A. Şefik Mollametmetoğlu anısına...

"Gazeteciler,
gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır."

Turan Aydoğan’dan İmamoğlu’na Destek

CHP İstanbul Milletvekili Avukat Turan Aydoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik Kanal İstanbul projesine karşıt afişler nedeniyle başlatılan ön inceleme hakkında TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

CHP İstanbul Milletvekili Avukat Turan Aydoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik Kanal İstanbul projesine karşıt afişler nedeniyle başlatılan ön inceleme hakkında TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Aydoğan, “Ön incelemeyi başlatanlar kaybettikleri seçim için seçim gecesi İstanbul’un her yerine dev gibi afişler astıranlar! Belediyenin kasasından alıp seçimin üstüne yatmak için yaptırdıkları afişleri unuttular” dedi.

BİZ MAFYA İLE ÇETEYLE MUHATAP OLMAYIZ ÇÜNKÜ…

Konuşmasına Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehditler içeren mektubuna değinerek başlayan Aydoğan, “Biz mafya ile çeteyle muhatap olmayız çünkü katıksız hukuk devleti özlemi çeken bir patiyiz. Ülkenin hukuksuzluk içinde boğulduğu zamanlardayız. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik asla kabul edemeyeceğimiz bir üslup ve içerikle tehditler savuranlara gıkı çıkmayan savcıları, sorumlu bakanları ve hatta bu ayarsızlığa tepki göstermeyen herkesi sorumluluğa davet ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik bir hukuk devletidir! Bunu değiştirme arzusunda olanlar, bizim gözbebeğimiz Genel Başkanımızın yol göstericiliği ile açılan aydınlık yolda yok olup gitmeye mahkûmdurlar!” dedi.

HALKIN PARASINI KENDİ KİRLİ OYUNLARINA KULLANMIŞ OLDUKLARINI UNUTUYORLAR

Aydoğan, “Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında “Ya Kanal Ya İstanbul” “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleri ile ilgili olarak inceleme başlatıldı. Bu inceleme yazısında söz konusu afişlerin Anayasanın 104. 123 ve 127. maddelerinde belirtilen İdarenin bütünlüğü ilkesi ve Devlet politikasının kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ve uluslararası hukuk boyutu bulunduğu, aynı zamanda yabancı devletleri de ilgilendiren” şeklinde ifadeler geçiyor. Gerekçe ne? Kanal İstanbul’un bir cinayet projesi olduğunu halka duyurmak! Nasıl? Billboardlara afişler asarak! 5216 sayılı Kanunu’nun yani belediyelerle ilgili mevzuat, 7/g maddesi der ki; ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirleme yetkisi Belediyenindir. Yine aynı kanunun içeriğinde bölge halkının çıkarlarının korunmasını belediye başkanının görevi olarak tarif ediyor. Sayın İmamoğlu’na bu soruşturmayı açmayı isteyenler İmamoğlu’nu suçlamaya kalkanlar kaybettikleri seçim için seçim gecesi kaybettiklerini bile bile, İstanbullunun parasıyla şehrin her yerine seçimi kazandık diye afişler asmışlardı hatırladınız mı? Buna sesini çıkarmayan İçişleri Bakanlığı ve yetkili merciiler, İstanbul halkının çıkarlarını koruyan, İstanbul halkının gözbebeği belediye başkanını sorgulamaya kalkıyor! Suç? Halkın çıkarlarını korumak. Bir haksızlığı dayatıyorlar! Halkın parasını kendi kirli oyunlarına kullanmış olduklarını unutuyorlar.” şeklinde konuştu.

