<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Baki Remzi Suiçme &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/etiket/baki-remzi-suicme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2021 09:57:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Baki Remzi Suiçme &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Tütünü bitiren son darbe olur!&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/tutunu-bitiren-son-darbe-olur-13037/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/tutunu-bitiren-son-darbe-olur-13037/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2021 09:57:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Baki Remzi Suiçme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=13037</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="512" height="313" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/07/unnamed.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="unnamed" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" title="&#039;&#039;Tütünü bitiren son darbe olur!&#039;&#039; 1"></div>''Tütünü bitiren son darbe olur'']]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, üreticilerin düzenlenen kooperatif sistemine dahil edilmesine yönelik hiçbir saha çalışması yapılmadığını dile getirdi.</strong></p>



<p>Adıyaman&#8217;da tütün üretimine “yetki belgesi zorunluluğu” getiren yasaya tepkiler sürüyor. Yaklaşık iki haftadır eylemde olan üreticilerden 10&#8217;u önceki gün tutuklandı. Adıyaman Sulh Ceza Hakimliği tarafından sorgulanan üreticiler, toplantı ve gösteri yasasına muhalefet etmek ve suç işlemeye azmettirmekten suçlandı. Üreticilerin serbest bırakılma talebi de &#8220;kaçma ihtimali&#8221; ve &#8220;suçu yeniden işleme&#8221; gerekçesiyle reddedildi.</p>



<p>Üreticilerin, üretim mücadelesine ziraatçilerden de destek geldi. Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Kooperatifler Kanunu&#8217;na göre yedi üyeyle kooperatif kurulabiliyorken tütün üreticilerine en az 250 üye sayısı şartı getirilmesinin eleştirildiğinin altını çizdi. Suiçmez, tütünün uzun yıllardır tarımsal üretimde ve bölgenin ürünün deseninde oldukça geniş bir yer tuttuğunu, başta Adıyaman olmak üzere Malatya, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Hatay gibi illerimizde de geçim kaynağı olduğunu ifade etti.</p>



<p>Suiçmez, tutuklanmaları doğru bulmadıklarını kaydederek, “Yasada düzenleme yapılarak yerli ve milli üretimimiz ve üreticilerimizi koruyacak düzenlemelerin derhal yaşama geçirilmesi talep ediyoruz” diye konuştu. </p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>BİR KARIŞ EKİLMEYEN TOPRAK KALMASIN DENİLDİ!</strong></h5>



<p>“Üretim sezonunun ortasında tarlaya ekilmiş, neredeyse hasada gelmiş ürünlere ve dolayısıyla üreticilere uygulanacak bu cezai işlemlerin kabul edilir tarafı bulunmamaktadır” diyen Suiçmez, üreticilerin bu sisteme dahil edilmesine yönelik hiçbir saha çalışması yapılmadığına dikkat çekti.&nbsp;</p>



<p>Suiçmez şunları söyledi :</p>



<p>“Son 18 yılda Türkiye&#8217;de kullanılan yerli tütün oranı yüzde 42&#8217;den yüzde 11&#8217;e gerilemiş, tütün üreten çiftçi sayısı yüzde 86 azalmış, yerli üretim 160 bin tondan 82 bin tona gerilemiş, piyasanın yüzde 90&#8217;ı uluslararası şirketlerin kontrolü altına geçmiştir. Bu süreçte &#8216;yerli ve milli üretimin desteklenmesi&#8217; kampanyalarının her platformda dillendirildiği, desteklendiği birçok politikalarda üretim alanlarında tamamen yerli ve milli olan, kendi topraklarımızda kendi insanlarımızın işgücü ile üretimi yapılan istihdam oluşturulan, bir karış ekilmeyen tarım toprağının bulunmaması için projeler yapılan bu dönemde tütün üreticilerinin böyle bir uygulamaya reva görülmesinin kabul edilir tarafı bulunmamaktadır.”&nbsp;</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>&#8216;ÜRETİM HEYECANINI KIRMAYIN&#8217;</strong></h5>



<p>Tütün üreticilerinin temel isteklerini Suiçmez şu ifadelerle dile getirdi:</p>



<p>“Uygulamaya konan yasanın tamamen kaldırılması, tütün ekimin kooperatif kurmaya zorlanmadan üretimin yine kayıt altına alınarak üretimin devamlılığının sağlanması, kooperatif kurulması durumunda ise üreticinin kolay uyum sağlayabileceği, sisteme dahil olabileceği uygulamaların getirilmesidir. Her türlü şartlarda üretime devam eden üretmekten vazgeçmeyen bütün çiftçilerimiz olduğu gibi tütün üreticilerimizin de üretim heyecanını kırmadan, üretimin devamlılığını sağlayacak uygulamalar getirilmesi gerekmektedir.”&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>&#8216;TARIM ŞİRKETLEŞTİRİLİYOR&#8217;</strong></h5>



<p>Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş ise, yapılan düzenlemeyle yerli üretimden uzaklaşıldığına dikkat çekerek şöyle sürdürdü:</p>



<p>“Hükümet bu düzenlemeyle çiftçiye &#8216;sen üretme&#8217; diyor. Yerli üretimden uzaklaştırıyor&#8230; Üretime kelepçe takıyor. Bize hiç yakışmıyor. İthalata bağımlı kılındık. Üreticilerin tek gelir kaynağı, o bölgede, tütün. Tütün üreticisi kaçakçı sayılıyor. Tütünde sadece üretici kazanmıyor, katma değerli bir ürün. Özellikle şehre göçün durdurulmak istendiği bir dönemde, bu yapılmamalı. Tarım şirketleşiyor. Tütün üreticisi tekellerle nasıl rekabet etsin. Eylemlerde üretici hakkını savunuyor.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/tutunu-bitiren-son-darbe-olur-13037/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Çiftçilerin toplam borcu 205 milyar TL’yi aştı&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/ciftcilerin-toplam-borcu-205-milyar-tlyi-asti-12492/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/ciftcilerin-toplam-borcu-205-milyar-tlyi-asti-12492/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 13:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Baki Remzi Suiçme]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Mühendisleri Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=12492</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="512" height="313" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2021/06/unnamed-1.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="unnamed-1" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" title="&#039;&#039;Çiftçilerin toplam borcu 205 milyar TL’yi aştı&#039;&#039; 2"></div>''Çiftçilerin toplam borcu 205 milyar TL’yi aştı'']]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İdare Heyeti Lideri Baki Remzi Suiçmez, barajlardaki su seviyesinin azlığı nedeniyle çiftçiye kâfi su verilmeyeceğini ifade etti. </p>



