Çocuklar İçin Düşünceler

0
88

20.11.2020 Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklarımız için diyorum ki: Çocukluğunu yaşamayan, güvenli, neşeli, eğlenceli ve istekli olmayan pek çok ortamda ise ki öyledir. Ana, baba, öğretmen ve yönetici olarak insan hakkı olan çocuk hakları konusundaki görevimizi gereği gibi yerine getiremedik.

Çocuk haklarının, insanlık hakkı olduğunu unutup çocuklara maddi ve manevi zararda bulunmak, Tanrının insanları diğer canlılardan daha bir özenle yarattığına itiraz etmekle eştir.

Her şeyi sermaye sayan, gören bir anlak iyesi, ortak yararı kutsayan dinimizi ve insani değerlerden olan gerçeği, sevgiyi, huzuru, şiddetten kaçınmayı ve doğru davranışı yadsır. Çoluk çocuk demeden insanı ve doğayı yağmalamaktan zevk alır. Dürüstlüğün, dostluğun, cesaretin ve dayanışmanın adlarını anmaktan hiç hoşlanmaz.

Çocuklarımızın kavrama yeteneklerini kuvvetlendirmek, düşman aşılamalarını, korkularını en aza indirmek; hak, adalet, hukuk ve vicdan gibi değerleri öğrenmelerini sağlamak en başta gelen görevlerimizdendir. Onların güçsüzlüğünden, saflığından yararlanıp, çamurun ve hamurun ortamına sürülmelerine, sömürülmelerine, daha kendilerini bilmeden büyümelerine neden olmak insanlıktan çıkmaktır.

Zor ve zorunluluk kavramlarını, mevcut düzene, yapıya ve duruma eleman kazandırdığı; kişiyi ya da kişileri yaratıcılıktan alı koyduğu; sevgiyi ve saygıyı yapmacık bir davranış olarak kazanılmasına yardımcı olduğu için; özellikle çocuk eğitiminde hiç kullanmamalıyız.

Çocuklarımıza, dünyada yaşayan 8 milyar insanın hiçbirinin parmak izi hiçbirine benzemediğini, her insanın ayrı bir dünya olarak yaratıldığını, bunun ayrıca Tanrı buyruğu olduğunu, eylemlerimizle ve söylemlerimizle inandırmalıyız.

Çocuklarımıza, din gibi algılanan geleneksel “Emeviöğretilerinin devlet kurumlarından ve de mecbur edilmiş vicdanlardan atılması için “gerçek” ve “gerçek anlatıcısı” kavramlarını çok iyi öğretmek durumundayız.

Hamur ve çamur ortamına terkedilen çocuk, ailede gelir sağlayan, patronu ya da ustası tarafından azarlanan, kakılan, itilen, dövülen ve emeği sömürülen olduğunun ayrımına vardığında kin ve nefret duyguları ile dolu bir şekilde yetişkin olur.

Sevginin, oyunun ve okulun ortamından uzak büyüyen bir çocuğun, apartman almanın, satmanın, kara para aklamanın, ihale almanın ya da birilerinin emeğini çalarak zengin olmanın peşinde koşar; ülkeyi, hiçbir düşünce iyesi olmadan inançla değil inatla yönetir.

Bugünün çocuklarından esirgeyerek yaşanmış bir mutluluk, gelecekte “tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur” atasözünde anlamını bulan sonuçları doğurur; geleceği inşa edecek çocuklarımızın ellerini arkadan bağlar.

Çocuk haklarını görmemezlikten gelmek;  on binlerce kız ve erkek çocuğu, kafası beline düşmüşlerin çirkin emellerine teslim etmek, yüzlerce kız çocuğunun da çocuk doğurmasına onay vermektir; her yıl onlarca çocuğun iş kazalarında ölümünü kanıksamaktır; yüzlerce çocuğun eğitimden nasipsiz, çocukluğunu yaşamadan yetişkin olmasını istemektir.

Çocuklara, Uyuşturucu bağımlılığından, ekonomik sömürüden, istismar ve ihmallerden korunma; insana yakışır bir yaşam standardına, eğitime, sağlık hizmetlerine erişime; yaşama ve gelişme hakkını tanımayı görev olarak addettiğimizde, buna uygun eylem ortaya koyduğumuzda, dünyada yoksulluğun ve mutsuzluğun tavan yaptığı ülke ya da insan yok denecek kadar azalır.

Çocuğa çömelip göz seviyesinden bakmak, gün doğumunda ya da gün batımında güneşe bakan çocuğun gölgesiz güzünü görmektir; seni seviyor ve sana değer veriyorum demektir; size güvenen ruhunu okşamaktır; yalansız, dolansız sözlerini duymaktır; korkusuz ve yapmacık olmayan davranışlarını seyretmektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki İçerikAcı reçete kimsesizlerin namına…
Sonraki İçerikDünya Çocuk Hakları Günü
Yılmaz Keskin
1955 yılında Trabzon Çaykara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Çaykara’da, Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü Rize Eğitim Enstitüsü’nde tamamladı. Yurdun değişik yerlerinde 35 yıl 5 ay öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra 15.07.2014 yılında emekli oldu. Araştırmacı yazar Yılmaz Keskin’in değişik dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış yazıları ve “Gündem Kırıntıları” adlı deneme, “Kutsalım ve Dil Ağacım” adlı inceleme-araştırma, “Yüz Öykücük Yüz Gülücük” adlı fıkra ve “Çaykara’da Söz Varlığı-1” adlı araştırma betikleri vardır. Yazarın Milli Eğitim Bakanlığı’nda yıllardır incelemede olan “80’li Yıllarda Nusaybin Ve Halk Bilimi” adlı araştırma taslak eseri ve tamamlanmak üzere olan “Çaykara’da Söz Varlığı-2” adlı taslak eseri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz