<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yılmaz KESKİN &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/author/yilmazkeskin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Jun 2023 10:57:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Yılmaz KESKİN &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/konustugum-rumca-anadilim-degildir/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/konustugum-rumca-anadilim-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jun 2023 10:44:10 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=21079</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Yilmaz-Keskin.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Yılmaz Keskin" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Yilmaz-Keskin.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Yilmaz-Keskin-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Yilmaz-Keskin-1536x864.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 1"></div>Kendi dilinden başka bir dili konuşmak, o dille başkalarıyla ve başka ülkelerin insanlarıyla anlaşıyor olmak, kişinin kimliğini ve kişiliğini konuştuğu dilin uyruğu lehinde değiştirmez. Birileri kutsal betiğimiz Kur’an’ın çok farklı dillerden –Arapça, Farsça, İbranice, Süryanice, Habeşçe, Berberice, Kıbtice, Rumca gibi dillerin sözcükleriyle oluştuğunu bilmeden, direnimle onu sadece ve sadece Arapça sözcüklerden oluştuğunu sanarak, Arap ekinini&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kendi dilinden başka bir dili konuşmak, o dille başkalarıyla ve başka ülkelerin insanlarıyla anlaşıyor olmak, kişinin kimliğini ve kişiliğini konuştuğu dilin uyruğu lehinde değiştirmez.</p>



<p>Birileri kutsal betiğimiz <strong>Kur’an</strong>’ın çok farklı dillerden <strong>–Arapça, Farsça, İbranice, Süryanice, Habeşçe, Berberice, Kıbtice, Rumca</strong> gibi dillerin sözcükleriyle oluştuğunu bilmeden, direnimle onu sadece ve sadece Arapça sözcüklerden oluştuğunu sanarak, Arap ekinini ve abecesini kutsallaştırdığını, buna, zor ve zorunluluğun etkisiyle çoğu insanları da inandırdıklarını üzülerek görüyorum. </p>



<p>Birileri uygulayım bilimi –teknolojiyi- kalkan yapıp İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dilleri “bilim” dili olarak kabul ettiğini söylüyor. Birileri de Farsçanın, Arapçanın ve diğer batı dillerinin Türkçemize vermekte olduğu zararları görmezden gelip; tarih oyunluğundan silinmekte olan Rumcayı yarım yamalak olarak Trabzon’da konuşanların anadili olduğunu söyleyecek kadar kendini yadsıdığını, yanlışı yücelttiğini görüyor ve çok üzülüyorum.</p>



<p>Örneğin Trabzon’da Rumcanın konuşulduğu yerlerde yaşayan halkın anadili Rumca olduğunu söyleyenlerin büyük bir algı ya da duyu yanılması girdabına kapıldıklarını söyleyebilirim. Bölgede yaşayan ve bu dili çok iyi konuşan, bu dille uyaklı türkü üretip söyleyebilen, ancak, abecesi ve rakamları ile işlem yapamayan biriyim. </p>



<p>Trabzon’da konuşulan Rumcanın, konuşanların anadili olduğunu söyleyenler, su içinde kalan kalemin su dışında kalan kısmından kalın görünmesi etkisindedir; Yani büyük bir yanılsamanın içindedir, etkisindedir diyorum. Türkler, etkin ve yetkin olan Rum ekin diliyle, gelenek ve görenekleriyle çatışmadan, kendi değerlerini sandıkta saklayarak, bu topraklarda tutunmaya çalıştıkları için Rum değerlerin parçası gibi davranmışlardır.</p>



<p><strong>Rumca</strong> dili, <strong>Hint-Avrupa</strong> dil ailesi, <strong>Helenik</strong> dildir,<strong> Trabzon</strong>’da, <strong>Çaykara</strong>’da, <strong>Tonya</strong>’da, <strong>Sürmene</strong>’de konuşulan <strong>Pontus Rumcası</strong> modern Yunanca ile aynı dilin lehçesi kabul edilir. Pontus Rumcası, Yunan alfabesi ile yazılır. <strong>1.778.000</strong> konuşanın içinde olmaktan, bu dille yurtdışında bazı topluluklarla yarım yamalak da olsa anlaşıyor olmaktan onur duyuyorum; ancak benim ana dilim olmadığını yüksek bir sesle dillendiriyor, gerekçelerimin bazılarını da sıralamak istiyorum:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Akrabalık terimi olan amca ve dayıya İngilizcede ikisine birden <strong>“uncle”</strong>, Almancada <strong>“onkel”</strong>, Fransızcada <strong>“oncle”</strong>, Rumcada da <strong>“Thiyo”</strong> denir. Rumcayı çok iyi konuşanlardan biri olarak Rumca konuşan bölge insanımızdan amca ve dayıya aynı sözcükle; hala ve teyzeye de aynı sözcükle seslenildiğini duymadım. Akrabalık terimi olan amcaya <strong>“thiyo”</strong> dendiğini duydum ama dayıya hiçbir zaman <strong>“thiyo”</strong> olarak seslenildiğini duymadım, rastlamadım.</li>
</ul>



<p>Akrabalık terimlerinden olan hala ve teyzeye ikisine birden aynı sözcükle Rumcada <strong>“thiya”</strong> denmesi gerekirken, halaya <strong>“thiya”</strong> , teyzeye ise <strong>“teyze”</strong> olarak seslenilmiştir. Akraba adlarının ayrı ayrı adlandırılması Türk ekinine –kültür- ait bir özellik olduğu küçük bir araştırma yapıldığında görülecektir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Pontus_Rumcas%C4%B1" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://tr.wikipedia.org/wiki/Pontus_Rumcas%C4%B1</a></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" data-id="21087" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/001-3-scaled-e1686911475885.jpg" alt="001 3 scaled e1686911475885" class="wp-image-21087" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 2"></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" data-id="21086" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/002-1-scaled-e1686911563304.jpg" alt="002 1 scaled e1686911563304" class="wp-image-21086" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 3"></figure>
</figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Bir” sayı sıfatını, adın erilliğine, dişiliğine ve tarafsızlığına -nötr- olma durumuna bakıp yedi ayrı sözcükle kullanmam gerekirken; Türkçedeki gibi her adın önüne aynı <strong>“bir”</strong> ifadesini <strong>“ena”</strong> ya da <strong>“enan”</strong> olarak kullandığımın ayırdına vardım. Bu da bizlere Rumcayı, Rumca sözcüklerle Türk dil kuralları doğrultusunda, Rumca dil kuralları dışında konuştuğumuzu gösterir. </li>
</ul>



<p><strong>Örnek anlatımlar:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“Bir adam”</strong> anlatımını <strong>“Ενας άντρας”- enas athras-</strong> yerine <strong>“enan athropo”</strong>, <strong>“bir elma”</strong> anlatımını <strong>“Ενα μήλο” –ena milo-</strong> yerine daha çok <strong>“enan milo”</strong>, <strong>“bir salata”</strong> anlatımını <strong>“μια</strong> <strong>σαλατα”</strong> <strong>–mia salata-</strong> yerine <strong>“ena salata”</strong> şeklinde kullanmam Rumcayı kuralsız, “bir” sayı sıfatını Türkçedeki gibi her addan önce aynı şekilde kullandığımı, ihtiyacım kadar öğrendiğimi açık bir şekilde göstermektedir. Rumcada adın erilliğine, dişiliğine ve tarafsız –nötr- olma durumuna göre değişen yedi adet “bir” anlatımı <strong>–ena, enas, enos, enan, miya, mias, mian-</strong> bulunmaktadır. Bu anlatımların hiçbirini kuralına göre kullanamıyorum; çevremde kullananı da göremiyorum. </li>
</ul>



<p>Demek ki ben ve benim gibiler, bölgede konuştuğumuz Rumca 1960’lı yıllarda işçi olarak Almanya’ya giden büyüklerimizin konuştuğu Almanca gibi yarım yamalak, kuralsızdır, dil bilgisizdir. Dil bilgisiz dil, ana dil olabilir mi?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“<strong>Amerikalı Irene Pepperberg</strong> tarafından eğitilen <strong>«Alex»</strong> adlı gri papağan 40 kadar sözcük biliyor, havuç ile muzu, çivi ile çekici birbirinden ayırt ediyor, adlarını da biliyor; yedi renk tanıyor, altıya kadar saymayı biliyor”</em>. Rumcayı kuralsız konuşan ben, Rumca kız ve erkek çocuğunu anlatan <strong>“bedi”</strong> sözcüğünü hala <strong>“erkek”</strong> çocuk olarak; dağ anlamında olan <strong>“vuno”</strong> sözcüğünü <strong>“raşi”</strong> olarak biliyor ve kullanıyorum. Bu yanlışlık sadece bende değil, benim gibi konuşanlarda da mevcuttur.</li>
</ul>



<p><strong>Irene Pepperberg</strong>’in <strong>“Alex”</strong> adlı gri papağanı gökkuşağındaki yedi rengi tanıdığı halde ben, sarı, kırmızı, mavi ana renkler ile yeşil, turuncu, mor ve lacivert ara renklerinden sadece ana renk olan kırmızı <strong>–kokino-</strong> renginin Rumca adını biliyorum; diğer ana ve ara renklerin hiçbirinin adını bilmiyorum. Benim gibi Rumca konuşan çoğu insanımızda aynı durumdadır. <strong>“Alex”</strong> adlı papağan altıya kadar sayarken, ben sadece bir, iki, üç, dört, beş rakamlarının<strong> Rumca</strong> karşılığı olan <strong>evan, diyo, triya, dessara, pende</strong> rakamlarının söylenişini biliyorum. Sıfır, altı, yedi, sekiz, dokuz rakamlarının ve sayıların hiçbirinin ne söylenişini ne okunuşunu ne de yazılışını biliyorum.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Orta çağda kendi yağı ile kavrulan çoğu batı dilleri, 1600-1700 yıllarında ulusal bir kimlik kazanmaya başlamış ve yeniçağda dillerini besleyerek zenginleştirmişlerdir. <strong>M.Ö</strong>.’ sine dayanan zengin dilimizi bırakıp bir başka dili özellikle Arapça dilini baş tacı yapmak<strong> Kuman, Peçenek, Bulgar </strong>ve <strong>Macar Türkleri</strong> gibi dilleriyle tarih oyunluğundan yok olup gidenlere öykünmektir.</li>
</ul>



<p>Rumcanın felsefeye, edebiyata, sosyolojiye, tıp bilimine, jeolojiye, zoolojiye daha pek çok alana yaptığı katkılar yadsınamaz. Bu dili yarım yamalak da olsa konuşuyor olmaktan, bu dille başka ülke insanları ile yarım yamalak da olsa anlaşıyor olmaktan mutluluk ve onur duyuyorum; ancak, yukarıda saydığım gerekçeler ve gerçekler, <strong>Trabzon</strong>’da <strong>Rumca</strong> konuşan insanların <strong>“Anadili Rumcadır”</strong> savına, yani yanlışı yüceltmeme yol vermediği için<strong> konuştuğum Rumca anadilim değildir</strong>, diyorum.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong><em>Not: Bu yazı, KIYI Kültür Sanat Dergisi&#8217;nin 316. sayısında yayınlanmıştır&#8230;</em></strong></h3>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1920" height="2560" data-id="21084" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124927-scaled.jpg" alt="IMG 20230616 124927 scaled" class="wp-image-21084" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 4" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124927-scaled.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124927-768x1024.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124927-1152x1536.jpg 1152w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124927-1536x2048.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1920" height="2560" data-id="21085" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124816-scaled.jpg" alt="IMG 20230616 124816 scaled" class="wp-image-21085" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 5" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124816-scaled.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124816-768x1024.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124816-1152x1536.jpg 1152w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124816-1536x2048.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="2560" data-id="21083" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124405-scaled.jpg" alt="IMG 20230616 124405 scaled" class="wp-image-21083" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 6" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124405-scaled.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124405-768x1024.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124405-1152x1536.jpg 1152w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_124405-1536x2048.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>
</figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/001-2-scaled-e1686910249623.jpg" alt="001 2 scaled e1686910249623" class="wp-image-21081" width="815" height="377" title="&lt;a&gt;KONUŞTUĞUM RUMCA ANADİLİM DEĞİLDİR&lt;/a&gt; 7" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/001-2-scaled-e1686910249623.jpg 1491w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/001-2-scaled-e1686910249623-768x356.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 815px) 100vw, 815px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/konustugum-rumca-anadilim-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞIM!</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/degerli-ogretmen-arkadasim/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/degerli-ogretmen-arkadasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2022 08:20:59 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=19606</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/YILMAZ-KESKIN-SVG.svg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="YILMAZ KESKİN SVG" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" title="&lt;strong&gt;DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞIM!&lt;/strong&gt; 8"></div>“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” Yüce Atatürk’ün sözüyle satırlarıma başlıyorum. Öğretmen, bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinen, ahlaki buyruğu önce uygulayan sora da uygulatmak için çaba gösteren, mesleğinin büyüklüğüne inanan kişidir.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” Yüce Atatürk’ün sözüyle satırlarıma başlıyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/YILMAZ-KESKIN.jpg" alt="YILMAZ KESKIN" class="wp-image-19608" title="&lt;strong&gt;DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞIM!&lt;/strong&gt; 9" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/YILMAZ-KESKIN.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/YILMAZ-KESKIN-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/YILMAZ-KESKIN-1536x864.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Öğretmen, bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinen, ahlaki buyruğu önce uygulayan sora da uygulatmak için çaba gösteren, mesleğinin büyüklüğüne inanan kişidir. Öğrenci ise: Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu;&nbsp; bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimsedir.</p>



<p>Öğlen güneşi gibi ışığınızı tepeden sunmaya çalışmayın; tepedeki güneş çoğu güzellikleri gölgeler. Sabah ve akşam güneşi olun, çocuğun seviyesine inin ki, çocuklarınızın bütün güzelliklerini göresiniz. Zor ve zorunluluğun ortamında taç giydirip mezun ettiğiniz çocuk, ne yazık ki yapmacık bir kişiliğin de diplomasını beraberinde taşıyacak, buna izin vermeyin.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2.jpg" alt="SINIF OGRETMENI 2" class="wp-image-17090" width="809" height="454" title="&lt;strong&gt;DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞIM!&lt;/strong&gt; 10" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2.jpg 1150w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2-768x431.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 809px) 100vw, 809px" /></figure>



<p>Eğitim aile, toplum ve okul olmak üzere üç ana değer üzerinde şekillenir, büyür ve gelişir. Bu değerlerden herhangi birinin sakat olması durumunda, &nbsp;verilen her türlü eğitim topaldır, sakattır ve güvenilmezdir. Eğitimin ve öğretimin sağlam temeller üzerinde boy atmasını ve yürümesini istiyorsak aile, toplum ve okul üçlüsünün çoğu zaman ortak paydada birleşmesi gerektiğini aklınızdan hiç çıkarmayın.</p>



<p>Gerçeğe aykırı olarak söylenen söz ailede hoş, toplumda ve okulda nahoş; toplumda hoş, ailede ve okulda nahoş ya da okulda hoş, ailede ve toplumda nahoş olarak karşılandığında çocuk ikilemde kalır. Bu ikilemden de kendinin en çok yararlandığını, korunduğunu, kollandığını sandığı kimsenin dediğini, yaptığını doğru kabul ederek kurtulmaya çalışır; &nbsp;buna meydan vermeyin.</p>



<p>Öğrencilerinize yorulmadan dinlenmeyi hiçbir zaman önermeyin; Pascal’ın, “ısınmak üşürseniz, dinlenmek yorulursanız güzeldir” sözünü kulaklarına küpe olarak takmalarını önererek fiziksel tembelliğin önüne geçmeye çalışın. “Tedbiri yanlış tutup takdire bühtan etmemek” için akşamdan yarın için neyi nasıl yapacaklarını öğretiniz. Mermerin aynı noktasına düşen su damlası mermerde nasıl bir çukur oluşturuyorsa “sen de başarman için düzenli ve uzun soluklu bir sabırla aldığın işi bitirmelisiniz” deyin ki, edindikleri bilgiyi organize edip esere dönüştürsünler.&nbsp; Ve arkasından “aklın ve bilimin yolunda iş ve işlemlerinizi yaparsanız hiçbir zaman birilerinin buyruğuna uyan bir yurttaş olmazsınız, arabanın vites kolu gibi kullanılamazsınız” deyin.</p>



<p>Philips’in ortaya koyduğu “insanların, okuduğunun %10’unu, duyduğunun %20’sini, gördüğünün %30’unu, hem görüp hem duyduğunun %50’sini, görüp, işitip ve söylediklerinin %80’ini, görüp, işitip, dokunup ve söylediklerinin de %90’ını hatırladığını bilir” düşüncesini her zaman göz önünde tutun ve uygulayın.</p>



<p>Öğrencilerinizin kendilerini anlatımlamasına, soru sormasına ve becerilerini ortaya koymasına izin verin, öğrencilerinizin ortaya koyduğu eserleri çocuğunuz ya da torununuz gibi sevip değerlendirin. Okulda işbirliği ve uyum içinde olmayı, yaşamayı kişisel kazançtan üstün tutun ve bunu sağlamak için uğraşın.</p>



<p>Felsefeye, tanrıbilime, – teolojiye- edebiyata,&nbsp; tarihe ve sanata bilimin ışığında gerekli önemi gösterin. İnsanda paraya yönelik&nbsp; “iştah”ın, şan ve şerefe kapılan “gönül”ün, bilgi ve gerçeklikle seçkinleşen “akıl”ın nasıl sosyalleşeceğini örnekleriyle öğretin.&nbsp;</p>



<p>Toplumun gerçek çıkarlarını perdeleyip kendi düşünce ve felsefesini toplumun bütün üyelerinin çıkarlarını yansıtan düşüncelermiş gibi sunan kişilerin her zaman var olacağını bilin, öğrencilerinizi uyarın ve onlara bu gibi düşüncelerin güvenilir olmadığını söyleyin.</p>



<p>Kendinizi insanlığa ve yüce bir davaya adamış kişi olarak görün; çünkü öğretmenlik Tanrı mesleğidir. Eğitimin ve gerçek bir eğitimcinin ezilenin ve dışlananın yanında olması gerektiğini; eğitimin öğrencilerde bir bilinç değişimine yol açması gerektiğini bilin; eğitim kurumlarını da sosyal dönüşümün en iyi kaynağı olarak değerlendirin.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267.jpg" alt="ogretmen 2267" class="wp-image-17088" width="809" height="428" title="&lt;strong&gt;DEĞERLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞIM!&lt;/strong&gt; 11" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267.jpg 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267-768x406.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 809px) 100vw, 809px" /></figure>



<p>Eğitimde sadece anlatmaya ya da dinlemeye dayalı bir metodun hem kendiniz hem de öğrencileriniz için düşünmeyi uykuya sevk ettiğini bilin. Öğrenciyi özne olarak değil de nesne olarak; anlayan olarak değil de dinleyen olarak; aklı eren olarak değil de bilgiyi depo eden olarak görmeyin. Sizler de öğrencilerden öğreneceğiniz çok şey olduğunu, öğretmenin ve öğrenmenin kardeş olduğunu göreceksiniz.<a></a></p>



<p>Düşüncelerinizi yanlış sözcükler kullanarak muğlak, bulanık ya da çarpık hale getirmeyiniz, Türkçeyi en iyi şekilde kullanın. Birileri kutsal alanın dokunulmazlığını kalkan yapıp Arapça, Farsça sözcükleri; birileri de uygulayım bilimin(teknoloji) alanını kalkan yapıp, Fransızca’yı, İngilizce’yi ve Almanca’yı ulaşılmaz, dokunulmaz yapmasına; halkın dil ağacının yapraklarının sarartılmasına, halkın kendi diline yabancılaşmasına engel olun ki bütün kazanımlar geri alınmasın.</p>



<p>Bu duygu ve düşüncelerle 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor, sağlıklı ve mutlu günleriniz uzun olsun diyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/degerli-ogretmen-arkadasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HARF DEVRİMİ’NİN EN BÜYÜK NEDENİ</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/harf-devriminin-en-buyuk-nedeni/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/harf-devriminin-en-buyuk-nedeni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 11:07:33 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=19489</guid>

					<description><![CDATA[Harf devriminin en büyük nedeni kuralların çokluğudur. ARAPÇADAN BAZI KURALLAR Arapçada 28 harfin 28’i de sessizdir Harflerin başta, ortada ve sonda oluşları farklı şekillerdedir Arapçada “ü” harfi yoktur Arapçada 11 harfin Türkçede karşılığı yoktur Arapçada harflerin 22 tanesi hem kendinden önce hem de kendinden sonra gelen harfle birleşir Arap harflerin 6 tanesi kendinden sonra gelen&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Harf devriminin en büyük nedeni kuralların çokluğudur.</p>



<p><strong>ARAPÇADAN BAZI KURALLAR</strong></p>



<p>Arapçada 28 harfin 28’i de sessizdir</p>



<p>Harflerin başta, ortada ve sonda oluşları farklı şekillerdedir</p>



<p>Arapçada “ü” harfi yoktur</p>



<p>Arapçada 11 harfin Türkçede karşılığı yoktur</p>



<p>Arapçada harflerin 22 tanesi hem kendinden önce hem de kendinden sonra gelen harfle birleşir</p>



<p>Arap harflerin 6 tanesi kendinden sonra gelen harfle birleşmez</p>



<p>Arapçada büyük harf yoktur</p>



<p>Arapçada dişi varlığı gösteren sözcüklerin sonuna yuvarlak <strong>“te”</strong> eklenir</p>



<p>Arapçada erkek özel adların veya sıfatların sonuna <strong>“vav” </strong>ve üste yatay çizgili <strong>“nun”</strong> getirilerek çoğul yapılır</p>



<p>Arapçada dişi ismin sonuna yuvarlar <strong>“te”</strong>&nbsp; atıldıktan sonra&nbsp; <strong>“elif”</strong> ve yuvarlak olmayan isimsiz <strong>“te”</strong> harfleri getirilerek çoğul yapılır<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>. . .</p>



<p>Bu kurallar ve farklı okunuşlar Türk insanının okuryazar olmasını zorlaştırmıştır. 28 harfin 28’inin sessiz oluşu bizim <strong>“sesbilgimize”</strong> hiç mi hiç uymaz. Arap sözcüklerinin yazılışları ve okunuşları arasında da farklılıklar vardır: <strong>“bargir”</strong> yazılan “beygir”, “<strong>gögercin”</strong> yazılan “güvercin”, <strong>“gelüp”</strong> yazılan “gelip”, <strong>“gizlü”</strong> yazılan “gizli” &nbsp;&nbsp;okunmaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>ARAPÇA, FARSÇA VE TÜRKÇE KARIŞIMI “OSMANLICADAN” BAZI KURALLAR</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1200" height="675" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/HARF-DEVRIMI.webp" alt="HARF DEVRIMI" class="wp-image-19470" title="HARF DEVRİMİ’NİN EN BÜYÜK NEDENİ 12" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/HARF-DEVRIMI.webp 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/11/HARF-DEVRIMI-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p>Türkçedeki <strong>“p”, “ç”</strong> ve <strong>“j”</strong> sesleri Osmanlıcada <strong>“b”, “ç”</strong> ve <strong>“z”</strong> harflerine iki nokta eklemek suretiyle elde edilir.</p>



