<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür ve Sanat &#8211; Vira Trabzon</title>
	<atom:link href="https://viratrabzon.com/kultur-ve-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<description>Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Jan 2024 11:31:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-vira-icon-32x32.png</url>
	<title>Kültür ve Sanat &#8211; Vira Trabzon</title>
	<link>https://viratrabzon.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI!</title>
		<link>https://viratrabzon.com/ali-erbas-volkan-konak-kapismasi-21806/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/ali-erbas-volkan-konak-kapismasi-21806/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jan 2024 11:22:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz'den]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Erbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEYİN OĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[volkan konak]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı Eğlenceleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21806</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/V.Konak_-1.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="V.Konak" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/V.Konak_-1.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/V.Konak_-1-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/V.Konak_-1-1536x864.png 1536w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI! 1"></div>Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, kendisini eleştiren sanatçı Volkan Konak hakkında suç duyurusunda bulundu. Diyanet İşleri Başkanlığı&#8216;nın son zamanlarda yaptığı hutbe ve fetvalar toplumda sürekli bir tartışma ile gündem yaratmaya ve kafa karıştırmaya devam ediyor. Ali Erbaş&#8216;ın başında bulunduğu Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kez başka bir olay ile yine kamuoyu gündemini meşgul etmeye devam ediyor&#8230;&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, kendisini eleştiren sanatçı Volkan Konak hakkında suç duyurusunda bulundu.</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image.png" alt="image" class="wp-image-21809" width="808" height="478" title="ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI! 2"></figure>



<p><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı</strong>&#8216;nın son zamanlarda yaptığı hutbe ve fetvalar toplumda sürekli bir tartışma ile gündem yaratmaya ve kafa karıştırmaya devam ediyor. <strong>Ali Erbaş</strong>&#8216;ın başında bulunduğu <strong>Diyanet İşleri Başkanlığı</strong>, bu kez başka bir olay ile yine kamuoyu gündemini meşgul etmeye devam ediyor&#8230;</p>



<p>Yılbaşı öncesi hazırladığı <strong>Cuma</strong> Hutbesinde Yılbaşı ve yılbaşı eğlenceleri hakkında eleştirilerde bulunan <strong>Diyanet İşleri Başkanlığı</strong>&#8216;nın bu çıkışına Trabzonlu ünlü Sanatçı <strong>Volkan Konak</strong>, tepki gösterdi. Diyanet İşleri Başkanlığı, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden kendine özgü tarzıyla ironi yaparak paylaşımda bulunan ve vatandaştan toplanan vergilerle ödenen memur maaşlarına ironi yaparak atıfta bulunan <strong>Volkan Konak</strong> için<strong> Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı</strong>&#8216;na suç duyurunda bulundu.</p>



<p>Yaşanan gelişmeler üzerine ünlü şarkıcı <strong>Volkan Konak</strong>, peşi sıra paylaşımlar yaparak, duruma tepki gösterdi. </p>



<h3 class="wp-block-heading">İŞTE YAŞANAN GELİŞMELER</h3>



<p>Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın yılbaşından iki gün önce yayınladığı Cuma Hutbesinde:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>Dinimizde ve kültürümüzde yer almayan yılbaşı eğlenceleri, Noel baba figür ve kıyafetleri, çam ağacı süslemeleri gibi yanlış tutum ve davranışlardan uzak duralım. Kötülüklerin anası olan alkol, ocakları söndüren kumar, umutları tüketen şans oyunları ve piyango gibi haramlarla sağlığımızı, zamanımızı ve kazancımızı heba etmeyelim.</em></strong></p>
</blockquote>



<p>şeklindeki ifadelerine eleştirilerde bulunduğu öğrenilen ünlü sanatçı <strong>Volkan Konak</strong>, yılbaşı akşamı kişisel sosyal medya hesabından <strong><em>&#8220;Bu akşam maaş ve ödeneklerinize katkı olması için bir kadeh de sizler için içiyorum&#8221;</em></strong> şeklinde ironi içeren ifadelerle, eleştirilerde bulundu. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1200" height="1745" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-1.png" alt="image 1" class="wp-image-21810" title="ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI! 3" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-1.png 1200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-1-768x1117.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-1-1056x1536.png 1056w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p>Diyanet İşleri Başkanı dahil tüm memurların maaşının vatandaştan toplanan vergilerle ödendiği gerçeğine atıfta bulunan ve ironi yapan Karadenizli Sanatçı <strong>Volkan Konak</strong> hakkında; Diyanet İşleri Başkanlığı, Başkanları Ali Erbaş ve kuruma yönelik açıklaması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.</p>



<p><strong>Diyanet</strong>&#8216;ten yapılan açıklamada, <strong>Kona</strong>k&#8217;ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,&nbsp;<strong>&#8220;İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek&#8221;</strong>&nbsp;görevinin kanunla kendisine tevdi edilen Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başkanlığın en üst temsilcisi&nbsp;<strong>Ali Erbaş</strong>&#8216;ı rencide ederek kişilik haklarını ihlal ettiği belirtildi.</p>



<p>Ünlü şarkıcının paylaştığı metnin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 10&#8217;uncu maddesi kapsamına uygun düşünce, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kalmadığı, tahkir edici, sert ve incitici mahiyette İslam dinini ve İslam dinine inananları aşağılayan, İslam dinine saldırı niteliğinde olduğu ve alenen hakaretlerde bulunulduğunun gayet açık olduğu iddia edildi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">&#8220;HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK VEYA AŞAĞILAMA&#8221;</h3>



<p>Konak&#8217;ın söylediği sözlerin &#8220;hakaret&#8221; ve &#8220;halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama&#8221; suçlarını oluşturduğu bildirilen açıklamada,&nbsp;<strong>&#8220;Bu nedenle halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden, hor görüp aşağılayan, nefret ve ayırımcılığa yol açan, toplumsal kutuplaşmaları körükleyen, milletin mukaddesatına saldıran ve inançlı insanların dini duygularını rencide eden, dini değerlere alenen hakaret eden ve aşağılayan Volkan Konak hakkında gerekli cezai takibatın yapılması suretiyle kamu davası açılmasını ve neticeden Başkanlığımıza bilgi verilmesini arz ve talep ediyoruz&#8221;</strong>&nbsp;ifadeleri kullanıldı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">VOLKAN KONAK, YAŞANAN GELİŞMELERE TEPKİ GÖSTERDİ</h3>



<p>Volkan Konak, yaptığı paylaşıma cemaat ve tarikat mensuplarından gelen tepkiler üzerine ise kutsal işler ve sanat işlerinin aynı olmadığını söyleyerek; <strong><em>&#8220;Sevgili dostlar; okuduğunu anlamayanlarla muhatap olmayın. Kutsal değerler ücretsiz icra edilir. Sanat ve müzik ise telifleri olan işlerdir. Ayrıca eğlence ve turizm sektöründeki emekçilerin, ekmeğinin üzerine basılmasına izin vermem. Sevgi ve ışıkla kalın asil insanlar&#8221;</em></strong> yazdı&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-2.png" alt="image 2" class="wp-image-21811" width="810" height="810" title="ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI! 4" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-2.png 680w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-2-150x150.png 150w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading">&#8220;HERKES HADDİNİ BİLECEK&#8221;</h3>



<p>Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na yaptığı suç duyurusu hakkında da ki gelişmeler üzerine tepkisini ortaya koyan Volkan Konak, <strong><em>&#8220;Herkes haddini bilecek. Benim ülkem, kimsenin cüzdanına veya makam arabasının bagajına sığmayacak kadar büyük ve kıymetlidir. Dürüst, Onurlu, cesur ve uygar insanlara selamlar olsun.&#8221;</em> </strong>yazdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-3.png" alt="image 3" class="wp-image-21812" width="807" height="807" title="ALİ ERBAŞ-VOLKAN KONAK KAPIŞMASI! 5" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-3.png 680w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2024/01/image-3-150x150.png 150w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/ali-erbas-volkan-konak-kapismasi-21806/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-15-ozkan-sumer-21778/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-15-ozkan-sumer-21778/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 18:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21778</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="960" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/Ozkan-SUMER.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Özkan SÜMER" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/Ozkan-SUMER.png 960w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/Ozkan-SUMER-768x576.png 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 7"></div>Biyografi &#38; Anma: Türk Futbolu ve Trabzonspor&#8217;un Bilge İsmi; Özkan SÜMER -Mehmet Fatih KÖROĞLU / VİRA TRABZON HABER &#8220;Bir insanın bilgi ve yetenek seviyesi, onun bir yerlere gelmesine olanak sağlayabilir ancak unutulmamalıdır ki; Makam gider, unvan kalır. Unvan gider, insan kalır. İnsan gider, anlam kalır. Mesele anlam yaratabilmektir.&#8221; (aramızda geçen telefon konuşmasından&#8230;18 Haziran 2019) &#8220;Türk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Biyografi &amp; Anma: Türk Futbolu ve Trabzonspor&#8217;un Bilge İsmi; Özkan SÜMER</h3>



<p><img decoding="async" src="https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2021/12/22/thumbs_b_c_562816b73ec9e89b527d5dd7416afc36.jpg" alt="Trabzonspor ve Türk futboluna adanan ömür: Özkan Sümer" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 8"></p>



<h5 class="wp-block-heading">-Mehmet Fatih KÖROĞLU / VİRA TRABZON HABER</h5>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>&#8220;Bir insanın bilgi ve yetenek seviyesi, onun bir yerlere gelmesine olanak sağlayabilir ancak unutulmamalıdır ki; Makam gider, unvan kalır. Unvan gider, insan kalır. İnsan gider, anlam kalır. Mesele anlam yaratabilmektir.&#8221;</strong>     (aramızda geçen telefon konuşmasından&#8230;18 Haziran 2019)</h4>



<h5 class="wp-block-heading"> &#8220;Türk Futbolunun bilge kişisi&#8221; Özkan Sümer, Trabzonspor&#8217;da futbolculuk, teknik direktörlük, başkanlık görevinde bulunan tek isim olarak tarihe geçti.</h5>



<p>Kanser tedavisi gördüğü Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinde 22 Aralık 2020&#8217;de yaşamını yitiren Özkan Sümer, Trabzon’un Maçka ilçesinde 20 Kasım 1940 yılında dünyaya geldi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>FUTBOLCU ÖZKAN SÜMER</strong></h3>



<p>Çocuk yaşlarda futbolla tanıştı. Ortaokul eğitimini sürdürürken <strong>Trabzon</strong>’un köklü kulüplerinden <strong>İdmanocağı</strong>’nın genç takımında kaleci olarak amatör futbol hayatına başladı. Kaleciliğe, fizik yapısının uygun olmasından dolayı büyükleri teşvik etse de bu mevkide uzun süre oynamadı. Kısa bir süre forvet olarak top koşturdu ama sonrasında savunmaya geçerek futbol hayatının sonuna kadar bu mevkide oynadı.</p>



<p><strong>İdmanocağı</strong> Genç Takımının ardından futbol yaşantısına <strong>Yolspor</strong>’da devam etti. Bu süreçte vatani görevini yapmak üzere bir süre futboldan ayrı kaldı. Askerliğin ardından tekrar <strong>Yolspor</strong>’da futbol oynadı. Bir sezon sonra yeniden<strong> İdmanocağı</strong>’na transfer oldu. 1964-1965 sezonunda <strong>Trabzon</strong>’dan ayrılarak <strong>Zonguldak</strong> <strong>Kömürspor</strong>’da futbol oynadı.</p>



<p>Sezon bittiğinde <strong>Trabzon</strong>’a geri döndü, <strong>İdmanocağı</strong>’nda forma giyerken 1967 yılında <strong>Trabzonspor</strong> kurulunca;<strong> İdmanocağı</strong>’ndan <strong>Trabzonspor</strong>’a geçen isimlerin başında gelen <strong>Özkan Sümer</strong>, 3 yıl boyunca <strong>Trabzonspor</strong> formasını terletti. Kimi maçlarda takımın kaptanlık görevini üstlenen <strong>Sümer</strong>, 1970-1971 sezonunda <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;dan ayrılarak <strong>Sebat Gençlik</strong>’e transfer oldu. Kırmızı Beyazlı takımda hem futbolcu hem takım kaptanı hem de yardımcı antrenör olarak görev yapan <strong>Sümer</strong>, bir süre sonra futbol yaşantısını noktaladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-3.png" alt="image 3" class="wp-image-21796" width="808" height="455" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 9"></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>ANTRENÖR ÖZKAN SÜMER</strong></h3>



<p>Futbolculuğun ardından<strong> Amatör Futbol Antrenörlüğü</strong> belgesi alan <strong>Özkan Sümer</strong>, kariyerinde yeni bir sayfa açarak <strong>Trabzon Fahri Bölge Antrenörü</strong> olarak göreve başladı. Türk Futbol Tarihine “Altyapı” kavramının oluşmasını sağlayan isimlerin başında gelen <strong>Özkan Sümer</strong>, <strong>Yolspor Başkanı Osman Saka</strong> ile birlikte 1971-1972 sezonunda Türkiye’de <strong>Gençler Ligi</strong>’ni başlattı. <strong>Yolspor, Gençlerbirliği, Yalıspor</strong> ve daha birçok kulübün genç takım kurmasına vesile olan <strong>Özkan Sümer</strong>, ardından Trabzon’da Amatör Lig’in kurulmasını sağladı.</p>



<p>1972-1973 sezonunun 23’üncü haftasında Trabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Ertan görevden ayrılınca yerine genç takımı çalıştıran <strong>Ahmet Suat Özyazıcı</strong> getirildi. <strong>Özyazıcı</strong>’dan boşalan Genç Takım antrenörlüğü koltuğuna ise <strong>Özkan Sümer </strong>getirildi. <strong>Sümer</strong>’in gelişiyle birlikte 1970 yılında kurulan genç takım “altyapı” olgusuna dönüştü. Göreve geldiği ilk günden itibaren planlama ve çalışmalarıyla birlikte genç takımın yanı sıra minik yaşlarda oyuncular için turnuvalar düzenleyen Sümer, işlerin genişlemesiyle birlikte altyapı yönetiminin kurulmasını talep etti.</p>



<p>Trabzonspor Kurucu Üyesi<strong> Nizamettin Algan</strong> ve Eski Divan Başkanımız <strong>Ali Özbak</strong>’ın çalışmalarıyla birlikte “Altyapı Komite Yönetimi” kuruldu ve kurulan yönetim futbol altyapısı ile birlikte boks, güreş, yüzme gibi 8 branşı yönetti. <strong>Sümer</strong> 1981 yılına kadar bu görevini kesintisiz sürdürdü.</p>



<p>1973-1974 ve 1974-1975 sezonlarında alt yapının yanı sıra <strong>Ahmet Suat Özyazıcı</strong>’nın yardımcılığını da yapan <strong>Özkan Sümer</strong> 1978-1979 sezonu öncesi <strong>Özyazıcı</strong>’nın görevden ayrılmasıyla birlikte Trabzonspor Teknik Direktörü oldu. Dört milli oyuncusunu yeni sezon öncesinde satmak durumunda kalan Trabzonspor için <em>“Artık şampiyonluğa oynayamaz, lige tutunsunlar yeter”</em> yorumları yapılırken, <strong>Özkan Sümer</strong> takımıyla birlikte Uludağ ve Kızılcahamam’da tam 53 gün süren ağır ve yorucu bir kamp dönemi geçirdi. Sezon öncesi İstanbul’da Galatasaray ile yapılan hazırlık karşılaşmasını 4-1 kazanan Trabzonspor&#8217;a bir gün sonra gazeteler övgü dolu manşetler atmaya başladı. Sadece iki oyuncu transfer edilen sezonda diğer eksik bölgeler altyapıdan çıkan oyuncularla doldurulmuştu. <strong>Özkan Sümer</strong> ilk sezonuna fırtına gibi giriş yaparak devrenin ilk yarısını (15 maç) namağlup ve sadece bir gol yiyerek tamamladı.</p>



<p>Sezonun son maçında <strong>Ordu</strong>’da <strong>Orduspor</strong> ile karşılaşan Trabzonspor, <strong>Sümer</strong>’in <em><strong>“Hayatımın en uzun doksan dakikası”</strong></em> diyeceği karşılaşmada rakibiyle 0-0 berabere kalarak <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;u <em>üçüncü kez şampiyon yapan Teknik Direktör</em> olarak adını tarihe yazdırdı.</p>



<p>Şampiyonluk kupasının ardından <strong>Cumhurbaşkanlığı Kupası</strong>’nı da kazanan <strong>Özkan Sümer</strong>, 1979-1980 sezonu öncesi flaş bir kararla görevi bıraktı. Bir yıl sonra; 1980-1981 sezonunda tekrar Trabzonspor Teknik Direktörü olarak görev alan <strong>Sümer</strong>, Türk futboluna bir yeniliğin daha önünü açarak <strong>“Şok Pres” </strong>kavramını literatüre kazandırdı. Bu sistemle rakiplerine nefes aldırmayan ve baskın bir futbol oynayan Trabzonspor Takımı, ilk yarıda toplanacak 30 puanın 25’ini alarak harika bir performans gösterdi. Sadece bir transferin yapıldığı sezonda <strong>Özkan Sümer</strong>, takımın 5&#8217;nci kendisinin ise 2&#8217;nci şampiyonluğunu yaşadı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-5.png" alt="image 5" class="wp-image-21799" width="806" height="448" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 10"></figure>



<p>Aynı sezon Trabzonspor&#8217;u çalıştırırken<strong> A Milli takım Teknik Direktörlüğü</strong> görevine de getirilen <strong>Özkan Sümer</strong> ligde fırtınalar estiren <strong>Trabzonspor</strong>’dan <strong>Milli Takım</strong>&#8216;a fazla oyuncu aldığı için çok sert eleştirilere maruz kaldı. Eleştirilerin dozu artınca, <strong>Sümer</strong>, <strong>Türkiye-Galler</strong> maçının ardından istifasını vererek 2 maç antrenör olarak görev yaptığı <strong>A Milli Takım</strong>&#8216;dan ayrıldı.</p>



<p>1980-1981 sezonundan sonra Trabzonspor Kulübü&#8217;nden ayrılan <strong>Sümer</strong> kesintisiz olarak 8 yıldır devam ettiği altyapı sorumluluğu görevini de bıraktı. <strong>Milliyet Gazetesi</strong>’nde spor yazarı olarak fikirlerini kamuoyuna aktaran <strong>Sümer</strong>, bir süre sonra<strong> Galatasaray</strong>’dan teklif aldı. Altyapı sorumlusu olarak görevlendirilen <strong>Sümer</strong>, 1981-1982 sezonunda ise <strong>Galatasaray Teknik Direktörü </strong>olarak göreve getirildi. <strong>Galatasaray</strong>’da <strong>Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası</strong>’nı kazanan <strong>Sümer</strong>, 1982-1983 sezonun bitimine iki hafta kalan görevinden istifa ederek <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;un altyapı koordinatörlüğü görevine geri döndü.</p>



<p>1983-1984 sezon sonunda <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;un Teknik Direktörü <strong>Ahmet Suat Özyazıcı</strong>’nın görevden ayrılmasıyla yeni sezona<strong> Özkan Sümer</strong> ile devam edilme kararı alındı. Hem <strong>A Takım Teknik Direktörü </strong>hem de <strong>Trabzonspor Altyapı Sorumlusu</strong> olarak görevini sürdüren <strong>Sümer</strong>, Ligin 27. haftasında her iki görevinden de ayrıldı.</p>



<p>Yeniden gazete sütunlarına dönerek 1989-1990 yılları arasında <strong>Hürriyet Gazetesi</strong>’nde futbol yorumculuğu yapan <strong>Sümer</strong>, 1990-1991 sezonunda ise dördüncü kez <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;un Teknik Direktörü olarak görevlendirildi. Bordo Mavililerin unutulmaz <strong>Barcelona</strong> zaferinde kulübede antrenör olarak görev yapan <strong>Sümer</strong>, sezon sonunda görevden ayrıldı. 1994 yılında tekrar altyapı sorumlusu olarak <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;a geri dönen <strong>Sümer</strong>, 1997-1998 sezonunun 10. ve 24. haftaları arasında ise takımımızın Teknik Direktörlük görevini üstlendi. Bu görevin ardından altyapı çalışmalarına devam eden<strong> Sümer</strong> 1999-2000 sezonunda <strong>Trabzonspor&#8217;</strong>un altyapısındaki görevini de noktaladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="806" height="378" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-2.png" alt="image 2" class="wp-image-21795" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 11" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-2.png 806w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-2-768x360.png 768w" sizes="auto, (max-width: 806px) 100vw, 806px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>BAŞKAN ÖZKAN SÜMER</strong></h3>



<p>Futbolun her noktasında yer alan <strong>Özkan Sümer</strong>, saha kenarındaki görevini sonlandırarak hayatında yeni bir perde daha açtı. 1996 ve 1997 yıllarında iki dönem <strong>TFF Başkanvekilliği </strong>yapan <strong>Sümer</strong>, 31 Aralık 2000 tarihinde yapılan <strong>Trabzonspor Olağan Genel Kurulu</strong>’nda başkanlığa seçildi. <strong>Sümer</strong>, <strong>Trabzonspor Kulübü</strong>&#8216;nde <em><strong>hem futbolcu hem antrenör hem de başkanlık görevlerini yapan ilk ve tek isim olarak tarihe geçti.</strong></em></p>



<p>31 Aralık 2000-15 Aralık 2002 tarihleri arasında başkanlık görevini yürüten <strong>Özkan Sümer</strong>, Aralık 2002’de yapılan <strong>Trabzonspor Olağan Genel Kurulu</strong>’nda yeniden başkanlığa seçildi. 8 aylık başkanlığının ardından, olaylı geçen <strong>Trabzonspor-Fenerbahçe</strong> Maçı sonrası <strong>TFF Disiplin Kurulu</strong>&#8216;nun <strong>Fenerbahçe Kulübü</strong> aleyhine verdiği cezalar hakkında dönemin <strong>AKP Genel Başkanı ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan</strong>&#8216;ın <strong><em>&#8220;Üstelik misafir takım ve taraftarı mağdur edilmiştir&#8221;</em></strong> şeklindeki eleştiri ve açıklaması sonrası <strong>TFF Tahkim Kurulu</strong>&#8216;nun<strong> Fenerbahçe Kulübü</strong> aleyhine verilen cezaları bozup, <strong>Trabzonspor Kulübü</strong>&#8216;ne ağır cezalar vermesi sonucu; <strong><em>&#8220;Bu kurul, Tahkim Kurulu değil, Tayyip Kuruludur. Ben kulübümün haklarını koruyamayan bir kulüp başkanı olarak burada oturamam&#8221; </em></strong>diyerek; bu görevinden istifa etmiştir. </p>



<p>Bu istifa sonucu <strong>Trabzon Şehri</strong>&#8216;nde <strong>AKP Hükümeti</strong>&#8216;ni protesto amaçlı yürüyüşler gerçekleşmiş ve <strong>2004</strong> Yılındaki yerel seçimlerde <strong>AKP</strong> pek çok belediyeyi kazanmayı başarsa da <strong>Trabzon</strong>&#8216;u <strong>CHP</strong>&#8216;ye kaptırmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>AKİL ADAM ÖZKAN SÜMER</strong></h3>



<p><strong>Trabzonspor, Galatasaray</strong> ve <strong>A Milli takım</strong> dışında <strong>Denizlispor, Malatyaspor, Konyaspor, Samsunspor</strong> ve <strong>Petrol Ofisi</strong> takımlarında Teknik Direktörlük görevini üstlenen ve hizmet eden <strong>Özkan Sümer</strong> bu süreçte Türk futboluna sayısız futbolcu kazandırmıştır.</p>



<p>Futbolun profesörü olarak anılan ve adına kitaplar yazılan<strong> Sümer</strong>, 2006 yılının Mayıs ayında <strong>Trabzonspor Kulübü Gençlik Geliştirme ve Bölge Koordinatörü</strong> olarak <strong>5</strong>&#8216;nci kez altyapı görevine getirildi. <strong>Özkan Sümer</strong>, Kasım 2008 ve Nisan 2018’de <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;da <strong>Futbol Koordinatörlüğü</strong> görevini üstlendi.</p>



<p>Bilgi, birikim, tecrübe ve fikirlerini her daim <strong>Trabzonspor</strong> ile paylaşan, <strong>Trabzonspor</strong>’u hayatının her anında yaşayan ve yaşatma gayretinde olan <strong>Özkan Sümer</strong>, Trabzonspor Kulübü&#8217;nde İstişare Kurulu Başkanı ve TÜFAD Onursal Başkanı olarak görev yapmaktaydı&#8230;</p>



<p>Türk futbolunda &#8220;Baba Hakkı&#8221; ve &#8220;Büyük Fikret&#8221; gibi futbolun 3 kademesinde görev yapan Sümer, Trabzonspor ve Türk futboluna damga vurdu.</p>



<p>&#8220;Futbolun bilge insanı&#8221; olarak da adlandırılan Sümer, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Genel Başkanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu Asbaşkanlığı ve spor yazarlığı görevinde bulundu.</p>



<p><strong>Bordo-mavili</strong> takımda futbolculuk, teknik direktörlük ve başkanlık görevlerinde bulunan 80 yaşındaki <strong>Özkan Sümer</strong>, <strong>22 Aralık 2020</strong> tarihinde bir süredir kanser tedavisi gördüğü <strong>Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi</strong>&#8216;nde hayata gözlerini yumdu. Memleketi <strong>Maçka</strong>&#8216;da ki aile mezarlığına defnedildi&#8230; </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="2048" height="1280" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-4-edited.png" alt="image 4 edited" class="wp-image-21798" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -15- Özkan SÜMER 12" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-4-edited.png 2048w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-4-edited-768x480.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/12/image-4-edited-1536x960.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></figure>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<h3 class="wp-block-heading">BU DÜNYADAN BİR ÖZKAN SÜMER GEÇTİ&#8230;</h3>



<h4 class="wp-block-heading">Anısına Saygı İle&#8230;</h4>



<p><strong>Özkan Sümer</strong>, futbolu bıraktıktan sonra <strong>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ)</strong> futbol takımının hocalığını yapmaktadır. Üniversiteler arası futbol turnuvasına aldığı davetle katılan <strong>KTÜ</strong> <strong>Futbol Takımı</strong>, turnuva sırasında oynanan bir maçta takımda defans oyuncusu olarak görev yapan <strong>Manzak</strong> soyadlı ve lakaplı futbolcu ile girdiği diyalog bazı kitaplara konu edilmiş cinstendir.</p>



<p>Görev yeri defans olan ve maç esnasında ileri çıkan&nbsp;<strong>Manzak</strong>, yaptığı kafa vuruşu ile takımını 1-0 öne geçirir.</p>



<p>Başka bir pozisyonda yine ileri çıkan&nbsp;<strong>Manzak</strong>, rakip defanstan dönen topa vurur ve top bir kaç oyuncuya çarparak gol olur.&nbsp;<strong>KTÜ</strong>&nbsp;2-0 öne geçmiştir. Buraya kadar her şey yolundadır.</p>



<p><em>İkinci yarının başlaması ile birlikte işler tersine döner. Defans oyuncusu&nbsp;<strong>Manzak</strong>, ikinci yarıda yaptığı hatalarla takımını çok zor duruma düşürür.</em></p>



<p>Rakip oyuncuyu ceza sahası içerisinde gereksiz bir hamle ile yere düşüren&nbsp;<strong>Manzak</strong>, penaltıya neden olur ve maç 2-1 olur.</p>



<p>Bir başka pozisyonda, rakibin&nbsp;<strong>KTÜ</strong>&nbsp;kalesine geldiği bir anda yapılan ortaya ters kafa vuruşu yapan&nbsp;<strong>Manzak</strong>, kendi kalesine gol atar ve maç 2-2 skora gelir.</p>



<p>Artık maçın son dakikaları yaklaşmıştır.&nbsp;<strong>Manzak</strong>, rakip sahada pas atarken topu kaptırır. Topu kapan rakip takım, 3 kişi ile kontratağa kalkar.<strong>&nbsp;KTÜ</strong>&nbsp;takımı geri dönmekte geç kalır ve rakibi karşılayabilecek mesafede iki oyuncusu geriye koşmaktadır.&nbsp;<strong>Manzak</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Temel</strong>.</p>



<p><em><strong>Özkan</strong>&nbsp;<strong>Hoca</strong>, kulübesinden maçı ve özellikle&nbsp;<strong>Manzak</strong>‘ı endişe izlemektedir ve maçın tüm kaderi ile oynayan, hata yapan, söyleneni yapmayan&nbsp;<strong>Manzak</strong>‘a çok kızgındır.</em></p>



<p>Maç esnasında oyuncunun motivasyonunu düşürmemek için sessizliğini korumayı başaran&nbsp;<strong>Özkan</strong>&nbsp;<strong>Hoca</strong>, kızgınlığını muhafaza etmeye çalışsa da, rakibin geliştirdiği bu ataktan oldukça endişelenir; sonunda daha dayanamaz ve patlar.</p>



<p><strong>Manzak</strong> ile birlikte geri koşan ve rakibin atağını kesmek için pozisyon almaya çalışan defans oyuncusu <strong>Temel</strong>‘e, kulübesinden çıkarak ‘avazı çıktığı kadar’ bağırır: “<strong>Ulaa! Temeeel! Temeeel! Rakibi bırak! Manzak’ı tut, Manzak’ı tut…”</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Özkan Sümer, takımın bitmek bilmeyen gol sıkıntısını çözmek üzere, zamanın kalbur üstü forvetlerinden birini, epeyce de bir para dökülerek transfer eder ama futbol bu&#8230; yeni transfer, bekleneni bir türlü veremez. &#8220;Bu maçta patlayacak&#8230; olmadı, diğerinde patlayacak&#8221; derken, neredeyse ligin sonu gelir. Forvet oyuncusu bir türlü patlayamaz. Sezonun son maçlarından birinde Özkan Hoca, forvet oyuncusuna mecburiyetten kadroda görev verecektir. Bu durumu bilen oyuncu Özkan Sümer&#8217;in yanına gelir ve <em>&#8220;hocam der, gerçi şimdiye kadar pek iyi gitmedi ama merak etmeyin, bu maçta yüzünüzü güldüreceğim</em>.&#8221; der. Bu sözü duyan Özkan Sümer, bir öksürür ve <em>&#8220;evladım, sen beni ligin başından beri güldürüyorsun zaten.&#8221; </em>diye cevap verir.<a href="https://eksisozluk1999.com/biri/geven" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anlatılana göre soyunma odasında devre arasında taktik verirken <strong>Ali Kemal</strong>&#8216;e, topu alır almaz rakibe vermesini söyler.</li>
</ul>



<p><strong>Ali Kemal</strong>: Anlamadım, hocam</p>



<p><strong>Özkan Sümer</strong>: Topu rakibe vereceksin.</p>



<p><strong>Ali Kemal</strong>: niye hocam?</p>



<p><strong>Özkan Sümer</strong>: Evladım, rakipten topu hemen alabiliyoruz ama senden yarım saatte alamıyoruz</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Özkan Sümer antrenmanda forvet oyuncularına dönerek: &#8220;la olum, topa gözünüzü kapayarak vurun.&#8221;  </p>



<p>Oyunculardan biri: niye hocam? </p>



<p>Özkan Sümer: &#8220;En azından yüzde elli şansımız olur.&#8221; der&#8230;</p>
</blockquote>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Kulüp Bakanı olduğu dönemde, yeni sezon öncesi takımda yapılandırma çalışması yapılır ve daha ziyade gelecek vaat eden yerli oyuncular transfer edilir. Taraftarın bir kısmı bu durumdan memnun değildir ve &#8216;Yıldız Oyuncu&#8217; transfer edilmesi konusunda istekler artmaktadır ancak Kulübün ekonomik yapısı da buna uygun değildir. Bir basın toplantısı sırasında yerel basından bir gazeteci de<em>&#8221; &#8216;Yıldız oyuncu&#8217; alacak mısınız?&#8221;</em> şeklinde bir soru yöneltince Özkan Hoca, o meşhur sözü söyleyerek cevap verir:<strong><em> &#8220;Yıldız arayan, geceleyin gökyüzüne baksın&#8221;</em></strong>  <a href="https://eksisozluk1999.com/biri/beffle-ve-muffle" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p>
</blockquote>
</div></div>
</div>
</div>



<ul class="wp-block-list">
<li>Son oynanan maçta takımın mağlup olmasına neden olan hatalar yapan Hasan Üçüncü&#8217;ye olan kızgınlığını, maçtan sonraki ilk antrenmanda kendisinden çıkarır. <strong>&#8220;<em>Günaydın Hocam&#8221;</em></strong> diyen Hasan Üçüncü&#8217;ye; &#8220;<strong><em>Bana günaydın deme Hasan, futbolu bıraktım hocam de.</em></strong>&#8221; diye cevap verir.<a href="https://eksisozluk1999.com/biri/t-sat" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a href="https://eksisozluk1999.com/biri/peleray" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Konuşmalarında dünyaca ünlü filozof ve düşünürlerden örneklemeler yapar.  &#8220;Diyojen der ki, mantığın şu kuramına göre&#8230;&#8221; diyerek başlayan futbol dahisi&#8230; Okumayı ve araştırmayı çok sever. Galatasaray&#8217;da teknik direktörlük yaptığı dönemde, yaptığı taktik çalışmasını anlamayan dönemin ünlü oyuncusuna çantasından çıkardığı kitabı vererek okumasını ve sonra gelmesini söyleyen teknik adam.<a href="https://eksisozluk1999.com/biri/lifor" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Özkan Sümer, çok sıra dışı bir karakterdir. Pek çok teknik direktörün yapmaya cesaret edemeyeceği işleri yapmasıyla meşhurdur. Mesela Trabzonspor&#8217;un fırtına gibi estiği dönemlerde bir maçta oyuncu değişikliği yapmış, oyuna giren futbolcuya da çok önemli bir görev vermiştir. Son oyuncu değiştirme hakkını bu oyuncudan yana kullanan Özkan Hoca, söylediği yapmayan oyuncusuna öfkelenir ve takımı bir kişi eksik oynatmayı göze alarak, oyuna soktuğu oyuncuyu, dışarı alır ve takımı maçı on kişi olarak tamamlar. Bu örnek belki de dünyada tektir. </li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-15-ozkan-sumer-21778/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-14-kasif-kozinoglu-20599/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-14-kasif-kozinoglu-20599/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Nov 2023 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=20599</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="960" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/Kasif-Kozinoglu.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Kaşif Kozinoğlu" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/Kasif-Kozinoglu.jpg 960w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/Kasif-Kozinoglu-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 13"></div>BİYOGRAFİ &#124; Bordo&#8217;yu Mavi ile Buluşturan; Bordo-Mavi Yapan Adam: Kâşif KOZİNOĞLU KARDAK krizinde, botlarla çıktığı seferde Türk kayalıklarını Yunanlıların elinden alan bordo berelilerden biriydi.Doğu Türkistan&#8217;da Uygurların yanında o vardı, adı İSYAN&#8217;dı. Afganistan&#8217;da adı KARTAL’dı.Türk General Raşit Dostum&#8217;u savunma bakanı yaptırdı.Azerbaycan&#8217;da adı KÖROĞLU’ydu.Azerbaycan Ordusu&#8217;nun kurulmasında, Ermenilerle mücadelede ön saflardaydı. Onun Türk istihbaratındaki adı HAYALET idi. Sırp&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">BİYOGRAFİ | Bordo&#8217;yu Mavi ile Buluşturan; Bordo-Mavi Yapan Adam: Kâşif KOZİNOĞLU</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/03/kasif-kozinoglu-961471.png" alt="kasif kozinoglu 961471" class="wp-image-20601" width="809" height="489" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 14"><figcaption class="wp-element-caption"><strong><em>Derleyen: Mehmet Fatih KÖROĞLU</em></strong></figcaption></figure>



