<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ahmet özer &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/etiket/ahmet-ozer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Feb 2022 14:02:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>ahmet özer &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KIYI DERGİSİ 61.YILINDA YENİDEN YAYINDA&#8230;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/kiyi-dergisi-61-yilinda-yeniden-yayinda-16539/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/kiyi-dergisi-61-yilinda-yeniden-yayinda-16539/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 11:59:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz'den]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon'dan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet özer]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[KIYI DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[KIYI DERGİSİ 61 YAŞINDA]]></category>
		<category><![CDATA[kıyı yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[KUDRET EMİROĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[TRABZON VAKFI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=16539</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="621" height="351" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/02/image-2.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="KIYI DERGİSİ" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" title="KIYI DERGİSİ 61.YILINDA YENİDEN YAYINDA... 1"></div>Trabzon’un, Karadeniz’in Türkiye’ye armağan ettiği, ülkemizin en önemli edebiyat ve kültür dergilerinden olan Kıyı Dergisi, 61’inci yılında 311’inci sayısıyla yayın hayatına kaldığı yerden devam edecek&#8230; Trabzon’un, Karadeniz’in Türkiye’ye armağan ettiği, ülkemizin en önemli edebiyat ve kültür dergilerinden olan, 1961 yılında yayın hayatına başlayan Kıyı Dergisi 61’inci yılında 311’inci sayısıyla yayım hayatına kaldığı yerden devam ediyor.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading" id="trabzon-un-karadeniz-in-turkiye-ye-armagan-ettigi-ulkemizin-en-onemli-edebiyat-ve-kultur-dergilerinden-olan-kiyi-dergisi-61-inci-yilinda-311-inci-sayisiyla-yayin-hayatina-kaldigi-yerden-devam-edecek">Trabzon’un, Karadeniz’in Türkiye’ye armağan ettiği, ülkemizin en önemli edebiyat ve kültür dergilerinden olan Kıyı Dergisi, 61’inci yılında 311’inci sayısıyla yayın hayatına kaldığı yerden devam edecek&#8230;</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1.png" alt="image 1" class="wp-image-16541" width="811" height="629" title="KIYI DERGİSİ 61.YILINDA YENİDEN YAYINDA... 2"></figure>



<p>Trabzon’un, Karadeniz’in Türkiye’ye armağan ettiği, ülkemizin en önemli edebiyat ve kültür dergilerinden olan, 1961 yılında yayın hayatına başlayan Kıyı Dergisi 61’inci yılında 311’inci sayısıyla yayım hayatına kaldığı yerden devam ediyor.</p>



<p><strong>TRABZON VAKFI’NDA KIYI DERGİSİ’NİN 61’İNCİ YILI PANELİ</strong></p>



<p>Kıyı Dergisi, yeniden okurlarıyla buluşmaya hazırlanırken; Trabzon Vakfı, 24 Şubat Trabzon&#8217;un düşman işgalinden Kurtuluşunun 104.yılında Ankara&#8217;da ki merkezinde düzenlediği bir panel ile Kıyı Dergisi okurlarını ve edebiyat dostlarını buluşturuyor.</p>



<p>Tarihçi-yazar <strong>Kudret Emiroğlu</strong> ile Kıyı Dergisi adına Son Haber ve Kıyı Yayıncılık imtiyaz sahibi<strong> Fethi Yılmaz</strong>, gazeteci-yazar <strong>Attila Aşut</strong> ve gazeteci-yazar <strong>Alâettin Bahçekapılı</strong>’nın konuşmacı olarak katılacakları panel <strong>Trabzon Vakfı Ahmet Yıldız Konferans Salonu</strong>’nda <strong>24 Şubat 2022</strong> günü saat <strong>14.00</strong>’te yapılacak.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2022/02/image-2.png" alt="image 2" class="wp-image-16542" width="809" height="457" title="KIYI DERGİSİ 61.YILINDA YENİDEN YAYINDA... 3"></figure>



<h3 class="wp-block-heading" id="kiyi-dergisi-uzerine-degerlendirmeler">KIYI DERGİSİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER&#8230;</h3>



