Kent konseyleri ve Türkiye’deki uygulaması…

    0
    30

    Kent konseylerinin Kuruluş amaçları; 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ve 26313 sayılı Kent Konseyi Yönetmeliği’ne dayanarak kurulmuş demokratik yapılardır.

    Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşericilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeyi amaç edinmiş yapının adı Kent Konseyi’dir.

    Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder.

    Kent Konseylerinde; Kentteki tüm kesimlerin ve hemşerilerin, siyasi ve ideolojik ayırıma gitmeden temsil edilmesinin sağlanması için her farklı kesim ve hemşeri gruplarının etkinliğine ve sayısal yapısına bakılmaksızın mutlaka temsilinin sağlanması gerekir.

    Bu yapılmadığı gibi bizden olsun anlayışının ötesinde bana yakın olsun anlayışıyla genellikle yandaşlar konseye üye yapılıyor. Bu üyelerle yapılan genel kurulda seçilen kent konseyi yürütme kurulu doğal olarak çoğunlukla aynı görüşe mensup kişilerden oluşuyor. Bu ise yerel gündem 21’in ruhuna aykırıdır. Bu anlayışla oluşan kent konseyleri ile yeni bir bölünmeye, ötekileştirmeye ve ayrışmaya hizmet edilmekte ve vatandaşlar arasına yeni duvarlar örülmektedir. Oysa Kent konseyleri insanları birleştirmeyi, kucaklaştırmayı, birlikte üretmeyi,  adaletli ve eşit paylaşımı sağlayan ortaklar kurulu olması gerekir. Ayrıca seçilen ve atanan kent yöneticileri kent konseylerinde yönetici olmaması, yöneten gibi davranmaması ve konseye her türlü desteği vermesi gerekir. Bunun yanında kent konseyi de kenti yönetenlerin muhalifi değil,  projeleri, planları, denetimleri ve tavsiyeleri ile onların yardımcısı olmalıdır.

    Yerel Gündem 21’in ülkemizde ki belediyelerde sakat, eksik ve yanlış yapılanması ve uygulaması sonucu toplumsal uzlaşma yerine ülkemiz de var olan kutuplaşmanın derinleşerek devam etmesine yol açmaktadır.

    Yönetenlerin muhafazakâr ve sağ görüşlü olduğu belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent Konseyleri ile bir taraf da,

    Yönetenlerin Sosyal demokrat ve sol görüşlü belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent Konseyleri Platformu ile bir başka taraf da…

    Sonuç olarak kent konseylerinden beklenenlerin ve amaçlananların çok azı gerçekleşiyor veya istenildiği gibi olmuyor. Böylece var olan enerjimizi ve potansiyelimizi yapıcı ve verimli kullanamıyoruz..

    Türkiye de kent konseylerinin oluşturulma şekli, anlayışı ve uygulaması, ne demokrasiye, ne barışa, ne kardeşliğe, ne ortak akla hizmet etmesi ve ne de sonuca varacak toplumsal projelerin hayat bulması çok zor gerçekleşir.

    Saygılarımla…

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz