<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Veysel Usta &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/author/veyselusta/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Veysel Usta &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nazım Hikmet&#8217;in Trabzon Günleri</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/nazim-hikmetin-trabzon-gunleri/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/nazim-hikmetin-trabzon-gunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Usta]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:55 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/veyselusta/konu/nazim-hikmetin-trabzon-gunleri/</guid>

					<description><![CDATA[Bolu’dayken olup bitenleri öğrenmek ve öğrenimlerini ilerletmek amacıyla Rusya’ya gitmeye karar veren Nazım Hikmet ile Vâlâ Nureddin burada tanıştıkları ve sosyalist fikirlerinden etkilendikleri yargıç Ziya Hilmi ile birlikte yola çıkarlar. 1921 yılının Ağustos ayında bir yaylı ile hareket ederek önce Düzce’ye, oradan Akçakoca&#8217;ya ve nihayet çeşitli güçlüklerden sonra Zonguldak’a gelirler. Buradan bindikleri İtalyan bandıralı Kornilof&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bolu’dayken olup bitenleri öğrenmek ve öğrenimlerini ilerletmek amacıyla Rusya’ya gitmeye karar veren Nazım Hikmet ile Vâlâ Nureddin burada tanıştıkları ve sosyalist fikirlerinden etkilendikleri yargıç Ziya Hilmi ile birlikte yola çıkarlar. 1921 yılının Ağustos ayında bir yaylı ile hareket ederek önce Düzce’ye, oradan Akçakoca&#8217;ya ve nihayet çeşitli güçlüklerden sonra Zonguldak’a gelirler. Buradan bindikleri İtalyan bandıralı Kornilof adlı vapurla 15 Ağustos 1921’de üç arkadaş Trabzon’a ulaşırlar.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Buradan Vapurla Batum’a geçmek istemektedirler. Ancak bunun için ilgili makamlardan “Mürur Tezkeresi” diye anılan bir izin belgesi almaları gerekmektedir. Nazım Hikmet ile Vâlâ Nureddin dönemin Trabzon valisine çıkıp; <em>&#8220;Biz öğretmeniz. Kars&#8217;a Karabekir Paşa&#8217;nın yanına gitmek istiyoruz. Okullara öğretmen bulamıyorlarmış. İşte belgelerimiz. Bu mevsimde karayolu çok çetindir. Vapurla Batum&#8217;a geçersek Kafkaslar üzerinden Kars&#8217;a gitmemiz daha kolay olur&#8221; </em>diyerek izin belgesi için başvurularını yaparlar.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Bu sırada Trabzon Valiliğine vekâlet eden Tümen Komutanı Seyfi Bey’in<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Nazım Hikmet’in dedesi Nazım Paşa’yı yakından tanıyor olması<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> işleri daha da kolaylaştırır. Ancak, söz konusu izin işlemleri tamamlanıncaya kadar da Trabzon’da ikamet etmek zorundadırlar.</p>
<p>Bu sırada Trabzon, siyasi açıdan son derece karışık bir durumdaydı. TKP Merkez Komitesi üyeleriyle birlikte Kars’ta Kazım Karabekir’le görüşmüşler ve Erzurum’a geldiklerinde eski Trabzon Valisi olan İttihatçı Hamit (Kapancı) Bey ve Erzurum’da kurulan Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti’nin manipülasyonları üzerine yol güzergâhları Trabzon’a çevrilmişti. Mustafa Suphi ve arkadaşları yolda açlığa mahkûm edildikleri gibi ağır hakaretlere maruz kalarak, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı olan ve aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa’nın bölge sorumlusu olan Ahmet Barutçu ve onun silahlı gücünün başında bulunan İskele Kahyası tarafından kendilerine kurulan organize bir tuzaktan habersiz bir şekilde 28 Ocak 1921 günü Trabzon’a ulaşmayı başarmışlardı. Ahmet Cevat’ın 2 Nisan 1921 tarihinde TKP Merkez Heyeti’ne yazdığı mektupta, Suphi ve arkadaşlarına seksen beş köy ve kentte yapılan kötü muamelenin Trabzon’a geldiklerinde daha da arttığını belirtmişti.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Konuya dair TKP’li Abdülkadir’in 1 Ekim 1921 tarihli raporuna göre heyetin saat yarımda Değirmendere’ye geldiğini, burada Müdafaa-i Hukuk başkanı Ahmet Barutçu ve üyeleri ile polis müdürünün bulunduğunu, bu sırada Kahya Yahya’nın Rüsumat Dairesi’nden on onbeş kişilik bir rençber ve aynı sayıda sepetli hamal çocuğun olay yerine geldiğini, Suphi ve arkadaşları yaklaştıklarında bir tellalın gençlere hitaben gelen heyete küfür etmelerini istediğini ifade etmektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Bu manipülasyon karşısında başlarına gelecekleri tahmin eden Mustafa Suphi’nin, Enver Paşa’nın güvenilir adamlarından olan ve aynı zamanda Trabzon mebusu bulunan İttihatçı Hafız Mehmet Bey’in, bir motorla Batum’a gönderilmeleri teklifini kabul etmekten başka çaresi kalmamıştır.  Suphi ve arkadaşlarına yönelik bu organizasyonun lideri konumunda bulunan İttihatçıların Trabzon’daki önemli silahlı gücü olan İskele Kahyası Yahya dikkat çekmemek için doğrudan müdahil olmayıp bizzat güvenilir adamlarını devreye sokmuştur. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını alan motorun denize açılmasından kısa bir süre sonra içinde Gavur İmam Rahmi,<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> Faik Kaptan, Hocanın Hasan, Şevket Reis, Şevki Dayı, Kamış Osman ve Yahya’nın kardeşi Hüsnü gibi Kahya Yahya’nın en güvenilir adamları da ikinci bir motorla hareket ederek Suphi ve arkadaşlarını boğarak denize atmışlardır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Batum’da bulunan Enver Paşa’nın Trabzon üzerinden Anadolu’ya geçmek üzere yaptığı planın uygulayıcısı olarak belirlenen İskele Kahyası Yahya<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a>, denetimi altında bulundurduğu çok sayıda silahlı gücüyle kentte keyfi uygulamalar yapmakta, Ankara Hükümeti’nin atamış olduğu vali ve Tümen Komutanının emirlerini dinlememekte direnmektedir. Zira Enver Paşa ile iletişimini sürdüren Kahya Yahya’nın silahlı gücünü arkasına alan Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Enver Paşa’nın amcası Halil (Kut) Paşa ve yine Paşa’nın yakın adamlarından Küçük Talat (Muşkara) Bey gibi ünlü İttihatçılarla birlikte Trabzon’u İttihatçıların üssü haline getirmişlerdir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a> Mustafa Suphi ve arkadaşlarının 28 Ocak 1921 tarihinde Trabzon açıklarında öldürülerek denize atılmaları olayı da bu örgütlenmenin ürünü olarak tarihe kaydedilmiştir.</p>
<p>Zira Mustafa Suphi’nin öldürülmesi hususunda değişik görüşler bulunmakla birlikte bana göre 1-7 Eylül 1920’de Bakü’de toplanan I. Doğu Halkları Kurultayı, bu konunun düğüm noktalarından biriydi. Çünkü burada Sovyet desteği alarak Anadolu’da liderlik mücadelesinde bir adım öne çıkan hiç kuşku yok ki Mustafa Suphi olmuştu. Buna karşın Anadolu’daki örgütlenmeye bakıldığında Enver Paşa figürü, kontrolündeki Teşkilat-ı Mahsusa ile birlikte değerlendirildiğinde Mustafa Suphi’nin bu organize güçle mücadele etmesi imkânsızdı. Öyle ki Suphi ve arkadaşlarının Anadolu’ya geçme kararı almadan önceki dönemlerde teşkilat kurmak için Trabzon’a gönderdiği TKP görevlilerinin Trabzon Limanı işçileri arasında yapmaya çalıştıkları örgütlenmede oldukça tedbirsiz ve tecrübesiz davrandığı anlaşılmaktadır. Zira bu teşkilatlanmaya dair Suphi’ye yazılan 25 Eylül 1920 tarihli bir raporda, işçilerin yoğun olduğu iskelede (limanda) örgütlendikleri, hatta üyeler arasında Enver Paşa’nın yakın adamı olan ve daha sonra Mustafa Suphi’nin ölümünden sorumlu olarak tarihe geçen İskele Kahyası Yahya’yı da üye yaptıkları belirtilmekteydi. Nitekim bu örgütlenme TKP arşivlerine şu şekilde yansımıştı:<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> <em>Trabzon’a gönderilen Yusuf Kemal Yoldaş tarafından kayıkçılar ve hamallar arasında bir teşkilat yapılmış. Fakat bu teşkilata bazı zenginler ve Müdafaa-i Hukukçular ve burjuvalar dahildi. Mesela Yahya Reis bu işe dahil idi&#8230;”</em> Aynı raporda Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinin zengin kimselerden ve Teşkilat-ı Mahsusa mensuplarından oluştuğu, hatta bir an evvel Enver Paşa’yı bekledikleri belirtilmektedir.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="343"></td>
</tr>
<tr>
<td><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6116" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/gavur.png" alt="gavur" width="315" height="940" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 7"></td>
<td width="383">
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Gavur İmam ve Rüfekası Geldi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sekiz, dokuz seneden beri Kilat, Zambur ve civarıyla Trabzon’da icra-yı şekavet eden bir çok defalar 15’er seneye mahkum olan ve en son defa da Hacımehmet Cinayeti yaptıktan sonra Sürmene’ye ve oradan da Rusya’ya kaçmış olan Zambur karyesinden Özlüoğlu Molla Mehmet, nâm-ı diğeri Gâvur İmam bu kere Rusya’da derdest edilip hükümetimizle Rusya hükümeti arasında cereyan eden muhabere neticesinde hükümetimize teslim edileceği bildirilmesi üzerine Trabzon’dan memur-ı mahsus  alarak jandarma mülazımlarından Burhaneddin Bey kafi miktar  jandarma neferiyle gitmiş, canileri dünkü gün şehrimize getirmiştir.</p>
<p>Gelen on erkek, üç kadın ve bir kız çocuğundan ibaret olup isimleri ber veçh-i atidir.</p>
<p>Çete reisi Zambur karyesinden Özlüoğlu Molla Mehmet, hizmetçisi Gümüşdereli Yunus, metresi Afondolidis (Rum), nâm-ı diğeri Emine kadınlarla Şana’dan Ömerbayraktaroğlu Hami, Kohala’dan Kalaycıoğlu Seyfeddin, Süfla’dan? Ermeni Mıgırdıç, Şana’dan Yumukoğlu Mevsis?, Sürmene’nin Anaraş karyesinden Süleymanoğlu Yusuf, Karye’den Karahüseyinoğlu Mustafa Bin Mehmet, Karye’den Turanoğlu Abdul Osman, Memişoğlu Hasan Durmuş ve Mıgırdıç’ın karısı Arşakoni ve kızı Anayida’dan ibarettir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>17 Mayıs 1925 tarihli Yeniyol gazetesindeki “Gavur İmam ve Rüfekası Geldi” başlıklı yazı</p>