<p>Suiçmez, kuraklığa bağlı olarak Türkiye’nin tarım eserleri ithalatının ve besin fiyatlarının yükseleceğini açıkladı.</p>



<p>Çiftçinin borcunun 205 milyar lirayı aştığını dile getiren ZMO Başkanı Suiçmez, barajlardaki su düzeyinin azlığı sebebiyle çiftçiye yeterli su verilmeyeceğinin altını çizdi. </p>



<p>Suiçmez, kuraklığa bağlı olarak tarım ürünleri ithalatının ve gıda fiyatlarının yükseleceğini söyledi.</p>



<p><a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ziraat-muhendisleri-odasi-baskani-baki-remzi-suicmez-ciftcilerin-toplam-borcu-205-milyar-tlyi-asti-1846620 Cumhuriyet Gazetesinden Şehriban Kıraç&#039;a konuşan Suiçmez şunları söyledi" rel="nofollow noopener" target="_blank"><strong>Cumhuriyet </strong></a>Gazetesinden Şehriban Kıraç&#8217;a konuşan Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İdare Heyeti Lideri Baki Remzi Suiçmez, şunları söyledi:</p>



<p><strong>&#8221;Ülkemizde hububat ve bakliyatın yüzde 70’i kuru-kıraç alanlarda, yüzde 30’u sulu tarım yapılan yerlerde üretilmektedir. Ziraî kuraklık kuru tarım yapılan bilhassa hububat ve bakliyatta rekolte azalmasına yol açarken barajlardaki su seviyesinin azlığı nedeniyle çiftçiye kâfi suyun verilmeyecek olması sulu tarım yapılan mısır, pamuk, şekerpancarı, zerzevat dahil tüm eserlerde rekolte azalmasına yol açacak. Arpadaki ve samandaki önemli üretim azalışı yem boyutunda hayvancılığı da olumsuz etkileyecek.&#8221;</strong></p>



<p>&#8221;<strong>BESİN FİYATLARI ARTACAK</strong>&#8221;</p>



<p>Tarım alanında izlenen yanlış siyaset politikası nedeniyle besin fiyatlarında artış olacağını kaydeden Suiçmez<strong>, &#8221;Alandaki müşahedelere baktığımızda Şanlıurfa’da buğdayda yüzde 70, arpada yüzde 85, mercimekte yüzde 90 oranında eser kaybı var. Bilhassa kuru tarım yerlerindeki kayıplarla üretim ölçümüzün azalması, arz açığımızı artıracak, gerekli arzı karşılamanın yolu ise daha yüksek fiyatla daha fazla dış alım olacaktır. Ülkemizdeki yanlış tarım siyasetlerine ek olarak kuraklık nedeniyle yaşanabilecek üretim düşüklüğü arz açığını, bu da talep nedeniyle tüketiciler için besin fiyatlarının artması sonucunu doğuracaktır. Üreticilerin bir sefer üretimden koptuktan sonra tekrar ziraî üretime dönmeleri olanaksızdır. İktisat biliminde yer alan ve daha çok buğday tipi eserler için geçerli olan King Yasası’na nazaran buğday arzında yüzde 10’luk artış fiyatları yüzde 50 düşürmekte, yüzde 10’luk bir azalma ise buğday fiyatını yüzde 100 artırmaktadır. Merkez Bankası’nın 2021’e ait besin enflasyonu beklentisini yüzde 11.5’ten yüzde 13’e yükseltmesi, resmi olarak da besin fiyatlarının artacağını göstermektedir.</strong></p>



<p><strong>Ülkemizde dış alıma dayalı siyasetler bir tercihtir. TÜİK datalarına nazaran tahıl ekimi 2000 yılında 14 milyon hektar alanda gerçekleştirilirken 2020’de 2.9 milyon hektar küçülmeyle 11.1 milyon hektara geriledi. Buğday ekim alanımız da 9.4 milyon hektardan 6.9 milyon hektara indi. TMO’nun 2021 yılı için açıkladığı hububat ve bakliyat alım fiyatları hür piyasanın ve yurtdışı piyasaların epey altında olup, çiftçinin maliyeti üzerinde para kazanamaması ve üretimden vazgeçmesi yanında, kamunun piyasayı sağlıklı düzenleyemeyeceği açıktır. Beş yıl evvel dört milyon ton civarında olan buğday dış alımı, günümüzde 10 milyon tona yaklaşmış olup rekolte kaybı nedeniyle 2021’de 15 milyon tona çıkabilecektir. Kuraklık nedeniyle rekolte azalması pek çok eserde kendimize yeterlik oranlarımızı düşürecek, 2021’de daha fazla dış alım yapılıp tarım eserlerine çok daha fazla döviz harcanacaktır.&#8221;</strong> diye konuştu.</p>



<p>&#8221;<strong>205 MİLYAR TL BORÇ&#8221;</strong></p>



<p>Çiftçilerin toplam borcunun 205 milyar TL’yi aştığını belirten Suiçmez şunları söyledi:</p>



<p><strong>&#8221;Çiftçilerimiz bugün kredi kullanamazsa üretim yapamayacak duruma geldi. BDDK Nisan 2021 datalarına nazaran balıkçılık hariç, çiftçilerimizin bankalardan kullandığı nakdi ziraî kredi ölçüsü 143.6 milyar TL, gayri nakdi kredi ölçüsü ise 7.2 milyar TL, takipteki kredi ölçüsü ise 4.8 milyar TL’dir. Tarım Kredi Kooperatifleri, özel bankalar ve piyasa borçlarıyla birlikte çiftçilerimizin toplam borcu 205 milyar TL’nin üzerindedir. Alınan kredinin yaklaşık bir katı fazla ölçüde teminat göstermesi sonucu çiftçinin traktörü, hayvanı, meskeni, toprağı üzerinde ipotek bulunmaktadır. </strong></p>



