A. Şefik Mollametmetoğlu anısına...

"Gazeteciler,
gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır."

Hami Mandıralı: ”Trabzonspor bana kimlik verdi.”

Röportaj: F. Muhammet Uzun

219 golle Türk futbol tarihinin en golcü 3 futbolcusundan biri. Trabzonspor tarihinin en golcü futbolcusu. Avrupa kupalarında en çok gol atan 2 Türk futbolcudan biri. Bir nesle adını veren adam, ”yerel kimliğe sahip ulusal kahraman” Hami Mandıralı, güneşli bir kış gününde Mandıralı ailesinin ofisinin kapılarını Vira Trabzon’a açtı. Mesafe tanımaksızın çektiği şutlar ve attığı gollerle hafızalarda yer bırakan, şahsına münhasır şut tekniğiyle Türk futbolunda bir iz bırakan Hami Mandıralı, Vira Trabzon’un sorularını yanıtladı. Mandıralı, Vira Trabzon’a dünü, bugünü ve yarını anlattı.

Bugün dahi pek çok kimse onu, attığı goller nedeniyle adeta bir “futbol sanatçısı” olarak görüyor. Çünkü o, attığı gollerle bir sanat icra ediyordu. “Futbolcu fabrikası” Trabzon şehrinin ürettiği en yetenekli futbolculardan biri, belki de ilkiydi. Yüzlerce gol atıp adını hem Türk futbol hem de Trabzonspor tarihine yazdırdı. Hayat fena halde futbola benzediği için onun başarılarla dolu futbol hayatında pek tabi başarısız anlarda oldu…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı hami-atti-1007x1024.jpeg

‘’En büyük hedefim, hayalim çalıştıracağım takımı şampiyon yapmak.

Adını Türk futbol ve Trabzonspor tarihine yazdıran bir futbolcusunuz. Futbolculuk kariyerinizde şampiyonluk hariç olağanüstü şeyler yaşadınız. Türk futbol tarihinin en çok gol atan 3 futbolcusundan birisisiniz. Trabzonspor tarihinin en golcü futbolcususunuz ve aynı zamanda Avrupa kupalarında en çok gol atan iki Türk futbolcudan birisisiniz. Bu doğrultuda Futbol adamı Hami Mandıralı’nın teknik direktör olarak en büyük hedefi, hayali nedir?

Bahsettiğiniz gibi futbolcuyken çok önemli şeyler başardım. Fakat futbolculuk ile teknik direktörlük çok farklı şeyler. Futbolcuyken hocanın kaderini belirliyorduk. Teknik direktör olarak en büyük hedefim, hayalim çalıştırdığım takımı şampiyon yapmak. Hedef şampiyonluktur. Bunu da başarabileceğime inanıyorum. Bugün olmasa bile yarın mutlaka bunu başaracağım.

Milli takımda oyuncu izleme ekibinde görevlisiniz. Bu görevinizde takip ettiğiniz oyuncular içerisinden Trabzonspor’a önerdiğiniz herhangi bir futbolcu oldu mu?

A Takım ve Ümit milli takımında oyuncu izleme ekibinde görevliyim. Fakat pandemi nedeniyle maç izlemeye gidemiyoruz. Sadece ekran başından takip ediyoruz. Tabi iyi bir futbolcu bulduğumuz zaman tercihimiz onu Trabzonspor’a kazandırmak olur. Kulübüme bu konuda yardımcı olmak isterim. Alırlar almazlar bilemem ama ben Trabzonspor’a yardım etmek, oyuncu önermek isterim.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı salke-1-1024x777.jpg

‘’Trabzonspor beni bir maça bile davet etmedi’’

Huub Stevens Schalke 04 kulüp tarihinin Avrupa kupalarında en büyük başarısına imza atarak Schalke ile UEFA kupasını kazandı. Sizin bu takıma transferinizde Stevens’in dahili olduğu ve sizin için ‘’böyle frikik atan futbolcu görmedim’’ dediği medyaya yansımıştı. Stevens ve Alman futbolu hakkında neler söylemek istersiniz?

Stevens çok iyi bir hocaydı. Beni aldırdı. Beni oynatmadığı süre boyunca ona kızmıştım. Tercüman aracılığıyla hocadan randevu talep etmiştim ve hocaya ”beni neden oynatmıyorsun?” dedim. Stevens bana ”sabır, sabır, sabır Mandıralı” dedi. Orada bunu teknik direktörünüzle konuşabiliyorsunuz. Türkiye’de bunu hiçbir hocayla konuşamazsınız. Türkiye’de teknik direktörünüze ”beni neden oynatmıyorsun hocam?” deseniz o hoca size ”sana ne” der.