<p>İskele Kahyası Yahya’nın kardeşi olan Yahyareiszade Zekeriya Bey Bakü Kongresi’ne katılan Trabzonlular arasında bulunmaktaydı. Öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu liderlerinden biri olan Bahattin Şakir de Trabzon adına Bakü kongresine katılanlar arasındaydı.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a> Suphi ekibinin belki de Trabzon’da yaptığı en gerçekçi örgütlenme Trabzon matbaa çalışanları arasında gerçekleştirilmişti. Çok sayıda Trabzonlu matbaacı, kurultaya katılmak üzere deniz yoluyla Bakü’ye hareket etmiş, ancak deniz muhalefeti tarafından hedeflerine ulaşamadan Trabzon’a geri dönmek zorunda kalmışlardı.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a> Trabzon matbaacılarının hizmetlerinden biri de Türkçeye çevrilmiş Komünist Parti programının Trabzon matbaalarının birinde çok sayıda basılmış olmasıdır.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a> Her ne kadar TKP belgelerinde bu matbaanın adı yazılı olmasa da Ağustos-Eylül 1920’de Halit Rıfkı imzasıyla Rıfkı Kulaç’ın<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a> (ki Rusya’da Türkçe öğretmenliği yapmış) Bolşeviklik lehinde İkbal gazetesinde ardı ardına birkaç yazı yazmış olması, bu matbaanın Eyübzadelere ait İkbal Matbaası olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Bu arada Suphi ve arkadaşları, Doğu Halkları Kurultayı’nda Sovyetler nezdinde sağladıkları güven ve desteği de değerlendirmek üzere Eylül 1920 ortalarında TKP merkez komitesini toplayarak, elde edilen bu olumlu sürecin Anadolu’ya geçilerek bir adım daha ileri taşınmasına karar vermişlerdi. Bunun için TKP Merkez Komitesi Bakü’de toplanarak Anadolu’ya geçme planlarını gözden geçirmeye başlamışlardı. Bu bağlamda 27 Eylül 1920’de Bakü’de yapılan 7. İçtimada Anadolu koşulları hakkında bilgi veren Süleyman Sami 15 Haziran 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek üzere gönderildiği Türkiye’de karşılaştıklarını özetlemiştir. Konuşmasında, kendisinden önce teşkilatlanma yapmak için Trabzon’a gelen Yusuf Kemal Yoldaşın Cihan Oteli Sahibi Tevfik Bey ile görüşerek komünist teşkilatın durumunu sorduğunu, Tevfik Bey’in, Yusuf Kemal’in adını vermesine rağmen kendisinin komünist teşkilatın üyesi bulunmadığı gibi böyle bir teşkilatın varlığından haberdar bile olmadığını ifade etmiştir.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a> Yine 29 Aralık 1920 tarihinde Trabzon’a gelen Abdülkadir Yoldaş’ın raporunda, asker olan Mehmet Salih ile İkbal gazetesi mürettibi Mahmut Hamdi adlı iki Trabzonlu ile görüşerek komünist teşkilatın durumu hakkında bilgi aldığını, ancak memnuniyet duyulacak bir durumun bulunmadığını, bu atıl durumu ortadan kaldırıp teşkilatlanmaya ivme kazandırmak için Trabzonlu onüç kişinin katılımıyla bir toplantı yaptıklarını belirtmektedir.<a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a> Bütün bu örnekler, TKP’nin Anadolu’da teşkilatlanmak için yaptığı çalışmaların yetersiz, en azından Trabzon’da kelimenin tam anlamıyla “başarısız” olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Buna karşın Enver Paşa da Sovyet desteğinden kısmen umudunu kesmiş bir vaziyette olmakla birlikte Anadolu hülyasından vazgeçmemiş, buradaki paramiliter örgütlenmesine güvenip Suphi’yi devre dışı bırakmayı hesaplamaya yönelik strateji üretmeye çalışıyorlardı. Özellikle Küçük Talat, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yetkilileriyle sıkı işbirliği yaparak Trabzon’u Ankara Hükümeti’nin sözünün geçmediği bir Enver Paşa üssü haline getirmek için yoğun çaba sarf etmiştir. Hiç kuşku yoktur ki İttihatçılar ve Ankara Hükümeti, başka bir ifadeyle Trabzon-Ankara arasındaki bu bilek güreşinin Trabzon cephesindeki silahlı gücü, Milli Mücadele adına limana girip çıkan mallardan aldıkları vergileri keyfi olarak kullanmaktan çekinmeyen Kahya Yahya ve emrindeki örgüttü. Yukarıda TKP raporlarından aktarılan bazı örneklerden de anlaşılacağı üzere Trabzon’daki İttihatçıların tek beklentisi Enver Paşa’nın Trabzon üzerinden Anadolu’ya geçmesiydi. Nitekim bu sürecin sonunda, deniz yoluyla Trabzon’a gelecek olan Enver Paşa’yı “Ali” isimli bir sivil şahıs olarak Mustafa Kemal Paşa’nın yerine geçirmek için Enver Paşa ile mektuplaşan Yahya Kahya, Suphilerin Trabzon’a gelişlerinde duruma “va’z-ı yed” etmiş ve onları Karadeniz’in soğuk sularında ölüme mahkum etmiştir.</p>
<p>Gelişmeleri büyük bir beceriyle takip ve tahlil eden Mustafa Kemal Paşa’nın Trabzon’daki adamları Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme planı hakkında Yahya Kâhya’ya yazdığı bir mektubu ele geçirmiş ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için kararlı tedbirler almıştır.</p>
<p>Nitekim TBMM Başkanı sıfatıyla Mustafa Kemal Paşa, Trabzon Valisi Naci (Abdullah Naci Akbay) Bey’e “gayet mahrem” ve “bizzat açılması” kaydıyla çektiği özel telgrafta <em>“Enver Paşa’nın tebdil-i nâm ve kıyafet ederek sevahilin bir noktasından Anadolu’ya gelmeye teşebbüs edeceği hakkında bazı istihbarat vardır. Müessir tedâbir ittihazıyla böyle bir vaziyete teması halinde derhal kendisinin tevkifiyle iş’arı”</em> talimatını vermiştir.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6117" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis.jpg" alt="tbmmm reis" width="1133" height="900" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 8" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis.jpg 1133w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis-300x238.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis-1024x813.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis-768x610.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis-696x553.jpg 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tbmmm-reis-1068x848.jpg 1068w" sizes="(max-width: 1133px) 100vw, 1133px" /></p>
<p>TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın, Trabzon Valisi Naci Bey’e, Enver Paşa’nın Trabzon’a gelmesi halinde tutuklanmasının emreden yazısı</p>
<p>Bu süreçlerin yaşandığı ve İttihatçılar tarafından adeta Bolşevik avına çıkılmış olduğu Trabzon’da Nazım Hikmet ve arkadaşlarının can güvenlikleri de tehlike altındaydı Ancak, Nazım ve Vâlâ Nureddin bu tehlikenin yeterince farkında değildiler. Kentin sokaklarında serbestçe dolaşıyorlar, gençliklerinin de vermiş olduğu heyecanla Meydan Parkı’nda yer alan &#8220;Muharremin Kahvesi&#8221; olarak bilinen kahvehanede Trabzon’un yazar, şair ve öğretmenlerinden oluşan aydınlarıyla konuşmalar yapıyorlardı. Kuşkusuz bu sohbet toplantılarında, Rusya’da kurulan Bolşevik rejimine ait konular çokça konuşuluyordu. Bu toplantının başlıca müdavimleri arasında Trabzon’un güçlü ailelerinden Eyüpzadelere mensup genç bir şair olan Esat Ömer de bulunuyordu.<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a></p>
<p>Meydan Parkı’nın güneydoğu cihetinde bulunan Muharrem’in Kahvesi</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6118" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/nrettin.jpg" alt="nrettin" width="404" height="209" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 9" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/nrettin.jpg 404w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/nrettin-300x155.jpg 300w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" /></p>
<p>Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin; kahvedeki sohbet toplantılarında zaman zaman gençliklerinin verdiği heyecana kapılarak coşkulu konuşmalar yapıyorlardı. Her ne kadar Batum&#8217;a geçme isteklerinin asıl nedenlerini açıklamış olmasalar bile; dinleyenler üzerinde önemli etkiler bırakan toplantıların birkaç gün sürmesi dikkatleri çekmişti.<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a> Nitekim Vâlâ Nureddin bu durumu şu şekilde dile getirmişti: <em>“Trabzon’da mürur tezkeresi muamelesinin tamamlanmasını bekleyerek kırlarda, bayırlarda geziyorduk ki bir evin köşesinden gemici kılıklı bir adam keçi yolunu tozutarak belirdi ve yanımızdan geçti. Yanımızdan geçerken: Siz Rusya’ya gidiyorsunuz, bunu belli etmeyin, başınıza iş açılır” </em>diye uyarıda bulundu.<a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a> Bu uyarı, Nazım ve Vâlâ’yı Trabzon’un siyasi konumunu, başka bir ifadeyle yoğun bir Bolşeviklik karşıtlığının egemen olduğunu göstermiş ve onları daha dikkatli davranmaya yöneltmişti.<a href="#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a></p>
<p>Tevfik Bey’in sahibi olduğu Şems Oteli</p>
<p>(Bu kartpostal Trabzon’dan Esintiler sayfasından alınmıştır.)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6119" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/arkadslari.jpg" alt="arkadslari" width="622" height="960" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 10" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/arkadslari.jpg 622w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/arkadslari-194x300.jpg 194w" sizes="auto, (max-width: 622px) 100vw, 622px" /></p>
<p>Nazım Hikmet ve arkadaşlarının Trabzon günlerine tanıklık edenlerden biri de Yeniyol gazetesinin başarılı yazarlarından biri olan Cevdet Alap olmuştu. Anılarını, çok özet biçimde Yeniyol gazetesindeki “Hayatım” başlıklı tefrikasında kaleme alan Alap; Nazım Hikmet ve Vâlâ Nurettin’in Rusya’ya geçmek için Trabzon’a geldiklerinde Şems Oteli’nin<a href="#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a> bir köşesinde, o tarihlerde İstikbal gazetesi yazarlarından olan Kemal Ahmet<a href="#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a> (Üçüncüzade) ve Trabzon’un önemli ailelerinden Eyüboğulları’na mensup olan Esat Ömer Eyyubi ile buluşup sohbet ettiklerini aktarmaktadır.<a href="#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a> Alap’ın verdiği bu bilgi, TKP’li Süleyman Sami’nin yukarıda aktarılan 27 Eylül 1920 tarihinde TKP Merkez Komitesi’ne verdiği bilgiyle örtüşmektedir. Süleyman Sami’nin bu raporunda her ne kadar Şems Oteli sahibi Tevfik Bey’in TKP üyesi olmadığını ifade ettiği belirtilmiş olsa da Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in bu otelde kalması ve küçük çaplı sohbet toplantısı yapması, onların bu otel ve sahibi hakkında bilgi sahibi olduğuna işaret etmektedir.</p>
<p><strong>Nazım Hikmet’in “Portreler” adlı kitabında yayımlanan “Kemal Ahmet” adlı şiiri</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6120" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/kemal-ahmet.png" alt="kemal ahmet" width="376" height="498" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 11" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/kemal-ahmet.png 376w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/kemal-ahmet-227x300.png 227w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" /></p>
<p>&#8220;Kafası,/ yüzde yüz uygun muydu kafama/ Bilmiyorum, ama/</p>
<p>O benim soyumdandı/ Etiyle kanıyla değil,/ Belki de heyecanıyla değil,/ Batırıp parmaklarını kanayan yarasına/ Beyninin ışığını sattığı için,/ Bir ekmek parasına &#8220;Fakat ne yazık ki, o,/ Namludan kopan bir kurşun gibi haykırıp,/ Karanlık acıların camını kırıp,/ Güneşi, dolu dizgin gözlerine dolduramadı!/ Gün geldi, ağrıdan ayakta duramadı./ Ve işte o zaman/ Çocuğunu boğan/ Aç bir ana gibi,/ Bir çözülmez çenberin kıvranarak içinde,/ Boğdu kendi elleriyle yüreğini/ Bir rakı kadehinde. &#8220;Tutunmak istedi; kaçtılar;/Çalıştı; kırbaçladılar; / Susadı; kendi kanını içti o! / Parça parça insan kafası satılan,/ Kaldırımlarda aç yatılan/ Bir caddeden/ Mukaddes bir ızdırap şarkısı gibi gelip/ Geçti. O!&#8221;</p>
<p>Nazım ve Vâlâ’nın bu tavır ve toplantıları İttihatçıların mutlak kontrolü altında bulunan kentte dikkatleri çekmiş ve İskele Kahyası Yahya’nın adamları tarafından Batum’a geçmek üzere izin belgesini beklemek durumunda bulunan Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in derhal Trabzon&#8217;u terk etmeleri istenmişti. Zaten kısa bir süre önce Mustafa Suphi&#8217;nin, karşılamaya gelen çok sayıda insanın gözleri önünde Kahya tarafından zorla bir motora bindirilerek denizde boğulmaları herkesin zihninde derin izler bırakmıştı.</p>
<p><em>            </em> Bu sırada Batum&#8217;a geçiş için ilgili makamlara yapılan başvuru, Polis Müdürlüğü ve Askerlik Şubesince de uygun görüldüğünden işlemler sonuçlanmak üzereydi. Ancak, birkaç güne daha ihtiyaçları vardı. Kahya&#8217;nın adamlarının ikazlarının ne kadar ciddi tehlikelere gebe olduğunu iyi bilen Nazım Hikmet, can güvenliğini sağlayabilmek amacıyla bazı ilişkilerini devreye sokmaya karar verdi. İstanbul&#8217;da Ahmet Haşim ile aynı pansiyonda kalmakta iken ahbaplıkları olan Trabzon&#8217;un önde gelen ailelerinden Hacıkadızadelere<a href="#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a> mensup Mahmut Tahsin Bey ile irtibat sağlamaya çalıştı. Çünkü Ahmet Haşim Nazım&#8217;a; başı dara düştüğünde Mahmut Tahsin Bey&#8217;i arayıp bulmasını tavsiye etmişti.</p>
