TRABZON’DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BİYOGRAFİ | Bordo’yu Mavi ile Buluşturan; Bordo-Mavi Yapan Adam: Kâşif KOZİNOĞLU

kasif kozinoglu 961471
Derleyen: Mehmet Fatih KÖROĞLU
KARDAK krizinde, botlarla çıktığı seferde Türk kayalıklarını Yunanlıların elinden alan bordo berelilerden biriydi.
Doğu Türkistan’da Uygurların yanında o vardı, adı İSYAN’dı. Afganistan’da adı KARTAL’dı.
Türk General Raşit Dostum’u savunma bakanı yaptırdı.
Azerbaycan’da adı KÖROĞLU’ydu.
Azerbaycan Ordusu’nun kurulmasında, Ermenilerle mücadelede ön saflardaydı. Onun Türk istihbaratındaki adı HAYALET idi.
Sırp katliamlarının önüne geçmek için Bosnalıları eğiten ve direnişi örgütleyen KEMAL KAHRAMANOĞLU’ydu.
image 14

Kaşif Kozinoğlu (1 Ağustos 1955/Trabzon – 13 Kasım 2011/İstanbul), Türk asker ve Millî İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Dairesi eski Başkanı.

1976 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Kozinoğlu, 1980 yılında Özel Harp Dairesi‘nde göreve başladı. 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı‘nın Tim Komutanlığı‘nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptı. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’ndan kendi isteğiyle emekli olup, Millî İstihbarat Teşkilatı‘na girdi. Ordu’da özel harp dairesinde binbaşı rütbesiyle görev yaparken, Orta Asya‘dan sorumluydu.

Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan‘da da görev yapan Kozinoğlu, Eylül 2010’da müsteşar Dr. Hakan Fidan‘ın talimatıyla “Baş Müşavir” sıfatıyla Asya Bölgesi‘ne atandı. Bu tarihten itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildi. En son 9 Mart’ta görevinden dönen Kozinoğlu‘nun, Mayıs 2004’te Alaattin Çakıcı‘nın yurt dışına kaçışı olayında Çakıcı‘nın, yakın adamları ile telefon görüşmesi yaptığının ortaya çıkarılmasından ötürü ifadesine başvuruldu ve davası devam ederken 13 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi‘nde öldü. Ümraniye Kocatepe Mezarlığı‘nda toprağa verildi.

***

KENDİ İFADESİYLE, KÂŞİF KOZİNOĞLU KİMDİR?

Kâşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü yurt dışındaki görev yerinden dönerek; dönemin Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e verdiği ifadesinde, özgeçmişini şöyle anlatmıştır:

“1976 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldum. İlk kıtam Eğirdir Dağ Komando Okulu’na geldim. 1980 yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başladım. Öncede burada aday olarak başladım, kurslar bittikten sonra 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Tim Komutanlığı’nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptım. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’ndan isteğimle emekli olup, MİT’e girdim. Burada sürekli yurt dışı görevlerinde bulundum. Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan Bölgesi’nde görev yaptım. Asya Bölgesi’nin tamamı sorumluluk alanımda olduğu için, Orta Asya’dan Çin’e kadar gidip geldim. Son olarak da 2010 yılında Asya Bölge Komutanlığı’ndan geri döndüm. Eylül 2010 yılında yeni Müsteşarımız Sayın Dr. Hakan Fidan’ın talimatıyla Baş Müşavir olarak Asya Bölgesi’ne atandım. Eylül ayından itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildim. En son olarak 11 Ocak’ta yurt dışına gönderildim ve 9 Mart’ta bu görevden Türkiye’ye döndüm. İfade vermem gerektiği söylendi ve ifade vermeye geldim.”

***

Özel Kuvvetler’de iken Bosna’da bağımsızlık mücadelesi veren orduyu eğiterek sonrasında milli istihbarat personeli olarak Azerbaycan’da Ebufeyz Elçibey’den kalan mirasa sahip çıkmış, ordusunu eğiterek TSK’ya bağlı bir damar yaratmış, sonrasında ise başta Afganistan ve Türk cumhuriyetlerinde görevine devam ederek, devlete rüştünü ispatlamış bir eğitim subayı / istihbaratçıdır.

AKP dönemine kadar özellikle Raşid Dostum koordinasyonu ile birlikte Afganistan gibi ABD’nin bile etkin olmakta zorlandığı, zayıf kaldığı coğrafyada, hem Taliban hem bölgesel yönetimle irtibat ve ittifak sağlayabilmiştir.

Afganistan’daki Türk birliğimizin selametinde Kaşif Kozinoğlu’nun katkısını Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet eden kimse inkar edemez:

2003’ten 2010’a kadar olan süreci hızlıca geçiyorum. Ama bilmeniz gereken birkaç maddeyi paylaşmak isterim:

1) Orta Asya’daki görevinin ilk yıllarında bölgedeki cemaat personeli ile irtibat sağlamış ve kimi konularda yardımlarını / desteklerini almıştır. Fakat sonraki yıllarda perde arkasında CIA’in onlar üzerinden bölgede yaptığı istihbarat faaliyetlerini tespit etmiş bunları Yenimahalle’ye raporlamıştır.