 Hamit Altıntop’la Stevens hakkında konuşmuştum. Hamit, Stevens’ın geçici olarak Schalke’nin başına geçtiğini söylemişti. Stevens adına üzüldüm çünkü çok iyi bir teknik direktör. Stevens işini severek yapan bir adamdı Schalke tarihi için çok önemli bir adam. Schalke kulübü UEFA kupası şampiyonluğunun yıl dönümünde bizi davet etmişti. Bizi olağanüstü şekilde ağırladılar. Orada sadece bir sene top oynadım ama kulüp her sene doğum günümü kutluyor. Trabzonspor bırak doğum günümü kutlamayı beni bir maça bile davet etmedi. Benden ne kadar rahatsız oluyorlarsa demek ki beni bir maça davet etmediler. Sıradan adamları davet ediyorlar. Ben bu kulübün tarihinde varım. Beni bir maça davet edeceksin. Bu takımın efsaneleri ağırlanmalı. En azından maça davet edilmeli. Takım kötü gidince ”gel hami bizi kurtar” diyorlar.

‘’Ünal Karaman ile devam edilebilseydi Trabzonspor %90 şampiyon olurdu’

Geçen sezon Ünal Karaman ile devre arasında yaşanan ayrılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin takım kaptanlığınızı da yapmış bir isim. Pek çoklarına göre Ünal Karaman ile devam edilseydi Trabzonspor, gecen sene daha başarılı olabilirdi. Bu konuda sizin yorumunuz nedir?

Bu doğru bir düşünce olabilir. Buna katılıyorum. Ünal Karaman ile devam edilebilseydi Trabzonspor %90 şampiyon olurdu. Yönetim ile Ünal Karaman arasında yaşanan olayları detaylıca bilmiyorum. Fakat Ünal abi yönetime cevap verince bir sıkıntı oluştu, yollar ayrıldı. Ünal Karaman sadece takıma odaklansaydı tesislerde de Ünal Karaman’ın fotoğrafları asılı olurdu. Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı da Ünal Hocayla devam edilebilseydi.

‘’Trabzonspor’un yönetim anlayışı doğru değil’’

Trabzonspor yönetimi için neler söylemek istersiniz? Kendi başına buyruk hareket eden bir yönetim anlayışı görüyoruz

Trabzonspor yönetimi için bir şey söylemeden önce şunu söylemek gerekiyor, yönetim var ama kulüpte kimlerin sözü geçtiği biliniyor. Kararları onlar veriyor. Diğerleri de verilen kararlara uyum sağlıyor. Hoca gelmeden oyuncular alınıyor. Doğru bir yönetim anlayışı değil.

Trabzonspor’un bugünkü durumunu nasıl buluyorsunuz? Kötü başlanan bir sezona Abdullah Avcı ile devam ediliyor. Trabzonspor’un durumu hakkında neler söylemek istersiniz? Hüseyin Cimşir ve Newton tercihleri sizce yanlış mıydı?

Trabzonspor, geçen sene çok kaliteli bir kadroya sahipti. Forvet, orta saha ve kalecisi çok kaliteliydi. Sorloth çok iyi bir golcüydü. Onun ayrılışıyla beraber takıma kazandırılan forvet oyuncuları yeni yeni takıma ısınıyor. Abdullah Avcı’nın gelişiyle beraber takım bir iskelet ve ivme kazandı. Fakat ligimizde genel bir sorun var. Takımlarımız iyi mücadele ediyor ama oyun kalitesi konusunda pek iyi olduğumuz söylenemez. Konyaspor galibiyeti özelinde konuşmak gerekirse takım oyun olarak biraz daha iyiydi. 

Beraber görev aldığınız Mustafa Reşit Akçay geçtiğimiz yıllarda ‘’Benim tabutumu taşıyacak kişilerle ben neden ters düşeyim’’ diyerek bir daha Trabzonspor’da teknik direktör olarak görev almayacağını açıklamıştı. Siz ne düşünüyorsunuz?

Benim mezarım Trabzon’da olacak. Ben Trabzon’un Trabzonspor’un emrindeyim. Geçenlerde de dedim benim için tek büyük Trabzonspor.

‘’Yürekli hocalar lazım’

Türk futbolunda altyapıya gereken desteğin verildiğini düşünüyor musunuz? Takımlarımızın yıllık oyuncu maaşları milyon Eurolar seviyesinde. Fakat altyapıya ayırdıkları bütçe bunun yarısı bile değil. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Sizce altyapıdan sizin gibi isimlerin yetişmesi için nasıl bir politika izlemek gerekiyor?

Türkiye’de altyapı diye bir şey yok. Hiçbir takım hiçbir yönetim altyapıya önem vermez. Altyapı hocalarına iyi imkanlar sunarsak onlar bize Hami, Ünal, Tolunay, Fatih, Ogün çıkartır. Ama sen ona kötü imkanlar sunup bize oyuncu çıkar dersen o antrenör sana oyuncu çıkaramaz. Türk futbolunun kurtuluşu bizim gençlerimiz. Ama bu gençleri oynatacak yürekli hocalar lazım.

‘’Bosingwa antrenmanlarda genç oyunculara savunma dersi veriyordu’’

Trabzonspor’daki dönemlerinizde Malouda, Bosingwa ve Cardozo gibi üst düzey ve kariyerli yabancı oyuncularla çalışma şansı buldunuz ki bunlardan Cardozo kulüp tarihinin en iyi yabancı forvetlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu saydığımız isimlerle alakalı neler söylemek istersiniz?

Bireysel olarak hiçbiriyle bir sıkıntım olmadı. Hepsiyle birebir iletişim halindeydik. Malouda, Bosingwa ile Maçka’ya çıkıp gezmiştik. Onlara şehri, takımı, kulübün geçmişini anlattım. Onlar bana neler yapabileceklerini anlattı. Beraber Trabzonspor’u yukarı çıkarmaya çalıştık. Malouda farklı bir oyuncuydu. Saydığınız diğer isimlere nazaran ego sahibiydi. Çok büyük takımlarda oynamıştı. Cardozo ise olağanüstü bir insandı. Sakatlıkları vardı. Buna rağmen ona ‘’sen haftada iki gün antrenman yapsan bize yeter’’ diyorduk. Onun cevabı ise ‘’ben her gün çıkmak istiyorum’’ şeklinde oluyordu. Öyle bir profesyoneldi. Verebileceğinin en iyisi verdi bu kulübe.  Çok karakterli bir oyuncuydu.

Bosingwa’da aynı şekilde büyük bir karakterdi. Ailesi Trabzon’da olmadığı için Bosingwayla tesiste kalıyorduk. Her akşam tercümanlar arasında takımı nasıl yukarı çekebiliriz diye onla konuşuyorduk. Güzel bir adamdı. Güzel bir profesyoneldi. Bosingwa, Mustafa Yumlu ve Zeki Yavru dahil pek çok gence her antrenmanda kademeye girmeyi, markaj yapmayı, pozisyon almayı öğretiyordu, ders veriyordu. Bir Fenerbahçe maçı öncesinde stoper sorunumuz vardı. Bu nedenle Bosingwa’yı stoper oynatmayı düşünüyorduk. İdmandan çıktık Bosingwa bana gelip ‘’hocam takımda stoper sorunu var ben bu maçta stoper oynamak istiyorum’’ dedi. Sanki benim zihnimi okumuş gibi. Trabzonspor, Bosingwa’yı kullanamadı. Bize Portekiz’den çok iyi oyuncular bulabilir, katkı sağlayabilirdi. Antrenör olarak yer alabilir, izleme kadrosunda olabilirdi. Muharrem Usta yönetimi bunu bile beceremedi. Onlara ”Bosingwa’dan faydalanmalıyız” dememe rağmen bunu da beceremediler.

‘Trabzonspor’a kırgınlığım olmaz’’

Futbolu Ankaragücü’nde bıraktınız. Trabzonspor’un bir efsanesi olarak bugün size hala bir jübile yapılmadı. Bu konuda Trabzonspor’a herhangi bir kırgınlığınız var mı? Trabzonspor’un efsanelerine yeteri kadar sahip çıktığını düşünüyor musunuz?

Rahmetli Özkan Sümer hocam bana, ‘’sana jübile yapalım Hami’’ deseydi kabul ederdim. O bana böyle bir şey demeyince ben de oynamak için Ankaragücü’ne gittim. Gücüm yerinde olduğu için gittim. Ankaragücü, gitmemem gereken bir yerdi. Jubile olayını dönemin valisi Hüseyin Yavuzdemir ile konuşmuştuk. Fikir alışverişinde bulunduk. Bir maddi talebim yoktu. Jubile sonrasında babamın adını vereceğimiz bir tesis yapacaktık. Çok destek görmüştü bu fikir. Ancak bu jübile olayı bir şekilde gerçekleşmedi. En son İsmail Gökçek’e jübile yapıldı. Cennetlik bir ailesi var. Aile dostum çok güzel bir insandı. Jubile olayında bir kırgınlığım yok. Sadece biraz üzülmüştüm. Benim Trabzonspor’a bir kırgınlığım olmaz.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 1995-1996_3925367987_-1x-1_false-1.png

‘’Birimiz bu takımı şampiyon yapacak’’

Sizin dışınızda Şota, Tolunay Kafkas ve Ünal Karaman 96 kadrosundan bu üç isim Trabzonspor’da hem teknik direktör hem de futbolcu olarak da görev aldılar. 96 kadrosundan bir futbolcunun, futbolculuk döneminde yaşayamadığı sevinci teknik direktör olarak yaşayabileceğine inanıyor musunuz?