<p>Nazım, Trabzon&#8217;da o sırada yayımlanmakta olan İkbal gazetesinin sahibi ve başyazarı olan Eyüpzade Osman Nuri Bey&#8217;e gider ve Mahmut Tahsin Bey&#8217;i nasıl bulabileceğini sorar. Aldığı tavsiye üzerine Mahmut Tahsin Bey ile buluşur. Kendisine; İskele Kahyası Yahya tarafından şehri derhal terk etmesi tehdidinde bulunulduğunu ilettikten sonra can güvenliğinin sağlanması için yardım ister. Ahmet Haşim ile çok yakın dostluğu bulunan Mahmut Tahsin Bey, bu dostluğun hatırına binaen Nazım&#8217;ın yardım talebini kabul eder. Bu sırada zaten Nazım ile Vâlâ Nureddin’in Batum&#8217;a geçme taleplerine ilişkin Mürur Tezkeresinin işlemleri tamamlanmak ve belgeleri kendisine verilmek üzeredir. Mahmut Tahsin Bey Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin&#8217;i, Çarşı Mahallesi’nde bulunan Küçük Ayvasıl Kilisesi’nin karşısında yer alan ve o tarihlerde Trabzon&#8217;un en görkemli konağı olan Hacıkadızadelerin konağına getirerek misafir eder.<a href="#_ftn28" name="_ftnref28">[28]</a></p>
<p>Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in konakladıkları Hacıkadızadelere ait konağın yıkılmadan önceki son hali</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6121" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/konak.jpg" alt="konak" width="779" height="516" title="Nazım Hikmet&#039;in Trabzon Günleri 12" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/konak.jpg 779w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/konak-300x199.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/konak-768x509.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/konak-696x461.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 779px) 100vw, 779px" /></p>
<p>Trabzon&#8217;daki son bir-iki gününü bu konakta Hacıkadızade Mahmut Tahsin Bey&#8217;in himayesinde geçiren Nazım ve Vâlâ Nureddin izin belgelerini aldıktan sonra Trabzon’a geldikleri İtalyan bandıralı Kornilof vapuru<a href="#_ftn29" name="_ftnref29">[29]</a> ile muhtemelen 29 Eylül 1921 tarihinde Batum’a hareket ederler.<a href="#_ftn30" name="_ftnref30">[30]</a></p>
<p>Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in Batum’a geçtiklerinde kimlerle ve nasıl bir ilişki içinde oldukları hakkında elimizde yeterli bilgi yoktur. Ancak Nazım Hikmet ve yol arkadaşı Vâlâ Nureddin’in adına, Batum’a geçtikten yaklaşık yirmi gün gibi çok kısa bir süre sonra, Mustafa Suphi’nin ölümünden sonra ciddi bir darbe yemiş olan TKP’nin yeniden toparlanmak için yaptığı bir toplantıda rastlamaktayız. Teşrin-i evvel (Ekim) 1921 tarihinde Batum’da gerçekleştirilen bu toplantıda TKP üyeliği için başvuru yapan Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in adaylıkları reddedilmiştir.<a href="#_ftn31" name="_ftnref31">[31]</a> Bu durum bize, idealleri uğrunda Rusya’ya gitmek için türlü meşakkatlere katlanmış iki Türk gencinin henüz TKP ile organik bir bağları olmadığı gibi yeterli ve gerekli referanslardan da yoksun olduklarını düşündürmektedir.</p>
<p>Nazım Hikmet&#8217;in Trabzon&#8217;dan ayrılmasının ardından kentte kaldığı süre içinde sohbetinde bulunan ve fikirlerinden oldukça etkilenen bazı Trabzonlu gençler de Rusya&#8217;ya geçmeyi arzu etmekteydiler. Nitekim, Meydan Parkı’ndaki Muharremin Kahvesi’nde Nazım Hikmet’in sohbetlerine katılan Eyüpzade Esat Ömer Bey de Nazım’dan yaklaşık altı ay kadar sonra Batum’a gidecek ve bir süre kaldıktan sonra geri dönüp seyahat izlenimini Güzel Trabzon gazetesinde yayınlayacaktır. Ve hemen ardından da yayın hayatına başlattığı Kahkaha adlı mizahi gazetesinde Bolşevik düşünce doğrultusunda yazdığı yazılarıyla dikkati çekecek, hatta Mustafa Kemal Paşa’nın 15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a yaptığı ilk ziyarette gazetesinde kaleme aldığı bir yazı nedeniyle hakkında soruşturma açılacaktır.</p>
<p>30 Eylül 1921’de Kornilov Vapuru’yla Batum’a geçen Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin, buradan trenle Tiflis’e geçerler. Tiflis’te Ahmet Cevat (Emre) ile tanışırlar ve onunla birlikte yeniden Batum’a dönerler ve Şevket Süreyya (Aydemir) ile karşılaştıkları Batum’da kaldıkları süre içinde sıkıntılı günler geçirirler. Bir süre sonra Moskova’da Şarkiyat Enstitüsü’nde öğretmenlik teklifi alan Ahmet Cevat’la birlikte 1922 yılı Temmuz ayında trenle Moskova’ya hareket ederler</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Vâlâ Nureddin, <em>Bu Dünyadan Nazım Geçti,</em></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> M. Fuat, <em>Mazım Hikmet.</em> Adam Yayınları, İstanbul 2000, s. 41-42.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Mesut Çapa- Veysel Usta, <em>Milli Mücadelede Trabzon Vilayetiyle Yazışmalar</em>, Trabzon Valiliği, Trabzon 1985, s. XII-XII .</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Asım Bezirci, <em>Nazım Hikmet, </em>, Evrensel Basın, İstanbul 1989, s. 16-17.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> <em>TKP MK 1920-1921</em> <em>Dönüş Belgeleri</em> 2, Çev. Yücel Demirel, TÜSTAV, İstanbul 20024, s. 129.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> <em>TKP MK 1920-1921</em> <em>Dönüş Belgeleri</em> 2, s. 160.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Gavur İmam Rahmi: Mondros Mütarekesi’nden sonra yurtdışına çıkan ve İttihat ve Terakki Partisi’nin kapatılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlayan Milli Mücadele’nin başına geçmek için İttihat ve Terakki ile Teşkilat-ı Mahsusa kadrolarını canlı tutmak üzere Trabzon’u merkez üssü olarak seçen Enver Paşa, burada, Küçük Talat (Muşkara) Bey başkanlığında “Bozuk Parti” diye nitelendirilen İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı adlı yeni bir örgüt kurma çabasındaydı. Küçük Talat Bey İzmir Suikastı davası sorgulamasında Trabzon’da yaptığı teşkilatlanmaya dair<em>, “Trabzon’a geldiğimde yemin ettirerek teşkilata aldığım 3-4 kişiden biri Yahya Kahya, diğeri ise Gavur İmam idi”</em> beyanında bulunmuştur. (İsmail Akbal, Trabzon’da Muhalefet, Serander Yayınevi, Trabzon 2008, s. 323.) Kahya’nın yazıcısı konumunda bulunan Gavur İmam Rahmi’nin, Santa Rum eşkıyası çete reisi Efkalidi’ye yazdığı mektuptan, Kahya Yahya’nın ve adamlarının Rumlarla ortak hareket ettikleri de anlaşılmıştı. (Kazım Karabekir, <em>Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkanı,</em> Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2010, s. 281-282; Üçüncü, Kahya Yahya, s. 217.) Gavur İmam adı, TBMM Tahkik Heyeti tarafından Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti hakkında yapılan soruşturmada elde edilen suistimal bulgularını ortaya koyan rapor gereğince Kahya Yahya’nın tutuklanma girişimine uğraması üzerine Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in Dahiliye Vekili Fethi  (Okyar) Bey hakkında TBMM’de verdiği “gensoru” görüşmelerinde de gündeme gelmiştir. Suphi’nin öldürülmesinde yeralan Kahya Yahya’nın güvenilir adamlarından olan ve aynı zamanda Kilat ve Zambur köylerinde işlenen çok sayıda cinayetten dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olduğu için Rusya’ya kaçmış bulunan Gavur İmam Rahmi, Mayıs 1925 ayı ortalarında Rusya’dan Trabzon’a getirilmiştir. Bkz. <em>Yeniyol</em>, 18 Mayıs 1925. Buradan Ankara’ya sevk edilen Yomralı Gavur İmam Rahmi, daha sonra yapılan yargılamada idam cezasına çarptırılmıştır. İzmir Suikastı Davası nedeniyle Ankara İstiklal Mahkemesi’nde görülen “Suikasd ve Taklib-i Hükümet” adlı davada Küçük Talat’ın verdiği ifadede (Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 3 Ağustos 1926 tarihli nüshasında yayımlanan) İttihatçıların Trabzon’daki “bozuk parti” örgütlenmesinin bütün ayrıntıları ortaya çıkmıştır. Talat Bey ifadesinde Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde Kahya Yahya, Gavur İmam ve Fethi ile birlikte çalıştıklarını, kendisinin bir görüşme yapılmak üzere Enver Paşa tarafından Batum’a çağırılması sırasında Hacı Sami’nin iskeleye çıkarak Gavur İmamla birlikte şehre hareket ettiklerini belirtmiştir. Trabzon’daki örgütlenmenin Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile ilişkisinin sorgulanması bağlamında hakimlerin sorduğu sorulara Küçük Talat Bey’in verdiği cevapta, Hacı Sami Bey’in Gavur İmam’ı her işte kullanmaya başladığını ifade etmesi üzerine hakimlerin “Burada idam ettiğimiz Gavur İmam mı” sorusuna “evet” cevabını vermiş olması, Gavur İmam Rahmi’nin idam edilmiş olduğunu belgelemektedir. Bu mahkeme tutanakları için bkz. Erol Şadi Erdinç, <em>Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti Yargılamaları, Ankara İstiklal Mahkemesi ve Siyasi Yargılama, </em>cilt III; İş Bankası, İstanbul 2018, s. 28-29, 60. Dolayısıyla bu şahıslar Enver Paşa adına Trabzon’u kontrol eden paramiliter örgütün üyesiydi.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Üçüncü, <em>Kahya Yahya,</em> s. 140; Mahmut Goloğlu bu cinayette Kahya Yahya’nın adamlarından Faik’in baş rolü üstlendiğini belirtir. Mahmut Goloğlu, <em>Türkiye Cumhuriyeti,</em> Başnur Matbaası, Ankara 1971, s.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><em>[9]</em></a><em> İskele Kahyası Yahya Reiszade Yahya Reis hakkında geniş bilgi için bkz. Uğur Üçüncü, Milli Mücadele Yıllarında Trabzon’da İttihatçı Bir Sima Kahya Yahya, Serander Yayınevi, Trabzon 2015.</em></p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Sebahattin Özel, <em>Milli Mücadelede Trabzon,</em> Türk Tarih Kurumu, Ankara 1991, s. 149-174. Ankara Hükümeti Trabzon’daki bu İttihatçı örgütlenmeyi dağıtmak için çeşitli tedbirlere başvurmuş, hem Küçük Talat’ın, hem de Halil Paşa’nın Trabzon’da ikametine izin vermeyerek onları şehri terk etmeye zorlamıştır. Öte yandan Trabzon’daki İttihatçı örgütlenmenin başrolünde bulunan Küçük Talat Bey, Halil Paşa’ya yazdığı 16 Mayıs 1921 tarihli mektupta Suphi ve arkadaşlarının ölümünden Trabzon 3. Tümen Komutanı Nuri, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Barutçuzade Ahmet, üyelerden Hacıalihafızzade Ömer Efendi, Hatipzade Mustafa ve Hoca Mahmut gibi isimleri sorumlu tutmaktadır. Bkz. Mete Tunçay, <em>Türkiye’de Sol Akımlar 1908-1925, </em>cilt 1, İletişim, İstanbul 2009, s. 583. Küçük Talat’ın verdiği bu bilgideki isimlerden bazılarının diğerleriyle ilişki içinde olamayacakları dikkate alındığında, Halil paşa’ya yazdığı mektupla cinayeti daha karmaşık bir yapıya büründürme çabası sezilmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> <em>TÜSTAV</em> (Türkiye Sosyal Tarih Araştırmaları Vakfı) Arşivi, CD-08-10-36; <em>TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri</em> 1, Çev. Yücel Demirel, TÜSTAV, İstanbul 2004, s. 35.</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> <em>Dönüş Belgeleri</em>, s. 37.</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Yavuz Aslan, “İttihat ve Terakki Liderlerinden Dr. Bahaeddin Şakir’in Sovyet Rusya ve Azerbaycan’daki Faaliyetleri(1920-1921)”, <em>Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, </em>cilt 7, Erzurum 2007<em>,</em> s. 80</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> TKP arşivi kayıtlarına göre Trabzonlu Komünist Matbaacılar Grubu şu isimlerden oluşuyordu: Trabzon Saray-ı Atik Mahallesinden 24 yaşındaki Halil oğlu Ali, Trabzon Çarşı Mahallesinden 21 yaşındaki Derviş oğlu Mahmut, Trabzon Çarşı Mahallesinden20 yaşındaki İkbal gazetesi mürettibi Mustafa oğlu Kazım, Trabzon Saray-ı Atik Mahallesinden 24 yaşındaki mürettip Salto oğlu Ahmet, Trabzon Üçgüllü Mahallesinden Yakup oğlu Sabri, Trabzon Boztepe-i Bala Mahallesinden 40 yaşındaki matbaa idarecisi Sofu oğlu Hasan(Trabzon’un ilk matbaacısı olan ve 1932’de 90 yaşında ölen Sofuzade İsmail Efendi’nin oğlu olup 1932’de Trabzon Matbaası’nın yöneticisidir) Trabzon İmaret Mahallesinden İmam oğlu Bilal, Trabzon Boztepe-i Bala Mahallesinden Kadı oğlu Ahmet, Trabzon Abacılar Mahallesinden (?)Ali Rıza oğlu Remzi adlı kişiler katılmıştır: <em>TÜSTAV Arşivi,</em>  CD-08-10-36-basılan 10-02-2004.</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Yavuz Arslan, <em>Türkiye Komünist Fırkasının Kuruluşu ve Mustafa Suphi,</em> TTK, Ankara 1997, s. 103</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Rıfkı Kulaç’ın hayatı ve dönem Trabzon’unun siyasi atmosferi hakkında geniş bilgi için bkz. Kudret Emiroğlu, <em>Trabzon’un Liberal Bolşeviği Rıfkı Kulaç</em>, Islık Yayınları, İstanbul 2020.</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> <em>Dönüş Belgeleri 2,</em> s. 55. TKP arşivinde bulunan belgelerde adı geçen “Cihan Oteli ve Sahibi Tevfik Bey” ibaresinde bir yanlışlık olduğu anlaşılmaktadır. Zira hem Cevdet Alap’ın anılarında Nazım ve Vâlâ’nın Şems Oteli’nde kaldıklarının belirtilmesi; hem de aşağıda kartpostalını yayınladığımız Şems Oteli’nin “direktörünün” Tevfik Bey olarak yazılı bulunması, TKP belgelerinde adı geçen otelin Cihan değil Şems olması gerektiğini, TKP temsilcilerinin de Şems Oteli sahibi Tevfik Bey ile görüştüklerini göstermektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> <em>Dönüş Belgeleri 2,</em> s. 162-163.</p>
