, meşruiyeti aldığı güç ve silah vardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1200" height="630" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-2.png" alt="image 2" class="wp-image-21590" title="&lt;strong&gt;BU İKTİDARIN VE MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA HAKKI VE YETKİSİ YOK!&lt;/strong&gt; 14" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-2.png 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-2-768x403.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p>Arkasında kurucu irade ve zorlayıcı yaptırım gücü olan silah yoksa; anayasa da yoktur. <strong>ABD Anayasasının</strong> arkasında meşruiyeti olan zorlayıcı güç ve silah; <strong>Büyük Britanya</strong>’ya karşı verilen bağımsızlık savaşının başkomutanı<strong> George Washington</strong>, onun komuta ettiği ordu ve destekleyen sivil güçlerdi. Bu güç olmasa ve başarıya ulaşamasaydı <strong>ABD Anayasası</strong> da olmazdı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>İnsan Derisi ile Kaplıdır</strong></h3>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Fransa</strong>’nın başkenti <strong>Paris</strong>’te bulunan, <strong>Paris</strong>’in tarihine adanmış bir müze olan <strong>Carnavalet Müzesi</strong>’nde bulunan ve kapağında <strong>“İnsan derisi ile kaplıdır” </strong>yazan <strong>Fransızların</strong> ilk anayasasının arkasındaki irade 1789 tarihli <strong>Fransız Devrimi</strong>, yaptırım gücü ve meşruiyeti ise devrimin ideolojisi ve silahlı güçleridir. Bugün <strong>Fransa</strong>’da 1958 tarihli anayasa yürürlüktedir. Bu anayasanın değiştirilemez maddeleri ile <strong>Fransız Devrimi</strong>’nin ruhu korunmaktadır. Özetle; <strong>“Üniter yapı ve cumhuriyet değiştirilemez. Ülkenin bütünlüğüne zarar verecek hiçbir değişiklik usulüne girişilemez ve böyle bir usul sürdürülemez. Cumhuriyetin niteliği değişiklik konusu yapılamaz.”</strong> diyor, <strong>Fransa</strong>’nın halen yürürlükte olan 1958 tarihli anayasası.</h5>



<h3 class="wp-block-heading">&nbsp;</h3>



<h5 class="wp-block-heading">Yani <strong>Fransa</strong>’da bazı densizler ve haddini bilmezler çıkıp; <strong>“Biz Bourbon Hanedanı’nın torunlarıyız, son kralımız XVI. Louis’yi giyotine gönderen zihniyetten hesap soracağız. Keşke Fransız Devrim Ordularına karşı monarşi yanlısı Avrupa Koalisyon Orduları kazansaydı! İnsan ve Yurttaş Hakları bildirisini değil, Hristiyan şeriatını, krallığı ve teokrasiyi istiyoruz” </strong>diyemez, demelerine müsaade edilmez ve hadleri bildirilir.&nbsp;</h5>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>İşgal Güçleri Yeni Anayasa Yaptırır</strong></h3>



<p>1947 tarihli <strong>Japonya Anayasasının</strong> arkasındaki kurucu irade <strong>Japonya</strong>’yı kayıtsız şartsız teslim alan <strong>ABD</strong>, zorlayıcı gücü ise <strong>ABD</strong> işgal gücüdür. <strong>ABD </strong>işgal kuvvetleri komutanı<strong> Douglas MacArthur</strong>; emrinde bulunan hukukçularına bir taslak hazırlatmış, bunu <strong>Japonlara</strong> dayatmış ve ufak tefek değişikliklerle kabul ettirmiştir.</p>



<p>23 Mayıs 1949 tarihli <strong>Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasasını</strong> hazırlatan irade <strong>II. Dünya Savaşı</strong> sonunda <strong>Almanya</strong>’yı işgal eden müttefikler ve onun başat gücü olan <strong>ABD</strong>’dir. 2005 tarihli <strong>Irak Anayasasının</strong> arkasındaki irade bu ülkeyi istila eden <strong>ABD</strong>, zorlayıcı gücü ise <strong>ABD</strong> işgal kuvvetleridir. Bu anayasa ile <strong>Irak</strong> federal sistem altında yapılandırılmış, toplum etnik ve mezhepsel kompartımanlara ayrılmıştır. Ayrıca bu anayasa; <strong>Irak</strong>’ın istikrarsızlaştırılmasına ve zaman içinde bölünmesine neden olacak elverişli ortamı yaratmıştır. Bu haliyle <strong>Irak</strong>’ta istikrar olmaz, olamaz. Zaten olması istenmediği için 2005 Anayasası yaptırıldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Kurucu İdeolojisi Değiştirilemez!</strong></h3>



<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>’nin 1921 tarihli<strong> Teşkilat-ı Esasiye Kanunu</strong>, <strong>1924 Anayasası</strong> ve 1937’de yapılan son değişiklikle kurucu ideolojisi şekillenmiştir. Arkasındaki irade <strong>Türk Milleti</strong>’nin bu topraklarda hür ve bağımsız yaşama arzusu, silahlı gücü ise <strong>Kurtuluş Savaşını</strong> yapan <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong> ve onun komuta ettiği <strong>Türk Ordusu</strong>’dur. Kurucu irade budur, bu iradenin ortaya koyduğu kurucu ideoloji asla değiştirilemez.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-1.png" alt="image 1" class="wp-image-21589" width="807" height="448" title="&lt;strong&gt;BU İKTİDARIN VE MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA HAKKI VE YETKİSİ YOK!&lt;/strong&gt; 15"></figure>



<p>Dünyada bugüne kadar yapılmış tüm anayasaların mutlaka bir devrim, karşı devrim veya işgal sürecinden sonra yapıldığı düşünülürse; <strong>Türkiye</strong>’de gündemimize oturtulmaya çalışılan yeni anayasa hangi sürecin sonucudur? Yürürlükteki <strong>1982 Anayasasında</strong> <strong>TBMM</strong>’nin yeni bir anayasa yapmasına yasal olarak izin verilmemesine hatta böyle bir girişimin suç olmasına rağmen <strong>Türkiye</strong>’de yeni anayasa yapılmasını isteyen irade kimdir? Bu iradenin zorlayıcı yaptırım gücü kimlerdir?</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Emperyalist Güçler Türkiye’de Yeni Anayasa İstiyor</strong></h3>



<p>Tüm anayasaların birer ruhu, nitelikleri ve ideolojisi vardır. Dünyanın neresine giderseniz gidiniz; her ülkenin anayasasının esasını oluşturan temel ilkeleri vardır. Bu ilkeler, o ülkenin siyasi rejiminin özünü oluşturmaktadır. İşte bu öze asla dokunulamaz ve değiştirilemez. Ne demek mi istiyorum? Dünyanın hiçbir yerinde ve ülkesinde savaş ve olağanüstü şartlar olmadan, sadece meclisteki çoğunluğa dayanılarak anayasaların özü değiştirilemez ve değiştirilmemiştir.&nbsp;Bırakınız yazılı anayasaları; yazılı anayasası olmayan, sadece tarihin derinliklerinden gelen geleneklere sahip olan <strong>İngiltere</strong>’de bile parlamentonun her şeye gücü yetiyor olmasına rağmen<strong> “Westminster Modeli”</strong> olarak da bilinen parlamenter monarşi sisteminin&nbsp;başkanlık sistemine veya başka bir rejime çevrilmesi pek olanaklı değildir.</p>



<p><strong>Erdoğan</strong>, 4 gün önce yaptığı açıklamada; <strong>“İnsanı önceleyen, milletin çeşitliliğini ve zenginliğini yansıtan, toplumun gerisinde kalan değil, topluma dinamizm katan bir anayasa hedefliyoruz.”</strong> dedi. Bunun açılımı yani söylenemeyen bölümü ile birlikte anlamı -ama bilinçli ama bilinçsiz olarak- <strong>“Ulus kimlikten ve ulus devletten uzaklaşan, üniter yapıdan federalizme rota kıran, toplumu etnik, dinsel ve mezhepsel kompartımanlara ayıran ve laikliği kağıt üzerinde de yok eden bir değişiklik arzu ediyoruz”</strong> demektir. Emperyalist güçlerin kendi çıkarları ve emperyalist hedefleri açısından <strong>Türkiye</strong>’de böyle bir değişiklik istediğini ve baskılar yaptıklarını da biliyoruz.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>İktidarın Sicili Bozuk</strong></h3>



<p>Ayrıca iktidarın sicili çok bozuk. İktidar; demokrasi, hukuk, insan hak ve özgürlüklerinden ve toplumsal eşitsizliği düzeltmekten yana değil.&nbsp; Anayasayı ve kanunları umursamıyor, hatta kendi yaptıklarını bile! Her istediğinde mevcut anayasayı ihlal etti ve etmeye de devam ediyor. İktidar; anayasamızın vazgeçilemez ve değiştirilemez niteliklerine, kurucu ideolojimize ve demokrasinin olmazsa olmazı durumunda olan <strong>“laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan” </strong>hüküm giydi.<strong> Erdoğan,</strong> dördüncü defa <strong>Cumhurbaşkanı</strong> olma peşinde. Özel hüküm koymalarına lüzum bile yok. Anayasanın 101’inci maddesine rağmen, bu maddeyi arkadan dolaşan gayri hukuki gerekçeleri, yeni anayasa veya anayasa değişikliği durumunda da söz konusu olacak.</p>



<p>Kurguladıkları ve rüyalarını gördükleri yeni anayasa ile insan hak ve özgürlüklerini dinsel gerekçelerle sınırlamanın, demokratik kitle örgütlerini ve meslek odalarını iptal eden veya kısıtlayan ama tarikat ve cemaatlerin önünü açan değişiklikler yapmanın peşindeler. Anayasalar; bir anlamda toplumsal sözleşmelerdir. Yani kurucu meclislerin işidir. Halen Cumhuriyet tarihinin halk iradesini temsil etme açısından en kötüsü olan bugünkü Meclis ile yeni anayasa işine girişilemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>“Sivil Anayasa” Kavramı Uyduruktur!</strong></h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="980" height="550" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-3.png" alt="image 3" class="wp-image-21591" title="&lt;strong&gt;BU İKTİDARIN VE MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA HAKKI VE YETKİSİ YOK!&lt;/strong&gt; 16" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-3.png 980w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-3-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 980px) 100vw, 980px" /></figure>



<p>177 madde olan <strong>1982 Anayasasının</strong> bugüne kadar 134 maddesi değişmiştir. 2002 öncesini de hesaba katarsak; <strong>1982 Anayasasının</strong> yüzde 80’i değişmiştir. Diğer taraftan; Anayasa Hukukunda <strong>“Sivil Anayasa” </strong>diye bir kavram yoktur. Bu kavram; halkı kandırmak ve algı yaratmak için uydurulmuştur.&nbsp;</p>



<p>Sonuç olarak; <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>’nin kurucu ideolojisi; <strong>Osmanlı</strong> tarihinin acılı ve çile dolu sayfalarından alınan derslerle, <strong>Kurtuluş Savaşında</strong>, <strong>İnönü</strong>’de, <strong>Sakarya</strong>’da ve <strong>Dumlupınar</strong>’da dökülen kanla, emperyalizme karşı verilen mücadelenin ruhuyla ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için insanlığın olmazsa olmazı olan sorgulayıcı aklı ve pozitif bilimi esas alan, çağdaşlaşmanın önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışan <strong>Aydınlanma Devrimleri</strong> ile oluşturulmuştur ve asla değiştirilemez. Ama bu demek değildir ki; anayasamız daha demokratik hale getirilemez ve insan hak ve özgürlükleri genişletilemez. Ancak; iktidarın niyeti bu değil. 22 yıldır iktidarın demokrasi, özgürlükler, hak, hukuk, adalet, çağdaşlık, ekonomik kaynaklarımızın hakça bölüşümü ve iç barışımıza yönelik icraatları hakkındaki sicili çok kötü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/bu-iktidarin-ve-meclisin-yeni-anayasa-yapma-hakki-ve-yetkisi-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SISU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sisu/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sisu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 18:43:02 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21541</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;SISU&lt;/strong&gt; 17"></div>Geçen hafta; Finlandiya’nın Lahti kentindeydik. Nedeni ise; burada yapılan ve kızım Deniz Sinem’in de katıldığı Ironman yarışmalarıydı. Yüzme, bisiklet ve koşu sporlarının peşi sıra yapılmasıyla meydana gelen ve 3 branşın bir arada olduğu bir spor, Ironman. Bu yarışın bir Ironman 70.3 olarak adlandırılan yarım hali, bir de Ironman 140.6 olarak adlandırılan tamamı var. Bu yarışmanın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçen hafta; <strong>Finlandiya</strong>’nın <strong>Lahti</strong> kentindeydik. Nedeni ise; burada yapılan ve kızım <strong>Deniz Sinem</strong>’in de katıldığı <strong>Ironman</strong> yarışmalarıydı. Yüzme, bisiklet ve koşu sporlarının peşi sıra yapılmasıyla meydana gelen ve 3 branşın bir arada olduğu bir spor, <strong>Ironman</strong>. Bu yarışın bir <strong>Ironman 70.3</strong> olarak adlandırılan yarım hali, bir de <strong>Ironman 140.6</strong> olarak adlandırılan tamamı var.</p>



<p>Bu yarışmanın<strong> Ironman 140.6</strong> ismini alması; yarışın başından sonuna toplam mesafesinin 140 mil, yani yaklaşık 225 km olmasından, aynı şekilde diğerinin adının da <strong>Ironman 70.3 </strong>olmasının sebebi; mesafesinin 70 mil, yani 113 km olmasından kaynaklanıyor. <strong>Laht</strong><strong>i</strong>’de benim izlediğim yarış; <strong>Ironman 70.3</strong>’tü. Sporcular; ilk olarak <strong>Vesijärvi Gölü</strong>’nde 1,9 km yüzerek başladılar, arkasından hiç ara vermeden ormanların ve göllerin arasında 90 km bisiklet üzerinde pedal bastılar ve yine hiç ara vermeden 21.1 km koşarak yarışmayı tamamladılar. Toplam olarak 113 km’lik, insan vücudunun tüm sınırlarını sonuna dek zorlayan bu yarışmada bitiş çizgisini geçebilmek dahi başlı başına bir başarı olarak kabul ediliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1200" height="630" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image.png" alt="image" class="wp-image-21543" title="&lt;strong&gt;SISU&lt;/strong&gt; 18" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image.png 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-768x403.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p><strong>Cesaret ve İç Güç</strong></p>



<p><strong>Lahti’</strong>de düzenlenen bu önemli dünya şampiyonasına 115 ülkeden 6 bin 200 sporcu katıldı. İlk gün kadınlar, ikinci gün erkekler olmak üzere, yaş gruplarının en iyi amatör sporcuları profesyonellerle birlikte yarıştı. <strong>Lahti’</strong>deki bu yarışmanın mottosu <strong>“Sisu” </strong>idi. <strong>Motto</strong>; yabancı bir kelime ama <strong>Türkçe</strong> de dahil birçok dilde kullanılıyor. Anlamını ise; bir kişinin, kurumun veya organizasyonun felsefesini belirleyen kısa söz veya özdeyiş olarak ifade edebiliriz.</p>



<p><strong>Fince “Sisu”</strong>; zorluklar karşısında insanüstü bir cesaret, azim ve kararlılığın ötesini anlatan ve insanın içinde bulunan ama ortaya çıkarılması kolay olmayan mistik bir gücü anlatmaya çalışan bir yaşam felsefesi. Etimolojik olarak da <strong>“iç”</strong> anlamına gelen kök sözcüğünden geliyor. Bu nedenle <strong>“Sisu”</strong>; <strong>&nbsp;“cesaret”</strong> ve <strong>“iç güç” </strong>olarak tanımlanıyor. Gerçekten de doğru bir motto seçmişler. 113 km’lik böyle zorlu bir parkur; ancak <strong>“Sisu”</strong> olarak adlandırılabilecek bir iç güçle bitirilebilir.</p>



<p><strong>Bu İç Gücü Atatürk Ortaya Çıkardı</strong></p>



<p><strong>“Sisu”</strong> kelimesinin ne zaman ortaya çıktığına dair farklı anlatımlar olsa da <strong>Finlandiyalılar</strong>;<strong> İkinci Dünya Savaşı</strong>’nda bağımsızlıklarını koruyabilmelerini <strong>“Sisu” </strong>dedikleri bu iç güce bağlıyorlar. Savaşta her bakımdan kendilerinden üstün <strong>Sovyetler Birliği</strong>’ne karşı kazanabilmelerini bu yaşam felsefesine borçlu olduklarını söylüyorlar. Bu felsefenin özünde; her birimizde göründüğünden daha fazla güç olduğu fikri var. <strong>“Sisu” </strong>araştırmacısı ve sosyal aktivist <strong>Emilia Lahti</strong>; <strong>“</strong><strong>Sisu; sebatın ve cesaretin bittiği yerde başlar. Bireyin zihinsel veya fiziksel kapasitesinin sınırlarına ulaştıktan sonra gelen, zihinsel dayanıklılığın&nbsp;ikinci rüzgarıdır”</strong> diyor.</p>



<p><strong>Birinci Dünya Savaşı</strong> sonunda yenilen, teslim olan, önemli merkezleri işgal edilen, orduları dağıtılan, küçük bir coğrafyada yaşamaya mahkum edilen, onuru ayaklar altına alınan ve yokluklar içinde bulunan bir toplumun ayağa kalkarak <strong>Kurtuluş Savaşını</strong> yapması da ancak <strong>Finlerin “Sisu”</strong> dedikleri bu esrarengiz iç güçle başarılabilirdi. Bu iç gücü ortaya çıkaran ve buna liderlik eden <strong>Gazi Mustafa Kemal Atatürk</strong>’ü, en büyük eserim dediği Cumhuriyetin 100.yılında bir defa daha saygı ve minnetle anıyorum.</p>



<p><strong>Beyaz Zambaklar Ülkesinde &nbsp;</strong></p>



<p><strong>Finlandiya</strong>; 340 bin km’lik yüzölçümü ve 5,5 milyonu biraz aşan nüfusu ile harika bir ülke. Adeta bir cennet gibi ama bu cenneti kendileri yaratmışlar. Özgürlükler ülkesi; yeter ki başkalarının özgürlük alanlarını ihlal etme. Dünyadaki mutluluk ve huzur sıralamasını ölçmek için her yıl <strong>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı</strong> tarafından yayınlanan <strong>Dünya Mutluluk Raporu</strong><strong>na</strong> göre <strong>Finlandiya</strong>; 2023 de dahil, son altı yıldır dünyanın en mutlu ülkesi. <strong>Finlandiya </strong>halkının mutlu olmasının birçok nedeni var. Eğitimin çoğunlukla ücretsiz olması, sağlık hizmetlerinin kalitesi, eşitliği ve hatta bu alanda dünyanın en iyi yedi ülkesinden birisi olması, kamu sağlığı hizmetlerinin mali durumunuza bakılmaksızın herkese açık olması, çalışanların ücretlerinin yeterliliği ve tatile çıkma imkanları bu nedenlerden sadece bazıları.</p>



<p>Evet, bu cenneti kendileri yaratmış. Okumanızı da tavsiye edeceğim <strong>Grigory Petrov</strong>; <strong>“Beyaz Zambaklar Ülkesinde”</strong> adlı kitabında 1800’lerin son döneminde <strong>Finlandiya</strong> halkının içinde bulunduğu durumu, yoksulluğu, cehaleti, ülke doğasının sadece bataklıklardan ve kayalardan oluştuğunu ve bir grup<strong> Fin </strong>aydının önderliğinde bu durumdan kurtulmak, modernleşmek ve kalkınmak için tüm insanlığa örnek olacak şekilde verilen mücadeleyi anlatıyor. Kitap, adeta ders verir nitelikte yazılmış. Okuduğunuzda size kendi yaşamınızı, anlamınızı ve ülkenizin durumunu sorgulatan, düşünmeye ve harekete geçmeye tetikleyen bir eser. <strong>Petrov</strong>, eserinde <strong>Finlandiya</strong>’nın <strong>Rusya</strong>’ya karşı verdiği mücadeleyi de tüm yönleriyle ele alıyor. Kitap;&nbsp;bataklık bir bölgenin, üzerinde beyaz zambakların açtığı güzel bir alana dönüştürülmesini hem gerçek hem de sembolik yönüyle anlatıyor.</p>



<p><strong>Atatürk</strong> bu kitabı okuduğunda, <strong>Finlandiya</strong>’nın bu destansı başarısına tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkemizdeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. <strong>Atatürk</strong>’ün <strong>Cumhuriyet</strong> ve arkasından <strong>Aydınlanma Devrimleri</strong> ile başlattığı süreç de buydu esasında. Çok mesafede kat edildi ama tamamlanamadı. Ömrü vefa etmedi ne yazık ki. Daha da kötüsü; bugün <strong>Türkiye</strong> tam tersi bir rotada seyrediyor.</p>



<p><strong>Mutluluk Farkı&nbsp; &nbsp;</strong></p>



<p>Bugün dünyanın en mutlu ve huzurlu ülkesi olan <strong>Finlandiya</strong>’da nüfusuna göre yüzde 10 oranında sığınmacı olsa; ülkede huzur kalmaz, suç oranı artar, ırkçılık ve sosyal gerilim yükselir, ekonomi kötüleşir, demografi yıllara sari olarak her geçen zaman diliminde daha da bozulur, mutlulukları yok olur ve ülke cennet iken cehenneme döner. Bu farkındalık içinde olan <strong>Finlandiya</strong><strong>lı</strong> siyasetçiler ülkelerini koruyorlar. Kısıtlı sayıda mülteci alıyorlar ve vatandaşlık için en az 4-5 yıl <strong>Finlandiya</strong>’da ikamet etme zorunluluğu var. Ülkelerinin pasaportunu parayla satmıyorlar ve askerleri de sınırlarını koruyor.</p>



<p><strong>Türkiye</strong>’nin sığınmacılarla birlikte nüfusu 100 milyonu aştı ama Gayrisafi Yurt İçi Hasılası(GSYİH) 845 milyar ABD Doları, kişi başına düşen milli geliri ise 10 bin ABD Doları. <strong>Finlandiya</strong>’nın ise 5,5 milyon nüfusuyla Gayrisafi Yurt İçi Hasılasının 302 milyar ABD Doları ve kişi başına milli gelirinin de 61 bin ABD Doları olduğunu göz önüne aldığımızda, iki ülke arasındaki refah farkı kolayca ortaya çıkıyor. Bu da yolda gördüğünüz insanların güler yüzlü, huzurlu ve mutlu olmasını etkiliyor. Tabii ki tek başına ekonomi mutluluk için yeterli değil. Bunun üstüne demokrasi, özgürlükler, hukuk, eşitlik, insanların kendilerini geliştirebilme imkanları eklendiğinde; <strong>Finlandiya</strong> dünyanın en mutlu ülkeleri sıralamasında birinci, <strong>Türkiye</strong> ise 2023 raporuna göre 137 ülke arasında 106. sırada yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/sisu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RUSYA’DAN KUŞATMAYI YARMA OPERASYONU VE AFRİKA’DAKİ VEKALET SAVAŞLARI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/rusyadan-kusatmayi-yarma-operasyonu-ve-afrikadaki-vekalet-savaslari/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/rusyadan-kusatmayi-yarma-operasyonu-ve-afrikadaki-vekalet-savaslari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 20:34:53 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21502</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;RUSYA’DAN KUŞATMAYI YARMA OPERASYONU VE AFRİKA’DAKİ VEKALET SAVAŞLARI&lt;/strong&gt; 19"></div>Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 18’inci ayı içindeyiz. Daha ilk ayı içindeyken bunun bir vekalet savaşı olduğunu ve uzun soluklu olacağını bu köşede yazmıştık.O zaman da demiştik ki; ABD istemedikçe bu savaş bitmez ve bitmeyecek de. Birinci Soğuk Savaş (1947-1990), kapitalist ideolojiye sahip ABD liderliğindeki Batı ile sosyalist ideolojiye sahip Sovyetler Birliği arasında yapıldı. Sonuçta Batı kazandı ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Rusya-Ukrayna Savaşı</strong>’nın 18’inci ayı içindeyiz. Daha ilk ayı içindeyken bunun bir vekalet savaşı olduğunu ve uzun soluklu olacağını bu köşede yazmıştık.O zaman da demiştik ki;<strong> ABD</strong> istemedikçe bu savaş bitmez ve bitmeyecek de. <strong>Birinci Soğuk Savaş </strong>(1947-1990), kapitalist ideolojiye sahip <strong>ABD</strong> liderliğindeki <strong>Batı</strong> ile sosyalist ideolojiye sahip <strong>Sovyetler Birliği</strong> arasında yapıldı. Sonuçta <strong>Batı </strong>kazandı ve <strong>Sovyetler Birliği</strong> çözüldü. Halen içinde olduğumuz <strong>İkinci Soğuk Savaş</strong> da <strong>Batı</strong> ve <strong>Doğu</strong> arasında sürüyor. Ama buradaki <strong>“Batı” </strong>ifadesi, coğrafi bir kavram değil. Örneğin; <strong>Japonya</strong> ve <strong>Kore</strong>, coğrafi olarak doğudadır ama <strong>Batı</strong>’nın değerler sistemi içindedir. Şimdiki <strong>“Doğu”</strong> kavramının içinde ise <strong>Rusya, Çin</strong> ve <strong>ABD</strong> hegemonyasına direnenler var, <strong>İran </strong>gibi. <strong>ABD</strong>; <strong>NATO</strong>’yu, <strong>Avrupa</strong>’yı ve tüm <strong>Batı</strong>’yı farklı yöntemlerle zorlayarak, ikna ederek ve arkasına alarak <strong>Rusya</strong>’yı askeri, siyasi ve ekonomik olarak kuşatmakta ve dünyadan tecrit etmeye çalışmaktadır. Uzun soluklu olması planlanan bu savaşa <strong>Rusya</strong>’nın ne kadar dayanabileceği ise savaşa devam edebilme azmine, başarısına ve kuşatmayı yarabilme becerisine bağlıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/RUSYA-UKRAYNA-1.jpg" alt="RUSYA UKRAYNA 1" class="wp-image-16818" width="806" height="424" title="&lt;strong&gt;RUSYA’DAN KUŞATMAYI YARMA OPERASYONU VE AFRİKA’DAKİ VEKALET SAVAŞLARI&lt;/strong&gt; 20"></figure>