<h5 class="wp-block-heading">KARDAK krizinde, botlarla çıktığı seferde Türk kayalıklarını Yunanlıların elinden alan bordo berelilerden biriydi.<br>Doğu Türkistan&#8217;da Uygurların yanında o vardı, adı İSYAN&#8217;dı.                                                         Afganistan&#8217;da adı KARTAL’dı.<br>Türk General Raşit Dostum&#8217;u savunma bakanı yaptırdı.<br>Azerbaycan&#8217;da adı KÖROĞLU’ydu.<br>Azerbaycan Ordusu&#8217;nun kurulmasında, Ermenilerle mücadelede ön saflardaydı. Onun Türk istihbaratındaki adı HAYALET idi. </h5>



<h5 class="wp-block-heading">Sırp katliamlarının önüne geçmek için Bosnalıları eğiten ve direnişi örgütleyen KEMAL KAHRAMANOĞLU&#8217;ydu. </h5>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-14.png" alt="image 14" class="wp-image-21695" width="807" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 15"></figure>



<p><strong>Kaşif Kozinoğlu (1 Ağustos 1955/Trabzon &#8211; 13 Kasım 2011/İstanbul), Türk asker ve Millî İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Dairesi eski Başkanı.</strong></p>



<p>1976 yılında&nbsp;Kara Harp Okulu&#8217;ndan mezun olan <strong>Kozinoğlu</strong>, 1980 yılında&nbsp;<strong>Özel Harp Dairesi</strong>&#8216;nde göreve başladı. 1995 yılına kadar&nbsp;<strong>Özel Kuvvetler Komutanlığı</strong>&#8216;nın <strong>Tim Komutanlığı</strong>&#8216;nda<strong> İstihbarat Subaylığı</strong>, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı&#8217;nda görev yaptı. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı&#8217;ndan kendi isteğiyle emekli olup,&nbsp;<strong>Millî İstihbarat Teşkilatı</strong>&#8216;na girdi. Ordu&#8217;da özel harp dairesinde binbaşı rütbesiyle görev yaparken, <strong>Orta Asya</strong>&#8216;dan sorumluydu.</p>



<p><strong>Suriye,&nbsp;Bosna-Hersek</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Afganistan</strong>&#8216;da da görev yapan <strong>Kozinoğlu</strong>, Eylül 2010&#8217;da müsteşar <strong>Dr.&nbsp;Hakan Fidan</strong>&#8216;ın talimatıyla <strong>&#8220;Baş Müşavir&#8221;</strong> sıfatıyla <strong>Asya Bölgesi</strong>&#8216;ne atandı. Bu tarihten itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildi. En son 9 Mart&#8217;ta görevinden dönen <strong>Kozinoğlu</strong>&#8216;nun, Mayıs 2004&#8217;te&nbsp;<strong>Alaattin Çakıcı</strong>&#8216;nın yurt dışına kaçışı olayında <strong>Çakıcı</strong>&#8216;nın, yakın adamları ile telefon görüşmesi yaptığının ortaya çıkarılmasından ötürü ifadesine başvuruldu ve davası devam ederken 13 Kasım 2011&#8217;de&nbsp;<strong>Silivri Cezaevi</strong>&#8216;nde öldü.&nbsp;<strong>Ümraniye Kocatepe Mezarlığı</strong>&#8216;nda toprağa verildi.</p>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<h3 class="wp-block-heading">KENDİ İFADESİYLE, KÂŞİF KOZİNOĞLU KİMDİR?</h3>



<p><strong>Kâşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü yurt dışındaki görev yerinden dönerek; dönemin Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz&#8217;e verdiği ifadesinde, özgeçmişini şöyle anlatmıştır:</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>“1976 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldum. İlk kıtam Eğirdir Dağ Komando Okulu’na geldim. 1980 yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başladım. Öncede burada aday olarak başladım, kurslar bittikten sonra 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Tim Komutanlığı’nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptım. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’ndan isteğimle emekli olup, MİT’e girdim. Burada sürekli yurt dışı görevlerinde bulundum. Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan Bölgesi’nde görev yaptım. Asya Bölgesi’nin tamamı sorumluluk alanımda olduğu için, Orta Asya’dan Çin’e kadar gidip geldim. Son olarak da 2010 yılında Asya Bölge Komutanlığı’ndan geri döndüm. Eylül 2010 yılında yeni Müsteşarımız Sayın Dr. Hakan Fidan’ın talimatıyla Baş Müşavir olarak Asya Bölgesi’ne atandım. Eylül ayından itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildim. En son olarak 11 Ocak’ta yurt dışına gönderildim ve 9 Mart’ta bu görevden Türkiye’ye döndüm. İfade vermem gerektiği söylendi ve ifade vermeye geldim.&#8221;</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">***</h3>



<p><strong>Özel</strong>&nbsp;<strong>Kuvvetler</strong>’de iken&nbsp;<strong>Bosna</strong>’da bağımsızlık mücadelesi veren orduyu eğiterek sonrasında&nbsp;<strong>milli istihbarat personeli</strong>&nbsp;olarak&nbsp;<strong>Azerbaycan</strong>’da&nbsp;<strong>Ebufeyz</strong>&nbsp;<strong>Elçibey</strong>’den kalan mirasa sahip çıkmış, ordusunu eğiterek&nbsp;<strong>TSK</strong>’ya bağlı bir damar yaratmış, sonrasında ise başta&nbsp;<strong>Afganistan</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Türk</strong>&nbsp;cumhuriyetlerinde&nbsp;görevine devam ederek, devlete rüştünü ispatlamış bir&nbsp;<strong>eğitim</strong>&nbsp;<strong>subayı</strong>&nbsp;/ istihbaratçıdır.</p>



<p><strong>AKP</strong>&nbsp;dönemine kadar özellikle&nbsp;<strong>Raşid</strong>&nbsp;<strong>Dostum</strong>&nbsp;koordinasyonu ile birlikte&nbsp;<strong>Afganistan</strong>&nbsp;gibi&nbsp;<strong>ABD</strong>’nin bile etkin olmakta zorlandığı, zayıf kaldığı coğrafyada, hem <strong>Taliban</strong> hem <strong>bölgesel </strong><strong>yönetimle</strong>&nbsp;<strong>irtibat</strong> ve <strong>ittifak</strong>&nbsp;sağlayabilmiştir.</p>



<p><strong>Afganistan</strong>’daki&nbsp;<strong>Türk</strong>&nbsp;<strong>birliğimizin</strong>&nbsp;selametinde&nbsp;<strong>Kaşif</strong>&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>’nun katkısını&nbsp;<strong>Türkiye</strong>&nbsp;<strong>Cumhuriyeti</strong>’ne hizmet eden kimse inkar edemez:</p>



<p><strong>2003</strong>’ten&nbsp;<strong>2010</strong>’a kadar olan süreci hızlıca geçiyorum. Ama bilmeniz gereken birkaç maddeyi paylaşmak isterim:</p>



<p><strong>1) Orta Asya’daki&nbsp;</strong>görevinin ilk yıllarında bölgedeki cemaat personeli ile irtibat sağlamış ve kimi konularda yardımlarını / desteklerini almıştır. Fakat sonraki yıllarda perde arkasında&nbsp;<strong>CIA’in&nbsp;</strong>onlar üzerinden bölgede yaptığı istihbarat faaliyetlerini tespit etmiş bunları&nbsp;<strong>Yenimahalle</strong>’ye&nbsp;raporlamıştır.</p>



<p><strong>2) AKP yönetimi</strong>&nbsp;ile bölge politikalarında ters düşmüş, destek görememiştir.</p>



<p><strong>2011 yılına</strong>&nbsp;kadar&nbsp;<strong>tek bir fotoğrafı</strong>&nbsp;dahi medyada yayınlanamayan üst düzey istihbarat eğitimcisi, köprü personeli, nasıl oldu da&nbsp;<strong>2011</strong>&nbsp;yılında&nbsp;<strong>bir ay içinde</strong>&nbsp;topun ağzına geldi?</p>



<p><strong>Milli İstihbarat Teşkilatı</strong>’ndaki çalışma sistemi,&nbsp;<strong>Emniyet</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Genelkurmay İstihbarat</strong>&nbsp;<strong>Dairesi</strong>’nden farklı olarak ekip, kadro sistemine dayalı, daha bağımsız, özerk ve çoğu zaman kurum içi kadro ekiplerin birbirlerini tasfiyeye zorlayan bir sistemdir.</p>



<p>Bunda&nbsp;<strong>MİT</strong>’in hala&nbsp;<strong>dış</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>iç</strong>&nbsp;<strong>istihbarat</strong>&nbsp;olarak yapılandırılamaması çok daha önemlisi, bunun&nbsp;<strong>yasa</strong>&nbsp;/ yönerge vs. ile&nbsp;<strong>sınırlarının</strong>&nbsp;çizilememesinin payı büyüktür.</p>



<p><strong>Kaşif</strong>&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>’nun&nbsp;<strong>AKP</strong>&nbsp;iktidarında yaşadığı sorunlar,&nbsp;<strong>Türkiye</strong>’deki kadrosundan kendine ulaştırılan “<strong><em>Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre hesapları vs. ile ilgili belgelerle</em>” </strong>farklı bir boyut kazandı.</p>



<p>Bunları yayınlayacağından emin olduğu,&nbsp;<strong>Soner</strong>&nbsp;<strong>Yalçın</strong>’ın “Oda TV”sine sızdırdığı iddiası sonunun başlangıcı olsa da&nbsp;<strong>tasfiyesinin</strong>&nbsp;temel sebebi değildir.</p>



<p><strong>Kaşif</strong>&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>’nun tasfiye edilmesinin temel sebebi, birilerinin onu&nbsp;<strong>Milli İstihbarat Teşkilatı</strong>’nda kendine rakip, yönetime aday görmesidir.</p>



<p>Lafı hiç dolandırmadan söylüyorum arkadaşlar.</p>



<p><strong>Kozinoğlu</strong>’na kim “<strong>tutuklanmayacaksın, Türkiye’ye gel</strong>” sözü, garantisi verdiyse fail odur.</p>



<p>Bir noktada&nbsp;<strong>Kaşif</strong>&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>&nbsp;suikastı, merhum&nbsp;<strong>Necip</strong>&nbsp;<strong>Hablemitoğlu</strong>&nbsp;suikastına benzer.</p>



<p>İkisi de&nbsp;<strong>teşkilatın</strong>&nbsp;iç hesaplaşmasıdır.</p>



<p>Doğrudur,&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>’nun cemaate yönelik iktidarı, <strong>Türkiye’yi</strong>&nbsp;uyaran mektupları mevcuttur. Lakin&nbsp;<strong>Kozinoğlu,</strong>&nbsp;cemaatin tasfiye edemeyeceği kadar büyük ve derin bir isimdir.</p>



<p><strong>Kaşif</strong>&nbsp;<strong>Kozinoğlu</strong>’nun yazdığı mektuplar için okumanız gereken kaynak budur:&nbsp;</p>



<p><em>(<u>http://m.babil.com/kasif-kozinoglunun-mezara-goturmedigi-sirlar-kitabi-ergun-gedek?gclid=CJPr-qGjqcgCFaINcwod9xQByQ)</u></em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-30.png" alt="image 30" class="wp-image-20883" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 16" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-30.png 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-30-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>MAK’IN KURUCULARI ARASINDA</strong></p>



<p>1980&nbsp;yılında&nbsp;Özel Harp Dairesi‘nde göreve başladı. 1992 yılında Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın istihbarat ve eğitim ile ilgili bölümlerinde görev yaptı. Özel Kuvvetlerin bir kolu olan kısa adı MAK olan Muharebe Arama Kurtarma Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı.</p>



<p><strong>ASYA BÖLGESİNE ATANDI</strong></p>



<p>1995&nbsp;yılında emekli olup&nbsp;<strong>MİT</strong>‘e girdi. Suriye,&nbsp;<strong>Bosna-Hersek</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Afganistan</strong>&nbsp;bölgesinde görev yaptı. <strong>Asya Bölgesi</strong>&#8216;nin tamamı sorumluluk alanında olduğu için <strong>Orta Asya</strong>’dan&nbsp;<strong>Çin</strong>‘e kadar gidip geldi.&nbsp;<strong>2010</strong>&nbsp;yılının <strong>Eylül</strong> ayında&nbsp;<strong>MİT</strong>&nbsp;<strong>Müsteşarı&nbsp;Hakan Fidan</strong>‘ın talimatıyla <strong>Baş Müşavir</strong> olarak <strong>Asya Bölgesi</strong>&#8216;ne atandı. <strong>Eylül</strong> ayından itibaren de 5 kez yurt dışı görevine gönderildi.</p>



<p><strong>ODA TV SORUŞTURMASINDA TUTUKLANDI</strong></p>



<p>Kaşif Kozinoğlu, 11 Ocak&nbsp;2011&nbsp;tarihinde yine görevli olarak yurt dışına gönderildi ve 9 Mart 2011 tarihinde görevden döndü. 10 Mart 2011 günü Ergenekon Savcısı&nbsp;Zekeriya Öz‘e ifade verdikten sonra Ergenekon davası kapsamında ve ODA TV soruşturması kapsamında gizli devlet belgelerini sızdırdığı gerekçesiyle mahkeme tarafından tutuklanarak&nbsp;Silivri‘deki cezaevine konuldu.</p>



<p><strong>CEZAEVİNDE ŞÜPHELİ BİR ŞEKİLDE ÖLDÜ</strong></p>



<p>12 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde kaldığı odada fenalaştı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Kâşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011 tarihinde 56 yaşında iken İstanbul, Silivri Cezaevi’nde kalp krizinden vefat etti. Kâşif Kozinoğlu, ölmeseydi 22 Kasım 2011 tarihinde ilk duruşmasına çıkacak idi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">BOSNA&#8217;DA KEMAL KAHRAMANOĞLU</h3>



<h5 class="wp-block-heading">Kaşif Kozinoğlu&#8217;nun yazdığı ve kendisine verdiği mektubu açıkladı. <strong><em>25 Aralık Pazartesi 2017 ODA TV</em></strong></h5>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="701" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-29.png" alt="image 29" class="wp-image-20882" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 17" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-29.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/04/image-29-768x421.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Oğuzhan Uğur, “babala” adlı youtube kanalında, Kaşif Kozinoğlu’nun Bosna’daki daha önce gündeme gelmeyen gizli görevini anlattı.</h3>



<p><strong>Kâşif Kozinoğlu</strong>&#8216;nun cezaevindeki koğuş arkadaşı <strong>Emekli Albay Hasan Atilla Uğur’</strong>un oğlu, İnternet Televizyonu <strong>Babala TV</strong>&#8216;nin sahibi<strong> Oğuzhan Uğur</strong>; <strong>Oda TV</strong> davasında yargılanırken, savunma yapamadan cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden MİT Asya sorumlusu&nbsp;<strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nun kendisine verdiği mektubu açıkladı.</p>



<p><strong>Oğuzhan Uğur</strong>, “<strong>babala TV</strong>” adlı<strong> Youtube </strong>kanalında, <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nun Bosna’daki daha önce gündeme gelmeyen gizli görevini anlattı.</p>



<p><em><strong>“Bosnalılar, Sırp sniperlar tarafından avlanıyorlar. Kim müsaade etti buna. O zamanın Cumhurbaşkanı rahmetli İzzetbegoviç, Türkiye’den yardım istiyor</strong></em>” diyen <strong>Oğuzhan</strong> <strong>Uğur</strong> şunları söyledi:</p>



<p><strong>“TÜRK SUBAYI KİM; KEMAL KAHRAMANOĞLU”</strong></p>



<p>“Türkiye göndersin tabi uçaklarını, tanklarını Sırpların üzerine öyle bir şey var mı? Begoviç çok akıllı bir adam, biliyor ki Türkiye uçak, tank göndermez, biz de snipera karşılık sniperla karşılık verelim, ama bölgede sniper yok, sniper eğitmek kolay mı? ‘Bizim de sniper timleri kurmamız lazım’ diyor ve Türkiye’den bu konuda yardım istiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tabi ki buna kayıtsız kalmıyor. Kendini çeşitli görevlerde kanıtlamış kahraman bir Türk subayını görevlendiriyor.&nbsp;<strong>Türk subayı kim; Kemal Kahramanoğlu. Girip bakın Google’a, kesinlikle bulamayacaksınız. Çünkü onun gerçek adı Kaşif Kozinoğlu’ydu.&nbsp;</strong>MİT’in dış operasyonlar sorumlusu. Türkiye Cumhuriyeti onu uçakla Bosna yakınlarında bırakıyor paraşütle, o inip Bosna köylülerini bulup eğitmeye başlıyor.”</p>



<p><strong>“YAŞANMIŞ ŞEYLER İYİ ANLATILIR UNUTMA!”</strong></p>



<p>Oğuzhan Uğur, “Kaşif Kozinoğlu, yaşadığı bu Bosna hikayesini kendi el yazısıyla kağıtlara yazıp bana teslim etti” diyerek şöyle devam etti:</p>



<p>“28 Mayıs 2011’de, Silivri’de gece tam 01:30’da yazmış. Hayatın gerçeği şudur, güçlü olan zayıfı daima ezer. Adalet ise arada sırada da olsa tecelli eder. Amcan K.K. Yaşanmış şeyler iyi anlatılır unutma! Bir gün ölürsem eğer bunu sen anlatacaksın gelecek nesillere demişti. Allah geçinden versin canım, Kaşif Kozinoğlu, dağ gibi bir adam, ölürsen ne demek. Bunu bana verdikten kısa bir süre sonra rahmetli oldu.”</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-gomme-tutucu wp-block-embed-gomme-tutucu"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('video');</script><![endif]-->
<video class="wp-video-shortcode" id="video-20599-1" width="640" height="360" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://cdn.odatv4.com/images/2017_12/2017_12_25/video_8f3b0.mp4?_=1" /><a href="https://cdn.odatv4.com/images/2017_12/2017_12_25/video_8f3b0.mp4" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://cdn.odatv4.com/images/2017_12/2017_12_25/video_8f3b0.mp4</a></video></div>
</div></figure>



<p><strong>İŞTE HAKKINDAKİ İDDİALAR</strong></p>



<p><strong>Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür</strong>, sahibi olduğu iddia edilen <strong>atin.org</strong> adlı sitede sık sık <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nu hedef aldı. <strong>Kozinoğlu</strong>’nun adını Yavuz Ataç, Orhan Çoban gibi isimlerle sık sık geçirdi. Rakiptiler.</p>



<p><strong>Kozinoğlu</strong>, <strong>Doğu Perinçek</strong>&#8216;in ekibinden olan <strong>Aydınlıkçılar</strong>’ın da hedefindeydi. Buna göre; dönemin<strong> İşçi Partisi</strong> (isim değiştirerek Vatan Partisi oldu) <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nun da içinde bulunduğu bir ekibin <strong>Doğu Perinçek</strong>’e suikast planladığını 90’lı yılların sonlarında gündeme getirdi. Konuyla ilgili suç duyurularında bulunuldu.</p>



<p>2004 yılında hakkında hazırlanan iddianameyle; <strong>Kozinoğlu</strong>’nun <strong>Alaattin Çakıcı</strong>’nın <strong>Karagümrük</strong> baskınıyla ilgili <strong>Yargıtay</strong>’daki davanın geciktirilmesi ya da lehine karar çıkartılması yönünde taleplerde bulunduğu iddia edildi.</p>



<p><strong>Alaattin Çakıcı</strong>’yı tanımadığını söyleyen <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>, bu davadan 5 ay hapis cezası aldı. </p>



<p>Eski <strong>Emniyet Müdürü Hanefi Avcı</strong> da, <strong>Kozinoğlu</strong>’nun ismini <strong>Susurluk Komisyonu</strong>’nda zikretmişti. İşin&nbsp;<strong>“tuhaf”</strong>&nbsp;yanı her iki isim de <strong>Oda TV</strong> iddianamesiyle tutuklandılar!</p>



<p><strong>MİT</strong>’te başkan ve üst makamlara gelebilmek için 4 yıllık bir üniversite bitirmek şart. <strong>Kozinoğlu</strong> 3 yıllık <strong>Harp Okulu</strong>’nu bitirdi. <strong>Taşkent Üniversitesi</strong>’nden aldığı söylenen diplomasının sahte olduğu Nisan 2005 tarihinde ortaya atıldı.</p>



<p>Evet, işte&nbsp;<strong>“çok şey bilen adam”</strong>&nbsp;diye lanse edilen ve 56 yaşında tutukluyken hayatını kaybeden <strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>’nun, kendi ağzından ve<strong> Oda TV</strong> ek klasörlerinden yaşam öyküsü böyle…</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-15.png" alt="image 15" class="wp-image-21696" width="810" height="419" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 18"></figure>



<h3 class="wp-block-heading">AMCASI TUFAN KOZİNOĞLU ANLATTI.</h3>



<h5 class="wp-block-heading">Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi&#8217;nde 13 Kasım 2011 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu hakkında bilinmeyenleri amcası Tufan Kozinoğlu anlattı.</h5>



<p><strong>Trabzon</strong>&#8216;da yayın yapan <strong>Kuzey Ekspres Gazetesi</strong>&#8216;ne konuşan amca <strong>Tufan Kozinoğlu</strong>, Kaşif Kozinoğlu&#8217;nun ölümünün 40. gün mevlidini okutmak için Trabzon&#8217;a geldiğini belirtti. Amca Tufan Kozinoğlu, kimsenin yeğenine vatan haini demeye hakkı olmadığını belirterek, <em>&#8220;Vatansever bir evladımızı zamansız ve beklenmedik bir şekilde kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Evladımızı kaybedeli 40 gün oldu. 40. gün mevlidini, doğduğu mahalle olan <strong>Erdoğdu Mahallesi Camii&#8217;</strong>nde okutmak ve onu anmak için <strong>Trabzon</strong>&#8216;a geldik.<br>Benim bütün yaşantım bir tarafa, çocuğumuzun ölümünden duyduğum üzüntü bir tarafa, bana en çok dokunan durum; bu çocuk <strong>Trabzon</strong>&#8216;da doğdu, o doğduğunda <strong>Sotka Mahallesi</strong>&#8216;nde oturuyorduk. Kulağına ezanı bir hafız ağabeyimiz vardı o okudu. Ailece çok derin bir üzüntü yaşıyoruz, bu ölüm bizim için zamansız ve beklenmedik oldu&#8221;</em> dedi.<br><strong>&#8220;Kimsenin ona vatan haini demeye hakkı yok&#8221;</strong> diyen <strong>Kozinoğlu</strong> <em>&#8220;Tutuklandığı süre boyunca kendisini Silivri&#8217;de ziyarete gittim. Konuştuk, hapisten çıktığında işine döneceğini, 65 yaşında emekli olacağını düşünüyordu. Emekli olduktan sonra da 4 tane kitap yazmak istiyordu. Yani içerisinde olduğu süreçten alnının akıyla çıkacağından o kadar emindi. Kendinden bu kadar emindi. Çünkü yanlış hiçbir şey yapmadığına inanıyordu. Son görüşmemizde bana, <strong>&#8216;4 sayfalık bir iddianame var, bunun içinde tek doğru olan benim Trabzonlu olduğum&#8217; </strong>demişti. Doğduğu yeri seven, vatanını seven ve vatanı için canla başla çalışan bir insandı. Askeriyede mavi bereliler vardı, bordo bereli özel birlikleri de kendisi kurdu. Burada bir espri var, bordo-mavi olsun istedi, Trabzonspor&#8217;a olan sevgisini böyle gösterdi. Bunu düşünebiliyor musunuz? Özel kuvvetleri o kurdu, hatta oğlunun adını da &#8216;Özel&#8217; koydu. Memleketine ve işine sevdalı bir adamdı</em>&#8221; şeklinde konuştu.<br>Amca Tufan Kozinoğlu, yeğeni ile görevde olduğu süreçte en son 1991 yılında görüştüğünü ve bunun ardından da tutuklandıktan sonra Silivri&#8217;de görüştüğünü belirterek &#8220;Kaşif ile görevde olduğu süreçte en son 1991 yılında görüşmüştüm. Ben Almanya&#8217;da yaşıyorum. Almanya&#8217;ya görevli geldi, bana uğradı, bir yer bulduk, oraya yerleşti. Bir ay sonra a tamamen ortadan kayboldu. Sokakta görse selam dahi vermiyordu. Tutuklandıktan sonra Silivri&#8217;ye onu ziyarete gittiğimde, <strong>&#8216;amca gördün mü, bana diyordun ki oğlum niye arayıp sormuyorsun. Ben sizinle sürekli görüşseydim, benim evi nasıl dağıttıysalar senin evini de öyle dağıtırlardı&#8217;</strong> dedi. Kendi ailesini korumak için bizimle bağlarını tamamen koparmıştı. Devamlı aileden uzak kaldı. Çok nadir telefonla konuşurduk o kadar.<br><strong>AMCASINDAN İNCİR, HAMSİLİ PLAV VE SİMİT İSTEMİŞ</strong><br><strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>&#8216;nun <strong>Trabzon</strong>&#8216;u ve <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;u çok sevdiğini hatırlatan <strong>Tufan Kozinoğlu</strong> <em>&#8220;<strong>Trabzonspor</strong>&#8216;un da üyesiydi. <strong>Trabzonspor</strong>&#8216;un<strong> Rus</strong> takımı <strong>CSK Moskova</strong> ile oynadığı maçın ardından <strong>Silivri</strong>&#8216;ye onu ziyarete gittim. Maçı izleyip izlemediğini sordum. İzlediğini söyledi. Amca dedi,<strong> &#8216;Torosan incir reçeli, hamsili pilav bir de Trabzon simidini o kadar özledim ki</strong>.&#8217; Oraya getirme şansımız yoktu ama &#8216;çıkınca bunları yeriz oğlum&#8217; dedim, ama olmadı&#8221;</em> ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>ÖZBEKİSTAN VE AFGANİSTAN VATANDAŞI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/11/image-edited.png" alt="image edited" class="wp-image-21753" width="804" height="503" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 19"></figure>



<p><strong>Kaşif Kozinoğlu</strong>&#8216;nun Uzakdoğu ve Orta Asya&#8217;yı çok iyi bilen bir adam olduğunu da söyleyen amca <strong>Kozinoğlu</strong>, <strong>&#8220;Kendisi Özbekistan vatandaşı ve generalidir. Afganistan vatandaşıdır. Bu payeler sevilen insanlara verilir. Bu bölgelerde ne kadar ve nasıl çalışmış ki oradaki insanlar ona o payeyi vermiş. Tutuklandıktan sonra gazetelerde ve televizyonlarda kendini görünce, ifşa oldu düşüncesiyle, &#8216;İşte ben şimdi öldüm&#8217; dedi&#8221;</strong> ifadesini kullandı.</p>



<p>Kaşif Kozinoğlu’nun amcası Tufan Kozinoğlu, yeğenin ölümü üzerinden geçen 5 yıla rağmen acılarının dün gibi taze olduğunu söyledi. Amca Kozinoğlu, <strong><em>“Biz Karadeniz’in köklü bir ailesiyiz. Amcalarımız, İnönü Savaşları’nda şehit düştü. Kaşif, ülkesi için hizmet eden, milliyetçi, Atatürkçü bir vatanseverdi. Ölümünün arkasında FETÖ’nün olduğu belliydi. Evladımızı suçsuz yere cezaevinde yatırdılar. Silivri’deki koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur bu konuyu defalarca gündeme getirdi. Çok üzgünüz. Amca olarak baba yarısıyım. Kanımı, canımı kaybettim”</em></strong> dedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Hasan Atilla Uğur: <strong>‘Beni öldürebilirler’</strong></h3>



<p><strong>Silivri Cezaevi’ndeki koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur ise, Kozinoğlu’nun ölümünde FETÖ parmağı olabileceğini belirterek şunları söyledi:</strong></p>



<p><em>“Kaşif ağabey güvenilir bir insandı. 8 ay boyunca aynı koğuşta kaldık. Sürekli olarak ‘Ben neden buradayım’ diye soruyordu. Bunun bir kumpas olduğunu, bir gün&nbsp;son&nbsp;bulacağını anlatmaya çalıştık. Bir keresinde ‘<strong>Ato 2008-2009’da F tipinin yurtdışındaki faaliyetlerini rapor ettim. Beni öldürebilirler’ </strong>demişti. Kaşif ağabeyi görevi başındayken Türkiye’ye çağırıp tutukladılar. Kaşif ağabey, Özel Kuvvetler’de binbaşı rütbesindeyken, MİT’e geçmiş, kurum içinde boğuşa boğuşa yükselmiş biriydi. Orta ve Batı Asya’da koodinatör olarak görev yapmıştı. Son görevi sırasında FETÖ’nün gerçek amacını gördüğünü anlatmıştı. Yurtdışında FETÖ’ye haraç ödemeden kimsenin ihale bile alamadığını söylüyordu. Son görev yerinden Türkiye’ye dönerken FETÖ ile ilgili hazırladığı istihbarat dosyasını eski MİT Müsteşarı Emre Taner’e ilettiğini söylemişti. Kozinoğlu bu raporu gönderdikten sonra hedef tahtasına oturtuldu. Kozinoğlu’nu tutuklayan şahış şu an kaçak olan FETÖ’cü Zekeriya Öz adlı kişidir. Herkes kalp spazmı geçirebilir. Bizlere geçmişte kalp rahatsızlığı olduğunu söylemişti. Kan sulandırıcı ilaç içiyordu. Bilinci açık ve ayakta koğuştan çıkarıldı. Çok kısa süre sonra gardiyanlar yanımıza gelip Kozinoğlu’nun öldüğünü söyledi. Sonradan kamera kayıtlarını izlenmişler. Kalbi durmadığı halde kalp masajı yapıldığı söylendi. Rahmetli, FETÖ’cülerin hedefindeydi. Kendisi tek bir duruşmaya bile çıkamadan yaşamını kaybetti. Bu cinayetin failli bellidir.”</em></p>



<h3 class="wp-block-heading">Hasan Ataman Yıldırım: <strong>‘Ölümü şüphelidir’</strong></h3>



<p><strong>Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalan bir diğer isim, Hasan Ataman Yıldırım ise şu iddiaları dile getirdi:</strong></p>



<p><em>“Kaşif Bey, FETÖ’nün hedefindeydi. Orta Asya’daki FETÖ yapılanmanın illegal işlerini rapor edince hedef tahtasına oturtuldu. Kendisi de FETÖ’nün hedefinde olduğunu biliyordu. Hakkında arama kararını duyunca MİT Müsteşarı Fidan ile görüşüyor. Hakan Fidan kendisine ‘Tutuklama olmayacak, sadece ifadeniz alınacak’ demiş. Kozinoğlu’nun ifadesini alan kişi Zekeriya Öz adlı şahıs. Kozinoğlu’nun ölümü şüphelidir. Ölümünden yaklaşık 10 yıl önce ‘Kırık Kalp Sendromu’ nedeniyle kalp krizi geçirdiğini söylemişti. Ancak ilk kriz sırasında anjiyo yaptırmamış. Kaşif Bey, rahatsızlandığında koğuştan yürüyerek çıkacak durumdaydı. Kozinoğlu’nu hastaneye götürmek için gelen ambulansta doktor olmadığı, teknisyen bulunduğu ve kalbi durmadığı halde kalp masajı yapıldığı bilgisine ulaştık. Kaşif Bey’den bir gece önce de Atilla rahatsızlanmıştı. FETÖ belki de Kaşif Bey’i hastaneye yetiştirecek ambulansı kasıtlı olarak doktorsuz göndermiş olabilir.”</em></p>



<h3 class="wp-block-heading">FETÖ Çatı İddianamesi: &#8216;<strong>İntikam senaryosu kuruldu</strong>&#8216;</h3>



<p><strong>Kozinoğlu</strong>’nun ölümüyle ilgili <strong>FETÖ Çatı İddianamesi</strong>&#8216;nde ilginç iddialara yer veriliyor. <strong>“MİT Görevlisinin Ölümü”</strong> başlıklı bölümde şu iddialar öne sürülüyor:<br><br><em>“OdaTV davasında casusluk yaptığı iddia edilerek Kaşif Kozinoğlu, 10.03.2011 günü tutuklanmış ve devletine yıllarca fedakar şekilde hizmet ettiği için kırık kalp sendromuna yakalanmıştır. Kozinoğlu 12.11.2011 günü tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Casusluk suçu ile Kaşif Kozinoğlu’nun uzaktan yakından ilgisi yoktur. Dava tamamen FETÖ’nün intikam için kurduğu senaryodur. Orta Asya’da FETÖ’nün okullarının ülke yararına çalışmadığını ve cemaatin&nbsp;eğitim&nbsp;faaliyetinin devletin lehine olmadığını, bu yapının şirket,&nbsp;okul&nbsp;ve mensuplarının etkinlik ve ilişkilerinin ülkemize hiçbir katkı sağlamadığını görerek istihbarı çalışma yürüten Kaşif Kozinoğlu örgütün hedefi haline gelmiştir. FETÖ, gaddarca ve ondan intikam almak için suç ve soruşturma uydurmuştur. Uygulanan haksızlık sonucu kırık kalp sendromu geçirerek ölmüştür.”</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-16.png" alt="image 16" class="wp-image-21697" width="807" height="303" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU 20" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-16.png 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-16-768x288.png 768w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Türk Özel Kuvvetleri Komutanlığı Azerbaycan’da. Fotoğrafta Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Özel Kuvvetler Komutanı Kemal Yılmaz Paşa ve efsane istihbaratçı Kaşif Kozinoğlu ile eğitilen Azerbaycan askerleri var.</strong></figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Hikmet Çiçek yazdı ODA TV</h3>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>12 Kasım 2019 Salı / Hikmet ÇİÇEK ODA TV</strong></h3>