<p><strong>Uzun bir mühlet öteki kesimlerin borçları yapılandırılırken çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası borçlarının yine yapılandırılmasına yönelik düzenleme yapılmaması sonucu icra ve haciz süreçleri başlatılmıştır. Üreticinin kâr ederek üretimde bulunamaması ve öz sermayesini artıramaması halinde kredi-borç-icra döngüsünde üretim araçlarına el konulması sorunu aşılamayacak. Takipteki çiftçi borçlarının Tarım Kredi ve Ziraat Bankası dahil derhal yapılandırılması, borç faizlerinin silinmesi gerekiyor.</strong>  <strong>Döviz kurlarındaki çok artış, yükselen işsizlik ve fiyatların düşüklüğü bilhassa nüfusumuzun değerli bir kesitini oluşturan dar gelirli yurttaşlarımızın alım gücünü düşürdü. Piyasada girdilerdeki artırımlar gübre ve yemde yüzde 60-100 seviyelerine çıktı. TÜFE-ÜFE ortasında artan makas, yükselen girdi maliyetleri, tarla maliyeti ile market fiyatı ortasındaki ortalama 5 kat fiyat farkı karşısında tüketici mağdurken üretici de mağdurdur. </strong></p>



<p><strong>Besin enflasyonunun hatalısı üretici değildir. Kamu idaresinin kamucu siyasetlerle üretim maliyetlerini azaltıp hür piyasayı ve besin tedarik zincirini faal denetlemesi ile yaşanan ve de yaşanacak meseleler azaltılabilir. Ülkemizde tarımın ulusal gelire ve istihdama katkısı azalırken, çiftçinin yıllardır devletten alacağı büyümekte, gereğince desteklenmeyen çiftçi faizli kredilere başvurmakta, borç batağında üretim araçlarını satmaktadır. </strong></p>



<p><strong>&#8221;ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR!&#8221;</strong></p>



<p><strong>Ülkemizde tarım dışı hedefli arazi kayıpları dışında çiftçilerimiz son 20 yılda 4 milyon hektardan fazla tarım toprağını ekmekten vazgeçmiş, takviyelerden yararlanmak için gerekli olan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2.8 milyondan 1.8 milyona düşmüştür. Bu sayılar yaklaşık 1 milyon çiftçinin son derece yetersiz olan tarım dayanağını bile almayı bırakarak alandan çekildiğini gösteriyor. Üreten çiftçi para kazanamamakta, tüketiciler ise değerli besin tüketmekte. Çiftçilerin yakıcı meselelerini çözmek için kırsal alanları geliştirecek, ülkemiz gerçeği olan küçük aile işletmeciliğini destekleyecek tedbirler acilen alınmalı.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/ciftcilerin-toplam-borcu-205-milyar-tlyi-asti-12492/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası : &#8221;Kazdağları, Sözde Ekoturizmcilerin Yoğun Baskısı Altında Nefes Alamıyor&#8221;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-kazdaglari-sozde-ekoturizmcilerin-yogun-baskisi-altinda-nefes-alamiyor-8053/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-kazdaglari-sozde-ekoturizmcilerin-yogun-baskisi-altinda-nefes-alamiyor-8053/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 10:48:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Baki Remzi Suiçme]]></category>
		<category><![CDATA[kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Mühendisleri Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=8053</guid>

					<description><![CDATA[Baki Remzi Suiçmez'in açıklamaları.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Kazdağları’nda yaşanan sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini sunduğu bir açıklama yayınladı.</p>



<p>Başkan Baki Remzi Suiçmez imzası taşıyan açıklamada şu ifadelere yer verildi :</p>



<p>&#8221;Adını mitolojik İda Dağı’ndan alan Kazdağları Yöresi, birbirini tamamlayan önemli bir karasal ekosistemler bütünü, Türkiye’de ve Dünya’da bütünlüğü korunan önemli bir orman alanı, yaban hayatı için değerli bir yaşam alanı, tarımsal üretime doğrudan ya da dolaylı katkıları yanında, özellikle Biga Yarımadası için olmazsa olmaz su kaynağıdır. Çanakkale’de Merkez, Lapseki, Biga, Çan, Yenice, Ezine, Ayvacık ilçeleri ile Balıkesir’in bir kısmını içine alan Kazdağları’nın yaklaşık %80’i Çanakkale sınırları içerisinde, %20’si ise Balıkesir sınırlarında kalmaktadır. Önemli doğa alanlarına, milli parklara, tarihsel, kültürel ve binlerce yıllık mitolojik değerlere, antik kentlere sahip zenginliklerinin yanında, Avrupa-Sibirya-Akdeniz bitki coğrafyalarının kesişim noktasında kalan bölge, coğrafik konumuyla çok sayıda nadir türe ev sahipliği yapmaktadır. Çanakkale ile Balıkesir birlikte değerlendirildiğinde yörede tarım %43’lük bir paya sahip olup yaşayan nüfusun %30’unun geçim kaynağı tarımdır. Çanakkale, tarımsal çeşitliliği en zengin illerimizden biridir ve ilin tarımdaki ekonomik hacmi yılda 10 milyar doları aşmaktadır. İldeki bazı tarımsal ürünleri (yedi ürün) dünyaca tanınan coğrafi işaret tesciline sahip olmasına karşın, örneğin, coğrafi işaretli ürünlerden olan Ezine peynirinin üretildiği alan içerisinde, bugünlerde çok tartışılan Kirazlı Balaban Altın İşletmesi Ruhsat Alanı da yer almaktadır. Dünyanın ve de ülkemizin çok özel bir bölgesi, gelecek nesillere dünya mirası olarak bırakılması gereken bu yöre titizlikle korunmalıdır. Maalesef, korumak bir yana, bir yandan kömürlü termik santrallerin, diğer yandan vahşi madenciliğin yarattığı sorunlar yetmiyormuş gibi, son günlerde bölge bir de sözde ekoturizm tehdidi altındadır.</p>



<p><strong>SORUNLAR VE TALEPLER</strong></p>



<p>Kazdağları’nda yaşanan başlıca sorunlar ve taleplerimiz şöyledir:</p>



<p>Kömürlü Termik Santraller Sorunu:&nbsp;Yörede yaşayanlarca önceleri ciddi ve temiz yatırım sanılarak desteklenen, iş-aş-ekmek kapısı görülen ilk termik santraldan bu yana, işin özü anlaşılana kadar neredeyse 20 yıl geçti… Dünya kömürden enerji üretmekten aşama aşama vazgeçerek karbonsuz bir ekonomiye doğru yürürken, ülkemiz Kyoto Protokolu’nu 12 yıl gecikmeyle onaylamış, işin kötüsü, Protokolün onaylandığı yıl “Kömür Yılı” ilan edilerek, kömürlü santrallere hız verilmiştir. Bugün Biga Yarımadası’nda kirli enerji üretimi yapan 5 termik santralda 3600 Mw enerji üretilmektedir. Yöre için planlanan termik santral hacmi toplam 18-20 bin Mw’a varmaktadır. Çanakkale’nin anlık enerji ihtiyacı ise 300 Mw dolayındadır ve ihtiyaç yenilenebilir (rüzgar-güneş-jeotermal) kaynaklardan üretilebilmektedir. Bugünkü haliyle üretilen 3600 Mw enerjiyi sanayi bölgelerine nakletmek için yüksek gerilim hatları döşenmektedir ve neredeyse üstünden yüksek gerilim hattı geçmeyen orman alanı ve tarım alanı kalmamıştır. Termik santrallerin kısa vadedeki görünür zararları; baca gazları, partiküler maddeler, asit yağmurları, ürün deseninde bozulmalar, yerel tarım ürünlerinde ve hayvancılıkta verim düşüklüğü, köylerin boşalması biçiminde kendini göstermektedir. Planlanan santrallerin tamamı kurulur ise vahşetin boyutları ve yöre için maliyeti çok daha yüksek olacaktır. Bölgede yaşanan vahşetin toplumsal maliyetleri henüz hesaplanmamıştır. Asıl toplumsal maliyetin insan sağlığı üzerinde yoğunlaşacağı, yörede yaşayanların solunum yolları rahatsızlıkları başta olmak üzere yakalanacakları amansız hastalıkları şimdilerde yaşamaları ile anlaşılmıştır.</p>



<p>Talebimiz, kömürlü termik santrallerin kapatılması ve çevreye olan zararlarının önlenmesidir.</p>



<p>Vahşi ve Kirli Madencilik Sorunu:&nbsp;Kapitalist dünyadaki maden yasaları, emperyalistlerin geri kalmış ülkelere dayattıkları, o ülkelerin dillerine tercüme ettikleri sömürge yasalarıdır. Ülkemizde son 20 yıl içerisinde mevcut Maden Yasası’nda maden şirketlerinin lehine 20’den fazla değişiklik yapılmıştır. Sağlanan imtiyazlar, teşvikler, destekler ve kolaylıklarla ülkenin her yeri ruhsat alanları ile doldurulmuştur. Kazdağları ekosistemi de bu gelişmelerden payına düşeni fazlasıyla almıştır. Özellikle 2000’li yılların başında metalik madenciler yani vahşi madencilik yapanlar yani bir gram altın için 4 ton suyu kirleterek yok edenler, orman katliamı yapanlar, patlatma yaparak tozunmaya neden olanlar, çevreyi kirletenler ve doğayı yok edenler, yani çoğunluğu yabancı olmak üzere “yatırımcılar” ülkemize gelmeye başlayınca, ilk tepkiler Bergama-Ovacık’tan yükselmişti. Kapitalist sömürü düzeninde ülkemizde de metalik madenciliğin ilk girişimcileri yabancılar olmuştur. Bu dönemde adı geçen yerli şirketler, yabancı şirketlerin yasa gereği ülke içerisinde kurdurmak zorunda oldukları taşeron şirketlerdir. Örneğin, Doğu Biga Madencilik, Alamos Gold’un taşeronudur.&nbsp;</p>



<p>Kazdağları’ndaki altın-gümüş madenlerinde ÇED Belgesi (Çevresel Etki Değerlendirme Raporu) alma işlemleri, 2008’li yıllarda yoğunlaşsa da, halen devam etmektedir. Başlangıçta 9 adet altın-gümüş şirketi küçük ölçekli ÇED başvurularında bulundular. Şirketlere karşı yörede Ziraat Mühendisleri Odası’nın öncülüğünde çok yoğun mücadele başladı. Bu aşamada Çanakkale Çevre Platformu kuruldu ve Şube Başkanımız Hicri NALBANT, 10 yılı aşkın bir süre Platformun sözcülüğünü de yürüttü. Anayasa’nın 56. maddesindeki&nbsp;<em>“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir.”</em>&nbsp;hükümlerinin vatandaşlara yüklediği ödev gereği, 2019 yılında Çanakkale Kent Konseyi çatısı altında “Su ve Vicdan Nöbeti Hareketi” başlatıldı. Şube Başkanlığımız ile birlikte tüm ZMO Örgütlülüğü bu mücadelenin tarafı oldu. TMMOB 45. Dönem 4. Danışma Kurulu, Kazdağları’nda ve ülkemizin dört bir yanında yürütülen sömürge madenciliğine karşı mücadelenin güçlendirileceği vurgusuyla 28 Eylül 2019 tarihinde Çanakkale’de toplandı. Tüm Türkiye’ye yayılan ve dünyanın her yerinden ses getiren ve 150.000’den fazla yurttaşımızın katıldığı ve Fazıl Say’ın da konser ile destek verdiği gönüllü çevre hareketi, pandemi koşullarında zorluklara rağmen, bugün de başarı ile sürdürülmekte, tüm doğa ve çevre dostlarıyla Kazdağları’nı korumak için etkin mücadelesine devam etmektedir. Bu süreçte, siyasi iktidara yaslanarak kişisel ve örgütsel nemalanma peşinde koşan ve orman katliamına göz yuman bazı meslek odaları ve meslek örgütleri ile stk’ları ve de yöneticilerini tarihe kara bir not olarak düşmek gerekir.</p>



<p>Süreç içerisinde yaşanan doğa katliamı konusunda, ilgili termik santraller de dahil olmak üzere, 50’den fazla dava açılmış, Çanakkale Şubemiz tüm davalarda yerini almış, üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmıştır. Başlangıçta açılan tüm davalarda yürütmeyi durdurma ve iptal kararları alınmış, daha sonra şirketler hemen bütün davalara itiraz ederek ve kapasite artışına giderek yeni ÇED’ler almaya başlamışlardır. Yargı erkinde son dönemlerde iyice gündeme gelen ve “yargı bağımsızlığı” ekseninde tartışılması gereken gelişmelerin de etkisiyle, daha önce kazandığımız davaların bir bölümü yargıdan dönmeye başlamıştır. Kirazlı-Balaban İşletmesi için açılan dava da, önce Danıştay’dan lehimize sonuçlanmış, daha sonra ise maalesef kaybedilmiştir.</p>