<p>Şimdiye kadar bu savaşın tek kazananı <strong>ABD</strong> olsa da özellikle <strong>Avrupa</strong> açısından işler iyi gitmiyor ve <strong>Avrupa</strong> bu savaştan çok zarar görüyor. Hayat pahalılığı, yükselen enerji fiyatları, enflasyon, ekonomide daralma, <strong>Ukraynalı</strong> sığınmacılar, artan işsizlik, özellikle <strong>Almanya</strong> için kaybedilen <strong>Rus</strong> doğal gazı ve <strong>Rusya</strong> pazarı, kitlelerde savaşa karşı oluşan tepkiler, <strong>Avrupa </strong>açısından görülen zararların sadece bazıları. Bu mücadele; birbirinin parmağını ısıran hasımlardan hangisinin daha önce pes edeceği beklentisi gibi. <strong>Avrupa</strong> pes ederse, <strong>ABD</strong> de savaşı bitirmek zorunda kalabilir. Bu arada savaşacak <strong>Ukraynalı </strong>bulabilmek de zaman içinde sorun olabilir.</p>



<p><strong>Küresel Güney</strong></p>



<p><strong>Rusya</strong>; bu kuşatmayı yakın coğrafyadan, hem de bir <strong>NATO</strong> üyesi olan <strong>Türkiye</strong> ile yardı. <strong>Türkiye</strong>’nin jeopolitik konumu, <strong>Rusya</strong>’ya olan enerji bağımlılığı, savaş öncesi <strong>Erdoğan</strong>’ın <strong>Batı</strong> tarafından tecrit edildiği dönemde <strong>Putin</strong>’in <strong>Erdoğan</strong> ve <strong>Türkiye</strong>’ye yönelik doğru hamleleri; savaşın başından bugüne kadar <strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Rusya</strong> için nefes borusu olma sonucunu doğurdu. <strong>Çin</strong> ve<strong> İran </strong>da <strong>Rusya</strong>’nın kendine yönelik kuşatmayı yarabildiği ve destek aldığı coğrafyalar.</p>



<p><strong>Rusya-Ukrayna</strong> savaşının başlamasından bu yana <strong>Küresel Güney</strong>,<strong> ABD</strong>’nin <strong>Rusya</strong> karşıtı politikalarını ve ekonomik ambargolarını destekleme konusunda isteksiz davrandı. <strong>Küresel Güney</strong>; <strong>Birinci Soğuk Savaş</strong> (1947-1990) sonrası meydana gelen <strong>ABD</strong> tek kutupluluğunun ortaya çıkardığı bir kavram. <strong>“Küresel Kuzey” </strong>ve<strong> “Küresel Güney”</strong> de aynen geçmişteki <strong>“Batı” ve “Doğu” </strong>gibi coğrafi değil, daha çok politik ve ekonomik anlamı olan kavramlar. <strong>Küresel Güney</strong> üç ana bölgeyi kapsar; <strong>Asya, Afrika</strong> ve <strong>Güney Amerika</strong>. <strong>Avrupa</strong> refahının çoğu, yüzyıllardır <strong>Küresel Güney</strong>’in yağmalanmasından ve sömürülmesinden elde edilmiştir. <strong>Avustralya</strong> ve <strong>Yeni Zelanda</strong> ise güney yarım kürede olmasına rağmen, <strong>Küresel Kuzey</strong> kavramı içindedir. Günümüzde, <strong>Küresel Güney</strong> sorgusuz sualsiz <strong>ABD’</strong>yi desteklemiyor. Bu eğilim dünya çok kutupluluğa doğru evirilirken, daha da güçleniyor. <strong>ABD</strong> hegemonyasının zayıflaması ise <strong>Küresel Güney</strong> ülkelerinin farklı jeopolitik ve ekonomik seçeneklerini keşfetmelerine ve çeşitlendirmelerine yol açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1199" height="674" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/ABD-1.jpg" alt="ABD 1" class="wp-image-17590" title="&lt;strong&gt;RUSYA’DAN KUŞATMAYI YARMA OPERASYONU VE AFRİKA’DAKİ VEKALET SAVAŞLARI&lt;/strong&gt; 21" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/ABD-1.jpg 1199w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/ABD-1-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1199px) 100vw, 1199px" /></figure>



<p><strong>Afrika Varlık İçinde Yokluk Çekiyor</strong></p>



<p><strong>Afrika</strong>,<strong> Rusya</strong>’nın kendisine yönelik kuşatma ve tecridi yarmaya çalıştığı çok önemli bir coğrafya. <strong>Afrika</strong>’nın <strong>Rusya</strong> için elverişli bir coğrafya olabilmesinin nedeni; burada <strong>Batı</strong>’nın sicilinin kötü ve bagajının dolu olmasıdır. <strong>Fransa</strong> başta olmak üzere, buradaki sömürge güçleri sömürge döneminin kapanmasından sonra bile ekonomik kontrolü elde tutarak kıtayı sömürmeye devam etmişler. Fransa’nın elektrik enerjisinin yüzde 70’i nükleer santrallerden geliyor. Bu tesisleri çalıştırmak için gerekli uranyumun yüzde 20’si ise <strong>Nijer</strong>’den alınıyor ama <strong>Nijer</strong>’in sadece yüzde 15’inin elektrik şebekesine erişimi var.</p>



<p><strong>Nijer</strong>,<strong> Avrupa</strong>’da kullanılan uranyumun dörtte birini sağlıyor. <strong>Nijer</strong>, kömür ve altın gibi madenler de dahil, maden kaynakları açısından da çok zengin. Ama ülke yoksullukla boğuşuyor. <strong>Afrika</strong>,dünyadaki maden zenginliğinin yüzde 30’una ev sahipliği yapıyor. Yine <strong>Afrika</strong>, dünya elmas üretiminin yüzde 65’ine, altının yüzde 40’ına, petrolün yüzde 12’sine ve doğal gazın 8’sine sahip ama yoksul!&nbsp;</p>



<p><strong>Darbeciler Darbecilere Destek Veriyor</strong></p>



<p>26 Temmuz 2023’de <strong>Nijer’</strong>de yapılan darbe sonrasında <strong>Batı</strong>, bütçenin yüzde 40’ını oluşturan ve insani gerekçelerle yapılan yardımı kesti. Çünkü devrik lider <strong>Bazoum</strong>, <strong>Batı</strong>’nın müttefikiydi. <strong>Batı Afrika Devletleri Topluluğu </strong>(ECOWAS); devrik <strong>Cumhurbaşkanı </strong><strong>Muhammed Bazoum</strong>’u yeniden iktidara getirmek için güç kullanmayı planlıyor ve toplantılar düzenliyor. <strong>Batı Afrika Devletler Topluluğu</strong>’nun arkasında ise <strong>Çin</strong> ve <strong>Rusya</strong>’nın kıtaya nüfuz etmesini engellemeye çalışan <strong>Batı</strong> var.</p>



<p><strong>Mali </strong>ve <strong>Burkina Faso</strong>,<strong> Nijer</strong>’e yapılacak müdahaleyi kendileri için savaş ilanı sayacaklarını duyurdu. <strong>Mali</strong>’de 18 Ağustos 2020’de ve <strong>Burkina Faso</strong>’da 30 Eylül 2022’de darbe yapılmıştı. Her iki darbenin de <strong>Fransa</strong> ve <strong>ABD</strong>’nin yeni sömürgecilik anlayışına karşı yapıldığı ifade ediliyor. Yani emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı halkın desteğini alan askeri darbelerdi. Şimdi ise darbeciler darbecilere destek veriyor ama itici güç; sömürgecilik karşıtlığı. <strong>Nijer’</strong>e müdahale <strong>Pandora</strong>’nın kutusunu açabilir ve kıtada tam bir <strong>Batı</strong> karşıtlığının ve savaşın fitilini yakabilir.</p>



<p><strong>Fransa Dışarı, Rusya İçeri!</strong></p>



<p>Bir zamanlar <strong>Afrika</strong>’nın yüzde 35’ini yöneten ve sömüren <strong>Fransa Afrika</strong>’da gittikçe geriliyor, ticareti azalıyor, askeri varlığı zayıflıyor, hatta bazı yerlerinde <strong>Fransızca</strong> bile yasaklanmaya çalışılıyor. Ama <strong>Çin Afrika</strong>’da gittikçe yayılıyor. <strong>Rusya</strong> da <strong>Afrika</strong>’da etkinliğini arttırmaya ve kendisine yönelik kuşatmayı bu bölgelerden yarmaya çalışıyor. <strong>Çin</strong> ve <strong>Rusya</strong>’nın en büyük şansı; <strong>Batı</strong> gibi bu kıtada sömürgecilik geçmişlerinin olmaması. <strong>Rusya</strong>,geçmişte <strong>Sovyetler Birliği’</strong>ninyaptığını yapmaya çalışıyor; tahıl yardımı, hibe, borçları silme, askeri eğitim ve işbirliği, radikal <strong>İslami</strong> terör örgütlerine karşı eğitim ve ortak mücadele, silah satışı ve enerji işbirliği gibi. <strong>Sovyetler Birliği</strong> de <strong>Afrika</strong> ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanma sürecinde ekonomik, siyasi ve askeri destek vermiş, alt yapı desteği için teknik personel göndermiş ve binlerce <strong>Afrikalı</strong> öğrenciye burs vererek <strong>Sovyetler Birliği</strong>’nde okumalarına imkan sağlamıştı.</p>



<p><strong>Mali, Burkina Faso</strong> ve <strong>Nijer</strong>’deki darbeler de <strong>Rusya</strong>’ya yaradı. <strong>Fransızlardan</strong> boşalan üslere şimdi <strong>Wagner</strong> yerleşiyor. <strong>Nijer</strong>’de darbeyi destekleyen göstericiler, <strong>Rus</strong> bayrağı açıyor. <strong>Wagner</strong>’in <strong>Ukrayna</strong>’da rolü azalsa da <strong>Afrika</strong>’daki rolü artıyor<strong>. </strong>Ayrıca; askeri eğitim veren, liderlere ve enerji tesislerine koruma sağlayan başka <strong>Rus</strong> güvenlik şirketleri de var <strong>Afrika</strong>’da.</p>



<p><strong>Sömürgecilikten Kurtulma Hareketi</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1060" height="663" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-19-edited.png" alt="image 19 edited" class="wp-image-21506" title="&lt;strong&gt;RUSYA’DAN KUŞATMAYI YARMA OPERASYONU VE AFRİKA’DAKİ VEKALET SAVAŞLARI&lt;/strong&gt; 22" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-19-edited.png 1060w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-19-edited-768x480.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1060px) 100vw, 1060px" /></figure>



<p>Geçen ay (27-28 Temmuz 2023), <strong>St. Petersburg</strong>’da ikinci <strong>Afrika-Rusya Zirvesi</strong> düzenlendi. İlki, 2019’da <strong>Soçi</strong>’de düzenlenmişti. <strong>Wagner</strong>’in lideri olan, kısa bir süre önce <strong>Moskova</strong>’ya karşı başarısız bir başkaldırı yapan, bu olaydan sonra da ortalıkta pek gözükmeyen ama <strong>Nijer</strong>’de yapılan darbe için <strong>“Sömürgecilerden kurtulma hareketidir”</strong> şeklinde bir açıklama yapan <strong>Prigojin</strong>’i,<strong> St. Petersburg</strong>’da <strong>Afrikalı </strong>liderleri karşılarken gördük.<strong> Afrikalı</strong> liderler de geçtiğimiz Haziran’da <strong>Rusya-Ukrayna Savaşı</strong>’nın sona erdirilmesi için 10 maddeden oluşan bir öneri paketi sunmuştu.</p>