<p>MİT Orta Asya şefi Kâşif Kozinoğlu, bundan tam 8 yıl önce 13 Kasım 2011 günü Silivri Cezaevi&#8217;nde kuşkulu bir biçimde hayatını kaybetti. Kozinoğlu, Oda TV tertibi kapsamında tutuklanmıştı.</p>



<p>Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Kaşif Kozinoğlu&#8217;nu &#8220;<strong>oğlum</strong>&#8221; diye hitap edecek kadar çok severdi. Birçok konuda ona fikir danışır, düşüncelerini önemserdi. Kozinoğlu&#8217;nun tutuklandığını duyunca akıl erdiremedi, çok öfkelendi. Nasıl olur da &#8220;oğlum&#8221; dediği bu MİT görevlisi tutuklanırdı?</p>



<p><strong>KİM BU KOZİNOĞLU</strong></p>



<p>1955 doğumlu, Trabzonlu olan Kâşif Kozinoğlu 1976&#8217;da Harp Okulu&#8217;ndan mezun oldu. 1980 yılında başladığı Özel Kuvvetler görevindeyken çeşitli kurslar gördü, sonraları bunların eğitimini verdi ve çeşitli görevlerde bulundu.<strong>&nbsp;</strong>1995 yılında MİT&#8217;ten gelen talep üzerine, kendi isteğiyle piyade binbaşı rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu ve MİT&#8217;e geçti.</p>



<p>Uzun süreler Suriye, Bosna Hersek, Azerbaycan, Afganistan başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde çeşitli görevlerin yanında Bosna&#8217;da yaptığı hizmetlerinden sonra bir kışlaya Kâşif Kozinoğlu adı verildi. Son görevi ise MİT Orta Asya baş müşavirliğiydi.</p>



<p><strong>O OKULLARI KOZİNOĞLU KAPATTIRDI</strong></p>



<p>Özbekistan, Türk cumhuriyetleri içinde<strong>&nbsp;&#8220;FETÖ okullarına&#8221;</strong>&nbsp;karşı en sert tutumu alan devletti. Bu okulları yasadışı faaliyetlerinden dolayı kapatmıştı.</p>



<p>Emniyet ve istihbarat kurumları içinde yuvalanmış FETÖ elemanlarına göre nedeni Kaşif Kozinoğlu&#8217;ydu!</p>



<p>10 Mart 2011 günü, özel yetkili savcı Zekeriya Öz&#8217;e verdiği ifadede,&nbsp;<strong>&#8220;İrtica benim görev alanım değildir. Görevim de değildir&#8221;&nbsp;</strong>demesine rağmen Kozinoğlu FETÖ’nün hedefi oluyordu.</p>



<p>Hayatında Rusya&#8217;ya hiç gitmediği, buranın görev bölgesi olmadığı halde Kozinoğlu, Odatv soruşturmasında, Rusya&#8217;daki cemaat operasyonları hakkında belge sızdırmakla suçlanıyordu.</p>



<p><strong>BELGEYE BAK</strong></p>



<p>&#8220;<strong>Belge</strong>&#8221; denilen &#8220;<strong>Koz</strong>&#8221; adı verilmiş dijital bir word sayfasından ibaretti.</p>



<p>Sayfada şunlar yazılıydı:</p>



<p><strong>&#8220;Rusya ve Özbekistan&#8217;daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu&#8217;ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım. Kozinoğlu&#8217;ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim.&#8221;</strong></p>



<p>Kaşif Kozinoğlu&#8217;nun tutuklanması için bu sözde belge kanıt olarak gösterildi.</p>



<p>İşte böyle bir kişinin, adını Afganistan&#8217;da görev yaparken duyduğu, iktidara karşı sert muhalefet yapan bir haber sitesine, Odatv’ye hem de kendi adıyla belge gönderdiğine inanmamız isteniyordu!</p>



<p><strong>MİT: KOZİNOĞLU GÖNDEREMEZ</strong></p>



<p>Kaldı ki, Kozinoğlu&#8217;nun Odatv&#8217;ye ya da Soner Yalçın&#8217;a gönderdiği iddia edilen belgeler onun görev alanıyla ilgili değildi. Kozinoğlu, savcı Zekeriya Öz&#8217;ün sorusuna şöyle cevap veriyordu:</p>



<p><strong>&#8220;Benim elimde Afganistan ve Pakistan bölgelerine ait belgeler vardır. O bölgede çalıştığım için. Bizde kompartımasyon sistemi vardır, başka odalara gidip belge alamam, o belgeler nereden çıktıysa yazıcısı bellidir. Her koridorda kamera vardır, bizim koridorlara girmemiz yasaktır. Ayrı bir birimdir, birimler arası geçiş yasaktır.&#8221;</strong></p>



<p>Kozinoğlu&#8217;nun avukatlarının bilgi talebi dilekçesine MİT&#8217;ten gelen, Odatv iddianamesinin ek klasörlerinde bulunan resmi yanıt bunu doğruluyor. MİT cevabında şöyle deniliyor:</p>



<p>&#8220;Müsteşarlığımız bilgi sistemlerinde kullanıcılar, bulunduğu hiyerarşi ve çalıştığı birim kapsamında sadece iş kuralları dâhilinde yetkili oldukları yazılar ile dosyalar içerisindeki dokümanlara erişebilmektedirler. Söz konusu sistemlerdeki erişim kayıt altına alınmaktadır.</p>



<p><strong>&#8220;Bu kapsamda, Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı emrinde görevli olmayan Kaşif Kozinoğlu&#8217;nun, bu Başkanlığa ait yetkili olmadığı herhangi bir dokümana Müsteşarlık bilgi sistemlerinden erişim imkanı bulunmamaktadır.&#8221;</strong></p>



<p><strong>MİT&#8217;TE ASKER İSTEMİYORLAR</strong></p>



<p>Kaşif Kozinoğlu, MİT&#8217;teki değişimden büyük rahatsızlık duyuyordu.&nbsp;<strong>&#8220;MİT&#8217;te asker bırakmayacaklar&#8221;</strong>&nbsp;diyordu. Müsteşar değişince emekliliğini istedi. Ancak yeni müsteşar Hakan Fidan bunu kabul etmedi.&nbsp;<strong>&#8220;Sen bize Orta Asya&#8217;da çok lazımsın&#8221;</strong>&nbsp;diyordu. 2010 yılının Eylül ayında Asya bölgesine Başmüşavir olarak atandı.</p>



<p><strong>FİDAN&#8217;LA NEREDE TANIŞTI</strong></p>



<p>Kozinoğlu&#8217;nun Hakan Fidan&#8217;la tanışmaları çok daha eskilere<strong>&nbsp;&#8220;Binbaşı Kaşif&#8221;&nbsp;</strong>olduğu zamana dayanıyor. Kozinoğlu, savcı Öz&#8217;ün kendisi gibi emekli ÖKK subayı ve o dönemde Ergenekon tutuklusu olan değerli arkadaşım Levent Göktaş&#8217;la ilgili soruya şu yanıtı veriyordu:</p>



<p><strong>&#8220;Mustafa Levent Göktaş benim rütbe olarak altımda çalıştı. Özel Kuvvetlere gelenlere eğitim veriyordu. Bir dönem de Azerbaycan ordusunu eğitmeye gittiğimizde orada da kendisi subaydı. Grubun içinde eğitmendi&#8230; Emir komuta bende olduğu için aramızda herhangi bir güç mücadelesi de olması söz konusu değildir.&#8221;</strong></p>



<p>İki ÖKK subayının Azerbaycan&#8217;da olduğu tarih 1992.<br>İfadede olmayan, Aydınlık&#8217;a ulaşan bir iddiayı da soru sorarak biz ekleyelim.<br>Hakan Fidan da orada mıydı? Tanışmaları da oradan mıydı?<br>İlişkileri nasıldı, bilemiyoruz. Ancak samimi olduklarını söyleyen kimseye rastlamadık!</p>



<p><strong>MEHMET EYMÜR’LE İLİŞKİ</strong></p>



<p>Fidan&#8217;la ilişkisini bilemiyoruz fakat Mehmet Eymür&#8217;le nasıl olduğunu biliyoruz!</p>



<p>Eymür&#8217;ün MİT içinde düşmanca tutum aldığı, sürekli suçladığı kişilerin başında eski Müsteşar Senkal Atasagun geliyorsa, ikincisi Kozinoğlu&#8217;dur. ABD&#8217;ye kaçtıktan sonra faaliyete geçirdiği ATİN sitesinde, muhtemelen kendisinin yazdığı,&nbsp;<strong>&#8220;MİT personelinden acı itiraflar&#8221;</strong>&nbsp;başlıklı bir mektup yayınlamış ve burada Kozinoğlu&#8217;ndan&nbsp;<strong>&#8220;Teşkilatın Yeşil&#8217;i&#8221;</strong>&nbsp;diye söz etmişti.</p>



<p>10 Mart 2011 günü Kozinoğlu&#8217;nu,<strong>&nbsp;&#8220;Silahlı terör örgütüne üye olma&#8221;</strong>&nbsp;iddiasıyla ve<strong>&nbsp;“kaçma şüphesi olduğu”&nbsp;</strong>gerekçesiyle tutuklayan yargıç Resul Çakır,&nbsp; Odatv ve Şike kumpaslarının görüldüğü İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken, 2011 yılında Yargıtay üyeliğine seçilmişti. Çakır, 16 Temmuz 2016 akşamı Türkiye&#8217;den kaçmıştı!</p>



<p><strong>SİLİVRİ CEZAEVİ</strong></p>



<p>Kâşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü savcı Zekeriya Öz&#8217;e ifade verdikten sonra mahkeme önüne çıkarıldı ve tutuklandı.</p>



<p>Metris&#8217;ten Silivri 1&#8217;nolu Cezaevi&#8217;ne sevk edildi. Ergenekon sanığı emekli Albay Hasan Atillâ Uğur ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın kaldığı B1 koğuşuna konuldu.</p>



<p>Hasan Ataman Yıldırım, Aydınlık’ta çıkan dizi yazısında şöyle diyordu:</p>



<p>“14 Mart 2011 Pazartesi akşamüstü koğuşumuza geldi. Çok şaşkındı.</p>



<p>Bir suçum yok, yakında avukatım itiraz eder, tahliye olurum, diye düşünüyordu. Ben ve Atilla Albay ise morali bozulmasın diye, inşallah diyorduk, ancak içimizden durumun böyle olmadığını, onun da komploya kurban edildiğini düşünüyorduk.”</p>



<p><strong>ELYAZILARINI NEDEN AYDINLIK&#8217;A GÖNDERDİ</strong></p>



<p>“Yazdığı yazıların toplamı yaklaşık bin sayfa civarındaydı. Medyanın halini gördükçe sadece yazıların değerini bulabileceği Aydınlık gazetesi olduğunu tespit etmişti. Vefatından sonra Kaynak Yayınları&#8217;ndan çıkan “Kâşif Kozinoğlu&#8217;nun Mezara Götürmediği Sırlar” kitabında yayımlanan yazıların hepsini yazıldıkları günlerde bize okumuştu. Zaten kitapta orijinal el yazıları da basılıdır.”</p>



<p><strong>KÂŞİF KOZİNOĞLU&#8217;NUN ÖLÜMÜ</strong></p>



<p>Hasan Ataman Yıldırım’ın yazısından aktaralım</p>



<p>“Tarih, 12 Kasım 2011 Cumartesi. Kâşif Bey günlük spor ve banyosundan sonra 18.15 civarı kalp krizi geçirdi. Tansiyonu yüksekti. Nöbetçi personel tarafından ancak 18.40 civarı koğuştan çıkarıldı.</p>



<p>Daha sonra öğrendiğimize göre, cezaevinin mahkûm kabul kısmında yine bilinci açık, nabzı atar ve konuşur durumda bekledi. Bu saatler infaz koruma memurlarının günlük vardiya nöbetlerinin değişme saati olduğundan eski ve yeni vardiya personeli halen cezaevinde bulunuyordu.</p>



<p>“112 Acil yaklaşık 18.50&#8217;de geldi, ancak ambulansta doktor yoktu. Kâşif Bey burada da nöbetçi memurdan yanına ayrıca memur vermesini istedi. Ambulansla gelen iki teknisyenin kalp masajı yaptığı söyleniyor. Ancak kalp halen çalışıyor ise, yani kalp durmadan kalp masajı yapılmasının hayati tehlike yaratacağını, yani çalışan kalbi durduracağını sonradan öğreniyoruz!..</p>



<p>Ambulansla Kâşif Bey&#8217;i TEM yolu kullanılarak Silivri Devlet Hastanesi&#8217;ne doğru yola çıkarılıyor. Ambulans görevlileri durumun kötü olduğunu söyleyerek hastaneye haber verince, hastaneden nöbetçi doktor başka tam teşekküllü bir ambulansla yola çıkıyor ve TEM çıkışında gelen diğer ambulansı karşılıyor. Kâşif Bey, yeni ambulansa transfer ediliyor ve doktor müdahale ederek, 19.10&#8217;da hastaneye varılıyor, ancak yaşam emaresi olmamasına rağmen kalp masajı yapılıyor ve 19.30&#8217;da kesin olarak öldüğüne karar veriliyor. Daha sonra Adli Tıp Kurumu ön otopsi raporuna göre damar tıkanıklığına bağlı kalp krizi sonucu öldüğü belirtiliyor.</p>



<p>Netice olarak ilk ağrının gelmesinden sonra ancak bir saat sonra hastaneye ulaşabilmiştir. Cezaevi yerleşkesinde bu şartlarda bütün tutuklular için durum aynıdır. Kalp krizi geçirildiğinde kurtulmak imkânsızdır.”<a href="https://fthrnlr.files.wordpress.com/2016/04/wp-1459877370397.jpeg" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p>



<h1 class="wp-block-heading">Sır adamın sır ölümü&#8230;</h1>



<p>Kaşif Kozinoğlu, hakim karşısında savunmasını veremeden, şüpheli bir şekilde öldü. FETÖ medyası, “Kalp krizi” dedi.</p>



<p><strong>FETÖ&#8217;nün CIA bağlantısını kuran eski MİT&#8217;çi Enver Altaylı, FETÖ elebaşı Fethullah Gülen&#8217;e yazdığı mektupta, Kaşif Kozinoğlu hakkında şu ifadeleri kullanmıştı: MİT Müsteşarı olmaya çalışıyor. Böyle bir şey olursa Allah Fethullah Hoca Efendi’yi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur.&#8221;</strong></p>



<p>O dönem Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü üzerine Kanal 7 ekranlarına çıkan gazeteci Fehmi Koru,&nbsp;<strong>“Kaşif Kozinoğlu, hapse girebilecek bir tip değildi. Kalbini bilerek zorladı” diyerek, Kaşif Kozinoğlu’nun kendi kendini öldürdüğü imasında bulundu.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">KAŞİF KOZİNOĞLU’NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ</h3>



<p>Kaşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011’de rahatsızlandığını söyledi. Ambulansa bindirilen Kaşif Kozinoğlu, daha sonra yol üstünde başka bir ambulansa alındı. Hastaneye geldiğinde “ölü” olarak kayıtlara geçti.</p>



<p><strong>Üzerinde yapılan otopside “kalp krizi” sonucuna varıldı. Doku örnekleri ise, Silivri Devlet Hastanesi’ne giren 30’lu yaşlarındaki bir kişi, “Su sebili montajı” yapacağını söyleyerek İhtisas daire Başkanlığı&#8217;na girdi. Önce başkanı odadan çıkardı, daha sonra tetkik yapılan odaya girip personeli odadan çıkardı. Doku örneklerinin çalındığı ve yerine sahte örnekler bırakıldığı iddia edildi.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-14-kasif-kozinoglu-20599/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://cdn.odatv4.com/images/2017_12/2017_12_25/video_8f3b0.mp4" length="21078315" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-13-ismet-zeki-eyuboglu-21399/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-13-ismet-zeki-eyuboglu-21399/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Nov 2023 17:33:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21399</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-ZEKI-EYUBOGLU-1.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="İsmet ZEKİ EYÜBOĞLU" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-ZEKI-EYUBOGLU-1.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-ZEKI-EYUBOGLU-1-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-ZEKI-EYUBOGLU-1-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU 22"></div>Yaşadığı gibi düşünmeyi, düşündüğü gibi yaşamayı kendi ne ilke edinen, insanı gerçek bütünlüğü içinde toprağıyla, taşıyla, anlamanın yolunu açan bir aydın İsmet Zeki EYÜBOĞLU&#8230;( 1925-2003) Araştırmacı-yazar ve çevirmen. 20 Ekim 1925’te Trabzon’un Maçka İlçesi&#8217;nde dünyaya geldi. 12 Kasım 2003’te İstanbul’da yaşama veda etti. Bazı yapıtlarını Derviş Kerem ve Derviş Niyazi imzaları ile kaleme aldı. Şakire&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Yaşadığı gibi düşünmeyi, düşündüğü gibi yaşamayı kendi ne ilke edinen, insanı gerçek bütünlüğü içinde toprağıyla, taşıyla, anlamanın yolunu açan bir aydın İsmet Zeki EYÜBOĞLU&#8230;( 1925-2003)</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-Zeki-Eyuboglu.png" alt="Ismet Zeki Eyuboglu" class="wp-image-21405" width="807" height="402" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU 23" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-Zeki-Eyuboglu.png 840w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-Zeki-Eyuboglu-768x382.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-Zeki-Eyuboglu-570x285.png 570w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Ismet-Zeki-Eyuboglu-370x185.png 370w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<p><strong>Araştırmacı-yazar ve çevirmen. 20 Ekim 1925’te Trabzon’un Maçka İlçesi&#8217;nde dünyaya geldi. 12 Kasım 2003’te İstanbul’da yaşama veda etti. Bazı yapıtlarını Derviş Kerem ve Derviş Niyazi imzaları ile kaleme aldı. Şakire Hanım ile Ziraatçi Abdullah Eyüboğlu’nun oğlu, TBMM 2. Dönem Trabzon Milletvekili Mehmet Rahmi Eyüboğlu&#8217;nun yeğeni, yazar Sabahattin Eyüboğlu, şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ile mimar Mualla Eyüboğlu ile amca çocuklarıdır.</strong></p>



<p>Maçka Merkez İlkokulu’nu (1938), Yenikapı Ortaokulu’nu (1944) ve Vefa Erkek Lisesi’ni (1948) bitiren <strong>İsmet Zeki Eyüboğlu</strong>, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe, Tarih ve Klasik Filoloji bölümlerinden 1953’te mezun oldu. <strong>“Lucretius’ta Bilgi Kavramı”</strong> adlı Latince teziyle aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. Bir süre Özel Gazetecilik Okulu’nda felsefe ve edebiyat dersleri verdi (1956-58). İsmet Zeki Eyüboğlu, Türkiye Felsefe Kurumu, TYS, Edebiyatçılar Derneği, Eyüboğlu Kültür ve Sanat Vakfı, Vefa Lisesini Bitirenler Derneği üyesiydi.</p>



<p><strong>İsmet Zeki Eyüboğlu</strong>’nun ilk ürünü 1946’da &#8216;<em><strong>Tarihten Sesler</strong></em>&#8216; adlı dergide yayımlandı. Ardından <em>Y<strong>eşilay </strong></em>dergisinde yazdı; <strong><em>Dünya</em> ve <em>Cumhuriyet</em></strong> gazeteleri ile <strong><em>Varlık, Yansıma, Soyut, Yeni Ufuklar</em> ve <em>İnsan </em></strong>dergilerinde sürekli yazıları yayımlandı. Edebiyat, felsefe, mitoloji, arkeoloji, dil ve folklor alanlarında özgün görüşler dile getirdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0007.jpg" alt="IMG 20230723 WA0007" class="wp-image-21407" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU 24" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0007.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0007-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0007-1536x864.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p><strong>İsmet Zeki Eyüboğlu</strong>, ayrıca Klasik Filoloji ve Tarih bölümlerinde de okudu. Bir süre felsefe, tarih ve edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra çevirmenlik ve serbest yazarlığı iş edindi. Çalışmalarını Anadolu uygarlığı, halk bilim varlıkları ve Türk dili araştırmaları konularında yoğunlaştırdı. İlk araştırma ve derleme çalışmalarını Karadeniz folkloru ve halk edebiyatı üzerine yaptı. Bu türden halk bilimi konusundaki ilk yazıları <strong><em>Türk Folklor Araştırmalar</em>ı </strong>dergisinde (1948-58) yayımlandı. 1958 yılından itibaren yaptığı araştırma, inceleme yazıları, eleştirileri ve derleme çalışmaları <strong><em>Yelken, Yeni Ufuklar, Türk Dili, Dünya, Soyut, Varlık, Cumhuriyet, Yansıma, Kıyı </em> </strong>gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Fatih Sultan Mehmet için, onun döneminden günümüze kadar, yazılan şiirleri derleyerek 1953 yılında <em>“<strong>Destanlar İçinde Fatih</strong>”</em> adlı bir antolojide yayımladı. Divan edebiyatını inceledi  ve Divan şiirinde işlenen değişik konular üzerine araştırmalar yapıp yayımladı. Anadolu kültürü üzerine yaptığı araştırmalar ile Almanca, Latince, Arapça, Farsça gibi dillerden yaptığı çeviriler ilgiyle karşılandı.<strong> Yedi Askı</strong> şairlerinin ve <strong>Hz.Ali</strong>’nin şiirlerini <strong>Türkçe</strong>&#8216;ye kazandırdı. <strong>Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası</strong> sahibiydi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">ÖDÜLLERİ</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>1995 Hacı Bektaş Barış Ödülü</strong></li>



<li><strong>1996 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü.</strong></li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">ESERLERİ</h3>



<p><strong>Şiir:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Taşoluğun Başında, İst.: Pencere, 1998</li>



<li>Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı, İst.: Pencere, 1999</li>
</ul>



<p><strong>Araştırma-İnceleme:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar, İst.: Okat, 1968</li>



<li>Divan Şiirinde Sapık Sevgi, İst.: Okat, 1968</li>



<li>Baki, İst.: Kitaş, 1972</li>



<li>Tanrı Yaratan Toprak: Anadolu, İst.: Sinan, 1973</li>



<li>Alevilik, Sünnilik, İslam Düşüncesi, İst.: Der, 1973</li>



<li>Anadolu İnançları, İst., 1974 (daha sonra Anadolu İnançları-Anadolu Mitolojisi adıyla İst.: Geçit, 1987)</li>



<li>Cinsel Büyüler, İst.: Seçme Kitaplar, 1975 (daha sonra Sevgi Büyüleri)</li>



<li>Anadolu Kuvvet Macunları, İst.: Seçme Kitaplar, 1976</li>



<li>Cinci Büyüleri-Yıldızname, İst., 1976</li>



<li>Anadolu Halk İlaçları, İst.: Hürriyet, 1977</li>



<li>Aşk Duaları, Cinler, Cinciler, İst.: Seçme Kitaplar, 1977</li>



<li>Anadolu Büyüleri, İst.: Der, 1978</li>



<li>Bütün Yönleriyle Bektaşilik, Alevilik, İst.: Yeni Çığır, 1980</li>



<li>Şeyh Bedrettin ve Varidat, İst.: Der, 1980</li>



<li>Anadolu Uygarlığı, İst.: Der, 1981</li>



<li>Günün Işığında Tasavvuf: Tarikatlar, Mezhepler Tarihi, İst.: Geçit, 1987</li>



<li>Bütün Yönleriyle Mevlâna Celaleddin: Yaşamı, Felsefesi, Düşünceleri, Şiirleri, İst.: Özgür, 1988</li>



<li>Hacı Bektaş Veli, İst.: Özgür, 1989</li>



<li>Nietzsche: Eylem Ödevi, İst.: Broy, 1991</li>



<li>Yunus Emre, İst.: Geçit, 1991</li>



<li>Pir Sultan Abdal, İst.: Geçit, 1991</li>



<li>Hatayi (Şah İsmail), İst.: Geçit, 1991</li>



<li>Alevi-Bektaşi Edebiyatı, İst.: Der, 1991</li>



<li>Abdal Musa, İst.: Geçit, 1991</li>



<li>Sömürülen Alevilik, İst.: Özgür, 1991</li>



<li>Bütün Yönleriyle Kaygusuz Abdal: Yaşamı, Düşünceleri, Etkisi, İst.: Özgür, 1992</li>



<li>İslamda Bölünmeler, Çelişmeler (Refah’ın Tırmanışı), İst.: Pencere, 1994</li>



<li>Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik, İst.: Say, 1994</li>



<li>Günümüzde Alevilik, İst.: Nefes, 1997</li>



<li>İslamın Çöküşü, İst.: Pencere, 1997</li>



<li>Gülen Anadolu, İst.: Pencere, 1997</li>



<li>Felsefe Açısından 12 Eylül, Din, Boşluğun Egemenliği, İst.: Pencere, 1997</li>



<li>Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk, İst.: Say, 1998</li>



<li>İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendilik, İst.: Cumhuriyet, 1998</li>



<li>İrticanın Ayak Sesleri, İst.: Cumhuriyet, 1998</li>



<li>Karanlığın Ayak Sesleri: Kadirilik, İst.: Cumhuriyet, 1999</li>



<li>Çağımızın Çevrintileri, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Dilin Kemiği, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Toplum Sarsıntıları, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Dilin Kapısı, Pencere, İst., 1999</li>



<li>Uygarlığın Işıldakları, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Anadolu Gerçeği, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Felsefe Yazıları, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Ortaçağ Felsefesi, İst.: Pencere, 2002</li>



<li>Bilgelerin Dilinden, İst.: Pencere, 2002</li>



<li>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk Kadını, İst.: Pencere, 2007</li>



<li>İran Edebiyatı, İst.: Pencere, 2007</li>
</ul>



<p><strong>Deneme:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İnsanın Boyutları, İst.: Çağdaş, 1979</li>



<li>Geçmişin Yaşama Gücü, İst.: Adam, 1982</li>



<li>Uygarlığın Çıkmazları, İst.: Uygarlık, 1990</li>



<li>Tarihin İlkeleri, İst.: Say, 1991</li>



<li>Gelin Canlar Söyleşelim, İst.: Pencere, 1997</li>



<li>Yansımalar, Yankılar, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Belleğin İzdüşümleri, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Yoksul Özdeyişleri, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Uyanış, İst.: Pencere, 2006</li>
</ul>



<p><strong>Anı:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anılar, İst.: Pencere, 1999</li>



<li>Öğrenciler, İst.: Pencere, 2002</li>
</ul>



<p><strong>Derleme:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Destanlar İçinde Fatih, İst.: İÜ Öğrenci Birliği, 1953</li>



<li>Karadeniz Aşk Türküleri, İst.: Ada, 1976</li>



<li>Atatürk’ten Özdeyişler, İst.: Uygarlık, 1981</li>



<li>Kendi Sözleriyle Atatürk İlkeleri, İst.: Uygarlık, 1981</li>



<li>Karadeniz Türküleri, İst.: Anadolu Sanat, 1995</li>



<li>Çin Denemeleri, (çev. W. Eberhard) İst.: Say, 1996</li>



<li>Âşık Sadık, (S. Özbek’le) İst.: Pencere, 1997</li>
</ul>



<p><strong>Sözlük:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İlkokullar İçin Türkçe Konuşturan Sözlük, İst.: Okat, 1969</li>



<li>Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, İst.: Sosyal, 1988</li>



<li>Türkçe Kökler Sözlüğü, İst.: Remzi, 1988.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="705" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0003-e1690114071673.jpg" alt="IMG 20230723 WA0003 e1690114071673" class="wp-image-21408" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU 25" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0003-e1690114071673.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0003-e1690114071673-768x282.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/IMG-20230723-WA0003-e1690114071673-1536x564.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">KÜLTÜRÜMÜZÜN AĞIR İŞÇİSİ: İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU</h2>



<div class="wp-block-media-text is-stacked-on-mobile" style="grid-template-columns:15% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="200" height="200" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image.jpeg" alt="image" class="wp-image-21409 size-full" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -13- İsmet Zeki EYÜBOĞLU 26" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image.jpeg 200w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-150x150.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<h4 class="wp-block-heading"><em><strong>“Uyanmak, yataktan kalkmak, yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltıya oturmak değildir, düşünsel alanda üreticiliğe soyunmaktır. Uyanmak, geleceğe uzanmaktır, yarının karanlığını yırtacak ışıldağı yaratmaktır.”</strong></em></h4>



<p><strong>Yavuz Ali Sakarya &#8211; Antalya Körfez Gazetesi &#8211; 14 Ağustos 2021</strong></p>
</div></div>



<h3 class="wp-block-heading">&#8220;<strong>Eyüboğlu soyadının gurur anıtlarından biri</strong>&#8220;</h3>



<p>Yıllarca önce yitirdiğimiz İsmet Zeki Eyüboğlu’nun, bir kültür ve sanat insanı olarak araştırmacı kimliğiyle kültür ve sanatımızdaki yerini, edebiyatımızdaki önemini Ahmet Oktay, “Türk yazınının, Türk düşünce yaşamının en açık anlamıyla “ağır işçisi” diyerek göstermektedir. Ele alıp işlediği ilginç konulara ve yazdığı kitapların sayısına ve oylumuna bakınca, “ağır yazı işçisi, tam bir kültür adamı” olduğu konusunda hiç kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Tanıyanların, kitaplarını okuyanların ortak yargısı, onun aynı zamanda bir filozof, bir düşünce insanı olduğu yönündedir.</p>



<p>Gerçek bir fikir adamı olan İsmet Zeki Eyüboğlu, kalender yapılı, gösterişi sevmeyen, inandığını yapan, doğru bildiğinden şaşmayan, asla övgü beklemeyen, sorgulayıcı bir yapıda gece gündüz üreten, Türk ekinine katkısı büyük bir aydın olarak iz bırakmıştır. Soyadını taşıdığı “Eyüboğlu” ailesinin diğer tanınmış bireyleri (Sabahattin Eyuboğlu, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Eren Eyuboğlu ve Mualla Eyuboğlu kadar ünlü olmada da, toplumun gözü önünde olmasa da, kanımca kendi alanında en az onlar kadar üretken ve çalışkan birisidir. Eksiği yoktur.</p>



<p>Çok iyi bir araştırmacı, çok iyi bir çevirmen olan İsmet Zeki Eyuboğlu, 1925 senesinde Trabzon iline Maçka ilçesinde yaşama gözlerini açmıştır. 1948 senesinde İstanbul’da Vefa Lisesi&#8217;ni, 1953 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde bulunan Klasik Filoloji Bölümü&#8217;nü bitirmiş, Felsefe ve Tarih okumuş, kendini çok iyi yetiştirmiştir.</p>



<p>Çalışmayı seven yapısı, ilgi alanlarının genişliği, okumaya ve yazmaya olan merakı, donanımlı ve birikimli oluşu sayesinde çok verimli bir yaşam sürmüş ve Türk edebiyatına ve düşünce tarihine değişik alanlarla çok sayıda kaynak kitap kazandırmış değerli bir insandır.</p>



<p>Osmanlı döneminde toplumun seçkinlerini, eğitimli azınlığını, okumuş yazmışlarını temsil eden Divan edebiyatı üzerine yaptığı yoğun ve titiz çalışmalarla bu edebiyat türünün gerçek yapısını ortaya çıkartan araştırmacının İsmet Zeki Eyuboğlu olduğunu söylersek, bir gerçeği ifade etmiş oluruz.</p>



<p>İsmet Zeki Eyuboğlu’nun, meraklı yapısından, ilgi alanlarının çokluğundan ve araştırmacı bir ruha sahip oluşundan söz ettik. Oldukça geniş çalışma alanında, Divan şiirinden tutun da Kaygusuz Abdal&#8217;a kadar, Mevlâna Celâlettin-i Rumi’den tutun da Tarikatlar, Mezhepler Tarihi&#8217;ne kadar, Felsefe yazılarından tutun da Anadolu Uygarlığına ve mitolojiye (söylence bilimine) kadar uzanan zengin bir birikimi vardı. Yazmayı ve üretmeyi, yaşam biçimi haline getiren İsmet Zeki Eyüboğlu, kitaplarına derin bilgilerini yansıtarak kültürümüze katkı koymayı ilke edinmiş ve bunu başarmış bir kişilik olarak iz bırakmış bir ekin insanıdır.</p>



<p>Türk Dili üzerine yaptığı çalışmaları, ayrıntılı biçimde inceleyerek hazırladığı “Etimoloji (Sözcük kökenbilim bilgisi) Sözlüğü”, bile tek başına onun adını araştırmacı-yazar olarak unutulmaz kılmaya yeter de artar bile. Kaldı ki, kendisi aramızdan ayrılmış olsa bile, onun değişik konu başlıklarında yazdığı çok sayıda kitap, bugün büyük bir boşluğu doldurarak Türk ekinine hizmet vermeye devam etmektedir. Kitapları yeniden yeniden basılmaya, yoğun biçimde okunmaya, aramızdan bedenen ayrılması yıllar alsa da İsmet Zeki Eyuboğlu kaynak konumundaki kitaplarıyla yaşamaya, okurları sayesinde soluk alıp vermeye devam ediyor.</p>



<p>*</p>



<p>Trabzon iline bağlı Maçka ilçesinin “Ocaklı” köyünden olan İsmet Zeki Eyuboğlu, ünlü yazar Sabahattin Eyuboğlu, şair ve ressam Bedri Rahmi Eyuboğlu ve mimar Mualla Eyuboğlu’nun kuzenidir. Sanat anıtı bir ailenin en saygın üyelerinden biridir.</p>



<p>İsmet Zeki Eyuboğlu, 14 yaşında bir ergen iken “Nakşibendilik” tarikatına girmiş, daha sonra altı yıl boyunca orada yaşadıklarını ve tarikat hakkındaki araştırmalarını “İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendilik” adlı kitapta toplamıştır.</p>



<p>İsmet Zeki Eyuboğlu’nun, yazın yaşamına erken yaşlarda şiir yazarak başladığı bilinmektedir.</p>



<p>Kendisi, 1956–1958 Özel Gazetecilik Okulunda felsefe ve edebiyat dersleri vermiştir; 1970’li yıllardan itibaren “Dünya” ve “Cumhuriyet” gazeteleriyle “Varlık, Yansıma, Soyut, Yeni Ufuklar, İnsan” ve “Yelken” dergilerinde edebiyat, felsefe, kültür, dil, halkbilimi, arkeoloji, mitoloji gibi çeşitli konularda inceleme araştırma yazıları yazmıştır. Yazdığı yazılarında ve hazırladığı kitaplarında, hemen tüm eserlerinde Anadolu Uygarlıkları, Halk Bilgisi Varlıkları ve Türk Dili konularına yoğunlaşmış ve Türkiye’nin aydınlanmasına büyük önem vermiştir. Bir aydınlanma savaşçısı olarak yurdum insanının aydınlanması için kendini işine adamış bir yazın adamıdır.</p>



<p>Öğrencilik döneminde Klasik Filoloji, Felsefe ve Tarih bölümlerinde eğitim gören İsmet Zeki Eyuboğlu, mezuniyet sonrasında kısa bir süre felsefe ve edebiyat öğretmeni olarak çalıştıktan sonra, yazarlığı seçmiş, çalışmalarını Anadolu uygarlığı, halk bilgisi varlıkları, Türk dili konularında yoğunlaştırarak, nitelikli ürünlere imza atarak bağımsız bir yazar olarak yaşamını sürdürmüştür.</p>



<p>Yazarlığının ilk yıllarında özenle ürünler hazırladığı ve çok iyi bildiği Karadeniz folkloruna (halk bilimine) yönelik ürettiği yazılar,“Türk Folklor Araştırmaları Dergisi”nde yayınlanmıştır.</p>



<p>Latince, Almanca ve İngilizce başta olmak üzere pek çok dil bilen İsmet Zeki Eyuboğlu, çevirileriyle de Türk diline, Türk ekinine pek çok yapıt kazandırmıştır. Yoğunluklu olarak Almanca, Latince, Arapça, Farsça gibi dillerden Türkçeye çeviriler yapmış, çeviri konularını bilinçli bir biçimde ve uzmanlık alanına göre seçerek yapmıştır. Çevirileri dışında Dünya, Cumhuriyet, Soyut, Varlık, Yansıma, Türk Dili, Aydınlık ve benzeri yayın organlarında çok sayıda derleme, araştırma ve inceleme yazıları yayımlanmıştır.</p>



<p>İsmet Zeki Eyüboğlu, Divan Edebiyatı, Türk Dili, Tasavvuf Edebiyatı ve Tarihi, Alevi-Bektaşi Kültürü, Anadolu Uygarlıkları, felsefe, mitoloji, arkeoloji, Karadeniz Folkloru gibi pek çok alanda eserler vermiş, gerçek anlamda çok çaplı bir yazardır.</p>



<p>*</p>



<p>“Öğrenciler” başlıklı kitabının arka kapağında yer alan tanıtım cümlesinin, onun yazdığı her kitap için verdiği emeğin boyutunu örneklemeye yeterli olduğunu düşünüyorum.</p>



<p>“Öğrencilerin kaynağı genelde yirmi yıl süren bir gençlik döneminin izlenimleri (1933-1953).” Yirmi yıllık bir emek tek bir kitap için az şey mi? Onun, öğrenci kavramı, öğrencinin dünyası, bilimsel, bireysel kimliği üzerine söyledikleri birçok öğrenci için geçerli durum saptamalarını içermektedir: Şöyle ki:</p>



<p>“Ben, bugün bir öğrenciyim. Ne denli yavaş yürüsem bile, bu öğrencilik dönemi bir gün bitecek, kendi yaşamımı kendi emeğimle sürdürme gereğinde kalacağım. Kendimden başka elimden tutanım, yardımıma koşanım olmayacak, olsa bile bunlar geçici bir nitelik taşıyacak. Peki ben bu toplum için neyim? Toplum bana ne verecek? Okulda öğretilenlerle sorumlu, yükümlü tutulacaksam, geleceğimin ışığı bugünden sönmüş demektir.”</p>



<p>İsmet Zeki gerçek bir aydın olarak, ayrım yapmadan hem doğu hem de batı kültürünü özümsemiş bir sanat eri idi. Doğuyu anlayabilmek için batı düşüncesini bilmenin, özümlemenin gereğini çalışmalarıyla, araştırmalarıyla kanıtlayan biriydi. Hiçbir kültürü bir diğerine yem yapmamıştı. Hepsine eşit mesafede yansız yaklaşmış, her seferinde nesnel değerlendirmeler yapmıştır.</p>



<p>Ünlü düşünür Nietzsche&#8217;den çevirerek dilimize kazandırdıkları yapıtların tümü felsefe, kültür ve sanat ağırlıklı eserlerdi. O, kültür kavramını, felsefi boyutuyla derinlemesine ele alan, bir bütünlük içinde algılayan, değerlendiren geniş boyutlu düşünen ve ülkemizde ender yetişen aydınlar arasında idi. Anadolu bozkırında nadir yetişen bir düşünürdü.</p>



<p>O, Anadolu aşığı Halikarnas Balıkçısı gibi Mavi Anadoluculardan biri idi bence. Titizlikle kaleme aldığı “Anadolu Uygarlığı” kitabının başında ‘‘Neden Anadolu?’’ adlı giriş yazısını, konusu son derece önemli olduğu için kitabın yazılma gerekçesini açıkladığı için birlikte okuyalım, onun bilinenleri nasıl sarstığını, yerleşmiş, yüzeysel kanıtları nasıl yerle bir edip yerlerine araştırma ve düşünce ürünü gerçekleri değişik boyutlarıyla ortaya koyduğunu, Anadolu’nun hakkını nasıl Anadolu’ya verdiğini, Anadolu aşkını yalın biçimde görelim:</p>



<p>“Anadolu uygarlığı asla göçebe, dilenci türünden bir uygarlık değildi, onun otağla, çıkınla, ayranla ilgisi yoktur. Yerleşmiş, kurumlarını sağlam dayanaklar üzerine oturtmuş, kimliğini kazanmış bir uygarlık olup onunla sürüp gidiyor.”</p>



<p>Ne diyebiliriz! Yaşadığı coğrafyayı iyi tanımak, değerini bilmek böyle bir şey. Bunu en iyi başaran düşünür-yazarlardan biri İsmet Zeki Eyuboğlu’dur. Bu kesin. Yazıya konu etmemizin de gerekçesi bu zaten. Bir fazla kişi haberdar olursa, bir fazla kişi onu okursa, bir fazla kişi yurduna, ulusuna, değerlerine sahip çıkarsa kazancımız o olur. İsmet Zeki Eyuboğlu, çok değişik kültürel konulara özgün yaklaşımlarıyla ve akılcı görüşleri ile yolumuzu aydınlatıyor, aydınlatmaya da devam edecek. Yaşadığı sürece bir aydın olarak içinde bulunduğu topluma karşı sorumluluklarını hep bildi ve aksatmadan yerine getirdi ve o da her fani gibi sonunda doru tayına binerek, ardında güzel izler bırakarak sonsuzluğa göçtü. Bu kadar ışık saçan, bu kadar verimli, bir insanın ışıklar içinde olmak hakkıdır diye düşünüyorum. Sonsuz ışık diliyorum.</p>



<p>*</p>



<p>1925 yılında Trabzon iline bağlı Maçka ilçesinde doğan İsmet Zeki Eyuboğlu, 12 Kasım 2003 yılında Yakalandığı lenf kanseri nedeniyle İstanbul’a ölene kadar durmadan yazdı, bir araştırmacı-yazar ve çevirmen olarak toplum nezdinde giderek sivrildi. Yazar Eyuboğlu, düşünsel üretimden, geleceğe uzanmaktan, karanlığı yırtmaktan yana idi, Toplumu değiştirmek, geliştirmek ana düşüncesi idi.</p>



<p>“Uyanmak, yataktan kalkmak, yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltıya oturmak değildir, düşünsel alanda üreticiliğe soyunmaktır. Uyanmak, geleceğe uzanmaktır, yarının karanlığını yırtacak ışıldağı yaratmaktır.” Diyordu. O da nazım gibi, halkını, bilinçlenmeye, üretmeye, kurşun eritmeye çağırıyordu.</p>



<p>*</p>



<p>Yazar Eyuboğlu, 1948 yılında Vefa Lisesi’ni, 1953 yılında da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede “Lucretius’ta Bilgi Kavramı” başlıklı bir tez hazırlayarak yüksek lisans çalışmasını da tamamladı.</p>



<p>İsmet Zeki Eyüboğlu; çalışmalarını özellikle “Divan edebiyatı, Türk dili, Tasavvuf edebiyatı ve tarihi, Alevi-Bektaşi kültürü, Anadolu uygarlıkları, felsefe, mitoloji, arkeoloji” ve “Karadeniz folkloru” gibi pek çok alana ağırlık vererek, çok sayıda eser üreterek sürdürdü. Yerini sağlamlaştırdı.</p>



<p>Zaten sıra dışı bir aileden geliyordu. Eyuboğlu ailesi Trabzon’un iyi eğitimli köklü ailelerinden biriydi Eyuboğlu ailesi.</p>



<p>Yazar İsmet Zeki Eyuboğlu, 1995 yılında Hacı Bektaş Barış Ödülü’nü, 1996 yılında Türkiye Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’nü kazanmıştır. Bu kadar verimli bir insanın sadece iki ödülle kalması bence haklı değil, ama onun ödül peşinde olmayacak kadar olgun olduğunu, yazılarını ödül bekleyerek yazmadığını biliyoruz. Ama laf aramızda, çok sayıda inceleme-araştırma kitabı, şiir, antoloji ve çeviri kitapları olan Yazar İsmet Zeki Eyuboğlu’nun, gerçek bir araştırmacı, iyi bir çevirmen olarak çok daha fazla ödül hak ettiğini de biliyoruz.</p>



<p>*</p>



<p>Değerli yazar İsmet Zeki Eyüboğlu’nun ölümünün ardından kimi yazarlarımız görüş ve düşüncelerini şöyle dile getirmişlerdir:</p>



<p>Sami Karaören: Tek başına bir okul gibiydi. Çalışkan, bilgili, yetenekli, çözümleyici bir aydındı. Kökenbilim açısından yapılmış çok büyük Türkçe Sözlüğü vardır ki; şu anda tek başvuru kaynağı konumundadır.</p>



<p>Adnan Özyalçıner: Edebiyatımızın, dilimizin, gelenek ve göreneklerimizin yetkin bir araştırmacısıydı. Bundan sonra bu işi yetkinlikle yapabilecek başka biri olur mu bilemiyorum.</p>



<p>Ahmet Oktay: Türk yazınının, Türk düşünce hayatının gerçek bir ağır işçisiydi. Batı düşüncesinin Türkiye’ye aktarılması için elinden gelen her şeyi yapmış, bu yolda çile çekmiş bir insandır. Türkçenin bilinmesi, geliştirilmesi yolunda da yoğun çaba harcamış bir kültür insanıdır.</p>



<p>Ahmet Öztürk: Sessiz kahramanlarımızdan biriydi. Kendisini hiç göstermez, sürekli çalışırdı. Eserleriyle hepimize değerli kaynaklar bıraktı.</p>



<p>Cenap Karakaya: Bilgili, aydın, çalışkan bir kültür adamıydı. Kültürümüzü layıkıyla bilen önemli bir insandı.</p>



<p>Hulki Aktunç: Bu dünyanın sağını da solunu da bilen, kültürlerin doğusunu da batısını da bilen biri idi. Böyle kültür insanları ne yazık ki, çok az.</p>



<p>Muzaffer Erdoğdu: Anadolu, gerçek bilgelerinden birini kaybetti.</p>



<p>Murat Batmankaya: “İsmet Zeki Eyüboğlu ile dört sene önce tanıştık. Önceleri aramızda çevirmen-editör ilişkisi vardı. Daha sonra bu ilişki usta-çırak ilişkisine dönüştü. Kendisinden sözcüklerin kökenini bilmeden konuşmamayı öğrendim. Kendisinden üretkenliğin, çalışkanlığın insanın kendisine yarar sağlamayacağını, ancak 3. şahıslara faydalı olunca anlamlı olacağını öğrendim. Yaşarken bize çok şey öğretti.” dedi.</p>



<p>Sanatçı öldüğünde ürettiği hizmetin karşılığını ne toplumdan ne de okurlarından yeterince görmedi. Bu kadar üretken bir sanatçıya karşı gösterilen vefasızlık asla haklı görülemez. Sanatçı ufukta ışığı ilk gören kişidir. O çok üretken biri olarak o ışığı pek çoğundan önce görmüş ve toplumun bilgisine ve ilgisine sunmuştur.</p>



<p>Kesinlikle bilinmelidir ki, Yazar İsmet Zeki Eyüboğlu ayarındaki sanatçılar, yazdıkları ile kaynaklık etmeye, referans gösterilmeye devam edeceklerdir. Bedenen aramızdan ayrılsalar bile eserleri ile sonsuza dek yaşayacaklardır. O, kitapları, araştırmaları, yazıları, şiirleri ve çevirileriyle hep anılacaktır. Başvuru kaynağı olmaya devam edecektir. Işığı artsın, eksilmesin.</p>



<p><strong>İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU’NUN YAPITLARI:</strong></p>



<p>Destanlar İçinde Fatih (1953) Fatih Sultan Mehmet için, zamanından günümüze, yazılmış şiirleri derleyen bir antoloji, Divan Şiirinde Sapık Sevgi (1968), Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar (1968), Baki (1972), Nietzsche (1972), Tanrı Yaratan Toprak Anadolu (1973), Anadolu İnançları (1974), Anadolu İnançları-Anadolu Mitolojisi adıyla genişletilmiş baskı, 1987),Cinsel Büyüler (2 cilt halinde) (1975), Anadolu Kuvvet Macunları (1976), Karadeniz Aşk Türküleri (1976), Anadolu Halk İlaçları (1977), Aşk Duaları / Cinler / Cinciler (1977), Felsefe Açısından 12 Eylül: Din Boşluğun Egemenliği (1977), Cinci Büyüleri ve Yıldızname (1978), İnsanın Boyutları (1979), Alevilik Sünnilik İslam Düşüncesi (1979), Anadolu Büyüleri (1978), Sevgi Büyüleri (1978),Şeyh Bedrettin ve Varidat (1980),Kendi Sözleriyle Atatürk İlkeleri (1981), Anadolu Uygarlığı (1981),Atatürk&#8217;ten Özdeyişler (1981),Bütün Yönleriyle Bektaşilik-Alevilik (1980), Geçmişin Yaşama Gücü (1982),Günün Işığında Tasavvuf, Tarikatler ve Mezhepler Tarihi (1987), Anadolu Halk İlaçları-Bitkiler, Büyüler, Macunlar, Yıldızname (1987),Anadolu Mitolojisi (1987), Mevlana Celâlettin(1988), Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü (1989),Türkçe Kökler Sözlüğü (1989),Şeytan Ayetleri Söylencesi &#8211; Zerdüşt&#8217;ün Şiirleri (1989),Sevgi Büyüleri (1989), Hacı Bektaş Veli (1989),Uygarlığın Çıkmazları (1990), Nietzsche: Eylem Ödevi (1991), Yunus Emre: Bir Ozanın İçevreninde Gezintiler (1991), Sömürülen Alevilik (1991), Abdal Musa: Bir Ermişin Işıldağıyla Aranan Gerçek (1991), Hatayi (Şah İsmail): Bir Ozanın İçevreninde Gezintiler (1991), Bütün Yönleriyle Kaygusuz Abdal (1992),Tarihin İlkeleri (1991),Alevi-Bektaşi Edebiyatı (1991),Pir Sultan Abdal (1991), Abdal Musa (1991),Divan Şiiri (1994), Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik (1994), Günümüzde Alevilik: Sorunları İlkeleri Gelişimi (1995), İslamda Bölünmeler, Çelişmeler ve Refah’ın Tırmanışı (1996), İslamın Çöküşü (1997), Felsefe Açısından 12 Eylül &#8211; Boşluğun Egemenliği (1997),Gülen Anadolu (1997),Gelin Canlar Söyleşelim (1997), Aşık Sadık (1997),Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk (1998), İrticanın Ayak Sesleri (1998), İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendilik (1998), Taşoluğun Başında (1998), Kadirilik: Karanlığın Ayak Sesleri (1999), Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı (1999), Anılar (1999), Felsefe Yazıları (2000), Yoksul Özdeyişleri (2000), Anadolu Gerçeği (2000), Dilin Kemiği (2000), Dilin Kapısı: Dil Felsefesi Üzerine Bir Deneme (2000), Toplum Sarsıntıları (2000), Uygarlığın Işıldakları (2000), Çağımızın Çevrintileri (2000), Bilgelerin Dilinden (2002), Ortaçağ Felsefesi (2002), Öğrenciler (2002), Maçka (2004), Uyanış (2005), İran Edebiyatı (2007), Atatürk Anadolu’dur (2007), Osmanlıdan Cumhuriyet’e Türk Kadını (2007)</p>



<p><strong>BAŞLICA ÇEVİRİLERİ:</strong></p>



<p>Vergilius: Sığırtmaç Türküleri (1962), Ovidius: Sevişme Yolu (1965), Nietzsche, Friedrich W.: Tarih Üstüne (1965), Pascal, Blaise: Düşünceler (1966), Nietzsche, Freidrich W.: Gezgin ile Gölgesi (1966), Konsallik, Heinz G.: Kazak Kızı Nyuşa (1974), Kays, Imriul: Yedi Askı: Arap Şiirinin İlk Parlak Dönemi (1985), Jaspers, Karl: Felsefe Nedir? (1986), Ovidius: Aşk Sanatı (1987), Kant, Immanuel: Pratik Usun Eleştirisi (1989), Cooper, J.C.: Erdemin Işığı: Taoculuk (1994), Ovidius: Dönüşümler (1994), Vergilius: Aeneas (1995), Nietzsche, Friedrich W.: Müziğin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu (1999), Hölderlin, Friedrich: Empedokles (2000), Carus, Lucretius: Varlığın Yapısı I (2001), Goethe, Johann Wolfgang von: Faust (2001), Carus, Lucretius: Varlığın Yapısı II (2001), Nietzsche, Friedrich W.: Putların Alacakaranlığı (2002), Nietzsche, Friedrich W.: Ecce Homo: Kişi Nasıl Kendisi Olur (2003), Konsalik, Heinz G.: Don’da Aşk (2004), Zerdüşt’ün Şiirleri, Mevlana: (Dörtlükler, M. K. Atatürk Nutuk (Günümüz Türkçesiyle)</p>



<p>“Tanrı Yaratan Toprak Anadolu” kitabı en beğendiğim kitaplarından biri. Bakın nasıl yaklaşıyor Anadolu’ya:</p>



<p>Bütün Akdeniz uygarlıklarının beşiği Anadolu’dur, düş değil, bir gerçek, bir tarih oluşumudur bu. Bilgece düşüncenin, sanat yaratmalarının, dinlerin yerden ot bitercesine bittiği, kaynaştığı, çevreye yayıldığı bir yerdir Anadolu. Mezopotamya uygarlığının Anadolu uygarlığından eski olduğunu, tarihin Sümerlerle başladığını savunan görüşler, düşünceler vardır. Ancak, bilimsel düşüncenin, belli bir anlayış açısından varlık bütününe, evrene, insana bakmanın Anadolu dışında geliştiğini, doğduğunu en küçük belgelere dayanarak ileri sürebilecek bir yetkili yoktur.</p>



<p>Binlerce yıllık toprağımız, yurdumuz öylesine zengin, öylesine eli açık ki çalan çalana vuran vurana tarih varlıklarımızı, sanat değerlerimizi, daha doğrusu özümüzü, bizi biz yapanı, bize kimlik kişilik kazandıranı.</p>



<p>Yerin altından çıkan Urartu tanrılarını, Hitit tanrılarını, onların görevlerini, adlarını, işlerini güçlerini bilenler, eski Anadolu insanları, o dinlere tapanlar birer bilginiymişler? Hangi tanrı vardır yalnız bilginler için doğmuş? Hangi dini bilginler yaratmış, türetmiş? Eskiçağ Anadolu tanrılarının adlarını, görevlerini, niteliklerini açıklamak pek de bilgin işi değildir. Emek ister yalnız. Hititlerin, Arinna ilinin güneş tanrıçası Vuruşemu&#8217;nun adını öğrenmek için bilgin olmak gerek değil küçük bir ilgi yeter de artar bile. Urartu&#8217;ların büyük savaş tanrısı, koruyucu tanrısı Haldi&#8217;nin ne olduğunu bilmek için uzun yıllar bilimsel çalışmalara dalmak, toz yutmak iş değil artık.” Anadolu’yu dolu ağız anlatıyor da anlatıyor. Yorulmak bilmiyor. Biz de boşuna onun için “mavi Anadolucu” demiyoruz.</p>



<p>O güzel anlatımı ile “HALİKARNAS BALIKÇISI” anlatan yazısı ile “İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU” nu bir kez daha yıldızlara emanet edelim. Bulutlar yoldaşı olsun diyelim.</p>



<p>Bir yürek daha durdu, Anadolu Anadolu diye çarpan, Anadolu’nun sesini dünyamıza duyurmak için taşan, ışıl ışıl, pırıl pırıl bir yürek daha.</p>



<p>Yirmi beş yıldır taradığım, dostluğunun sıcaklığında ısındığım Balıkçı’nın yüreği bu.</p>



<p>İçi insan sevgisiyle, Anadolu tutkusuyla, yurttaşlarını karanlıktan aydınlığa çıkarmanın özlemiyle dolan Balıkçı. Akdeniz’in, Ege’nin ışıyan maviliğinde en eski Anadolu uygarlıklarının, insanlığın gerçek atalarının yarattıkları düşünce ürünlerinin gülümsediğini bize ilk kez öğreten Balıkçı. İnsan mı insan Balıkçı.</p>



<p>Ölüm hangi yaşta gelirse gelsin, sevilen, insanın içini dolduran, yüreğini ışıklandıran bir kimsenin ardından el yazmaya, dil söylemeye varmıyor. Bir boşluk duyar gibiyim içimde, bir yalnızlığın, bir ezilmişliğin baskısı altındayım şimdi. Birer birer göçüp gidiyor dostlar, Toprak Ana’nın kucağında sonsuzluğa doğru.</p>



<p>Aydınlığında ısındığımız, bilgi pınarlarından susuzluğumuzu gidermeye çalıştığımız canlar, gönüldeşler gidiyor, bir daha ışıklarında içimizi yıkayamayacağımız, tatlı soluklarında serinleyemeyeceğimiz canlar gidiyor.</p>



<p>İlkin Sabahattin Eyuboğlu açtı bu yolu, beklenmedik bir kış günü, sessiz sessiz, kimseciklere duyurmak istemezcesine. Sonra Âşık Veysel uydu ona, derken tuz biber ekti kanayan yüreğimize Balıkçı. Şimdi, insanın kulaklarını dolduran o babacan «merhaba”larının ışıyan suyundayız.</p>



<p><strong>ÇIĞIR AÇAN İNSAN</strong></p>



<p>Halikarnas Balıkçısı bir yeni çığırdır, bir güzel düşüncenin başlangıcıdır bizim için.</p>



<p>Anadolu’nun eski uygarlıklarım bilmenin, kavramanın Anadolu’yu; Anadolu insanını, kendimizi an-lama olduğunu, ilk uygarlık ürünlerinin; doğacı, gerçek düşüncenin, bilimin Anadolu toprağında filizlendiğini, eşkin eşkin boy attığını ondan öğrendik.</p>



<p>İlkin o gösterdi bize Anadolu’da eski çağlardan günümüze değin uzayan, geçmişimize, geleceğimize ışık tutan kaynaklara varan yolu. O gösterdi bize Anadolu’nun dünya uygarlığının beşiği, Yunan, Roma, çağdaş Avrupa uygarlıklarının kaynağı olduğunu.</p>



<p>Homeros&#8217;la, Herodotos’la soydaşlığımızı ondan öğrendik. Ondan öğrendik eski Anadolu insanı ile günümüz insanı (Anadolu’nun bugünkü yerlisi)arasında kopmayan, için için sürüp giden özlü bir bağın bulunduğunu.</p>



<p>Balıkçı konuşan Anadolu’dur. Onda insan sevgisi toprakla, ağaçla, çiçekle, bitkiyle başlar. Düşüncesi mavi olan Balıkçı’nın dünyası ışıyan yeşildir. Yaşadığı gibi düşünmeyi, düşündüğü gibi yaşamayı kendi ne ilke edinen, insanı gerçek bütünlüğü içinde toprağıyla, taşıyla, anlamanın yolunu açan bir aydındı. Ona göre Anadolu insanı, Anadolu toprağı, Anadolu toprağı Anadolu insanı olmanın sağladığı bölünmez bir bütündür. İnsan ancak yaşadığı toprakla kişilik kazanır. Gerçekçi düşüncenin, ayakları yerden kesilmiş, düşler evreninde uçuşan kuruntularla en küçük bir bağlantısı yoktur ona göre. İnanmak yapmak ,kendini bir bütünlük içinde ortaya koymaktır onun düşüncesinde.</p>



<p>İnsan, doğayı seven, değerlendiren, yaşadığı toprakla yüreği arasında kopmayan bir bağlantı kurandır. Sınırlı bir anlamda da olsa insan doğadır. Balıkçı bu sonuca Ege kıyılarını, Akdeniz kentlerinin eskiçağ uygarlık ürünlerini, buluntularını inceleyerek, düşüncenin süzgecinden geçirerek vardı. Anadolu’nun her bucağında canlı bir öykünün, mithos’un yaşadığına inanır, tarihimizi, düşünce dünyamızı onlarla aydınlatmaya çalışırdı.</p>



<p><strong>KONUŞAN SULAR</strong></p>



<p>Sular konuşur, ırmaklar söyleşir, pınarlarla denizler gülüşürdü Balıkçının dilinde. «Su perisi Salmakis»’ten İris denen «Gökkuşağı»na değin toprakla, göklerle ilgili bütün düşünce varlıkları onun elinde yuğrula yuğrula bir uygarlık ürünü, güçlü bir insan yaratması olarak biçimlenir, Anadolu’nun eski, karanlık çağlarını aydınlatan bir ışıldak oluverirdi. Suları konuşturur, dağlan, tepeleri konuşturur, denizlerin dibinden çıkan eski uygarlık ürünlerini konuşturur, onlarla bugüne değin bilmediğimiz bir evrenden kucak kucak sevgiler, gerçekleri ortaya koyan, sorunları çözümleyen ışıklar getirirdi bize.</p>



<p>Anadolu toprağına duyduğu derin, güçlü sevgi, özlü saygı onu bir yandan felsefeye, biryandan tarihle arkeolojiye yöneltti. Onun anlayışına göre, en küçüğünden en büyüğüne değin, Anadolu’nun bütün suları, dağlan birer canlı tarih, birer özlü mithos niteliğindeydi. Bunlar anlaşılırsa Anadolu anlaşılır, bunlar bilinirse Anadolu bilinir. Çevresinde toplanan insanlar arasında balıkçı, bahçıvan, demirci, yazar, ozan, köylü, kentli, dişi erkek bir yürek bütünlüğünde birleşir, bir can sıcaklığında kaynaşırdı, insanı düşüncede değil de gerçek yaşamı, günlük davranışları içinde sevmesi onda humanisme(insanlık) anlayışının aydınlığa çıkan belirtisidir. Onun dünyasında ağa, paşa, bilgin, bilgisiz, soylu, düşkün diye yalancı ayrımlaşmalar değil, yaşayan, sıcaklığın, soluğunu özümüzde duyduğumuz insanlar vardır. Bu bakımdan onda da Sabahattin Eyuboğlu’nda olduğu gibi «humanisme» insan sevgisidir.</p>



<p>Balıkçı için geçerli olan insanı yorumlamak, açıklamak değil; anlamak, sevmek, onun bütünlüğünde kendini, kendi bütünlüğünde onu bulmaktır. Onun düşüncesinde insan sevgisi birlikte yaşamaya, iç içe, öz öze olmaya dayanır. Ancak seven anlar, anlayan sever ona göre. İnsan bir sevgi varlığıdır onca.</p>



<p><strong>YAŞADIĞINI YAZAN AYDIN</strong></p>



<p>Balıkçı bütün yazılarını kendi özünün sıcaklığında ısıtarak, kendince yaşayarak, duyarak yazardı, Türk yazınına deniz sevgisini, deniz insanlarını, deniz evrenini getiren odur. Öykümü yazacak yaşamıştır olayı, bir suyun başında, bir dağın doruğunda oluşan mithosu mu anlatacak, onun sıcaklığım duymuştur. Bu bakımdan gerçekçidir. Gerçek, insan sevgisiyle oluşan, özümlenen bir yaşam olayıdır onun yazılarında.</p>



<p>Söyleyiş gücünün bolluğunda insanlar birbirine karışır, birbiriyle kaynaşır. Okuyucu birden seçemez olur yapıtlarında kişileri, niteliklerini. Bu insan kalabalığı, bu baş döndürücü kaynaşma çevresini saran insan bolluğunun sonucudur.</p>



<p>Balıkçı için yazmak yaşamak, yaşamak yazmak demekti bir bakıma. Bütün yazıları sınır tanımayan, coşkun bir insan sevgisinde düğümlenir, düşüncesinin özünü insan sevgisi yoğurur.</p>



<p>Bu derin, bu güçlü sevgi eskiçağ Anadolu insanından günümüze kalan düşünce ürünlerinde biçimlenir, yoğunlaşır. Yazılarını okuyunca yüreğini kartallaşan Anadolu sevgisinin oyduğu bir “Prometheus” olarak çıkar karşımıza canlar canı Balıkçı, merhabaaa&#8230;</p>



<p>Son olarak biz de Anadolu’yu yurt, insanını can bilen herkese “Merhaba” diyerek kapatalım yazıyı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-13-ismet-zeki-eyuboglu-21399/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-12-bedri-rahmi-eyuboglu-21592/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-12-bedri-rahmi-eyuboglu-21592/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 08:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21592</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1250" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-Rahmi-1.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Bedri Rahmi" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-Rahmi-1.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-Rahmi-1-768x500.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-Rahmi-1-1536x1000.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 27"></div>Resmin Şiiri, Şairin Resmi&#8230; Ressam, Şair ve Yazar Bedri Rahmi EYÜBOĞLU Türküler bittiHalaylar durduHoronlar durduAl damar, mor damar, şah damar sustuBahçeler put kesildi birer birerMeyveler salkım saçak taş.Bir bulut uçardıBaşı boş bedavaYandı kül oldu.Hüzün geldi baş köşeye kurulduYoruldu yüreğim yoruldu.Ağaç büyür arkasında koşamamKervan yürür peşi sıra düşememYıldız akar uçsam da yetişemem.Hüzün geldi baş köşeye kurulduYoruldu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Resmin Şiiri, Şairin Resmi&#8230; Ressam, Şair ve Yazar Bedri Rahmi EYÜBOĞLU</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-kapak.png" alt="Bedri kapak" class="wp-image-21635" width="810" height="397" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 28" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-kapak.png 841w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Bedri-kapak-768x377.png 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>Türküler bitti<br>Halaylar durdu<br>Horonlar durdu<br>Al damar, mor damar, şah damar sustu<br>Bahçeler put kesildi birer birer<br>Meyveler salkım saçak taş.<br>Bir bulut uçardı<br>Başı boş bedava<br>Yandı kül oldu.<br>Hüzün geldi baş köşeye kuruldu<br>Yoruldu yüreğim yoruldu.<br>Ağaç büyür arkasında koşamam<br>Kervan yürür peşi sıra düşemem<br>Yıldız akar uçsam da yetişemem.<br>Hüzün geldi baş köşeye kuruldu<br>Yoruldu yüreğim yoruldu.</em></strong></p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1389" height="781" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/7-edited.jpg" alt="7 edited" class="wp-image-21621" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 29" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/7-edited.jpg 1389w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/7-edited-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1389px) 100vw, 1389px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Aramızdan ayrılışının 48. yılı anısına; Saygıyla&#8230;. </h2>



<h3 class="wp-block-heading">Mehmet Fatih Köroğlu / VİRA TRABZON HABER</h3>



<p>Ressam, Şair ve Yazar <strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu</strong>, Trabzon Milletvekili <strong>Mehmet Rahmi Eyüboğlu</strong>&#8216;nun oğlu, Türk aydınlanmasının öncülerinden <strong>Sabahattin Eyüboğlu</strong> ve ilk kadın mimarlardan <strong>Mualla Eyüboğlu</strong>&#8216;nun kardeşi, ressam <strong>Eren Eyüboğlu</strong>&#8216;nun eşidir.</p>



<p>Aslen Trabzon Maçkalı olan <strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu</strong>, 1911 yılında babasının kaymakam olarak görev yapmakta olduğu Giresun&#8217;un Görele İlçesi&#8217;nde dünyaya geldi. <strong>Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım </strong>çiftinin beş çocuğundan ikincisi idi. Asıl adı <strong>Ali Bedrettin</strong> iken, zamanla Ali unutuldu ve ismi önce Bedir&#8217;e, sonra Bedri&#8217;ye dönüştü. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="193" height="222" data-id="21603" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDRI-RAH.jpg" alt="BEDRI RAH" class="wp-image-21603" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 30"></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="213" height="236" data-id="21604" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDRI-RA.jpg" alt="BEDRI RA" class="wp-image-21604" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 31"></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="225" data-id="21607" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDROS-2.jpg" alt="BEDROS 2" class="wp-image-21607" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 32" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDROS-2.jpg 225w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDROS-2-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>
</figure>



<p>Çocukluğu Anadolu&#8217;nun değişik yerlerinde geçti. <strong>Samsun</strong>/<strong>Havza, Kütahya, Ankara, Artvin</strong>&#8216;de bulunduktan sonra babasının <strong>TBMM</strong> II. döneminde <strong>Trabzon</strong> milletvekili seçilmesi üzerine ailesi 1925&#8217;te <strong>Trabzon</strong>&#8216;a yerleşti. <strong>Trabzon Lisesi</strong>&#8216;nde öğrenim gördü. 1927’de okuluna resim öğretmeni olarak atanan ve yedi ay görev yapan ünlü ressam <strong>Zeki Kocamemi</strong>, yeteneğini keşfetti ve onda resme karşı ilgi uyandırdı. Bir öğrenim bursu ile <strong>Fransa</strong>&#8216;ya gitmiş olan ağabeyi <strong>Sabahattin</strong>&#8216;in gönderdiği resim kitapları, ilgisinin devamını sağladı. Edebiyata da ilgi duyan <strong>Bedri Rahmi</strong>, ilk şiirlerini de lise yıllarındayken yazdı.</p>