<p>Mücadele sürecinde maden şirketinin ruhsat süresi dolmuş, ancak uzatma sağlanmamıştır. Yani şu an şirket, işletme alanında ekipmanları ile birlikte işgalci konumundadır. Tarım ve Orman Bakanlığı işletme alanı olarak tahrip edilen alanı rehabilite edeceğini açıklarken, Enerji Bakanlığı ve şirket yetkilileri işlemlerin sürdüğünü belirtmişlerdir. Kamu yönetimindeki belirsizlik devam etmekte olup, bir an önce konu netleştirilmeli, süre uzatıma gidilmemelidir.</p>



<p>Söz konusu işletmenin eski ÇED Raporu’nda, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği zeminden sıyrılan yüzey toprağının uygun bir yerde muhafaza edileceği, işletme süresi bittikten sonra rehabilite işlemleri sırasında bu toprağın kullanılacağı belirtilmektedir. Ancak işletme alanında ve yakın çevresinde hiçbir şekilde yüzey toprağı biriktirilmemiştir. Bu somut gerçeklikten de görüleceği gibi, ÇED raporlarında belirtilen “cek”li-“cak”lı sözlerin önemli bölümü yerine getirilmemekte, bir süre sonra şirketler yazılı taahhütlerini yerine getirmemekte, devletin ilgili kurumları denetim görevini ya yapamamakta ya da yapmamaktadır.</p>



<p>İlgili kamu yönetimlerini bu konuda görevini yapmaya davet ediyor ve malum şirketin yerine getirmediği taahhütleri hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.</p>



<p>Ayrıca, Çanakkale Kirazlı’ya 2009 yılında ruhsat devri ile gelen Kanadalı Alamos Gold şirketi ve taşeronu Doğu Biga Madencilik, 10 yıldan uzun süredir bölgededir. Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamyurt olmak üzere üç ruhsat alanına sahiptir. 2013 yılında işletmeye başlayacağını duyuran şirket, bölgedeki direniş yüzünden halen işletmeye geçememiştir. Şirket yetkililerinin&nbsp;<em>“30 yıldır bekliyoruz , 3-5 ay daha bekleriz.”</em>&nbsp; şeklindeki son günlerdeki söylemleri, nafile çabadır.</p>



<p>Talebimiz; doğayı katledecek bu ruhsatların da derhal iptal edilmesidir.</p>



<p>Rant Odaklı Ekoturizm Baskısı Sorunu: Son yıllarda, doğal alanları, tarım alanlarını, ormanlık alanları da kapsayan ve hızla çoğalan bir ekoturizm patlamasına, yeni bir yapılaşma türü olarak tanık oluyoruz. Ülkemizin batısında Çanakkale’de Kazdağları yöresinin içinde olduğu bölgede de örneklerini görmeye başladığımız ekoturizm, Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin tanımıyla,  “doğayı ve kültürel kaynakları korumayı destekleyen,  ziyaretçi etkisi düşük ve yerel halka sosyo-ekonomik fayda sağlayan, bozulmamış doğal alanlara, çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyarettir.” Türkiye’de ekoturizmin henüz mevzuatlarda geçerli tanımı yapılmamışken, 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planları’nda konuya yer verilmesi yeni bir doğa talanının kapılarını aralamıştır. Ekoturizm konusu, tanımının dışında rant kapısı olarak görülmeye başlanmış, bu durumdan da en çok tarım alanları ve ormanlar zarar görmeye başlamıştır. Yörede kömürlü santraller ve vahşi madencilik gibi sorunlar had safhadayken, ekoturizm yeni bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır.</p>



<p><strong>Kazdağları özgürdür, özgürce yaşayacaktır</strong></p>



<p>Talebimiz, kamu yönetiminin ekoturizm adı altında rant odaklı yeni doğa talanlarına izin vermemesidir.</p>



<p>Bilinmelidir ki; Kazdağları’nı yok etme girişimlerine karşı, üst birliğimiz TMMOB ve Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubemiz başta olmak üzere tüm ZMO Örgütümüzce gerekli hukuki ve toplumsal mücadeleye devam edilecek, süreç titizlikle takip edilecektir.</p>



<p>Kazdağları özgürdür, özgürce yaşayacaktır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-kazdaglari-sozde-ekoturizmcilerin-yogun-baskisi-altinda-nefes-alamiyor-8053/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası: 2021 tarımda hüsran yılı olacak</title>
		<link>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-2021-tarimda-husran-yili-olacak-3671/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-2021-tarimda-husran-yili-olacak-3671/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 04:59:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Baki Remzi Suiçme]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Mühendisleri Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=3671</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="640" height="426" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/325F9F27-F806-4319-95B4-1F51735E4072.jpeg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="325F9F27-F806-4319-95B4-1F51735E4072" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/325F9F27-F806-4319-95B4-1F51735E4072.jpeg 640w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/12/325F9F27-F806-4319-95B4-1F51735E4072-282x188.jpeg 282w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" title="TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası: 2021 tarımda hüsran yılı olacak 3"></div>Ziraat Mühendisleri Odası, “2021 yılı ülkemiz tarım sektörü için hüsran yılı olacaktır” açıklamasında bulundu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ziraat Mühendisleri Odası, “2021 yılı ülkemiz tarım sektörü için hüsran yılı olacaktır” açıklamasında bulundu.</p>



<p>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez imzasıyla yayımlanan açıklamada, <em>&#8220;Pandemi sürecinde tüm dünyada tarım sektöründe üretim ve dış ticarete yönelik korumacılık önlemleri artarken, ülkemizde ek tarımsal ekonomik önlemler paketi yürürlüğe girmesi gerekirken, mevcut ve gelecek desteklerin azaltılması en hafif deyimle aymazlıktır.&#8221;</em> ifadelerine yer verildi.</p>



<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>



<p>”Ülkemiz tarım sektörünü nasıl bir geleceğin beklediğini anlayabilmek için söylem dışında sektöre yönelik resmi belgelere bakmak gerekmektedir.</p>



<p>2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, 27 Ekim 2020 tarih ve 31287 sayılı 1. Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı.</p>



<p>2021 yılında ödenecek 2020 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar, 5 Kasım 2020 tarih ve 31295 sayılı 1. Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı.</p>



<p>Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 Yılı Bütçe Teklifi, 14 Aralık 2021 tarihinde bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecektir.</p>