<h3 class="wp-block-heading" id="elestirmen-yazar-ahmet-say-kiyi-bir-karadeniz-dergisidir-ama-hicbir-yonuyle-bir-tasra-dergisi-degildir"><strong>Eleştirmen-Yazar Ahmet Say</strong>: &#8220;KIYI, bir Karadeniz dergisidir, ama hiçbir yönüyle bir “taşra dergisi” değildir.&#8221;</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“&#8230;KIYI dergisi, 1961 yılında Trabzon’da yayına başladı (…) Kurucusu, 1985’te yaşamdan ayrılan <strong>Ahmet Selim Teymur</strong>’dur. Bu derginin, Kıyı ile bütünleşen değerlerimiz: <strong>Gündoğdu Sanımer</strong>, <strong>Rasim Şimşek</strong> ve <strong>M. Naci Özkan</strong> diye isimler belirterek dikkat çeken, önemli bir değerbilirlik yanı da var. Günümüzde işin başında olup da dergiyi kotaranlar ise şöyle: İmtiyaz Sahibi <strong>Fethi Yılmaz</strong>; sorumlu yazı işleri müdürü <strong>Şermin Yılmaz</strong>; sanat yönetmeni kadim dostum <strong>Ahmet Özer</strong>; yayın yönetmeni <strong>Ali Mustafa</strong>. Ayrıca, titiz bir görsel danışman olarak tanınan <strong>Mustafa Reşat Sümerkan</strong>; dilsel düzenleme açısından dikkatle çalışan <strong>Ümit Tarı</strong>; biçimsel tasarımı üstlenmiş olan <strong>Leyla Çelik</strong> gibi değerli kadroları da içeriyor dergi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Dosya kâğıdı boyutlarında olan ve kapak dışında 72 sayfadan oluşan KIYI, bir edebiyat dergisinin asal yazı türleri olan araştırma, deneme, eleştiri, şiir, hikâye, anı, günlük, söyleşi, mektup, biyografi, gezi ve kitap tanıtım yazılarının yanı sıra, fotoğraf, karikatür ve desen gibi görsel gereçler de kullanır. Yönetim yeri Trabzon’dadır, baskı ve cilt de Trabzon’un ürünüdür. (…)</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>KIYI, bir Karadeniz dergisidir, ama hiçbir yönüyle bir “taşra dergisi” değildir. Tam tersine, İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerimizi de içine alan bir “Türkiye dergisi” özelliklerini taşır. Bu demektir ki, içeriğiyle Türkiye’nin edebiyat düzeyini temsil etme yeterliğine sahiptir. Öte yandan KIYI, doğru bir kavrayışla “Trabzon dergisi” olma kimliğini de gururla taşır. Söz konusu “Trabzon dergisi” olma kimliği, doğallıkla sinmiştir dergiye. Bence bu özellik, yerinde bir anlayış, içtenlikli bir kavrayıştır. “İnsan neyse öyle olmalıdır!” demez miyiz? Bir dergi de nereliyse oralı olmak ve ne demek istiyorsa açık söylemek durumunda değil midir? Açın sayfalarını da okuyun yazıları ve şiirlerini KIYI’nın! Ve anlayın, Türkiye’de edebiyat sanatı nasılmış ve neden çakı gibi ayaktaymış?&nbsp;</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading" id="kiyi-dergisi-nin-onceki-sanat-yonetmenlerinden-sair-yazar-ahmet-ozer-trabzon-yoresi-basin-sanat-ve-egitim-alanindaki-birikimi-ile-pek-cok-kentimize-ornek-olmustur"><strong>Kıyı Dergisi&#8217;nin önceki Sanat Yönetmenlerinden Şair-Yazar Ahmet Özer</strong>: &#8220;Trabzon Yöresi basın, sanat ve eğitim alanındaki birikimi ile pek çok kentimize örnek olmuştur.&#8221;</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Kıyı’nın kurucuları 55 yıl önce bu derginin 300. sayıya ulaşabileceğini düşünmüşler midir acaba? Doğrusu merak ediyorum. Düşünmemişlerse de yörenin kültür-sanat tarihi incelendiğinde, çok değerli kişilerin bu topraklarda yetiştiği gerçeğini yakından biliyorlardı. Bu büyük emek yoğunluğunun, Kıyı’yı çıkaracak kişilerin önünde çok önemli bir kaynak olarak durduğu su götürmez bir gerçekti. Nitekim yörenin basın, sanat ve eğitim alanındaki birikimi ile pek çok kentimize örnek olmuştur.&#8221;</p></blockquote>



<p></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/kiyi-dergisi-61-yilinda-yeniden-yayinda-16539/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Özer: &#8221;Trabzon&#8217;da Denizi Kente Küstürdüler&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/ahmet-ozer-trabzonda-denizi-kente-kusturduler-10509/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/ahmet-ozer-trabzonda-denizi-kente-kusturduler-10509/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 May 2021 16:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon'dan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet özer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=10509</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="813" height="600" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/05/205439652-ic5.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="205439652-ic5" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/05/205439652-ic5.jpg 813w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/05/205439652-ic5-768x567.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 813px) 100vw, 813px" title="Ahmet Özer: &#039;&#039;Trabzon&#039;da Denizi Kente Küstürdüler&#039;&#039; 4"></div>Ahmet Özer: ''Trabzon'da Denizi Kente Küstürdüler'']]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Şair-Yazar Ahmet Özer Cumhuriyet gazetesinden Gamze Akdemir&#8217;in sorularını yanıtladı.</strong></p>



<p>Cumhuriyet kitap ekinden Gamze Akdemir&#8217;in konuğu olan Ahmet Özer, Trabzon&#8217;un mimarisinin son 60 yılda darmadağın edilerek kentin betona dönüştürüldüğünü vurguladı. Özer şunları söyledi:</p>



<p><strong>&#8221;Trabzon mimarisi son 60 yılda darmadağın edildi, kent betona dönüştürüldü&#8221;</strong></p>



<p> &#8221;1993’te İstanbul’da aldığım Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü, Trabzon&#8217;a götürdüm. Binlerce öğrencim oldu. Trabzon&#8217;un tarihten gelen bir yapısı var, bu düşünceye yol açıcı. Ancak mimarisi son 60 yılda darmadağın edildi, kent betona dönüştürüldü. Denizi kente küstürdüler.</p>