<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Trabzon Valisi Naci Bey’e çektiği telgrafın ıslak imzalı nüshası Ortahisar Belediyesi Tarih Müzesi’nde teşhir edilmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Vâlâ Nureddin, <em>Bu Dünyadan Nazım Geçti, </em>Esat Ömer Eyyubi Nazım ve Vala’nın Trabzon’daki sohbetlerinden de etkilenip 26 Mart 1922’de Batum’a geçerek bazı görüşmeler yaptıktan sonra tekrar Trabzon’a dönmüştür. 17 Nisan 1922 tarihli Güzel Trabzon gazetesinde “Batum’da Onbeş Gün” adlı bir yazı yazarak bundan bir ay sonra da, 18 Mayıs 1922 tarihinde Trabzon’da, haftada iki kez yayımlanacak olan Kahkaha adlı bir mizahi gazete çıkarmaya başlamıştır. 18 Mayıs 1922 ile 12 Mart 1925 tarihleri arasında yayın hayatını sürdüren ancak bu süre içinde yazılarından dolayı hakkında onlarca dava açılıp gazetesi birçok kez kapatılan Esat Ömer Eyyubi, Takrir-i Sükun Yasası gereğince Faik Ahmet Barutçu’nun İstikbal adlı gazetesinin yanı sıra Trabzon’da kapatılan ikinci gazetenin sahibidir. TKP aracılığıyla 1925’te önce Batum’a, sonra Tiflis ve nihayet Moskova’ya geçmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarıldığı için bundan sonraki yaşamı hakkında bilgi edinilememiştir. Konuya dair ayrıntılı bilgi için bkz. Veysel Usta, “Trabzon’da Bolşevik Bir Aydın: Kahkahacı Esat Ömer Eyyubi; Hayatı, Siyasi Kişiliği, Şair ve Yazarlığı”,<em> Müteferrika, </em>Bahar 2012, Sayı 41.</p>
<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Mahmut Goloğlu, <em>Cumhuriyete Doğru, </em>Başnur Matbaası, Ankara 1971, S. 53-54 s.</p>
<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> <em>Bu Dünyadan Nazım Geçti</em>, s. 191-192; Üçüncü, <em>Kahya Yahya,</em> s. 156.</p>
<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Üçüncü, <em>Kahya Yahya,</em> s. 157.</p>
<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> 1903 tarihli Fransız Ticaret Yıllığı’na göre Tevfik Efendi tarafından işletilen Şems Oteli (Otelin işletmecileri daha sonra Oğuzoğlu/Oğuzlu soyadını almıştır) bu tarihte Trabzon’daki üç önemli otelden biriydi. Murat Küçükuğurlu, “Trabzon’da Modernleşmenin Simgesi Olarak Meydan-ı Şarki”,  <em>A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi</em>,  Sayı 63, Eylül- 2018,  s. 629.</p>
<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Milli Mücadele döneminde Faik Ahmet Barutçu’nun İstikbal gazetesinin yazı kadrosunda bulunan Kemal Ahmet, sözkonusu gazetenin Şeyh Sait İsyanı nedeniyle çıkarılan Takrir-i Sükun Yasası ile kapatılması üzerine işsiz kalmış, daha sonra Babıali’de bir süre çalıştıktan sonra genç yaşta veremden ölmüştür. 1920’li yıllarda Trabzon gazetelerinde çok sayıda hikayesi tefrika edilen kalem ehli Kemal Ahmet’in “Ağlayan Nar ile Gülen Ayva” adlı hikaye kitabı, ölümünden sonra arkadaşı Ahmet Cevat tarafından yayımlanınca İstanbul matbuatında dikkat çekmiştir. Nazım Hikmet’in “Portreler” adlı kitabında “Kemal Ahmet” adıyla yer alan şiirinde Kemal Ahmet’ten ve hatırasından saygıyla söz etmiş olması da Cevdet Alap’ın onların Şems otelinin bir köşesinde sohbet ettikleri tanıklığını doğrular niteliktedir. Nazım Hikmet, <em>Portreler</em>, Yeni Kitapçı, İstanbul 1935, s. 29-30.</p>
<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> <em>Bir Ömür Bir Şehir, Trabzonlu Gazeteci Cevdet Alap’ın Anıları</em>, Haz. Hikmet Aksoy, Gazeteciler Cemiyeti, Trabzon 2008, s. 79.</p>
<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> Hacıkadızadeler: Trabzon’un öneli ailelerinden olup Milli Mücadele’de Ankara Hükümeti’nin yanında yer almıştır. Mahmut Tahsin Bey’in kardeşi Arif Sayıl; Milli Mücadele yıllarında Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşunda yeralmış, Halk Fırkası’nın Trabzon’daki ilk il başkanı olmuş, III. Dönem TBMM’de Trabzon milletvekilliği yapmış, Halkevi başkanlığında bulunmuş bir şahsiyettir.</p>
<p><a href="#_ftnref28" name="_ftn28">[28]</a> Bu bilgi, bu tarihi olayı amcası Hacıkadızade Mahmut Tahsin Bey’den dinleyen merhum Arif Sayıl’ın oğlu İş Bankası Genel Müdür Yardımcılığından emekli Mustafa Kemal Sayıl tarafından 2002 yılında evinde yaptığımız görüşmede aktarılmıştır. Merhum Mustafa Kemal Sayıl’ın anıları daha sonra “Trabzon’a Işık Tutan Anılar” adıyla Mehmet Akif Bal tarafından kitaba dönüştürülmüştür. Buradaki bilgi için bkz. s. 64-66.</p>
<p><a href="#_ftnref29" name="_ftn29">[29]</a> Bezirci, <em>Nazım Hikmet.,</em>s. 16-17.</p>
<p><a href="#_ftnref30" name="_ftn30">[30]</a> Mustafa Kemal Sayıl yayımlanmış anılarında Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in, Çömlekçide bir sandalcı ile anlaşarak Fransız Pake vapuruna bindiklerini belirtir. Bkz. <em>a.g.e</em>., s. 66.</p>
<p><a href="#_ftnref31" name="_ftn31">[31]</a> <em>TÜSTAV Arşivi</em>, CD-19-SAYFA-597 14-04-2005</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/nazim-hikmetin-trabzon-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trabzon&#8217;da Rus İşgali Ve Sonuçları</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/trabzonda-rus-isgali-ve-sonuclari/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/trabzonda-rus-isgali-ve-sonuclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Usta]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 13:56:55 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/yazarlar/veyselusta/konu/trabzonda-rus-isgali-ve-sonuclari/</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalist Paylaşım Savaşı yüzyıla damgasını vuran Avrupa kaynaklı sömürgecilik, bir yandan sömürü alanlarını genişletmek için Doğu’ya doğru ilerlemeye çalışırken öte yandan kontrol alanlarını kaybetmemek için diğer sömürgecilerle kıyasıya bir mücadeleye girişmiştir. Yüzyılın ilk yarsısında üç büyük sömürgeci devlet olan İngiltere, Fransa ve Rusya; bir yandan Osmanlı imparatorluğunu tasfiye etmek ve pastanın en büyük dilimini kendilerine&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><strong> Emperyalist Paylaşım Savaşı</strong></li>
<li>yüzyıla damgasını vuran Avrupa kaynaklı sömürgecilik, bir yandan sömürü alanlarını genişletmek için Doğu’ya doğru ilerlemeye çalışırken öte yandan kontrol alanlarını kaybetmemek için diğer sömürgecilerle kıyasıya bir mücadeleye girişmiştir. Yüzyılın ilk yarsısında üç büyük sömürgeci devlet olan İngiltere, Fransa ve Rusya; bir yandan Osmanlı imparatorluğunu tasfiye etmek ve pastanın en büyük dilimini kendilerine almak için her türlü siyaseti uygulamakta sakınca görmezken, diğer yandan konjonktürel gelişmelere göre kimi zaman paylaşmak istedikleri Osmanlı ile, kimi zaman ise diğer sömürgecilerle işbirliği yapmaktan da kaçınmamışlardır. Bu süreçte önce Balta Limanı anlaşmasıyla Avrupalılara gümrükler açılmış, Kırım Harbi ile borç para alınarak ekonomik vesayet altına girilmiş, I. Dünya Savaşı başında Osmanlı Devleti&#8217;nin paylaşılmasına karar verilmiş, Sevr Antlaşması ile de son nokta koyulmaya çalışılmıştır.</li>
</ol>
<p>Savaşın başında İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya kendi aralarında yaptıkları gizli anlaşmalarla Osmanlı topraklarını aralarında paylaşmışlar, bu paylaşım gereğince de işgallere başlamışlardır. İşte, Kafkas cephesinin çökmesiyle birlikte Rusların Doğu Anadolu ve Harşit Çayı&#8217;na kadar Doğu Karadeniz’i işgali de Petrograt Protokolü adlı gizli anlaşmanın uygulamasından başka bir şey değildir.</p>
<p>O halde, yakın tarihimizde, İlimizin de içinde bulunduğu ülkemizin bir bölgesinde yaşanan sömürgeci bir ülkenin işgal girişimini gerçek anlamıyla tanımlamak gerekmektedir. Son dönemlerde kamuoyunun gündemine gelen ve tartışmaya açılan 24 Şubat Trabzon’un işgalden kurtuluşu törenlerini de doğru zeminde değerlendirmek gerekir. Rusların Anadolu’nun bir bölümünü işgal ettikleri bir gerçeklik olduğu gibi bu bölgeleri geri vermek gibi bir düşünceleri olmadığı da başka bir gerçekliktir. Evet, Trabzon’un Rus işgalinden kurtuluşu 1917’deki Bolşevik devrim ile Çarlık Rusya’sının yıkılması sonucunda imzalanan Erzincan Protokolü ile gerçekleşmiştir. Ancak bu çekilme, ülkemizin topraklarının Ruslar tarafından işgal edildiği gerçeğini değiştirmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>18 Nisan 1916 Trabzon’un İşgali </strong></p>
<p>Sömürgeci devletlerin “hasta adam” olarak ilan ettikleri Osmanlı Devleti&#8217;nin paylaşılması, oldukça karmaşık ilişkilere sahne olmuş, bu mücadele 19. yüzyıl boyunca sürmüştü. Bu mücadelede rakiplerinden bir adım öne geçmek isteyen sömürgeci devletler buldukları her fırsatı siyasi ve ekonomik imtiyaz elde etmek için kullanmakta gecikmediler. Bu fırsatçıların başında, uzun zamandan beri sıcak denizlere inmek arzusunda bulunan Rusya geliyordu. Bir yandan yabancı ülkelere karşı sınırlarını korumaktan aciz duruma düşmüş olan devlet, içeride de gücünü ve otoritesini kaybetmeye başlamış, Doğu Karadeniz bölgesi de feodal mücadelelerin kıskacında kıvranırken Ruslar ilki 1809 yılında Akçaabat’ın batısındaki Sargana Burnu&#8217;na yaptıkları çıkartma girişimi olmak üzere bölgeyi birkaç defa işgal etmek istemişler, ancak başarılı olamamışlardı. Beklenen fırsatın I. Dünya Savaşı ile ortaya çıktığı, Osmanlı Devleti’nin İngiltere, Fransa ve Rusya nezdinde yaptığı müttefiklik tekliflerinin reddedilmesinden anlaşılmaktadır. Nitekim Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında yer alarak 29 Ekim 1914’de Karadeniz’deki Rus limanlarını bombalamasıyla savaş başlamış Rusya da 1 Kasım&#8217;da Kafkas Cephesi&#8217;nde saldırıya geçmişti. Sarıkamış faciası ile birlikte Kafkas Cephesi&#8217;nin de çökmesiyle birlikte Rusların Doğu Anadolu’daki ilerlemeleri hızlanmıştı.</p>