2) AKP yönetimi ile bölge politikalarında ters düşmüş, destek görememiştir.

2011 yılına kadar tek bir fotoğrafı dahi medyada yayınlanamayan üst düzey istihbarat eğitimcisi, köprü personeli, nasıl oldu da 2011 yılında bir ay içinde topun ağzına geldi?

Milli İstihbarat Teşkilatı’ndaki çalışma sistemi, Emniyet ve Genelkurmay İstihbarat Dairesi’nden farklı olarak ekip, kadro sistemine dayalı, daha bağımsız, özerk ve çoğu zaman kurum içi kadro ekiplerin birbirlerini tasfiyeye zorlayan bir sistemdir.

Bunda MİT’in hala dış ve  istihbarat olarak yapılandırılamaması çok daha önemlisi, bunun yasa / yönerge vs. ile sınırlarının çizilememesinin payı büyüktür.

Kaşif Kozinoğlu’nun AKP iktidarında yaşadığı sorunlar, Türkiye’deki kadrosundan kendine ulaştırılan “Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre hesapları vs. ile ilgili belgelerlefarklı bir boyut kazandı.

Bunları yayınlayacağından emin olduğu, Soner Yalçın’ın “Oda TV”sine sızdırdığı iddiası sonunun başlangıcı olsa da tasfiyesinin temel sebebi değildir.

Kaşif Kozinoğlu’nun tasfiye edilmesinin temel sebebi, birilerinin onu Milli İstihbarat Teşkilatı’nda kendine rakip, yönetime aday görmesidir.

Lafı hiç dolandırmadan söylüyorum arkadaşlar.

Kozinoğlu’na kim “tutuklanmayacaksın, Türkiye’ye gel” sözü, garantisi verdiyse fail odur.

Bir noktada Kaşif Kozinoğlu suikastı, merhum Necip Hablemitoğlu suikastına benzer.

İkisi de teşkilatın iç hesaplaşmasıdır.

Doğrudur, Kozinoğlu’nun cemaate yönelik iktidarı, Türkiye’yi uyaran mektupları mevcuttur. Lakin Kozinoğlu, cemaatin tasfiye edemeyeceği kadar büyük ve derin bir isimdir.

Kaşif Kozinoğlu’nun yazdığı mektuplar için okumanız gereken kaynak budur: 

(http://m.babil.com/kasif-kozinoglunun-mezara-goturmedigi-sirlar-kitabi-ergun-gedek?gclid=CJPr-qGjqcgCFaINcwod9xQByQ)

image 30

MAK’IN KURUCULARI ARASINDA

1980 yılında Özel Harp Dairesi‘nde göreve başladı. 1992 yılında Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın istihbarat ve eğitim ile ilgili bölümlerinde görev yaptı. Özel Kuvvetlerin bir kolu olan kısa adı MAK olan Muharebe Arama Kurtarma Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı.

ASYA BÖLGESİNE ATANDI

1995 yılında emekli olup MİT‘e girdi. Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan bölgesinde görev yaptı. Asya Bölgesi‘nin tamamı sorumluluk alanında olduğu için Orta Asya’dan Çin‘e kadar gidip geldi. 2010 yılının Eylül ayında MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘ın talimatıyla Baş Müşavir olarak Asya Bölgesi‘ne atandı. Eylül ayından itibaren de 5 kez yurt dışı görevine gönderildi.

ODA TV SORUŞTURMASINDA TUTUKLANDI

Kaşif Kozinoğlu, 11 Ocak 2011 tarihinde yine görevli olarak yurt dışına gönderildi ve 9 Mart 2011 tarihinde görevden döndü. 10 Mart 2011 günü Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz‘e ifade verdikten sonra Ergenekon davası kapsamında ve ODA TV soruşturması kapsamında gizli devlet belgelerini sızdırdığı gerekçesiyle mahkeme tarafından tutuklanarak Silivri‘deki cezaevine konuldu.

CEZAEVİNDE ŞÜPHELİ BİR ŞEKİLDE ÖLDÜ

12 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde kaldığı odada fenalaştı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Kâşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011 tarihinde 56 yaşında iken İstanbul, Silivri Cezaevi’nde kalp krizinden vefat etti. Kâşif Kozinoğlu, ölmeseydi 22 Kasım 2011 tarihinde ilk duruşmasına çıkacak idi.

BOSNA’DA KEMAL KAHRAMANOĞLU

Kaşif Kozinoğlu’nun yazdığı ve kendisine verdiği mektubu açıkladı. 25 Aralık Pazartesi 2017 ODA TV
image 29

Oğuzhan Uğur, “babala” adlı youtube kanalında, Kaşif Kozinoğlu’nun Bosna’daki daha önce gündeme gelmeyen gizli görevini anlattı.

