KARADENİZ’DE SAVAŞ VE ÇEVRE TAHRİBATI

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yanı başımızda bir aydan fazladır devam eden Rusya/Ukrayna Savaşı’nda her gün iç karartıcı insan dramlarını ve savaşın acımasızlığını izliyoruz ama savaşın doğaya verdiği zararı ve etkiyi konuşmuyoruz.

BAYRAM OZTURK edited

Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Yön. Kurulu Başkanı
 

Oysa Karadeniz gibi kapalı bir denizin çevresinde olan savaş doğal hayatı birçok yönden olumsuz etkiliyor. Yoğun bombardıman toprağa ve suya daha sonra da denize karışan yanıcı, yakıcı ve patlayıcı savaş mühimmatlarının ekosistemde nasıl tahribat yaptıkları incelenmeli. Bu nedenle çok geçmeden Karadeniz ülkeleri ve Birleşmiş Milletlerin ilgili uzman kurumlarının ortak bir komisyonla savaşın çevresel tahribatıyla ilgili durumu incelemesi ve kamuoyunu bilgilendirmeleri gerekir. 

Azak Denizi, Tuna Deltası ve Odesa Körfezi’nde bulunan sulak alanlar biyoçeşitliliğin en hassas olduğu yerlerdir. Bu bölgeler özellikle kuşların göç yolları üzerinde bulunuyor. Her gün bombaların, silahların patladığı bu alanlarda üreme ve beslenmek için bu bölgeleri seçen, göçen ve yumurtlayan türlerin strese girmesi kaçınılmaz. Onlarca askeri geminin bulunduğu, manevra yaptığı, balistik füzelerin düştüğü Odesa Körfezi Karadeniz’de kıyısal balık türlerinin ve yunusların üreme ve beslenme alanları. 

Ne kadar petrol sızdı?

Ayrıca, bu bölgede birçok denizel canlı türüne yaşam ortamı sağlayan ve Karadeniz’de hızla azalan Kırmızı Alg’lerin (Fillofora Yosunlar) tahrip olmaması düşünülemez. Bu alanların kirlenmesi bir yana gemi gürültüleri bile canlı türleri için ciddi bir diğer stres kaynağıdır.

Mariupol açıklarında füzeyle vurulan ve batan gemiden sızan petrol’ün miktarını da yine bilmiyoruz. Bütün konularda merkezi İstanbul’da bulunan ve görevi Karadeniz’in korunması olan “Karadeniz Çevre Programı”ndan bir açıklama veya bilgi paylaşımı da göremiyoruz. Savaş sırasında cephe hattı olarak kullanılan Dinyeper Nehri bölgenin büyük bir tarımsal sulama ve içme amaçlı su kaynağıdır. Bu kaynağın kirletilmemesi mümkün değil. Okuduklarımız doğruysa bir “Hidrolik savaş”tan bahsedilmektedir. Yani nehrin yatağının değiştirilerek güçlü bir su debisinin saldıran taraf için bir engel olarak kullanıldığı iddia edilmektedir. Bu konu zaman içinde aydınlığa çıkacaktır.  

BAYRAM OZTURK 1

Ya mayınlar konusu?

Kimse kesin sayısını bilmemektedir… Şimdilik üçü ülkemiz kıyılarında biri de Romanya’da bulunan mayınların patlatılması sırasında deniz ekosistemine ve canlılara verilen zararların boyutlarını bilmiyoruz. Ne kadar canlı türü ölüyor, bunları patlatırken bir standart var mı yine bir fikrimiz yok. Rus kaynaklarına göre Azak Denizi ve Kerç Boğazı’nın da mayınladığı anlaşılıyor. Bu doğruysa, tehlike sadece Batı Karadeniz’de değil Doğu Karadeniz’de hatta Novorossisk’ten petrol taşıyan tankerler de risk altında. İstanbul Boğazı’nı korumakla görevli olanların gözlerini dört açtığına inanıyorum. 

Bu mayınların dökülme zamanlarını üzerlerindeki Biyolojik malzemeya bakılarak söylemek olasıdır. Mayın üzerindeki Fouling (Yapışan organizma – sakal) denilen denizel türlerin özelliklerine bakılarak belli çıkarımlar yapmak mümkün. Mayın temizse yeni atılmış sayılır. Mayının çeliğinin iz element kimyası da onun hangi ülke madeninden ve hangi fabrikadan üretildiği konusunda önemi şeyler söyler. Ayrıca, rüzgar ve akıntı etkileri de işin içine katılarak oşinografik modeller yol göstericidir. Bunu ülkemizde yapacak uzmanlar da vardır. Ama televizyonlarda ilgisiz kimseler bilimsel tartışma yerine mesnetsiz yorumlamalar ile konuyu geçiştirmekte. 

Patlatılan mayınlardan biri (Romanya) 

Mayın korkusu ve tehlikesi yüzünden İğneada’dan Kefken’e kadar balık avcılığının gece yasaklanması da savaşın başka bir sonucu. Balık tutarak geçimini sağlayan insanlara tehlike nedeniyle balık tutmak yasak denilebilir. Ama bu sırada uğranılan zarar ve ziyanında bu savaşan ülkelere savaş sonunda ödetilmesi için dosya hazırlamak gerekir. Türk balıkçılarının zararlarını karşılayacak bir komisyon kurulmalı. Çünkü mayın sayısı artarsa bu yasak ileride yayılırsa, balıkçılıkta ekonomik yıkım olur. Karadeniz Ukrayna’nın tahıl ambarıysa bizim de hala balık ambarımızdır. Diğer yandan, mademki savaş hukukuna göre dini yapılar, hastaneler, arkeolojik alanlar vs bombalanamıyor buna en azından başta sulak alanlar gibi hassas ekosistemlerinde eklenmesi, düşünmeye değmez mi?

KAYNAK: Herkese Bilim ve Teknoloji Dergisi

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
KARADENİZ’DE SAVAŞ VE ÇEVRE TAHRİBATI

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!