Buna camia ve taraftar inanmalı en önemlisi oyuncu grubu iyi olmalı. Şunun altını çizmek lazım ki karakterli oyuncu çok önemli. Yetenekli ama karaktersiz oyuncuyla uğraşmak çok zor. Yetenek önemli ama karakter daha çok önemli. Bu tip oyuncuları yönetmek liderlik isteyen bir özellik. Ben inanıyorum bir gün bana da kalitesi yüksek bir Trabzonspor takımı teslim edilecek ve Allah nasip ederse ben o takımı şampiyon yapacağım. Ama 96 jenerasyonundan ben veya başkası hiç fark etmez. 96 kadrosundan birimiz Trabzonspor’u şampiyon yapsın da kim yaparsa yapsın önemi yok. Çünkü biz o forma için beraber savaştık, mücadele ettik. Diğer arkadaşlarımız, kardeşlerimiz gibi. Kulüp tarihinin belki de en iyi kadrosuydu. Bizim takım müthişti. Biz Van maçında şampiyonluğu kaybettik. Fenerbahçe’nin bizi yenmesi, bizim Fenerbahçe’yi yenmemiz çok normal şeyler. Ama Van’ın bizi yenmesi öyle değil. Biz deplasmanda Van’a 5 attık. Kendi sahamızda aldığımız yenilgi bizi yaralamıştı.

‘’Arkadaşlarımla konuştuğumuzda Şota gol kralı olacak dedik’’

Trabzonspor tarihinin en çok gol atan futbolcusu ve Türk futbol tarihinin en çok gol atan 3 futbolcusundan birisisiniz. Fakat tüm bunlara rağmen bir gol krallığınız bulunmuyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Bu sizin içinizde kalan bir ukte midir?

Malum kişiyi çıkartınca ben Türk futbol tarihinde en çok gol atan iki futbolcusundan biriyim. Bana kimse servis yapmadı. Ben yetenek golleri attım. Beni sevmeyebilirler ama tarihten silemezler. Trabzonspor camiasındaki art niyetli insanları kastediyorum. Ben sadece biraz saygı istiyorum. Yaptığım hizmete karşı bir saygı istiyorum. 95-96 sezonunda ben gol kralı olabilirdim. 3 golü Şota’ya attırdım o kral oldu. Hiç önemi yok ben veya Şota gol kralı olmuş. Arkadaşlarımla konuştuğumuzda şota gol kralı olacak dedik ve onu kral yaptık. Tarih beni zaten yazmış taçlandırmış bu konuda bir uktem yok.

 ‘’Yabancıya değil, yeteneksiz yabancıya karşıyım’’

Yabancı sınırı hakkında düşünceniz nedir? Düşürüleceği konuşuluyordu fakat bu sezonluk dahi olsa yabancı sayısı 16’ya çıkarıldı.

Bu karar kulüplerimize destek sağlamak amacıyla alındı. Biliyorsunuz bu sezon ligdeki maç sayısı yükseldi. Benim kişisel fikrim iyi veya kaliteli yabancı futbolcu gelsin oynasın bize de onu alkışlamak düşer. Fakat sıradan veya yeteneksiz futbolcuların gelmesine karşıyım. Bu tarz futbolcular gelip takımlarımız bu oyuncuları oynatıyor ve bizim Türk oyuncularımız yedek kalıyor veya kadroya giremiyor. Bu durum hem Türk futbolu için hem takımlarımız için hem de bahsettiğim Türk oyuncular için üzücü bir durum.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı onur-kivrak-trabzonspor-fenerbahce-04242016_wb9mm0xxrw2b1nf34mztrkzzm-1.jpg

‘’Onur olayında Muharrem Usta yönetimi aciz kaldı’’

Trabzonspor’da görev aldığınız son dönemde bir Fenerbahçe müsabakasında takım kaptanı Onur Kıvrak formasını ve eldivenlerini yere serip sahayı terk etmişti. Onur hakkında bir kadro dışı talebiniz olmuş muydu?

Onur’la daha önce milli takımda çalıştık. Onur Trabzonspor’a hizmet etmiş bir oyuncuydu. Bana veya başka bir büyüğüne bir saygısızlığını görmemiştim. Onur’u severdim. Onur’un yaptığı o hareketten sonra bana, ”o hareketten sonra ona neden farklı davranmadın?” diyenler oldu. Biz teknik direktörüz. Amacımız bütün oyuncularımızı kazanmak. Onur, bu hareketi bana yapmamıştı. Bu hareket yanlış yorumlandı. Onur bu hareketi bana değil Trabzonspor kulübüne yaptı. Onur formayı ve eldivenleri yere koyup bana ‘’Benim için Trabzonspor bitmiştir hocam’’ dedi. Ben de bunu yönetime ilettim. Fakat yönetim orda aciz kaldı, gerekeni yapamadı. Bir oyuncu böyle bir cümle kuruyorsa yönetim hocasının arkasında durmalı ve gerekeni yapmalı. Bu sadece Onur için değil, hangi oyuncu böyle bir hareket yaparsa yapsın yönetenler hocanın arkasında durmalıydı. Söylenen söz buysa buna gerekeni yapacaksın. Yönetenler bunun kararını vermeliydi. Veremediler.

