A. Şefik Mollametmetoğlu anısına...

"Gazeteciler,
gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır."

“Ölüm Adın Kalleş Olsun” Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da…

“Ölüm Adın Kalleş Olsun”
Saygın Gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da…

Ankara Üniversitesi DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörlerinden Saffet Korkut’un 1946’da henüz 47 yaşındayken yaşamını yitirmesi üzerine, aynı fakültede öğrenim gören şair Enver Gökçe’nin bu değerli hocanın yaşam ve ölüm parantezlerini başlık yaparak (1909-1946) yazdığı şiirinin son dizesi, o gün bugündür toplumsal bilincimizde yakıcı bir cümle olarak varlığını sürdürür: Ölüm adın kalleş olsun.

Dün (7 Eylül 2019) bir arkadaşım, yıllarca Bilkent Üniversitesi’nde birlikte görev yaptığımız bir dostumuzun ölüm haberini iletivermişti. Sevgili Tansel Tokat da ayrılmıştı aramızdan. Onunla olan anılarımız harmanlanırken birden bir başka acı haber ulaştı yurdun dört bir yanına: Gazeteci arkadaşımız Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, epeydir boğuştuğu hastalığa yenik düşmüştü.

1962 doğumluydu. Benim lise öğrenciliği dönemim…

ASM 5

İnsanın kendinden küçük birinin ölümü, yaşarken daha da acı çektiriyor ona. Sanki onun yaşamını da siz üstleniyorsunuz. Sanki onun göreceği yıllar, haksızca sizin hesabınıza yazılıyor… Siz neyi, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, doğa yasasını yürürlükte tutuyor; bir genç dostumuz daha çok değerli yazılara imza atamayacak, kürsülerde konuşamayacak, açık oturumlarda görev alamayacak, okurları onun birikiminden yoksun kalacak…

Şair Enver Gökçe’nin Saffet Hanım’ın genç yaşında ölümüyle ilgili olarak yazdığı şiirin son dizesi böyle durumlarda karşımıza çıkıyor, içimizi daraltıyor, acımızı çoğaltıyor, düşlerimizi büyütüyor, anılarımızı sürüklüyor…

Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu’nun ölümü, aynı meslekte görev yapanlardan farklı bir rota izliyor. Yazımın başlığına “Gazetecinin Ölümü” mü yazsaydım diye düşündüm. Öyle ki ölen, öldürülen çok gazetecinin acı gününe tanık olan kuşaktanız. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu… ilk aklıma gelenler. Mesleği gazetecilik olmasa da bu alanda emek veren onlarcası bu adları izliyor. Hepsinin boşluğu bir türlü dolmadı, dolmayacak da. Ahmet Şefik için de aynı duyguları taşıyorum. Trabzon basını dünden bugüne değerli kalemler yetiştirdi. Ahmet Şefik’in bu kalemler arasında, yaşadığı coğrafyayı dünya ile bütünleştiren kişilerin en önünde olduğunu rahatlıkla belirtebilirim. Günümüzde çoğu gazeteci ya da gazete yazarı ya politik tercihleri nedeniyle seçtiği alanda dönenip duruyor ya da ilin futbol takımının her türlü girdisi çıktısı üzerine yirmi dört saatini harcıyor. Bu “yoğunluk”tan geleceğe kalanın da hiç olacağı bilinen bir gerçek. Bir tür akıntıya kürek çekme işi. Oysaki Ahmet Şefik, çağından sorumlu bir gazeteci tavrıyla, özelde Trabzon’un, genelde bölgeyi de içeren geniş bir coğrafyanın sorunlarıyla yoğrulmayı, orada dönen dolapları, yapılan haksızlıkları, vurgunları, onca gizemli konuyu gündemine aldı, yaşamını tehlikeye atarak irdeledi, onca haksızlığın üzerine yürüdü, edindiği bilgileri tam anlamıyla doğrulayarak yazıya, kitaplara dönüştürdü. Avrasyanın Kilidi Karadeniz, Stratejik Savaşta Trabzon bilmecesi, Darbe Yazıları, İhanet Hançer Lanet onun okurlarıyla buluşan kitapları.

ASM 4

İlk kitabının çıkışını sevinçle karşılamış, üzerine uzunca bir yazı yazmış, kendisine göndermiştim. O da bu yazıya yönettiği www.viratrabzon.com adını taşıyan sitede yer vermişti. Kitabının “içindekiler” bölümüne göz atıldığında, onun yöre için ne denli önemli bir görev yaptığı çok rahat görülebilir.