<p>1929’da <strong>İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi</strong>’ne girdi. <strong>Nazmi Ziya Güran</strong> ve <strong>İbrahim Çallı</strong>&#8216;nın öğrencisi oldu. Edebiyata ilgisini de sürdürerek <strong>Ahmet Haşim</strong>&#8216;den estetik ve mitoloji dersleri aldı. 1931&#8217;de diplomasını almadan, kendisiyle bursunu paylaşan ağabeyi ile beraber <strong>Fransa&#8217;</strong>ya gitti. <strong>Dijon </strong>ve<strong> Lyon</strong>&#8216;da Fransızcasını geliştirmek için çalıştı. Bu arada <strong>Gauguin</strong> ve <strong>El Greco</strong> gibi beğendiği ustaların resimlerini bulundukları müzelerden kopya etti. <strong>Van Gogh, Gauguin, Cezanne</strong> onu mesleğine bağlayan ustalar oldu. 1932 yılında, <strong>Paris´</strong>te bir ay kadar <strong>André Lhote Atölyesi</strong>´nde çalıştı; ilerde yaşamını birleştireceği <strong>Ernestine Letoni</strong> ile tanıştı. <strong>Matisse, Brague </strong>ve<strong> Chagal</strong>’ın resimlerini, Türk kilimlerini, minyatürlerini inceledi. 1933 yılında yaptığı <strong>Yavuzlu, Gülcemalli</strong> resimleri ses getirdi; o yıl <strong>Londra</strong>´ya gitti; yıl sonunda <strong>Türkiye</strong>&#8216;ye geri döndü.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="845" height="527" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/17.jpg" alt="17" class="wp-image-21625" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 33" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/17.jpg 845w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/17-768x479.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 845px) 100vw, 845px" /></figure>



<p><strong>Bedri Rahmi</strong>, yurda döndükten sonra 1934 yılında, <strong>Yeni Adam Dergisi</strong>&#8216;nde ressam olarak çalışmaya başladı. Aynı dönemde şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştı. Akademi diploma yarışmasında <strong>“Yol İnşaatı”</strong> konulu resmi ile üçüncü olan <strong>Bedri Rahmi</strong>, bu sonuçtan memnun kalmayarak yeniden yarışmaya hazırlanmak için mezun olmayı istemedi. 27 Aralık 1934 tarihinde 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. Bazı resimlerini de <strong>Ernestine</strong>&#8216;in resimleri ile beraber sergilenmeleri için <strong>Romanya</strong>&#8216;ya yollamıştı. Böylece ilk kişisel sergisi 1 Ocak 1935 tarihinde <strong>Bükreş</strong>´te <strong>Hasefler Galerisi</strong>&#8216;nde kendi katılımı olmadan açıldı. Bir firmada çevirmenlik yapmak için geçici bir süre gittiği <strong>Çerkeş</strong>&#8216;te çocukluğunun manzaralarını yeniden keşfetti. <strong>Tan Gazetesi</strong>&#8216;nde yazmaya başladığı yazıları <strong>Çerkeş</strong>&#8216;ten döndükten sonra yoğunlaştırdı. Artık <strong>İstanbul</strong>&#8216;a yerleşen <strong>Bedri Rahmi</strong>, <strong>“Eren”</strong> adını alan <strong>Ernestine Letoni</strong> ile 16 Nisan 1936 tarihinde evlendi. <strong>Tekel Genel Müdürlüğü</strong>´nde işe girdi. Vitrin düzenleyici olarak göreve başladı ve <strong>Sipahi Ocağı</strong> sigarasının kapağındaki <strong>“Koşan Mızraklı Atlar”</strong> figürünü tasarladı. <strong>Güzel Sanatlar Akademisi</strong>´nin 1936 yılında diploma yarışmasında <strong>“Hamam”</strong> adlı çalışması ile birinci olarak diplomasını aldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1696" height="954" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/4-edited.jpg" alt="4 edited" class="wp-image-21644" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 34" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/4-edited.jpg 1696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/4-edited-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/4-edited-1536x864.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1696px) 100vw, 1696px" /></figure>



<p><strong>Sovyetler Birliği</strong>´ne götürülen ve Cumhuriyet devrinin ilk yurtdışı sergisi olan Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katıldı.</p>



<p>1937 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü başkanı olan Fransız ressam <strong>Leopold Levy</strong>´in kendisine asistan olarak seçtiği birkaç genç ressamdan biri <strong>Bedri Rahmi </strong>oldu, böylece uzun yıllar sürecek akademik kariyeri başladı. Akademi Başkanı <strong>Burhan Toprak</strong> o yıllarda Türk ressamları hakkında kitaplar hazırlatıyordu. <strong>Bedri Rahmi</strong>, eski öğretmeni <strong>Nazmi Ziya Güran</strong> üzerine bir inceleme kitabı hazırlayıp, kitap haline getirdi.</p>



<p><strong>Bedri Rahmi</strong>, <strong>CHP</strong> Yurt Gezisi programı kapsamında Eylül 1938´de <strong>Edirne</strong>´ye gitti. Dönemin en önemli sanat atılımlarından olan bu gezi programını çok benimsemişti. <strong>Edirne</strong>&#8216;de insan figürü olmayan doğa resimleri çizdi., yöresel motifleri resmetti. 1 Kasım 1938 tarihinde çıkan <strong>Ses Dergisi</strong> yazarları arasında yer aldı. Resimlerini, desenlerini ve deneme yazılarını bu dergide yayımladı. 1939 ta Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisinde <strong>“Figür” </strong>adlı yapıtı ile üçüncülüğü <strong>Arif Kaptan</strong> ile paylaştı. 9 Kasım 1939 tarihinde, askerlik görevini yapmak üzere yedek subay okuluna alındı. Aynı yıl oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu dünyaya geldi.</p>



<p>1941’de askerlik görevini tamamladıktan sonra ilk şiir kitabı olan, <strong>&#8220;Yaradana Mektuplar&#8221;</strong> yayımlandı. Geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri başarılı bir biçimde kullandığı gibi şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine karşı duyduğu hayranlığı yansıttı.</p>



<p>1940’lardan sonra duvar resimlerine yönelen <strong>Bedri Rahmi</strong>, <strong>Paris</strong>’te <strong>İnsan Müzesi</strong>’nde ilkel kavimlerin sanatını inceledikten sonra güzelin yararlı, yararlının güzel olabileceği fikrini benimsedi ve eserlerinde bu görüşü yansıttı. 1942 yılında, <strong>CHP</strong>´nin yurtiçi gezileri programına ikinci kez katılarak <strong>Çorum</strong>´a ve oradan <strong>İskilip</strong>&#8216;e gitti, <strong>İskilip</strong>&#8216;te iki hafta kaldı. Bu <strong>İskilip</strong> gezisi, onun resim anlayışını etkiledi ve değiştirdi. Resimlerinde yoğun olarak halay çekenler, han avluları, çocuk emziren kadınlar, saz çalan aşıklar temalarını işlemeye başladı. 31 Ekim 1942 tarihinde Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü kazandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="865" height="562" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/14.jpg" alt="14" class="wp-image-21626" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 35" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/14.jpg 865w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/14-768x499.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 865px) 100vw, 865px" /></figure>



<p>Zamanla duvar resimlerine yönelen sanatçı 1943 yılında, <strong>Ortaköy Lido Yüzme Havuzu</strong> için ilk duvar resimlerini gerçekleştirdi. Mimari ile diğer güzel sanatlar yapıtlarının bir arada kullanılmasının güzel sonuçlar doğuracağına, mimar-sanatçı işbirliğinin gerekliliğine inanıyordu ve hayatı boyunca bunu savundu. 1945-1947 yılları arasında “<strong>Mari´nin Portresi</strong>”, <strong>“Alis I”</strong>, <strong>“Alis II”</strong> gibi önemli portre dizisini oluşturdu. Portrelerini kâğıt, bazen de tahta üzerine yapıyordu. 1946 yılında, <strong>Ankara Büyük Tiyatro</strong>´nun (operanın) girişindeki kapıların üstüne ikinci duvar çalışmasını yaptı (“Kız kaçırma” konulu bir fresk). 1946 yılı Kasım ayında<strong> UNESCO</strong>´nun Paris´te düzenlediği uluslararası sergiye gönderilen resimleri ilgi çekti.</p>



<p><strong>Bedri Rahmi</strong>, asistan olarak akademik hayatına başladığı günlerden beri öğretmenlik görevini çok önemsemiş, usta-çırak ilişkisinin önemine inanmıştı. Bu düşünceyle 1947 yılında, genç sanatçılardan oluşan “<strong>10´lar Grubu</strong>”nun kurulmasına öncülük etti. Grubun üye sayısı bir yıl içinde otuzu geçti. <strong>Bedri Rahmi</strong>, kendisini tümüyle resme vermesi konusundaki telkinlere rağmen şiir yazmayı da hiç bırakmadı ve 1948 yılının Ağustos ayında ikinci şiir kitabı <strong>“Karadut” </strong>yayımlandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="421" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDR.jpg1_.jpg" alt="BEDR.jpg1" class="wp-image-21614" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 36" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDR.jpg1_.jpg 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/BEDR.jpg1_-768x404.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Eren Eyüboğlu</strong> ile birlikte 1947 yılında <strong>D Grubu</strong>&#8216;ndan ayrılmış olan sanatçı, o yıl portrelerini sergilediği bir sergi açtı; 1950 yılında ise <strong>Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi</strong>´nde 150 resimden oluşan <strong>“Retrospektif”</strong> sergisi düzenledi ve büyük ilgi gördü. Serginin ardından birkaç aylığına <strong>Paris</strong>&#8216;teki eşinin yanına gitti. 1933&#8217;ten beri ilk defa yurtdışına çıkan <strong>Bedri Rahmi</strong>, müzeleri gezdi ve <strong>İnsan Müzesi</strong>´nden çok etkilendi. Başörtüsü veya kilimin hem güzel, hem işe yarar olması gibi sanat eserlerinin bir iş görmesi gerektiği düşüncesi sanat anlayışını şekillendirdi. “Güzel yararlı olmalıdır” düşüncesinden hareketle <strong>“Yazmacılık”</strong> geleneğine yeni bir yorum getirdi. Eşi ile birlikte 1950&#8217;de yurda döndükten sonra İstanbul&#8217;da<strong> Maya Sanat Galerisi&#8217;</strong>nde sergi açtı. Aynı yıl, <strong>Kariye Camii</strong> düzenlemesini yaptı ve <strong>Bizans</strong> mozaikleriyle ilgilenmeye başladı. 1951 yılında, <strong>“Küçük Sahne” </strong>yi süsledi. ve ilk <strong>“Yazma Sergisi”</strong> ni açtı. 1953 yılında Yazmaları ve özgün baskıları <strong>Philadelphia Print Club</strong>&#8216;da sergilendi. 14 Eylül´de <strong>Time Dergisi</strong> iki renkli sayfa ayırdı. 1954 yılında <strong>Bedri Rahmi “Türk Tepsisi”</strong> adlı motifi ile Steuben Glass adlı bir firmanın tertiplediği yarışmada ödül kazandı ve motif kristale oyularak teşhir edildi.</p>



<p>Yazı yazma tutkusunu ise 1951&#8217;de <strong>Yeni Sabah Gazetesi</strong>&#8216;ndeki yazılarıyla sürdüren <strong>Bedri Rahmi</strong>, yazarlığını bu gazetede sürdüremeyince <strong>Cumhuriyet Gazetesi</strong>&#8216;ne geçti ve 1952- 1958 yıllarında düzenli olarak yazdı. 1953&#8217;te üçüncü şiir kitabı &#8220;<strong>Tuz</strong>&#8220;, 1956&#8217;da ilk düz yazı kitabı &#8220;<strong>Canım Anadolu</strong>&#8220;, 1957&#8217;de “<strong>Üçü birden</strong>” adlı kitabını yayımlandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="866" height="568" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/11.jpg" alt="11" class="wp-image-21627" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 37" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/11.jpg 866w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/11-768x504.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/11-570x375.jpg 570w" sizes="auto, (max-width: 866px) 100vw, 866px" /></figure>



<p>1953-1960 arasında resim alanına çalışmalarını büyük boyutlu mozaiklerle sürdürdü. 1954-1957 yılları arasında <strong>Hilton</strong> ve <strong>Divan</strong> otellerinde ve <strong>KLM İstanbul</strong> merkezindeki panoları yaptı. 1957 yılında <strong>Tokyo</strong> özgün baskı <strong>Bienaline</strong> katıldı. 1958 yılında 1958 <strong>Brüksel Expo</strong>’sundaki <strong>Türk Pavyonu</strong> için yaptığı 227 metrekarelik çalışmasıyla altın madalya aldı. 1959 yılında, <strong>Paris</strong>´te <strong>Nato</strong> merkezine 50 metrekarelik bir pano hazırladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/12-edited.jpg" alt="12 edited" class="wp-image-21646" width="808" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 38" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/12-edited.jpg 788w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/12-edited-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 788px) 100vw, 788px" /></figure>



<p><strong>Bedri Rahmi</strong>, 1961&#8217;de aldığı Rockfeller Bursu ile iki yıl için&nbsp;eşi ile birlikte ABD&#8217;ye giderek çalışmalarını yurt dışında sürdürme fırsatı buldu. Bu dönemde zengin renklerle soyut biçimlere yöneldi. Görülmedik, bilinmedik renkler bulabilmek için denemeler yaptı ve plastik tutkal &#8211; plastik boyalar – kum – talaş ve buruşturulmuş Japon kağıdı kullandı. ‘Amerika Dönemi´&#8217;nin kendi sanatına başka bir boyut kazandırdığını ifade etti. <strong>Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley</strong>´de iki yıl misafir profesörlük yaptı. 1961 Ağustos´ta <strong>Unicef</strong>’ in çocuklar yararına <strong>“Eşeğin Üzerinde Çocuklarını Taşıyan Anadolu Köylü Kadın”</strong> motifi Amerika´da kartpostal olarak basıldı. 1962 Aralık ayında New York Modern Sanat Müzesi “<strong>Zincir”</strong> adlı resmini satın aldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1380" height="910" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/8.jpg" alt="8" class="wp-image-21618" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 39" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/8.jpg 1380w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/8-768x506.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/8-570x375.jpg 570w" sizes="auto, (max-width: 1380px) 100vw, 1380px" /></figure>



<p>ABD dönüşü soyut resim ve renk düzenlemelerini bırakıp yeniden eski konularına döndü; gecekonduları, kahvehaneleri, hanları resmetti. 1963-1964 yıllarında <strong>Vakko</strong> fabrikası, <strong>Karaköy</strong> tatlıcılar, <strong>İstanbul Manifaturacılar</strong> <strong>Çarşısı</strong> panoları yanında çeşitli malzemeleri denedi. Son panosu <strong>Etap Oteli</strong> girişinde ki <strong>“Güvercinler”</strong> olmuştur.</p>



<p>Ağabeyi <strong>Sabahattin Eyüboğlu</strong>&#8216;nun 12 Mart sürecinde gözaltına alınması onu çok etkiledi. 1970 yılında, yeniden toplumsal içeriği ağır basan resimler yaptı. 1972 yılında, 33´üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde birincilik ödülü aldı.</p>



<p><strong>21 Eylül 1975</strong> tarihinde <strong>İstanbul</strong>&#8216;da pankreas kanserinden yaşama veda etti ve <strong>Küçükyalı Mezarlığı</strong>&#8216;nda defnedildi.</p>



<p>Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde başlayıp Paris&#8217;te sürdürdüğü resim öğreniminin ardından yurda dönmüş ve yaşamı boyunca Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde ders vermiştir. Yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üreten sanatçı, geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında Batı’nın teknikleriyle birleştirerek kullandı. Şiirlerinde de halk kaynağından beslendi; masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak, doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini, toplumsal sorunları yansıttı. En ünlü şiiri, Karadut adlı aşk şiiridir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="952" height="397" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-6-e1695280078111.png" alt="image 6 e1695280078111" class="wp-image-21649" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 40" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-6-e1695280078111.png 952w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-6-e1695280078111-768x320.png 768w" sizes="auto, (max-width: 952px) 100vw, 952px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Nazım Hikmet ve Bedri Rahmi</strong></figcaption></figure>



<p><strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu</strong>&#8216;nun <strong>Bursa Cezaevi</strong>&#8216;nde yatmakta olan; çok yakın dostlukları olan ve <strong>&#8216;ustam&#8217;</strong> dediği ünlü şair <strong>Nazım Hikmet&#8217;</strong>e yazmış olduğu, daha sonra <strong>Zülfü Livaneli </strong>tarafından bestelen ve dillere pelesenk olan<strong> &#8216;Yiğidim Aslanım&#8217; </strong>şarkısına söz olan meşhur şiiri&#8230; </p>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<pre class="wp-block-preformatted"><strong>ZİNDANI TAŞTAN OYARLAR</strong></pre>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<pre class="wp-block-preformatted"><strong>Şu Bursa'nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.</strong>

<strong>Bir şubat gecesi tutuldu dilin
Silâha bıçağa varmadı elin
Ne ana ne baba ne kız ne gelin
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

Ne bir haram yedin ne cana kıydın
Ekmek gibi temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Döşek diken diken yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

Zindanı taştan oyarlar
İçine bir yiğit koyarlar
Sağa döner böğrü taşa gelir
Sola döner çırılçıplak demir
Çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
Döşek melul mahzun, yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

Bugün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler
Demirden pencere taştan sedirler
Döşek melul mahzun yastık batıyor
Yiğidim şahinim aman burda yatıyor</strong></pre>
</div>
</div>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<pre class="wp-block-preformatted"><strong>Mezar arasında harman olur mu?
On üç yıl hapiste derman kalır mı?
Azrail aç susuz canın alır mı?
Döşek melul mahzun yastık batıyor
Yiğidim şahinim aman yerde yatıyor...

Dilinde dilimi bulduğum
Gücüne kurban olduğum
Anam babam gibi övdüğüm
Dayan hey Aslan Ustam
Dayan hey gözünü sevdiğim
Bugün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler.

Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
Şiirin gökyüzü gibi herkesin.
Sen Kızılırmak kadar bizimsin
En büyük ustası dilimizin
Canımız ciğerimizsin.

Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi
Yüreğimiz içindedir.

Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
Bir yanı nur içinde tertemiz.
Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir.</strong></pre>
</div>
</div>
</div></div>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h1 class="wp-block-heading">Ölümünün 45. Yılında Şiirimizin Ressamı Resmimizin Şairi Bedri Rahmi Eyuboğlu<a href="https://viratrabzon.com/author/xjq7naxyb1/"></a></h1>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">Ahmet Özer / Şair-Eğitimci &amp; 20 Eylül 2020</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/image-5.png" alt="image 5" class="wp-image-21639" width="808" height="455" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR-12-Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 41"></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>-Yazımın hazırlanmasında, “Bedri Rahmi Eyuboğlu”</em></strong></p>



<p><strong><em>adlı yapıtından yararlandığım Turan Erol’a saygılarımla-</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>“On Parmağında On Çeşme Nur”</strong></h3>



<p>Bedri Rahmi üzerine epeyce yazı yazdım.</p>



<p>Değerli sanatçımızın üzerine yazı yazmamızı gerektiren türlü nedenler vardı.</p>



<p>Öncelikle iyi bir şairdi Bedri Rahmi.</p>



<p>Ressamdı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin seçkin akademisyenlerindendi.</p>



<p>Yazardı.</p>



<p>Ülkesinin taşını toprağını, insanını, hayvanını, özetle doğasını büyük bir aşkla yazandı. Her yazısında bir sevginin, bir aşkın, bir coşkunun sonsuz güzelliğini bulabilirsiniz.</p>



<p>Dünyanın kalkınmış ülkelerini de gezdi, kuş uçmaz kervan geçmez yörelerimizi de.</p>



<p>Verimli insandan yana oldu. Ülkenin güzelleşmesi uğruna, sanatının etki gücünü en uç noktaya değin taşıdı.</p>



<p>Dostlar sofrasında ülkesinin geleceğini düşündü. Mavi Yolculuk’larda Anadolu uygarlığının sonsuz erdemini.</p>



<p>Yurtiçinde ve yurtdışında resim sergileri açtı; seramik, duvar resimleri, panolar onun kendine özgü sanatçılığının önemli bir göstergesidir.</p>



<p>Bedri Rahmi, sağlığında önemsendiği gibi, ölümü sonrasında da emeği göz ardı edilmeyen sanatçılar arasında yerini aldı.</p>



<p>Sanat dünyasındaki saygınlığı kadar öğrencileri arasında da büyük bir sevgi halesi yarattı.</p>



<p>Özetle sevdi, sevildi, takdir edildi, alkışlandı.</p>



<p>45 yıldır aramızda olmamasına karşın, ona olan sevgimiz bir an olsun eksilmedi. Ölümünden yıllar sonra da olsa yapıtları basılıyor, okuru çoğalıyor, resimleri, el yazmaları birçok kişinin gönlünü ısıtıyor, ışıtıyor.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri4.jpg" alt="bedri4" class="wp-image-981" width="813" height="439" title="Ölümünün 45. Yılında Şiirimizin Ressamı Resmimizin Şairi Bedri Rahmi Eyuboğlu 22" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri4.jpg 515w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri4-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 813px) 100vw, 813px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>“Hüzün geldi başköşeye kuruldu”</strong></h3>



<p>Yerelle ulusalı, evrensel ölçüde harmanlayarak biçimleyen; doğduğu coğrafyayla beslediği şiirini modern şiirin verileriyle donatıp kendine özgü motiflerle bezeyen Bedri Rahmi’yi, 21 Eylül 1975 günü sonsuzluğa uğurlamıştık.</p>



<p>Ölümünün 25. yıldönümünde yazdığım bir yazıda (<em>Kıyı,</em>&nbsp;S.174, Eylül 2000) şunları vurgulamıştım:</p>



<p>“Bedri Rahmi Eyuboğlu öldüğünde bir dağ köyünde öğretmendim; pille çalışan bir radyo ve yayımlandığı günden bir gün sonra elime ulaşan&nbsp;<em>Cumhuriyet</em>&nbsp;gazetesinden başka bir aracım yoktu dünya ile bağımı kuran…</p>



<p>Beklenen acı gerçek, bir ışık hızında ulaşmıştı, ulaşacağı yere.</p>



<p>‘Hüzün geldi başköşeye kuruldu’ o gün.</p>



<p>Bir güzel insan, son nefesini vermişti: Bedri Rahmi artık yapıtlarıyla yaşayacaktı.</p>



<p>Oysa o ve onun gibilerin yaşadıkları bir dünyada olmak, onların dışında kim bilir kaç insanın mutluluğuydu. Sabahattin Eyuboğlu’yla, Halikarnas Balıkçısı’yla, Azra Erhat’la, Ruhi Su ile ayni gökyüzünü solumak bir erdemdi.</p>



<p>Bedri Rahmi yine de bir başkaydı: şiirleriyle, denemeleriyle resimleriyle sanat dünyamızı ışıtan bu güzelim sanat adamıyla, her şeyden önce ayni güzelliğin pınarlarından su içmiştik. Bu durum ona olan sevgimizin sınırlarını genişletmeye yetiyordu.</p>



<p>Bedri Rahmi doğduğu topraktan çıkıp gittikten sonra geriye pek bakmadığı için eleştirilmiştir. Oysa bedeni uzaklarda olsa da bütün kişiliği ve sanatıyla o doğduğu toprağın insanlarını yüreğinde gezdirdi.</p>



<p>Madalyonun arka yüzüne bakıp sorabiliriz:</p>



<p>Bu güzelim sanat adamını doğduğu toprakta görev yapan üst düzey yöneticileri akıllarına getirip onu, bir kez olsun doğduğu yöreye davet etmişler midir?”</p>



<p>İşin gerçeği, Bedri Rahmi bu konuda ilerde kendisi için söz edeceklere yanıtını vermişti:</p>



<p><em>– Biz Anadolu çocukları, Trabzonlular, Erzurumlular, Sivaslılar; Adanalılar… Bütün illerimizin okuma yazma, yükseköğretim basamaklarına tırmanma fırsatı bulan aydın çocukları! Bizler memleketimizden bir çıktık mı bir daha ya kısmet, eğer devlet baba bizi doğduğumuz yerlere, kaymakam, savcı, doktor, vali; mebus olarak yollamasa yok mu; doğup büyüdüğümüz toprakları arayıp sormak hak getire!</em></p>



<p><em>Diyeceğim şu ki dostlar, bizler memleketten bir çıktık mı pir çıkıyoruz. Peki, memleketin aydın çocukları birbiri arkasından İstanbul’a Ankara’ya yerleşirse o güzel yapıları kim kuracak? Trabzon’un Maçka ilçesinde doğmuş aydın, Maçka’ya ömrü billah uğramazsa piyanoyu Maçka’ya kim götürecek? Kim çalacak, kim oynayacak?”</em></p>



<p>(<em>Tezek</em>, Bedri Rahmi Eyuboğlu Bütün Eserleri: 4, Bilgi Yayınevi, İkinci Basım, Ankara Mart 1987, s.94)</p>



<p>Ölüm, kimileri için yok olma anlamı taşımıyor. Mehmet Eyuboğlu, babası Bedri Rahmi’den kalan yazınsal ürünlere el emeği, göz nuru katarak, onları büyük bir imeceyle şimdilik 10 ciltte topladı. Bedri Rahmi’nin insan sabrını zorlayan emeği ışıldamasını sürdürüyor bu yapıtlarda. Sözü; bu ürünleri, babasını sevenlere bin bir güzellikle sunan Mehmet Eyuboğlu’na bakalım:</p>



<p><em>“Tadına doyamadığım, tam erişmişken kaybettiğim babamı geri getiren yazılar bunlar. Yazılarında da şiir ve resimlerindeki coşkuyu ‘çil çil’ sevinci buldum. Paramparça değil, gürül gürül tutuştu yüreciğim. Milyarlarca elma ağacı çiçek açtı… Bedros ağacının bir dalına kondum.”</em></p>



<p>(<em>Körolası,</em>&nbsp;Bedri Rahmi Eyuboğlu, Bütün Eserleri: 10 Bilgi Yayınevi, Ankara Temmuz 1997, Baskıya Hazırlayan: Mehmet Eyuboğlu, Önsöz, Mehmet Eyuboğlu, s.8)</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri3.jpg" alt="bedri3" class="wp-image-980" width="807" height="436" title="Ölümünün 45. Yılında Şiirimizin Ressamı Resmimizin Şairi Bedri Rahmi Eyuboğlu 23" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri3.jpg 515w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri3-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Trabzon Deyince</strong></h3>



<p>Burada, onun tümüne yakın dizelerini ezbere bildiğimiz “Trabzon Deyince” şiirine yer vermek iyi olur diye düşünüyorum:</p>



<p><em>Trabzon deyince aklıma bir salkım kareymiş gelir</em></p>



<p><em>Bahçeler dolusu zindan yeşili</em></p>



<p><em>İçin için kandil kandil ballanır</em></p>



<p><em>Kandiller içinde bir kandil yanar</em></p>



<p><em>Bir kız deli gibi koşmaya başlar</em></p>



<p><em>Yanaklarında amoftaların alı</em></p>



<p><em>Dudaklarında karayemişlerin moru</em></p>



<p><em>Göğsünde… elinin körü</em></p>



<p><em>Trabzon deyince aklıma Soğuksu gelir</em></p>



<p><em>Soğuksu deyince bir dizi kareymiş ağacı</em></p>



<p><em>Kareymişlerin altında biri kız biri oğlan iki çocuk</em></p>



<p><em>Ne çocuğu iki belâ iki hışım</em></p>



<p><em>Nefesim kesilinceye kadar kovalamışım</em></p>



<p><em>Düştüm düşmesine 45’ten 30’u</em></p>



<p><em>15 yaşındayım</em></p>



<p><em>Trabzon deyince aklıma kemerkaya gelir</em></p>



<p><em>Kayanın dibinde bir kız soyunur</em></p>



<p><em>Bir sarışın şimşektir çakar kamaşır gözlerim</em></p>



<p><em>Bir saniye bile sürmez olup biten</em></p>



<p><em>Ama kaya yarılmıştır çoktan derinlemesine</em></p>



<p><em>Orta yerinden</em></p>



<p><em>Bir suret</em></p>



<p><em>Bir çırılçıplak aydınlık</em></p>



<p><em>Ölesiye saplanıp kalmıştır artık</em></p>



<p><em>Kayanın dibinde bir kız soyunur</em></p>



<p><em>Doya doya bakmaz Mernuş utanır</em></p>



<p><em>Şimdi durmuş kötü kötü düşünür</em></p>



<p><em>Tam otuz bir sene geçmiş aradan</em></p>



<p><em>Bir ses gelir çın çın öten kayadan</em></p>



<p><em>Yaptığın işlerden utanma</em></p>



<p><em>Yapmadıklarından utan</em></p>



<p><em>Tam otuz bir sene geçmiş aradan</em></p>



<p><em>Bir kız çırılçıplak atlar kayadan</em></p>



<p><em>Sen bir bahçıvan ol ben bir gül olam</em></p>



<p><em>Uzat ak ellerin der beni beni</em></p>



<p><em>Uzat ak ellerin gel dile diye</em></p>



<p><em>Bir ses gelir cehennemin dibinden</em></p>



<p><em>Geçti Bor’un pazarı</em></p>



<p><em>Sür eşeği Niğde’ye.</em></p>



<p><em>Trabzon deyince aklıma Faroz gelir</em></p>



<p><em>Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi</em></p>



<p><em>Kurşun gibi ağır bir balık yağı kokusu</em></p>



<p><em>Kırar kolunuzu kanadınızı</em></p>



<p><em>Hantal bir bulut güç belâ havalanır</em></p>



<p><em>Bulutun içinde yüzlerce yunus ağır ağır</em></p>



<p><em>Yarım kalmış bir deniz türküsünü</em></p>



<p><em>Deniz dibi yeşilini katran morunu</em></p>



<p><em>Gök mavisine katmaktadır</em></p>



<p><em>Sonra ağır başlı zinosların bembeyaz uğultusu</em></p>



<p><em>Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız</em></p>



<p><em>Dünyanın her yerinde beyaz, sessiz, sevimli</em></p>



<p><em>Martıya zinos derdik değil mi?</em></p>



<p><strong>Ünlü ressamımız, gazeteci, yazar Fikret Otyam’dan; hocası Bedri Rahmi’yi birkaç cümleyle değerlendirmesini istediğimde, sevgili Otyam, Gazipaşa’dan 2 Ağustos 2000 tarihli şu notu göndermişti:</strong></p>



<p><strong><em>“Bedri Rahmi, bizim salt öğreticimiz yani ‘hoca’mız değildi. Ağabeyimizdi, arkadaşımızdı, neşemizdi, dert ortağımızdı, türküsüne eşlik ettiğimizdi, lokmasını ‘dem’ini de bizimle bölüşendi. Börtüyü, böcüyü, kuşu, ağacı, gökyüzünü, dağları, ovaları, denizleri, ırmakları sevdirenimizdi. Yaşama kıvancımızdı; zaman zaman cep harçlığımızı kazandırandı… Yeryüzünde sevilen ne varsa salt resim değil onları öğretendi.</em></strong></p>



<p><strong><em>Velhasıl ‘Bedri Hoca’ adam gibi sevilesi, eli öpülesi bir adamdı bu can için.</em></strong></p>



<p><strong><em>Kabri hep ışıklı ola.”</em></strong></p>



<p><strong>Yerelden Evrensele Bir Sevdalı Yürek</strong></p>



<p>Bu sevginin ışığında özgeçmişinin kimi istasyonlarında gezinelim dedik</p>



<p>Baba Maçkalı Eyuboğlu ailesinden Mehmet Rahmi Bey, anne Pulathaneli (Akçaabat) Serdaroğullarından Lütfiye hanım. Çocuklar: Sabahattin, Bedri Rahmi, Nezahat, Mualla, Mustafa.</p>



<p>Bedri Rahmi, ilerde Trabzon milletvekili olacak babasının Görele kaymakamlığı sırasında doğar. Adını Ali Bedrettin koyarlar, ailenin bu ikinci erkek çocuğuna. Görele, Havza, Aziziye (bugünkü Pınarbaşı), Kütahya, Artvin ilkokul döneminde uğranılan yerler olur.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri1.jpg" alt="bedri1" class="wp-image-978" width="806" height="435" title="Ölümünün 45. Yılında Şiirimizin Ressamı Resmimizin Şairi Bedri Rahmi Eyuboğlu 24" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri1.jpg 515w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri1-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 806px) 100vw, 806px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Trabzon Günleri</strong></h3>



<p>Tezek kitabında yer alan “Mektep ve Memleket” yazısında (s.108-109) şunları yazar:</p>



<p><em>“Sabık Trabzon Sultanisinin meşhur kampanası çalıyor. Derse girmek lazım. Kendimi zorluyorum. Hayır 45 dakika süren dersin her saniyesi durup dinlenmeden yalan söylemek oluyor. Hiçbir şey anlamadan hocanın gözünün içine bakmak ve lisanı hal ile,</em></p>



<p><em>-Sizi dinliyorum. Sizi anlıyorum. Bu söyledikleriniz çok hoşuma gidiyor, demek! Hayır, bu yalanı tam şu kadar senedir söylüyorum; canıma tak dedi. Derse gelmeyeceğim.</em></p>



<p><em>Koridorlar boşanıyor. Kendimi müthiş bir yalnızlık içerisinde buluyorum. Bu yalnızlığın tadını çıkarmak şöyle dursun bütün ıstırabını duyuyorum. Bütün bir ailenin itimatını çalıyorum hissi boğazıma sarılıyor. Fakat artık iş işten geçmiştir. Koridorlarda dolaşmak bir suçtur. Kaçmak lazım…”</em></p>



<p><em>“ Tam on beş senedir Trabzon’u görmedim. Ara sıra mektep hatıralarının acı ve buruk damgasını yememiş köşelerinden Soğuksu sırtlarından, Zefanos’tan, Kireçhane tepelerinden, Zanoy’dan, Polathane ve Maçka taraflarından nefis sıla kokuları geliyor. Bu güzel memleket havasına doğru havalanmak istiyorum. Fakat derhal azap ve sıkıntı dolu ders saatleri bomboş, kaskatı mektep kaçağı saatleri yolumu ve hızımı kesiyor.</em></p>



<p><em>Diri diri gömülmüş saatlerin, ayların hatta yılların iniltisini duyar gibi oluyorum. Memleket dağlarının cömert daveti sendeleyip uzaklaşıyor. Bereketli karayemiş ağaçları, dalları yerlere kadar eğilmiş amas erikleri, Zanoy’un billûr çamları ve çam kokulu çeşmeleri Zefanos’un çılgın vişneleri, Faroz’un zinosları hepsi hepsi bana hak veriyorlar.”</em></p>



<p>Bedri Rahmi, Trabzon Lisesi’nde sıkıntılı günler yaşarken ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu,&nbsp; aynı okulu bitirdikten sonra öğrenim için gittiği Fransa’da, Dijon’dadır. Baba Mehmet Rahmi Bey, Bedri Rahmi’nin yükseköğrenimini hukuk alanında yapmasını istemektedir.</p>