‘’Lucescu gibi bir antrenörü getirebilirseniz. Seve seve kabul ederim’’

2013-2014 sezonunda görev aldığınız süre boyunca gayet başarılı oldunuz. Hükmen Fenerbahçe yenilgisini saymazsak sadece tek yenilgi aldınız. Fakat 2014-2015 sezonunda sizinle başlanmadı Vahid Halilhodzic ismi tercih edildi. O dönem medyaya yansıdığı kadarıyla Yönetim size Halilhodizc’in yardımcılığını teklif etmiş ve sizin de bu teklife ‘’Ben sadece Lucescu’nun yardımcılığını yaparım’’ dediğiniz iddia edilmişti. Böyle bir söyleminiz olmuş muydu? Halilhodzic’in yardımcılığı teklif edilseydi kabul eder miydiniz? Veya size böyle bir teklif edildi mi?  

Ben yönetime ‘’kimsenin yardımcısı olmak yapmak istemem ama Lucescu gibi bir antrenörü getirebilirseniz tabi seve seve kabul ederim’’ dedim. Kaldı ki bana kimse ‘’bizim hocamız Halilhodzic. Onun yardımcısı olur musun?’’ gibi bir şey sormadı. Bizler bu işe yeni başlamıştık. Öğrenme aşamasındaydık. Denenmiş bir teknik direktörle yeniden yola çıkıldı ve başarısız olundu. Çünkü Halilhodzic gelmeden bir sürü oyuncu gelmişti. Bir takımın iskeletini hoca kurar. Hoca ister, yönetim alır. Doğrusu budur. Takım planlaması böyle olmalı. Bu yapılmadı. Bugün de yapılmıyor. Şampiyonluğa oynamak için kaliteli bir oyuncu grubu gerekiyor. Halilhodzic, ‘’ben bu oyuncu grubuyla şampiyon olamam’’ demişti çünkü transferler o gelmeden gelmişti. Benle devam edilseydi eğer takım düzenini bozacak oyuncuları kadro dışı bırakmıştım. Bunu yaparken hocalığımdan değil ismimle, ismimin büyüklüğüyle yapmıştım. O gençlerle tıkır tıkır oynadık. Bir süre sonra İbrahim Hacıosmanoğlu ile bir yerde karşılaştık. Bana ‘’seni göndermeseydim şuan hala başkandım’’ dedi ben de ona ‘’geçti gitti konuşmaya gerek yok’’ dedim.

‘’Ersun Yanal’ın getirileceğini anlamıştım’’

Trabzonspor’daki son teknik direktörlük döneminizde size ‘’daralmaya gidiyoruz’’ denilerek çok kısıtlı bir maddi bütçe verilip başarılı olmanız beklendi. Hatta Mbia bile satılmıştı. Medya’ya yansıyanlara göre yönetim Ersun ile seçim öncesinde anlaşmıştı ancak sezon ortasında görevi kabul etmeyince size teklifte bulunuldu. Aynı kişiye Kulüp tarihinin belki de en pahalı takımı sunuldu. Fakat tarihi başarısız sonuçlar sonucunda kulüpten kovuldu ve devasa bir tazminat aldı. Kulüplerimizde efsane isimlere verilmeyen imkanlar başka teknik direktörlere rahatlıkla verilebiliyor. Hami Mandıralı olarak siz, o süreçte size haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz? 

Evet bana haksızlık yapıldı ama ben onu unuttum gitti. Fakat ben imza attığım zaman Ersun Yanal’ın geleceğini biliyordum. Öğrenmiştim. Yardımcım Turgay Kars’lı hocamla ile beraber toplantı yaparken Muharrem Usta ve Nevzat Aydın yan yanaydı. Onlarla telekonferansla görüşüyorduk. Orda şuna da üzüldüm biz orda Trabzonspor’u nasıl ayağa kaldırırız diye düşünürken onlar keyif yapıyordu. Trabzonspor teknik direktörlük makamına bir saygısızlıktı. Ama hiç dert etmedik ‘’Trabzonspor başkanıdır, sakin olalım’’ düşüncesiyle hareket ettik. O konferans konuşmasında Muharrem Usta bize sorular sorunca Ersun Yanal’la anlaştıklarını anladım. Çünkü bize sorduğu sorular Muharrem Usta’nın sorabileceği sorular değildi. Muharrem Usta’ya ‘’bu soruları sana kim sorduruyor? Bu sorular senin sorabileceğin sorular değil’’ dedim. Onlar hep Ersun Yanal’ın sorularıydı. Dolayısıyla o süreçte bizi kullandılar.