KENDİLERİNE BİN YILLIK MAĞDURİYET ÇIKARTIRLARDI

Anayasa 126 ve 127 yerel yönetimlerin özelliğini tarif ettiğini vurgulayan Aydoğan, “Anayasa’da ilgili maddelerde der ki “il, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılayan ve karar organları yasayla belirtilen seçmenler tarafından oluşturulan kamu tüzel kişileridir” yani kimdir kaynak? Seçmen! Nedir kamu tüzel kişiliği burada, yerel yönetimde? Seçmenin oluşturduğu özgün yapıdır. Yani Saray’ın arka bahçesi değil. Merkezi idarenin sopayla ehlileştireceği yer değil! İmamoğlu süreç içinde yaşadığı tüm hak gasplarına, engellemelere, keyfi davranışlara ve yok sayılmalara rağmen Merkezi yönetime bugüne kadar saygılı tavrını asla bozmadı. Hatta bileğinin hakkıyla aldığı seçimi tekrar ettiklerinde bile “yine girerim yine hakkımla alırım” dedi ve çizgisini bozmadı asla! Yani merkezi iradenin bolca hukuksuzluğu karşısında hakkını söke söke alan bir belediye başkanı olarak var oldu. Şimdi size soruyorum İmamoğlu’nun kazandığı ilk seçimden sonra mağdur edilmesine göz önüne getirin, bu mağduriyetin binde birini Adalet ve Kalkınma Partisi kadroları yaşamış olsaydı kendilerine bin yıllık mağduriyet çıkartırlardı. Biz bunu yapmıyoruz. Biz işimize bakıyoruz. Biz halkın verdiği yetkiyi kullanarak halka faydalı bir yönetim yaratmaya çalışıyoruz.” dedi

BİZ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE BAĞLI HUKUKA BAĞLI BİR DEVLET OLACAK MIYIZ?

Aydoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kamu yararı derken neyi kast ediyoruz? İstanbul’un havasını, suyunu, deniz canlılarını, insanların sosyal yaşamlarını korumaktan söz ediyoruz. Endişe içinde beklenen Marmara depreminin bu projeyle tetiklenmemesi için çabalıyoruz. Marmara bölgesinin çürük yumurta kokusuna esir olmaması için karşı duruyoruz. Kamu yararı dediğimiz işte bu olumsuzluklar ve daha da fazlası. Bunlar çok konuşuldu, uzmanlar izah ettiler hepsini… Bu konuya ilişkin sosyal medyada insanlar seslerini duyurmaya çalışıyor. Sokakta barışçıl eylemler yapmak istiyorlar kolluk kuvvetleri engelliyor. Doğası ve sosyal yaşamı zarar görecek olanlar Anayasadan kaynaklı hak arama yoluna gidiyor. Avukatıyla buluşmasını içişleri bakanlığına bağlı güvenlik kuvvetleri engelliyor. Bu bizzat şahit olduğum bir olaydır. Biz uluslararası sözleşmelere bağlı hukuka bağlı bir devlet olacak mıyız? Olacaksak hakkını aramayı engelleyenleri bu soruşturmayı başlatan İçişleri Bakanı daha ne kadar görmezden gelecek?”

KATAR EMİRİNİN ANNESİNİN TİCARİ ÇIKARLARINI KORUMAK OLUR…

Ön inceleme metninde geçen “Devlet politikası” ifadesini irdeleyen Aydoğan “Bütün bunlar hukukta reformu yapacağız diye ortaya çıkanların ne kadar samimiyetsiz ve günü kurtarma amaçlı olduklarının göstergesidir. Bunlar mı hukuk reformu yapacak? 18 yıl boyunca yaptıkları hukuk ihalelerini sözle temize çekebilirler mi? Şu devlet politikası meselesine gelmek istiyorum; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olan TUBİTAK’ın; 2019 yılında Çevre Şehircilik Bakanlığı’na yazdığı Kanal İstanbul/Çed Raporu Görüşü’nde, Kanalın yaratacağı çevresel etkilerin doğal kaynakları ve Batı Karadeniz kıyılarını tahrip edeceğini öngörüyordu.