<p>Dünya ekonomisinin en gelişmiş ülkeleri olan ABD ve AB, Pandemi sürecinde tarımsal üretimi artırmak ve gıda gereksinimlerini karşılanması için ek ekonomik destekleri gündeme getirdi. ABD, ilk aşamada tarımda 19 milyar dolar ek destekleme yapacağını açıkladı. AB, 2021-2027 tarımsal destek bütçesini açıklayıp üreticilerin önünü görmesini sağlarken, 1 trilyon Euro ek bütçe ile 750 milyar Euro toparlanma fonu oluşturdu. Ülkemizde ise açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı” başlıklı önlemler paketinde tarım sektörü yer almadı. Gündemdeki her üç düzenleme ise, ülkemizde artan enflasyon ve döviz kuruna karşın tarımsal desteklerde artış içermemekte, aksine azalışlar öngörmektedir.</p>



<p>Pandemi sürecinde tüm dünyada tarım sektöründe üretim ve dış ticarete yönelik korumacılık önlemleri artarken, ülkemizde ek tarımsal ekonomik önlemler paketi yürürlüğe girmesi gerekirken, mevcut ve gelecek desteklerin azaltılması en hafif deyimle aymazlıktır.</p>



<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 Yılı Bütçesi Değerlendirmesi</strong></p>



<p>2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda belirtilen&nbsp;<em>“Tarımsal Destekleme Bütçesi 2020 yılında, On Birinci Kalkınma Planı hedefleriyle uyumlu olarak bir önceki yıla göre yüzde 29,4 oranında artırılmış ve 21,97 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2021 yılında ise bir önceki yıl seviyesi korunarak 22 milyar TL olarak öngörülmüştür.”</em>&nbsp;şeklindeki ana hedefler doğrultusunda hazırlanan Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 Yılı Bütçesi, tarım sektörünün sorunlarını çözmekte öte, sorunları daha da artıracak kesintiler bütçesidir.</p>



<p>2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesindeki tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın milli gelirin %1’inden az olamayacağı hükmüne rağmen, verilen desteğin milli gelire oranı yıllara göre %0,4-0.6 aralığında kalmıştır.</p>



<p>2018 yılında 14,5 milyar TL destekleme ödemesi yapan Bakanlık, 2019 yılında 16,1 milyar TL’lik bir destekleme bütçesi ayırmış, 2020 yılında ise bu miktar 22 milyar TL’ye çıkmıştır. Oysa 5488 sayılı Yasaya göre çiftçilerimize verilmesi gereken en az destek miktarı 2019 yılı için 42.8 milyar TL, 2020 yılında daha fazla olması gerekirdi. 2021 yılı destekleme bütçesinin son andaki bir değişiklikle 23 milyar TL olması, aslında artırılmamış olması, daha önceki yıllarda karşımıza çıkmayan bir durumdur.</p>



<p>Mazot desteği 2020 yılında 2 milyar 901 milyon TL iken 2021 yılında 2 milyar 724 milyon TL’ye düşürülmüştür. Yurt dışına bağımlı olduğumuz mazotta dövizdeki ciddi artışa karşın desteğin %6.1 oranında azaltılması kabul edilemez.</p>



<p>Gübre desteği 2020 yılında 840 milyar TL iken 2021 yılında 788 milyar TL’ye düşürülmüştür. Kesinti oranı %6.2’dir. Oysa Amonyum Sülfat gübresi Mart 2020’de 1080 TL iken Ekim 2020’de 1245 TL, DAP gübresi Mart 2020’de 2050 TL iken Ekim 2020’de 2285 TL’ye yükselmiştir.</p>



<p>Hayvancılık desteği 2020 yılında 6 milyar 862 milyon TL iken 2021 yılında 6 milyar 324 milyon lira TL’ye düşürülmüştür. Hayvancılık desteklerinde kesinti oranı %9,6 düzeyindedir.</p>



<p>ÇATAK, Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı için 2020 yılında 150 milyon TL destekleme varken 2021’de 100 milyon TL destek öngörülmektedir.</p>



<p>Resmi olarak açıklanan %14 enflasyon oranı, %30’ları aşan döviz kur artışı, dövize bağlı girdi maliyetlerindeki ortalama en az %30 artış karşısında, ödemelerin gelecek yıllara kalacak olması nedeniyle ödendiği dönem çiftçiye bu desteklerin neredeyse yarısı yansıyacaktır. Bu yanlış tercih üreticimizin ve üretimimizin göz ardı edilmesi, çiftçimizin kendi kaderine terk edilmesi anlamına gelmektedir.</p>



<p>Tarımsal desteklerin yeterli olmaması dışında bu konudaki en önemli sorunların başında desteklerin zamanında ödenmemesi gelmektedir. 2020 Kasım ayı verilerine göre 2019 yılına ait 18.4 milyar TL ödeme ile desteklerin henüz %84’ü ödenmiştir. Devletten fazlasıyla alacaklı iken uygulanan gecikmeli bu ödeme şekli çiftçiyi sürekli borçlu konumuna düşürmektedir.</p>



<p>Ülkemizde tarım sektörünün GSMH’dan aldığı pay 2012 yılında 67 milyar dolar iken 2019 yılında 48 milyar dolara düşmüş, aynı dönemde tarım sektörüne kullandırılan kredi miktarı 34 milyar TL’den 128 milyar TL’ye yükselmiştir. Bankalar dışında kooperatifler ve özel sektöre olan borcun toplamı 180 milyon TL’yi bulmuştur. 2020 yılında bankalarca kullandırılan toplam 128 milyar lira tarımsal kredinin 118 milyar TL’si nakdi kredi, 5.4 milyar TL’si takipteki kredi ve 4.7 milyar TL’si gayri nakdi kredidir. Çiftçilerimizin 128 milyar TL krediye karşılık 200-225 milyar TL civarında teminat göstermesi sonucu traktörü, hayvanı, evi, arsası üzerine ipotek konulmuştur. Çiftçi kuruluşu olan Tarım Kredi Kooperatifleri, maalesef bankaların üzerinde faiz ile kredi vermekte, mazot dahil temel girdileri daha pahalıya satmaktadır. T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin 2020 yılı Nisan ve Mayıs ayında dolacak kredilerin anapara ve faiz tutarlarının ertelendiği altı aylık sürenin dolması üzerine bugünlerde çiftçilerin traktörlerine, evlerine, arsalarına, hayvanlarına haciz işlemi yapılmaya başlanmıştır. Bu süreçte 17 Kasım 2020 tarih ve 31307 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7256 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kapsamında toplam 500 milyar TL karşılığı kamu alacağı yeniden yapılandırılırken çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası borçlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmedi.</p>