Kâşif Kozinoğlu‘nun cezaevindeki koğuş arkadaşı Emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un oğlu, İnternet Televizyonu Babala TV‘nin sahibi Oğuzhan Uğur; Oda TV davasında yargılanırken, savunma yapamadan cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden MİT Asya sorumlusu Kaşif Kozinoğlu’nun kendisine verdiği mektubu açıkladı.

Oğuzhan Uğur, “babala TV” adlı Youtube kanalında, Kaşif Kozinoğlu’nun Bosna’daki daha önce gündeme gelmeyen gizli görevini anlattı.

“Bosnalılar, Sırp sniperlar tarafından avlanıyorlar. Kim müsaade etti buna. O zamanın Cumhurbaşkanı rahmetli İzzetbegoviç, Türkiye’den yardım istiyor” diyen Oğuzhan Uğur şunları söyledi:

“TÜRK SUBAYI KİM; KEMAL KAHRAMANOĞLU”

“Türkiye göndersin tabi uçaklarını, tanklarını Sırpların üzerine öyle bir şey var mı? Begoviç çok akıllı bir adam, biliyor ki Türkiye uçak, tank göndermez, biz de snipera karşılık sniperla karşılık verelim, ama bölgede sniper yok, sniper eğitmek kolay mı? ‘Bizim de sniper timleri kurmamız lazım’ diyor ve Türkiye’den bu konuda yardım istiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tabi ki buna kayıtsız kalmıyor. Kendini çeşitli görevlerde kanıtlamış kahraman bir Türk subayını görevlendiriyor. Türk subayı kim; Kemal Kahramanoğlu. Girip bakın Google’a, kesinlikle bulamayacaksınız. Çünkü onun gerçek adı Kaşif Kozinoğlu’ydu. MİT’in dış operasyonlar sorumlusu. Türkiye Cumhuriyeti onu uçakla Bosna yakınlarında bırakıyor paraşütle, o inip Bosna köylülerini bulup eğitmeye başlıyor.”

“YAŞANMIŞ ŞEYLER İYİ ANLATILIR UNUTMA!”

Oğuzhan Uğur, “Kaşif Kozinoğlu, yaşadığı bu Bosna hikayesini kendi el yazısıyla kağıtlara yazıp bana teslim etti” diyerek şöyle devam etti:

“28 Mayıs 2011’de, Silivri’de gece tam 01:30’da yazmış. Hayatın gerçeği şudur, güçlü olan zayıfı daima ezer. Adalet ise arada sırada da olsa tecelli eder. Amcan K.K. Yaşanmış şeyler iyi anlatılır unutma! Bir gün ölürsem eğer bunu sen anlatacaksın gelecek nesillere demişti. Allah geçinden versin canım, Kaşif Kozinoğlu, dağ gibi bir adam, ölürsen ne demek. Bunu bana verdikten kısa bir süre sonra rahmetli oldu.”

İŞTE HAKKINDAKİ İDDİALAR

Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, sahibi olduğu iddia edilen atin.org adlı sitede sık sık Kaşif Kozinoğlu’nu hedef aldı. Kozinoğlu’nun adını Yavuz Ataç, Orhan Çoban gibi isimlerle sık sık geçirdi. Rakiptiler.

Kozinoğlu, Doğu Perinçek‘in ekibinden olan Aydınlıkçılar’ın da hedefindeydi. Buna göre; dönemin İşçi Partisi (isim değiştirerek Vatan Partisi oldu) Kaşif Kozinoğlu’nun da içinde bulunduğu bir ekibin Doğu Perinçek’e suikast planladığını 90’lı yılların sonlarında gündeme getirdi. Konuyla ilgili suç duyurularında bulunuldu.

2004 yılında hakkında hazırlanan iddianameyle; Kozinoğlu’nun Alaattin Çakıcı’nın Karagümrük baskınıyla ilgili Yargıtay’daki davanın geciktirilmesi ya da lehine karar çıkartılması yönünde taleplerde bulunduğu iddia edildi.

Alaattin Çakıcı’yı tanımadığını söyleyen Kaşif Kozinoğlu, bu davadan 5 ay hapis cezası aldı.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da, Kozinoğlu’nun ismini Susurluk Komisyonu’nda zikretmişti. İşin “tuhaf” yanı her iki isim de Oda TV iddianamesiyle tutuklandılar!

MİT’te başkan ve üst makamlara gelebilmek için 4 yıllık bir üniversite bitirmek şart. Kozinoğlu 3 yıllık Harp Okulu’nu bitirdi. Taşkent Üniversitesi’nden aldığı söylenen diplomasının sahte olduğu Nisan 2005 tarihinde ortaya atıldı.

Evet, işte “çok şey bilen adam” diye lanse edilen ve 56 yaşında tutukluyken hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun, kendi ağzından ve Oda TV ek klasörlerinden yaşam öyküsü böyle…

image 15

AMCASI TUFAN KOZİNOĞLU ANLATTI.