<p>Orada yaşadığım yıllarda bir sanat arkeoloğu bilinciyle hareket ettiğimi belirtebilirim. Kentin pek çok değerinin bizden önce oluşturduğu bir kültür-sanat mirası vardı. Hem o birikime sahip kişilerin emeklerini çok yönlü anlatmak, tanıtmak için kolları sıvadık hem de o miras üzerine neler konulabilir diye çaba gösterdik.</p>



<p>Kente bir yolla gelen değerlerimize sahip çıktık. Çok kişiye sanat alanında destek olduk diyebilirim. Yüzlerce yazımı Trabzon&#8217;dayken yazdım. Kentin değerleri üzerine yazmadığım yazı yoktur. 26 yıldır Ankara’dayım. Ankara’ya geldiğimde, 10 kitabım vardı. Üretkenlik sürüyor, şimdilerde 43. kitap basımda. Kentle ilgili çok zengin bir belgeliğim vardır. Araştırmacılara, o coğrafyayı bilen biri olarak elimden geldiğince yardımcı olmuşumdur.&#8221;</p>



<p><strong>&#8221;Nazım Hikmet&#8217;ten etkilendim&#8221;</strong></p>



<p>Nazım Hikmet&#8217;in hem bir edebiyatçı hem de düşünce insanı olarak kendisini etkilediğini ifade eden Özer, &#8221;Nâzım Hikmet hem şair hem düşünce insanı olarak etkilemiştir bizi. Şiirleri kadar yazılarıyla da bir zirvedir. Dünya çapında bir değerimiz olarak hepimizin onun yapıtlarıyla soluk almayı erdem bilmişizdir. Yasaklı yıllarında şiirlerini daha çok ezberlediğimiz bir gerçek.</p>



<p>Şiir alanında Gülten Akın’ı, Şükran Kurdakul’u, Hasan Hüseyin’i yakından tanıdım. Şiirlerim, onların üretimde bulunduğu yıllarda yer aldı dergilerde. Kimileriyle söyleştiğim, kimileriyle yazıştığım, kimilerini uzaktan izlediğim yaşamına yakın durduğum Ömer Faruk Toprak, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Cahit Külebi, Nevzat Üstün, Metin Demirtaş, Attilâ İlhan, Arif Damar, Enver Gökçe, A. Kadir bana incelikler, duyarlıklar kazandırmıştır.</p>



<p>Cemal Süreya’nın, “Aşk” Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı” Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri” Dağlarca’nın birçok şiiri, sesimin gücünü artırmıştır&#8221; diye konuştu.</p>



<p><strong>&#8221;Kemençe, Karadeniz&#8217;de bir mutluluk aracıdır&#8221;</strong></p>



<p>Kemençenin Karadeniz Bölgesinde bir mutluluk aracı olduğunu dile getiren Özer, &#8221;Karadeniz coğrafyasında insan, özellikle de kırsal kesimde -o da bir zamanlar- mâni / türkü eşliğinde kemençenin ritmiyle çoğu zaman soluklanmanın yollarını aramıştır. Zorlukla aşılan arazinin, durmadan yağan yağmurun, güneşe hasret toprağın ve yemyeşil kırların içinde insan doğayla olan büyük savaşımında kendine bir mutluluk aracı olarak kemençeyi seçmiştir.</p>



<p>Bu, onun elde dolaştırılıp her ortamda rahatlıkla çalınabilmesinden gelmektedir. Karadeniz’in yaşam kültüründeki olgunun kimi şairlerin aksine, benim şiirimde çok az yer aldığını belirtebilirim. Bunda çok küçük yaşta kent kültürüyle tanışmam, orada deniz ve sinemayla iç içe geçen bir düş dünyası yakalamam, ortaokul ve lise öğrenimimi gördüğüm Trabzon Lisesi’nin geniş insan potansiyelinin etkileyici gücünün rolü olsa gerektir&#8221; dedi.</p>



<p><strong>&#8221;Yahya Kemal&#8217;in, Kurtuluş Savaşı hakkında tek bir dizesi dahi yok&#8230;&#8221; </strong></p>



<p>Şair Yahya Kemal&#8217;in Kurtuluş Savaşı hakkında tek bir dizesinin dahi olmadığının altını çizen Özer, &#8221;Şairin bir çizgisi olmalıdır ve kendini çağına karşı sorumlu tutmalıdır. Yahya Kemal’i birileri büyük şair olarak niteleyebilir. Bu durumda şu soru sorulmaz mı? Yahya Kemal’in ülkemiz insanın olağanüstü bir çabayla Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla ilgili tek bir dizesine rastladınız mı? Ben söyleyeyim, rastlayamazsınız. Bu mücadelenin şiirini yazmak “vatan haini” diye yaftaladığımız Nâzım Hikmet’te anlam bulmuştur.</p>



<p>Kuşak konusunda söyleyeceğim şu: Kuşakları toplumsal ve siyasal koşullar belirler. Bir dönem bu konuda içten davrananlar zamanla bu sözlerini anmaz olmuşlardır. 40 Kuşağı, 50 Kuşağı, 60 Kuşağı, 70 Kuşağı üzerine onlarca yazı bulabilirsiniz. Bu kuşakları var eden siyasal ve toplumsal koşulları iyi düşünmek gerekir. Bakın bu sayıların karşısına, II. Dünya Savaşı, DP iktidarı, 27 Mayıs ve 1961 Anayasası, 12 Mart yazabilirsiniz.</p>