<p>Savaşın başlamasıyla Osmanlı Devleti&#8217;nin Doğu Anadolu’da bulunan 3. Ordu&#8217;ya iç bölgelerden askeri ikmal sağlayacak demiryolunun bulunmaması, Trabzon&#8217;un askeri önemini ön plana çıkarmıştır. Diğer yandan Osmanlı Devleti&#8217;nin boğazları kapatmasıyla zor duruma düşmüş olan Rus ordusu, bir an önce Karadeniz’deki askeri üstünlüğünü temin ederek Osmanlı ordusunun ikmal yollarını kesmek istiyordu. Bu nedenle Rus donanması tarafından, başta Trabzon olmak üzere Karadeniz kıyısındaki limanlar bombalanıyor, denizdeki Osmanlı donanmaları batırılıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6446" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi.jpg" alt="Rus donanmasi tarafindan Trabzon sahillerinin bombalanmasi" width="241" height="172" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 36" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi.jpg 566w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-300x214.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 241px) 100vw, 241px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6447" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-2.jpg" alt="Rus donanmasi tarafindan Trabzon sahillerinin bombalanmasi 2" width="247" height="170" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 37" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-2.jpg 588w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-2-300x207.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-2-218x150.jpg 218w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasi-tarafindan-Trabzon-sahillerinin-bombalanmasi-2-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 247px) 100vw, 247px" /></p>
<p>Rus donanması tarafından Trabzon sahillerinin bombalanması</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6448" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-1.jpg" alt="Rus donanmasinin karaya asker cikarmasi 1" width="236" height="184" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 38" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-1.jpg 788w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-1-300x234.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-1-768x599.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-1-696x543.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 236px) 100vw, 236px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6449" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-2.jpg" alt="Rus donanmasinin karaya asker cikarmasi 2" width="199" height="159" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 39" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-2.jpg 788w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-2-300x240.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-2-768x614.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/Rus-donanmasinin-karaya-asker-cikarmasi-2-696x556.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 199px) 100vw, 199px" /></strong></p>
<p>Rus donanmasının karaya asker çıkarması</p>
<p>Kara harekatına başlayan Rusların Kafkas ordusu 16 Şubat 1916’da Erzurum’u işgal ederek ilerlemesini sürdürüyordu. Ancak, Rus ordusunun ilerlemesiyle birlikte ikmal mesafesinin de uzaklaşmaya başlaması, harekatın hızını yavaşlatıyordu. Dağlık bölgelerden askeri sevkiyat yapılmasının güçlüğü, Rus ordusunun bir an önce Trabzon limanını ele geçirmesini zorunlu hale getirmişti.</p>
<p>Ruslar, Avrupa cephesinden çektikleri 35.000 kişilik orduyu Rize’ye çıkardıktan sonra 26 Mart 1916’da Of’u, 14 Nisan’da Sürmene’yi işgal etmişler; 15-16 Nisan 1916’da Türklerin şehri boşaltması üzerine 18 Nisan 1916’da Trabzon’a girmişlerdi. Trabzon’un işgali esnasında Rus ordusunun bir kolu Değirmendere vadisinden Maçka’ya çıkarken bir kolu da batıya doğru ilerleyerek 21 Nisan’da Akçaabat’ı işgal etmişti.</p>
<p>Bayburt’ta bulunan 3. Ordumuz Trabzon’u Ruslardan almak üzere bir karşı taarruz planladı. Çanakkale Savaşı bittiği için bu cephedeki birliklerimizden 3. Orduyu takviye için gönderilenler bu işle görevlendirilmiş ve taarruzun ilk ayağı olarak Trabzon’un güneydoğusundaki Madur Dağı&#8217;nın ele geçirilmesi planlanmıştır. Ruslar ise Karadeniz sahillerinde ilerleyen 5. Kafkas Kolordusunu 29 Nisan ve 22 Mayıs tarihleri arasında Trabzon’un doğusuna, Yomra &#8211; Şana bölgesindeki Kovata limanına çıkartmıştı.</p>
<p>22 Haziran 1916 sabahı Çaykara’nın güneyindeki Sultanmurat Yaylası ile Köprübaşı’nın güneyindeki Madur Dağı&#8217;na taarruz eden Türk kuvvetleri bölgedeki Rus kuvvetlerini hezimete uğratmıştı. Rus kuvvetleri dağılarak sahile çekilirken Türk kuvvetleri de Maçka bölgesinden Trabzon’a indiklerinde geri çekilecek olan Rusları Sürmene &#8211; Of bölgesinde imha etmek üzere hazırlık yapıyordu. Fakat cephe gerisindeki Bayburt’un Rusların eline geçmesi ile kuvvetlerimiz Köse-Kelkit istikametine çekilmek zorunda kaldılar. 21 Ağustos’ta Vakfıkebir’e giren Rus kuvvetleri, 2 Ağustos’ta Görele’ye, 21 Ekim’de de Harşit Çayı’na ulaştılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6450" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-trabzon.png" alt="rus trabzon" width="222" height="142" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 40" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-trabzon.png 559w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-trabzon-300x193.png 300w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" />                       <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6451" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-isgal.jpg" alt="rus isgal" width="209" height="139" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 41" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-isgal.jpg 903w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-isgal-300x200.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-isgal-768x513.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-isgal-696x465.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 209px) 100vw, 209px" /></p>
<p>Rus ordusunu Trabzon’a davet eden heyet      Rus işgal ordusunu sevinçle karşılayan gayrimüslimler</p>
<p>(Fötr şapkalı olan ABD Trabzon konsolosu Heizer)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ermeni ve Rumlar tarafından</p>
<p>Trabzon Polis İdaresi’nin tabelasının indirilmesi           Trabzon Rum cemaatinin işgal ordusu komutanını karşılaması</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6452" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ermeni-rum.png" alt="ermeni rum" width="243" height="196" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 42" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ermeni-rum.png 574w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ermeni-rum-300x243.png 300w" sizes="auto, (max-width: 243px) 100vw, 243px" />                       <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6453" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-rum.jpg" alt="trabzon rum" width="287" height="195" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 43" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-rum.jpg 817w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-rum-300x203.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-rum-768x521.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-rum-696x472.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 287px) 100vw, 287px" /></p>
<p><strong>Rus İşgalinde Trabzon</strong></p>
<p>İşgal, doğası gereği, tarihin her döneminde ve her bölgesinde insanlık adına büyük acılara neden olmuştur. Trabzon’un işgali de bunlardan biridir.</p>
<p>Ünlü tarihçi Justin McCarthy <em>“Ölüm ve Sürgün. Osmanlı Müslümanlarına Karşı Yürütülen Ulus Olarak Temizleme İşlemi 1821-1922”</em> adlı yapıtında Müslümanlara karşı yapılan ancak batılı tarihçilerce ısrarla göz ardı edilen tarihsel zulmü şöyle anlatmaktadır.</p>
<p><em>“Müslümanların uğradığı kayıpların tarihsel önemine rağmen, bu kayıplara ders kitaplarında değinilmez. Bulgarların, Ermenilerin ve Rumların uğradığı kıyımları anlatan ders kitapları ve tarih kitapları Türklerin uğradığı aynı tür kıyımları anmamışlardır. Müslümanların başına gelen sürülme ve ölümler bilinmemektedir. Bu tarihin diğer alanlarında görülen çağdaş tutumun tam tersine bir tutumdur. Günümüzde yerli Amerikalılara karşı yürütülmüş zulüm üzerinde durulmaksızın beyaz Amerikalıların yayılmasının tarihçesinin yazılması, pek haklı olarak düşünülemez sayılmaya başlanmıştır…. Böyle iken, batıda, Balkanlardaki yahut Kafkasyalı, Anadolu Müslümanlarının çektiklerinin tarihçesi hiçbir zaman yazılmamış, anlaşılmamıştır. Balkanların, Kafkasların ve Anadolu’nun tarihi, bu tarihte rolü olanların başlıcalarından biri kimliğindeki öğeyi, Müslüman halkı anmaksızın yazılmıştır.”</em></p>
<p>Bu zamana kadar ne yazık ki üzerinde yeterince durulmamış 1916-1918 Rus işgali, insanlık tarihinin kaydettiği büyük zulümlerden birine neden olmuştur. Olayın trajik boyutunu anlayabilmek için işgal altındaki bölgelerden batıya doğru yaşanan muhacirliğe ilişkin <em>Tasvir-i Efkar</em> gazetesinde yayımlanan <em>“Vilayat-ı Şarkiye’den Muhaceret Eden Müslümanların İstatistiği Tanzim Olunmuştur”  </em>başlıklı yazıdaki tespitleri aktarmak yararlı olacaktır.</p>
<p><em>“Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordularıyla Ermeni çetelerinin saldırılarına hedef olarak ev ve yurtlarını terk etmek mecburiyetinde kalan bedbaht Müslümanların sayısı pek çoktur. Bunlardan Sivas, Urfa, Diyarbakır, Elazığ, Konya, İzmit, Bursa, Eskişehir vilayet ve kazalarına hayatlarını kurtarmak için iltica ederek hükümetin yardımlarına ihtiyaç duyanların sayısı 902.865’e yaklaşmaktadır. Mütarekenin imzalanmasından bugüne kadar hükümetin yardımıyla Trabzon havalisine sevk olunanlar 100.000 civarındadır. 1.100.624 nüfusa sahip olan Trabzon’dan 304.142 kişi iltica etmiş, 24.999 nüfus dönüş için hazır olup 224.143 kişi de ölmüştür.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a></em></p>
<p>İşgal ordusunu selamlayan gayrimüslimler            Rus ordusunu karşılayan din adamları</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6454" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/isgal-ordusu.jpg" alt="isgal ordusu" width="233" height="154" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 44">                     <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6455" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-din-adamlari.png" alt="rus din adamlari" width="192" height="153" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 45" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-din-adamlari.png 720w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-din-adamlari-300x240.png 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-din-adamlari-696x557.png 696w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Trabzon Metropoliti Hrisantos’un Rus işgal kuvvetleri komutanı General Liyahov’a bağlılığını sunması</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6456" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/metropol.jpg" alt="metropol" width="213" height="351" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 46" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/metropol.jpg 615w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/metropol-182x300.jpg 182w" sizes="auto, (max-width: 213px) 100vw, 213px" /></p>
<p>İşgal ile birlikte bölgenin tamamında olduğu gibi Trabzon’da da Müslümanların büyük bir çoğunluğu evlerini terk ederek yollara düşmüş ve muhacir olmuşlardı. Dolayısıyla işgal yıllarında kentte nelerin yaşandığı hakkında birkaç rapor ve anlatı dışında Türk kaynaklarında yeterli bilgi mevcut değildir. Çünkü Türk kaynakları daha çok işgalin sona ermesinden sonra kente gelen Trabzonlular ve bazı heyetlerin tuttukları notlar ve raporlardan ibaretti. Bu nedenle işgal yıllarında işgal bölgelerinde nelerin olup bittiğine ilişkin bize en ayrıntılı bilgiyi, yine Rus kaynakları vermektedir.</p>