<p>O günlerde beklenmedik bir gelişme olur.</p>



<p>Almanya’da resim öğrenimi gören ressam Zeki Kocamemi Trabzon Lisesi’ne atanır. Bir öğretmenin sanat alanındaki emeği Bedri Rahmi’nin yeteneği öne çıkarır. Kocamemi’nin kısa bir süre sonra istifa ederek Trabzon’dan ayrılması, Bedri Rahmi’yi yeniden sıkıntının içine atar.</p>



<p>Burada iki noktaya değinmek yararlı olur:</p>



<p>Özgeçmişi üzerine verilen bilgilerde iki yanlış sürekli öne çıkar. Birincisi ortaöğrenim durumudur. Hatta Bilgi Yayınevi’nde basılan kitaplarının arkasında yer alan özgeçmişinde onun Trabzon’da liseyi bitirdiği vurgulanır. Oysa o Trabzon Lisesi’ni bitirmeden Trabzon’dan ayrılarak Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiştir.</p>



<p>İkincisi okul müdüründen gördüğü ilgiyle Akademi’ye gittiği vurgulanır. Oysaki Bedri Rahmi, Trabzon Lisesi’nin ‘altın yılları’nın müdürü Şerif Bey için şu yorumu yapar:&nbsp;<em>“İnsan olarak belki dünyanın en iyi insanı, ama hoca olarak da dünyanın en kötü hocası. Beni Trabzon’dan soğuttu.”</em></p>



<p>Bedri Rahmi; Akademi’de Nazmi Ziya, Ahmet Haşim ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>İstanbul’dan Dünyaya Açılan Pencere</strong></h3>



<p>İbrahim Çallı bir gün Bedri Rahmi’nin babası Mehmet Rahmi Bey’le karşılaşınca ona oğlunu Avrupa’ya göndermesini ister. Konu bir özveriyle çözümlenir: Ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu, devletin kendisine verdiği beş yıllık bursu kardeşiyle paylaşır. 1932’nin Eylül’ünde iki kardeş Paris’tedir.</p>



<p>Burada Lhote Akademisi’nde Ernestine (Eren) Hanım’la tanışır. Evliliğe giden yolun ilk adımı burada atılır.</p>



<p>Ancak Avrupa’ya eğitime gönderilen gençler, bireysel aşklarından çok memlekete hizmet tutkusuyla yanıp tutuşmaktadırlar.</p>



<p>Bu amaçla Bedri Rahmi, dönemin birçok idealist sanatçısı gibi ülkenin kültürel ve sanatsal kalkınmasına katkıda bulunmak için nöbettedir.</p>



<p>CHP’nin düzenlendiği yurt gezilerinden biri Edirne üzerinedir. Bedri Rahmi, 16 Nisan 1936’da evlendiği Eren Eyuboğlu ve yakın dostu Arif Kaptan’la Edirne’ye gider. Oradan doğa görünümleri içeren resimlerle döner.</p>



<p>Bedri Rahmi bir yandan resim yapar, bir yandan da şiir ve yazılarıyla dergilerde görünür.</p>



<p>Edirne sonrasında Çorum gezisi başlar. Çorum yöresinde incelemeler yapan Bedri Rahmi, İskilip’e hayran kalır.</p>



<p>İlerde yazacağı “Karadut”şiirinde geçen “çatalkara”yı da burada keşfeder!</p>



<p>Duvar resimleri, panolar, evrensel düzeyde çalışmalar birbirini izler. Ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu, ona Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde görev önermesine karşın o Akademi’de kalmayı yeğler.</p>



<p>Resim, şiir ve yazı atbaşı yürür.</p>



<p>Halk motifleri sanatında önemli yer tutar.</p>



<p>Turan Erol, “Bedri Rahmi’nin Tadına Varabilmek” (<em>Cumhuriyet&nbsp;</em>8 Aralık 1993) başlıklı yazısında ustası Bedri Rahmi ile ilgili şu değerlendirmeyi yapar:</p>



<p><em>“ …Başlangıçta yazınla resim arasında uzun süre bocalayan Bedri Rahmi, sonuçta iki uğrası bir arada, iki karpuzu bir koltukta götürmeye karar vermişti. Ölümünden sonra ozan, yazar arkadaşları onun ressamlığını öne almış göründüler. Bedri Rahmi’nin resim alanındaki engin ve sayısız üretimine bakarak daha çok ressam yönünün ağır bastığı söylenebilir. Ne var ki bu durum, onun ozanlığının geriye itilmesine neden olmamalıydı. Sağlığında başta ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu ve bazı arkadaşları bütün gücünü resme vermesini öğütlemişlerdi. Her şeye karşın Bedri Rahmi ne yazarlığı, ne ozanlığı bırakacaktı. Resmi, şiiri, yazıyı hem de düzenli gazete yazarlığını bir arada yıllarca sürdürecekti. Kendisi, ona yalnız resim alanında at oynatması öğüdünü veren bazı ozanlardan daha çok sayıda şiir ve yazı yazacaktı…”</em></p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri2.jpg" alt="bedri2" class="wp-image-979" width="807" height="436" title="Ölümünün 45. Yılında Şiirimizin Ressamı Resmimizin Şairi Bedri Rahmi Eyuboğlu 25" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri2.jpg 515w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/bedri2-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bedri Rahmi-Eren Eyuboğlu Aşk Mektupları</strong></h3>



<p>2009’da yitirdiğimiz oğlu Mehmet Hamdi Eyuboğlu, ölümünden önce babası Bedri Rahmi Eyuboğlu ile annesi “Romen Kızı Ernestine’i” bütünleştirmiş, 1932-1950 yıllarını içeren&nbsp;<em>Bedri Rahmi-Eren Eyuboğlu Aşk Mektupları</em>’ndan dört ciltlik bir belgelik oluşturmuştur.</p>



<p>İki sevdalı, bu mektupları kendi ana dilleri dışında üçüncü bir dille (Fransızca) yazdılar. Zarflar, el yazısıyla yazılan mektuplar, desenler, resimler, fotoğraflar, düşler, düşlemler, sevgiler, tutkular, aşklar binlerce sayfada biçimleniverdi.</p>



<p>Kitaplardan birinde yer alan bir mektubun girişine bakalım ve aşkla anadilin birlikteliğinin taşıdığı büyünün güzelliğini görelim.</p>



<p>İnsanın yaşadığı derin duyguları, söze dökememesinin acısı ne büyükmüş meğer!</p>



<p><em>“Lyon’dan Paris’e, 31 Mayıs 1932</em></p>



<p><em>Ernestine,</em></p>



<p><em>Dilimizi bilmenizi, hiçbir zaman bugünkü gibi arzu etmemiştim. Size söyleyecek o kadar şey var ki bu ödünç alınmış kelimelerle bütün bunları size anlatmam hemen imkânsız olacak…”</em></p>



<p>(<em>Bedri Rahmi-Eren Eyuboğlu Aşk Mektupları</em>&nbsp;1932-1933 Yayına Hazırlayan: Mehmet Hamdi Eyuboğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Kasım 1999, s.45)</p>



<p>Bedri Rahmi; yaşama sevincinden, yurt sevgisine, aşktan özleme, doğadan türkülere uzanan geniş yelpazede yalın şiirler yazdı. Açık, aydınlık bir şiirden yana oldu. Dupduru sevgilerin ardı sıra gitti. Yurt gerçeklerini keskin bir söylemle dile getirmemiş olsa da yurt insanının tutkularını, özlemlerini, sevgilerini duyarlı bir dille anlatmaya çalıştı. Mahmut Makal’ın emeğini hor görenlere gönderme yaptığı gibi&nbsp;<em>“İki gözünde iki zindan / On parmağında on çeşme nur”</em>&nbsp;alarak betimlediği Âşık Veysel’e de sahip çıktı.</p>



<p>Şiirlerindeki duyarlığı, düzyazılarında memleket insanına olan sevgisine, halkının yaratıcılığına bağladı.</p>



<p><strong>&nbsp;“Yaşadım!</strong></p>



<p><strong>&nbsp; Erik ağaçları şahidimdir”</strong></p>



<p>&nbsp;“Karadut” şairi Bedri Rahmi<em>, “Ben güzele güzel demem / Güzel faydalı olmalı”&nbsp;</em>ilkesinin ışığında yaşadı. Buna biz de, “erik ağaçları” da tanıktır.</p>



<p>Cerrahpaşa Hastanesi’nde yattığı odanın kapısına astırdığı yazı ne anlamlıdır: “Reisler, İyiyim ama kusura bakmayın çok çok yorgunum. Bağışlayın beni.”</p>



<p>Bedri Rahmi’nin yaşamı sanatçının ölümsüzlüğüne bir örnektir.</p>



<p>Sanat dünyamızın kutupyıldızı Bedri Rahmi’yi ölümünün 45. Yılında sevgiyle anıyoruz.</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-12-bedri-rahmi-eyuboglu-21592/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -11-Ahmet Şefik MOLLAMEHMETOĞLU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-11-ahmet-sefik-mollamehmetoglu-21559/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-11-ahmet-sefik-mollamehmetoglu-21559/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2023 13:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci Ahmet Şefik]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci-Yazar Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -11-]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21559</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Ahmet-Sefik-Molla.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Ahmet Şefik Molla" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Ahmet-Sefik-Molla.png 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Ahmet-Sefik-Molla-768x432.png 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/Ahmet-Sefik-Molla-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -11-Ahmet Şefik MOLLAMEHMETOĞLU 42"></div>Trabzon Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı, Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin Trabzon temsilcisi ve Vira Trabzon Haber kurucusu Gazeteci-Yazar Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu&#8217;nun aramızdan ayrılışının üzerinden 4 yıl geçti. Minnet ve şükranla anıyoruz&#8230; Trabzon basının mihenk taşlarından, gazetecilik mesleğinin hakkını veren ender gazeteciler biri&#8230; Trabzon Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nin eski başkanlarından, Cumhuriyet Gazetesi Trabzon Temsilcisi ve kurucumuz Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu&#8217;nun kanser hastalığına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Trabzon Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı, Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin Trabzon temsilcisi ve Vira Trabzon Haber kurucusu Gazeteci-Yazar Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu&#8217;nun aramızdan ayrılışının üzerinden 4 yıl geçti. Minnet ve şükranla anıyoruz&#8230; </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="837" height="333" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/A.Sefik-M.png" alt="A.Sefik M" class="wp-image-21567" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -11-Ahmet Şefik MOLLAMEHMETOĞLU 43" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/A.Sefik-M.png 837w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/09/A.Sefik-M-768x306.png 768w" sizes="auto, (max-width: 837px) 100vw, 837px" /></figure>



<p><em>Trabzon basının mihenk taşlarından, gazetecilik mesleğinin hakkını veren ender gazeteciler biri&#8230; Trabzon Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nin eski başkanlarından, Cumhuriyet Gazetesi Trabzon Temsilcisi  ve kurucumuz Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu&#8217;nun kanser hastalığına yenik düşerek aramızdan ayrılışının üzerinden 4 yıl geçti. </em></p>



<p><em>Dostları ve arkadaşları olarak, model bir gazeteci profili ile daima hafızamızda bize ışık olacak namuslu insan, idealist gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu&#8217;nu sevgi ve özlemle anıyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet olsun&#8230;</em> <strong>Vira Trabzon Haber </strong></p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-1.gif" alt="ASM 1" class="wp-image-334" width="806" height="403" title="&quot;Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… 27"></figure>



<h3 class="wp-block-heading">“Ölüm Adın Kalleş Olsun”<br>Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… <strong>AHMET ÖZER /2019</strong>  </h3>



<p>Ankara Üniversitesi DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörlerinden Saffet Korkut’un 1946’da henüz 47 yaşındayken yaşamını yitirmesi üzerine, aynı fakültede öğrenim gören şair Enver Gökçe’nin bu değerli hocanın yaşam ve ölüm parantezlerini başlık yaparak (1909-1946) yazdığı şiirinin son dizesi, o gün bugündür toplumsal bilincimizde yakıcı bir cümle olarak varlığını sürdürür: Ölüm adın kalleş olsun.</p>



<p>Dün (7 Eylül 2019) bir arkadaşım, yıllarca Bilkent Üniversitesi’nde birlikte görev yaptığımız bir dostumuzun ölüm haberini iletivermişti. Sevgili Tansel Tokat da ayrılmıştı aramızdan. Onunla olan anılarımız harmanlanırken birden bir başka acı haber ulaştı yurdun dört bir yanına: Gazeteci arkadaşımız Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, epeydir boğuştuğu hastalığa yenik düşmüştü.</p>



<p>1962 doğumluydu. Benim lise öğrenciliği dönemim…</p>



<p>İnsanın kendinden küçük birinin ölümü, yaşarken daha da acı çektiriyor ona. Sanki onun yaşamını da siz üstleniyorsunuz. Sanki onun göreceği yıllar, haksızca sizin hesabınıza yazılıyor… Siz neyi, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, doğa yasasını yürürlükte tutuyor; bir genç dostumuz daha çok değerli yazılara imza atamayacak, kürsülerde konuşamayacak, açık oturumlarda görev alamayacak, okurları onun birikiminden yoksun kalacak…</p>



<p>Şair Enver Gökçe’nin Saffet Hanım’ın genç yaşında ölümüyle ilgili olarak yazdığı şiirin son dizesi böyle durumlarda karşımıza çıkıyor, içimizi daraltıyor, acımızı çoğaltıyor, düşlerimizi büyütüyor, anılarımızı sürüklüyor…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1029" height="1029" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5.jpg" alt="ASM 5" class="wp-image-338" title="&quot;Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… 22" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5.jpg 1029w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5-300x300.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5-1024x1024.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5-150x150.jpg 150w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5-768x768.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-5-696x696.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1029px) 100vw, 1029px" /></figure>



<p>Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu’nun ölümü, aynı meslekte görev yapanlardan farklı bir rota izliyor. Yazımın başlığına “Gazetecinin Ölümü” mü yazsaydım diye düşündüm. Öyle ki ölen, öldürülen çok gazetecinin acı gününe tanık olan kuşaktanız. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu… ilk aklıma gelenler. Mesleği gazetecilik olmasa da bu alanda emek veren onlarcası bu adları izliyor. Hepsinin boşluğu bir türlü dolmadı, dolmayacak da. Ahmet Şefik için de aynı duyguları taşıyorum. Trabzon basını dünden bugüne değerli kalemler yetiştirdi. Ahmet Şefik’in bu kalemler arasında, yaşadığı coğrafyayı dünya ile bütünleştiren kişilerin en önünde olduğunu rahatlıkla belirtebilirim. Günümüzde çoğu gazeteci ya da gazete yazarı ya politik tercihleri nedeniyle seçtiği alanda dönenip duruyor ya da ilin futbol takımının her türlü girdisi çıktısı üzerine yirmi dört saatini harcıyor. Bu “yoğunluk”tan geleceğe kalanın da hiç olacağı bilinen bir gerçek. Bir tür akıntıya kürek çekme işi. Oysaki Ahmet Şefik, çağından sorumlu bir gazeteci tavrıyla, özelde Trabzon’un, genelde bölgeyi de içeren geniş bir coğrafyanın sorunlarıyla yoğrulmayı, orada dönen dolapları, yapılan haksızlıkları, vurgunları, onca gizemli konuyu gündemine aldı, yaşamını tehlikeye atarak irdeledi, onca haksızlığın üzerine yürüdü, edindiği bilgileri tam anlamıyla doğrulayarak yazıya, kitaplara dönüştürdü. <strong>Avrasya&#8217;nın Kilidi Karadeniz, Stratejik Savaşta Trabzon bilmecesi, Darbe Yazıları, İhanet Hançer Lanet</strong> onun okurlarıyla buluşan kitapları.</p>



<p>İlk kitabının çıkışını sevinçle karşılamış, üzerine uzunca bir yazı yazmış, kendisine göndermiştim. O da bu yazıya yönettiği www.viratrabzon.com adını taşıyan sitede yer vermişti. Kitabının “içindekiler” bölümüne göz atıldığında, onun yöre için ne denli önemli bir görev yaptığı çok rahat görülebilir.</p>



<p>Trabzon, 12 Eylül askeri darbesinin ardından gelen 40 yılda bambaşka bir kente dönüştürüldü. İnsan hak ve özgürlükleri ihlal edildi, saldırılar arttı, değişik ortamlarda bombalar patlatıldı, Katolik Kilisesinin papazı düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü. Gazeteci Hırant Dink’in katili Trabzon’dan İstanbul’a giderken de cinayeti işleyip dönerken de arkalandı. Bu olaylar bile bir kentin imajını yok etmeye yetti. Politik düzlemde her şey, mevcut iktidarın söylemlerine göre şekil aldı. Muhalefetin sesi alabildiğine kısıldı. Üniversite kesiminin varlığı ile yokluğu tartışılır oldu. Kentin yetiştirdiği değerlerin yıllar önce Meydan semtindeki parka dikilen büstleri bir çırpıda çöpe atıldı.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-3.jpg" alt="ASM 3" class="wp-image-336" width="806" height="492" title="&quot;Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… 24" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-3.jpg 706w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-3-300x183.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-3-696x425.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 806px) 100vw, 806px" /></figure>



<p>Vatandaş sorabilir: Kentin halkı etkileyen sorunlarının ne kadarı, basının temsilcileri tarafından dile getirildi? Bugün yayımlanan gazeteleri yıllar sonra inceleyecekler, dönemle ilgili değerlendirmelerini nesnel düzlemde yapacaklardır. Görüldüğü kadarıyla belli bir muhalefetin olmayışı, daha doğrusu muhalif olanlara söz hakkı tanınmayışı kentin kimliğini yitirmesine de kapı aralıyor.</p>



<p>Ahmet Şefik, bütün bu sorunların odağında, yazılı basının yer veremeyeceği yazılarına alan açmak için www.viratrabzon.com adını verdiği siteyi kurdu. Bu sitede öncelikle yörenin sorunlarını irdeledi, mevcut siyasetin aksayan yanlarına tavır koydu, yapılan haksızlıkları dile getirdi, izleyicilerine yalnız olmadıklarını duyumsattı, onlara içten içe moral vermeye çalıştı.<br>1995’te Batum ve Kapuletti gezilerimizi anımsıyorum. Sevgili Ömer Güner’in Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlığını yaptığı dönemde benim de katıldığım bir gezinin izlenimleri canlanıyor düşümde. Ömer Güner, Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, Turgay Beşyıldız, Refik Karaağaçlı… gezimize katılan gazeteciler…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1600" height="1200" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2.jpg" alt="ASM 2" class="wp-image-335" title="&quot;Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… 25" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2.jpg 1600w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-300x225.jpg 300w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-1024x768.jpg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-768x576.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-1536x1152.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-696x522.jpg 696w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-2-1068x801.jpg 1068w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p>Ömer Güner, benim de bu geziye katılmamı istemiş ben de böyle bir grupla Batum gezisine çıkmanın ilgi çekici olacağını düşünmüştüm. Trabzon’dan Batum’a şarkılar, türküler, şiirler, fıkralar eşliğinde güzel bir yolculuk yapmıştık. Refik Karaağaçlı, yol boyunca kemanını konuşturmuştu! Ahmet Şefik daha o günlerde -1995’te- Trabzon, liman ticareti, Kafkaslar, Acaristan, Rusya, İran, Türk Cumhuriyetleri… konusunda gelecekte ne gibi senaryolar yazılacağını hepimizin anlayacağı bir dille anlatıvermişti.</p>



<p>Ahmet Şefik’in payına zor zamanlarda gerçek gazetecilik yapma görev ve sorumluluğu düşmüştü. En zor koşullarda sözünü eğip bükmeden ortaya koyabilenlerdendi. Kimsenin adamı olmadan görevini yaptı. Emperyalizme karşı olduğu gibi, faşizme, ırkçılığa, her çeşit antidemokratik uygulamalara da karşı durdu. İnsan haklarına, özgürlüklere aykırı olan her tutuma tepki gösterdi. Yörenin sorunlarını yansıtmada önemli bir sorumluluk üstlendi. Bunları yaparken de özgün, pürüzsüz, duyarlı, etkili bir dil kullandı. Yüksek öğrenimi sırasında aldığı eğitim ve dönemin hocalarının konumu, onun yetişmesinde önemli etken oldu Köy enstitülü bir öğretmenin Mehmet Mollamehmetoğlu’nun oğlu olmasının da bunda büyük payı vardır.<br>Trabzon’un her kesimden insanı, onun cesaretinden, çabasından, tavrından, emeğinden, ürettiği yazılardan payına düşeni almıştır. Kentin toplumsal sorunlarına kafa yorup çözüm yolları ararken âşık olduğu Trabzon’un, bütün değerleriyle yok olmadan ayakta durabilmesinin de savaşımını vermiştir. Trafiğinden, tünellerine, yeni yollarının konumundan, mimari yapısına, tarihi geçmişinden doğasına, ürünlerin pazarlanmasından siyasi duruşuna değin pek çok alanda akılcı bir duruş ortaya koymuş bunların yanında kentin sanat ve kültür boyutunun yıllar öncesinde kalan güzelliklerle buluşması için elinden geleni yapmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="940" height="400" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2020/09/ASM-6.gif" alt="ASM 6" class="wp-image-339" title="&quot;Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da… 26"/></figure>



<p>Ahmet Şefik, tek cümleyle mesleğinde görevini hakkıyla yapan gazetecilerden biriydi. Dostlarının sevgisini kazanmış, eleştirdiği kişi ve kesimlerle de diyaloğunu koparmamış, her şeyiyle daha yaşanılır bir kent, daha iyi bir ülke ve güzel bir dünya özlemiyle kalemini işlerli kılmıştır.</p>



<p>Kaybının çok büyük olduğunu biliyorum.</p>



<p>Ülkemizin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal açıdan yaşadığı nice olumsuzluğun onun yaşamını etkilediğini düşünüyorum. Gergin bir ruh haliyle, elinden geldiğince her türlü engele karşı direndi. Sağlık koşulları bozulduğunda da işini aksatmadı.</p>



<p>Bir örnek gazeteci kimliği bıraktı hepimize.</p>



<p>Güle güle sevgili kardeşim! Unutulmayacak değerler arasına adını yazdırarak gittin.<br>Acınla birlikte, anılarının da varlığını sürdüreceğine inanıyorum.</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2019/9/8/1569527_resource/kaybettik.jpg" alt="kaybettik" width="270" height="314" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -11-Ahmet Şefik MOLLAMEHMETOĞLU 44"></figure>



<p><strong>AHMET ŞEFİK MOLLAMEHMETOĞLU KİMDİR?</strong></p>



<p><strong>Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu</strong> Eylül 1962 tarihinde Trabzon/Akçaabat ilçesine bağlı Demirkapı Köyü’nde doğdu. Babası Mehmet Mollamehmetoğlu, emekli ilköğretim müfettişi, Annesi Elmas Mollamehmetoğlu ev hanımıdır. İki kız, iki erkek kardeşi ise öğretmendir. Ahmet Şefik’in diğer bir adı da Halil İbrahim’dir.<br>İlk okulu, Trabzon Merkez 24 Şubat İlkokulu’nda okudu. Trabzon Cumhuriyet Ortaokulu’ndan ve Trabzon Lisesi’nden mezun oldu. 1980 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın yayın Gazetecilik ve Halkla ilişkiler bölümüne girmeye hak kazandı. 9 Eylül 1980 yılında üniversiteye kayıt olduktan 3 gün sonra 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleşti. Bu olayı <strong>A. Şefik</strong> ülke için bir kayıp ama özellikle gazetecilik mesleği için bir kazanç olarak niteliyor.<br>Üniversite hayatının 2 yılını öğrenci yurdunda 5 yılını ise evde geçirdi. Çok iyi bir eğitim aldı. Bunda <strong>Mümtaz Soysal, Ahmet Taner Kışlalı</strong> gibi hocalarının katkısı da inkar edilemez. Felsefe gruplarında, çeşitli tartışma toplantılarında başı çeken sosyal öğrencilerinden biriydi.<br>Bu dönemde amatör olarak mesleki denemelerde de bulunma fırsatı yakaladı. Bir grup arkadaşı ile <strong>“Görünüm”</strong> adlı okul gazetesini çıkardılar. Ayrıca ihtilal sonrası askeri idarenin had safha olduğu dönemde “Yeni Olgu” adıyla bir derginin çıkartılmasına katkı sağladı. İzmir, gibi yerlerde de temsilcilikleri vardı ve 20-25 bin tiraja ulaşabiliyordu.<br>Üniversitenin ilk üç sınıfını 3 yılda bitiren A. Şefik, 4. Sınıfı ise tam 4 yılda bitirdi. Bunun sebebiyse meslekte daha iyi pişmek idi. Öğrenciliğinin sürdüğü bu dönemde Türkiye’de söz ve nam sahibi pek çok gazeteci de yetişti. Reha Muhtar, Faruk Bildirici, Hulki Cevizoğlu ve Tayfun Taliboğlu, Ahmet Şefik’in okul arkadaşlarından sadece birkaç tanesidir.<br>Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu profesyonel olarak gazeteciliği staj yaptığı <strong>Nokta</strong> <strong>Dergisi</strong>’nde 1982 yılında başladı. Politika muhabirliği yaptığı bu dergide tam anlamıyla bir staj yaptı. Ülkenin siyasi geçişte olduğu bu dönemde, gazeteciler açısından da en iyi dönemdi. Zira A. Şefik’in ilk görevi politika muhabiri olarak Çankaya’da Cinnah Caddesi’nde Büyük Türkiye Partisi’nin kuruluşuyla ilgili basın toplantısını izlemekti. İyi bir gazetecinin 4-5 yılda yetiştiği Türkiye’de bu yıllarda bir yıl onun için fazlasıyla yeterli oldu. 6 ay süreyle <strong>Nokta Dergisi</strong>’nde çalışan Ahmet Şefik artık resmen gazeteciydi.<br><strong>Nokta Dergisi</strong>’nin ardından <strong>Newspot</strong> gazetesinde görev aldı. Bu gazetedeki meslek hayatı aralıklarla 3 yıl sürdü. Başbakanlık Basın Yayın Müdürlüğünce İngilizce, Fransızca,Almanca ve Arapça çıkarılan <strong>Newspot</strong> gazetesinde de politika muhabiri olarak görev yaptı. Buradan <strong>Hürses </strong>gazetesine geçti. Buradaki görevi de kısa sürdü.<br>Son görev yeri <strong>Ulusal Basın Ajansı </strong>oldu. Aralıklarla 4 yıl sürdürdüğü bu görev onun gazeteciliğinin gelişmesinde de çok etkili oldu. Düşünme, araştırma, kavrama ve yazma pratikliğini bu görevi sırasında kazandı.<br>A. Şefik çalıştığı bütün gazetelerde politika, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık muhabirliği yaptığı için Türkiye’nin hemen hemen her yerini görme fırsatını yakaladı.<br>Ankara’daki gazeteciliğini sona erdirerek 1990 yılında Trabzon’a gelen Ahmet Şefik’in bu tercihinin en büyük nedeni ailesinin Trabzon’da bulunmasıydı.<br>Trabzon’a geldiğinde Günaydın Trabzon büro şefliğine atandı. Ardında Y.Günaydın ve Güneş gazetelerinde çalışma fırsatı buldu. Günaydın gazetesinin ekonomik darboğaza girmesi maaşının ödenmemesine rağmen gazetesini habersiz bırakmayarak genç gazetecilere örnek olmayı bildi.<br>1992 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nin Trabzon temsilciliğine atandı. Halen, Kuzey Expres Gazetesi’nde “Pencere” başlığı altında köşe yazarlığı yaptı. Daha sonra K.T.Ü İletişim Fakültesi’nde “Haber Toplama ve Yazma Teknikleri” dersleri verdi. Kurucusu olduğu <strong>“www.viratrabzon.com”</strong> haber sitesi yayın yönetmenliği yaptı.(2009-2019)<br>Trabzon Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Yönetimlerinde görevler aldı ve bir dönem de başkanlığı yaptı. Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesidir.<br>Eşi Cemile Hanım okul arkadaşı olup, Göksu Osman adında bir oğul babasıdır.</p>



<p>ESERLERİ&nbsp;</p>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<p>1-Avrasya’nın Kilidi Karadeniz </p>



<p>2-Stratejik Savaşta Trabzon Bilmecesi </p>



<p>3-Darbe Yazıları </p>



<p>4-İhanet Hançer Lanet </p>
</div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-11-ahmet-sefik-mollamehmetoglu-21559/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEYLİKDÜZÜ&#8217;NDE &#8216;BARIŞ VE SEVGİ&#8217; BULUŞMALARI&#8230;</title>
		<link>https://viratrabzon.com/beylikduzunde-baris-ve-sevgi-bulusmalari-21510/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/beylikduzunde-baris-ve-sevgi-bulusmalari-21510/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2023 15:02:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[10.Barış ve Sevgi Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Barış ve Sevgi Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Barış ve Sevgi Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Beylikdüzü Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Murat Çalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21510</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="803" height="299" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/Snapshot_1.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Barış ve Sevgi" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/Snapshot_1.png 803w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/Snapshot_1-768x286.png 768w" sizes="auto, (max-width: 803px) 100vw, 803px" title="BEYLİKDÜZÜ&#039;NDE &#039;BARIŞ VE SEVGİ&#039; BULUŞMALARI... 45"></div>Beylikdüzü Belediyesi tarafından geleneksel hale dönüştürülen &#8216;Barış ve Sevgi Buluşmaları Festivali&#8217; 30 Ağustos&#8217;ta başlıyor&#8230; Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen ve her yıl heyecanla beklenen Barış ve Sevgi Buluşmaları, 10 yaşında&#8230; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8216;nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde başlatılan ve Başkan Mehmet Murat Çalık döneminde de aynı hassasiyetle devam ettirilerek geleneksel hale dönüştürülen &#8216;Barış ve Sevgi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Beylikdüzü Belediyesi tarafından geleneksel hale dönüştürülen &#8216;Barış ve Sevgi Buluşmaları</strong> Festivali&#8217; 30 Ağustos&#8217;ta başlıyor&#8230;</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1560" height="1040" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR.jpg" alt="10.BARIS VE SEVGI BULUSMALARI BASLIYOR" class="wp-image-21513" title="BEYLİKDÜZÜ&#039;NDE &#039;BARIŞ VE SEVGİ&#039; BULUŞMALARI... 46" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR.jpg 1560w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-768x512.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1536x1024.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-282x188.jpg 282w" sizes="auto, (max-width: 1560px) 100vw, 1560px" /></figure>



<p><strong>Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen ve her yıl heyecanla beklenen Barış ve Sevgi Buluşmaları, 10 yaşında&#8230; </strong></p>



<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu</strong>&#8216;nun <strong>Beylikdüzü Belediye Başkanlığı </strong>döneminde başlatılan ve Başkan <strong>Mehmet Murat Çalık</strong> döneminde de aynı hassasiyetle devam ettirilerek geleneksel hale dönüştürülen <strong>&#8216;Barış ve Sevgi Buluşmaları Festivali&#8217;</strong> bu yıl; <strong>30 Ağustos Zafer Bayramı Kortej Yürüyüşü ve Buray konseri ile başlayacak olan festival, 30 Ağustos – 3 Eylül tarihleri arasında Cumhuriyet Etkinlik Alanı&#8217;nda gerçekleşecek. Çardak Altı Sohbetleri&#8217;nden Sahaf Söyleşileri&#8217;ne, konserlerden turnuvalara varıncaya kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapan festival, her yaştan binlerce kişiyi bir araya getirecek. </strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1800" height="1611" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-2-e1693147539693.jpg" alt="10.BARIS VE SEVGI BULUSMALARI BASLIYOR 2 e1693147539693" class="wp-image-21515" title="BEYLİKDÜZÜ&#039;NDE &#039;BARIŞ VE SEVGİ&#039; BULUŞMALARI... 47" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-2-e1693147539693.jpg 1800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-2-e1693147539693-768x687.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-2-e1693147539693-1536x1375.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1800px) 100vw, 1800px" /></figure>



<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Barış ve Sevgi Buluşmaları başlıyor. 30 Ağustos’ta gerçekleşecek kortej yürüyüşü ve Buray konseriyle açılışı yapılacak festival, 30 Ağustos- 3 Eylül tarihleri arasında binlerce kişiyi Cumhuriyet Etkinlik Alanı’nda bir araya getirecek. Tüm İstanbul’un büyük ilgi gösterdiği festival; sanattan müziğe, eğitimden edebiyata kadar pek çok alanda önde gelen isimleri Beylikdüzü’nde ağırlayacak. Bu yıl ki teması “Cumhuriyetin 100. yılı” olan Çardak Altı Sohbetleri ise yine birbirinden keyifli konu ve konuklara ev sahipliği yapacak. Festival boyunca DJ Hakan Küfündür, konserlerden önce sahne alarak izleyicilere eğlence dolu anlar yaşatırken; Onur Akın, Ali Altay, Edip Akbayram, Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Melek Mosso sevilen şarkılarını seslendirecek. Öte yandan sporseverler için de özel olarak kurulan aktivite alanlarının yanı sıra 31 Ağustos &#8211; 3 Eylül tarihlerinde yapılacak streetball ve ayak tenisi ödüllü turnuvaları büyük çekişmelere sahne olacak.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="2250" height="1688" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1-edited.jpg" alt="10.BARIS VE SEVGI BULUSMALARI BASLIYOR 1 edited" class="wp-image-21518" title="BEYLİKDÜZÜ&#039;NDE &#039;BARIŞ VE SEVGİ&#039; BULUŞMALARI... 48" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1-edited.jpg 2250w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1-edited-768x576.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1-edited-1536x1152.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-1-edited-2048x1536.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 2250px) 100vw, 2250px" /></figure>



<p><strong>Çardak Altı’nın teması “Cumhuriyetin 100. yılı”</strong></p>



<p>Bu yıl ki teması “Cumhuriyetin 100. yılı” olan Çardak Altı Sohbetleri, 31 Ağustos &#8211; 3 Eylül tarihleri arasında, Pelin Batu moderatörlüğünde gerçekleşecek. 18.30 &#8211; 20.00 saatleri arasında düzenlenecek; Atilla Dorsay, CHP eski Milletvekili Yıldırım Kaya, Tamer Levent, Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ece Kumkale, Prof. Dr. Ayşe Yüksel, İpek Özbey, Prof. Dr. Hasan Akbulut ve Cem Eroğlu’nun konuk olacağı sohbetlerde; sanat, eğitim ve medya konuları ele alınacak.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="2250" height="1688" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-3-1-edited.jpg" alt="10.BARIS VE SEVGI BULUSMALARI BASLIYOR 3 1 edited" class="wp-image-21517" title="BEYLİKDÜZÜ&#039;NDE &#039;BARIŞ VE SEVGİ&#039; BULUŞMALARI... 49" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-3-1-edited.jpg 2250w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-3-1-edited-768x576.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-3-1-edited-1536x1152.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/10.BARIS-VE-SEVGI-BULUSMALARI-BASLIYOR-3-1-edited-2048x1536.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 2250px) 100vw, 2250px" /></figure>