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 13 Kasım 2011 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu hakkında bilinmeyenleri amcası Tufan Kozinoğlu anlattı.

Trabzon‘da yayın yapan Kuzey Ekspres Gazetesi‘ne konuşan amca Tufan Kozinoğlu, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün 40. gün mevlidini okutmak için Trabzon’a geldiğini belirtti. Amca Tufan Kozinoğlu, kimsenin yeğenine vatan haini demeye hakkı olmadığını belirterek, “Vatansever bir evladımızı zamansız ve beklenmedik bir şekilde kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Evladımızı kaybedeli 40 gün oldu. 40. gün mevlidini, doğduğu mahalle olan Erdoğdu Mahallesi Camii’nde okutmak ve onu anmak için Trabzon‘a geldik.
Benim bütün yaşantım bir tarafa, çocuğumuzun ölümünden duyduğum üzüntü bir tarafa, bana en çok dokunan durum; bu çocuk Trabzon‘da doğdu, o doğduğunda Sotka Mahallesi‘nde oturuyorduk. Kulağına ezanı bir hafız ağabeyimiz vardı o okudu. Ailece çok derin bir üzüntü yaşıyoruz, bu ölüm bizim için zamansız ve beklenmedik oldu”
dedi.
“Kimsenin ona vatan haini demeye hakkı yok” diyen Kozinoğlu “Tutuklandığı süre boyunca kendisini Silivri’de ziyarete gittim. Konuştuk, hapisten çıktığında işine döneceğini, 65 yaşında emekli olacağını düşünüyordu. Emekli olduktan sonra da 4 tane kitap yazmak istiyordu. Yani içerisinde olduğu süreçten alnının akıyla çıkacağından o kadar emindi. Kendinden bu kadar emindi. Çünkü yanlış hiçbir şey yapmadığına inanıyordu. Son görüşmemizde bana, ‘4 sayfalık bir iddianame var, bunun içinde tek doğru olan benim Trabzonlu olduğum’ demişti. Doğduğu yeri seven, vatanını seven ve vatanı için canla başla çalışan bir insandı. Askeriyede mavi bereliler vardı, bordo bereli özel birlikleri de kendisi kurdu. Burada bir espri var, bordo-mavi olsun istedi, Trabzonspor’a olan sevgisini böyle gösterdi. Bunu düşünebiliyor musunuz? Özel kuvvetleri o kurdu, hatta oğlunun adını da ‘Özel’ koydu. Memleketine ve işine sevdalı bir adamdı” şeklinde konuştu.
Amca Tufan Kozinoğlu, yeğeni ile görevde olduğu süreçte en son 1991 yılında görüştüğünü ve bunun ardından da tutuklandıktan sonra Silivri’de görüştüğünü belirterek “Kaşif ile görevde olduğu süreçte en son 1991 yılında görüşmüştüm. Ben Almanya’da yaşıyorum. Almanya’ya görevli geldi, bana uğradı, bir yer bulduk, oraya yerleşti. Bir ay sonra a tamamen ortadan kayboldu. Sokakta görse selam dahi vermiyordu. Tutuklandıktan sonra Silivri’ye onu ziyarete gittiğimde, ‘amca gördün mü, bana diyordun ki oğlum niye arayıp sormuyorsun. Ben sizinle sürekli görüşseydim, benim evi nasıl dağıttıysalar senin evini de öyle dağıtırlardı’ dedi. Kendi ailesini korumak için bizimle bağlarını tamamen koparmıştı. Devamlı aileden uzak kaldı. Çok nadir telefonla konuşurduk o kadar.
AMCASINDAN İNCİR, HAMSİLİ PLAV VE SİMİT İSTEMİŞ
Kaşif Kozinoğlu‘nun Trabzon‘u ve Trabzonspor‘u çok sevdiğini hatırlatan Tufan Kozinoğlu Trabzonspor‘un da üyesiydi. Trabzonspor‘un Rus takımı CSK Moskova ile oynadığı maçın ardından Silivri‘ye onu ziyarete gittim. Maçı izleyip izlemediğini sordum. İzlediğini söyledi. Amca dedi, ‘Torosan incir reçeli, hamsili pilav bir de Trabzon simidini o kadar özledim ki.’ Oraya getirme şansımız yoktu ama ‘çıkınca bunları yeriz oğlum’ dedim, ama olmadı” ifadelerini kullandı.

ÖZBEKİSTAN VE AFGANİSTAN VATANDAŞI

image edited

Kaşif Kozinoğlu‘nun Uzakdoğu ve Orta Asya’yı çok iyi bilen bir adam olduğunu da söyleyen amca Kozinoğlu, “Kendisi Özbekistan vatandaşı ve generalidir. Afganistan vatandaşıdır. Bu payeler sevilen insanlara verilir. Bu bölgelerde ne kadar ve nasıl çalışmış ki oradaki insanlar ona o payeyi vermiş. Tutuklandıktan sonra gazetelerde ve televizyonlarda kendini görünce, ifşa oldu düşüncesiyle, ‘İşte ben şimdi öldüm’ dedi” ifadesini kullandı.