<p>Türkçe ve Farsçadaki <strong>“g”</strong> harfini Osmanlıca elde etmek için <strong>“kef” </strong>harfinin üzerine bir çizgi konur</p>



<p>Osmanlıcada <strong>“Elif”, “dal”, “zel”, “re”, “ze”, “je”</strong> ve <strong>“vav”</strong> harfleri kendilerinden sonra gelen harflerle birleşmezler</p>



<p>Osmanlıcada <strong>“Elif”, “vav”,</strong> <strong>“he” </strong>ve <strong>“ye”</strong> harfleri hem sesli hen de sessiz harflerdir</p>



<p>Osmanlıcada <strong>“vav”</strong> ve <strong>“ye” </strong>harflerinin sözcük başında sesli olabilmesi için kendisinden önce bir “elif” bulunması gerekir</p>



<p>Osmanlıcada <strong>“be”, “pe”, “se”, “zel”</strong> ve <strong>“ye” </strong>harfleri başta, ortada oldukları zaman, yukarıya doğru diş halindedirler</p>



<p><strong>“Vav”</strong> Türkçede&nbsp; <strong>“o,ö,u,ü”</strong> Arapça ve Farsçada uzun&nbsp; <strong>“u” </strong>ünlüsünü gösterir</p>



<p>Osmanlıcada 27 sessiz harf vardır; bunların <strong>“ te”, “se”, “cim”, “dal”, “ze”, “je”, “sin”, “şin”,</strong> ve <strong>“kef”</strong> harfleri ince sessiz;&nbsp; <strong>“ha”,</strong> <strong>“hı”,</strong> <strong>“sat”, “dat”, “dı”, “zı”, “ayın”,</strong> <strong>“ğayın”</strong> ve <strong>“kaf”</strong>&nbsp; kalın sessizlerdir<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>…</p>



<p>Değerli okurum, Osmanlıcada olan 27 harfin de 27’si sessizdir. Yazılan kuralların1/5 yazılmamıştır, desek yanlış olmaz. Bu kuralların Türkçenin <strong>sesbilgisi</strong> ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Bu dil kendini gizlemek, kendini üstün görmek, kendini farklı görmek adına oluşturulan bir dildir diyorum. Daha iyi anlaşılsın için şu örneği vermek durumundayım: bakıldığında <strong>“kel”,</strong> <strong>“gül”</strong> ve&nbsp; <strong>“gel”</strong> sözcüklerinin aynı şekilde yazıldığını, ama ayrı okunduğunu göreceksiniz</p>



<p>Yaklaşık 400 yıl Türk insanı sarayın dediğini ve yazdığını anlayamadan yaşamıştır. Bu yazıyı öğrenenlerde öğrendiğini öğretmekten uzak durmuşlardır. Çünkü bu işi ayrıca getirim kapısı olarak da görmüşlerdir. Bunu yapanlar daha çok Arap ülkelerinden getirilen ve saraya ve medreselere yerleştirilen sözüm ona <strong>“çelebiler”</strong> ve yerli gerici Arap ekini hayranları olmuştur.</p>



<p>Sadece bu kurallar yumağı yüzünden <strong>Harf Devrimi</strong> yapıldı desek yeridir, diye düşünüyorum. Bizleri bu kurallar yumağı durumda cahil bırakan, savaşlarda ve ırgatlık durumlarda kullanan yönetimden kurtarıp kısa zamanda okuryazar bir birey olmamızı sağlayan, <strong>“Harf Devrimi”</strong> ni gerçekleştirerek gerici anlağın uygulamalarını rafa kaldıran, kutsalımızı okuyup anlamamızı sağlayan ulu önder <strong>Atatürk’ü</strong> tekrar saygıyla anıyor, bizi aydınlattığı gibi yeri de aydınlık olsun diyorum.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Prof. Dr. Cemal Muhtar-Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu, açıklamalı Arapça, İstanbul, Aralık 2011,Ensar Neşriyat Tic. A.Ş, s. 9’dan 43 sayfaya kadar.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Prof. Dr. Faruk K. Timurtaş, III Osmanlı Türkçesi Grameri, 5. Baskı, Umur Reke Matbaası, İstanbul 1985, s.4,12,13,19,20,21</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/harf-devriminin-en-buyuk-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BUGÜN 23 NİSAN</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/bugun-23-nisan/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/bugun-23-nisan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 19:45:48 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=17330</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="YILMAZ KESKİN" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="BUGÜN 23 NİSAN 13"></div>Sevgili çocuklar, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 102. Yılı, 23 Nisan’ın Milli Bayram olarak kabul edilişinin 101. Yılı; Atatürk, 23 Nisan Bayramı&#8217;nı, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan edişinin,  böylece 23 Nisan ilk defa, 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlanılışının 93. Yılı Kutlu olsun. 23 Nisan, 27 Mayıs 1935 tarihinde &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı&#8221; olarak;&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sevgili çocuklar, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 102. Yılı, 23 Nisan’ın Milli Bayram olarak kabul edilişinin 101. Yılı; Atatürk, 23 Nisan Bayramı&#8217;nı, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan edişinin,  böylece 23 Nisan ilk defa, 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlanılışının 93. Yılı Kutlu olsun. 23 Nisan, 27 Mayıs 1935 tarihinde &#8220;Ulusal Egemenlik Bayramı&#8221; olarak; 20 Nisan 1983&#8217;te yapılan değişiklikle, &#8220;Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8221; olarak değiştirilip kutlanmaya devam edildi. Kutlu olsun.</p>



<p>Bugünlerde emeklinin, işçinin, köylünün, çiftçinin, sanatçının, esnafın yaşadığı maddi, manevi sorunların tümünün 16 Nisan 2017 günü %51,4 oyla kabul ettiğimiz anayasanın yürütmeye –iktidara- verdiği yetkiden kaynaklandığını görüyoruz. Bu güç ne yazık ki beraberinde dürüstlüğü, paylaşmayı, yardımlaşmayı, insafı, vicdanı, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, fedakârlığı, arkadaşlığı, dostluğu, vefayı vb. duyguları zayıflatmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/23-NISAN.jpeg" alt="23 NISAN" class="wp-image-17332" width="807" height="355" title="BUGÜN 23 NİSAN 14"></figure>



<p>Sevgili çocuklar, bugünlerde kişinin düşünemediği ya da aklına gelmeyen bir çözümün başka birinin aklına gelebileceği yani “ortak akıl”, dinimizin de buyruğu olan “danışma”-istişare- kavramı terk edildiği için derinleşen yoksulluğun, sefaletin, pahalılığın altında eziliyoruz. Bu nedenle sizlerle pazara, çarşıya gitmekten, dükkânların sergenliğine bakmaktan korktuğumuz için daha çok eziliyor, üzülüyoruz.</p>



<p>Yargının yasama ve yürütme kuvvetlerinden pek de bağımsız olmadığını, onu oluşturan organların çoğunu yürütmenin yani iktidar iyelerinin belirlediğini, dolayısı ile yargı, yürütmenin –iktidarın- emrinde gibi hareket edebileceğini açık bir şekilde görmekteyiz. Bu durum karşısında gerçekleri görmeyecek kadar körleşen bağnaz insanların ve grupların sevindiklerini görüyor, üzülüyoruz. Güç zehirlenmesi yaşayan iktidar iyeleri, yağmur gibi yağan zamları durdurmakla, halkın bozulmuş sinirlerini onarmakla, aşağılanmış, itilmiş, kakılmış, dövülmüş kadınları korumakla, Atatürk ve devrim kanunları aleyhine işlenmiş suçlarla, dincilerin din dışı uygulamalarını engellemekle hiç ama hiç ilgilenmiyor. Bunun için çok ama çok üzüntülüyüz.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemi yargının ciğerlerine kadar inmiş, onu yatağa mahkûm etmiştir; hak, hukuk ve adaleti sarsmıştır. &nbsp;Anayasa Mahkememizin 15 üyesinin 12’sini seçen yürütmenin başı, bugün Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 13 üyesinin 2/3’sinden fazlasını da seçiyor. Danıştay’ın 1/4’ini Cumhurbaşkanı, 3/4’ünü ise çoğunluğu hükümetin seçtiği Hâkimler ve Savcılar kurulu belirliyor. Görüldüğü gibi yasama ve yürütmeden bağımsız olması gereken yargı, dolaylı olarak yürütmenin kontrolünde olduğu açık bir şekilde görülüyor. Yürütmenin başı aşırı bir güçle donanıyor, adalet duygusu zedeleniyor, güven azalıyor; TBMM’deki “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir,” sözünün gereği yapılmıyor. Üzüntümüz daha da büyüyor.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin Türk insanına yaptığı en büyük iyilik; son beş yılda yapılanların bir daha asla yapılmaması, yaşatılmaması gerektiğini öğretmesidir. &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/23-NISAN-1.jpeg" alt="23 NISAN 1" class="wp-image-17333" width="809" height="577" title="BUGÜN 23 NİSAN 15"></figure>



<p>Sevgili çocuklar, umutsuzluğa hiç ama hiç kapılmayın. Getirilen bu sistemin yanlışları, olumsuzlukları tarlada kabak gibi ortada duruyor. Bu nedenle yapılacak ilk seçimlerde birinci ve asıl ereğimiz, demokrasiyi çözüm üretmemeye, yaşanan olumsuzlukların kaynağı göstermeye; halkın gözünden düşürmeye zorlayanları demokrasiye inananlar olarak mağlup edeceğiz. TBMM’nin yetkilerini sınırlandıran, bağımsız olması gereken yargıyı yatağa mahkûm eden Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni değiştirecek çoğunluğu TBMM’de elde edeceğiz; yarınımızın güvencesi çocuklarımıza daha neşeli, şakrak 23 Nisanlar yaşatacağız.</p>



<p>Yüce Atatürk’ün devrim ve ilkeleri doğrultusunda nice 23 Nisanlara…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/bugun-23-nisan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MACARİSTAN SEÇİMLERİNİN HATIRLATTIKLARI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/macaristan-secimlerinin-hatirlattiklari/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/macaristan-secimlerinin-hatirlattiklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 11:14:54 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=17225</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="YILMAZ KESKİN" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="MACARİSTAN SEÇİMLERİNİN HATIRLATTIKLARI 16"></div>Macaristan’da 2010 yılından beri iktidarda olan Başbakan Viktor Orban’ın Fidez partisi, bugünlerde açıklanan seçim sonuçlarına göre bizdeki gibi 6 muhalif partinin kurduğu koalisyona karşı galip gelmiştir. “Bu galibiyet batının 6’lı muhalif koalisyonu maddi ve manevi desteğine rağmen elde edilmiştir” diyen Viktor Orban ayrıca, “Bu galibiyet Ay’dan bile duyuldu” ifadesini kullanmıştır. Ekonomik göstergeler dışında bizimle büyük&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Macaristan’da 2010 yılından beri iktidarda olan Başbakan Viktor Orban’ın Fidez partisi, bugünlerde açıklanan seçim sonuçlarına göre bizdeki gibi 6 muhalif partinin kurduğu koalisyona karşı galip gelmiştir. “Bu galibiyet batının 6’lı muhalif koalisyonu maddi ve manevi desteğine rağmen elde edilmiştir” diyen Viktor Orban ayrıca, “Bu galibiyet Ay’dan bile duyuldu” ifadesini kullanmıştır.</p>