<p>Kentte, 1 Kasım 1916’da yayımlamaya başladıkları Trabzon Askeri Gazetesi (Trapezuntskıy Vavenny Listok) gazetesinin ilk sayısında yer alan başmakaledeki şu ifadeler; bu kentin onlar açısından ne denli önemi haiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p><em>“Masmavi denizde ve kayalık dağlarında rüyaların prensesi Trabzon serpilmişti. Birçok millet Trabzon’a hakim olmak istiyordu. Ancak bu işi, içinde bulunduğumuz yılın ilkbaharında Rus ordularının başkomutanı yüce Knyaz Nikolay Nikolayeviç başardı ve bu masal şehir Rusya’nın oldu….”</em></p>
<p>Rus Heyetinin kazılar yaptığı Yeni Cuma Camii</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6457" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami.png" alt="yeni cuma cami" width="140" height="195" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 47" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami.png 1561w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-215x300.png 215w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-733x1024.png 733w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-768x1073.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-1099x1536.png 1099w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-1466x2048.png 1466w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-696x972.png 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/yeni-cuma-cami-1068x1492.png 1068w" sizes="auto, (max-width: 140px) 100vw, 140px" /></p>
<p>Rus Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Fedor İvanoviç Uspenski, kazı çalışmaları yaptığı Ortahisar Camii avlusunda</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6458" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim.png" alt="rus bilim" width="314" height="210" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 48" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim.png 2402w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-300x200.png 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-1024x684.png 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-768x513.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-1536x1026.png 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-2048x1368.png 2048w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-696x465.png 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-1068x713.png 1068w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rus-bilim-1920x1282.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 314px) 100vw, 314px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Trabzon&#8217;un askeri işgalinin ardından sıra &#8220;kültürel işgali&#8221;ne gelmişti. Buna göre Rusların işgal ettikleri yöreleri Rus Çarlığının bir parçası haline getirebilmek için bölgenin tarihi, kültürel ve sosyal açıdan irdelenmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi gerekliydi. Bu nedenle işgalden yaklaşık bir ay kadar sonra Rus Bilimler Akademisi<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> tarafından oluşturulan bir bilim heyeti Trabzon&#8217;a gelmişti. Trabzon’a gönderilen heyetin başkanı Prof. Uspenski’nin 1917 yılı sonunda Rus Bilimler Akademisine sunduğu rapordaki şu ifadeler de işgalin hedefini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p><em>“Bunların bir kısmı Türklerin çekilmesinin ardından Ortahisar Camisinde bırakılmış evraklardı. Rusların Trabzon’a girişi sırasında alelacele şehri terk edip kaçan Müslüman sakinlerinden kalan bürolardan, bankalardan, ticarethanelerden, özel mülkiyetlerden toplanmışlardı. Yukarıda belirttiğim gibi bu belgeler 2000 pudtan fazlaydı. Bunların 1000 pudundan fazlasını ticari ve büro evrakları oluşturuyordu. Bu dev belge yığınlarının bilimsel ve arkeolojik hiç bir değeri yoktu. Fakat, Trabzon’un Ruslar tarafından ele geçirilişinin hukuki temellere oturtulması açısından oldukça önemliydiler.”</em></p>
<p>Rusların işgal döneminde kentte neler olup bittiği hakkında en önemli bilgi, dönemin Trabzon Bölgesi Çevre Komutan Yardımcısı olarak görev yapan Mintslov’un anılarında (Trapezondskaia Epopeia) yeralmaktadır. İşgal yıllarında Trabzon’da nelerin yaşandığı hakkında Mintslov’un günlüklerinden aşağıya aktaracağım bazı pasajlar, Rus ordusunun işgal ettikleri kentte yaptıklarını anlatması için bize yeterli bilgiyi verecektir sanıyorum.</p>
<p>1-Arşivlerin Yok Edilmesi: <em>“Türk hapishanelerini gözden geçirdim. Hapishane ve mahkemeler bir yerde toplanmıştı. Şimdi birinci köprü olarak adlandırılan yerin gerisinde geniş bir alana yayılmıştı. Bir tarafı bir derenin yardığı derin bir uçurumla sınırlanmıştı. Dün köprüyü geçip karşıya ulaştığımda tuhaf bir manzara ile karşılaştım. Hapishanenin altındaki derenin yamacının dibine yığılmış, her biri iki arşın yüksekliğindeki kitaplar yanıyordu. Çıkan dumanlar yamaçta bir beyazlık oluşturmuştu. Bir kaç asker arasıra gidip bu üst üste atılmış kitapları daha iyi yanmaları için bir sopayla karıştırıyorlardı Emri veren general Parsadanov, hapishane binalarının ve diğerlerinin genel temizliğe tabi tutulmasını emretmiş. Türklerin egemenliği boyunca bölgeye ve mahkemeye ait bütün belgeler bu dere yatağına yığılıp ateşe verilmişti.”</em></p>
<p>2-Rus işgal kuvvetlerinin kentte yaptığı yağma: <em>“Türklerin terk edişlerinin ardından, iki gün sonra bizim askerler şehre girdiğinde, şehri Rumlar tarafından yağmalanmış olarak buldular. Lyahov; yağmadan dolayı morallerinin bozulmaması ve yağmacı halka zarar vermemeleri için  askerlerini şehirde hiç durdurmadan geçirdi ve şehrin kenarında mevzilendi. Şayet şehir Rumlar ve bizim denizciler tarafından yağmalanmamış olsaydı, bu düşünce ve uygulama şüphesiz akıllıca idi. Deniz filosu, atak davranarak önce şehri bombalamış, ardından da kara birliklerinden önce terkedilmiş şehre girmişti. Bu aptalca bombalama yüzünden şehrin bir kısmı yıkılmış, çok sayıda insan yaralanmıştı.”</em></p>
<p>3-Kentte yapılan tahribat: <em>“Trabzon şimdi kederli ve acılı bir görünüme bürünmüş durumda. Dolambaçlı sokaklarında yürürken, sanki ölü Pompey’de dolaşıyor gibi oluyor insan. Bütün evlerin camları kırılmış, çerçeveleri kapıları dağıtılmıştı. Evlerin bahçelerinde her türlü rezalet sergilenmekteydi. Her şey pisletilmiş, parçalanmış, dağıtılmış, kırılacak ne varsa kırılmıştı. Bu durum, şehre Petro Amuyenskiy’in doldurduğu yağmacılar ve kıta gerisi askerlerin işiydi. Özellikle hemen fark edilen denizciler, ellerinde çuvallarla hızla şehre doğru koşturuyorlardı Bakır kalemleri, ispanyoletleri kırıp söküyorlardı. Değerli ne bulurlarsa derhal çuvallarına dolduruyorlardı. Yağmacılar ise anlamsızca ortalığı yıkıp dağıtıyorlardı.”</em></p>
<p><em>  </em>4-Kentte yapılan katliam: &#8220;<em>Pulathane’yi ziyaretimde;</em> s<em>avaş öncesi Kazan vilayetinde yerel başkanlık görevinde bulunmuş olan Voronov’un evinde öğle yemeği yedim Ona Türk okullarının duvarlarında asılı resimler bulunduğunu ve bu resimlerde Türk köylerini istila eden Rus askerlerinin, kılıçlarla çocuk ve kadınları kesmelerinin canlandırılmış olduğunu anlattım.Bana şu cevabı verdi.: Siz bu resimlerin gerçeklikten uzak olduğunu mu düşünüyorsunuz ? Sizin resimlerde gördüklerinizi, biz yaşadık. Pulathane’ye geldiğimizde burada katliam başlamıştı. Buradaki herşeyi yağmaladılar. Bir kısmını, bir kaç tekne ile Of’a gönderdiler.”</em></p>
<p>5- Akçaabat tütün depolarının yağmalanması: <em>“Pulathane’de Türkler tarafından terk edilen depolardaki tütünün askeri bölüklere bedava dağıtılması organize edildi. Bu iş merkez komutanına devredilmişti. Benden birkaç kez bu işin nasıl yapılacağını sorarak elindeki belgeleri gösterdi. “30 kişi için 30 pud, ya da 4 subay için 40 pud tütün verilmesini istiyorum” dedi. En çok talep ise bahriyelilerden gelmişti. Sonuç olarak, bu tütünlerin bölüklere ulaşıp ulaşmadığı, ya da hangi ölçüyle ulaştığı konusunda kuşkularım var. Çünkü bunların büyük bir çoğunluğu gemilerle Batum’a gitti ve arkasında hiçbir iz bırakmadan kayboldu.”</em></p>
<p>6-Kentteki yol ağının yaygınlaştırılmasının nedeni: <em>“Türklerin bizim sınırlara ayak bastığı duyumları gelmişti. İki Türk bölüğünün cepheleri zorlayarak içeri girdikleri ve Trabzon’un 45 verst ötesine kadar ilerledikleri duyulmuştu. Eğer bu doğruysa, donanmanın acilen toparlanması gerekli. Aksi halde Trabzon, sokaktaki lastik ayakkabı gibi anında geri alınır. Tertibat konusundaki endişeler doğru. Bu durum çoktan yazılmıştı ancak şu ana kadar tek bir tatbikat bile yapılmadı. Cepheler öyle yapılmıştı ki, topçulara sorulursa ancak ellerini sallarlar. Teçhizat, cephelere taşınmamıştı. 400 adet teçhizat, toplarıyla birlikte Şvartz’ın evinin bahçesinde duruyor. Sadece 40 tanesi yerlerine nakledilmişti. Buradakilerin tamamının cephelere taşınması en az iki hafta alır. Bunları çekmek için halat lazım. Ancak insan gücüyle dağları aşarak taşıma yapılmak zorunda. Bugün halat istendi ancak bulunamadı.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yağmacılık, Tahrip ve Tarihi Eser Kaçakçılığı</strong></p>
<p>Rus işgalinin Trabzon’da yol açtığı en önemli gelişmelerden biri de tahrip, yağma ve kültür varlıklarına yönelik saldırıdır. Her ne kadar Trabzon vilayet yönetimi 16 Nisan 1916 tarihinde, yani Rus işgalinden iki gün önce şehri terk ederek Ordu kazasına nakledilmiş olsa da şehre giren ilk Rus birlikleri tarafından ciddi bir yağma hareketi gerçekleştirilmiştir. İşgal kuvvetleri komutanlarından Mintslov’un anılarında aktardığı üzere, Rus polisleri tarafından yakalanan soyguncuların bahriyeli askerler olması,<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Pulathane tütün depolarının Rus askerlerince yağmalanıp satılması,<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> sanat değeri olan kıymetli halıların camilerden toplanması,<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Türklerden kalan kıymetli bakırların toplanıp satılmak üzere Batum’a götürülmesi<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> gibi pek çok yağmalama hareketi bu olayların sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Hatta işgal kuvvetlerinin Trabzon’da asayişi sağlamakla görevli generallerinden Dınga ve Parsadanov hırsızlık yaptıkları için tutuklanmışlardır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a></p>
<p>Öte yandan çar tarafından görevlendirilen Rus Bilimler Akademisi Heyetinin Trabzon’da yaptığı çalışmalar hakkında heyet başkanı Uspenski tarafından akademiye verilen raporda, Ortahisar Fatih Camisi’nde toplanan kentin tarihi, demografik ve ekonomik kayıtlarının işgalin sona ereceğinin anlaşılması üzerine Batum üzerinden Rusya’ya götürüldüğü anlatılmaktadır. Arasında Kur’an-ı Kerimlerin de bulunduğu 497 adet kıymetli el yazması ile kiliselerden alınan fresk ve mozaikler, Hatuniye Vakfı’na ait fermanlar, Ahi Evren ve Çarşı Camilerine ait sancaklar, ait oldukları mekanlardan koparılarak götürülmüştür.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a> Sözkonusu heyet tarafından Trabzon’da yapılan çalışmalar aslında bir <em>ilmî işgal</em> niteliği taşımaktaydı.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> Aşağıdaki kareler de bu duruma işaret etmektedir.</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6459" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rum-eser-imha.png" alt="rum eser imha" width="379" height="248" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 49" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rum-eser-imha.png 666w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/rum-eser-imha-300x196.png 300w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" /></strong></p>