<p>Bu tarihsel kesitler olmasaydı toplumsal yaşamda böyle bir belirleme olmayacaktı. Özellikle darbeler ve ona koşut olarak alabora olan toplumsal yapı, duyarlı bir kesimin çağına tanıklığını sanatında çok yönlü vurgulamanın da sorumluluğunu beraberinde getirir.</p>



<p>60’lı yılların ikinci yarısında şiirle yoğrulmama karşın 12 Mart faşizminin ezdiği toplumsal yapının içinde şiirimin filizlendiğini, boy verdiğini belirtmek isterim&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>&#8221;İktidara yaranan kişinin sanatçı kimliği erozyona uğrar&#8221;</strong></p>



<p>iktidarla yakınlaşan kişinin sanatçı kimliğinde erozyonlar oluşacağını dile getiren Özer, şunları söyledi:</p>



<p>&#8221;Nice şairimiz, yazarımız hapislerde çürütülmedi mi? Nâzım’ı hapsedenler, şiirinin bedeninden daha tehlikeli olduğunu biliyorlardı. Ancak o şiirlerin gücü geç de olsa onu kilit altından kurtarmıştır. Şunu belirtmek isterim. İktidara yaranan kişinin sanatçı kimliği erozyona uğrar; bir daha eski haline dönemez, ona yönelik sevginin yerini nefret alır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/ahmet-ozer-trabzonda-denizi-kente-kusturduler-10509/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Özer’den Nasıl Anlatsam Söyleşi Kitabı Raflarda Yerini Aldı</title>
		<link>https://viratrabzon.com/ahmet-ozerden-nasil-anlatsam-soylesi-kitabi-raflarda-yerini-aldi-9960/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/ahmet-ozerden-nasil-anlatsam-soylesi-kitabi-raflarda-yerini-aldi-9960/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 May 2021 19:02:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet özer]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl anlatsam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=9960</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="300" height="216" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/05/nasil-anlatsam_sonKAPAK-pdf-1-300x216.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="nasıl anlatsam_sonKAPAK" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" title="Ahmet Özer’den Nasıl Anlatsam Söyleşi Kitabı Raflarda Yerini Aldı 5"></div>Ahmet Özer’den Nasıl Anlatsam söyleşi kitabı raflarda yerini aldı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Şair-Yazar Ahmet Özer, Türk dili ve edebiyatına kattığı değerler ve edebi ürünleriyle edebiyat dünyasında kendisine yer edinen bir isim. Şiir, Roman, Monografi ve Söyleşi kitaplarıyla adından sıkça söz ettiren yazar, bu kez de okurunu “Nasıl Anlatsam” söyleşi kitabıyla selamlıyor.</strong></p>



<p>Dört bölümden oluşan “Nasıl Anlatsam” Kitabı farklı zaman ve mekanlarda yaşayan insanların hayatının tek bir eserde toplanmasının ürünüdür. Bir terzi işçiliğiyle sesi ve sözü yazıya aktaran Ahmet Özer, bu kitabını ana başlık olarak dört bölüm altında birleştirmiştir.</p>



<p>Özer’in yapıtının birinci bölümünün asıl kahramanlarını Trabzon Lisesi Öğretmenleriyle yapılan söyleşilerden oluşmaktadır. Bu söyleşi dizisinde uzun yıllar eğitmenlik yapan: Fahri Başer, Kemal Ülker, Sabahat Ülker, Remzi Doğar, Aliye Aşurbaylı’nın kız kardeşi Asiye Aşurbaylı ve Sezai Çakmaçı gibi önemli isimler bulunmaktadır.</p>



<p>Özer’in yapıtının ikinci bölümünde ise Köy Enstitü kuruluşlarının toplumsal hafızadaki yeri ve önemi; toplumsal gelişmeye katkısını ve bu eğitim kurumlarının simge adı olan Mahmut Makal başta olmak üzere sanat ve eğitim hareketine omuz veren insanlar yer almaktadır.</p>



<p>Özer, yapıtının üçüncü bölümünde ise yaşamı ve yapıtlarıyla Karadeniz coğrafyasından izler taşıyan ve farklı kesimlerden önemli değerleri kimliğiyle bütünleştiren insanları “Sözü Olan Değerlerimiz” başlığı altında toplamıştır.</p>



<p>Özer, yapıtının son bölümünde ise toplumsal yaşamda önemli izler bırakan değerleri ve bu değerlerin yaşamlarında ürettikleri eserler ekseninde onları yakından incelemiştir.</p>



<p><strong>Ahmet Özer’in toplumsal bellekte yer alan değerleri ve onların miraslarını aktarmayı kendine görev bilmenin ürünü olan bu kitabın Türkiye’nin Sözlü belleğine önemli izler bırakması beklenmektedir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/ahmet-ozerden-nasil-anlatsam-soylesi-kitabi-raflarda-yerini-aldi-9960/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiirin Boynunda Bir Şair: Ahmet Özer</title>
		<link>https://viratrabzon.com/siirin-boynunda-bir-sair-ahmet-ozer-6387/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/siirin-boynunda-bir-sair-ahmet-ozer-6387/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2021 19:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet özer]]></category>
		<category><![CDATA[aziz nesin]]></category>
		<category><![CDATA[rıfat ılgaz]]></category>
		<category><![CDATA[sabiha gökçen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=6387</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-23-at-20.47.11.jpeg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="WhatsApp Image 2021-02-23 at 20.47.11" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-23-at-20.47.11.jpeg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-23-at-20.47.11-768x432.jpeg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-23-at-20.47.11-1536x864.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Şiirin Boynunda Bir Şair: Ahmet Özer 6"></div>''Mordoğan'' kitabı inceleme.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p style="font-size:25px">Trabzonlu eğitimci-şair-yazar Ahmet Özer’in 1966’dan günümüze 55 yıllık emeğini yansıtan, daha önce yayımlanan 9 şiir kitabından oluşan 708 sayfalık toplu şiirlerin yer aldığı “Mordoğan” adlı yapıt Klaros Yayınları’ndan çıktı… </p>



<p style="font-size:25px">Ali Mustafa, şair Ahmet Özer’i ve yeni çıkan “Mordoğan”ı bütün yönleriyle ele alıyor. Bu incelemeyi değerli okurlarımızla paylaşıyoruz…</p>



<p><strong><em>Yazan: Ali Mustafa</em></strong></p>



<p>Anadolu’da kentlerin göğsüne madalya gibi asılı duran adlar vardır. İlhan Selçuk’un deyişiyle “Anadolu Aydınlanması”nı karınca çalışkanlığıyla gerçekleştiren adlardan biri de 1946’da Trabzon-Maçka’da doğan şair, eğitimci Ahmet Özer’dir.</p>



<p>Trabzon’da 1961’den günümüze 55 yıl kesintilerle de olsa efsanedeki Argonotlar gemisi Kıyı&#8217;nın 0cak 2007’de 5. kez yayım yaşamasına dönmesine katkılarda bulunan Ahmet Özer, Trabzon’un kent kültürünü günyüzüne çıkaran inceleme araştırma, söyleşi ve gezi yazılarının birçoğunu bu dergide yayımladı.</p>



<p>Yarım yüzyılı aşan edebiyat emeğinin birikimi şiir ve düzyazı kitapları 40 yapıtlık bir toplamda sunuluyor okura. Ahmet Özer, yaşadığı kentlerin kültür-sanat olaylarını, şairlerini, yazarlarını ince bir duyarlılığın süzgecinden geçirip kültür tarihindeki yerlerine nakışlıyor.</p>



<p>İlk şiiri 1966’da Sonhaber gazetesinde çıkan Ahmet Özer şiir yolculuğunu yıllardır sürdürüyor. İlk şiir kitabı Ayrı Beraberlikler 1981’de Türkiye Yazıları’ndan yayımlanmıştı. Ahmet Özer şiir üretkenliğini bu yapıtıyla çoğalttı; bugünlere taşıdı. 1981&#8217;den 2021’e kadar 40 yılda 9 kitaplık birikim toplu şiirler Mordoğan ile şiir yolculuğuna devam ediyor.</p>



<p>Ahmet Özer&#8217;in şiir kitaplarına bir bakarsak:</p>



<p>1. Ayrı Beraberlikler, Şiir, Türkiye Yazıları, 1981</p>



<p>2. Günle Dokunan, Şiir, Dayanışma Yayınları, 1984</p>



<p>3. Gecenin Kanayan Yerinden, Şiir, Karşı Yayınları, 1987</p>



<p>4. Söyle Yüzüm Tanığımsın, Şiir, Cem Yayınevi, 1990</p>



<p>5. Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Şiir, Cem Yayınevi, Kasım 1993</p>



<p>6. Aşkın Taçyaprağı, Şiir, Bilgi Yayınevi, 1998</p>



<p>7. Sözümüz Vardı, Şiir, Bilgi Yayınevi, 2001</p>



<p>8. Bir Şehrin Boynundayız, Şiir, Yapı Kredi Yayınları, 2011</p>



<p>9. Suları Çekilen Nehir, Şiir, Bilgi Yayınevi, 2018</p>



<p>Ahmet Özer’in bu şiir birikimi 1980’li yıllardan bu yana ödüllerle taçlandırılan bir yolculukla sürüyor:</p>



<p>1. 1981 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü</p>



<p>2. 1982 Ömer Faruk Toprak Şiir Mansiyonu</p>



<p>3. 1993 Yunus Nadi Yayımlanmamış Şiir Kitabı Ödülü</p>



<p>4. 1998 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü</p>



<p>5. 2002 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü</p>



<p>Yarım yüzyıla aşan yıllık şiir emeğini günümüzde derinleştirerek, yoğunlaştırarak sürdüren Ahmet Özer’in ilk yapıtı Ayrı Beraberlikler, “1968 Kuşağı”nın hayata damgasını vuran başkaldırısıyla örtüşen şiirlerin ses bulduğu bir yapıttır:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“Görülmüştür” damgasını taşıyan yazılarda</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Mavi mürekkebi</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Duyguların en güzellerinde</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Kapatılmışken</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Kağıtlara emdiren</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Sen.&#8221;</em></p>



<p>Sorgulayan, yaşamı irdeleyen bu ilk yapıtıyla kendine özgü sesini yansıtan Ahmet Özer, sonraki yıllarda şiirini olgunlaştıracağı ürünlerini ortaya koyar:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;Sonra bir el yumruğa dönüşür</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Kırar kabuğunu düşlerin</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>İçerden</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Çok içerlerden bir ses yankılanır:</em></p>