<p>Ekonomik göstergeler dışında bizimle büyük benzerlik gösteren Macaristan’daki seçim sonuçları bizdeki 6’li ittifaka <strong>“Millet İttifakı”</strong>na bana göre şunları hatırlatıyor:</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/CUMHUR.webp" alt="CUMHUR" class="wp-image-17227" width="806" height="477" title="MACARİSTAN SEÇİMLERİNİN HATIRLATTIKLARI 17"></figure>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Cumhur</strong> <strong>İttifakı</strong>’nın<strong> “ouroporos”</strong> yılanı gibi kuyruğunu ısırıp kendine zarar vereceğini beklemeyin.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Cumhuriyetin kurumlarını küçük düşürmeye, etkisizleştirmeye çalışan bir anlağı yenmek; kaybedilmiş bir kuşağı yeniden kazanmak için seçim gününe kadar etkin, yetkin ve baskın bir propaganda sürdürmelisiniz.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Altı partili ittifak <strong>Millet İttifakı</strong>, anketlere bakarak, <strong>“bizler kesin zafere gidiyoruz,”</strong> diye henüz hak etmediğiniz arabanın şoför mahalline geçip gösteriş yapmayın. Demokrasinin, hakkın, hukukun, adaletin sizlere verdiği bütün yasal silahları kullanarak mücadele edin.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Yeni seçim kanunundaki tuzakları, demokrasi dışı uygulanabilecek durumları iyi belirleyip gerekli önlemleri alın.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İktidardaki <strong>Cumhur İttifakı</strong> gücünü demokratik kurallar çerçevesinde kullanacağını sanmayın. Devletin tüm olanaklarını kendi lehine, sizlerin aleyhine kullanabilir durumdadır, unutmayın.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Mühürsüz oy pusulalarını ve zarfları kabul ettirmiş bir anlaktan demokratik bir seçim süreci beklemeyin. Her yürüyen, yürümeye çalışan insana çelme takılacağını bilin.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İktidardaki <strong>Cumhur ittifakı,</strong> maddi gücünü yoksulluğu tavan yapmış, ekmeğe muhtaç bırakılan kişilere para vererek oy satın almak için kullanabilir, unutmayın.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İstanbul’daki belediye başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını vermeyip sonuçları iptal ettirmiş bir anlaktan her tür hukuksuzluk beklenir, unutmayın.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>Geleceği daha sakat hale getirmemek için, bir apartman dairesine 10, 20 ya da daha fazla seçmen yazılmasının önüne nasıl geçileceğini, yazılırsa bunların oyunun nasıl hukuk yoluyla iptal edileceğini düşünün.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>İller arası, ilçeler arası nüfus hareketlerinin önüne nasıl geçileceğinin hesabını yapın, umutları daha da bir ateşleyin.</li><li>Sadece yoksulluğu bahane edip durmayın, milliyetleri, gelenek ve görenekleri, dil değerlerini, bölgesel özellikleri de kullanarak halkın yanında olmayı deneyin. Bu dönem kimsenin dışlanacağı bir dönem değildir.</li><li>Sandık görevlisi olmayan sandık bırakmamak, okullarda olabilecek hukuksuzlukları ve olumsuzlukları ilgili birimlere ulaştıracak, çözüm üretecek gözlemciler bulundurmak için hazırlıklarınızı şimdiden yapmalısınız.</li><li>Zaman kısa; İki kulağını dört yap, iki gözünü dört değil on dört aç. Çalışmaları sadece genel başkan değil, ilçe ve belde örgütleriyle top yekûn yapın. Halkı, güçlünün yanında olmaya iten, onu yok olma duygusundan kurtaran söylemler geliştirin.</li><li>Bu düzen yöneticilerinin ve savunucularının yaptığı günahların kefaretini ödemeye gerek duymayacağını bilin, ona bunun bedelini ödetmek için muhalif olan herkes ile iyi geçinmeyi ihmal etmeyin.</li><li>Emeklileri, en canlı kesim olan gençleri çok ama çok canlı tut. Herkese, özellikle gençlere umut aşıla ve sandığın güvenliğini sağla; çünkü bu düzenin yöneticileri Aziz Bernard gibi bütün suçluları bu seçimin galibi olmak için af edip “<strong>Millet İttifakı”</strong>na karşı kullanabilirler, unutmayın.</li></ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/MILLET.webp" alt="MILLET" class="wp-image-17228" width="807" height="453" title="MACARİSTAN SEÇİMLERİNİN HATIRLATTIKLARI 18"></figure>



<p>Ey Millet ittifakı!</p>



<p>Yağmur gibi yağan zamları durdurmakla,</p>



<p>Halkın bozulmuş ekonomiyi ve sinirlerini onarmakla,</p>



<p>Aşağılanmış, itilmiş, kakılmış, dövülmüş kadınları korumakla,</p>



<p>Atatürk ve devrim kanunları aleyhine işlenmiş suçlarla,</p>



<p>Dincilerin –dini kullanarak yarar elde edenler- din dışı uygulamalarını engellemekle hiç ama hiç ilgilenmeyen bir yönetim anlayışını mağlup etmek istiyorsan, galibiyetinizin sesini Ay’dan duyulmasını istiyorsanız bu önerilere kulak verip, gereğini yapmalısınız, diyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/macaristan-secimlerinin-hatirlattiklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SINIF ÖĞRETMENİNE…</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/sinif-ogretmenine/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/sinif-ogretmenine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2022 10:47:08 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=17085</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="YILMAZ KESKİN" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="SINIF ÖĞRETMENİNE… 19"></div>Genç meslektaşım, eğitim ve öğretim gönüllüleri! Meslekte 35 yılını sahada geçirmiş biri olarak deneyimlerimi öğretmenliğe yeni atanan meslektaşlarımla, eğitim gönüllüleriyle paylaşmak istedim. Öğretmen, sınıfta bulunan öğrencilerin her birini sazın telleri gibi görüp, öğrenme aşamasında seslerini aynı anda uyumlu bir şekilde çıkartmalarını sağlamak için düzene koyduktan -akor ettikten- sonra konusunu anlatmaya başlamalıdır. Mesleğimin 5. Yılında 35&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Genç meslektaşım, eğitim ve öğretim gönüllüleri!</p>



<p>Meslekte 35 yılını sahada geçirmiş biri olarak deneyimlerimi öğretmenliğe yeni atanan meslektaşlarımla, eğitim gönüllüleriyle paylaşmak istedim. Öğretmen, sınıfta bulunan öğrencilerin her birini sazın telleri gibi görüp, öğrenme aşamasında seslerini aynı anda uyumlu bir şekilde çıkartmalarını sağlamak için düzene koyduktan -akor ettikten- sonra konusunu anlatmaya başlamalıdır.</p>



<p>Mesleğimin 5. Yılında 35 kişilik sınıfın karşısına çıktığımda kendimi ilgi ile dinletmek için şu yöntemi uyguladım: Sınıfa girdiğimde, “günaydın” deyip kürsüye çıktım. Sınıf yoklamasını yaparken 6-7 öğrencinin adını hafızamda kaydettim. Yoklama bittikten sonra ayağa kalkıp kendimi tanıttım ve tekrar kürsüye oturdum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1200" height="635" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267.jpg" alt="ogretmen 2267" class="wp-image-17088" title="SINIF ÖĞRETMENİNE… 20" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267.jpg 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/ogretmen_2267-768x406.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p>Öğrencilerin kendilerini tanıtma işine numara sırasına ya da sınıfta oturuş durumuna göre değil de hafızamda tuttuğum öğrencilerden başladım. “İlgisiz hiçbir karşılıklı konuşmanın sağlıklı yürüyemeyeceğini”, karşılıklı konuşmanın demokrasinin nefesi olduğunu bilerek öğrencilere dönüp, “şimdi de arka sağ tarafta oturan Ahmet kardeşimiz kendini tanıtsın, arka sol tarafta oturan Hasan, ortada oturan Ayşe, ön taraftan Hatice ve Emre kendilerini tanıtsınlar,” dedim. Kendini her tanıtanı dikkatle dinledikten, hafızamda başka öğrencilerin kaydını yaptıktan sonra teşekkür edip oturttum. Zaman yetmedi,&nbsp; bir sonraki derste devam ettik.</p>



<p>Öğrenciler, kendi adlarıyla çağrıldıklarını, dikkatle dinlendiklerini, karşılıklı konuşmanın demokratik bir ortamda olduğunu, öğretmenin yetkeyi olur olmaz yerlerde kullanmadığını, sınıfın birincisi olmaya çalışmadığını görünce daha bir mutlu olduklarını, ürkek ve başkaldıran bir görüntü içinde olmadıklarını, kendilerini daha bir özgür hissettiklerini gördüm. Dinlenildiklerinde iyi bir dinleyici olduklarını, tek başına gerçekleri görüp söyleme istencini gösterdiklerini gördüm. Ancak karşılıklı konuşmayı her tür şeyin konuşulduğu, tartışıldığı bir ortama çevirmekten uzak tutmak öğretmenin en önemli taktiklerinden biri olması gerektiğini gördüm.</p>



<p>Öğrencilerde, belli durumlar ve sorunlar karşısında tepki ve davranış oluşturma, gerektiğinde bunları değiştirip yenilerini edinebilme yeteneğini geliştirirken yol ve yöntemlerin çok önemli olduğunu gördüm. Öğrencilerin kafalarını tahıl ambarı gibi görmek ve istenildiğinde o bilgiyi gidip oradan almak öğrenmede ve öğretmede kural olamadığını ve olmaması gerektiğini öğrendim. Çocuklarda sorgulama zevki, istek ve yargıları aşan güçlü bir coşku; güçlü bir anlamak, öğrenmek, görmek için içten gelen bir istek; bir şeyi yaratma ve gerektiğinde risk alma sevinci kazandırılmak için onlardan biriymiş gibi davranmanın, onlara seçenek hakkı vermenin önemini anladım.</p>



<p>Daha iyi insan olma yolunda “sorumluluk” kavramını öğrenenlere kazandırırken zor ve zorunluluğun sahte kişilik kazandırdığını bilerek şu yöntemi uyguladım: Sınıf kurallarını –söz alarak konuşma, toz kaldırmama, yüksek sesle konuşmama vb.- ben değil, sınıftaki öğrencilerimle belirleyip renkli resim kartona yazdık ve sınıfın uygun yerine astık. Hangi madde kim tarafından söylendiği yazıldığı için bu kurallara uyulduğunu, uymayanların uyarıldığını, öğrenene seçme hakkını vermenin “sorumluluk” duygusunu kazanmada önemli bir adım olduğunu öğreterek öğrendim.&nbsp;</p>



<p>Öğretmede öğrenciye müdahale etmekten çok onu etki altında bıraktığım, öğrenciyi çocuğum gibi, öğrencinin yazdığı bir yazıyı, okuduğu bir şiiri, anlattığı bir masalı ya da öyküyü, yaptığı bir resmi, el işini vb. şeyleri ise torunum gibi görüp sevdiğim, kucakladığım, hoş gördüğüm ve de yalanı gerçekten büyük göstermediğim zamanlarda çocuklardaki istek ve yaratma arzularının tavan yaptığının ayrımına vardım.</p>