Kaşif Kozinoğlu’nun amcası Tufan Kozinoğlu, yeğenin ölümü üzerinden geçen 5 yıla rağmen acılarının dün gibi taze olduğunu söyledi. Amca Kozinoğlu, “Biz Karadeniz’in köklü bir ailesiyiz. Amcalarımız, İnönü Savaşları’nda şehit düştü. Kaşif, ülkesi için hizmet eden, milliyetçi, Atatürkçü bir vatanseverdi. Ölümünün arkasında FETÖ’nün olduğu belliydi. Evladımızı suçsuz yere cezaevinde yatırdılar. Silivri’deki koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur bu konuyu defalarca gündeme getirdi. Çok üzgünüz. Amca olarak baba yarısıyım. Kanımı, canımı kaybettim” dedi.

Hasan Atilla Uğur: ‘Beni öldürebilirler’

Silivri Cezaevi’ndeki koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur ise, Kozinoğlu’nun ölümünde FETÖ parmağı olabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Kaşif ağabey güvenilir bir insandı. 8 ay boyunca aynı koğuşta kaldık. Sürekli olarak ‘Ben neden buradayım’ diye soruyordu. Bunun bir kumpas olduğunu, bir gün son bulacağını anlatmaya çalıştık. Bir keresinde ‘Ato 2008-2009’da F tipinin yurtdışındaki faaliyetlerini rapor ettim. Beni öldürebilirler’ demişti. Kaşif ağabeyi görevi başındayken Türkiye’ye çağırıp tutukladılar. Kaşif ağabey, Özel Kuvvetler’de binbaşı rütbesindeyken, MİT’e geçmiş, kurum içinde boğuşa boğuşa yükselmiş biriydi. Orta ve Batı Asya’da koodinatör olarak görev yapmıştı. Son görevi sırasında FETÖ’nün gerçek amacını gördüğünü anlatmıştı. Yurtdışında FETÖ’ye haraç ödemeden kimsenin ihale bile alamadığını söylüyordu. Son görev yerinden Türkiye’ye dönerken FETÖ ile ilgili hazırladığı istihbarat dosyasını eski MİT Müsteşarı Emre Taner’e ilettiğini söylemişti. Kozinoğlu bu raporu gönderdikten sonra hedef tahtasına oturtuldu. Kozinoğlu’nu tutuklayan şahış şu an kaçak olan FETÖ’cü Zekeriya Öz adlı kişidir. Herkes kalp spazmı geçirebilir. Bizlere geçmişte kalp rahatsızlığı olduğunu söylemişti. Kan sulandırıcı ilaç içiyordu. Bilinci açık ve ayakta koğuştan çıkarıldı. Çok kısa süre sonra gardiyanlar yanımıza gelip Kozinoğlu’nun öldüğünü söyledi. Sonradan kamera kayıtlarını izlenmişler. Kalbi durmadığı halde kalp masajı yapıldığı söylendi. Rahmetli, FETÖ’cülerin hedefindeydi. Kendisi tek bir duruşmaya bile çıkamadan yaşamını kaybetti. Bu cinayetin failli bellidir.”

Hasan Ataman Yıldırım: ‘Ölümü şüphelidir’

Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalan bir diğer isim, Hasan Ataman Yıldırım ise şu iddiaları dile getirdi:

“Kaşif Bey, FETÖ’nün hedefindeydi. Orta Asya’daki FETÖ yapılanmanın illegal işlerini rapor edince hedef tahtasına oturtuldu. Kendisi de FETÖ’nün hedefinde olduğunu biliyordu. Hakkında arama kararını duyunca MİT Müsteşarı Fidan ile görüşüyor. Hakan Fidan kendisine ‘Tutuklama olmayacak, sadece ifadeniz alınacak’ demiş. Kozinoğlu’nun ifadesini alan kişi Zekeriya Öz adlı şahıs. Kozinoğlu’nun ölümü şüphelidir. Ölümünden yaklaşık 10 yıl önce ‘Kırık Kalp Sendromu’ nedeniyle kalp krizi geçirdiğini söylemişti. Ancak ilk kriz sırasında anjiyo yaptırmamış. Kaşif Bey, rahatsızlandığında koğuştan yürüyerek çıkacak durumdaydı. Kozinoğlu’nu hastaneye götürmek için gelen ambulansta doktor olmadığı, teknisyen bulunduğu ve kalbi durmadığı halde kalp masajı yapıldığı bilgisine ulaştık. Kaşif Bey’den bir gece önce de Atilla rahatsızlanmıştı. FETÖ belki de Kaşif Bey’i hastaneye yetiştirecek ambulansı kasıtlı olarak doktorsuz göndermiş olabilir.”

FETÖ Çatı İddianamesi: ‘İntikam senaryosu kuruldu

Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili FETÖ Çatı İddianamesi‘nde ilginç iddialara yer veriliyor. “MİT Görevlisinin Ölümü” başlıklı bölümde şu iddialar öne sürülüyor:

“OdaTV davasında casusluk yaptığı iddia edilerek Kaşif Kozinoğlu, 10.03.2011 günü tutuklanmış ve devletine yıllarca fedakar şekilde hizmet ettiği için kırık kalp sendromuna yakalanmıştır. Kozinoğlu 12.11.2011 günü tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Casusluk suçu ile Kaşif Kozinoğlu’nun uzaktan yakından ilgisi yoktur. Dava tamamen FETÖ’nün intikam için kurduğu senaryodur. Orta Asya’da FETÖ’nün okullarının ülke yararına çalışmadığını ve cemaatin eğitim faaliyetinin devletin lehine olmadığını, bu yapının şirket, okul ve mensuplarının etkinlik ve ilişkilerinin ülkemize hiçbir katkı sağlamadığını görerek istihbarı çalışma yürüten Kaşif Kozinoğlu örgütün hedefi haline gelmiştir. FETÖ, gaddarca ve ondan intikam almak için suç ve soruşturma uydurmuştur. Uygulanan haksızlık sonucu kırık kalp sendromu geçirerek ölmüştür.”

image 16
Türk Özel Kuvvetleri Komutanlığı Azerbaycan’da. Fotoğrafta Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Özel Kuvvetler Komutanı Kemal Yılmaz Paşa ve efsane istihbaratçı Kaşif Kozinoğlu ile eğitilen Azerbaycan askerleri var.

Hikmet Çiçek yazdı ODA TV

12 Kasım 2019 Salı / Hikmet ÇİÇEK ODA TV

MİT Orta Asya şefi Kâşif Kozinoğlu, bundan tam 8 yıl önce 13 Kasım 2011 günü Silivri Cezaevi’nde kuşkulu bir biçimde hayatını kaybetti. Kozinoğlu, Oda TV tertibi kapsamında tutuklanmıştı.

Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Kaşif Kozinoğlu’nu “oğlum” diye hitap edecek kadar çok severdi. Birçok konuda ona fikir danışır, düşüncelerini önemserdi. Kozinoğlu’nun tutuklandığını duyunca akıl erdiremedi, çok öfkelendi. Nasıl olur da “oğlum” dediği bu MİT görevlisi tutuklanırdı?

KİM BU KOZİNOĞLU

1955 doğumlu, Trabzonlu olan Kâşif Kozinoğlu 1976’da Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1980 yılında başladığı Özel Kuvvetler görevindeyken çeşitli kurslar gördü, sonraları bunların eğitimini verdi ve çeşitli görevlerde bulundu. 1995 yılında MİT’ten gelen talep üzerine, kendi isteğiyle piyade binbaşı rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu ve MİT’e geçti.

Uzun süreler Suriye, Bosna Hersek, Azerbaycan, Afganistan başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde çeşitli görevlerin yanında Bosna’da yaptığı hizmetlerinden sonra bir kışlaya Kâşif Kozinoğlu adı verildi. Son görevi ise MİT Orta Asya baş müşavirliğiydi.

O OKULLARI KOZİNOĞLU KAPATTIRDI

Özbekistan, Türk cumhuriyetleri içinde “FETÖ okullarına” karşı en sert tutumu alan devletti. Bu okulları yasadışı faaliyetlerinden dolayı kapatmıştı.

Emniyet ve istihbarat kurumları içinde yuvalanmış FETÖ elemanlarına göre nedeni Kaşif Kozinoğlu’ydu!

10 Mart 2011 günü, özel yetkili savcı Zekeriya Öz’e verdiği ifadede, “İrtica benim görev alanım değildir. Görevim de değildir” demesine rağmen Kozinoğlu FETÖ’nün hedefi oluyordu.

Hayatında Rusya’ya hiç gitmediği, buranın görev bölgesi olmadığı halde Kozinoğlu, Odatv soruşturmasında, Rusya’daki cemaat operasyonları hakkında belge sızdırmakla suçlanıyordu.

BELGEYE BAK

Belge” denilen “Koz” adı verilmiş dijital bir word sayfasından ibaretti.

Sayfada şunlar yazılıydı:

“Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım. Kozinoğlu’ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim.”

Kaşif Kozinoğlu’nun tutuklanması için bu sözde belge kanıt olarak gösterildi.

İşte böyle bir kişinin, adını Afganistan’da görev yaparken duyduğu, iktidara karşı sert muhalefet yapan bir haber sitesine, Odatv’ye hem de kendi adıyla belge gönderdiğine inanmamız isteniyordu!