<p><strong>Fransa </strong>ve<strong> ABD</strong> başta olmak üzere<strong> Batı</strong>’nındesteklediği<strong> Batı Afrika Devletler Topluluğu</strong> eğer <strong>Nijer</strong>’e müdahale ederse; <strong>Mali </strong>ve <strong>Burkina Faso Wagner</strong>’in desteğinde savaş başlar, kısa sürede yayılır ve bu <strong>Afrika</strong>’da yeni sömürgecilik hamlesi olarak algılanır. Bu hamle; aynı zamanda <strong>Rusya </strong>ile <strong>Afrika</strong>’da sıcak bir vekalet savaşının önünü açar. <strong>Afrikalıların</strong> bir sözü var: <strong>“Kendi isyanının sorumluluğunu almayan bir köle acınmayı hak etmez!”</strong></p>



<p><strong>Aşkın Zengin Akkuş’un Dark İstanbul Yayınları</strong>’ndan yeni çıkan <strong>“Kutsal Günah” </strong>adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/rusyadan-kusatmayi-yarma-operasyonu-ve-afrikadaki-vekalet-savaslari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>III. DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN VE NEREDE BAŞLAR</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/iii-dunya-savasi-ne-zaman-ve-nerede-baslar/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/iii-dunya-savasi-ne-zaman-ve-nerede-baslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2023 16:07:20 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21447</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;III. DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN VE NEREDE BAŞLAR&lt;/strong&gt; 23"></div>NATO, 11 Temmuz 2023’de 90 maddelik Vilnius Bildirisi’ni&#160;yayınladı. Bildiride özetle; “savaşa devam edilecek” deniyordu. Ayrıca bildiride, daha önce 2008 Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna’ya verilen NATO üyeliği taahhüdünün yinelendiğinin de altı çizilerek; “Ukrayna&#8217;nın kendi güvenlik düzenlemelerini seçme hakkını tamamen destekliyoruz. Ukrayna&#8217;nın geleceği NATO&#8217;dadır” ifadesi de yer alıyordu. NATO Zirvesi sonunda ise 31 ülke liderinin yaptığı açıklamada; Ukrayna&#8217;ya&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>NATO, 11 Temmuz 2023’de 90 maddelik Vilnius Bildirisi’ni&nbsp;yayınladı. Bildiride özetle; “savaşa devam edilecek” deniyordu. Ayrıca bildiride, daha önce 2008 Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna’ya verilen NATO üyeliği taahhüdünün yinelendiğinin de altı çizilerek; “Ukrayna&#8217;nın kendi güvenlik düzenlemelerini seçme hakkını tamamen destekliyoruz. Ukrayna&#8217;nın geleceği NATO&#8217;dadır” ifadesi de yer alıyordu.</p>



<p>NATO Zirvesi sonunda ise 31 ülke liderinin yaptığı açıklamada; Ukrayna&#8217;ya NATO&#8217;ya katılma daveti teklifi yapılmasının kabul edildiği ama Ukrayna&#8217;nın buna hazır olmadığı konusundan bahsedilerek; “Tüm müttefik ülkeler kabul ettiğinde ve Ukrayna katılmak için koşulları yerine getirdiğinde davet alacak” deniyordu. Sonuç olarak; katılımın nasıl ve ne zaman olacağı hala belirsiz.</p>



<p>Belli ki; Ukrayna’yı oyalıyorlar ama savaşa da devam etmesi için motive etmeye çalışıyorlar. Çünkü, Ukrayna&#8217;nın NATO&#8217;ya girmesi demek; NATO-Rusya Savaşı demek ve bu da aynı zamanda nükleer silahların da kaçınılmaz olarak kullanılacağı III. Dünya Savaşı demektir. Avrupa, özellikle de Almanya ve Fransa ikilisi; Ukrayna’nın NATO’ya girmesine asla yeşil ışık yakmaz. Gerçi bu safhada Ukrayna’nın NATO’ya dahil olmasını ABD de istemez ve istemiyor da. Çünkü ABD’nin hedefi ve çıkarları küresel bir sıcak savaştan yana değil. Hedefi; geçmişte kendisinin öncülüğünü yaptığı, fakat kendi yararına çalışmayan ve Çin’in yükselişini tetikleyen küreselleşmeyi iyice terk etmek ve bu maksatla Donald Trump döneminde başlatılmış olan II. Soğuk Savaşı daha da tırmandırarak Rusya ile uzun soluklu bir yıpratma savaşı yapmaktır.</p>



<p><strong>Şimdilik Tek Kazanan Amerika</strong></p>



<p>Ukrayna&#8217;nın görünür bir gelecekte NATO&#8217;ya katılması mümkün değil. Rusya&#8217;nın Vilnius’ta yapılan NATO Zirvesi sonuç bildirisindeki şartları karşılaması da söz konusu değil. Bu nedenle; savaş devam edecektir. Geçen yıl, Ukrayna Savaşı başladığında da bu savaşın Sovyetler Birliği’nin Afganistan’da yaptığı savaş gibi uzun soluklu olacağını hem yazmış hem de ekranlarda anlatmıştım. Afganistan’daki savaş 9 yıl sürmüş ve Sovyetler Birliği çekildiğinde yaklaşık olarak 14500 askerini ve 450 savaş uçağını kaybetmişti. Ukrayna Savaşı ise başlayalı henüz 17 ay oluyor ama tablo Afganistan’a göre çok daha ağır. Ayrıca; Rusya için karşıdaki cephe de çok daha büyük. Bu savaş; çok önemli gelişmeler olmadığı sürece, en az 5 yıl daha sürer, hatta belki de daha fazla. ABD için muhtemel plan budur. Bu süre içinde Rusya’da iktidar ve rejim değişikliği olması da ABD’nin beklentileri arasında. Rusya için yıllarca savaş ekonomisini sürdürmek ister istemez halkta memnuniyetsizliklere ve kıpırdanmalara yol açabilir ve bunlar provoke edilebilir. Ayrıca; Rusya için savaşa katılacak eğitimli asker havuzunu büyütmek de sorun. Bu konuda epey sıkıntı yaşadılar. Bu maksatla askere alma yaş tavanını 27’den 30’a çıkaran yasayı daha yeni Rusya Parlamentosu’na getirdiler. Wagner gibi paralı askeri yapılanmalara, sorunlar yaşansa da bu nedenle ihtiyaç duyuluyor.</p>



<p>Tabii ki Batı’da ve özellikle Avrupa’da da işler iyiye gitmiyor. Hayat pahalılığı, yükselen enerji fiyatları, enflasyon, ekonomide daralma, Ukraynalı sığınmacılar, artan işsizlik, kitlelerde savaşa karşı tepki, Fransa’da yaşanan ve neredeyse bir iç savaş görüntüsü veren ayaklanmalar, Avrupa’nın ekonomik devi Almanya’nın Rus enerjisinden koparak, Rus pazarını kaybederek ve ABD enerjisine bağımlılığı kabul ederek adeta sanayisine büyük darbe vurması bunlardan sadece bazıları. Savaş uzarsa Avrupa’daki bu memnuniyetsizlik ve sorunlar daha da artarak sert toplumsal hareketlere neden olabilecektir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/NATO.webp" alt="NATO" class="wp-image-17588" width="812" height="406" title="&lt;strong&gt;III. DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN VE NEREDE BAŞLAR&lt;/strong&gt; 24" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/NATO.webp 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/NATO-768x385.webp 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/NATO-570x285.webp 570w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/05/NATO-370x185.webp 370w" sizes="auto, (max-width: 812px) 100vw, 812px" /></figure>



<p>Şimdilik, bu savaşın tek kazananı ABD. Tek bir askerini dahi kaybetmeden ve yaşamını riske atmadan küresel hedeflerine yönelik bir mücadeleyi sürdürüyor ve bu kapsamda hem Rusya ile savaşıyor hem de NATO ve Avrupa’yı kendi arkasında dizayn ediyor, NATO ülkelerinin savunma bütçelerinin arttırılmasını sağlıyor, kendi silah ve enerji sektörünü canlandırıyor, pazar payını yükseltiyor, NATO’nun Kuzey kanadına Finlandiya ve İsveç’in katılımı ile birlikte Baltık Denizi’nde de Rusya karşı olan kuşatmayı tamamlıyor.</p>



<p><strong>Zaman Çin’in Lehine İşliyor</strong></p>



<p>ABD şu ana kadar savaşın tek kazananı da olsa, küresel çapta hegemonyası zayıflıyor. Örneğin; Suriye’de istediklerini yapamadı, Ortadoğu’da farklı arayışlar var ve Çin boşluğu doldurmaya çalışıyor. ABD’nin geleneksel müttefiki olan Suudi Arabistan, Çin ile işbirliğini geliştiriyor. Kuşak-Yol Projesi, ABD’nin tüm muhalefetine rağmen ilerliyor. İran, tüm ambargolara karşın hala ayakta ve Körfez Ülkeleri; Katar ve BAE ile iyi ilişkiler geliştiriyor. Rusya ile Suudi Arabistan’ın enerji işbirliği de artarak devam ediyor. Hindistan söz dinlemiyor ve Rusya’dan silah almaya devam ediyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Sonuç olarak dünya; ister istemez çok kutupluluğa doğru eviriliyor ve bu kapsamda ABD dolarının saltanatına son verecek girişimler birbiri ardına geliyor. Tüm bu kayıplara rağmen ABD, küresel liderliğini ve hegemonyasını devam ettirebilmek adına bu mücadeleyi şimdi vermek zorunda olduğunu, yarının ise çok geç olacağını değerlendiriyor. Zaman, Çin’in lehine çalışıyor.</p>



<p>22 Temmuz 2022’de Türkiye’nin arabuluculuğu ile Rusya, Ukrayna ve BM “Tahıl Koridoru Anlaşması” imzaladılar. Bu anlaşmanın amacı; Odessa, Çornomorsk ve Yuzhne limanlarından, amonyak dahil olmak üzere, tahıl ve gıda maddeleri ve gübre ihracatı için güvenli seyrüseferi kolaylaştırmaktı. Bu anlaşmanın imzalandığı gün Rusya ile Birleşmiş Milletler (BM) Sekreterliği arasında Rus gıda ve gübre ürünlerinin satışının desteklenmesi ve dünya pazarlarına ulaştırılması için mutabakat zaptı da imzalandı. Bu anlaşmaların Ukrayna bölümü gerçekleşti. Rusya ise ambargolar, swift ve sigorta engelleri nedeniyle hiç tahıl ve gübre ihracatı yapamamıştı. Sonunda Rusya, tam bir yıl sonra, Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildi. Ayrıca Afrika’da, “Ukrayna tahılı alamadığı için insanlar ölüyor” söyleminin de doğru olmadığı ortaya çıktı. Çünkü bir yılda Ukrayna’dan ihraç edilen tahılın sadece yüzde 12’si Afrika’ya, yüzde 40’ı ise Avrupa’ya gönderilmişti.</p>



<p>Son gelişmeler de Rusya’nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesini provoke etmişti. Anlaşma zaten tek taraflı yürüyordu ve Rusya bacağı fiili olarak çalışmıyordu. ABD’nin Ukrayna’ya misket bombalarını vermesi ve kullanımı, Donbas Saldırısı, Kırım Köprüsü’nün vurulması, Erdoğan-Zelenski&nbsp;görüşmesi sonrasında Nazi Azov Taburu komutanlarının Ukrayna’ya iadesi gibi konular ve Erdoğan’ın da ABD baskısına dayanamayarak Vilnius NATO Zirvesi öncesi İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakması, Rusya’nın bu anlaşmadan çekilmesini tetikledi.</p>



