Aydın Devlet Adamı

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sürüden ayrılanı kurt kapar…

Türk Atasözü

Bizim güzel ülkemizde konuşmak ve yazmak için fazla bir şey bilmeğe hiç gerek yoktur. Zaten herkes her şeyi fazlasıyla bilir. Mesela Nagehan Alçı. Her konuda konuşur, her konuda yazar, bilgili olmadığı hiç bir konu yoktur. Bir kocası var ki susturabilene aşk olsun. Yaşar Hacısalihoğlu’nun da bilmediği hiç bir konu yoktur. Her bilim dalında, her konuda profesördür. Yıllardır ekran ekran gezip konuşur,  ama hiçbir şey anlatmaz. Hepsini sayamıyorum. Çünkü o kadar çoklar ki, benim o kadar yerim yok. Bir de kendilerine aydın demezler mi..! Deli olurum…

Deli olunca da haddimi aşarım hep. Evet bugün de haddimi aşıp ülkemin aydınlarına ayak uydurmağa çalışacağım. Yani bilgili olmadığım bir konuda ahkam keseceğim onlar gibi. Nasıl mı yapacağım? Ayasofya Camii imamından girip Taksim Camii imamından çıkacağım işte…

Şunu baştan söyleyeyim ki; bir kere camilerin, cemevlerinin, katedrallerin, kiliselerin, şapellerin, havraların -daha var mı bilmiyorum- hepsinin yıkılması dünyanın ve insanlığın selameti açısından en hayırlı olanıdır. Ama konumuz bu değildir, şimdi konumuza geçelim..:

Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’a girmeden 1000 yıl önce adamlar bir kilise yapmışlar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a girince kendi dininin ibadethanesi olmadığı için 4 tane minare dikerek camiye çevirmiş o kiliseyi. Sonra da yüzlerce cami yapmışlar 466 yıl boyunca. 467. yıl adamlar geri gelip İstanbul’u almışlar ama adam oldukları için kendi kiliselerine eklenen minareleri yıkmamışlar. Ama insan olmadıkları için İstanbul’da Türklerin yaptığı camilerin hepsinde ezan okunmasını kendi izinlerine bağlamışlar… Sonra çağdaş bir dünya lideri gelmiş; bu camiler bizimdir, kendi camilerimizde ezan okumak için kimseden izin istemeyiz diyerek kovmuş o emperyal güçleri. Ama bu kilise de bizim camimiz değil müze olsun demiş bundan sonra…

Aradan 100 yıl geçmiş cahil cühela takımı bir araya gelmiş burasını bizim ecdadımız yapmış diyerek kiliseyi tekrar cami yapmış ve içinde Atatürk’e namuslu adamların ağızlarına yakışmayan hakaretler savurmuşlar… Yetmemiş Taksim’e kadar beddua ede ede gidip orada da devam etmişler havlamağa…

Oysa Fatih zamanında öyle gerekmişti Fatih de öyle yapmıştı. Mustafa Kemal zamanında öyle gerekmişti O da gerekeni yapmıştı. Şimdi de böyle yapmak gerekiyordu ve biz de böyle yaptık deseydiler imamlar Atatürk’e öyle havlamayavaktı. Haliyle diğerleri de imamlara öyle sövmeyecekti. Ama bu devlet adamlığı işidir ve ne yazık ki Türkiye’de devlet adamı yoktur. Çünkü devlet adamı kavgadan beslenmez. Siyaset adamları kavgadan beslenir. Şimdikiler de arkalarındaki sürüyü dağıtmamak için böyle kavgaları bilerek ve isteyerek planlıyorlar…

“Keşke Yunan kazansaydı” diyen, kendi öz yaşamlarının 3 yıl öncesini inkar ederek “biz o gömleği çıkardık” diyen adamlar her hafta bir cami açılışında yüz yıl önceki kurtuluş savaşının zor koşullarında camide saklanan silahları öküz yaparak “camilerimizi ahıra çevirdiler” yalanını tekrarlıyorlar. Böylelikle arkalarındaki sürüyü bir arada tutuyorlar “sürüden ayrılanı kurt kapar” diyerek. Sürüden ayrılan  koyunu kurt kapar hikayesiyle koyunları korkutabilirsiniz elbette. Ama sürüden ayrılan aslanı böyle korkutamazsınız. Yani sorun hangi sürüye dahil olacağınıza karar vermenizdedir…

Bir de, kartallar zaten sürüyle uçmazlar…

Bazen sonucu okuyucuya bırakmak güzeldir…

Sevgiyle…

Aydın Devlet Adamı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!