Biz takımı o çocuklarla çukurdan çıkardık. Sonra takımı ona teslim ettiler. 20 oyuncu alarak başarısız oldu. Olan Trabzonspor’un paralarına oldu. Hak etmediği paraları da aldı gitti. Biz hakkımız olanı isteyince bize ”taksite bölelim” diyorlar. Trabzon şehri, kendi çocuğuna düşman bir şehir. Hüseyin Cimşir benim kardeşim, benim için çok kıymetli ama geçen sene Hüseyin Cimşir’e verilen kado gibi bir kadro bana hiçbir zaman verilmedi. Biz yokluktan Zeki Yavru’yu orta saha oynatmak zorunda kalmıştık. Bacak kadar çocuklarla oynadık. Birçoğunun ismini dahi unuttum. İyi kötü benim bir tecrübem de vardı. Hüseyin Cimşir’in yerinde ben olsaydım geçen sene kulüp olarak lig bitiminde daha farklı bir sonuç alabilirdik. İsmim, mazim, kariyerim ve oyuncularla kuracağım diyaloglarımla farklı bir resim ortaya çıkarabilirdik. Biz, görev aldığımız dönem çocuklarla mücadele ettik. Bu oyuncuların hepsiyle şampiyon olamazdık tabi. Ama kaliteli bir kadroda yardımcı rolleri iyi oynayabilirlerdi. Günah keçisi olduk ama önemli değil. Trabzonspor için her şeyi oluruz.

‘’Malouda transferi bizden habersiz yapıldı’’

O sezon devre arasında Şahin Aygüneş ve Romen Borcenau transferleri yapıldı. Romen oyuncu gayet başarılı bir performans ortaya koyarken Şahin Aygüneş adından pek söz ettiremedi. Bu iki oyuncunun transferinde sizin tavsiyeniz olmuş muydu?

Biz göreve gelmeden transferler yapılmıştı. Mesela Malouda transferi. Bizim haberimiz yoktu. Bize sormadan yapıldı. Malouda transferi yapıldığında Mustafa Reşit Hocaya ‘’Hocam böyle bir transfer yapıldı. Mecbur oynatacağız. Yürüse de koşsa da bunu oynatmak zorundayız’’ dedim.  Bizim talebimiz bir forvetti. Yönetimden forvet istedik Malouda aldılar. İyi maçları da oldu. Fakat sonra düzeni bozacak hareketlerde bulundu ve oynatmadım. Gençlerle devam ettik. O gençlerden Allah razı olsun. Takım için oynadılar. Birçoğu şuan hala süper ligde forma giyiyor. Borcenau’ya ayrı bir parantez açıyorum takım oyuncusuydu. Geldi işini yaptı. Kimseyle muhatap olmadı. Çıktı sahaya ne varsa verdi. Ondan da ayrıca mutlu olmuştum iyi bir oyuncuydu.

‘’Trabzonspor’a şart sunamam’’

2016 yılında sportif ve ekonomik anlamda kötü bir durumdaki Trabzonspor’dan teklif aldınız ve belki de antrenörlük kariyerinizi riske atarak teklifi kabul ettiniz. Nitekim o sezon bitmeden bir hafta önce de sizinle yol ayrımına gidildi. Kötü durumdaki Trabzonspor’dan gelen teklifi kabul ettiğiniz için bir pişmanlık duyuyor musunuz?  

Ben Trabzonspor’la ilgili hiçbir şeyden pişmanlık duymam. Trabzonspor bana bir kimlik verdi ben o kimlikle yaşıyorum. Bu kimlikten gurur duyuyorum. Bunu da her zaman söylüyorum. Trabzonspor beni çağırırsa ben şartlara bakamazdım. Yine çağırılırsam yine şartlara bakamam.

Takımın kötü olduğunu, takım kalitesinin düşük olduğunu ben de görüyordum. Takımı çukurdan çıkarmaya çalıştık. Eşimle takımın yıldız oyuncularını evlerinde ziyaret etmiştik. Onlara ‘’Siz bu takımdan, şehirden büyük paralar kazanıyorsunuz. Paranız bizi ilgilendirmez ama bu şehre futbol borcunuz var. Bu şehre bunu vermelisiniz’’ demiştik. Sağ olsunlar onlarda yüreklerini, kalitelerini ortaya koydular. Takıma fayda sağlamaya çalıştılar. O sezon bazı oyuncularla yine yollarımı ayırmıştım. Onlarla olmayacağı belliydi. Trabzonspor bugün bize yine bir teklif yapsa bizim bir şartımız, isteğimiz olamaz. Elimizden gelenin en iyisini yaparız. Gider cesaretimizi ortaya koyarız.

2018 yılında Socrates dergiye verdiğiniz röportajınızda ‘’keşke Almanya’dan dönmeseydim’’ demiştiniz bunu geçenlerde katıldığınız bir TV programında da tekrarladınız. Futbol hayatınızdaki en büyük keşke bu. Teknik direktörlük kariyerinizde ki keşke nedir? 