<p><strong>Türkiye, Rusya İçin Nefes Borusu Oldu</strong></p>



<p>Türkiye, NATO’nun bir üyesi olmasına rağmen, Ukrayna Savaşı’nın başından itibaren nispeten tarafsız bir politika izlemeye çalıştı. Bunun başat nedenleri; Türkiye’nin jeopolitik konumunun yarattığı mecburiyet, Rusya’ya olan enerji bağımlılığı, ticari ilişkiler ve savaş öncesi Erdoğan’ın Batı tarafından tecrit edildiği dönemde Putin’in Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik doğru hamleleri ve desteğiydi. Bu yüzden Erdoğan yönetimindeki Türkiye, Ukrayna Savaşı süresince Rusya için adeta bir nefes borusu oldu. ABD, başlangıçta Türkiye’nin bu tavrından hoşnutsuzdu ve kontrollü tepkiler verdi. Ama zaman içinde Türkiye’nin bu rolünü ihtiyati olarak benimsedi. Çünkü hedef; uzun soluklu bir yıpratma savaşıydı. Rusya’nın kontrol edebildikleri kanaldan savaşı sürdürebilmesi için destekleniyor olması, yarın istendiğinde bu kanalın çeşitli yöntemlerle kapatılamayacağı anlamına gelmiyordu.</p>



<p>Rusya&#8217;nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra tahıl fiyatları bundan hemen etkilendi ve aynı gün sadece buğday, bir günde yüzde 8 fiyat artışına uğradı. Bu durumun devamının tahıl ve gıda fiyat arışlarını daha da olumsuz olarak etkileyeceği aşikar. 26 Temmuz 2023’de, NATO-Ukrayna Konseyi, Rusya&#8217;nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra bölgedeki güvenlik durumunu görüşmek üzere toplandı. Yapılan açıklamaların satır aralarından önümüzdeki günlerde Karadeniz&#8217;de suların ısınacağı anlaşılmaktadır. ABD ve NATO için şimdi sıra güneydeki kanatta ve Karadeniz’de. Bu nedenle özellikle bu gelişmeler ve ABD’nin Ukrayna Savaşı’na ve Karadeniz’e yönelik muhtemel hamleleri için çok dikkatli ve uyanık olunmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/02/ABD-USLERI-e1691251438422.webp" alt="ABD USLERI e1691251438422" class="wp-image-20243" width="812" height="440" title="&lt;strong&gt;III. DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN VE NEREDE BAŞLAR&lt;/strong&gt; 25" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/02/ABD-USLERI-e1691251438422.webp 1600w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/02/ABD-USLERI-e1691251438422-768x417.webp 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/02/ABD-USLERI-e1691251438422-1536x833.webp 1536w" sizes="auto, (max-width: 812px) 100vw, 812px" /></figure>



<p>Doğru olan hamle; Rusya ile anlaşmak ve Tahıl Koridoru Anlaşmasını, Rusya için olan bölümüne de işlerlik kazandırarak uzatmaktır. Yanlış hamle ise; Rusya&#8217;ya rağmen Ukrayna&#8217;dan tahıl ihracını güç kullanarak yapmaya çalışmaktır. Bu, Karadeniz’de savaş demektir. Bu nedenle Türkiye, güvenliği ve çıkarları için çok dikkatli olmalı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden asla taviz vermemeli ve kuzey komşusu olan Rusya ile kesinlikle cepheleşmemelidir.</p>



<p><strong>Türkiye’den Neler Talep Edebilirler?</strong></p>



<p>ABD ve NATO’nun Karadeniz’de muhtemelen olabilecek hamleleri ve Türkiye’den talepleri neler olabilir?</p>



<p><strong>Seçenek 1. </strong>NATO’nun Karadeniz’deki en büyük deniz gücüne sahip olan Türkiye’nin bir deniz görev grubu oluşturarak Ukrayna Limanlarından uluslararası pazarlara intikal ettirmek üzere İstanbul Boğazı’na yönelik tahıl taşıyan gemileri NATO’dan istihbarat desteği alarak Rus denizaltı, suüstü ve hava tehditlerine karşı koruması. Bu seçenek; Montrö Boğazlar Sözleşmesini delmez ama Türkiye’yi Rusya ile cepheleştirir ve deniz görev grubuna Rusya’nın müdahalesini tetikler. &nbsp;</p>



<p><strong>Seçenek 2. </strong>Türkiye liderliğinde Bulgaristan ve Romanya&#8217;dan müteşekkil bir deniz görev grubu ile Karadeniz&#8217;de Ukrayna limanlarından İstanbul Boğazına yönelik tahıl taşıyacak gemilere olası Rus denizaltı, suüstü ve hava tehdidine karşı koruma yapmak. Bu seçenek de Montrö Boğazlar Sözleşmesini delmez ama Türkiye’yi Rusya ile cepheleştirir ve deniz görev grubuna Rusya’nın müdahalesini tetikler.</p>



<p><strong>Seçenek3. </strong>Bir veya iki ABD uçak gemisini de ihtiva eden NATO deniz güçlerinden müteşekkil bir deniz görev grubu ile koruma yapmak. Böyle bir güce müdahale etmeyi Putin 100 kere düşünür. Çin’in onayını almak zorunda bile kalabilir. Kolay kolay karar verebileceği bir husus değil. Müdahale ederse kolayca ve süratle tırmanır ve III. Dünya Savaşı başlar. Müdahale etmez ise Putin biter. Bu seçenek; artık geriye dönülmez bir biçimde Montrö Boğazlar Sözleşmesini deler, kadük eder ve yeni bir sözleşme yapmayı gerektirir.</p>



<p><strong>Montrö, Savaşı Engeller</strong></p>



<p>Karadeniz, II. Dünya Savaşının bitiminden itibaren son yıllara kadar hep barış ve istikrar denizi olmuştur. Bu istikrar ve barış ortamının tesisinde hiç şüphe yok ki 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı iklimin önemi çok büyüktür. Birinci Soğuk Savaş (1947-1990) döneminin en zorlu günlerinde bile Karadeniz, iki süper gücü karşı karşıya getiren bir mücadeleye sahne olmamıştır. Bunda en büyük etken; Montrö Boğazlar Sözleşmesi, onun Karadeniz’in güvenliği için tesis ettiği ortam ve Türkiye’nin bunun üzerine inşa ettiği dengeli dış politikasıdır.</p>



<p>Eğer Birinci Soğuk savaş döneminde Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve onun kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine getirdiği kısıtlamalar olmasaydı; Karadeniz iki süper güç arasında karşılıklı olarak savaş gemilerinin yoğunlaştığı bir ortam haline gelir ve gerginliğin odak noktası olurdu. Böyle bir ortamda Türkiye, istese de dengeli bir dış politika izleyebilme imkanını elde edemezdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/Putin-Erdogan.jpg" alt="Putin Erdogan" class="wp-image-1861" width="811" height="406" title="&lt;strong&gt;III. DÜNYA SAVAŞI NE ZAMAN VE NEREDE BAŞLAR&lt;/strong&gt; 26" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/Putin-Erdogan.jpg 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/Putin-Erdogan-768x384.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/Putin-Erdogan-570x285.jpg 570w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/10/Putin-Erdogan-370x185.jpg 370w" sizes="auto, (max-width: 811px) 100vw, 811px" /></figure>



<p>Sonuç olarak Türkiye; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni deldirecek ve Karadeniz’i gerginlik ve çatışmaların odak noktası yapabilecek ve küresel savaşı tetikleyebilecek girişimlerden uzak olmalı, Rusya ile cepheleşecek ve çatışacak seçeneklerden kaçınmalı ve NATO’da ve uluslararası diğer platformlarda bölge tahılının Karadeniz yoluyla uluslararası pazara intikali için doğru seçeneğin Rusya ile anlaşmaktan geçtiğini ısrarla anlatmalıdır. Türkiye’nin ekonomik olarak zor durumda bulunması, acil sıcak para ihtiyacı ve Erdoğan’ın bugüne kadarki çizgisi güçlü bir direnç gösterilebileceği konusunda şüpheler yaratmaktadır.</p>



<p>Türkiye, Rusya-Türkiye doğal gaz boru hatlarının sabotaja karşı hassas durumda olduğunun bilincinde olmalı, bu maksatla kendi kıta sahanlığındaki doğalgaz çıkarma ve kıyıya ulaştırma alt yapısı da dahil olmak üzere sabotajlara karşı koruma planı yapmalı ve bu kapsamda havadan, su üstünden ve su altından keşif-gözetleme-karakol faaliyetleri icra ederek caydırıcı olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/iii-dunya-savasi-ne-zaman-ve-nerede-baslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>REUTERS İLE YUMUŞAK KARNIMIZA VURDULAR, VİLNİUS’TA SONUÇ ALDILAR!</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/reuters-ile-yumusak-karnimiza-vurdular-vilniusta-sonuc-aldilar/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/reuters-ile-yumusak-karnimiza-vurdular-vilniusta-sonuc-aldilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jul 2023 10:11:31 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21331</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;REUTERS İLE YUMUŞAK KARNIMIZA VURDULAR, VİLNİUS’TA SONUÇ ALDILAR!&lt;/strong&gt; 27"></div>İktidarın “U” dönüşlerinin ve zikzaklarının ne kadar baş döndürücü olduğu malumumuz ama şaşırmıyoruz ve şaşırmamalıyız. Çünkü iktidarın doğal zihniyeti bu! Peşinden gittiği hiçbir ilkesi ve değeri yok. Buna din de dahil. Siyasi çıkarları neyi gerektiriyorsa bugüne dek onu yaptı ve yapacak. Ayrıca gücünün sınırlarının da fakında. Daha büyük bir gücü görünce nerede ve ne zaman&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İktidarın <strong>“U”</strong> dönüşlerinin ve zikzaklarının ne kadar baş döndürücü olduğu malumumuz ama şaşırmıyoruz ve şaşırmamalıyız. Çünkü iktidarın doğal zihniyeti bu! Peşinden gittiği hiçbir ilkesi ve değeri yok. Buna din de dahil. Siyasi çıkarları neyi gerektiriyorsa bugüne dek onu yaptı ve yapacak. Ayrıca gücünün sınırlarının da fakında. Daha büyük bir gücü görünce nerede ve ne zaman çark edeceğini iyi biliyor. Ben asıl iktidarı her hal ve şartta desteklemek zorunda olan yandaşlarına ve medyasına acıyorum. Bu keskin dönüşlere yetişmek için nasıl kılıktan kılığa girdiklerini ve bir kaptan ötekine geçebilmek için nasıl çırpındıklarını görüyor ve onların adına üzülüyorum. Bırakın bizi, bu yaptıklarını yarın çocuklarına bile anlatamayacaklar ve bunun utancını yaşayacaklar. Bu yandaş davranış biçimi uzun dönemde ruhsal travmalar yaratır ve insanın karakterini olumsuz yönde etkiler.</p>



<p>Hatırlarsınız; eski<strong> ABD Başkanı Trump</strong>,görevde olduğu dönemde ülkemizdeki iktidara tehdit ve hakaretlerde bulunmuştu. Emin olun; sarf ettikleri sözler, mahalle kavgasında bile söylenmeyecek sözlerdi. Bunların hepsini sineye çektiler. Hatta <strong>Trump</strong>’ın hakaretamiz o vahim mektubunu da milletten sakladılar. Eğer mektubu <strong>Trump</strong> basına vermeseydi, bu durumdan haberimiz bile olmayacaktı. Ama tehdit başarılı oldu ve <strong>Trump Papazını</strong> aldı. <strong>Alman Şansölyesi Merkel</strong> de iktidarı elindeki kozlarla tehdit etti ve gazetecisini aldı. Bu olaylar tüm dünyaya en yüksek perdeden <strong>Türkiye</strong>’de yargının bağımsız olmadığını, aksine siyasi iktidarın tam kontrolü altında olduğunu gösterdi.</p>



<p><strong>Tehdit Eden Ödünü Alıyor</strong></p>



<p>Halen görevde olan <strong>ABD Başkanı Biden</strong>, iktidarla yaptığı kapalı görüşmede rica veya tehdit etti, <strong>ABD</strong> <strong>Afganistan</strong>’dan çekilirken, işbirliği yaptıkları <strong>Afganlar</strong> sığınmacı olarak ülkemize doluştu. <strong>İran</strong>’ı baştanbaşa geçerek <strong>Türkiye</strong>’ye akın akın gelen genç <strong>Afgan</strong> erkeklerinin buraya nasıl geldiğini ve <strong>İran</strong> sınırımızın nasıl kolayca aşıldığını hep beraber gördük. Son olarak; <strong>Vilnius</strong>’taki <strong>NATO Zirvesi</strong>’ne 15 gün kala, dünyanın en önde gelen medya kuruluşlarından olan <strong>Reuters</strong>’de<strong> “ABD ve İsveç&#8217;teki yolsuzlukla mücadele makamları, bir ABD şirketinin İsveç şubesinin, Erdoğan&#8217;ın oğluna Türkiye&#8217;de hakim bir pazar konumu elde etmesine yardım etmesi karşılığında rüşvet ödemeyi taahhüt ettiği iddia edilen bir şikayeti inceliyorlarmış” </strong>şeklinde bir haber çıktı. Bu haber hakkında <strong>Türkiye</strong>’den itiraz gelmesi sonrasında <strong>Reuters</strong>;<strong> “Haberimizin arkasındayız.” </strong>şeklinde bir açıklama yaptı. Yani; <strong>“Belgemiz var, boş konuşmuyoruz.”</strong> demek istiyorlardı. Esasında bu hamle; <strong>NATO Zirvesi </strong>öncesinde <strong>“İsveç’in NATO’ya katılımı için itirazını geri çek, yoksa karışmayız.”</strong> demekti ve yine gereği yapıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-18.png" alt="image 18" class="wp-image-21333" width="807" height="424" title="&lt;strong&gt;REUTERS İLE YUMUŞAK KARNIMIZA VURDULAR, VİLNİUS’TA SONUÇ ALDILAR!&lt;/strong&gt; 28"></figure>