<p>Öğrencilerimin, anne, baba, diğer yakınları ve köylüleriyle ya da mahalle sakinleriyle her bakımdan birleştiğimde, onların geleneklerine, göreneklerine, inançlarına değer verdiğimde –hemhal olduğumda-, sorunların üstesinden nasıl geldiklerini öğrendiğimde düşüncelerimin kanatlandığının, daha bir önemsendiğimin, beni kendilerinden biri kabul edip nasıl daha bir istekle dinlendiğimin ayrımına vardım.</p>



<p>Bugün bilgiye ulaşmanın iletişim araçlarının çokluğu ve kalitesi sayesinde kolay olduğunun herkes farkındadır. Ne zaman bilgiyi, insanın kendisini, çevresini ve olup biteni tanıma, algılama, kavrama aracı olarak kullananların sayısını çoğaltmak için çalıştıysam; yanlışlığı ve olumsuzluğu yapanların korunmadığı, kollanmadığı bir ortamı sağlanmak için çalıştıysam gerçek öğretmen olmaya bir adım daha yaklaştığımı duyumsadım.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1150" height="646" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2.jpg" alt="SINIF OGRETMENI 2" class="wp-image-17090" title="SINIF ÖĞRETMENİNE… 21" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2.jpg 1150w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/04/SINIF-OGRETMENI-2-768x431.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1150px) 100vw, 1150px" /></figure>



<p>Değerli meslektaşlarım, anne ve babalar, eğitim-öğretim gönüllüleri!</p>



<p>Çocukları dar görüşlü gericilerin kucağına itmemek için öğlen güneşi gibi tepelerinde durmamaya özen gösterilmelidir. Gündoğumu ya da günbatımı güneşi gibi yere yakın olduğumda, kısacası çocukların eşitiymiş gibi durup konuştuğumda çocuklara ait fiziksel ve ruhsak güzelliklerini daha bir ayrıntılarla gördüğümü söyleyebilirim. Benim duygu ve düşünce doğrularımın dışında düşüncelerin ve yaklaşımların da olduğunu söylediğimde, çocukların bana olan sevgilerinin, saygılarının ve güvenlerinin daha bir yoğunlaştığını, yüreklilik ve yeteneklerle elde edilmiş iyi bir ünün iyesi olmak için olağanüstü uğraş verdiklerini gördüm.</p>



<p>Ne zaman bizleri öteki canlılardan ayıran en belirgin özellik olan dilimizi, “Türkçe”mizi yabancı dillerin kapımından koruyarak, kollayarak kullandıysam öğrencilerimle daha iyi anlaştım; annelerini, babalarını, akrabalarını ve köylülerini yanımda buldum. Geleceğe emin adımlarla yürümek, gelecekte iyesi olunan toplumla varlık göstermek; insandaki farkındalığı, duyguyu, algıyı ve bilgiyi merkez kabul ederek olduğunu; inancı bilimin önüne koyarak olmadığını öğretirken öğrendim.<a></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/sinif-ogretmenine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAİNLERİN ORTAK PAYDASI ATATÜRK</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/hainlerin-ortak-paytasi-ataturk/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/hainlerin-ortak-paytasi-ataturk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 12:34:14 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=16830</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="YILMAZ KESKİN" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/YILMAZ-KESKIN-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="HAİNLERİN ORTAK PAYDASI ATATÜRK 22"></div>1900 yılından beri özellikle ABD emperyalizminin gözü, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buluna petrol yataklarında ve son yıllarda da “kaya gazı”ndadır. ABD emperyalizminin bu bölgeye hizmet, AB emperyalizminin de işgal bahanesiyle yerleşmesine engel olan Mustafa Kemal Atatürk olduğu için onu hiç ama hiç sevmezler. Yerli sevmez ve saymazlar ise,&#160; &#160;Emevi anlağı doğrultusunda sadece öteki dünyaya ait&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1900 yılından beri özellikle ABD emperyalizminin gözü, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buluna petrol yataklarında ve son yıllarda da <strong><em>“kaya gazı”</em></strong>ndadır. ABD emperyalizminin bu bölgeye hizmet, AB emperyalizminin de işgal bahanesiyle yerleşmesine engel olan <strong><em>Mustafa Kemal Atatürk</em></strong> olduğu için onu hiç ama hiç sevmezler. Yerli sevmez ve saymazlar ise,&nbsp; &nbsp;Emevi anlağı doğrultusunda sadece öteki dünyaya ait öğütleri dinleyen ve onlara değer veren, bu dünyada da basmakalıp sözleri tekrar etmekten hoşlanan durumunda oldukları için Atatürk’ü dini saptıran, şeytanı temsil eden olarak görür.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="880" height="495" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/ataturk_kadinlar.jpg" alt="ataturk kadinlar" class="wp-image-3356" title="HAİNLERİN ORTAK PAYDASI ATATÜRK 23" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/ataturk_kadinlar.jpg 880w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/ataturk_kadinlar-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 880px) 100vw, 880px" /></figure>



<p>ABD, Kurtuluş Savaşı’nı galibiyetle bitirmiş, işgal için gelenleri geldikleri yerlere göndermiş olan yeni Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki emelini kısa zamanda gerçekleştiremeyince 1927 yılında meclisinde<strong><em> Atatürk</em></strong> için, <strong>“<em>Timur kadar kan dökücü, Korkunç İvan kadar uçarı, kafatasları piramidi üzerinde oturan Cengiz Han kadar değersiz olan bir diktatör</em>”</strong> şeklinde kötülemelere başlamıştır.&nbsp; O gün bugündür çirkinliklerini, olumsuz tavırlarını terör örgütlerini alttan alta desteklemekle, ara sıra gemimizi güya yanlışlıkla batırmakla, ara sıra da ülke dışında görevli askerlerimizi pusuya düşürüp başına çuval geçirmekle açık açık yapmaktadır.&nbsp; Türk ulusu için kararlı, tutarlı, onurlu ve öngörüsü kuvvetli yedi düveli dize getiren bir lider olan <strong><em>Atatürk </em></strong>için ABD’nin ya da AB’nin iyi bir rüya görmemesi olağan sayılabilir.</p>



<p>Olağan sayılmayan, pilav yemeğinde dişi kıran, pirince benzeyen taştır örneği, bizlere onurumuzla yaşayabileceğimiz bir yurt bırakan Atatürk’e yoğun nefret ve şiddetli düşmanlığı belgi edinmiş olan yerli sevmezlerin tutum ve davranışlarıdır. Basmakalıp sözleri tekrar etmekten zevk alan yerli sevmezlerin Atatürk’ü sevmemesinin nedeni: Türk Toplumunu kısa zamanda okuryazar yapması, buna bağlı olarak saygınlıklarının azalması, bilgisizliklerinin geniş kitlelerce anlaşılmasıdır. &nbsp;Kur’an’ın Türkçe açıklamalı betiğinden 10.000 adet basıp halka dağıtması, halkın dinini daha iyi anlaması ve anlatmasıdır. Üfürükçülerin ve muskacıların alan bulamamasıdır. Emevi ekininin, Türk toplumu ve İslam dünyası üzerindeki kutsal değerlerle bağdaşmayan uygulamalarının okuryazar oranı artıkça anlaşılmasıdır. <strong><em>Atatürk’ün</em></strong> Türk toplumunu doğru ve uygun bir sosyal yaşama kavuşturmuş olması; bir nesnenin, bir bireyin ya da topluluğun kendine özgü olan, onu başkalarından ayıran temel belirtiyi, onun davranışlarını belirleyen ana özelliği bilgi ile taçlandırması, Emevi anlayışına ve yaklaşımına direnimle kadını omuzlar üzerinde taşıyacak kadar değerli saymasıdır.</p>



<p>Yerli sevmezlerin ABD ve AB emperyalist ülkelerle İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet’ten sonra fetheden ikinci büyük komutan olan <strong><em>Atatürk</em></strong> aleyhindeki bu söylem ve eylem birliği çok yüzsüzdür, utanç vericidir, <strong><em>karadul ile sevişmedir</em></strong>. Camimiz, ezanımız, bayrağımız anamız, babamız,&nbsp; bacımız, kardeşimiz, şerefimiz ve namusumuz gibi kavramlar için normal değildir<strong><em>. Atatürk’ü</em></strong> sevmemek yukarıda saydığım değerleri ve bir söylenceye göre de İstanbul’un fethedilmesini isteyen Yalvacımızı –Peygamberimizi- sevmemektir. &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/11/Ataturk.jpg" alt="Ataturk" class="wp-image-14547" width="806" height="477" title="HAİNLERİN ORTAK PAYDASI ATATÜRK 24"></figure>



<p>ABD, AB ve yerli sevmezler yani dinciler –dini kullanarak çıkar elde edenler- aynı paydada birleşip, bizleri zorun ve zorunluluğun baskısından kurtaran <strong><em>Mustafa Kemal Atatürk’ün</em></strong> <strong><em>“kötü olduğunu” </em></strong><em>söylü</em>yor, seslendiği<a></a> kitlelere de utanmadan, sıkılmadan, <strong><em>“keşke Yunan galip gelse</em></strong>” şeklinde aşılama yapıyor. Bu durum bana lise yıllarında öğrendiğim bir <strong><em>“önermeyi”</em></strong> hatırlattı: “<strong><em>Aynı şeye eşit iki şey bir birine eşittir”</em></strong> yani ABD eşittir AB, o da eşittir yerli sevmezler, yani dinciler –dini kullanarak çıkar elde edenler- olur.</p>



<p>Ey yerli sevmezler! Gübreniz bol verildiği için bu denli göverip boy atmakta, halkı da yetkenin –otoritenin- egemen olduğu kurumların kölesi haline getirmek için uğraş vermektesiniz. Sizlere sözüm var: “Bu topraklar üzerinde şerefle, onurla ve de namusla yaşamak varken; yazgıyı alın teri yanında bilimle de yenmeye çalışan Atatürk’ü sevmemek niye? Ulusal kimliğini, dini ve ekinsel değerlerini çıkar uğruna ayaklar altına almak, kendi varlığınızı yadsımak niye? Ortağınız olan <strong><em>yayılmacı</em></strong> –emperyalist- devletler biliniz ki,&nbsp; aradıklarını bulduklarında, elde ettiklerinde,&nbsp; kısacası sizinle olan işleri bittiğinde sizleri <strong><em>“karadul”</em></strong> gibi zehirleyip öldürmekten geri durmayacaklardır.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/hainlerin-ortak-paytasi-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADIN</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kadin/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 09:49:49 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=16709</guid>

					<description><![CDATA[Yahudi inancında, “..Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp etle kapadı. Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e verdi.”  Yahudi itikadının devamı olarak kabul edilen Hıristiyan inancında, “Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı&#8221; denirken; İslam inancında ise, bu iki inancın aksine, “Sizi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yahudi inancında, <em>“..Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp etle kapadı. Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e verdi.”</em>  Yahudi itikadının devamı olarak kabul edilen Hıristiyan inancında, “<em>Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı&#8221;</em> denirken; İslam inancında ise, bu iki inancın aksine, <em>“Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O&#8217;dur<strong>…</strong></em>”<a id="_ftnref1" href="#_ftn1">[1]</a> denilmektedir. Ancak, tarikatların büyük bir bölümü bu buyruğa uymayıp zincirlendikleri küflenmiş düşüncelerini kutsallaştırıp din diye yutturmaya devam ediyorlar.</p>