<p>Tarımsal desteklerin zamanında ödenmemesi, en az 1 yıl sonradan ödenmesi, geliri banka ve piyasa borcuna giden üreticimizin üretimden uzaklaşması sonucunu doğurmaktadır. Oysa üretim artışını ve tarımsal üretim planlamasını yönlendirmesi gereken desteklerin amacına ulaşması için desteklerin ürün ekiminden önce, yeterli, zamanında ve kesintisiz ödenmesi gerekmektedir.</p>



<p><strong>2020 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar’ın Değerlendirmesi</strong></p>



<p>En geç Ocak ayında açıklanması gerekirken, 5 Kasım 2020 tarih ve 31295 sayılı 1. Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “2020 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar” başlıklı ve 3190 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; ülkemizde 2020 yılında yapılacak tarımsal üretim için Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)’ne kayıtlı çiftçilere 2021 yılında ödenecek olan tarımsal destekler düzenlenmiştir.</p>



<p>Genel hatları ile bakıldığında 2019 yılına göre 2020 yılında yapılacak desteklemelerde önemli değişikliklerin olmadığı görülmektedir. 2020 yılında suni tohumlama, tiftik üretimi, anaç koyun ve keçi, DİTAP desteği gibi bazı kalemlerde yeni desteklerin olduğu ama bunların genel içerisinde kaybolduğu söylenebilir.</p>



<p>Mazot, gübre, toprak analizi ve katı organik organomineral gübre desteğinden oluşan Alan Bazlı Desteklerin, 2020 yılında 2019 yılına göre değişmediği görülmektedir. Bu destek kalemini oluşturan mazotta ve gübrede dışa bağımlı olduğumuzdan geçen yıla göre büyük oranda maliyet artışının olması bu alandaki destek miktarının değişmemesini ve hatta azalmasını anlaşılmaz kılmaktadır.</p>



<p>2019 yılında 46.000 TL/kişi olan tarımsal yayım ve danışmanlık desteğinde bir değişiklik yapılmamıştır. Bu durum meslektaşlarımız adına kabul edilemez bir yanlıştır.</p>



<p>Toprak analiz desteği, Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmesi desteği, Fındık üreticileri alan bazlı gelir desteği, Geleneksel zeytin bahçelerinin rehabilitasyonu desteği, Biyolojik ve biyoteknik mücadele desteği değişmemiştir.</p>



<p>İyi Tarım Uygulamaları desteği 2019 yılında 4 kategori iken 2020 yılında 3 kategoriye düşmüş ancak tüm kategorilerdeki ürünler için destek miktarı değiştirilmemiştir.</p>



<p>Telafi edici ödeme destekleri kapsamında 2019 yılında ödenen patates siğilinin görüldüğü yerlerdeki çiftçilere verilen 110 TL/da’lık ödeme 2020 yılında kaldırılmıştır. Bitki karantinası destekleri değişmemiştir.</p>



<p>Organik Tarım Desteklerinde; 2019 yılındaki 1.kategori ürünler için bireysel ürün sertifikası desteği 70 TL/da’dan 100 TL/da’a; üretici grubu için ürün sertifikası ise 35 TL/da’dan 50 TL/da’a yükseltilmiştir. Arılı kovan desteği değişmemiştir.</p>



<p>Havza Bazlı Fark Ödemesi desteği özelindeki ürünlerin kapsamı değiştirilmemiştir; destekleme miktarlarında sadece yağlık ayçiçeğinde 40 kr/kg’dan 50 kr/kg’a ve kütlü pamukta 80 kr/kg’dan 110 kr/kg’a yükselme olmuştur. Diğer ürünlerdeki destek miktarlarında ise herhangi bir değişiklik olmamıştır.</p>



<p>Sertifikalı fidan/fide ve standart fidan kullanım desteğinde 2020 yılında 2019 yılına göre kapsamında detaylandırma yapılmış; ancak miktarlarda değişiklere gidilmemiştir.</p>



<p>Sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında; Aspir ve kanola için ödenen destek 4 TL/da’dan 5 TL/da’ya; Çavdar, tritikale, yulaf için ödenen destek 6 TL/da’dan 16 TL/da’ya; Çeltik için ödenen destek 8 TL/da’dan 16 TL/da’ya; Arpa ve buğday için ödenen destek 8,5 TL/da’dan 16 TL/da’ya; Kuru fasulye ve mercimek için ödenen destek 20 TL/da’dan 30 TL/da’ya; Fiğ, yem bezelyesi, korunga ve soya için ödenen destek 20 TL/da’dan 22 TL/da’ya; Yer fıstığı için ödenen destek15 TL/da’dan 17 TL/da’ya yükseltilmiştir.</p>



<p>Yurt içi sertifikalı tohum üretim desteğinde sertifikalı kademe ve orijinal/temel ve üstü kademe ayrımına göre değişiklikler yapılmıştır. Daha önce 2019 yılında belirlenen fiyat üstünden aldığı desteğe %100 ilave yapılırken 2020 yılında bu uygulama kaldırılmıştır ve yerine ürünlere göre değişen miktarlarda destekler verilecektir.</p>



<p>Hayvancılık destekleri kapsamındaki yem bitkileri üretim desteği 2019 yılında 10 kategoride verilirken 2020 yılında 6 kategoriye düşürülmüştür. Ayrıca, destekleme miktarında bir değişikliğe gidilmemiştir. Çoban istihdam desteği değişmemiştir. 2019 yılında ödenen hayvan hastalıkları tazminatı desteği kaldırılmıştır. 4 ay ve üzeri buzağı-malak desteği 350 TL/baş iken 350 TL/baş’a çıkmıştır. Anaç koyunlara 2019 yılında verilen 25 TL destek 2020 yılında 30 TL’ye, Anaç keçilerde 25 TL’den 35 TL’ye yükseltilmiştir. İpek böceği desteğinde 2019 yılında kutu başına 80 TL olan destek 100 TL’ye, Yaş koza desteği gerekli şartları sağlamak koşulu ile 60 TL/kg’dan 70 TL/kg’a yükseltilmiştir. Yeni destekler olarak Suni tohumlamadan doğan malak desteği ilave 250 TL/baş, Göçer yetiştiricilerin anaç koyun ve keçilerine ilave 2 TL/baş, Tiftik üretim desteğinde sözleşmeli üretim yapılmışsa ilave 10 TL/kg ödeme yapılacaktır.</p>