<p>Bugün ülkemizi yöneten iktidarın <strong>Türkiy</strong>e’nin çıkarlarını ve güvenliğini koruyabilmesi iki nedenle mümkün değildir. Birinci nedeni; <strong>Türkiye</strong>’nin iflas ettirilmiş ve kolay kolay düzelme imkanı olmayan ekonomisidir. Ekonomi; bir ülke için en başta gelen beka sorunudur. Hatta ekonomi; tank, tüfek, savaş uçağı ve savaş gemisinden de önemlidir, bir ülkenin güvenliğini ve çıkarlarını korumak için. Ekonomisi bozulmuş ve iflas etmiş bir ülke; uzun dönemde güvenliğini ve çıkarlarını koruyamaz ve kolaylıkla çıkarları ve güvenliği hilafına ödünler verir ve/veya verdirilir.</p>



<p><strong>Halkını Kandırmak İçin Bize Sövebilirsin!</strong></p>



<p>Sorun sadece verilen bu ödünlerin halka nasıl yutturulacağı meselesidir. Bu kapsamda ödünü verdiren dış güçler; ödünü aldıkları iktidarı kendi halkının önünde zor durumda bırakmamak için yardımcı da olurlar. Hatta kitlesel tatmin için kendilerine sövülmesine ve meydan okunmasına bir dereceye kadar müsaade de ederler. Halkın kandırılmasında kullanılan en iyi argümanlar ise din ve milliyetçiliktir. Bir de elinizde otoriter devlet gücü ve medya varsa, sorun yok demektir.</p>



<p>Tabii ki ülkemizin ekonomisi düzeltilebilir. Ama popülist, keyfi, akıl ve bilim dışı uygulamalardan vazgeçerek, yolsuzlukları ve partizanlığı yok ederek, liyakati esas alarak, uzun vadeli yapısal reformlar yaparak ve en önemlisi de hukuku egemen kılarak ekonomiyi düzeltebilmek mümkündür. Ama bunları bu iktidar yapamaz.</p>



<p>İkinci neden ise iktidarın yaptıklarıyla <strong>Türkiye</strong>’nin adeta yumuşak karnı olması. <strong>Suriye</strong>’deki icraatları, <strong>ABD</strong>’de devam eden <strong>Halk Bankası</strong> davası, <strong>Zarrab</strong> olayı, yurt dışındaki mal varlıkları hakkındaki iddialar gibi konular; iktidarın kolayca esir alınabileceği ve şantaja uğratılabileceği alanlardan bazıları. En son örneğini de <strong>Reuters</strong>’in yumuşak karından vuruşu ve <strong>İsveç</strong>’le ilgili alınan sonuçla gördük.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/reuters-ile-yumusak-karnimiza-vurdular-vilniusta-sonuc-aldilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN 28 MAYIS’TA SEÇİMİ KAZANMASI İÇİN NE YAPMASI LAZIM?</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/kemal-kilicdaroglunun-28-mayista-secimi-kazanmasi-icin-ne-yapmasi-lazim/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/kemal-kilicdaroglunun-28-mayista-secimi-kazanmasi-icin-ne-yapmasi-lazim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 14:12:35 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=20938</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN 28 MAYIS’TA SEÇİMİ KAZANMASI İÇİN NE YAPMASI LAZIM? 29"></div>İktidar seçim stratejisini; Cumhurbaşkanlığı Seçimini ilk turda kazanamayacağını öngördüğünden ikinci tura taşımak için seçim kampanyasını; CHP başta olmak üzere Millet İttifakını FETÖ ve HDP/PKK üzerinden terörle işbirliği yaptığı, ABD’nin de muhalefete destek vererek Sayın Erdoğan’ı devirmeye çalıştığı algısı ve milliyetçi-dini değerleri öne çıkaran söylemler üzerinden yönetti, bu şekilde muhalefeti ötekileştirdi, düşmanlaştırdı. Anlatabileceği başka bir başarı hikayesi de kalmadığından TSK’yı ve savunma sanayii projelerini çok iyi kullandı. Siyasetin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İktidar seçim stratejisini; <strong>Cumhurbaşkanlığı Seçimini</strong> ilk turda kazanamayacağını öngördüğünden ikinci tura taşımak için seçim kampanyasını; <strong>CHP</strong> başta olmak üzere <strong>Millet İttifakını</strong> <strong>FETÖ</strong> ve <strong>HDP/PKK</strong> üzerinden terörle işbirliği yaptığı, <strong>ABD</strong>’nin de muhalefete destek vererek Sayın <strong>Erdoğan</strong>’ı devirmeye çalıştığı algısı ve milliyetçi-dini değerleri öne çıkaran söylemler üzerinden yönetti, bu şekilde muhalefeti ötekileştirdi, düşmanlaştırdı. Anlatabileceği başka bir başarı hikayesi de kalmadığından <strong>TSK</strong>’yı ve savunma sanayii projelerini çok iyi kullandı.</p>



<p>Siyasetin aslında bir güven alışverişi olduğu, 14 Mayıs’a kadarki propaganda süreci bir reklamcının yaratıcı vizyonunu yansıtsa da bir liderin güven sunumunun epey gerisinde kalması nedeni ile -özellikle deprem bölgesinde- esas talebi güven olan halkın bu talebi yeterince karşılanmamıştır. Güvensizliğin nedeni ise; iktidarın deprem bölgesine yönelik söylemlerindeki ana bileşenin&nbsp;<strong>“salt yoğun vaat”</strong>&nbsp;olmasıdır.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Sanılanın aksine; son dönemde ortaya çıkan&nbsp;<strong>Ali Yeşildağ</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Muhammed Yakut</strong>&nbsp;gibi kişiler, söyledikleriyle iktidar lehine bir mağduriyet yarattı.</p>



<p><strong>Millet İttifakı</strong>, demokratik ve özgürlükçü söylemlerine, parlamenter sistemin güçlendirilerek yeniden getirileceği ve yolsuzlukların sonlandırılacağı sözlerine rağmen iktidarın kendisi hakkında yaratmaya çalıştığı algıyı yok edemedi ve seçim stratejisinde üstünlük sağlayamadı.&nbsp;<strong>Millet İttifakı</strong>&nbsp;içinde aynı hedefe giden bütünleşik bir görev bölüşümü, yapılmış bir söylem birliği de yoktu. Ayrıca&nbsp;<strong>Meclis</strong>&nbsp;için ortaya konan vitrin de sorunluydu.</p>



<p>Alınan bu seçim sonucu için halkı suçlamak,&nbsp;<strong>“bizi anlamıyorlar”</strong>&nbsp;demek;&nbsp;<strong>“ben bu problemi çözemiyorum”&nbsp;</strong>demektir. Bu yaklaşım; aynı düşük not alan bir öğrencinin sorunu içselleştirmemesi ve&nbsp;<strong>“öğretmen bana taktı”</strong>&nbsp;demesi gibidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1200" height="630" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/05/image-12.png" alt="image 12" class="wp-image-20940" title="KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN 28 MAYIS’TA SEÇİMİ KAZANMASI İÇİN NE YAPMASI LAZIM? 30" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/05/image-12.png 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/05/image-12-768x403.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p><strong>NE YAPILMALI?</strong></p>



<p>14 Mayıs için -giderek dozunu artırsanız bile- bugüne dek yapılanları yaparak ve söylenenleri söyleyerek seçimi kazanamazsınız. Bunun için; bugüne kadar söylenmeyenleri söylemek, yapılmayanları yapmak zorundasınız. Yani stratejideki açmaz dengesini kırabilmek ve karşı tarafa üstünlük sağlayabilmek için yeni yol ve yöntemler bulmalısınız. Örneğin;</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yeşil Sol Parti</strong>’nin&nbsp;<strong>Türkiye</strong>’nin partisi olduğuna,&nbsp;<strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>&nbsp;ile bir sorunlarının olmadığına, bazı sorunların ancak&nbsp;<strong>Meclis</strong>’te çözülebileceğine ve&nbsp;<strong>PKK</strong>’ya silah bıraktırılacağına dair bir açıklama yapılmalı ve bu konuda güvence verilmeli,</li>



<li>Kısa bir süre içinde yani seçimden önce,&nbsp;<strong>Atatürkçü&nbsp;</strong>oluşları,&nbsp;<strong>Cumhuriyet</strong>&nbsp;değerlerine bağlılıkları ve&nbsp;<strong>FETÖ&nbsp;</strong>ile mücadeleleri ile öne çıkmış, hesap verebilir, uzman nitelikleri ile halkta, özellikle de gençlerde güven duygusu ve heyecan yaratabilecek isimlerden meydana gelen bakanlar kurulu açıklanmalı,</li>



<li>İkinci tur kampanyası süresince tüm konuşmaları Sayın&nbsp;<strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&nbsp;yapmalı,&nbsp;<strong>Millet İttifakının</strong>&nbsp;diğer liderleri ve Belediye Başkanları ise sadece yanında bulunmalı,</li>



<li>Sayın&nbsp;<strong>Sinan Oğan</strong>&nbsp;ile anlaşılmalı ama ona verilen oyların büyük kısmının tepki oyları olduğu göz önünde bulundurularak, anlaşılsa bile kendisine verilen tüm oyların Sayın&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu</strong>’na yönelmeyebileceği bilinmeli,</li>



<li>Sayın&nbsp;<strong>Erdoğan</strong>’ın mevcut sağlık sorunlarının, acilen çözülmesi gereken büyük sorunları olan&nbsp;<strong>Türkiye</strong>’yi yönetebilmesine engel olabileceği konusunda seçmene bilgi verilmeli,</li>



<li>Sayın&nbsp;<strong>Erdoğan</strong>’ın tekrar seçilmesinin demokrasi ve özgürlüklerin sonu olacağı, bizi dış dünyadan koparacağı ve daha büyük bir ekonomik çöküşün de nedeni olacağı somut örneklerle halka anlatılmalı,</li>



<li>Seçmenin tekrar sandığa gitmesi için motivasyon tedbirleri alınmalı ve söylemler geliştirilmeli,</li>



<li>14 Mayıs’ta sandığa gitmeyenleri de 28 Mayıs&#8217;ta oy kullanmaya ikna edebilmek için başta gençler olmak üzere tüm halka umut veren söylemlere ve somut projelerin tanıtımına öncelik verilmeli,</li>



<li>Dürüst olmayan seçim, manipülasyonlar ve&nbsp;<strong>“Atı alan Üsküdar&#8217;ı geçti”</strong>&nbsp;hukuksuzluğuna karşı her seviyede uyarılar yapılmalı, tedbirler alınmalı ve bu kapsamda eylem planları hazırlanmalı,</li>



<li>Dünyanın otoriterliğe sürüklenmesi tehdidine karşı&nbsp;<strong>Türkiye</strong>’deki seçimlerin ne anlama geldiği konusu dış dünyaya anlatılmalı ve 28 Mayıs’taki ikinci tur oylama için 14 Mayıs’a göre çok daha fazla yabancı gözlemci davet edilmelidir.</li>
</ol>



<p>Bunların haricinde,&nbsp;<strong>AKP</strong>’nin muhalefete yönelik olumsuz algı operasyonunu desteksiz bırakabilmek için;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Devlet yönetiminin dini esaslara dayandırılmayacağı paralelinde herkese inançlarında en sağlam güvencenin sağlanacağı,</li>



<li><strong>Anayasanın</strong>&nbsp;ilk 4 maddesinin tartışmaya açılmayacağı,</li>



<li>Kürt sorununun, ayrılıkçılık yoluyla değil, Kürt yurttaşların da bu ülkenin vatandaşı olmaktan onur duyacakları seviyeye çıkarılarak çözüleceği,</li>