<p>İslam inancında üstünlük, Tanrı buyruklarına karşı olandan, dince suç sayılandan, öteki dünyada cezayı gerektiren iş ya da davranışlardan kaçınan ya da sakınan kişilerdedir, eski deyimle takvadadır; sadece kadında ya da sadece erkekte değildir. Yeryüzünü insanlık için elverişli duruma sadece erkekler mi getirdi? Hayır. Durum böyle iken, kendi amaçlarını, düşüncelerini İslam’ın amaçları, buyrukları gibi dayatan, kadına <em>‘saçı uzun aklı kısa!, ‘okuması caiz değildir’, ‘Namaz kılsa bile, oruç tutsa bile kadın sorundur’</em>&nbsp; diyen &nbsp;tarikat liderleri ve bunların buyruğundan çıkmamak için kendi özgürlüğünden ve onurundan vazgeçenler, İslam’ı da Türkiye Cumhuriyeti’ni de kirletmekte ve yaralamaktadır.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="954" height="637" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN.jpg" alt="KADIN" class="wp-image-16707" title="KADIN 25" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN.jpg 954w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN-768x513.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN-282x188.jpg 282w" sizes="auto, (max-width: 954px) 100vw, 954px" /></figure>



<p>Günümüz Türkiye’sinde aileler, hala <em>“aslan ailesi</em>” gibi pastanın çoğunu erkeğine ayırmaktadır. Bir taraftan <em>“cennet annelerin ayakları altındadır,”</em> diyen bir yalvacın –peygamber- iyesi olacağız; diğer taraftan pastanın çoğunu erkeklere yedireceğiz! Ulu önder Atatürk, Nisa Suresini ve Kur’an’daki 80 belgünün- ayetin- kadınlara ait olduğunu ve bunların anlamlarını bilerek, <em>“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın,”</em> demiştir.</p>



<p>Kadın sevecenliğin, sevginin, güzelliğin, estetiğin, sıcaklığın, huzurun, acımanın ve de doğurganlığın ifadesi olarak yüce Tanrı’nın bir yansıması gibidir. Bu olumlu yanları görmeyenlerin hakla kazanmayı ve ölçülü harcamayı belgi –şiar- edinmemiş kişilerden oluştuğunu görürsünüz. Olumsuz kavramlardan uzak olmaya özen gösteren kadın, mutluluğu, eşinin, çocuğunun ve de insanların olumlu yöndeki isteklerinin gerçekleşmesinde görür. Böyle bir ruhun iyesini ateşlenmiş sevgi ile kucaklamak varken; onu, yaşamın sahnelerinden zor ve zorunluluğu kullanarak uzaklaştırmak, hayattan koparıp dört duvar etrafında hapsetmek ve bu yönde isteklerde diretmek insani bir davranış değildir.</p>



<p>Dünyada kadınına değer verip aldığı ödülün tadını çıkaramayan bir inananın, öteki dünyada görmek istediği ödülün yanından geçemeyeceği inancındayım. Hıdır’ı, aksakallı betimleyip kadını yok sayarak anlatanlar, meleklerin sadece erkeğinden söz edenler yüce Tanrı’nın <em>“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık,”</em>buyruğunu görmezden, duymazdan gelmekte ya da bilerek günahların en büyüğünü işlemektedirler.</p>



<p>Kadınını işyeri sergeninde cam kavanoza konulmuş turşu, pekmez gibi görüp değerlendiren anlak, kadının yeteneğini, sevgisini, özverisini ve analığını övmeden, anlamadan, hissetmeden yaşam sürdürmektedir. Kadının bugünün Türkiye’sinde istenildiği gibi özgürleşmemesinin en büyük sorumlusu özellikle<em>“kediyi tavada döndüren”,</em>başkalarının ayağını kaydırarak yaşam sürdüren tarikat ve anlak iyeleridir. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="880" height="495" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN.webp" alt="KADIN" class="wp-image-16708" title="KADIN 26" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN.webp 880w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/KADIN-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 880px) 100vw, 880px" /></figure>



<p>‘<em>İnsanın yarısı, insanoğlunun anası’</em> konumundaki kadının önemini anlamayanlar; kadının aşağılanmasını, itilmesini, kakılmasını, bir nesne gibi kullanılmasını kader sayan toplumlar, gece araba farının ışığı etkisinde kalmış tavşan gibi olduğu yerde donup kalırlar.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Musa KAVAL, İLAHİ DİNLERDE KADIN’IN KIYMET PROBLEMİ, Yrd. Doç. Dr., Hakkari Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi,01.03.2021https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/383350, AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 55 Mayıs &#8211; Haziran 2016, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİNCİ BEZDİRİCİLERİN  ÖZELLİKLERİ</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/dinci-bezdiricilerin-ozellikleri/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/dinci-bezdiricilerin-ozellikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2022 12:59:18 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=16622</guid>

					<description><![CDATA[Eğitimci, Araştırmacı ve Yazar Yılmaz KESKİN Yazdı&#8230; Bezdiri -mobbing-; bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması. Kişide duyum, düşünme, davranış, coşku gibi zihinsel olgulara şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamındadır. Ülkemizdeki dinci bezdiricilik, tarikat ve liderinin us dışı eylemleriyle körüklendiği güçlendirildiği kanısındayım. Bu yolun öğrencileri, Türkiye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading" id="egitimci-arastirmaci-ve-yazar-yilmaz-keskin-yazdi"><em>Eğitimci, Araştırmacı ve Yazar Yılmaz KESKİN Yazdı&#8230; </em></h4>



<p>Bezdiri -mobbing-; bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması. Kişide duyum, düşünme, davranış, coşku gibi zihinsel olgulara şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamındadır.</p>



<p>Ülkemizdeki dinci bezdiricilik, tarikat ve liderinin us dışı eylemleriyle körüklendiği güçlendirildiği kanısındayım. Bu yolun öğrencileri, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına değil, tarikat liderlerine aşırı ölçüde coşkuyla, tutkuyla, hayranlıkla, körü körüne, akıl ve bilimden uzak bir şekilde bağlıdırlar. Yeme, içme ve barınma gibi ihtiyaçlarını karşılama dışında düşünceleri olmayan, kurtuluşumuzun ve kuruluşumuzun lideri Mustafa Kemal Atatürk’e, devrim ve ilkelerine karşı olan ve bu konuda verilen görevi kusursuz yerine getirmeye çalışan özelliktedirler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/gerici-yobaz-edited.jpg" alt="gerici yobaz edited" class="wp-image-16619" width="807" height="605" title="DİNCİ BEZDİRİCİLERİN  ÖZELLİKLERİ 27"></figure>



<p>Sivil ve askeri okulların kadrolarına “tarikatlarca” yerleştirilen dinci bezdiriciler -mobbingçiler-, beş vakit namazlarını cami cemaatiyle kılıp hainliklerini, haksızlıklarını bu yöntemle gizleme özelliğindedirler. Bunlar, alınacak, terfi edecek öğrencilerle, tek tek ve yüz yüze konuşurken adayların temiz siciline, yüksek not seviyesine, uygunluk durumuna, bilgisine ve becerisine bakmadan, kendi inanç doğrultusunda bir eleme yapan özelliktedirler. Bu da bana demokratik, laik, hukuk devletinin; Atatürkçü çizgide olan eğitim kurumlarının gizli bir düzen, tuzak –kumpas- ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Dün ABD’nin Akdeniz’deki vurucu gücü olan 6. Filo’nun, İstanbul Boğazında boy göstermesini desteklemiş, bu durumu protesto eden “devrimci gençliğe” karşı durmuş olan bu anlak iyeleri; 53 yıl sonra bugün “devrimci gençliğin” o eylemine, coşku ile bağlı oldukları liderleri istediği için hak veriyor, onu destekliyor. Niye? Çünkü bu anlağın iyelerinde düşüncede doğruluk, düzgünlük, tutarlılık ve usu kullanma diye bir özellik yoktur.</p>



<p>Dinci bezdiriciler –dini kullanarak yarar elde eden maşalar-; bilinci, sezgisi, düş gücü ve bilmeye yönelmesi gibi özellikleri çok zayıftır. Özgür olmaktan pek memnun olmazlar, bir şeyi ortaya koyma, yaratma güçleri çok zayıftır; tanımlı olanı kendi düşüncesiymiş gibi yaparlar. Çoğunluk kavramını haklılığın gerekçesi gibi kullanırlar. Egemen oldukları alanlarda sağlık için uygun olup olmadığına bakmadan, akıl ve mantık süzgecinden geçirmedikleri, ancak seslendirmek istedikleri düşünceleri bir tür şiddet olan <strong>“</strong>yüksek sesle” dillendirmekten büyük haz duyan özelliktedirler.</p>



<p>Dinci bezdiriciler; Yozlaştırdıkları, katılaştırdıkları, nefretle doldurdukları, us dışına çektikleri demokrasinin kurumlarını daha bir güçsüz duruma getirmek için canla başla çalışırlar. Aklı, bilimi ve gerektiğinde itirazı kullanmaktan çekinmeyen yönetici ve öğretmenler bu anlağın korkulu rüyasıdır. Bu tür yöneticileri korkutmak, yıldırmak, istifaya zorlamak için belediyenin zabıtalarını, doktorunu ve hemşiresini bile okula göndererek sağlığa uygunluk denetimi yaptırma gibi özellikleri vardır.</p>



<p>Dinci bezdiriciler, kendilerine verilen görevleri yaparken silahın namlusundan çıkmış kurşun gibidirler. Devletin lojmanında yasaların verdiği hakla oturan bir memuru, lojmandan çıkarmak, tayınını isteyip bulunduğu okuldan gitmesini sağlamak ya da emekliliğini istemek ereğiyle ikide bir kâgir lojman duvarlarının depreme dayanıklı olup olmadıklarını denetlemek gibi yöntemlerle rahatsızlık veren özellikleri vardır. &nbsp;</p>



<p>Dinci bezdiriciler, görevden almak istenilen bir okul yöneticisini, velilere, onların destekçileri öğretmenlere dine karşı gibi göstermek için zaman zaman okul çıkış kapısında, okul bahçesinin içinde öğrencilere cübbeli, takkeli kişilerce dini bildiriler dağıtıp, okul idarecisini kışkırtarak müdahale etmesini ister özellikleri vardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/03/dinci-mobbing.jpg" alt="dinci mobbing" class="wp-image-16625" width="808" height="664" title="DİNCİ BEZDİRİCİLERİN  ÖZELLİKLERİ 28"></figure>



<p>Dinci bezdiriciler –dini kullanarak yarar elde edenlerin maşalar<a></a>-, kadını bir özne olarak değil çocuk fabrikası, çocuk bakıcısı, saçı uzun aklı kısa olarak görür. Kadını, erkeğin yaratıldığı cevherden yaratıldığına inanmadıkları için acıları ve aşağılanmaları hak eden bir yaratık olarak gören, domuz etini haram olduğu için yemeyen, ancak, kendinin, kamunun malını domuz gibi yiyenleri görmeyen, görmek istemeyen özelliktedirler</p>