<p><em>NERDEYİM</em>&#8220;</p>



<p>Ahmet Özer, “belgesel şiir” diye nitelenebilecek anlayışla oluşturur şiirlerini. İkinci yapıtı Günle Dokunan’ın ilk şiiri bir dosta göndermedir:</p>



<p style="margin-top:-20px">“Ateşe Tutulan Fotoğraflar”da bir öykücüyü, unutulmuş bir yazarı, Orhan Çubukçu’yu dizeleştirir:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bu şehrin acıyla yoğrulan son gecesinden</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>geçtin / ter içindeydi atın</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>sevgine yenik düşmüştü yüreğin</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>ellerin gezinmişti yabancı peronlarda</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>insanlar tanımıştın dillerini bilmediğin.&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer, Ayrı Beraberlikler’de yüksek sesle söylenen, bir bakıma “alan şiirleri” diye niteleyebileceğimiz şiirlerden sonra daha farklı bir söyleme, yoğunluğu, imgeyi öne çıkartan damıtılmış şiirlere yönelir.</p>



<p>Yaşanmışlıklardan, anılardan beslenen bir duyarlığın ardından iz süren Ahmet Özer, bu yönelimini 3. yapıtı Gecenin Kanayan Yerinden ile de sürdürür:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;anılar göğsümüze sığınan yaralı kuşlar</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>kristal ışıklarda yalnızlığı yüreğimizin</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>karlı günlerimizin sis çanı</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>anılar parmaklarımızda ezgiyi dokuyan</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>mızrap&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer’in “belgesel şiir” diye de adlandırabileceğimiz bir yönsemeyle şiir düşündüğünü söyleyebiliriz. 4. yapıtı Söyle Yüzüm Tanığımsın’da Afrika’da yıllarca hekimlik yapmış Dr. Celalettin Algan’ın büyük serüvenlerle örülmüş yaşantısını dizeleştirir:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;celalettin algan / ömer turan’ın gönüldeşi şair</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>afrika görmüş / sıtmalı zenci çocuklar</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>köstekli bir saat yeleğinin cebinde</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>dededen andaç / çocukluğuna tanık</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>ömrü yolculuklarla kanamış&#8221;</em></p>



<p>“Park”ta Naim Tirali’yi, “Bir Kanat Deseni”nde Trabzon eski cezaevini, “Kim Bilir”de İlhan Demiraslan’ı “tanık şair” nitemiyle yapıtına taşırken dizeleriyle de bu tanıklığı adlandırır:</p>



<p style="margin-top:-24px"><em>&#8220;sevincim dörtnala bir atlı</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>rüzgârdan bir harmani omuzlarımda</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>bir gerçeğin adını ekliyorum adıma</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>tanığıyım dünyanın&#8221;</em></p>



<p>“Tanık şair” olma durumunun Ahmet Özer’in beslendiği &nbsp;“toplumcu” dünya görüşünden kaynaklandığını söyleyebiliriz.</p>



<p>Ahmet Özer, duyarlılığını toplumculukla yoğuran bir anlayışla şiirinin duyargalarını hayatın derinliklerine, insanların yüreklerine doğru uzatır. Sarsıcı, etkileyici dizelerle “büyük şiir” in ardından at koşturur.</p>



<p>1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü alan “Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün” adlı yapıtının 2. bölümünü oluşturan “Taceddin Bir İnsan”la destan-şiire yönelen Ahmet Özer bu şiirleriyle gelenekten güç aldığını, beslendiğini de ortaya koyar. Nâzım Hikmet’in “Kuvayı Milliye Destanı”na koşut olarak da okuyabileceğimiz dizelerle karşılaşırız Taceddin Bir İnsan’da:</p>



<p style="margin-top:-24px"><em>&#8220;1914</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>yani seferberliktir takvimlarde</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>savaşa sürüklenenlere yakılan türkü</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>ağıttır</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>ve dünyayı ikiye bölen paylaşımın</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>alevlere saldığı insanlardan biridir</em></p>



<p style="margin-top:-24px"><em>taceddin&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer, bir kuyumcu özeniyle hayatın tanıklığını sürdürdüğü bu yapıtı onun şiirde ulaştığı doruğu gösteriyor. Üzerinde uzun uzun düşünülmüş, duyarlıkların yoğunlaştığı, lirizmin üst düzeye taşındığı dizelerle örülüdür Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün adlı yapıtı.</p>



<p>Değindiği izleklerle şiir okurunu gerçeğin düzleminden alıp altüst oluşlarla, savruluşlarla bambaşka dünyalara taşıyan Ahmet Özer, gizlerle dolu hayatın kapılarını aralıyor kimi şiirlerinde.</p>



<p>“Ölümün Yenildiği Gece” adlı şiirin göndermelerle yüklü içeriğine dikkat çekmek gerek bu yapıtta. 1920’lerde muhalif bir ad olan, dönemin ses getiren mizah gazetesi Kahkaha’yı çıkaran, Nâzım’ın Anadolu’dan Sovyetler’e yaptığı uzun yolculuğunun Trabzon durağında, Meydan’da büyük çınarın altında onun söyleşisine katılmış Esat Ömer Eyyubi, Ahmet Özer’in dizelerinde karşımıza çıkar savrulmuş bir hayatın bütün hüznüyle:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bir fotoğrafın kalmadı sevincimizi tutuşturan</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>sesin nasıldı kim bilir/</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>aşkı harmanlayan göğsünde</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>çınarlara soruyorum şiir yazan ellerini&#8221;</em></p>