Teknik direktör olarak bir keşkem yok. Trabzonspor’daki ikinci görevim için insanlarımız beni hep ”niye ikinci sefer gittin?” diyerek yargılıyor. Trabzonspor başkanı beni hizmete, göreve çağırdığı zaman ben ona hayır diyemem. İkinci sefer gidişimde resmi görerek gittim. Ekonomik olarak bir talebimiz de olmamıştı. Para mı kazandım? hayır, itibar mı kazandım? hayır. Zaten kazanacaklarımı daha önce kazandım. Ben ikinci gidişimde Trabzonspor’un bana verdiği sorumlulukla gittim. Bir beklentim yoktu. Diğerleri kazanla kazanırken biz kepçeyle kazandık. Bunu da hiçbir zaman dert etmedim önemli değildi. Trabzonspor bana bir teklifte bulunmuşsa ben buna hayır diyemem. Ben de zeki adamım. Resmi görüyordum ama Trabzonspor’a hayır demek mümkün değil. Trabzonspor’un bana verdiği sorumlulukla bu görevi kabul etmiştim.

‘’Yönetim, geçen sene takımın kadro kalitesine güvendi’’

Trabzonspor, gecen sezon son yılların en kaliteli kadrosuna sahipti. Fakat bilhassa son haftalarda ki kötü performansı nedeniyle şampiyon olamadı. Sizce bu kadar yaklaşmışken şampiyonluğu kaçırmanın temel nedeni nedir? Trabzonspor hedefe ulaşmak için nasıl bir yol izlemeli?

Hüseyin Cimşir bizim kardeşimiz. Benim aklımdan geçen düşünceyi söylüyorum bence yönetimin kafasında ”takım çok iyi, ekip çok iyi, hocaya gerek yok. Hüseyin, bir abi olarak takımın başında dursun. Zaten oyuncular sahada görevini yapar ve takım şampiyon olur’’ düşüncesi vardı. Esasında şampiyon olamamamızın nedeni Hüseyin Cimşir değil. Keşke o güzel takımın başına daha deneyimli bir hoca getirilseydi Hüseyin’de onun yardımcılığını yapsaydı. Daha farklı olurdu şampiyon olurlardı. Çok yaklaşmıştık. Şampiyonluk elimizden uçtu gitti. Uğurcan tutacak, Ekuban atacak, Sorloth vuracak böyle şampiyon olunamaz. Herkes oyuna ve skora dahil olmalıydı.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı kaptan-2.jpeg

‘’Şenol hocanın canı sağ olsun’’

219 gol atmış bir futbolcu olarak Euro 2000 ve 2002 dünya kupası kadrosunda yer almadınız veya alamadınız. Siz olsaydınız belki de Milli takım daha büyük derecelere imza atabilirdi. Mustafa Denizli veya Şenol Güneş’e bir dargınlığınız olmuş muydu?  

1996’da Fatih Terim’le beraber Avrupa şampiyonasına gittik. Güzel bir organizasyondu. Turnuvalara giriş yaptık. Puan alabilsek daha iyi olurdu. Mustafa Denizli ve Fatih Terim’le milli oldum. Milli olamadığım tek teknik direktör Şenol Güneş. En iyi dönemlerimde bile beni milli takıma almadı ve 49 milli maçta kaldım. İyi sezonlar geçirmiştim, onun döneminde de Milli takımda yer alabilirdim. Tercihine saygı duyuyorum. Şenol hocanın canı sağ olsun. Biz zaten hep İstanbul oyuncuları sakat veya cezalı oldukları zaman davet edildik. Bizim kalitemiz onlardan çok daha iyiydi. En azından ben kandı adıma bunu söyleyebilirim.

”Ogün’e haksızlık yapıldı”

Ogüz Temizkanoğlu 2002 Dünya kupası kadrosuna alınmadığı için kırgınlık ve hayal kırıklığı yaşadığını söylemişti. Sizin bu konu için bir kırgınlığınız oldu mu?

Ogün haklıydı. O bütün eleme maçlarında oynamıştı. Ona yapılan büyük haksızlıktır. Ogün ne yapmış olursa olsun dışarda bırakılabilecek bir oyuncu değildi. Ogün milli takım için çok önemliydi. 2002 kadrosunda olmalıydı. Dünya kupasına gidişimizde Ogün’ün payı büyüktü. Bence 2002 kadrosunda olması gerekiyordu.

3 Haziran 1998’de bild gazetesine verdiğiniz bir röportaj da ‘’TS’ye vereceğim her şeyi verdim.’’ Dediniz, fakat kısa süre sonra TS’ye geri döndünüz. Bu geri dönüşteki esas neden yarım kalan bir hikayeyi tamamlamak mıydı?