<p>Ülkemizdeki “dinci bezdiriciler” –dini kullanarak yarar elde eden mobbingçiler- kurumsal refleksleri kırmak, çalışanların duygusal taciz yoluyla performansını, dayanma gücünü yok etmek ve onları işten ayırmaya zorlamak, boşalan kurumlara kısa süreli kurslarla sözde Tanrıbilimci kişileri yerleştirmekle görevlidirler. Bu nedenle diyorum ki; dinci bezdiriciler, akşamüzeri ve kuşluk vakti çalan güneşte gölgelerinden başka büyüyen hiçbir değerleri olmayan özelliktedirler. Kurulu saat nasıl sadece zamanı göstermek için çalışırsa,&nbsp; bunlar da “El Kaide”, “El Nusra”, “Işid”, “Hamas” ve “Taliban” gibi kendilerine verilen görevi yapmaktan başka değer üretmeyen özelliktedirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/dinci-bezdiricilerin-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİM DAHA KIYICI?</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kim-daha-kiyici/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kim-daha-kiyici/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 10:25:48 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=16465</guid>

					<description><![CDATA[Hak, hukuk, adalet diyerek ses yükseltenler, sağcısı ve solcusuyla demokrasi adına dayanışmayı belgi edinenler mi, yoksa siyasal gücün birkaç kişiden oluşan küçük bir grubun elinde bulunduğu –takımerki- bir otoriterlik kurmak adına demokrasiden vazgeçmeyi düşünenler mi daha kıyıcı? “Allah rahmet eylesin”&#160; dilek cümlesindeki “etsin” ve “yapsın” anlamına gelen “eylesin” sözcüğü dışında kalan “Allah” ve “rahmet”&#160; sözcükleri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hak, hukuk, adalet diyerek ses yükseltenler, sağcısı ve solcusuyla demokrasi adına dayanışmayı belgi edinenler mi, yoksa siyasal gücün birkaç kişiden oluşan küçük bir grubun elinde bulunduğu <strong>–takımerki-</strong> bir otoriterlik kurmak adına demokrasiden vazgeçmeyi düşünenler mi daha kıyıcı?</p>



<p><strong>“Allah rahmet eylesin”</strong>&nbsp; dilek cümlesindeki <strong>“etsin”</strong> ve <strong>“yapsın”</strong> anlamına gelen <strong>“eylesin”</strong> sözcüğü dışında kalan <strong>“Allah”</strong> ve <strong>“rahmet”</strong>&nbsp; sözcükleri Türkçe değildir.&nbsp; Bu dilek cümlesini <strong>“Tanrı acısın”</strong>, “<strong>Tanrı bağışlasın”</strong>&nbsp; ya da&nbsp; <strong>“Tanrı yardım etsin</strong>” şeklinde Türkçe söyleyip her Müslüman Türk insanının daha iyi anlamasını sağlayanlar mı; yoksa Tanrı’dan gelen bilgiyi ya da başka bir bilgiyi Farsça ve Arapça söyleyip anlaşılmasını zorlaştıranlar mı daha kıyıcı?</p>



<p>T.C.’yi tanıtımlıklardan, Andımızı okullardan kaldırırken ‘<strong>her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını’</strong> söyleyen dinciler mi, –dini kullanarak çıkar elde edenler- yoksa Arap abecesini kutsayıp Arap milliyetçisi gibi çalıştıklarının farkında bile olmayanlar mı daha kıyıcı?&nbsp;</p>



<p>Çocuklarımıza sağlıklı, yaşanır, zengin ve demokratik bir ülke bırakmak için uğraşanlar mı, yoksa&nbsp; <strong>“efendim 700 ton altınımız var Merkez Bankası’nda; şu kadar dolarımız var diyorsunuz; kime bırakacaksınız?”</strong> deyip Türkiye Cumhuriyeti kalıtçıları çocuklarımızın hakkını yemeyi önerenler ya da ‘<strong>bizden sonrası tufan’</strong> diyenler mi daha kıyıcı?</p>



<p>Karıncanın sözlerini <strong>Hz. Süleyman’ın</strong> anlayacağı dile, bu olayı da 1500 yıl sonra Hz. <strong>Muhammed’in</strong> diline çevirerek anlamayı ve anlaşmayı yüce Tanrı’nın yolundan giderek sağlayanlar, uygulayanlar mı, yoksa Anlaşılmayı istemeyen, bulunduğu toplumdan bir şeyleri kaçıran, gizleyen,&nbsp; art düşünceli kişilerin <strong>“istikşafi”,</strong> <strong>“tezvirat”,</strong> <strong>“irtihal”</strong> gibi Türkçe olmayan sözcükleri kullananlar mı daha kıyıcı?</p>



<p>Demokrasinin taçlanması için danışmayı <strong>belgi</strong> –şiar- edinerek bir araya gelen 6 parti başkanı mı, yoksa bilimi ve aklı yok sayarak kendi dileğini, isteğini kutsallaştıranlar, uygulayanlar, başka hiçbir düşünceye yer vermeyenler mi daha kıyıcı?</p>



<p>Halk için, halkla beraber güzellikler ve zenginlikler oluşturanlar mı, yoksa halkın dişinden arttırıp oluşturduğu zenginlikleri yağmalayıp kendilerine yeni bir gelir kapısı yaratanlar mı daha kıyıcı?</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/02/KIYICI.jpg" alt="KIYICI" class="wp-image-16467" width="808" height="496" title="KİM DAHA KIYICI? 29"></figure>



<p>Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder diyen anlak mı, yoksa sınavlarda dereceye girenleri bir işe alınacak kişiyi seçmek ereğiyle, adaylarla tek tek ve yüz yüze konuşmak, görüşmek suretiyle eleyenler mi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın atamalarla ilgili görevini değişik adlardaki vakıflar eliyle yapanlar, yaptıranlar mı daha kıyıcı?</p>



<p>Eğitimin amacı özerk, eleştirel düşünen, ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi nitelikleri kazandırmak ve karakterli kişiler yetiştirmek için uğraş verilmeli diyenler mi, yoksa okullardaki tanıtımlıkların rengini durmadan değiştirenler, kadından imam olmayacağını bile bile çoğu okulların adını İmam Hatip yapan, kadını ikinci sınıf yurttaş kabul eden anlak iyeleri mi daha kıyıcı?</p>



<p>Hastanelerin ticarethane olmadığını söyleyip, toplumun sağlığı için uğraşanlar, geleceği borçlandırmayalım diyenler mi; yoksa hasta garantili hastaneler yaptıranlar mı, kendilerine bağımlı yaptığı Müslümanlara hastalıktan kurtulmak için muska satanlar, kendileri hastalandığı zaman bilimin kucağına atlayanlar mı daha kıyıcı?</p>



<p>İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığını engellemelere rağmen ikinci kez büyük bir oy farkıyla kazanan ve yapacağı işler büyük oranda engellenen, adeta <strong>“kuma”</strong> gibi görülen başkan mı; yoksa bu başkanın uzak bir lokantada balık yerken <strong>“mobese”</strong> görüntülerini yasadışı bir şekilde yayınlayanlar mı, 128 milyar doları alanları ya da yiyenleri tespit etmekte zorlanan haram ve temiz olmayan nimetin efendileri mi daha kıyıcı?</p>



<p>Halkı aldatanlar, eğitimden, haktan, hukuktan, adaletten ve de sağlıktan uzak tutup onları sömürenler, hizmetleri engelleyenler, halkın aklıyla alay edenler ve de yalanı yaşamın, baş olmanın yasası gibi kullananlar her zaman daha kıyıcıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/kim-daha-kiyici/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCUBE SİSTEMDE UMUTLARI BİRLEŞTİRMEK</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/ucube-sistemde-umutlari-birlestirmek/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/ucube-sistemde-umutlari-birlestirmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 11:43:36 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=15972</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’miz 20 yılın sonunda hukukun üstünlüğü endeksinde 139 ülke içinde 117.&#160; ve yolsuzluklarla ilgili 134 ülke içinde 69. sıraya getirilmiş oluşuna; adaletsizliği, hukuksuzluğu bir bakıma yönetme tercihi yapıp yoksulluğu, yolsuzluğu belgi edinmiş olan ve bir yandan da adalet mensuplarına fısıltılı bir şekilde yapılacağını söyleyen sistem artık sıtmaya yakalanmıştır. Yurttaşın gelir vergilerinden toplanan paralar, Anayasanın 73.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’miz 20 yılın sonunda hukukun üstünlüğü endeksinde 139 ülke içinde 117.&nbsp; ve yolsuzluklarla ilgili 134 ülke içinde 69. sıraya getirilmiş oluşuna; adaletsizliği, hukuksuzluğu bir bakıma yönetme tercihi yapıp yoksulluğu, yolsuzluğu belgi edinmiş olan ve bir yandan da adalet mensuplarına fısıltılı bir şekilde yapılacağını söyleyen sistem artık sıtmaya yakalanmıştır.</p>



<p>Yurttaşın gelir vergilerinden toplanan paralar, Anayasanın 73. Maddesi&nbsp; “.. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır”&nbsp;&nbsp; amir hükmü ortada iken; eğitim, sağlık, spor, güvenlik, çevre vb. yerlere verilmesi gerekirken paralar, Merkez Bankası üzerinden döviz hesabı olanlara, hazine üzerinden Türk lirası olanlara yoksul hiç düşünülmeden veriliyor.</p>



<p>KPSS sınavlarında derece yapmış olanlar, özel yetenek gerektirmeyen kurumlar için de komisyon karşısında başarısız gösterilip yerine hak etmeyen kişilerin kazandırılması yaşam umutları köreltiliyor, suçluluğu ve sefaleti ödüllendiriyor. Yurt şehitleri arasında maddi ayrım sürdürülüyor, hakkında takipsizlik kararı olanlar, hakkında beraat kararı olanlar, hakkında hiçbir karar olmaksızın idari bir kararla cezaevlerinde tutulmalar çığ gibi büyüyor.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRYqdjKSQkDfIdpzJcSPbkx8FR2WKBLv5drQ6H1Gj27MTCBdef1NmXhut73PxYve5fNEIY&amp;usqp=CAU" alt="Yap işlet devret projeleri Türkiye&#039;nin 25 yılını ipotek altına aldı!" width="804" height="450" title="UCUBE SİSTEMDE UMUTLARI BİRLEŞTİRMEK 30"></figure>



<p>Devletin kasasından 5 kuruş çıkmayacak denilen “devlet-kamu özel işbirliği projeleri”ne  yılda 4,5 milyar dolar yaklaşık 60 katrilyon para ödendiğini televizyon haber kanallarından öğrendim.  ‘Aklımla alay edildiğini’, bir yurttaş olarak çok da ciddiye alınmadığımı, bu nedenle yöneticilerime güvenimin sarsıldığını söylemek durumundayım.</p>



<p>Anayasa Mahkememize bir yılda 66121 başvuru yapıldığı, bu başvuruların 48268’inin yani %73’ünün adil yargılanma ile ilgili olduğu gerçeği, yasa tanımayanların güçlendiğini gösteriyor. Yaraşırlığı tartışmalı atamaların çokluğu bizleri hızla Avrupa ölçütlerinden uzaklaştırıyor. Adaletsizlik, haksızlık, hukuksuzluk demokrasimizi, devletimizi fare gibi üfleye üfleye ısırıp yaralıyor.</p>



<p>Yöneticilerimizin, yönettiği insanların sadece dinlemeleri gereken nesneler olduğuna, konuşmaları için ağızlarının, olup biteni görmeleri için gözlerinin olduklarına inanmayışlarına, inandıkları değerler –kur’an- müsaade etmediği halde aynı düşüncedekileri dost ve ayrı düşüncedekileri de şeytan gibi görmelerine üzülüyorum.</p>