<p>Su ürünleri desteklerinde; yeni destek olarak balon balığı avcılık desteği 5 TL/adet olarak belirlenmiş, diğer desteklerde bir değişiklik yapılmamıştır. Su ürünleri desteklerinde hayvan gen kaynakları desteği değiştirilmemiştir.</p>



<p>Yeni bir destek kalemi olan DİTAP desteği kapsamında; Bakanlıkça belirlenen hayvansal ürünleri DİTAP üzerinden pazarlayanlara (gerekli şartları sağlamak koşulu ile) Bakanlıkça belirlenen dönem, birim fiyat ve kriterler üzerinden destek ödenecektir.</p>



<p>Kesinti oranlarına bakacak olursak; Su ürünleri desteğinde 2019 yılında su ürünleri tanıtım faaliyetlerinde kullanılmak için kesilen %1 olan miktar %2’ye yükseltilmiştir. Yeni uygulama olarak üretici/yetiştirici birlikleri aracılığıyla DİTAP üzerinden pazarlanan ürünlerde %3’ü il/ilçe birliklerine, bu bedelin içinden %5’i merkez birliğine ödeme yapılacaktır. Kooperatif aracılığıyla DİTAP üzerinden pazarlanan ürünlerde %3’ü kooperatif üst birliğine veya bölge birliğine, bu bedelin içinden %25’i kooperatif merkez birliğine ödeme yapılacaktır (yeni uygulama).</p>



<p><strong>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha yineliyoruz: Türkiye tarım sektörü gecikmeksizin desteklenmelidir.</strong></p>



<p>Neoliberal tarım politikalarının ülkemizde kronikleşen tarım ve gıda sektörü ile kırsal alan sorunlarını geçmişte olduğu gibi günümüzde de çözemediği ortadadır. Ülkemizde önceki yıllarda olduğu gibi pandemi sürecinde de yapısal sorunları çözmek yerine “yerli ve milli” söylemi dışında maalesef yerli üretimi ve üreticiyi korumaya yönelik somut ekonomik desteklere dayalı üretim seferberliğine yönelik kamucu tarım politikaları uygulamaya konulmamaktadır. Tarımsal altyapı sorunlarının çözülmediği, dışa bağımlı girdi fiyatlarının sürekli arttığı, uygun kredi olanaklarının yaratılmadığı, desteklerin yeterli ve zamanında ödenmediği önümüzdeki üretim döneminde iklim koşullarındaki olumsuzluklar da çiftçilerimizi daha zor bir dönemin beklediğini göstermektedir. Rant ve faiz ekonomisi yerine üretim ekonomisine geçilmediği sürece Pandemi sürecinin belirsizliği ve ülkemizde yaşanan ciddi kuraklık sorununun da etkisiyle 2021 yılı tarım sektörü için kriz yılı olmaya devam edecektir.</p>



<p>Ülkemizde maalesef üretim ekonomisi yerine yine girdilerde ve ürünlerde dışa bağımlı bir süreç yaşamaktayız. Mısır, buğday ve arpada gümrük vergilerini sıfırlamak çözüm değildir. Yemde %45 oranında dışa bağımlı olmamız artan döviz nedeniyle hayvancılığımızı olumsuz etkilemektedir. Çiğ süt üreticisinden esirgenen desteğin yansıması bir sonraki aşamada kesimler sonucu et sorunu ve yüksek fiyatlar olarak karşımıza çıkacaktır. Kendi çiftçimize vermediğimiz desteği dışalım yoluyla başka ülkelerin çiftçisine verme yanlışına devam etmemeliyiz. Dünyada artan ürün fiyatları ve yükselen stok alımları, ekonomik krizdeki ülkemizin istese de dışalım yapmasını daha da güçleştirecektir.</p>



<p>Çözüm; stratejik bir sektör olan tarım sektörünü gecikmeksizin korumak ve somut önlemlerle üretim ekonomisine geçmektir. 5488 sayılı Tarım Kanunu gereği, bütçeden tarıma ayrılan kaynak, 2021 yılı bütçesi ve sonraki yıllar için gayrisafi millî hâsılanın en az %1’i düzeyine yükseltilmelidir. 2019 yılı destekleme ödemeleri tüm illerimiz için derhal ödenmeli, 2020 destekleme ödemeleri ise 2021 yılı bitmeden ödenmelidir. Tarımsal desteklerin yönlendiriciliğinde ivedilikle ülkesel ve bölgesel tarımsal üretim planlamasına geçilmelidir. Dövizdeki artışa paralel artan girdi fiyatlarındaki kaçınılmaz yükselişi önlemek ve üretime kesintisiz devam etmek için gübre, tohum, ilaç, yem, mazot, elektrik gibi temel girdilerin maliyetleri düşürülmeli, tarımsal girdilere destek verilmeli, KDV/ÖTV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemler ivedilikle alınmalı, ek ekonomik destekler açıklanmalıdır. Üreticilerimizin kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerinden aldıkları krediler yapılandırılmalı, faiz silinmesi yanında ana para için kredinin alındığı dönemin faiz koşullarıyla yapılandırma gündeme gelmelidir. Çiftçilerin BAĞKUR ve SSK borçları ertelenmelidir. Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileri tarım işletmelerini de kapsamalıdır. Tarımsal sulama yatırımları artırılmalı, elektrik ve su için çiftçi borçları yapılandırılmalıdır. Tarımsal girdilerin üretilmesi ve üreticiye ulaştırılması konusunda ülkemiz için farklı seçenekler&nbsp;aranmalı, öncelikle tarımsal ilaç ve gübre olmak üzere yerli girdi üretimine yönelik gerekli ar-ge çalışmaları hızlandırılmalı ve süreç koşulsuz desteklenmelidir.</p>



<p>Tarım sektörünün sorunlarının çözüldüğü ve insanlarımızın mutlu yaşadığı bir gelecek özlemi ve dileğiyle&#8230;”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/tmmob-ziraat-muhendisleri-odasi-2021-tarimda-husran-yili-olacak-3671/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