MİT: KOZİNOĞLU GÖNDEREMEZ

Kaldı ki, Kozinoğlu’nun Odatv’ye ya da Soner Yalçın’a gönderdiği iddia edilen belgeler onun görev alanıyla ilgili değildi. Kozinoğlu, savcı Zekeriya Öz’ün sorusuna şöyle cevap veriyordu:

“Benim elimde Afganistan ve Pakistan bölgelerine ait belgeler vardır. O bölgede çalıştığım için. Bizde kompartımasyon sistemi vardır, başka odalara gidip belge alamam, o belgeler nereden çıktıysa yazıcısı bellidir. Her koridorda kamera vardır, bizim koridorlara girmemiz yasaktır. Ayrı bir birimdir, birimler arası geçiş yasaktır.”

Kozinoğlu’nun avukatlarının bilgi talebi dilekçesine MİT’ten gelen, Odatv iddianamesinin ek klasörlerinde bulunan resmi yanıt bunu doğruluyor. MİT cevabında şöyle deniliyor:

“Müsteşarlığımız bilgi sistemlerinde kullanıcılar, bulunduğu hiyerarşi ve çalıştığı birim kapsamında sadece iş kuralları dâhilinde yetkili oldukları yazılar ile dosyalar içerisindeki dokümanlara erişebilmektedirler. Söz konusu sistemlerdeki erişim kayıt altına alınmaktadır.

“Bu kapsamda, Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı emrinde görevli olmayan Kaşif Kozinoğlu’nun, bu Başkanlığa ait yetkili olmadığı herhangi bir dokümana Müsteşarlık bilgi sistemlerinden erişim imkanı bulunmamaktadır.”

MİT’TE ASKER İSTEMİYORLAR

Kaşif Kozinoğlu, MİT’teki değişimden büyük rahatsızlık duyuyordu. “MİT’te asker bırakmayacaklar” diyordu. Müsteşar değişince emekliliğini istedi. Ancak yeni müsteşar Hakan Fidan bunu kabul etmedi. “Sen bize Orta Asya’da çok lazımsın” diyordu. 2010 yılının Eylül ayında Asya bölgesine Başmüşavir olarak atandı.

FİDAN’LA NEREDE TANIŞTI

Kozinoğlu’nun Hakan Fidan’la tanışmaları çok daha eskilere “Binbaşı Kaşif” olduğu zamana dayanıyor. Kozinoğlu, savcı Öz’ün kendisi gibi emekli ÖKK subayı ve o dönemde Ergenekon tutuklusu olan değerli arkadaşım Levent Göktaş’la ilgili soruya şu yanıtı veriyordu:

“Mustafa Levent Göktaş benim rütbe olarak altımda çalıştı. Özel Kuvvetlere gelenlere eğitim veriyordu. Bir dönem de Azerbaycan ordusunu eğitmeye gittiğimizde orada da kendisi subaydı. Grubun içinde eğitmendi… Emir komuta bende olduğu için aramızda herhangi bir güç mücadelesi de olması söz konusu değildir.”

İki ÖKK subayının Azerbaycan’da olduğu tarih 1992.
İfadede olmayan, Aydınlık’a ulaşan bir iddiayı da soru sorarak biz ekleyelim.
Hakan Fidan da orada mıydı? Tanışmaları da oradan mıydı?
İlişkileri nasıldı, bilemiyoruz. Ancak samimi olduklarını söyleyen kimseye rastlamadık!

MEHMET EYMÜR’LE İLİŞKİ

Fidan’la ilişkisini bilemiyoruz fakat Mehmet Eymür’le nasıl olduğunu biliyoruz!

Eymür’ün MİT içinde düşmanca tutum aldığı, sürekli suçladığı kişilerin başında eski Müsteşar Senkal Atasagun geliyorsa, ikincisi Kozinoğlu’dur. ABD’ye kaçtıktan sonra faaliyete geçirdiği ATİN sitesinde, muhtemelen kendisinin yazdığı, “MİT personelinden acı itiraflar” başlıklı bir mektup yayınlamış ve burada Kozinoğlu’ndan “Teşkilatın Yeşil’i” diye söz etmişti.

10 Mart 2011 günü Kozinoğlu’nu, “Silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla ve “kaçma şüphesi olduğu” gerekçesiyle tutuklayan yargıç Resul Çakır,  Odatv ve Şike kumpaslarının görüldüğü İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken, 2011 yılında Yargıtay üyeliğine seçilmişti. Çakır, 16 Temmuz 2016 akşamı Türkiye’den kaçmıştı!

SİLİVRİ CEZAEVİ

Kâşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü savcı Zekeriya Öz’e ifade verdikten sonra mahkeme önüne çıkarıldı ve tutuklandı.

Metris’ten Silivri 1’nolu Cezaevi’ne sevk edildi. Ergenekon sanığı emekli Albay Hasan Atillâ Uğur ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın kaldığı B1 koğuşuna konuldu.

Hasan Ataman Yıldırım, Aydınlık’ta çıkan dizi yazısında şöyle diyordu:

“14 Mart 2011 Pazartesi akşamüstü koğuşumuza geldi. Çok şaşkındı.