<li><strong>Atatürk’</strong>ün çağdaş uygarlık yolunda koymuş olduğu düşünce sisteminden ayrılınmayacağı tekrar tekrar vurgulanmalıdır.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/kemal-kilicdaroglunun-28-mayista-secimi-kazanmasi-icin-ne-yapmasi-lazim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GAYRİ MİLLİ İKTİDARIN GAYRİ MİLLİ PROJELERİ VE YENİ ALTAY</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/gayri-milli-iktidarin-gayri-milli-projeleri-ve-yeni-altay/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/gayri-milli-iktidarin-gayri-milli-projeleri-ve-yeni-altay/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Apr 2023 14:28:19 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=20892</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;GAYRİ MİLLİ İKTİDARIN GAYRİ MİLLİ PROJELERİ VE YENİ ALTAY&lt;/strong&gt; 31"></div>Söylemek ile yapmak arasında okyanus vardır. Milliyim demekle milli olunmuyor. Dürüstüm ve ahlaklıyım demekle dürüst ve ahlaklı olunmadığı gibi. Bir şeyin söylemi çoksa aslı yok demektir. Çevrenizde iyi bir gözlem yaparsanız; en çok dürüstlük muhabbeti yapanların ahlaken en düşük seviyede olduklarını göreceksiniz. Ziya Paşa boşuna söylememiş; “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diye. İktidar; 21 yıldır&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Söylemek ile yapmak arasında okyanus vardır. Milliyim demekle milli olunmuyor. Dürüstüm ve ahlaklıyım demekle dürüst ve ahlaklı olunmadığı gibi. Bir şeyin söylemi çoksa aslı yok demektir. Çevrenizde iyi bir gözlem yaparsanız; en çok dürüstlük muhabbeti yapanların ahlaken en düşük seviyede olduklarını göreceksiniz. <strong>Ziya Paşa </strong>boşuna söylememiş; <strong>“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”</strong> diye.</p>



<p>İktidar; 21 yıldır cumhuriyetin tüm milli değerlerini aşındırdı, tahrip etti, yok etti! Ekonomik değerlerimizi de özelleştirme adı altında sattı, talan ettirdi ve yabancılaştırdı. İktidarın kendisine layık gördüğü ve propagandasını yaptırdığı <strong>“yerli ve milli”</strong> sloganı ise aslında sadece bir şehir efsanesidir. Bu kapsamda, geçtiğimiz günlerde size <strong>TCG Anadolu</strong>’yu anlatmıştım. Bu yazımda ise seçimlere ramak kala, bir anda şapkadan tavşan gibi çıkarılan <strong>Yeni Altay Tankını</strong> anlatacağım.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-31.png" alt="image 31" class="wp-image-20894" width="808" height="455" title="&lt;strong&gt;GAYRİ MİLLİ İKTİDARIN GAYRİ MİLLİ PROJELERİ VE YENİ ALTAY&lt;/strong&gt; 32"></figure>



<p><strong>Bugün O Tanklar Envanterimizde Olacaktı</strong></p>



<p>İktidar, <strong>Altay Tankının</strong> üretimi projesini; tankın prototiplerini başarı ile üreten, tüm zorlu testlerden geçiren, seri üretim aşamasına kadar getiren, yaklaşık olarak 1 milyar dolar masraf eden, üretim için kendi tesislerine sahip ve yüzde 100’ü yerli ve milli sermayeli olan <strong>OTOKAR</strong>’a değil, yarısı yabancı sermayeye ait olan, yani tamamen yerli ve milli olmayan <strong>BMC</strong>’ye verdi. 2018’de <strong>BMC</strong> ile sözleşme yapıldı ve iddiaya göre seri üretim 2020’de başlayacaktı. Ama ne gezer!</p>



<p>Soruyorum; peki bu yüzden <strong>BMC</strong>’ye ceza kesildi mi? Tazminat talep edildi mi? Şimdi, 2023’deyiz ve seçime az kala tankın prototipini ürettiklerini söylüyorlar. Halbuki <strong>OTOKAR</strong> prototipleri zaten 2017 yılında yapmış, gerekli tüm testlerden başarı ile geçirmiş ve üretim aşamasına 6 yıl önce getirmişti. O zaman üretime başlansaydı; bugün o tanklar üretilmiş ve <strong>Kara Kuvvetleri Komutanlığı</strong>’nın envanterine çoktan girmiş olacaktı.</p>



<p><strong>Beceriksizliğe ve Yanlış Kararlara Mazeret Uyduruluyor</strong></p>



<p><strong>OTOKAR </strong>tarafındanprototipleri üretilmiş veseri üretim aşamasına gelinmiş olan<strong> Altay Tankının </strong>motorudünyanın en iyilerinden olan<strong> Almanya </strong>menşeli <strong>MTU, </strong>transmisyon sistemi (güç aktarımı) de yine <strong>Alman </strong>menşeli<strong> RENK </strong>idi. Hem de ihraç lisanslı olarak.Yani bu tankları <strong>Alman</strong> motor ve transmisyon sistemi ile birlikte ihraç edebilecektik. Ama<strong> Almanlar </strong>tank projesinin iktidarıntercihi ile<strong> Katar </strong>ortaklı<strong> BMC’ye </strong>verildiğini öğrenince motoru ve transmisyonu vermekten vazgeçip ihraç lisansını da iptal ettiler. Ancak bu iptalin, <strong>Türkiye</strong>’ye karşı uygulanan genel silah ambargosu kapsamında alındığı iddiası doğru değil. Öyle olsaydı; bu durumdan halen <strong>Alman </strong>dizayn ve malzeme desteği ile inşa edilen denizaltılarımız da etkilenirdi. Sanırım; bu şekilde beceriksizliğe ve siyasi içerikli yanlış kararların neden olduğu sorunlara mazeret uyduruluyor.</p>



<p><strong>BMC</strong>’ye ihale verildi verilmesine ama, şirketin bu tankları üretecek tesisleri ve makine teçhizatı yoktu. Bu yüzden <strong>Türk Silahlı Kuvvetler</strong><strong>i</strong>’nin (TSK)<strong>Tank Palet Fabrikası</strong>, <strong>BMC</strong>’ye devredildi. Bu yapılan, aynı <strong>Erdoğan</strong>&#8216;ın damadı ve eski<strong> Maliye ve Hazine Bakanı </strong>daolan<strong> Berat Albayrak</strong> döneminde yerli ve milli yapılacağı iddiasıyla önceki ihalesi iptal edilerek <strong>Darphane</strong>&#8216;ye devredilen, sigara ve içki bandrollerinin basımı işinin matbaası olmayan <strong>DNS</strong> firmasına verilmesine benziyor ama bu durum çok daha vahim. Çünkü <strong>Tank Palet Fabrikası TSK</strong> bünyesinde iken; birliklerden gelen arızalı motor, şanzıman, palet ve diğer harp silah ve vasıtaları burada ücretsiz olarak onarılıp birliklerine geri gönderilirdi. Şimdi ise bu arızalar mevcut tesislerdeki makine tezgah ve her türlü alt yapı ile onarılıyor, test ediliyor ve ücreti <strong>TSK</strong>’ya, yani bize fatura ediliyor.</p>



<p><strong>Hangi Transmisyonu Kullanıyorsunuz?</strong></p>



<p>Bir de gördük ki; proje bu defa da <strong>“Yeni Altay Tankı”</strong> olarak adlandırılmış. Aynı <strong>“Hakiki Koç”</strong> gibi! Belli ki bu adlandırmanın nedeni; yeni üretilecek tankların 2017’de <strong>TSK</strong>’ya teslim edilen ve seri üretim aşamasına gelinen 5 adet <strong>Altay Tankı</strong> ile olan <strong>teknik</strong>,<strong> hukuki</strong> ve <strong>mali </strong>bağını koparmak ve <strong>“Biz yeni bir şey yaptık” </strong>diyebilmektir. <strong>“Yeni Altay” </strong>olarak adlandırılan ve anlatılan bu tankın yeni olarak değerlendirilmesine neden olabilecek elle tutulur hiçbir husus yoktur. <strong>Yeni Altay</strong>; tedarikinde güçlük çekilen bazı alt sistemlerin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan (Güney Kore motoru gibi) tedariki neticesinde daha düşük performansa sahip parçalarla bir araya getirilmesinden oluşan bir tanktır.</p>



<p><strong>Güney Kore</strong>, kendisine ait <strong>K2 Black Panther </strong>tanklarının2013’de ürettikleri ilk 250’sinde performansını yeterli görmediği kendi motorlarını değil, <strong>Alman MTU</strong> motorunu kullanmış. 2017’den itibaren ürettiklerine ise performansını biraz geliştirdikleri ve <strong>MTU</strong> kadar yüksek performanslı olmasa da <strong>“bizimdir ve yerlidir”</strong> diyerek kendi ürettikleri motorları koymuşlar. Transmisyon (güç aktarımı) konusunda ise istenen başarıyı gösteremediklerinden hala <strong>Alman </strong>üretimi<strong> RENK</strong> transmisyonunu kullanıyorlar.</p>



<p>Soruyorum; <strong>Yeni Altay Tankında</strong> biz hangi transmisyonu kullanıyoruz? Yoksa seçim gösterisi için <strong>OTOKAR</strong>’ın ürettiği tanktan sökülen <strong>RENK</strong>’i mi? Ya da yerli ve milli bir transmisyon üretildi de biz mi bilmiyoruz?</p>



<p><strong>52 Ton İçin Yeterli Olmayan, 63 Ton İçin Nasıl Yeterli Olacak?</strong></p>



<p><strong>Güney Kore</strong> tankı <strong>K2 Black Panther</strong>, 52 metrik ton ve 6 yol tekeri var. <strong>Güney Kore</strong> motoru ise <strong>Alman MTU</strong>’ya göre düşük bir performansa sahip. Testlerde de <strong>Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın</strong> performans ve güvenirlik isterlerini tam olarak karşılayamadı. <strong>Güney Kore</strong> ise bu düşük performansa katlanılabileceğini kabul ederek ikinci grup tanklarda bu motoru kullanmıştır.</p>



<p><strong>Altay Tankı</strong> ise 63 metrik tondur ve 7 yol tekeri vardır. <strong>Kara Kuvvetleri Komutanlığı</strong>’nın bu tanktan beklediği performans, koruma ve hareket kabiliyeti isterleri <strong>NATO</strong> tankları seviyesindedir ve <strong>Güney Kore Kara Kuvvetleri</strong>’nin performans isterlerinden daha fazladır.</p>



<p>Soruyorum; 52 Tonluk <strong>K2 Black Panther Tankının</strong> performans, hareket kabiliyeti ve güvenirlik açısından <strong>Güney Kore Kara Kuvvetleri</strong>’nin dahi isterlerini karşılayamayan bu motor, 63 tonluk <strong>Altay Tankının</strong> performans isterlerini nasıl karşılayacak?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1600" height="900" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-32.png" alt="image 32" class="wp-image-20895" title="&lt;strong&gt;GAYRİ MİLLİ İKTİDARIN GAYRİ MİLLİ PROJELERİ VE YENİ ALTAY&lt;/strong&gt; 33" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-32.png 1600w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-32-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-32-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p><strong>TSK ve Savunma Sanayi İç Siyasetin Malzemesi Yapılamaz!</strong></p>



<p>Eski ile olan hukuki bağı koparmak önemli. Çünkü 5 adet <strong>Altay Tankını </strong>üreten ve 2017’de teslim eden şirket; <strong>“Bu yeni değil, bizim size teslim ettiğimizi söktünüz, tersine mühendislik yaparak kopya</strong> <strong>ettiniz”</strong> diyerek dava açabilir. Daha da önemlisi; artık yeni statüsünde olduğundan, eski sözleşme fiyatı yerine <strong>YENİ </strong>ve <strong>İHALESİZ</strong> bir fiyat seviyesine gelinmesi maksadının güdüldüğünü değerlendirmekteyim.Yani işin perde arkası; <strong>YENİ ALTAY</strong> eşittir <strong>YENİ FİYAT</strong>.</p>