<p>Yöneticilerimizin çoğu kendi güvenlikleri için nerede ise meleklere bile koruma tahsis ederken, devletin zirvesinin de olduğu bir şehit cenazesinde muhalefet liderinin korunamayıp linç edilir gibi bir muameleye tabi tutulması,  “..kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya .. çalışmaktır,”  Anayasamızın amir hükmüne uygun değildir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://i.gazeteduvar.com.tr/storage/files/images/2021/03/01/linc-M9D4_cover.jpg" alt="Kılıçdaroğlu&#039;na &#039;linç&#039; girişimi davası: &#039;Elimi yukarıdan aşağı doğru  indirerek kalabalıktan çıkmaya çalışıyorum&#039;" title="UCUBE SİSTEMDE UMUTLARI BİRLEŞTİRMEK 31"></figure>



<p>1993 yılında yapılan Atatürk Havalimanı çatısı 29 yıldır tüm olumsuz hava şartlarına direnirken, bugün onun önemi daha da belirginleşirken, 2018 yılında kazanmanın dışında düşüncesi olmayan, daha çok kazanmanın tek mutluluk kaynağı olduğuna inanan anlağın yaptığı İstanbul Havalimanı’nın çatısı yapıldıktan 3 yıl sonra çökmesi düşündürücüdür. Yoğun kar yağışı nedeniyle yolcuların merkeze otel olmadığı için aktarılamayışı, yolcuların saatlerce uçak içinde bekletilmesi, karton yataklar üzerinde sabahlatılması düşündürücüdür.</p>



<p>İran tarafındaki ya da Türkiye tarafındaki problem yüzünden sanayi tesislerine üç gün boyunca elektrik verilemeyecek olması, ortada çok ciddi bir plansızlığın, öngörüsüzlüğün ve beceriksizliğin olduğunu gösterir. Akıl ve bilimle kavgalı yöneticilerin neden olduğu bu kesintilerden doğacak şirket zararlarını kim neden ödeyecek?</p>



<p>Yönetici konumunda olup da sefalet ve suçluluk karşısında gözlerini, kulaklarını kapatanlar; “bir kereden bir şey olmaz”, “Bunlar tecavüzcü değil, küçüğün rızasıyla yapılmış işler” diyenler, kafası beline inmişler,&nbsp; kendi düşünceleriyle düşüncelerini çiftleştirenler, kendini doğuracağını ve halkın gözünden düştüklerini hala anlamamaya devam ediyorlar.</p>



<p>Yılan kırkmaya, ikiyüzlü olmaya, alt kademede olan görevlileri bile dolandırıcı, yapmacık kişilikli ve hırsız olmaya; sadece karını ve iktidarını düşünen olmaya özendiren sistemin maskesi düşmüştür artık. Gerçeklerin üzerine atılan örtüler cesareti ve direnci belgi edinenlerce bir bir parçalanıyor.</p>



<p>Türkiye’nin başına bela edilen bu <strong>“Ucube sistemden”</strong> onurlu ve umutlu yaşamayı yasaklayanlardan kurtulmak için; <strong>2<sup>2</sup>+1<sup>3</sup>= 5</strong> işlemindeki gibi sosyal grupları tek tek büyütüp toplamak yerine; <strong>(2+1)<sup>2</sup>= 9</strong> işlemindeki gibi karşı olan sosyal grupları birleştirip, umutları büyütmenin yolunu bulmalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/ucube-sistemde-umutlari-birlestirmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ BİR ÖĞRETMEN</title>
		<link>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/iyi-bir-ogretmen/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/iyi-bir-ogretmen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz KESKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 17:33:18 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?post_type=columist&#038;p=15717</guid>

					<description><![CDATA[İyi bir öğretmen, öğrenciyi etkileyerek derse katmaya ve kazanmaya çalışır; ona samimiyetsiz müdahale etmez, onun moralini bozup pasif duruma düşürmez; öğrencinin gizli yönlerini keşfedip ortaya çıkarmaya çalışır; ona hayatın zorluklarıyla nasıl mücadele edeceğini gösterir. İyi bir öğretmen, insanın ekinsel –kültürel- kalıtının –mirasının- belli başlı taşıyıcıları olan felsefeye, tanrıbilime, – teolojiye- edebiyata,&#160; tarihe ve sanata bilimin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İyi bir öğretmen, öğrenciyi etkileyerek derse katmaya ve kazanmaya çalışır; ona samimiyetsiz müdahale etmez, onun moralini bozup pasif duruma düşürmez; öğrencinin gizli yönlerini keşfedip ortaya çıkarmaya çalışır; ona hayatın zorluklarıyla nasıl mücadele edeceğini gösterir.</p>



<p>İyi bir öğretmen, insanın ekinsel –kültürel- kalıtının –mirasının- belli başlı taşıyıcıları olan felsefeye, tanrıbilime, – teolojiye- edebiyata,&nbsp; tarihe ve sanata bilimin ışığında gerekli önemi gösterir. İnsanda paraya yönelik&nbsp; “iştah”ın, şan ve şerefe kapılan “gönül”ün, bilgi ve gerçeklikle seçkinleşen “akıl”ın nasıl sosyalleşeceğini öğretir.&nbsp;</p>



<p>Öğrencinin kendisini ifade etmesine, soru sormasına ve becerilerini ortaya koymasına izin verir. Öğrencinin ortaya koyduğu eseri çocuğu veya torunu gibi sevip değerlendirir. Okulda işbirliği ve uyum içinde olmayı, yaşamayı kişisel kazançtan üstün tutar ve bunu sağlamak için uğraşır.</p>



<p>İyi bir öğretmen, Philips’in ortaya koyduğu insanların, okuduğunun %10’unu, duyduğunun %20’sini, gördüğünün %30’unu, hem görüp hem duyduğunun %50’sini, görüp, işitip ve söylediklerinin %80’ini, görüp, işitip, dokunup ve söylediklerinin de %90’ını hatırladığını bilir ve bu araştırma sonuçlarını her zaman göz önünde tutar.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2015/11/24/ataturk3.jpg" alt="Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk ve 24 Kasım – Sözcü" width="806" height="446" title="İYİ BİR ÖĞRETMEN 32"></figure>



<p>İyi bir öğretmen ulusunun dilini sever, korur; düşünceleri yanlış sözcükler kullanarak muğlak, bulanık ya da çarpık hale getirmez, dilini en iyi şekilde kullanır. Birileri kutsal alanın dokunulmazlığını kalkan yapıp Arapça, Farsça sözcükleri; birileri de uygulayım bilimin(teknoloji) alanını kalkan yapıp, Fransızca’yı, İngilizce’yi ve Almanca’yı ulaşılmaz, dokunulmaz yapmasına; halkın dil ağacının yapraklarının sarartılmasına, halkın kendi diline yabancılaşmasına fırsat vermez.</p>



<p>İyi bir öğretmen, demokrasinin, demokrasi de iyi bir öğretmenin çok yakın dostu olduğunu bilir. Bu nedenle öğretmen, çocuklara kendilerini başkalarından ayıran temel belirtileri, alışkanlıkları, ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğrulukları, yardımseverlikleri, yiğitlikleri, bilgelikleri, alçakgönüllülükleri, iyi yüreklilikleri, ölçülülükleri geliştirme noktasında yardımı hiç eksik etmez.</p>



<p>İyi bir öğretmen, sadece çocuğun eğitimi ile ilgilenmez, o, doğru ve uygun bir sosyal hayat tesis etmek için bilimsel, diplomatik ve dinsel bir görev yüklenmiş; öğrencilerine kendi deneyimleriyle yaşamaları ve dolayısıyla ikinci elden bilgi ve deneyimlerle yetinmemeleri konusunda cesaretlendirir.</p>



<p>İyi bir öğretmen, eleştirel düşünmenin ortamını yaratarak, öğrencilerini bu yol ve yöntemle her türlü olumsuz aşılamalardan, alışkanlıklardan korur ve onların daha sağlam, daha iyi bir şekilde öğrenmelerini ve öğrendiklerini daha iyi özümseyip hayatlarına uygulamalarını sağlar.</p>



<p>İyi bir öğretmen, bireyin ya da topluluğun kendine özgü olan, onu başkalarından ayıran temel belirtilerinin, onun davranışlarını belirleyen ana özelliklerinin, –karakter- insanın anlama, düşünme, algılama, akıl yürütme, yargılama ve çıkarsama gibi yeti ve yeteneklerinin tümünün gelişiminin –anlak-  bilgiye dayanmasını sağlar.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/5fbc315d55428017e40e30cf.jpg" alt="Başöğretmen hâlâ yolumuzu aydınlatıyor - En Son Haberler - Milliyet" width="807" height="453" title="İYİ BİR ÖĞRETMEN 33"></figure>



<p>İyi bir öğretmen, eğitimle yüksek amaçlara yükselmek isteyen öğrencilere dürüstlüğü, sadakati, saygıyı ve adalet benzeri ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluğu, yardımseverliği, yiğitliği, bilgeliği, alçakgönüllülüğü, iyi yürekliliği, ölçülülüğü kısacası kişiye ruhsal yetkinliği kazandırmak için çalışır.</p>



<p>İyi bir öğretmen, kritik anlak –zihniyet- iyelerinin başkalarıyla duygudaşlık kurmayı, farklı düşüncelere saygı göstermeyi, mesleklere çok yönlü bakmayı ve öğrencileri bu yön<a></a>de yetiştirmeyi belgi –şiar- edinirken; &nbsp;onları kendi düşünce ve inanç doğrultusunda yetişmelerine asla izin vermez.</p>



<p>İyi bir öğretmen, toplumun gerçek çıkarlarını maskeleyip kendi düşünce ve felsefesini toplumun bütün üyelerinin çıkarlarını yansıtan düşüncelermiş gibi sunan kişilerin her zaman var olacağını bilir, öğrencilerini uyarır ve onlara bu gibi düşüncelerin güvenilir olmadığını söyler.</p>



<p>İyi bir öğretmen, kendisini insanlara ve yüce bir davaya atamış kişidir; eğitimin ve gerçek bir eğitimcinin ezilenin ve dışlananın yanında olması gerektiğini; eğitimin öğrencilerde bir bilinç değişimine yol açması gerektiğini bilir; eğitim kurumlarını da sosyal dönüşümün en iyi kaynağı olarak değerlendirir.</p>



<p>İyi bir öğretmen, kendisinin anlatmasına, öğrencinin de dinlemesine dayalı bir metodun hem kendisi için hem de öğrencisi için düşünmeyi uykuya sevk ettiğini bilir; hayattan kopuk teorik bilgileri insan zihnine yığmak veya depolamak suretiyle, özellikle sosyal dünyaya yabancılaşmaya izin vermez. &nbsp;</p>



<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar;</strong></p>



<p><em>1-Ahmet Cevizci, Eğitim Felsefesi, Say. Yay,2011, İstanbul</em></p>



<p><em>2- Selçuk ÇIKLA, Yrd. Doç: Dr.; Erzincan Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakultesi, Türk Dili ve Edebiyat› Bölümü, Tepegözle Dilbilgisi Öğretimi, Ulaşılan Adres: https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/68807312/D4._Tepegozle_Dilbilgisi_Ogretimi.pdf?1629357775=&amp;response-content-disposition=inline%3B+filename%3DTepegozle_D</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/yazar/yilmazkeskin/konu/iyi-bir-ogretmen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