Devletin bakanlığına bağlı kurumların birbirinden çelişkili açıklamalar ve tespitler yaptığı yerde, Adalet ve kalkınma partisi mi yalan söylüyorsunuz yoksa bakanlığa bağlı kurum mu?

Nasıl bir devlet politikasıdır bu? Öyle ya senin devletinin kurumu “bunu yapma diyor, zarar verecek” diyor! İnsan demez mi kardeşim madem böyle nereden çıktı bu “devlet politikası” ifadesi? Kanal İstanbul ile ilgili yargı süreci devam ederken, “Bu bir devlet projesidir” diyerek, başta yargı olmak üzere herkese gözdağı vermek istiyorlar. Devlet vatandaşına, kentine, ülkesine zarar verecek bir proje yapmaz! Bu olsa olsa Saray projesi olur, Şahsım iktidarı projesi olur, Türkiye devletinin topraklarını yandaşa peşkeş projesi olur! Katar Emiri’nin annesinin ticari çıkarlarını korumak olur!” ifadelerini kullandı.

PARTİ DEVLETİ ANAYASAMIZDA TANIMLANMIŞ DEVLET TANIMI DEĞİLDİR

İBB’nin yaptırmış olduğu kamuoyu araştırmasına değinen Aydoğan, “ İBB 606 bin 317 kişinin katıldığı bir anket düzenliyor. Ankette bu cinayet projesinin yapılmasına karşı olanların oranı %64,2; projeye destek verenlerin oranı %34,1 çıkmış, %1,7 oranında kişi ise projenin yapılıp yapılmamasının kendileri için fark yaratmayacağı görüşünü dile getirmiş. Bu anket denetime açık bir anket. İstanbul’un çoğunluğu bu projeye karşı olduğunu belirtmiş. İBB’nin kurumsal görüşünün halkın çoğunluk görüşü olması kadar doğal ne olabilir? Defalarca söyledik, bu konuyla ilgili referandum yapsınlar dedik. Seçilmiş başkan kendi temsil yeteneğini bir kenara koyarak referandum çağrısında bulundu. Yürekleri yetiyorsa gelsinler sandığı kursunlar! Bu proje sadece İstanbul’u ilgilendirmiyor. Bu proje yapılması durumunda Hakkâri’deki vatandaşı da, Mersin’deki vatandaşı da doğrudan ilgilendirecek! Çünkü bu projenin finansmanı Türkiye halkının üzerine hatta torunlarımıza varana kadar bir yıkım olarak üstümüze çökecek. Devlet politikası devletin kuruluş ve işleyişini, temel politik felsefesini, devletin varoluş amaç ve hedeflerini içeren tarihsel birikimle oluşur. Parti devleti anayasamızda tanımlanmış devlet tanımı değildir. Anayasanın ikinci maddesinde tanımlanmış olan devlet; hukuka, cumhuriyetin temel ilkelerine dayalı halkın çıkarlarını koruyacak sosyal devlettir. Zümre devleti değildir.” dedi.

KİMSEYE BİR KURUŞ PARA VERMEYECEĞİZ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce konuyla ilgili yaptığı açıklamayı yineleyen Aydoğan, “Genel Başkanımız defalarca dile getirdi; bu proje gerçekleşecek bir proje değildir. Ola ki hayata geçirmeye çalışırlarsa da biz yönetimi devralınca kimseye bir kuruş para vermeyeceğiz, halkın ekmeği talan projelerine yedirmeyeceğiz! İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na başlatılan ön inceleme 16 milyona açılmıştır. Başta biz milletvekilleri olmak üzere İstanbul ve Türkiye Başkanımızın arkasındadır. Kanal İstanbul’a karşı çıkanları cezalandırmaya yol arayanlar milletimiz tarafından sandıkta çok daha net bir şekilde cezalandırılacaklar.” şeklinde konuştu. 

reklam 1 scaled e1598636241256

Benzer Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

reklam 1

Son Eklenenler