<p>Rum eserlerini ihya etme bağlamında restore edilen bir kilise</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6460" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/el-yazma-liste.jpg" alt="el yazma liste" width="304" height="423" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 50" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/el-yazma-liste.jpg 448w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/el-yazma-liste-216x300.jpg 216w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></p>
<p>Trabzon’dan Rusya’ya götürülen tarihi eserlerin iadesi için</p>
<p>Trabzon’dan götürülen elyazması eserlerin listesi Maarif Nezareti’nin yazdığı yazı</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6461" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tarihi-eser.jpg" alt="tarihi eser" width="476" height="244" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 51" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tarihi-eser.jpg 476w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/tarihi-eser-300x154.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 476px) 100vw, 476px" /></strong></p>
<p><strong>Muhacirlik: Bir Neslin Dramı</strong></p>
<p>Göç, 19. yüzyıl Osmanlı tarihinin kaydettiği olayların başında gelen en önemli olgudur. Osmanlı’nın Balkan topraklarında yaşanan Türklere yönelik etnik temizlik amaçlı göçler, Kırım Harbi, 93 Harbi ve Balkan Harbi ile dramatik boyutlara ulaşmış, yüz binlerce Müslüman Türk Anadolu topraklarına göç etmek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Tıpkı bu dış göçlerde olduğu gibi Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan bölgelerden, işgale uğramamış bölgelere doğru yapılan iç göçler de yeterince bilinmemektedir. 93 Harbi’nde “Moskof” imgesiyle tanışan Türkler, Erzurum’un işgale uğramasından sonraki süreçte toplumsal hafızada yer alan Moskof imajıyla bir arada kalmamak için doğdukları toprakları ve evlerini terk ederek işgal tehdidi altında bulunmayan Batı Anadolu vilayetlerine doğru göç etmek zorunda kalmışlardır. Bir yandan soğuk kış şartları ve açlık, öte yandan salgın hastalıklar ve Rus bombardımanı altında aylarca süren yolculukta yaşananlar muhacirliğin, halk takviminde yeni bir başlangıç, yani <em>milat</em> olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Belleklerde derin iz bırakan muhacirlikte Trabzon, Erzurum, Erzincan, Bitlis ve Van vilayetlerinden Sivas, Urfa, Diyarbekir, Mamuretü’l- Aziz, Ankara, Konya, İzmit, Bursa, Eskişehir vilayât ve livalarına göç eden  Müslüman nüfustan 701.166 kişinin zayi’ olduğu belirtilmiştir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a> Bu rakamlar bize, muhacirliğin trajedisini açık bir şekilde yansıtmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6462" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-1.jpg" alt="bayburt 1" width="264" height="196" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 52" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-1.jpg 608w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-1-300x223.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-1-485x360.jpg 485w" sizes="auto, (max-width: 264px) 100vw, 264px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6463" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2.jpg" alt="bayburt 2" width="337" height="200" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 53" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2.jpg 1712w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-300x178.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-1024x606.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-768x454.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-1536x909.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-696x412.jpg 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/bayburt-2-1068x632.jpg 1068w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" /></p>
<p>Bayburt ve Gümüşhane muhacirleri</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6464" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir.jpg" alt="trabzon muhacir" width="255" height="198" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 54" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir.jpg 610w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir-300x233.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 255px) 100vw, 255px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6465" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir-2.png" alt="trabzon muhacir 2" width="253" height="193" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 55" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir-2.png 620w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/trabzon-muhacir-2-300x229.png 300w" sizes="auto, (max-width: 253px) 100vw, 253px" /></p>
<p>Trabzon muhacirleri</p>
<p>İşgalden sonra Ordu’ya taşınmış olan Trabzon Vilayeti yönetiminin, yüzbinlerce insandan oluşan bu kalabalık muhacir kitlesinin sevk ve iskânında ne denli büyük sorunlarla karşılaştığı Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan ve dönemin Valisi Cemal Azmi Bey’in yaptığı yazışmalardan açıkça anlaşılmaktadır.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> Bu kadar insanın yerleştirilmesi, barındırılması, güvenliklerinin sağlanması, iaşe ve ibatelerinin temini, kendisi muhacir olarak Ordu’ya taşınan Trabzon Valiliği için oldukça zor bir görevdi. Kaldı ki Valiliğin asıl görevi; Harşit Nehri&#8217;nin batısında Rus ordusunun ilerlemesini önlemek amacıyla kurulan cephenin sevk ve idaresiydi.</p>
<p>Kuşkusuz, tarihin çeşitli evrelerinde buna benzer olaylar yaşanmış, insanlar yurtlarından uzaklaştırılmış ya da buna zorlanmış, çok vahim sonuçlarla karşılaşılmıştır. Ancak, şunu açık yüreklilikle ifade etmek zorunluluğundayız ki; tarihin kaydettiği bu tür olaylardan hiç biri, Rus işgali sırasında bu bölgede yaşananlar kadar üzeri küllenmiş, adeta yok sayılmış olsun. Yaşanmış diğer göçlerin hemen hepsine ilişkin kapsamlı araştırmalar yapılmış, hatıralar kaydedilmiş ve külliyatlar oluşturularak konu tarihin sahnesine konulmuştur. Ne yazık ki, 1916-1918 Rus işgali sırasında yaşanan muhacirlik hakkında, birkaç yayın dışında hemen hiç bir çalışma yapılmamış, olay adeta unutulmaya terk edilmiştir.</p>
<p>Oysa, yörede yaşayan hemen her ailede muhacirlik anılarının günlük yaşamın önemli bir olgusu olduğu ortadadır. Birçoğumuz çocukluğumuzu, ninelerimizden ve dedelerimizden dinlediğimiz dramatik öykülerle geçirdik. Yörede hemen hiçbir ev yoktur ki; yaşlılarından birinin yolda ölüme terk edildiğini, açlık, yokluk ve sefalete dayanamayarak kundaktaki bebeğin ormanda nasıl bırakıldığının anlatıldığı hatıralara tanıklık etmiş olmasın. Hatta birçoğumuz ninelerimizden;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Trabzon’dan çıktım başım selamet</em></p>
<p><em>Çavuşlu’ya vardım koptu kıyamet</em></p>
<p><em>Anam ile yarim hakka emanet</em></p>
<p><em>Ah bu muhacirlik şimdi büküyor belimi</em></p>
<p><em>Kahpe Urus yaktı, yıktı evimi</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>ağıtını dinleyerek büyüdük.</p>
<p>Muhacirlik yıllarında aileler parçalanmış, çok sayıda insan kaybolmuş; daha da önemlisi bu süre içinde yaşamlarını yitirenler ya öldükleri yere veya daha sonra Kimsesizler/Muhacirler Mezarlığı diye tanımlanan kabristanlara defn edilmiştir. Hayatta kalma mücadelesi veren aileler, kaybettikleri bireylerinin mezarlarını arkalarında bırakarak yollarına devam etmek zorunda kalmışlardır. Bu durum, ölmeden hayata tutunabilenlerin kaybettikleri yakınlarının yalnızca bedenlerini geride bırakmalarına neden olmamış, ruhlarının yarısını da ölülerinin yanında bırakarak yaşamlarını ızdıraplar içinde sürdürmelerini de beraberinde getirmiştir. Bugün Ordu&#8217;daki <em>&#8220;Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı&#8221;</em> ve Samsun&#8217;daki <em>&#8220;Muhacir Mezarlığı</em>&#8220;; burada yatanların yazıları silinmiş ve kırılmış mezar taşları ile adeta yitik insanlar müzesini andırmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6466" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-bekir.jpg" alt="ordu bekir" width="263" height="197" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 56" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-bekir.jpg 960w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-bekir-300x225.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-bekir-768x576.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-bekir-696x522.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 263px) 100vw, 263px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6467" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2.jpg" alt="ordu beksir 2" width="258" height="193" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 57" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2.jpg 960w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2-300x225.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2-768x576.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2-485x360.jpg 485w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/ordu-beksir-2-696x522.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 258px) 100vw, 258px" /></p>
<p><em>Ordu, Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı</em></p>
<p><strong>Rusya’da Bolşevik İhtilal ve Rus Ordusunun Trabzon&#8217;u Terk Etmesi</strong></p>
<p>Savaşın uzaması ve 1916/17 kışında kayıplarının çok olması Rusya’da karışıklıklara neden olmuş ve 7 Kasım 1917’de Bolşevikler bir ihtilalle yönetimi ele geçirmişlerdi. 18 Aralık 1917’de Ruslarla yapılan Erzincan Mütarekesi’nden sonra Rus işgalindeki yerlerin geri alınmasına başlandı. Miralay Hamdi Bey komutasındaki 37. Tümen Giresun’dan harekete geçerek kıyı boyunca Trabzon’a doğru ilerledi. 15 Şubat&#8217;ta Vakfıkebir’i, 17 Şubat&#8217;ta Akçaabat’ı geri alan Albay Kazım Özalp komutasındaki Türk ordusu Akçaabat, Soğuksu ve Kindinar sırtlarından şehre girdiler.Yaklaşık iki yıla yakın süren işgal söna ermiş ve Türk ordusu 24 Şubat 1918&#8217;de Trabzon&#8217;da kontrolü ele almıştı. Kazım Özalp yayınladığı bildiride, halkın işiyle gücüyle uğraşmasını isteyerek asayişi sağlamak için şehre devriyeler çıkardı. Şehirdeki Rus askerleri limanda bulunan iki Rus vapuru ile Batum’a sevk edildi. İşgal sırasında Türklere kötülük yapmış olan Rum ve Ermeniler de Ruslarla birlikte şehri terk ettiler.</p>
<p>İnsan yaşamında, 2 yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre evlerinden uzakta yaşamak zorunda bırakılan Trabzonlular, geri döndüklerinde harap bir şehir buldular. İşgalin sona ermesinden kısa bir süre sonra Trabzon&#8217;a gelen iki gazetecinin kente dair verdikleri şu bilgiler, durumun vahametini açıkça ortaya koyar niteliktedir:</p>
<p>Abidin Daver gördüğü manzarayı gazetesindeki köşesine şu şekilde aktarmıştı:</p>
<p><em>&#8220;Uzaktan hemen hiç tahrip edilmemiş gibi bir manzara arz eden Trabzon’un nasıl harap ve perişan olduğunu anlamak için geçilen sokaklarda etrafa şöyle bir bakmak yeterliydi. Genişleme çalışması için açılan caddelerde bütün evler -maalesef hep İslam evleri- temelinden yıkılmıştı. Diğer mahallelerde ise ötede beride yine tamamen tahrip edilmiş evler bulunmakla birlikte sağlam kalabilmiş az sayıda ev ise adeta iskelet görünümündeydi. Evlerin taşınmaz kısımları böyle olunca taşınabilir kısmının başına gelenleri anlamak için fazlaca düşünmeye gerek yoktu. Trabzon çarşısı da kısmen harap olmuş ve Müslümanlara yaptıkları kötülüklerin cezasına uğramak korkusuyla yerli Rumlardan çoğu Rus ordusuyla birlikte şehri terk etmişti. Bu durumun da etkisiyle, savaştan öncekiyle kıyaslanamayacak olsa da şehirde az çok ticari faaliyet de mevcuttu.&#8221; </em></p>