Galatasaray ve Fenerbahçe’den 95 ve 96 yıllarında teklif aldım.98 yılında Schalke’ye transferim gerçekleşti. Her şey nasip. Nasibin varsa yersin. Schalke’de oynadım ama gollerim gecikti. Orada üç gol attım. Bir tanesi dünyanın en hızlı şutu seçildi. Lig bitiminde takımın teknik direktörü ”seneye daha iyi olacaksın Mandıralı” dedi. Ligin bitimiyle beraber ben Mehmet Ali Yılmaz beyin yanına Zigana’ya tatile gitmiştim. Ünal, Ogün, Abdullah takımdan ayrılmıştı. Mehmet Ali Yılmaz başkanımız orada bana ”takıma abi lazım” deyince durumu anladım. Zigana’dan çıkamadık. Sonuçta bize kimlik veren Trabzonspor’umuza döndük. Hayatımın kırılma anı bu olaydır. Keşke dönmeseydim. Bunu Trabzonspor için demiyorum. Keşke Türkiye’ye dönmeseydim orada devam etseydim. Belki orda daha geç bırakırdım futbolu veya belki şuan orda teknik direktör olarak görev alırdım bilemiyorum. Avrupa’daki ilk maçımızda farklı yenilgi almıştık Schalke taraftarlarının arasında yürürken bir taraftar geldi ”üzülme haftaya kazanırsınız” dedi, orada bakış açısı güzeldi.

Trabzon şehri ve Trabzonspor takımı arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Takım şehirden çok kopuk. Ben insanların içindeyim. Belki de o yüzden insanların bakışı bana farklı. Trabzonspor teknik direktörüyken Onur’un bebeği olmuştu. Muharrem Usta’ya ‘’bu akşam senle Onur’u ziyarete gideceğiz. Adamın çocuğu olmuş. Kulüp başkanı ve teknik direktörünün gitmesi çok önemli’’ demiştim çünkü aile böyle olur.

 Geçen günlerde katıldığınız TV programında İstanbul basınının yaptığı ayrımcılığa değinmiştiniz. Buna örnek olarak Mesut Özil transferi örnek gösterilebilir sanırım. Trabzonspor’un geçen sezon Anadolu takımlarından yaptığı transferler için bile ‘’örtülü ödenek’’ iddiasında bulunulmuştu. Mesut’u alan takım Trabzonspor olsaydı muhtemelen yine aynı iddialar olacaktı. Keza geçen sezon siyasetin Trabzonspor’u şampiyon yapacağını öne sürülmüştü. Nuri Şahin de en az Mesut kadar kariyerli bir isim olmasına rağmen Türkiye’ye gelişi pek konuşulmadı. Bir Anadolu takımına geldiği için olsa gerek. Neler düşünüyorsunuz?

Nuri’de Real Madrid’de oynadı. Ama Mesut çok daha önemli bir oyuncu. Mesut, ocak ayının en büyük transferi. Ancak saha içinde ne katacak merak ediyorum. Mesut’u Trabzonspor almış olsaydı birkaç saat konuşulup konu kapatılırdı. Biz Lyon gibi bir takımızda elediğimizde dahi hiç konuşulmadık. Ancak herhangi bir İstanbul takımı bunu başarsaydı çok konuşulurdu.

‘’Urbain Breams çok farklıydı’’

Fatih Terim, Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı ve Şenol Güneş gibi çok büyük antrenörlerle çalıştınız. Hangisi daha iyi demek bizim haddimiz değil ama bir teknik direktör gözüyle, hangisinin antrenörlük tarzını, oyuncuya yaklaşımını daha doğru buluyordunuz?    

Hepsinin özelliği farklı. Fatih Terim’le milli takımda çalıştım. Benim için olağanüstü bir teknik adam, olağanüstü insan. Dışardan farklı gözükebilir ama Fatih Terim oyuncusunu sahiplenen, koruyan bir teknik direktör. Özkan Sümer, nurlar içinde yatsın çok farklı bir figürdü. İncelenmesi gereken bir insandı. Keşke bu söylediklerimi duysaydı. Özkan hoca çok uç bir insandı. Bilge bir insandı. Şenol Güneş işini çok seven bir insan. Fakat benim için Urbain Breams çok farklı bir yerde bulunuyor. Zor bir karaktere sahip bir teknik direktör olmasına rağmen. Breams farklı bir hocaydı. Ahmet Suat ve Özkan Sümer çok büyük isimler. Para kazanmadan efsane oldular. Ahmet Suat’ın şuan bilinç kaybı rahatsızlığı var. Ona şifa diliyorum

Hocam bizi ağırladığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Trabzonspor, bana ve aileme bir yaşam sundu bunun için gurur duyuyorum. Trabzonspor’u sevenlere lütfen değerlerini yaşarken sevsinler. Bana veya arkadaşlarıma, o kulübe yüreğiyle hizmet eden insanlara yaşarken değer verilmeli. Ben duymadıktan sonra arkamdan edilen güzel sözleri ben ne yapayım.

reklam 1 scaled e1598636241256

Benzer Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

reklam 1
reklam 1 reklam 1 reklam 1 reklam 1 reklam 1 reklam 1

Son Eklenenler