<p><strong>7.Sahaf Festivali başladı</strong></p>



<p>Festival kapsamında bu yıl 7.si düzenlenen Beylikdüzü Sahaf Festivali ise Türkiye’nin farklı noktalarından gelen 22 sahaf, yüz bine yakın kitap ve dergiyi kitapseverlerle buluşturmak üzere kapılarını açtı. Koleksiyoncuların, koleksiyonlarına yeni kitaplar eklediği Gece Mezatı her gün saat 21.45’de başlayacak. Sahaf Festivali’nde ayrıca, 31 Ağustos &#8211; 3 Eylül tarihlerinde Ümit Nar&#8217;ın yönlendiriciliğinde saat 17.00 &#8211; 18.15 saatleri arasında Sahaf Söyleşileri gerçekleşecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/beylikduzunde-baris-ve-sevgi-bulusmalari-21510/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADIOĞLU&#8217;NUN &#8216;METEOR&#8217; İLE SINAVI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/kadioglunun-meteor-ile-sinavi-21481/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/kadioglunun-meteor-ile-sinavi-21481/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 18:06:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz'den]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon'dan]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Yönetim Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Bozayı Meteor]]></category>
		<category><![CDATA[maçka]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21481</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1280" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="image 9" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 50"></div>&#8216;Meteor&#8217; adını verdiği bozayı için bir dizi önlemler alan, aldığı önlemlerle bahçesinden uzaklaştırdığı ayının komşu köylerdeki tarlalara dadandığını anlatan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu “&#8217;Ayını bizden al&#8217; diyorlar, ne yapayım ayıyı, memur adamım köpeği zor besliyorum&#8221; dedi. Tatil için memleketi Trabzon&#8217;un Maçka İlçesi&#8217;nde bulunan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, &#8216;Meteor&#8217; adını verdiği bozayı ile başı fena halde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">&#8216;Meteor&#8217; adını verdiği bozayı için bir dizi önlemler alan, aldığı önlemlerle bahçesinden uzaklaştırdığı ayının komşu köylerdeki tarlalara dadandığını anlatan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu “&#8217;Ayını bizden al&#8217; diyorlar, ne yapayım ayıyı, memur adamım köpeği zor besliyorum&#8221; dedi.</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9.png" alt="image 9" class="wp-image-21483" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 51" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-9-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a>Tatil için memleketi Trabzon&#8217;un Maçka İlçesi&#8217;nde bulunan <strong>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu</strong>, &#8216;Meteor&#8217; adını verdiği bozayı ile başı fena halde derde girmiş durumda&#8230;  </p>



<p>Bir kaç yıl evvel ata yurdu Maçka&#8217;da ev yaptıran ve fırsat buldukça tatil için gittiği evi ve tarlasına dadanan bozayı ile ilgili mücadelesi, daha önce de çeşitli yayın organlarına haber olmuştu. </p>



<p>Evinin etrafında bulunan tarlasındaki ürünlere zarar veren &#8216;Meteor&#8217; isimli bozayı için güvenlik kamerası ve teleskop ile gözetleme gibi bir dizi önlem aldıktan sonra, bozayının evi ve tarlasına uğramadığını belirten <strong>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu</strong>, <strong><em>&#8220;Diğer köylerde dolanıyor. Milletin, konu komşunun diline düştük. &#8216;Ayını bizden al&#8217; diyorlar. Ne yapayım ayıyı? Ayıdan sorumlu değilim. Ayım kayboldu, hükümsüzdür, ilgilenmiyoruz&#8221;</em></strong> dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-14.png" alt="image 14" class="wp-image-21488" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 52" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-14.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-14-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><strong>DHA</strong>&#8216;da yer alan habere göre, <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı, Afet Yönetimi Enstitüsü ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu</strong>, yaz tatilini geçirmek için yine memleketi <strong>Trabzon</strong>&#8216;un <strong>Maçka</strong> İlçesi&#8217;ne geldi.<a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a></p>



<p><strong>Prof. Dr. Kadıoğlu</strong>, 2 yıl önce köydeki evine ayı dadandığını fark edip, bahçenin çevresine güneş enerjisi ile çalışan elektrikli çit koyup, güvenlik önlemi aldı. Evinin çevresine güvenlik kamera sistemi kuran ve bozayıyı gözlemek için teleskop alan Prof. Dr. Kadıoğlu, &#8216;Meteor&#8217; adını verdiği ayıyı görüntülemeyi başardı. Kadıoğlu, ayının büyüklüğünü gördükten sonra evindeki tedbirleri de artırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-10.png" alt="image 10" class="wp-image-21484" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 53" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-10.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-10-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /><figcaption class="wp-element-caption">(Kadıoğlu, evinin etrafına kurduğu kamera sistemi ile &#8216;Meteor&#8217; ismini verdiği bozayıyı görüntülemeyi başardı.)</figcaption></figure>



<p><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><strong>&#8216;GELSE KAMERALAR GÖRÜRDÜ&#8217;</strong></p>



<p>Yine tatil için memleketine gelen <strong>Prof. Dr. Kadıoğlu</strong>, ayının bir süredir evinin çevresinde görülmediğini söyledi. <strong>Prof. Dr. Kadıoğlu</strong>, <strong><em>&#8220;2 sene önce dağda videosunu çektikten sonra, bir daha buralarda görülmedi. Burada çöp ve yiyecek bırakmıyoruz, bir de her tarafta köpek ve kamera var. Herhalde hissetti. Şu anda etraftaki köyleri dolanıyor. &#8216;Meteor&#8217;, bize mal oldu. Millet, &#8216;Senin ayı bize geldi&#8217; diyor. Ayı da benim oldu. Yakında, &#8216;Mikdat Kadıoğlu&#8217;nun ayısı bize zarar verdi&#8217; diye mahkemeye de verirler. Diğer köylerde dolanıyor, fındık yiyor da buraya uğramıyor. Gelse kameralar görürdü. Bir de evde köpek var. Uysal gerçi ama sabaha kadar dağa doğru havlıyor&#8221;</em></strong> dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-11.png" alt="image 11" class="wp-image-21485" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 54" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-11.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-11-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><strong>&#8216;KONU KOMŞUNUN DİLİNE DÜŞTÜK&#8217;</strong></p>



<p>Bozayının yakın köylerde görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, <strong><em>&#8220;Bizim aşağı köyde 7-8 tane birden görülmüş. Bazı kameraları oraya koyduk. Belli bir sayının üstüne çıkarsa, &#8216;Devlet, doğa koruma önlem alıyor&#8217; dediler. Onları kaydetmeye çalışıyoruz. Ayı popülasyonu artıyor mu bilmiyorum. Bize gelen giden yok. Herhalde besleme konusunda iyi davranmıyoruz. Daha önce bal koymuştum ama beğenip, yememişlerdi; sonra da ayıyla bir şeyimiz kalmadı. Şikayetimiz yok da milletin, konu komşunun diline düştük.&#8221;</em></strong><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a></p>



<p><strong>&#8216;MEMUR ADAMIZ, KÖPEĞİ ZOR BESLİYORUZ&#8217;</strong></p>



<p><strong><em>&#8220;&#8216;Ayını bizden al&#8217; diyorlar. Ne yapayım ayıyı? Ayıdan sorumlu değilim. Ayım kayboldu, hükümsüzdür, ilgilenmiyoruz. Bazıları ayı köye inmesin diye dağda besliyor. Memur adamız, köpeği zor besliyoruz&#8221; </em></strong>diye konuştu.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-12.png" alt="image 12" class="wp-image-21486" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 55" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-12.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-12-768x431.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p><a href="https://www.facebook.com/share.php?u=https://www.gazeteduvar.com.tr/bahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><a href="https://twitter.com/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620&amp;text=Bah%C3%A7esinden+uzakla%C5%9Ft%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1+ay%C4%B1+k%C3%B6yl%C3%BClere+dadand%C4%B1%3A+Memur+adam%C4%B1m..." target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><strong>&#8216;AYI DÜDÜĞÜ ALDIM&#8217;</strong></p>



<p>Bozayının eve gelmemesi için bahçesine sebze ekmeyi bırakan Prof. Dr. Kadıoğlu,<strong><em> &#8220;Benim bir akrabam var; dağa gidip, ayıyı besliyor. İşe yarıyor. Bir çeşit afet yönetimi. Millet, böyle pratik yöntemler buldu. Ayı düdüğü aldım, bir sürü şey aldım, ışıklar filan. Bir gün uyurken gelip, mısırları yedi. Beni adam yerine koymadı. Şimdi mısır ekmiyoruz. Mısırı bizim kadar seviyor. Hatta fasulye de yiyor.</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="720" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-13.png" alt="image 13" class="wp-image-21487" title="KADIOĞLU&#039;NUN &#039;METEOR&#039; İLE SINAVI 56" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-13.png 1280w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/08/image-13-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p><a href="https://www.facebook.com/share.php?u=https://www.gazeteduvar.com.tr/bahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><a href="https://twitter.com/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620&amp;text=Bah%C3%A7esinden+uzakla%C5%9Ft%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1+ay%C4%B1+k%C3%B6yl%C3%BClere+dadand%C4%B1%3A+Memur+adam%C4%B1m..." target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><a href="https://www.linkedin.com/cws/share?url=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fbahcesinden-uzaklastirdigi-ayi-koylulere-dadandi-memur-adamim-ne-yapayim-ayiyi-galeri-1632620" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"></a><strong><em>Kameralardan domuz hiç görmedim, tilki ve çakal gördüm, kurt da görmedim. Ayı bir şekilde hissediyor, gelmiyor. Afişe oldu bütün Türkiye&#8217;ye, ondan sonra uğramaz oldu. Burada fındık filan da yok, yiyecek olan yerlere gidiyor. Buraya kuşlar yesin diye 150 tane meyve ağacı diktim, henüz küçükler ama belki ayı ileride gelir&#8221; </em></strong>dedi. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/kadioglunun-meteor-ile-sinavi-21481/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRABZON&#8217;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU</title>
		<link>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-10-recep-yazicioglu-21240/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-10-recep-yazicioglu-21240/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2023 07:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TRABZON'DAN ÇIKAN HAYATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Vali Recep Yazıcıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21240</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1920" height="1080" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/R.Yazici.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="R.Yazıcı" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/R.Yazici.jpg 1920w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/R.Yazici-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/R.Yazici-1536x864.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 57"></div>BİYOGRAFİ &#124; Türkiye&#8217;nin Efsane Bürokratı, Süper Vali; Recep YAZICIOĞLU Mehmet Fatih KÖROĞLU / VİRA TRABZON HABER *** Recep Yazıcıoğlu, 2 Haziran 1948&#8217;de&#160;Trabzon&#8216;un&#160;Köprübaşı&#160;İlçesi&#8217;ne bağlı&#160;Yılmazlar&#160;Köyü&#8217;nde doğdu. İlkokula doğduğu köyde başladı fakat babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini&#160;Milas&#8216;ta, lise öğrenimini&#160;Aydın&#8216;da tamamladı.&#160;Adnan Kahveci&#160;ile çocukluk ve ilkokul arkadaşıdır.&#160;Ankara Üniversitesi-Hukuk Fakültesi&#8216;ni&#160;tamamladıktan sonra 1968&#8217;de&#160;Aydın&#8216;a maiyet memuru olarak atandı. 1971-1984 yılları arasında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">BİYOGRAFİ | Türkiye&#8217;nin Efsane Bürokratı, Süper Vali; Recep YAZICIOĞLU</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1279" height="719" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-edited.png" alt="image edited" class="wp-image-21251" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 58" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-edited.png 1279w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-edited-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1279px) 100vw, 1279px" /></figure>



<p><strong>Mehmet Fatih KÖROĞLU / VİRA TRABZON HABER</strong></p>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<p><strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, 2 Haziran 1948&#8217;de&nbsp;<strong>Trabzon</strong>&#8216;un&nbsp;<strong>Köprübaşı</strong>&nbsp;İlçesi&#8217;ne bağlı&nbsp;<strong>Yılmazlar</strong>&nbsp;Köyü&#8217;nde doğdu. İlkokula doğduğu köyde başladı fakat babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini&nbsp;<strong>Milas</strong>&#8216;ta, lise öğrenimini&nbsp;<strong>Aydın</strong>&#8216;da tamamladı.&nbsp;<strong>Adnan Kahveci</strong>&nbsp;ile çocukluk ve ilkokul arkadaşıdır.&nbsp;<strong>Ankara Üniversitesi-Hukuk Fakültesi</strong>&#8216;ni&nbsp;tamamladıktan sonra 1968&#8217;de&nbsp;<strong>Aydın</strong>&#8216;a maiyet memuru olarak atandı. 1971-1984 yılları arasında sırasıyla&nbsp;<strong>Kalkandere, Bahçe,&nbsp;Hamur,&nbsp;Ayvacık,&nbsp;Kırıkhan,&nbsp;Alaca,&nbsp;Akçakoca</strong> ilçelerinde kaymakamlık görevinde bulundu. 1975 yılında da asteğmen olarak&nbsp;<strong>Kara Kuvvetleri Komutanlığı</strong>&#8216;nda&nbsp;askerlik görevini tamamladı.</p>



<p>1984 yılında, 36 yaşında<strong>&nbsp;<em>en genç vali</em>&nbsp;</strong>olarak&nbsp;<strong>Tokat Valiliği&#8217;</strong>ne atanan <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong> 14 Ağustos 1989&#8217;da <strong>Aydın Valisi</strong> olarak göreve başladı. 19 Ağustos 1991 tarihinde <strong>Erzincan Valiliği</strong>&#8216;ne, 26 Eylül 1999&#8217;da Merkez Valiliğine, 30 Ocak 2003&#8217;te de <strong>Denizli Valiliği</strong>&#8216;ne getirildi.</p>



<p>Gözlerinde oluşan <strong>&#8216;çift görme&#8217;</strong> rahatsızlığı için <strong>Ankara</strong>&#8216;ya tedavi olmaya gittiği ifade edilen Denizli Valisi <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, <strong>2 Eylül 2003</strong>&#8216;te <strong>Eskişehir-Ankara</strong> Yolu üzerindeki Temelli Mahallesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucunda olaydan 2 gün sonra bitkisel hayata girerek, <strong>8 Eylül 2003</strong> tarihinde yaşama veda etti. Cenazesi&nbsp;<strong>Aydın</strong>&#8216;ın&nbsp;<strong>Söke</strong>&nbsp;İlçesi&#8217;nde <strong>10 Eylül 2003</strong>&#8216;te toprağa verildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="807" height="278" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kaza.png" alt="Recep Kaza" class="wp-image-21273" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 59" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kaza.png 807w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kaza-768x265.png 768w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<p>Efsane vali olarak <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong> tarihine adını yazdırmış bir yöneticiydi <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>&#8230; Sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması,&nbsp;<strong>üstünlük</strong>&nbsp;taslamaması ve görev yaptığı yerleri iyileştirmek için kendini paralamasıyla tanınmış,&nbsp;<strong>Turgut Özal</strong>&nbsp;desteğiyle <strong>Türkiye</strong>’nin en genç valisi olmuştu.</p>



<p><strong>Erzincan Başpınar Köprüsü</strong>’nün bir an önce yapılması için çalışıp didinmiş, aynı anda hem valilik hem de şantiye şefliği yapmıştı. Evet,<strong>&nbsp;Recep Yazıcıoğlu kimdir</strong>&nbsp;denildiğinde söylenebilecek onca şeyden yalnızca birkaç tanesi bunlar. Ama gelin, daha fazlasını aşağıda birlikte inceleyelim.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://img.paratic.com/dosya/2017/05/recep-yazicioglu-kimdir-kisaca-bilgi.jpg" alt="Recep Yazıcıoğlu Kimdir? Kısaca Bilgi" class="wp-image-84238" title="Recep Yazıcıoğlu Kimdir? Kısaca Bilgi"/></figure></div>


<p><strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, <strong>Türkiye</strong>’nin<strong>&nbsp;&#8216;gelmiş geçmiş en sıra dışı</strong>&nbsp;<strong>valisidir&#8217;</strong> ifadesi sanıyorum ki verilebilecek en kısa ve en öz cevaptır ama tabii ki yeterli değildir. O, görevi boyunca pek çok ilke imza atmış, kimileri için eli öpülecek insanken kimileri içinse bir an önce durdurulması gereken yasakçı vali olmuştur.&nbsp;<strong>Türkiye’nin en genç valisi</strong>&nbsp;olarak göreve başladıktan sonra pek çok şehir gezmiş, çalışmaları nedeniyle sık sık bir yerden başka bir yere sürgün gibi atanmıştır.</p>



<p>Yıllarca farklı farklı yerlerde görev yapan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, olmaz denilen şeyleri oldurmuş, yıkılmaz sanılan tabuları yıkmış, hiçbir zaman kendisini halktan üstün görmemiş ve inanmadığı hiçbir şeye “eyvallah” etmemiştir. Sözleri ve çalışmalarıyla, birilerinin kovanına çomak sokan <strong>Yazıcıoğlu</strong>,&nbsp;<strong>Erzincan’da valilik yaptığı sırada</strong>&nbsp;birkaç yıllığına merkeze çekilmiştir. Valilik görevine geri dönmesinden bir müddet sonra ise 55 yıl önce dünyaya geldiği ay gibi yine bir&nbsp;<strong>Recep</strong>&nbsp;<strong>ayında</strong>&nbsp;geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading">***</h3>



<p><strong>2 Haziran 1948</strong>’de <strong>Trabzon</strong>’un <strong>Köprübaşı</strong> İlçesi&#8217;nde dünyaya gelen <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, müftü olan babası&nbsp;<strong>Mustafa</strong>&nbsp;ile annesi&nbsp;<strong>Fatma</strong>; oğullarına, içinde doğduğu ay dolayısıyla <strong>Recep</strong> adını vermiş&#8230;</p>



<p>Babasının tayininin <strong>Muğla Milas</strong>’a çıkmasının ardından <strong>Recep</strong>, evin işleriyle ilgilenmeye başlamış. O zamanlar kırsal kesimde yaşayan pek çok erkek çocuk gibi o da odun kesip, ekin biçmiş. Ardından annesi ve kardeşleriyle birlikte babasının yanına <strong>Milas</strong>’a taşınmış. </p>



<p>Bir süre <strong>Milas</strong>’ta kalan ve Lise eğitimini tamamlayan <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>,&nbsp;<strong>Ankara Üniversitesi-Hukuk Fakültesi’</strong>ni&nbsp;kazandıktan sonra eğitim için başkente gitmiş. Bir süre <strong>Ankara</strong>&#8211;<strong>Muğla</strong>&nbsp;arasında gel git yapan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, sonunda mezun olmuş ve <strong>Aydın</strong>’a kaymakam vekili olarak atanmış. Altı ay boyunca ildeki bütün kurumlarda görev yapan <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>; o zamana kadar bildiği ama belki de bu kadar yakından tanık olmadığı işleyişi öğrenmiş. Memurların nasıl iş yaptığını, hemen halledilebilecek meselelerin nasıl ertelendiğini, halka karşı nasıl&nbsp;<strong>ters</strong>&nbsp;davranıldığını ve benzeri davranışları açıkça görmüş ve işte bu deneyimleriyle, sistemin değişmesi gerektiği kararını vermiş.</p>



<p>Kaymakam vekili olarak bir müddet görev yapmasının ardından <strong>Ankara</strong>’ya kaymakamlık kursuna çağrılmış. Kursu bitirdikten sonra ilk görev yeri olan <strong>Rize Kalkandere</strong>’ye kaymakam olarak atanmış. <strong>12 Mart Darbesi</strong> dönemine rastlayan ilk sınavını buradaki bir yol çalışması için veren&nbsp;<strong>Yazıcıoğlu</strong>, halkın yol yapımını engellemeye çalışmasına karşılık vermiş ve&nbsp;<strong>belinde silahı</strong>&nbsp;altında iş makinesiyle yolun açılmasını sağlamıştır.</p>



<p>Diğer kaymakamlara benzemeyen <strong>Yazıcıoğlu</strong>, daha ilk görevinde kendini belli ettiği için <strong>Ankara </strong>politikacılarıyla pek yıldızı barışmamıştır. <strong>Kalkandere</strong>’den sonra sürgün edilirmiş gibi pek çok yere ataması yapılmış,&nbsp;<strong>Adana, Ağrı, Çanakkale, Hatay, Çorum, Bolu</strong>&nbsp;ilçelerinde kaymakamlık yapmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="600" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-11.png" alt="image 11" class="wp-image-21270" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 60" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-11.png 1000w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-11-768x461.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Tayin edildiği her yerde dikkatleri üzerine çeken <strong>Yazıcıoğlu</strong>, adam kayırmadığı ve aslında yapması gereken işi yaptığı için çoğu bürokrat tarafından da sevilmemiştir. Yaptığı değişikliklerden bir tanesi, <strong>Çorum</strong>’da kaymakamlık yaptığı sırada odasının kapısına astırdığı <strong>“kapıyı vurmadan girin”</strong> şeklindeki ibaredir. Ayrıca <strong>Akçakoca</strong> Kaymakamı iken kahvehaneleri kıraathanelere dönüştürerek, ilçede okuma seferberliği başlatmış. Kaymakam olarak benzeri dikkat çeken çalışmalara imzasını atan <strong>Yazıcıoğlu</strong>’nun namı hükümete kadar ulaşmış. O zamanlar başbakan olan <strong>Turgut Özal</strong> da müsteşarından genç kaymakamı izlemesini emretmiş.</p>



<p>Beklediği gibi sonuçlarla karşılaşan <strong>Özal</strong>, <strong>Yazıcıoğlu</strong>’nun ismini valiler kararnamesine yazdırmış, ancak dönemin Cumhurbaşkanı <strong>Kenan Evren</strong>, kaymakamın yaşının çok genç olduğunu sürerek bu karara itiraz etmiş. Neticede ise <strong>Özal</strong> baskın gelmiş ve <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong> 36 yaşında Türkiye’nin en genç valisi olarak <strong>Tokat</strong>’a atanmıştır. Burada ilk olarak eğitim konusunda çalışmalara başlayan <strong>Vali Yazıcıoğlu</strong>, ahır gibi yerlerde okuyan öğrenciler için yeni derslikler yapılmasını sağlamış ve hizmetlerine devam etmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-4.png" alt="image 4" class="wp-image-21257" width="806" height="390" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 61"></figure>



<p>Öncü olarak yaptırdığı dersliklerin inşaatında işçilerle birlikte kendisinin de çalışması, İlk başlarda halk tarafından şaşkınlıkla karşılanmış, <strong>“böyle vali olur mu”</strong> diyenler olsa da; daha sonra <strong>Yazıcıoğlu</strong>’nu yere göğe sığdıramayanlar arasına katılmışlardır. </p>



<p>Karakolu <strong>“pembekol”</strong> olarak ifade etmesi, kola yerine süt ve ayran için demesi, içtenliği, yeri geldiğindeyse sertliği ile dilden dile dolaşan vali olmuştur.</p>



<p><strong>Süper vali </strong>gibi isimlerinin yanı sıra <strong>IV. Murat</strong> olarak da anılan <strong>Yazıcıoğlu</strong>’na böyle denmesinin nedeni getirdiği yasaklarmış. Resmi dairelerde belirli saat ve yerler dışında çay, sigara, kahve içmeyi, kahvehanelerde oyun oynamayı, içkili yerlerde belirli bir miktardan sonra alkol almayı yasaklayan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, <strong>IV. Murat</strong> olarak anılmaktan pek hoşnut olmamış ama bu yakıştırmanın yanında yılın bürokratı olarak da anılmıştır.</p>



<p><strong>Aydın Valisi Olduğunda Başhekimi Görevden Almış?</strong></p>



<p><strong>Tokat</strong>’tan sonra <strong>Aydın</strong>’a atanan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, gittiği her ilde <strong>“yasakçı vali geldi” </strong>gibi deyimlerle karşılaşmış. <strong>Aydın</strong>’da pek hoş karşılanmayan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, buradan da <strong>Erzincan</strong>’a gönderilmiş. Ama daha önce birilerini rahatsız edecek birkaç değişiklik yapabilmiş. Bunlardan bir tanesi bir başhekimi görevinden almasıymış.</p>



<p><strong>Aydın Valiliği</strong>’ne atandığında, henüz üç dört günlük valiydi. <strong>Nazilli SSK Hastanesi</strong> ile ilgili bir şikayet kulağına geldi. Hiç vakit&nbsp;kaybetmeden tebdil-i kıyafet hastaneye gitti. Acil bölümünden içeri girdi ve görevli bir hemşireye <strong>“Başhekimin odası nerede?”</strong> diye sordu.<br>Hemşire şöyle bir baktı <strong>Yazıcıoğlu</strong>’na ve küçümseyici bir ses tonuyla&nbsp;<strong>“Üst kata çık, koridorun sonundan sağa dön, sondaki oda”</strong>&nbsp;dedi.</p>



<p>Yazıcıoğlu üst kata çıktı. Başhekimin odasını buldu. Kapısı açıktı ama başhekim odasında yoktu.<br>İçeri girdi. Tam o sırada başhekim geldi ve<strong>&nbsp;“Buyurun ne istiyorsunuz?”</strong>&nbsp;diye sordu.<br><strong>Yazıcıoğlu</strong>; rahatsız olduğunu, tedavi olmak istediğini ama parası olmadığını söyledi.<br>Başhekim kendisine&nbsp;<strong>“Burası hayır kurumu değil, paran yoksa tedavi olamazsın”</strong>&nbsp;cevabını verdi.<br>Yazıcıoğlu,&nbsp;<strong>“Devletin görevi vatandaşına bakmak değil mi doktor bey?”</strong>&nbsp;dedi.<br>Başhekim sinirlendi ve Yazıcıoğlu ’nu odasından kovdu.</p>



<p>Sessizce aşağı indi, hastanenin iki sokak ötesinde beklettiği makam aracına bindi.<br>Arabada onu bekleyen yardımcısına&nbsp;<strong>“Gerekli yazışmalar hemen bugün yapılsın yarın görevden alınma yazısını kendisine bizzat ben vereceğim”</strong>&nbsp;dedi…<br>Ertesi gün bu sefer resmi makam aracı, kravatlı, takım elbiseli olarak elinde bir kağıtla hastaneye gitti.<br>Bu sefer makam aracı hastane girişine kadar geldi. Herkes şaşkındı.<br>Dün gördükleri yamalı pantolonlu, kasketli, yırtık gömlekli adamın meğerse yeni atanan <strong>Aydın Valisi</strong> olduğunu öğrendiler.</p>



<p>Hiç vakit kaybetmeden başhekimin odasına çıktı, içeri girdi. Başhekim dona kaldı. <strong>“Siz? Ama siz!”</strong>&nbsp;dedi.<br><strong>Yazıcıoğlu</strong>, “<strong>Bugün itibariyle başhekimlik unvanından azledilmiş bulunmaktasınız”</strong>&nbsp;dedi ve elindeki görev azli belgesini uzattı.<br><strong>Peki sonra ne mi oldu?</strong><br>İstedikleri şeyleri ve tayinlerini yaptıramayanlar valiyi&nbsp;<strong>Ankara’ya şikayet etti ve Yazıcıoğlu Aydın’dan Erzincan’a gönderildi.</strong></p>



<p>Bu olay neticesinde şikayete konu olan ve <strong>Erzincan</strong>&#8216;a tayin edilen <strong>Yazıcıoğlu</strong>, tayin haberini aldığında <strong>Özal</strong>’ı arayarak <strong>“üstsüzlere karşı bir hata mı yaptık da defterimizi dürdünüz” </strong>demiş. </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-8.png" alt="image 8" class="wp-image-21262" width="808" height="394" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 62"><figcaption class="wp-element-caption"><strong><em>Türkiye’nin En Genç Valisi&nbsp;Turgut Özal ile Birlikte</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong>Erzincan</strong>’daki görevinin ilk yıllarında yaşanan deprem yüzünden büyük bir hayal kırıklığı yaşamış olan Vali <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, yerle bir olan şehir, enkaz altında hayatını kaybedenler, yakınlarını arayan perişan insanlar valiyi derinden etkilemiş.</p>



<p>Günlerce uyku uyumayan vali sonunda şehrin yaralarını sarmak için kollarını sıvamış ve sadece 8 ayda halkla birlikte şehri ayağa kaldırmayı başarmış. Fakat <strong>Erzincan</strong>’da onu bekleyen bir olay daha vardır. <strong>5 Temmuz 1993</strong>’te, <strong>Sivas Katliamı</strong>’ndan yalnızca 3 gün sonra <strong>Başbağlar Katliamı</strong> yapılmış ve Kadın, erkek ve çocuklardan oluşan 33 kişinin bir camide canice katledildiği haberini almış.</p>



<p>Teröristlerin katliam yeri olarak <strong>Başbağlar</strong>’ı seçmesinin nedenini; şehirle arasında köprü bağlantısı bulunmaması olduğunu fark eden <strong>Yazıcıoğlu</strong>, bağlantıyı sağlayacak bir köprü inşaatına karar vermiş. Devletin yıllardır yapamadığı ve <strong>1 trilyon</strong> maliyet çıkardığı köprüyü 8 ayda <strong>300 milyar</strong> maliyetle tamamlamış.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kopru.png" alt="Recep Kopru" class="wp-image-21274" width="808" height="222" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 63" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kopru.png 807w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Kopru-768x210.png 768w" sizes="auto, (max-width: 808px) 100vw, 808px" /></figure>



<p><strong>Yazıcıoğlu</strong>’nun bu projesi yıllar sonra <strong>Köprü</strong> isimli diziye ve <strong>Vali</strong> isimli filme konu olmuş. Günlerce göl kenarında yatan, şortu ve yalın ayaklarıyla inşaatta çalışan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, bir kez daha olmaz denileni oldurmuş ve insanların takdirini kazanmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-10-edited.png" alt="image 10 edited" class="wp-image-21269" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 64" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-10-edited.png 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-10-edited-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Vali Recep Yazıcıoğlu,</strong> yapımına öncülük ettiği <strong>Erzincan Başpınar Köprüsü</strong> inşaatına bakarken.</figcaption></figure>



<p>Aynı dönemler <strong>Yazıcıoğlu</strong>’nun dikkatleri üzerine çektiği bir diğer olay da, <em><strong>emniyet müdürlerinin vali olarak atanması</strong></em> karşısında yaptığı yorumlar olmuştur. <em><strong>Polisten vali olmayacağını</strong></em> söyleyen <strong>Yazıcıoğlu</strong>, <strong>Ankara</strong>’nın tepkisini çekmiş ve <em>bir gece yarısı aldığı telefonla <strong>Merkez Valiliği</strong>&#8216;ne alındığını</em> öğrenmiş, duruma çok içerlese de ailesiyle birlikte <strong>Ankara</strong>’nın yolunu tutmuştur. Bu dönemde <strong>Türkiye</strong>’nin pek çok ilini gezerek konferanslar veren <strong>Yazıcıoğlu</strong>, gelen siyasi teklifleri de hep geri çevirmiştir. </p>



<p>3.5 yıllık Merkez Valiliği (kendi ifadesi ile dinlenme dönemi) döneminin ardından <strong>Denizli</strong>’ye atanan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, yeniden aktif olarak görev yapma heyecanıyla yeni projeler üzerinde çalışmaya başlamış. Fakat gözlerindeki rahatsızlık onu engelliyormuş. Son zamanlarda görme problemleri yaşayan vali, muayene olmak için <strong>Ankara</strong>’ya gitmeye karar vermiş. Şoförüne kendi aracını hazırlamasını söylemiş. Çünkü o özel işlerinde hiçbir zaman makam arabasını kullanmazmış. Aynı gün <strong>Denizli Ziraat Odası Başkanı Haldun Tellioğlu</strong> ile telefon konuşması yapan <strong>Yazıcığlu</strong>, <strong>Tellioğlu</strong>’nun başkente birlikte gitme teklifini kabul etmiş ve <strong>Tellioğlu;</strong> <em><strong>“valime Mercedes yakışır” </strong></em>diyerek bir arkadaşının arabasını ödünç almış, şoför olarak da çaycısını görevlendirmiştir. Kendi aracıyla gitmek istemesine rağmen <strong>Tellioğlu</strong>’nun yoğun ısrarları sonucunda <strong>Mercedes</strong>’e binmeyi kabul etmiş <strong>Yazıcıoğlu</strong>.</p>



<p><strong>Tellioğlu</strong>’nun çaycısının kullandığı araç, <strong>Ankara</strong>’ya 36 km kala aşırı hızdan dolayı takla atarak duvara çarpmış. <strong>Ziraat Odası Başkanı</strong> olay yerinde hayatını kaybederken <strong>Yazıcıoğlu</strong> araçtan dışarı fırlayarak ağır yara almış. Hastaneye kaldırılan<strong> Vali</strong> 5 günlük yaşam savaşının sonunda, <strong>8 Eylül 2003</strong>’te hayata veda etmiş. <strong>Mercedes</strong>’in şoförlüğünü yapan <strong>çaycı</strong> ise kazadan yara almadan kurtulmuş.</p>



<p>Eşi <strong>Meryem Yazıcıoğlu</strong>, kızları <strong>Rüveyda</strong> ile <strong>Necla</strong> ve oğlu <strong>Mehmet Kemal</strong> ile birlikte binlerce kişiyi yasa boğan olay, üzerinden yıllar geçmesine rağmen unutulmamış. Çoğu kişi bu kazanın bir suikast olduğunu düşünse de iddiaları doğrulayacak kanıtlara hiçbir zaman ulaşılamamış ama bu şüpheli ölümün arkasında başka kişilerin olabileceği ihtimali hala konuşulmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="807" height="237" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Haber-Ici.png" alt="Recep Haber Ici" class="wp-image-21275" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 65" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Haber-Ici.png 807w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Haber-Ici-768x226.png 768w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<p>Devlet Sisteminin işleyişine sık sık ağır eleştiriler getiren <strong>Yazıcıoğlu</strong>, halkın sistemin içerisinde olmadığını, bundan dolayı&nbsp;bürokrasinin&nbsp;hantallaştığı ve bu yüzden&nbsp;<strong><em>yerinden yönetim</em>&nbsp;</strong>sisteminin uygulanması gerektiğini dile getirmiştir. Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran ve köşe yazılarına konu olan sözleri ise çoğulculuk ve eğitime bakışını net bir biçimde ortaya koymaktadır:</p>



<p>Vilayet yönetimleri dönemindeki uygulamaları üniversitelerde tez konusu olan <strong>Recep Yazıcıoğlu&nbsp;Tokat Valiliği</strong> sırasında&nbsp;<strong>torba bütçe&nbsp;uygulaması</strong> ile&nbsp;<em>Cumhuriyetten bu yana yapılan dersliklerden daha fazla derslik</em>&nbsp;kazandırmıştır.</p>