<p>Şair hayata dair “tanık”lığı sürmektedir. “Belgesel şiir” diye de adlandırabileceğimiz bir anlayışla Ahmet Özer, Esat Ömer Eyyubi’nin hayattan silinmiş sesinin ardından daha sonraki yıllarda da iz sürer. Onun 1940’lı yılların sonlarında Sovyetler’de bir bataklıkta ölüsünün bulunduğu bilgisine ulaşır. Sürgünlüğün zor koşullarında gurbette ölen o yılların “sol muhalif”i Esat Ömer Eyyubi’nin cansız bedeninin yanında bir de oyuncak bebek bulunmuştur.</p>



<p>Ahmet Özer’in şiiri tam da buradadır işte. Hayatla ölümün kesiştiği yerde: Şiirde&#8230; Bir ölünün elindeki oyuncak bebekte&#8230;</p>



<p>“Belgesel şiir” anlayışını 6. şiir kitabı Aşkın Taçyaprağı”nda da sürdürür Ahmet Özer. 1980’lerde Çorum’da genç yaşında (36 yaşında) ölen romancı Şükrü Gümüş’e ağıt diye de okunabilecek “Dünya Üşüyor” adlı şiirinde bu unutulmuş değeri günyüzüne taşır:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bir kapı açılsa / sen girsen</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yüzünde gençliğin ışıltılı gülüşü</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yağmurlarla yıkanmış bir ömrün yedeğinde</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>tan atımına kadar sürecek sorularla</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir girsen sözümüzün maviliğine.&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer şiirinde diğer sanat dallarıyla etkileşim içindedir. Bir sinema tutkunu olan şair, Marilyn Monreo’dan Pola Morelli’ye ordan Yılmaz Güney’e değin uzanan beyaz perdenin şiirsel yüzlerini şiirine taşır:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bir film adıydı öldüren şehir</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>1954 / lütfü ö. akad / ve bir fotoğraf</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir ömre sinmiş duyarlığın afişi</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>şimdi güllerle bezenmiş sesini</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>anımsıyorum</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yüzünden tül perdeler dökülen</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir güzelliğin</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>pola morelli&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer, insan coğrafyasının şairdir aynı zamanda. İnsana dair bütün durumlar yansır şiirlerine. Durmaksızın gezip dolaştığı toprakları yaşanmışlıklarıyla, anılarıyla, insanlarıyla şiirine taşır. Aşkın Taçyaprağı coğrafya eksenli şiirlerin ağırlık taşıdığı bir yapıttır. Uzun yıllar yaşadığı Trabzon, gelip yerleştiği Ankara, bozkır, ille de İstanbul&#8230; Birçok şiirini kentleri eksen alarak oluşturur:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;buğu içinde ankara</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>sanırsın bir saldır</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>ankara kalesi</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>karadeniz’de yolcu bekleyen.&#8221;</em></p>



<p>“Çoruh” şiirinde Anadolu’nun derinliklerine uzatır kollarını:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;doğudan bir katar turna sesiyle</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir uzun koşu salınır karadeniz’e</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>çoruh’tur / duru bir sudur karla beslenen</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>iki dil arasında bir dilsiz&#8221;</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>Ve İstanbul’a, şiirin büyülü ülkesine varır yolu:</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bir haritaya eğildi başım</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>haydarpaşa/ ‘yorgunluk ve telaş’</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8230;</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>kız kulesi/gemi düdükleri ve güneşin hüznü</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>al beni yurdum&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer, görselliği öne çıkaran şiir işçiliğiyle resmin, fotoğrafın, sinemanın da olanaklarından yararlanır. Tüm şiir yolculuğu boyunca “hep uzun yolculuklarla sınandı kalbim” derken şiirin ve hayatın insanı kanatan serüvenini eksen alır. Çoğu şiiri göndermelerle örülüdür. Kimi kez bir kitaba, (beş şehir’i koltuğuma yerleştirdim) bir fotoğrafa</p>



<p>( Vietnamlı çocuğun fotoğrafı) bir filme&#8230;</p>



<p>Yılmaz Güney, bir filminin adıyla çıkar karşımıza: “ben öldükçe yaşarım”&#8230;</p>



<p>Şiirini hayatın bütün ırmaklarından, sonsuzluğa ulaşan okyanuslarından damıtan Ahmet Özer “dize tutkunu” bir şairdir. Eskilerin “mısra-ı berceste” dedikleri türden dizeler çoğu şiirinde okurunu sarıp sarmalar.</p>



<p>7. şiir kitabı Sözümüz Vardı adlı yapıtı bu tür “doruk” dizelerle örülüdür:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“her şey bir yüzün anlattığı kadardır”</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“bir ömür en uzun oyunudur insanın”</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“ömrümüz düş kentlerinin suretine karışır”</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“bir özlemi çoğaltarak geçtiğimiz toprak”</em></p>



<p>İlhan Selçuk’un değerlendirmesiyle söylersek şiirimizin Anadolu’daki “aydınlanmacı sesi” olarak da adlandırabileceğimiz Ahmet Özer 10 yıl aradan sonra 8. şiir kitabı “Bir Şehrin Boynundayız”ı 2011’in ilk günlerinde yayımlar.</p>