<p>Ahmet Refik Altınay ise Tanin gazetesinde şunları yazmıştı:</p>
<p><em>&#8220;Evliya Çelebi’nin, “Burası gül ve reyhan ve erguvan açar&#8221; bir belde idi diye tarif ettiği Trabzon perişandı, Trabzon manen, maddeten bir harabe idi. Şehrin en muntazam, en el değmemiş binaları; kayaların dibindeki Rum kilisesi, Rum Mektebi, Rum Mezarlığı ve çoğunlukla Rum evleriydi. .. Bizans ve Osmanlı surlarının içi, bütünüyle tahrip edilmişti. Bu harabeler içinde denize paralel iki uzun yol açılarak genişletilmişti. Deniz kenarındaki mendirekle şehrin ortasından denize paralel olarak açılmış harâbe halindeki yoldan başka yeni yapılmış hiç bir şey yoktu. Her şey, her köşe, her ev, her sokak, her türbe tahrip edilmişti. Bu feci yangın enkâzı ortasında camiler çıplak minareleri, mezarlıklar kâmilen kırılmış taşları, araba çöplüğüne dönmüş meydanlarıyla kalplere elem veriyordu. Sokaklar teneke, eşya, aba, çizmeler, Rus kalpakları, araba, tekerlekleri, hayvan ölüleri, kiremit yığınlarıyla doluydu. Bir zamanlar mutlu ailelerin şen şakrak şekilde yaşadıkları bahçeler, şimdi yıkılmış duvarlar ortasında çıplak kalmış, duvarlarında yabani otlar bitmişti. Bütün bu olumsuz tabloya rağmen memleketlerine, baba yurtlarına geri dönen Trabzonlular yaralarını sarmak, ocaklarını tüttürmek için kolları sıvamışlardı. Tarlalarda genç ve dinç hiç bir erkek yoktu</em>.&#8221;</p>
<p>Evleri yıkılmış, malları yağmalanmış olan halk bu yokluk içinde Türk milletine özgü yardımlaşma ve dayanışma duygusuyla hayata yeniden tutunmaya, yaralarını sarmaya çalışıyorlardı.</p>
<p><strong>Yeni Bir Mücadele, “Milli Mücadele” Başlıyor</strong></p>
<p>Ancak, Trabzonluların yurtlarına dönmelerinden ve elbirliği ile yeni bir yaşam kurmaya başlamasından 8 ay gibi kısa bir süre sonra 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini imzalayarak I. D. Savaşından yenik olarak çekilmişti. Bu kez ülkenin durumu daha tehlikeli bir sürece girmiş, bölgenin Rus işgalinden kurtulmasının sevinci yeterince yaşanamadan daha tehlikeli bir döneme girilmişti. Mütareke ile ülkenin kaderi tam anlamıyla İtilaf devletlerine terkedilmiş, bölge üzerinde emelleri olanlar yeniden faaliyete geçmeye başlamıştı. Ülkenin ve bölgenin içinde bulunduğu bu tehlikeyi en önce fark edenlerin başında yine Trabzonlular gelmiş ve Aralık 1918 başlarında, alt başlığında ilk kez “Türk gazetesi” ifadesinin kullanılan Faik Ahmet Barutçu idaresindeki İstikbal Gazetesi yayımlanmaya başlanmıştı. Nihayet İtilaf devletleri 1919 yılının Ocak ayında Paris&#8217;te, adı “barış” konferansı olmakla birlikte işlevi Osmanlı Devleti&#8217;ni paylaşma olan konferansı toplamışlardı. Konferansta Osmanlı Devleti&#8217;nin temsilcileri yer almazken, Osmanlı içindeki gayrimüslimlerin temsilcileri, bağımsız devlet kurma taleplerine ilişkin hazırladıkları raporları başta ABD başkanı Wilson olmak üzere Beşler Konseyine sunmaya başlamışlardı. Ülkenin değişik bölgelerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz Bölgesinde de Sömürgecilerin desteğini alan gayrimüslimler tarafından bir yandan bağımsız bir Pontus devleti, öte yandan Ermenistan devleti kurulması için dışarıda diplomatik girişimler başlatılmıştı. Öte yandan İtilaf devletlerinden aldıkları destekle, bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik çalışmalar başlatılmış; dışarıdan Rum ve Ermenilerin getirilerek bölgeye yerleştirilmesine çalışılırken diğer yandan silahlı çeteler aracılığıyla Türklere yönelik yıldırma ve katliamlarla göçe zorlama girişimleri başlatılmıştı. Bunun üzerine Trabzonlular bir kez daha bir araya gelerek Şubat 1919 başlarında Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti&#8217;ni kurarak bölge illerinde örgütlenmeye başlamışlardı. Cemiyet, bölge halkına yönelik bilgilendirme çalışmalarını sürdürerek muhtemel tehlikelere karşı birliktelik sağlamaya çalışıyordu. Dışa yönelik faaliyetlerini de sürdüren Cemiyet heyetler oluşturarak Hükümet ve Padişahla görüşmeler yapıyor, Paris konferansında bölgeye yönelik sürdürülen ayrılıkçı girişimlerin kabul edilmeyeceği uyarısında bulunuyordu.</p>
<p>İzmir’in işgali bardağı taşıran damla olmuş, Cemiyet olağanüstü bir kongre ile durumu değerlendirmiş, alınması gerekli tedbirler üzerinde durmuştur. Nitekim, öncelikle İzmir’in işgalini protesto amacıyla bölge illerinde telin mitingleri düzenlenmiş, ayrıca Erzurum’daki Cemiyet ile birlikte Temmuz 1919’da ortak bir Kongre düzenleme kararı alınmıştır.</p>
<p>Bu süreç içinde İstanbul’dan kötü gidişe müdahale etme olanağı bulunmadığına karar veren Mustafa Kemal de 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Anadolu direnişinin meşalesini yakmıştı. Nitekim, Samsun’dan İstanbul Hükümetine gönderdiği telgrafta, bölgedeki durumun giderek Türklerin aleyhine geliştiğini, asayişin sağlanmasının özellikle ayrılıkçılık faaliyetler yürütmekte olan Rumların kontrol altına alınmasıyla sağlanabileceğini belirtmişti. Mustafa Kemal ile Trabzon MHC yetkilileri arasında bu dönemde gerekli irtibat kurularak işbirliği başlatılmıştı. Nihayet bu süreç 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresinde, birlikte hareket ve eyleme dönüşmüş, Ulusal Bağımsızlık Savaşı&#8217;nın sonuna kadar da omuz omuza sürmüştür.</p>
<p>Mustafa Kemal’in 15 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a yaptığı ilk ziyarette, Belediye Başkanı Hüseyin Kazaz tarafından onuruna verilen yemekte yaptığı konuşmada Trabzonlular için söylediği <em>“<strong>Beş sene önce ilk kez Samsun’a ayak bastığım zaman bana kalp gücü veren vatandaşlarımın ilk sırasında Trabzonluların bulunduğunu asla unutmayacağım. Sakarya büyük kanlı savaşına Üçüncü Tümen ile yetişen Trabzon evlatlarının savaş alanında gösterdikleri özverili çabaların kıymetli anısı, bilincimde sürekli canlı kalacaktır.”</strong></em> sözleri, tesadüfen söylenmiş sözler değildi. Sevr Anlaşmasının hayata geçirilerek Anadolu’nun paylaşılmasını sağlamak isteyen İtilaf Devletleri, maşa olarak kullandıkları Yunan ordusuna tam destek vererek Anadolu hareketi üzerine saldırtmışlar, Eskişehir-Kütahya muharebeleri ile Türk ordusunu Sakarya’nın doğusuna kadar itmişlerdi. Bu durum aynı zamanda Anadolu’ya geçmek üzere planlar yapan ve bu gerilemeyi uygun fırsat olarak değerlendiren Enver Paşa’nın da harekete geçeceği an olarak değerlendirilmişti. İşte böylesine yaşamsal bir anda, başka bir ifadeyle varlık-yokluk anında Trabzonluların Sakarya savaşına katılarak Yunan ordusuna vurulan darbede önemli katkı sağlamaları Mustafa Kemal’in dimağında her zaman “menkuş” kalacak bir gelişme olmuş, Trabzon’daki konuşmasında da bu durumun altını çizmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6468" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim.jpg" alt="latifge hanim" width="578" height="385" title="Trabzon&#039;da Rus İşgali Ve Sonuçları 58" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim.jpg 2945w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-300x200.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-1024x683.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-768x512.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-1536x1024.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-2048x1365.jpg 2048w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-696x464.jpg 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-1068x712.jpg 1068w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/latifge-hanim-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 578px) 100vw, 578px" /></p>
<p>Mustafa Kemal’in eşi Latife Hanım’la birlikte ziyaret ettiği Trabzon’da .</p>
<p>(Bugünkü Trabzon Müzesi bahçesinde. 15 Eylül 1924)</p>
<p>Aynı yemekte yaptığı uzun konuşmanın bir kısmında, Trabzon ve bölgenin yaşadığı tehdit ve tehlikelere şu ifadeleriyle işaret etmiştir:</p>
<p><strong><em>&#8220;Vatanın birliğini, özgürlük ve bağımsızlığını sağlayan ulusu-muzu Cumhuriyet idaresine ulaştıran devrimlerimiz; ekonomik bollukla mutluluğumuzu ve dünya uygarlığında kendimize yaraşan düzeye erişmemizi sağlayacaktır. Halkı zeki, üretken, girişimci ve çalışkan olan Trabzon</em></strong><strong><em>’umuzu; kısa bir süre sonra ülkenin iç kesimlerine demir-yolu ile bağlanmış, güzel bir rıhtım ve limana kavuşmuş olarak görmek en önde gelen dileğimdir. Trabzon; Türk</em></strong><strong><em> camiâsında Cumhuriyet’in zengin, sağlam ve duyarlı en önemli güven kaynaklarından biridir. Cumhuriyet’in bu niteliklere sahip bir kenti, hiç kuşkusuz bayındırlık ve gelişmeyi sağlamak için gerekli araçlara sahip olacaktır.&#8221;</em></strong></p>
<p>1911 ile 1922 yılları arasında büyük acılar yaşayan Türk milletini bu acılardan kurtararak bağısız bir ülkenin yurttaşı olarak yaşamasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ü rahmet ve minnetle anarken; onun &#8220;en büyük eserim&#8221; diye nitelediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin, Anayasası&#8217;nda tanımlandığı üzere &#8220;laik, demokratik, sosyal hukuk devleti&#8221; olarak ilelebet yaşayacağını belirtmek isterim.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <em>Tasvir-i Efkar,</em> 11 Mayıs 1919.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Prof. Fedor İvanoviç Uspenski başkanlığında oluşturulan Rus Bilimler Akademisi Arkeolojik Araştırma Heyeti’nin raporları. (Heyette; Prof. A.E. Krımskiy; İlahiyatçı Prof. N.D.Protasov, N. E. Makarenko, Mimar N.B.Baklanov, Ressam N.K.Kluge yeralmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Mintslov, <em>a.g.e</em>., s. 135.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mintslov, <em>a.g.e</em>., s 184.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Mintslov, <em>a.g.e</em>., s 73.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Mintslov, <em>a.g.e</em>., s 136.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Mintslov, <em>a.g.e</em>., s 262.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Usta, <em>a.g.m</em>. Bu eserlerin geri getirilmesi için 1924 yılında taraflar arasında bazı girişler yaşanmış olmakla birlikte sonuç alınamamıştır. 2009 yılından itibaren bu girişimler yeniden başlatılmış olup bu eserleri ait oldukları mekana geri getirmek için çalışmalar sürdürülmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Halit Dündar Akarca, “İlmi İşgal: Rus Bilim Adamlarının Trabzon ve Civarında Birinci Cihan Harbi’nde Gerçekleştirdikleri Arkeolojik Faaliyetler”, <em>Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Muhacirlik</em>, ed. Veysel Usta, Trabzon 2016, Serander Yayınları, s. 251-262.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> “Müslüman Muhacirler”, <em>Tasvir-i Efkar, </em>11 Mayıs 1919.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> <em>BOA.DH İUM. Nr. E-24/29</em> ve E-20/22. Trabzon Vilayetince 332 senesi Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları zarfında re’sen mülhakatla icra kılınan tebligat-ı umumi defteri. Vali Cemal Azmi Bey&#8217;in yaptığı yazışmaları içeren bu defter <em>Yüzyıl Önce Karadeniz: Muhacirlik Defterleri</em> adıyla kitap haline getirilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/veyselusta/konu/trabzonda-rus-isgali-ve-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