<p><strong>Yazıcıoğlu, Erzincan Valiliği</strong> sırasında&nbsp;doğa sporları&nbsp;ile uğraşmış ve yörenin doğa sporları turizmine açılmasına katkı sağlamıştır. Bölgede <strong>Rize</strong> (<strong>Fırtına Deresi</strong>) başta olmak üzere birçok ilde raftingi tanıtmış ve eğitimler düzenlemiştir. Bu sayede günümüzde raftingin hem spor olarak hem de turizm açısından önemli bir yere gelmesinde katkısı çoktur. Doğa sporlarına özellikle raftinge olan ilgi ve katkısı&nbsp;<strong>Denizli Valiliği</strong>&nbsp;sırasında da devam etmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>TAKIM ELBİSE GİYMEYEN VALİ</strong></h3>



<p><strong>Efsane Vali</strong>, görev aldığı tüm yerlerde ismini tanımayan ise yoktur. Halk ile birlikte olan <strong>Yazıcıoğlu</strong>, takım elbise giymeyi hiç sevmezdi. Tişört ve şort ise en sevdiği elbiseydi.</p>



<p><strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, Erzincan Valiliği döneminde doğa sporları ile uğraşmaya başlamış ve yörenin doğa sporları turizmine açılmasına katkı sağlamıştır. Doğa sporlarına özellikle rafting ile ilgili ve katkısı Denizli Valiliği sırasında da devam etmiştir.</p>



<p>Alaca Kaymakamı olduğu dönemde ilk defa makam odasına Kapıyı vurmadan girin, şeklinde bir yazı asar ve halk ilk defa böyle bir şey ile karşılaştığı için kapının boyalı olduğunu düşünür. Yazı uzun süre asılı kalınca her kaymakamın iyi niyetini anlar.</p>



<p><strong>Erzincan</strong>&#8216;a yeni atandığı günlerden biriydi. Öğle paydosunda makamına dönen <strong>Vali Yazıcıoğlu</strong>, yazı işleri şefliğinin kapısında bekleyen yaşlıca bir kadını görür: <strong><em>&#8220;Teyzeciğim, bir işin mi vardı? Neden bekliyorsun?</em></strong> diye sorar. Yaşlı kadının cevabını dinledikten sonra, elinde işaret ettiği resmi evrağı alarak şefliğe girer. Daktiloda gerekli yazıları yazar, mührü vurur ve imzayı atar. Elinde bir kaç evrakla birlikte vali yazan odaya girer ve masanın üzerinde mühür ve imza işlerini tamamlar. Her iki odada ki işlemleri göz ucuyla izleyen yaşlı kadına evrakları teslim eder ve gerekli yönlendirmeleri yapar. İşlemlerinin yapılmış olmasına sevinen yaşlı kadın, biraz da endişeli bir ses tonuyla; <strong><em>&#8220;evladım, Allah razı olsun senden. İşlemlerimi hallettin ama vali bey size kızmasın sonra?&#8221;</em></strong> deyince; <strong><em>&#8220;Kızmaz, Teyzeciğim kızmaz&#8221;</em></strong> diye cevap verir&#8230; </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-6.png" alt="image 6" class="wp-image-21260" width="809" height="462" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 66"></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Hatırası</h3>



<p><strong>Denizli</strong>&#8216;nin&nbsp;<strong>Acıpayam</strong>&nbsp;ilçesine bağlı&nbsp;<strong>Eskiköy</strong>&#8216;de vatandaşlar tarafından yaptırılarak iki köyü birbirine bağlayan köprüye trafik kazasında yaşamını yitiren eski valisi <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>&#8216;nun adı verildi.</p>



<p><strong>Denizli</strong>&#8216;de&nbsp;İncilipınar&nbsp;mevkisinde yapılan ve&nbsp;Ege Bölgesi&#8217;nin en büyük parkına adı verildi.</p>



<p><strong>Kemaliye-Başpınar</strong> arasında&nbsp;Karasu Nehri&nbsp;üzerinde (Fırat Nehri&#8217;nin Kemaliye ilçesinden geçen kolu) yapılan, yapımında Recep Yazıcıoğlu&#8217;nun çok emeğinin geçtiği ve&nbsp;Köprü&nbsp;dizisine&nbsp;de konu olan köprünün adı Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü yapıldı.</p>



<p><strong>Erzincan</strong>&#8216;ın&nbsp;Kemaliye&nbsp;ilçesi ile Çaltı İstasyonu arasındaki en uzun kara yolu tüneline adı verildi.</p>



<p><strong>Aydın</strong>&nbsp;il merkezinde Aydın Belediyesince yaptırılan kültür merkezine adı verildi.</p>



<p><strong>Tokat</strong>&nbsp;il merkezindeki eski SSK Devlet Hastanesinin adı, Tokat Vali Recep Yazıcıoğlu Devlet Hastanesi olarak değiştirildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-3.png" alt="image 3" class="wp-image-21256" width="809" height="455" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 67" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-3.png 776w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/image-3-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 809px) 100vw, 809px" /></figure>



<p><strong>Yazar&nbsp;Ayşe Kulin</strong>&nbsp;tarafından kaleme alınan&nbsp;<em><strong>Köprü</strong></em>&nbsp;adlı romandan esinlenilerek çekilen ve Star TV&#8217;de&nbsp;<strong>Erzincan&nbsp;Valiliği </strong>sırasında yapılması için büyük emek harcadığı <strong>Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü</strong>&#8216;nün konu edildiği bir dizi film yayınlanmıştır. Dizide valiyi sanatçı&nbsp;<strong>Erdal Beşikçioğlu</strong>&nbsp;canlandırmıştır.&nbsp;Valinin karakter ismi dizideki ve diziden sonra devam eden <strong>&#8220;Vali&#8221;</strong> filminde <strong>Faruk Yazıcı</strong>&#8216;dır.</p>



<p>9 Ocak 2009&#8217;da gösterime giren&nbsp;<strong>Vali</strong>&nbsp;filminde ise Vali <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>&#8216;nun <strong>Denizli</strong>&#8216;deki uranyum&nbsp; rezervlerini <strong>Amerikan</strong> firmasının kullanımına açmadığı için suikasta kurban gittiği iddia edilmektedir.</p>



<h1 class="wp-block-heading">***</h1>



<p>Tarih <strong>26 Eylül 1999</strong>&#8230; <strong>Erzincan Valisi</strong> <strong>Recep Yazıcıoğlu</strong>, &#8216;<em><strong>emniyet müdürlerinin vali olarak atanması&#8217;</strong></em> ile ilgili çıkarılan kararname hakkında yaptığı yorumlar ile ülke kamuoyunun gündemine gelir. <em><strong>Polisten vali olmayacağını</strong></em> söyleyen <strong>Yazıcıoğlu</strong>, <strong>Ankara</strong>’nın tepkisini çeker ve <em>bir gece yarısı gelen telefonla <strong>Merkez Valiliği</strong>&#8216;ne alındığını</em> öğrenir, duruma çok içerlese de ailesiyle birlikte <strong>Ankara</strong>’nın yolunu tutar.</p>



<p>Tam o tarihlerde, gerek <em>emniyet müdürlerinin vali olarak atanması</em> konusu gerekse de <em><strong>Erzincan Valiliği</strong>&#8216;nden <strong>Merkez Valiliği&#8217;</strong>ne atanması</em> ile gündem olan <strong>Vali Recep Yazıcıoğlu</strong>, <strong>Mehmet Ali Birand</strong>&#8216;ın hazırlayıp sunduğu <strong>32.Gün</strong> programına konuk olur. <strong>Mehmet Ali Birand</strong>&#8216;ın önemli bir program için <strong>ABD</strong>&#8216;de bulunması sebebiyle program ekibinden <strong>Cüneyt Özdemir</strong>&#8216;in sorularını yanıtlayan <strong>Vali Yazıcıoğlu</strong>&#8216;nun açıklamaları, yine gündem olacak cinstendir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İşte &#8216;Süper Vali&#8217; Recep Yazıcıoğlu&#8217;nun konuk olduğu 32.Gün programı</h3>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="&#039;Süper Vali&#039; Recep Yazıcıoğlu 32. Gün&#039;de" width="750" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/Q0aDAMmVP3k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<h3 class="wp-block-heading">FOTO GALERİ</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="807" height="315" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Yazicioglu-Kapak.png" alt="Recep Yazicioglu Kapak" class="wp-image-21277" title="TRABZON&#039;DAN ÇIKAN HAYATLAR -10- Recep YAZICIOĞLU 68" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Yazicioglu-Kapak.png 807w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/07/Recep-Yazicioglu-Kapak-768x300.png 768w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/trabzondan-cikan-hayatlar-10-recep-yazicioglu-21240/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ.</title>
		<link>https://viratrabzon.com/ibb-atil-durumdaki-tarihi-dukkanlari-tasarim-muzesine-donusturdu-21143/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/ibb-atil-durumdaki-tarihi-dukkanlari-tasarim-muzesine-donusturdu-21143/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 17:29:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Tasarım Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Süleymaniye Sıra Dükkanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21143</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1024" height="570" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Tasarim-Muzesi-e1687368573178.jpeg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Tasarım Müzesi" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Tasarim-Muzesi-e1687368573178.jpeg 1024w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Tasarim-Muzesi-e1687368573178-768x428.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" title="İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ. 69"></div>Uzun yıllardır atıl durumda bulunan Mimar Sinan ürünü Süleymaniye Sıra Dükkanları, İBB tarafından İstanbul Tasarım Müzesi&#8217;ne dönüştürdü. İBB, uzun yıllardır atıl durumda bulunan Mimar Sinan ürünü ‘Süleymaniye Sıra Dükkanları’nı, ‘İstanbul Tasarım Müzesi’ne dönüştürdü. İmamoğlu, &#8220;Ben, İstanbul&#8217;da tarihi yarımadadaki çalışmalarımızın, belki de en etkili 5 yıl olarak tarihe geçeceğini düşünüyorum” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Fen&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Uzun yıllardır atıl durumda bulunan Mimar Sinan ürünü Süleymaniye Sıra Dükkanları, İBB tarafından İstanbul Tasarım Müzesi&#8217;ne dönüştürdü. </h3>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://i.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/06/19/iii.jpeg?w=776&amp;h=436&amp;mode=crop" alt="İmamoğlu: 5 yıl olarak tarihe geçecek" width="811" height="456" title="İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ. 70"></figure>



<h5 class="wp-block-heading">İBB, uzun yıllardır atıl durumda bulunan Mimar Sinan ürünü ‘Süleymaniye Sıra Dükkanları’nı, ‘İstanbul Tasarım Müzesi’ne dönüştürdü. </h5>



<h5 class="wp-block-heading">İmamoğlu, &#8220;Ben, İstanbul&#8217;da tarihi yarımadadaki çalışmalarımızın, belki de en etkili 5 yıl olarak tarihe geçeceğini düşünüyorum” dedi.<a href="whatsapp://send?text=%C4%B0mamo%C4%9Flu:%205%20y%C4%B1l%20olarak%20tarihe%20ge%C3%A7ecek%20-%20https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/imamoglu-5-yil-olarak-tarihe-gececek-7719142/" rel="nofollow"></a><a href="mailto:?subject=Haber&amp;body=S%C3%B6zc%C3%BC%20-%20%C4%B0mamo%C4%9Flu:%205%20y%C4%B1l%20olarak%20tarihe%20ge%C3%A7ecek%20https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/imamoglu-5-yil-olarak-tarihe-gececek-7719142/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></h5>



<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi</strong> (<strong>İBB</strong>) Fen İşleri Müdürlüğü, kentin önemli kültürel miras alanlarından Mimar Sinan ürünü Süleymaniye sıra dükkanlarında yürütülen restorasyon çalışmalarını tamamladı.</p>



<p>Şehrin asırlardır en köklü ticaret alanlarından biri olan, <strong>UNESCO</strong> Dünya Mirası alanında bulunmasına karşın yıllardır atıl kalan sıra dükkanlar, <strong>“İstanbul Tasarım Müzesi”</strong> olarak kapılarını açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.sozcuhaberajansi.com/image/70df94e8-1693-4d64-b8d8-93df9a950a00.jpeg" alt="image small" title="İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ. 71"></figure>



<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu</strong>, proje kapsamında sanatçılar ve tasarımcılarla buluştu. İBB&#8217;nin Saraçhane&#8217;deki ana yerleşkesindeki başkanlık katında gerçekleşen buluşmada konuşan <strong>İmamoğlu</strong>, <strong><em>“Şehrimizin sanat ve tasarım alanında öne çıkan işlerini, her zaman en ön vitrinde tutma çabası içerisindeyiz. Siz kıymetli sanatçılarımızla, tasarımcılarımızla birlikte, şehrimizin kültürel mirasına çok özel işler bırakacağımızdan hiç kuşkumuz yok”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>“UZUN ZAMANDIR ATIL DURUMDAYDI”</strong></p>



<p>Süleymaniye Camii ve Külliyesi&#8217;ni, “İstanbul’un en haşmetli ve en güzel noktalarından birisi” olarak niteleyen İmamoğlu, şunları söyledi;</p>



<p>*İçine girdiğinizde etkilenmemek mümkün değil. Burası, İstanbul’da, UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Miras Listesi&#8217;ne kabul edilen dört bölgeden bir tanesi. Çevresi, son süreçte çok da pozitif etkilenmedi.</p>



<p>*Özellikle burada düşünülen bir dönüşüm süreci, o bölgenin uzun yıllardır ne yazık ki harap bir halde bulunmasına sebep oldu.</p>



<p>*Orayla ilgili de özenli çalışmamız ve orayı en azından bir kısım dahi olsa doğrulara evirme noktasında yoğun bir çabamız olduğunu belirtmek isterim. Arkadaşlarımla birlikte, o bölgede birçok noktada mevcutta çalışmalarımız sürüyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.sozcuhaberajansi.com/image/a0d015f6-3b7a-42eb-855b-7d9d5300f8f2.jpeg" alt="image small" title="İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ. 72"></figure>



<p><strong>“YOĞUN BİR ÜRETİM ÇABASI İÇERİSİNDEYİZ”</strong></p>



<p>“İddiayla ifade ediyorum ki; tarihi yarımadanın unutulmuş, köhne bırakılmış, hatta hiç hatırlanmamak üzere üstü kapatılmış birçok noktasını açığa çıkartmak, insanlarla buluşturmak noktasında yoğun bir üretim çabası içerisindeyiz” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:</p>



<p>*Ben, İstanbul’da tarihi yarımadadaki çalışmalarımızın, belki de en etkili 5 yıl olarak tarihe geçeceğini düşünüyorum son dönemde ülkemiz adına. Bu noktada, özellikle ‘UNESCO Yaratıcı Şehirler&#8217; alanında ‘Tasarım Başkenti&#8217; unvanını alan İstanbul’a bir tasarım müzesi kazandırma çabasıyla burada arkadaşlarım projeyi önümüze getirdiler.</p>



<p>*Bunu, biliyorum ki bütün paydaşlarıyla da sohbetini yaptılar, çalışmalarını sürdürdüler. Geçmişte ‘Dökmeciler Çarşısı&#8217; olarak bilinen Süleymaniye’nin sıra dükkanlarını, Fen İşlerimiz tarafından restore edilerek, böyle bir müzeye dönüştürme yolculuğuna hep birlikte çıktık.</p>



<p>*Bu projenin en özgün yanı, tabii ki İstanbul tarihinin belki de en önemli tasarımcılarından olan Mimar Sinan eseri olan Süleymaniye Cami ve Külliyesi&#8217;ni barındıran bu alanda, aynı zamanda bu sıra dükkanların olduğu sokağın içerisinde, yine o dev şahsiyet Mimar Sinan’ın mezarı da bulunuyor. Dolayısıyla, burası tam da büyük dehayla buluşma noktası diyebiliriz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.sozcuhaberajansi.com/image/ae13fef6-a7d3-480f-b19b-6fef052162b4.jpeg" alt="image small" title="İBB; ATIL DURUMDAKİ TARİHİ DÜKKANLARI, TASARIM MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ. 73"></figure>



<p><strong>“İSTANBUL, BİR VİTRİN”</strong></p>



<p>Sıra dükkanların yeni haliyle İstanbul’a muazzam işler bırakacağına inandığını vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>*Dünyada çok fazla belki de böylesi bir alanın olmadığını düşünüyoruz. El sanatlarından endüstriyel tasarıma, seramikten dijital tasarımlara, illüstürasyondan mimari ürün ve mobilya tasarımına dönük farklı tasarım alanlarını da bir araya getiriyor ve etkileşim halinde, çağdaş tasarım noktasında yeni ürünlerini ortaya çıkaracak bir merkez hayatımıza giriyor.</p>



<p>*İstanbul’un tasarım birikimini elbette belki de izah etmesi bile güç. Ben, şehrimizi birkaç kelimeyle ifade etmek isterim. Tam da bu sahada, ‘ilham&#8217; dendiğinde, herhalde İstanbul en ilham verici coğrafya, şehir.</p>



<p>*Tarihi birikimiyle beraber, ‘yetenek&#8217; dendiğinde; yine yetenekli insanlarını bu şehirde barındıran bir kent. Tabii bu yetenek coğrafyası, İstanbul’un kapsadığı coğrafya itibariyle, belki de dünyanın en etkileyici coğrafyasının, en etkileyici yeteneklerinin bulunduğu şehir merkezi.</p>



<p>*Tabii eğer, ilham ve yetenek bir araya geldiyse, oradan sanat ürünleri, tasarım ürünleri çıkacaktır. Bir vitrine ihtiyacı var. O vitrin de yine İstanbul’un kendisi aslında. İstanbul, böyle bir üçlemeyle, müthiş bir vitrine sahip.</p>



<p><strong>“DİNAMİK, CANLI, YAŞAYAN VE DÖNÜŞEN BİR İNOVASYON MERKEZİNE DÖNÜŞECEK”</strong></p>



<p>*Ben, bu heyecanı taşıyarak sizlerle bir aradayım. Ve bu heyecanı, umuyorum ki çok yakın bir zamanda canlı olarak yerinde görüyor olacağız. Bu sonbaharda, çok güçlü adımlarıyla birlikte, orada hep birlikte ürünleri, tasarımcıları görüyor olacağız.</p>



<p>*Süleymaniye çevresi, Sultanahmet’ten tutun Eminönü Meydanı’na, Unkapanı&#8217;ndan ta Yenikapı’ya kadar birçok noktasındaki çalışmalarımızla birlikte her sokağını, her caddesini dolu dolu turistle görmeyi arzuladığım tarihi yarımadanın geleceğinde, bugün konuştuğumuz ve başlangıcının imzasını attığımız bu merkezde, eminim ki önümüzdeki yıllarda dünyanın en ünlü tasarımcıları ve sanatçıları, dünyanın en özel eserleriyle, manşetlere ve gündemlere oturacak.</p>



<p>*Bu hayalle ve bu arzuyla, bu projemize katkıda bulunan bütün tasarımcı, sanatçı dostlarımıza ve bu müzenin bütün paydaşlarına, bütün bileşenlerine, hepinize yürekten teşekkür ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/ibb-atil-durumdaki-tarihi-dukkanlari-tasarim-muzesine-donusturdu-21143/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;ÇATLAĞIN ARKASI&#8217; KİTABI YAYIMLANDI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/catlagin-arkasi-kitabi-yayimlandi-21107/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/catlagin-arkasi-kitabi-yayimlandi-21107/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 16:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aykurt Nuhoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlağın Arkası]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılama Yayınevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21107</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="259" height="173" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Catlagin-Arkasi-3-e1687193406204.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Catlagin-Arkasi-3" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 74"></div>Kadıköy Belediyesi&#8217;nin Önceki Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Siyasetteki Tıkanmışlık ve Açmazların Arka Planlarını anlattığı &#8216;Çatlağın Arkası&#8217; İsimli Kitabı Piyasaya Çıktı. Kadıköy Belediyesi&#8217;nin 2014-2019 dönemi belediye başkanlığı görevini yürüten Aykurt Nuhoğlu’nun beklenen kitabı yayımlandı. “Çatlağın Arkası” adlı kitap, Türk siyasetinin son dönemde girdiği çıkmaz yolların arka planlarını anlatıyor. “BAZI ŞEYLER BİLİNİYOR VE HİÇ KONUŞULMUYOR” 2014-2019 yılları arasında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Kadıköy Belediyesi&#8217;nin Önceki Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Siyasetteki Tıkanmışlık ve Açmazların Arka Planlarını anlattığı &#8216;Çatlağın Arkası&#8217; İsimli Kitabı Piyasaya Çıktı. </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/image-13-edited.png" alt="image 13 edited" class="wp-image-21115" width="807" height="454" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 75" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/image-13-edited.png 800w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/image-13-edited-768x432.png 768w" sizes="auto, (max-width: 807px) 100vw, 807px" /></figure>



<p>Kadıköy Belediyesi&#8217;nin 2014-2019  dönemi belediye başkanlığı görevini yürüten<strong> Aykurt Nuhoğlu</strong>’nun beklenen kitabı yayımlandı. <strong>“Çatlağın Arkası”</strong> adlı kitap, Türk siyasetinin son dönemde girdiği çıkmaz yolların arka planlarını anlatıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bazi-eyler-bi-li-ni-yor-ve-hi-konu-ulmuyor"><strong>“BAZI ŞEYLER BİLİNİYOR VE HİÇ KONUŞULMUYOR”</strong></h3>



<p>2014-2019 yılları arasında Kadıköy Belediye Başkanlığı görevinde başarılı bir dönem geçiren ancak <strong>CHP</strong> Genel Merkezi ile fikir ayrılığına düştüğü için 2019 yerel seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyen <strong>Aykurt Nuhoğlu</strong>, siyasette yaşanan bazı açmazlar ve siyasi tıkanıklık üzerine kaleme aldığı notlarını kitaba dönüştürerek, yayımladı. Zaman zaman yazılı bazı yayın organlarında siyaset ve toplum üzerine yazılar yazan <strong>Aykurt Nuhoğlu</strong>&#8216;nun yazdığı bu kitap önümüzde ki günlerde, siyaset arenasında ses getireceğe benziyor.  </p>



<p><strong>&#8216;Çatlağın Arkası&#8217;</strong> isimli kitabıyla ilgili düşüncelerini açıklayan <strong>Nuhoğlu</strong>: <strong><em>“Siyaseti popüler kültürün teslim aldığı günlerden geçerken yaşadığım deneyimleri paylaşmak istedim. Partilerin sağ, muhafazakâr, liberal, otoriter yapılara dönüşmesi, benzerliklerini artırdı. Yolsuzluklar had safhada artmasına rağmen, bazı şeyler biliniyor ve hiç konuşulmuyor. Partilerin iç yapılarından kaynaklanan sorunlar ve antidemokratik işleyişler, bu konuşulmayanların başında yer alıyor. Bunları konuşmaya kalktığımızda ise ‘Partilerin iç işleyişleri bizi ilgilendirmez, kendi bilecekleri iş’ cümleleriyle karşılaşıyoruz.”</em></strong> dedi.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı Seçimi ikinci tur oylamasının hemen ardından yayınlanması ile dikkat çeken <strong>&#8216;Çatlağın Arkası&#8217;</strong> isimli kitap, <strong>Yazılama Yayınevi</strong>&#8216;nden 29 Mayıs 2023 tarihinde yayınlandı. </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/image-12-edited.png" alt="image 12 edited" class="wp-image-21113" width="809" height="455" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 76"></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Demokrasimizin sürekli tehdit altında olması herkesi rahatsız ediyor. Yıllardır tekrarlanan “Bu seçimde kurtuluyoruz.” söylemi can sıkıcı bir hale geldi. İktidarlar geç de olsa değişiyor ama kayıkçı kavgası misali; yolsuzluk, arsızlık, kötü yönetimler devam ediyor&#8230; Sorumluluğu kimseye fatura edemediğimiz gibi, bir ömür boyu siyaset yapan aktörlerden de kurtulamıyoruz&#8230;<br>“Şimdi konuşmanın zamanı değil, hele bu AKP’den kurtulalım, sonra bakarız.” dersek, geçmişte yaşadıklarımıza benzer şeyler yaşamaya devam ederiz. Ülkelerin tarihlerinde suskunluklar; ne büyük savaşları engelleyebilmiş ne sorunları çözebilmiştir. Zor durumlarda, doğru davranışın ortaya konması için konuşma alanları açmalı, eleştiri ve öz eleştiriden korkmamalı, sorunların üzerine gitmeliyiz.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/image-14.png" alt="image 14" class="wp-image-21116" width="809" height="516" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 77"></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong>Peki, bunu becerebilir miyiz?</strong><br>Başarılı olmanın yolu, eleştirdiğimiz yöntemlerden kaçınarak topluma bir alternatifin var olabileceğini göstermekten geçiyor&#8230;<br>Demokratik mekanizmalar kurmadan, karar mekanizmalarını en küçük yerel düzeyden başlayarak yurttaşlara açmadan, her düzeyde denge ve denetim mekanizmaları oluşturmadan hiç kimseye güvenilemez. Sorunlarımızdan kurtulmak için her düzeyde tek-adam yönetimleri ve yönelimlerinden kurtulmamız gerekiyor.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" data-id="21118" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Catlagin-Arkasi-3.jpg" alt="Catlagin Arkasi 3" class="wp-image-21118" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 78"></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="426" height="640" data-id="21117" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/20150901155805.jpg" alt="20150901155805" class="wp-image-21117" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 79" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/20150901155805.jpg 426w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/20150901155805-280x420.jpg 280w" sizes="auto, (max-width: 426px) 100vw, 426px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="259" height="400" data-id="21111" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/Catlagin-Arkasi-2.jpg" alt="Catlagin Arkasi 2" class="wp-image-21111" title="&#039;ÇATLAĞIN ARKASI&#039; KİTABI YAYIMLANDI 80"></figure>
<figcaption class="blocks-gallery-caption wp-element-caption">&#8216;Çatlağın Arkası&#8217;  13,5 X 21 cm ebadında  ve 109 sayfadan oluşmaktadır.</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading">AYKURT NUHOĞLU KİMDİR?</h3>



<p>1959 Trabzon doğumlu. 1984 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü&#8217;nden mezun oldu. Öğrenciliği sırasında siyasetle ilgilenmeye başladı. Üniversite yıllarında katıldığı demokratikleşme hareketleri ile siyasi görüşleri şekillendi.</p>



<p>İnşaat Mühendisi olarak profesyonel iş yaşamında özellikle kamu alanında hastaneler, spor kompleksleri, öğrenci yurtları gibi büyük projeleri başarıyla gerçekleştirdi. Çevre düzenlemeleri, büyük park-bahçe projeleri, nitelikli konutlar gibi çok sayıda farklı projenin yönetimi ve koordinatörlüğü görevlerinde bulundu.</p>



<p>Yoğun siyaset ve iş yaşamının yanı sıra sosyal faydanın ve kamu yararının öncelikli tutulduğu sosyal projelerde etkin olarak yer aldı. Üniversite yıllarından sonra siyasette aktif rol almaya başladı.</p>



<p>SHP üyeliği ile başlayan siyaset yolculuğu, SHP Kadıköy İlçe Yöneticiliği ve 1992 yılında Kadıköy İlçe Başkanlığı ile devam etti. Farklı dönemlerde CHP Kadıköy İlçe ve İl Kurultay Delegelikleri yaptı. Daha sonra CHP İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve CHP Kadıköy İlçe Yöneticiliği görevlerinde bulundu. 2012 yılı içerisinde CHP İstanbul İl Başkanlığı Yerel Yönetimden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini yaptı.</p>



<p>CHP bünyesinde farklı komisyonlarda bulundu. 2014-2019 yılları arasında Kadıköy Belediye Başkanı olarak görev yaptı. </p>



<p>Serbest zamanlarında felsefe ve edebiyat alanındaki çalışmaları takip eden; doğayla iç içe olmayı balık tutmayı, doğa yürüyüşleri yapmayı seven Aykurt Nuhoğlu evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/catlagin-arkasi-kitabi-yayimlandi-21107/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ATTİLÂ İLHAN, KÜÇÜKÇEKMECE’DE ANILDI</title>
		<link>https://viratrabzon.com/attila-ilhan-kucukcekmecede-anildi-21097/</link>
					<comments>https://viratrabzon.com/attila-ilhan-kucukcekmecede-anildi-21097/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vira Trabzon]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 11:06:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Anma]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Attilâ İlhan]]></category>
		<category><![CDATA[Attilâ İlhan 98 Yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Attilâ İlhan Küçükçekmece&#039;de Anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Küçükçekmece Belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://viratrabzon.com/?p=21097</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="2000" height="1333" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-1.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="ATTİLÂ İLHAN 1" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-1.jpg 2000w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-1-768x512.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-1-1536x1024.jpg 1536w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-1-282x188.jpg 282w" sizes="auto, (max-width: 2000px) 100vw, 2000px" title="ATTİLÂ İLHAN, KÜÇÜKÇEKMECE’DE ANILDI 81"></div>Türk Edebiyatı’nın usta kalemi, şair ve düşünce adamı Attilâ İlhan 98. doğum gününde Küçükçekmece Belediyesi tarafından yapılan ‘Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları’ etkinliğinde anıldı. Türk Edebiyatı’nın usta kalemi, şair ve düşünce adamı Attilâ İlhan 98. doğum gününde Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen ‘Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları’ etkinliğinde anıldı. Düzenlenen panelde, edebiyatın kaptanı Attilâ&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Türk Edebiyatı’nın usta kalemi, şair ve düşünce adamı Attilâ İlhan 98. doğum gününde Küçükçekmece Belediyesi tarafından yapılan <em>‘Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları’</em> etkinliğinde anıldı.</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1803" height="1127" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-2-edited.jpg" alt="ATTILA ILHAN 2 edited" class="wp-image-21104" title="ATTİLÂ İLHAN, KÜÇÜKÇEKMECE’DE ANILDI 82" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-2-edited.jpg 1803w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-2-edited-768x480.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-2-edited-1536x960.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1803px) 100vw, 1803px" /></figure>



<p><strong>Türk Edebiyatı’nın usta kalemi, şair ve düşünce adamı Attilâ İlhan 98. doğum gününde Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen ‘Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları’ etkinliğinde anıldı. </strong></p>



<p>Düzenlenen panelde, edebiyatın kaptanı <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın şiir ve romana bakışı, onu yakından tanıyan sanatçılar ve yazarlar tarafından anlatıldı.</p>



<p><strong>Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı </strong>ve<strong> Küçükçekmece Belediyesi </strong>işbirliğiyle düzenlenen panele, Akademisyen <strong>Prof.Dr. Yakup Çelik</strong> moderatörlüğünde edebiyatın önemli isimlerinden <strong>Ayşe Kilimci </strong>ve<strong> İnci Aral</strong> konuk oldu.  Gecenin sonunda müzik dünyasının usta isimlerinden <strong>Vedat Sakman</strong> yerli yabancı şairlerin bestelenmiş şiirlerinden oluşan özel bir repertuarla konser verdi.</p>



<p><strong>Ayşe Kilimci: Genç kadınları mesleki anlamda çok önemserdi</strong></p>



<p>“Şiire Kanat Çalmak” isimli panelde Ayşe Kilimci, 15 yaşında Attilâ İlhan ile yollarının kesiştiğini söyleyerek, “Şair olmak istediğim için yazdığım şiirleri kendisine götürdüm. Bana “senin şiirlerinde iş yok, sende şair kumaşı yok, iyi bir hikâyeci olacağına inanıyorum” demişti. Benim mesleki anlamda gelişimimde kendisinin büyük bir rolü vardır. Hepimizi aydınlattığı gibi benim de önümü aydınlattı. Çok çalışarak geçindiği zamanı içinde bizlere, genç kadınlara ayrı bir önem verirdi” diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1895" height="1066" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-edited.jpg" alt="ATTILA ILHAN edited" class="wp-image-21103" title="ATTİLÂ İLHAN, KÜÇÜKÇEKMECE’DE ANILDI 83" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-edited.jpg 1895w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-edited-768x432.jpg 768w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-edited-1536x864.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1895px) 100vw, 1895px" /></figure>



<p><strong>İnci Aral: Attilâ İlhan’ın öğüdünü 45 yıldır aklımda tutuyorum</strong></p>



<p>Türk Edebiyatı’nın çok okunan kadın yazarlarından İnci Aral ise, Attilâ İlhan’ın kendisine verdiği tavsiyeleri paylaştığı konuşmasında, “ 1977’de ilk öykülerim dergilerde peş peşe yayınlanırken, Attilâ İlhan genç yazarları dikkatle izlediği için benimle de temasa geçti. Bana öykülerini getir basalım, dedi. ‘Çok yeteneklisin, iyi şeyler yapacaksın ama edebiyat çevresi zor bir çevredir, seni eleştirecekler, görmezden gelecekler. Bir yere varman zor olacak.&nbsp; Bunlarla yalnızca çalışarak mücadele edebilirsin’ dedi. Ben hikâye yazmayı ondan öğrendim. Öğüdünü de 45 yıldır her zaman aklımda tuttum. Bu öğüt, benim yolumu aydınlatmıştır. İlhan, bu ülkenin yazan kadınlarına ilgisini hiç esirgemedi. Edebiyatımızın onlarla daha parlak bir yere geleceğini öngördü. Benim Attilâ İlhan’a olan belki çok söze getirilemeyecek borçlarım var. Ruhu şad olsun” sözleriyle andı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1127" height="634" src="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-3-edited.jpg" alt="ATTILA ILHAN 3 edited" class="wp-image-21101" title="ATTİLÂ İLHAN, KÜÇÜKÇEKMECE’DE ANILDI 84" srcset="https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-3-edited.jpg 1127w, https://viratrabzon.com/wp-content/uploads/2023/06/ATTILA-ILHAN-3-edited-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1127px) 100vw, 1127px" /></figure>



<p><strong>Aral: Türkiye edebiyatını kaybetti</strong></p>



<p>Aral, günümüz Türk Edebiyatını eleştirerek sitemde bulunduğu konuşmasında, “ Bugün edebiyat var mı yok mu emin değilim. 90’ların sonunda yayınevleri çöpler yayınlamaya başladı. Kişisel gelişim kitaplarıyla ve buna benzer şeylerle Türkiye, edebiyatını kaybetti. Bugün gençleri izlemiyorum. Çünkü öyle bir edebiyat yok. Ya da iyi öykücüler bana ulaşmıyor. Genç yazarlarımız var ancak birkaç tanesi dışında bana gelen kitapların tamamında 10 sayfayı zar zor okuyabiliyorum. Edebiyatımız bugün ölüdür. Bundan üzüntü duyuyorum” diye konuştu.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://viratrabzon.com/attila-ilhan-kucukcekmecede-anildi-21097/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