<p>Sonuç olarak benim bunları yazmaktaki amacım; <strong>TSK</strong>’nın çağın teknolojisine ve yüksek performansa sahip harp silah ve araçlarıyla donatılması, bunun asgari maliyetle olması ve milli bütçemize büyük yükler getirmemesidir. Ama iktidarda bu endişeyi ve iyi niyeti görmüyoru<a></a>m. Ayrıca iktidar, hepimiz için var olan ve onur kaynağımız olan <strong>TSK</strong>’yı ve savunma sanayi projelerini seçim propagandası için malzeme yapmakta ve kullanmaktadır. Bu çok yanlıştır!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/gayri-milli-iktidarin-gayri-milli-projeleri-ve-yeni-altay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CÜBBELİ AMİRAL</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/cubbeli-amiral/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/cubbeli-amiral/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türker ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 16:37:24 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=20742</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="TÜRKER ERTÜRK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/09/TURKER-ERTURK-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;strong&gt;CÜBBELİ AMİRAL&lt;/strong&gt; 34"></div>“Cübbeli Amiral”e ilişkin haber ilk defa “Veryansın” haber sitesinde isimsiz olarak yayınlandıktan sonra tüm sosyal medyada bir anda gündem olmuştu. Daha sonra da başka haber siteleri “Cübbeli Amiral”in İkmal Tuğamiral Mehmet Sarı olduğu bilgisini paylaştı. Aynı anda bu haberler sosyal medya hesaplarına düştü ve hızla yayıldı. Bu sırada Yunanistan’dan yayın yapan ve ağırlıklı olarak Türk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>“Cübbeli Amiral”</strong>e ilişkin haber ilk defa <strong>“Veryansın” </strong>haber sitesinde isimsiz olarak yayınlandıktan sonra tüm sosyal medyada bir anda gündem olmuştu. Daha sonra da başka haber siteleri <strong>“Cübbeli Amiral”</strong>in <strong>İkmal Tuğamiral Mehmet Sarı</strong> olduğu bilgisini paylaştı. Aynı anda bu haberler sosyal medya hesaplarına düştü ve hızla yayıldı. Bu sırada <strong>Yunanistan</strong>’dan yayın yapan ve ağırlıklı olarak <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong> ile ilgili haberler veren bir haber sitesi de (<strong>https://isozygio.wordpress.com</strong>) bu haberi resimli olarak paylaştı.</p>



<p><strong>Tuğamiral Sarı</strong>’nın yayınlanan fotoğrafının kimin hesabı üzerinden <strong>TSK-NET</strong>’ten alındığı, belli belirsiz bir şekilde resmin üzerinde görünmekteydi. Bunun üzerine <strong>Milli Savunma Bakanlığı</strong>;<strong> “Cübbeli Amiral”</strong> ile ilgili tahkikatı bırakıp, fotoğrafı yaydığını düşündüğü subayın peşine düştü. İsim ve fotoğrafın çekildiği sayfaya bağlanan bilgisayarın üzerinden alınan log kayıtlarından, fotoğrafı paylaştığı düşünülen subay en sonunda bulundu. Bu subay, <strong>TCG Kınalıada Komutanı Deniz Yarbay F.K.</strong> idi. İsmini bilmeme rağmen açık olarak paylaşmıyorum. Çünkü bahse konu subay açığa alınmış olsa da görevde ve <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong>’nden ilişkisi kesilmiş değil ve yargılanması sürüyor.</p>



<p><strong>Cübbeliyi Değil, Atatürkçüyü Açığa Aldılar!</strong></p>



<p>Esasında;<strong> Deniz Yarbay F.K.</strong>;<strong> “Cübbeli Amiral”</strong>in fotoğrafını bir haber sitesinde veya sosyal medya hesabında paylaşmamıştı. Sadece kendi sınıf arkadaşlarının olduğu kapalı bir <strong>whatsapp</strong> grubunda <strong>“Cübbeli Amiral”</strong>in haberlerinin ve fotoğraflarının medyadaki gündemi işgal ettiği zaman diliminde, bir arkadaşının <strong>“Kim bu Cübbeli Amiral?”</strong> sorusuna yanıt olarak isim bilgisi ile birlikte o amiralin fotoğrafını paylaşmıştı. Belli ki <strong>whatsapp</strong> grubu içinde bulunan başka biri bunu sosyal medyaya sızdırmıştı.</p>



<p>Önce <strong>Deniz Yarbay F.K.</strong>’nın savunması istendi, arkasından gemi komutanlığı görevinden alındı, kendisine ceza verildi ve pasif bir göreve atandı. Ama basında <strong>“Cübbeli Amiral”</strong> olarak adlandırılan ve anlamlandırılan <strong>Tuğamiral Mehmet Sarı</strong> işin peşini bırakmadı ve emekli olduktan sonra <strong>Deniz Yarbay F.K.</strong> hakkında suç duyurusunda bulundu. Her ne kadar hukuken aynı suça iki defa ceza verilemeyeceği gerçeği önümüzde olmasına rağmen, <strong>Milli Savunuma Bakanlığı</strong>’nın baskısı ile tekrar soruşturma izni verildi. Dava, <strong>İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.İdare Dava Dairesine</strong> gönderildi. Sonrasında mahkeme suçun nevi nedeniyle davayı Cumhuriyet Savcısı onayı ile askeri suçların bakıldığı mahkemeye sevk etti, hazırlanan iddianame kabul edildi ve bahse konu <strong>Deniz Yarbay F.K.</strong>,<strong> Milli Savunma Bakanlığı (MSB)</strong> tarafından açığa alındı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="832" height="468" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/Cubbeli-Amiral.jpg" alt="Cubbeli Amiral" class="wp-image-20744" title="&lt;strong&gt;CÜBBELİ AMİRAL&lt;/strong&gt; 35" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/Cubbeli-Amiral.jpg 832w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/Cubbeli-Amiral-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 832px) 100vw, 832px" /></figure>



<p><strong>Deniz Yarbay F.K. FETÖ’nün Hedefindeydi</strong></p>



<p>Bu subayla beraber çalışmadım ve tanımıyorum. Ama bugün için emekli durumda olan komutanlarıyla konuştum. Elde ettiğim sonuç; <strong>Deniz Yarbay F.K.</strong>’nın cumhuriyetçi, Atatürkçü, çağdaş, çalışkan ve başarılı bir subay olduğuydu. Bir diğer özelliği ise 15 Temmuz 2016’dan sonra <strong>FETÖ </strong>ile mücadele için kurulan birimde çalışan ve aktif rol alan bir subay olmasıydı. Bu yüzden bu subay, hala firari durumda olan <strong>FETÖ</strong> mensupları tarafından yönetilen sosyal medya hesapları üzerinden açıkça tehdit ediliyor.</p>



<p><strong>MSB</strong>; <strong>“Cübbeli Amiral”</strong>in resimlerinin <strong>“Veryansın” </strong>haber sitesinde yayınlandığı 25 Mart 2021 tarihinden itibaren konu ile ilgili olarak uzun süre sessizliğini korumuş, olay kamuoyu gündemine oturmasına ve tepkiler oluşmasına rağmen o amiral hakkında hiçbir şekilde işlem başlatılmamış. Hatta oluşan disiplin suçu nedeniyle <strong>MSB</strong>’ye verilmek üzere hazırlanan savunmalar dahi verilmemiş. 05 Nisan 2021 tarihinde, Cumhurbaşkanın <strong>“TSK&#8217;nın disipliniyle bağdaşmayacak fotoğraf veren askere olumlu bakmadık, bakmayız”</strong> açıklamasından sonra <strong>MSB</strong>, konuya ilişkin olarak tahkikat başlatıldığını bildirmiştir.</p>



<p><strong>Nur Cemaati Kurtoğlu Kolu</strong></p>



<p><strong>MSB</strong>, önce <strong>Yüksek Disiplin Kurulu</strong> (YDK) yapacağını <strong>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı</strong>’na bildirmiş ve hazırlık yapılmasını emretmiş olmasına rağmen, sonrasında <strong>YDK</strong>’yı iptal etmiş ve 2021 <strong>YAŞ</strong> kararları ile <strong>“Cübbeli Amiral”</strong> emekli edilmiştir. Zaten mesleki gelişim paterni ve sınıfı olarak da terfi etme imkanı yoktu. Basında yer alan iddialara göre –tabii ki eğer doğruysa- <strong>E. Tuğamiral Mehmet Sarı</strong>,<strong> Nur Cemaati</strong>’nin<strong> Kurtoğlu</strong> koluna mensuptu. Fark ettiniz mi bilmem; <strong>“Cübbeli Amiral”</strong>in diğer bir özelliği de FETÖ tarafından şimdiye kadar hiç hedef alınmamış biri olmasıydı. Ailesi ile birlikte mutaassıp bir görüntü içinde olması da onu iktidarın azami müsamahasına mazhar kılmış.</p>



<p><strong>“Cübbeli Amiral”</strong>e hiçbir disiplin cezası verme, ama resmini kapalı bir<strong> whatsapp</strong> grubunda sınıf arkadaşlarını bilgilendirmek için paylaşan Atatürkçü ve başarılı bir subaya hem disiplin cezası ver hem de bu subayı hukuka aykırı olarak, ihraç edilmek üzere mahkemeye ver. Bir de bu <strong>“Cübbeli Amiral”</strong> haberini <strong>Türkiye</strong>’deki haber sitelerinden alan <strong>Yunanistan</strong>’daki bir haber sitesi nedeniyle casusluk iddiasında bulun. Aynen <strong>FETÖ</strong>’nün casusluk kumpasları gibi!</p>



<p><strong>Yolsuzluğu Yapanın Değil, Ortaya Çıkaranın Cezalandırılması Gibi!</strong></p>



<p><strong>“Cübbeli Amiral”</strong>; mesai saatinde bir cemaat evine gidiyor, fotoğrafı cemaat mensupları tarafından çekiliyor, hatta poz veriyor, oraya giderken kendisine resmi işlerde kullanması için tahsis edilen hizmet aracını ve şoförünü kullanıyor, <strong>TSK İç Hizmet Yönetmeliği</strong> ve <strong>TSK Kıyafet Yönetmeliği’</strong>ne yönelik ihlaller yapıyor, resmi üniforması üzerine cübbe ve sarık gibi aksesuarlar takıyor ve hiçbir ceza almıyor ama bu disiplinsizliğin ortaya çıkarılmasında küçük bir katkısı olan cumhuriyetçi, Atatürkçü ve başarılı bir subayı <strong>TSK</strong>’dan ihraç etmeye çalışıyorlar. <strong>“Teşbihte hata olmaz” </strong>derdi büyüklerimiz. Bu olay; aynen yolsuzluk yapanın değil, yolsuzluğu ortaya çıkaranın cezalandırılması örneğine benziyor.</p>



<p>4 Nisan 2021 tarihinde 103 Amiralin yaptığı duyuru içinde iki önemli hassasiyet vardı. Birincisi; <strong>Türkiye</strong>’nin egemenliği ve güvenliği için yaşamsal derecede önemli olan <strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi</strong>’ninkorunması, ikincisi ise <strong>“Cübbeli Amiral”</strong>in yol açtığı endişelerdi. Çünkü 15 Temmuz 2016’da darbe girişimini cübbeli, sarıklı, takkeli askerler ve siviller yapmıştı. O askerlerin bulundukları yerlere gelmesinin de en büyük sorumlusu siyasi iktidardı. Buna dikkat çeken, bir daha darbe olmasın diyen askerlere kumpas kur, hatta 10 Amiralin evine şafak baskını yaptır ama cübbeliyi koru. Olacak iş değil!</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-11.png" alt="image 11" class="wp-image-20745" title="&lt;strong&gt;CÜBBELİ AMİRAL&lt;/strong&gt; 36" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-11.png 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-11-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Hükümet Olmak, İktidar Olmak Değildir</strong></p>



<p>15 Mayıs’tan itibaren <strong>Türkiye</strong>’yi demokratik bir hukuk devleti çizgisine getirmek, keyfiliğe son vermek, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçebilmek, devlet aklını egemen kılmak, tahrip olan devlet kurumlarını ayağa kaldırmak için çok zorlu ve uzun soluklu bir sürece ihtiyaç var. Bir sorun bir günde oluşmadıysa; bilinmeli ki bir günde, bir yılda çözülmez. Özellikle <strong>Milli Savunma Bakanlığı</strong>, <strong>İçişleri Bakanlığı</strong> ve <strong>Milli İstihbarat Teşkilatı</strong>’nda ehil, mücadeleci, cumhuriyet ve demokrasi değerlerine yürekten bağlı liderler ve insanlar eliyle restorasyonuna çok ihtiyaç var. Aksi, ülkemizin geleceği için çok kötü olur. Hükümet olmak, iktidar olmak değildir. İktidar olmak, muktedir olmayı gerektirir. Bu bir şeyi yapabilme gücüdür. Yoksa altınızdaki halıyı kısa sürede çekerler, haberiniz olmaz. Ahlar, vahlar ve pişmanlıklar da fayda etmez.</p>



<p>Sevgili <strong>Barış Terkoğlu</strong> ve <strong>Barış Pehlivan</strong>’ın <strong>Kırmızı Kedi Yayınevi</strong>’nden piyasaya çıkan <strong>“SS”</strong> başlıklı kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/turkererturk/konu/cubbeli-amiral/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
