Afgan Mülteciler Araştırması

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hani akın akın Van sınırımızdan giriyorlar ya…

İşte o Afganlı erkeklerin mülteci olarak gittikleri Avrupa ülkelerine yaşattıkları ‘toplumsal cehennemi’ bir araştırma üzerinden sizlere aktarmaya çalışacağım.

Baştan belirteyim; bu Afganlıların Suriyelilerden daha beter olduklarını yaşayarak öğreneceğiz.

Ayrıca peşinen söylemeliyim ki; artık kadınlarımız ve çocuklarımız büyük tehdit altında!

Ben demiyorum, araştırma sonuçları gösteriyor.

Psikolojiniz hazırsa, başlayalım…

Makalenin yazarı Cheryl Benard; akademisyen, siyaset bilimci ve Ludwig Boltzmann İnsan Hakları Enstitüsü Direktörü. Sağcı, ırkçı ya da faşist değil; Pakistan, Yemen, Sudan,Tayland, Cibuti, Etiyopya, Bosna, Irak ve Afganistan’da yaşamış, kamplarda kalmış bir mülteci dostu.

Söz konusu araştırma 2017 yılında yayınlanmış ve Avrupa’da yaşayan Afganlı erkeklerin ‘cinsel saldırılarını’ ele alıyor.

İşte Cheryl Benard’ın ‘mülteci Afgan erkekler’ hakkındaki bulguları…

– Afgan sığınmacılar, diğer ülke sığınmacılarına oranla daha fazla suç işliyor.
– Kadın düşmanı ve cinsel saldırı eğilimleri oldukça yüksek.
– Aralarında parkta güneşlenen kıza, 2 çocuğuyla gezmeye çıkan kadına, köpeği ile yürüyüş yapan 72 yaşındaki kocakarıya, zihinsel engelli kız çocuğuna, 10 yaşlarındaki erkek öğrenciye toplu tecavüz vakaları gibi birçok cinsel saldırı olayına karışmışlar.
– Mülteciler tarafından gerçekleştirilen cinsel saldırıların %90’ı Afganlı erkeklere ait.
– Tecavüz girişimlerini kimseden çekinmeden, güzdüz vakti ve alenen yapıyorlar.
– Bireysel ya da grupsal saldırı düzenliyorlar ve hiçbir cezai yaptırım onları caydıramıyor.
– Demokrasi ve hukuk sisteminin insanlara tanımış olduğu hakları kötüye kullanıyorlar.
– Toplumun refah sistemini kasten ve sinsi şekilde suistimal ediyorlar.
– Resmi kurumlara eksik, yanlış ve yalan bilgi veriyorlar.
– Batı medeniyetinden nefret ediyorlar.
– Avrupalıları düşman, kadınlarını ganimet görüyorlar.
– Hayata bağlanmaktan ve mutlu olmaktan çok, nefret odaklı yaşıyorlar.
– Yerleşik Afgan diasporası onlara sahip çıkıyor ve suçlarını örtmeye çabalıyor.
– ABD’nin, Afganistan’daki eğitime ‘milyarlarca dolar’ harcamasına rağmen Afganlı genç erkeklerin ‘vahşi hayvanlar’ gibi saldırgan olduklarını; kadın eşitliği, insani değerler, hukuk düzeni vb konularda ilerleme göstermediklerine özellikle dikkat çekiyor.

Benard’ın yapmış olduğu araştırmaya göre ‘Afgan Mülteci Fenomeni’ karşısında batı dünyası çaresizlik içinde kıvranırken, bir taraftan da radikal çözüm yolları arayışı devam ediyor. Avrupa hukuk sistemini göçmenler aleyhine değiştirmek, tampon ülkelerle ikili anlaşmalar yaparak mülteci göçünü engellemek ve sızmalara karşı deniz-kara sınırlarında sert önlemlere başvuru konularına yoğunlaşmış durumdalar.

Peki biz ne yapıyoruz?

Sınırlarımız yolgeçen hanına dönüşmüş, ülkeye çekirge sürüsü gibi Afgan göçmen girerken sadece sessizce izliyoruz. Kurumların yaptığı birkaç cılız açıklama dışında, dişe dokunur hiçbir önlem yok!

Uluslararası kuruluşların yaptığı tahminlere göre, Türkiye’nin birkaç yıl içinde 12 milyon civarında bir mülteci nüfusuna sahip olacağı hesaplanıyor ki; bu rakam toplam nüfusumuzun %14’üne denk düşüyor. Ve hiçbir ülke, bu yoğunluktaki bir mülteci yüküyle tek başına mücadele edemez ve hiç kimse de böylesi bir fedakarlığı Türkiye’den isteyemez.

Evet, toplum olarak başta ekonomik kriz ve terör olmak üzere birçok sorunumuz var. Zaman içinde hepsini çözme gücüne ve kabiliyetine de sahipiz. Lakin bu ‘mülteci sorunu’ yıllar içinde toplumsal yapımızda büyük bir ‘beka sorunu’ oluşturacaktır ki, işte asıl bedeli o zaman ödeyeceğiz gibi duruyor.

Daha dün Ankara-Altındağ’da ortaya çıkan çatışma olayı, sanki geleceğin ayak izlerine işaret ediyor. Devletin yapması gerekeni millet üzerine alırsa, böylesi sosyal felaketler kaçınılmaz olur. Dolaysıyla herkes üzerine düşeni yapmalı. Özellikle bu türden gelişmeler karşısında devletin görevi, vatandaşının can ve mal güvenliğini “öncelikle” korumaktır. Vatandaşın görevi ise kanun ve düzenlemelerin dışına çıkmadan, toplumsal şiddet ve çatışmaya yol açmadan demokratik tepkilerini göstermektir.

Vatanını seven, geleceğini düşünen hiç kimse bu büyük mülteci tehdidi karşısında sessiz kalamaz!

Kadınlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize yönelecek saldırılar karşısında ‘kurbanlık koyun’ gibi göçmenlerin bıçağına boyun uzatmasını kimse Türk milletinden beklemesin!

Esas olan, çatışma ve saldırılar gerçekleşmeden önlem almaktır. Bunun sorumluluğu da başta AKP iktidarı olmak üzere, batılı emperyal devletlere ve BM’ye düşmektedir.

Testi kırılmadan hemen harekete geçilmelidir. Aksi takdirde Cheryl Benard’ın yazdıklarını birebir yaşayarak deneyimlemek durumunda kalırız ki; 1 kişinin bile olsa, cinsel saldırıya uğrama ve öldürülme gerekçesini “bik bik öterek” kamuoyuna anlatamazsınız!

Daha hayatının baharında, Suriyeliler tarafından katledilen Emirhan Yalçın’ın ölümünü anlatamadığınız gibi!..

Afgan Mülteciler Araştırması

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!