<p>Şiirinin olgunluk dönemi ürünlerini içeren bu yapıtıyla Ahmet Özer şiirdeki sesini daha da yoğunlaştırır, lirizmin ağırlık taşıdığı şiirlere ulaşır.</p>



<p>Önceki yapıtlarında “iç coğrafya”da gezinen dizelerini Ahmet Özer bu kez “dış coğrafya”ya taşır. Ahmet Özer’in bütün şiirlerine eğildiğimiz zaman bir yol şiiriyle karşılaşırız. Bu durum şairin yaşamıyla da örtüşen bir olgudur. Duyargalarını hayata, topluma, insana yönelten bir anlayışla şiirini oluşturan Ahmet Özer’in şiirleri okuyanda “ gerçeklik” izlenimi bırakır. Onun şiiri “toplumcu” bir dünya görüşüne yaslanan insan eksenli bir anlayışın ürünüdür.</p>



<p>Bir Şehrin Boynundayız’ı içeren şiirlerin çoğunluğunu işte bu “dış coğrafya” şiirleri oluşturuyor:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;köln’de insanlığa ayna olan panoda</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>arko datta’nın fotoğraflarına bakıyorum</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>acıyı almış okyanusun kalbinden</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>insanın savrulduğu istasyona bırakmış</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>trenlerle aksın diye dünya</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8230;</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>nem bir yalnızlıktı</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yaşı çok küçüktü babamdan</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>kar yakalı fotoğrafını öperdi</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>babam paris’ten gönderilen germinal’i okurdu durmadan</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir gece baskınıydı babamın uçuşu/ izledik&#8221;</em></p>



<p>&#8230;</p>



<p>İstanbul, Ahmet Özer’in vazgeçemediği bir kenttir. Çoğu yolculukları İstanbul’da son bulur. İstanbul aynı zamanda imgeler kentidir Ahmet Özer’in şiirlerinde:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;istanbul:nedim / yahya kemal / orhan veli</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>ziya osman’ın mendiline katladığı sevdadır</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>fikret’in nefretle sevmek arasındaki köprüsü</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>nâzım hikmet’in ‘sesini kaybeden şehir’idir</em></p>



<p>İstanbul’a aşk derecesinde tutkun olan şair sevdikleriyle, dostlarıyla özdeşleştirir kenti, yaşamına katar:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>“insanın büyük hünerinin tutanağındaki mühürdür</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>istanbul</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>hep sevgiliyi simgeler yaşı hiç değişmeyen.&#8221;</em></p>



<p>İstanbul’u eksen alan şair toplumsal göndermelerle yüklü dizeleriyle kenti şiirinin başkişisi konumunda yansıtır. Teslime Nesrin’den Onat Kutlar’a, bir sinema afişindeki Marilyn Monreo’dan “Sonbahar” filmine hayat resmigeçit yapar dizelerinde:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;bir yandan teslime nesrin bakıyor yüzüme</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>‘katli vacip bir kadın’ kendi dinince</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>paris’te eli çenesinde</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8230;</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir öykücü onat kutlar</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>gülüşü süzülür ölümü silinerek ufkumuzdan</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>ishak’ta / vişneçürüğü bir aynada</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir kedi görüntüsü durmakta&#8221;</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8230;</em></p>



<p style="margin-top:-20px">-“sonbahar” filminin esintisiyle-</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yağmur dökülüyor tarihin mermerine</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>beyoğlu’nda bir sinema afişi tutuyor ellerimizden</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>herkes kendini başka dünyalara götürmenin telaşında</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>birden kırmızı ışıklar akıyor üstümüze</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>bir filmin ilk karesinden geçiyoruz biçilmiş ömürlere</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yurdunu hapishane bilen bir gencin</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>demir kapılar vurulurken sözlerine</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>son dizelerine uzanır düşleri bir şairin.&#8221;</em></p>



<p>Yer yer geçmişe göndermelerle örülü son yapıtında Ahmet Özer toplumsal olguları da şiirine taşır. Bir bakıma hayatın “kayıt defteri”ne derin çentikler atar sözcüklerle. “12 Mart”ın savurduğu hayatların izdüşümü olan “Not Defteri Tarihin” şiiri tanık şiirlerinin en belirgin özelliğini taşıyor:</p>



<p style="margin-top:-20px"><em>&#8220;kalbi ayaklandıran gencin alnından</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>isyan güncesi sokuluyor kayıt defterine</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>sorulur suyun bedeli ödenmiş akışına</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>sorulur / tertemiz bir yüzden ışıldayan bakışa</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yaşamı yakıcı kılan görüntüyü tazeleyen</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>yenilgiler ortasındaki gökyüzüne</em></p>



<p style="margin-top:-20px"><em>çocukluğumuzu anlatan yağmurlarına baharın.&#8221;</em></p>



<p>Ahmet Özer, 55 yılı aşan şiir yolculuğuyla Türk şiirinde yer edinmiş özgün bir şair. Toplu şiirlerin yer aldığı “Mordoğan” &nbsp;hayatı, insanı, coğrafyayı eksen alan dizeleriyle üretkenliğinin doruğuna taşıyor şairi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/siirin-boynunda-bir-sair-ahmet-ozer-6387/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