Bir suçum yok, yakında avukatım itiraz eder, tahliye olurum, diye düşünüyordu. Ben ve Atilla Albay ise morali bozulmasın diye, inşallah diyorduk, ancak içimizden durumun böyle olmadığını, onun da komploya kurban edildiğini düşünüyorduk.”

ELYAZILARINI NEDEN AYDINLIK’A GÖNDERDİ

“Yazdığı yazıların toplamı yaklaşık bin sayfa civarındaydı. Medyanın halini gördükçe sadece yazıların değerini bulabileceği Aydınlık gazetesi olduğunu tespit etmişti. Vefatından sonra Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar” kitabında yayımlanan yazıların hepsini yazıldıkları günlerde bize okumuştu. Zaten kitapta orijinal el yazıları da basılıdır.”

KÂŞİF KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜ

Hasan Ataman Yıldırım’ın yazısından aktaralım

“Tarih, 12 Kasım 2011 Cumartesi. Kâşif Bey günlük spor ve banyosundan sonra 18.15 civarı kalp krizi geçirdi. Tansiyonu yüksekti. Nöbetçi personel tarafından ancak 18.40 civarı koğuştan çıkarıldı.

Daha sonra öğrendiğimize göre, cezaevinin mahkûm kabul kısmında yine bilinci açık, nabzı atar ve konuşur durumda bekledi. Bu saatler infaz koruma memurlarının günlük vardiya nöbetlerinin değişme saati olduğundan eski ve yeni vardiya personeli halen cezaevinde bulunuyordu.

“112 Acil yaklaşık 18.50’de geldi, ancak ambulansta doktor yoktu. Kâşif Bey burada da nöbetçi memurdan yanına ayrıca memur vermesini istedi. Ambulansla gelen iki teknisyenin kalp masajı yaptığı söyleniyor. Ancak kalp halen çalışıyor ise, yani kalp durmadan kalp masajı yapılmasının hayati tehlike yaratacağını, yani çalışan kalbi durduracağını sonradan öğreniyoruz!..

Ambulansla Kâşif Bey’i TEM yolu kullanılarak Silivri Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıkarılıyor. Ambulans görevlileri durumun kötü olduğunu söyleyerek hastaneye haber verince, hastaneden nöbetçi doktor başka tam teşekküllü bir ambulansla yola çıkıyor ve TEM çıkışında gelen diğer ambulansı karşılıyor. Kâşif Bey, yeni ambulansa transfer ediliyor ve doktor müdahale ederek, 19.10’da hastaneye varılıyor, ancak yaşam emaresi olmamasına rağmen kalp masajı yapılıyor ve 19.30’da kesin olarak öldüğüne karar veriliyor. Daha sonra Adli Tıp Kurumu ön otopsi raporuna göre damar tıkanıklığına bağlı kalp krizi sonucu öldüğü belirtiliyor.

Netice olarak ilk ağrının gelmesinden sonra ancak bir saat sonra hastaneye ulaşabilmiştir. Cezaevi yerleşkesinde bu şartlarda bütün tutuklular için durum aynıdır. Kalp krizi geçirildiğinde kurtulmak imkânsızdır.”

Sır adamın sır ölümü…

Kaşif Kozinoğlu, hakim karşısında savunmasını veremeden, şüpheli bir şekilde öldü. FETÖ medyası, “Kalp krizi” dedi.

FETÖ’nün CIA bağlantısını kuran eski MİT’çi Enver Altaylı, FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’e yazdığı mektupta, Kaşif Kozinoğlu hakkında şu ifadeleri kullanmıştı: MİT Müsteşarı olmaya çalışıyor. Böyle bir şey olursa Allah Fethullah Hoca Efendi’yi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur.”

O dönem Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü üzerine Kanal 7 ekranlarına çıkan gazeteci Fehmi Koru, “Kaşif Kozinoğlu, hapse girebilecek bir tip değildi. Kalbini bilerek zorladı” diyerek, Kaşif Kozinoğlu’nun kendi kendini öldürdüğü imasında bulundu.

KAŞİF KOZİNOĞLU’NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ

Kaşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011’de rahatsızlandığını söyledi. Ambulansa bindirilen Kaşif Kozinoğlu, daha sonra yol üstünde başka bir ambulansa alındı. Hastaneye geldiğinde “ölü” olarak kayıtlara geçti.

Üzerinde yapılan otopside “kalp krizi” sonucuna varıldı. Doku örnekleri ise, Silivri Devlet Hastanesi’ne giren 30’lu yaşlarındaki bir kişi, “Su sebili montajı” yapacağını söyleyerek İhtisas daire Başkanlığı’na girdi. Önce başkanı odadan çıkardı, daha sonra tetkik yapılan odaya girip personeli odadan çıkardı. Doku örneklerinin çalındığı ve yerine sahte örnekler bırakıldığı iddia edildi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
TRABZON’DAN ÇIKAN HAYATLAR -14- Kâşif KOZİNOĞLU

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!