Trabzon, 12 Eylül askeri darbesinin ardından gelen 40 yılda bambaşka bir kente dönüştürüldü. İnsan hak ve özgürlükleri ihlal edildi, saldırılar arttı, değişik ortamlarda bombalar patlatıldı, Katolik Kilisesinin papazı düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü. Gazeteci Hırant Dink’in katili Trabzon’dan İstanbul’a giderken de cinayeti işleyip dönerken de arkalandı. Bu olaylar bile bir kentin imajını yok etmeye yetti. Politik düzlemde her şey, mevcut iktidarın söylemlerine göre şekil aldı. Muhalefetin sesi alabildiğine kısıldı. Üniversite kesiminin varlığı ile yokluğu tartışılır oldu. Kentin yetiştirdiği değerlerin yıllar önce Meydan semtindeki parka dikilen büstleri bir çırpıda çöpe atıldı.

ASM 3

Vatandaş sorabilir: Kentin halkı etkileyen sorunlarının ne kadarı, basının temsilcileri tarafından dile getirildi? Bugün yayımlanan gazeteleri yıllar sonra inceleyecekler, dönemle ilgili değerlendirmelerini nesnel düzlemde yapacaklardır. Görüldüğü kadarıyla belli bir muhalefetin olmayışı, daha doğrusu muhalif olanlara söz hakkı tanınmayışı kentin kimliğini yitirmesine de kapı aralıyor.

Ahmet Şefik, bütün bu sorunların odağında, yazılı basının yer veremeyeceği yazılarına alan açmak için www.viratrabzon.com adını verdiği siteyi kurdu. Bu sitede öncelikle yörenin sorunlarını irdeledi, mevcut siyasetin aksayan yanlarına tavır koydu, yapılan haksızlıkları dile getirdi, izleyicilerine yalnız olmadıklarını duyumsattı, onlara içten içe moral vermeye çalıştı.
1995’te Batum ve Kapuletti gezilerimizi anımsıyorum. Sevgili Ömer Güner’in Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlığını yaptığı dönemde benim de katıldığım bir gezinin izlenimleri canlanıyor düşümde. Ömer Güner, Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, Turgay Beşyıldız, Refik Karaağaçlı… gezimize katılan gazeteciler…

ASM 2

Ömer Güner, benim de bu geziye katılmamı istemiş ben de böyle bir grupla Batum gezisine çıkmanın ilgi çekici olacağını düşünmüştüm. Trabzon’dan Batum’a şarkılar, türküler, şiirler, fıkralar eşliğinde güzel bir yolculuk yapmıştık. Refik Karaağaçlı, yol boyunca kemanını konuşturmuştu! Ahmet Şefik daha o günlerde -1995’te- Trabzon, liman ticareti, Kafkaslar, Acaristan, Rusya, İran, Türk Cumhuriyetleri… konusunda gelecekte ne gibi senaryolar yazılacağını hepimizin anlayacağı bir dille anlatıvermişti.

Ahmet Şefik’in payına zor zamanlarda gerçek gazetecilik yapma görev ve sorumluluğu düşmüştü. En zor koşullarda sözünü eğip bükmeden ortaya koyabilenlerdendi. Kimsenin adamı olmadan görevini yaptı. Emperyalizme karşı olduğu gibi, faşizme, ırkçılığa, her çeşit antidemokratik uygulamalara da karşı durdu. İnsan haklarına, özgürlüklere aykırı olan her tutuma tepki gösterdi. Yörenin sorunlarını yansıtmada önemli bir sorumluluk üstlendi. Bunları yaparken de özgün, pürüzsüz, duyarlı, etkili bir dil kullandı. Yükseköğrenimi sırasında aldığı eğitim ve dönemin hocalarının konumu, onun yetişmesinde önemli etken oldu Köy enstitülü bir öğretmenin Mehmet Mollamehmetoğlu’nun oğlu olmasının da bunda büyük payı vardır.
Trabzon’un her kesimden insanı, onun cesaretinden, çabasından, tavrından, emeğinden, ürettiği yazılardan payına düşeni almıştır. Kentin toplumsal sorunlarına kafa yorup çözüm yolları ararken âşık olduğu Trabzon’un, bütün değerleriyle yok olmadan ayakta durabilmesinin de savaşımını vermiştir. Trafiğinden, tünellerine, yeni yollarının konumundan, mimari yapısına, tarihi geçmişinden doğasına, ürünlerin pazarlanmasından siyasi duruşuna değin pek çok alanda akılcı bir duruş ortaya koymuş bunların yanında kentin sanat ve kültür boyutunun yıllar öncesinde kalan güzelliklerle buluşması için elinden geleni yapmıştır.

ASM 6

Ahmet Şefik, tek cümleyle mesleğinde görevini hakkıyla yapan gazetecilerden biriydi. Dostlarının sevgisini kazanmış, eleştirdiği kişi ve kesimlerle de diyaloğunu koparmamış, her şeyiyle daha yaşanılır bir kent, daha iyi bir ülke ve güzel bir dünya özlemiyle kalemini işlerli kılmıştır.

Kaybının çok büyük olduğunu biliyorum.

ASM 1

Ülkemizin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal açıdan yaşadığı nice olumsuzluğun onun yaşamını etkilediğini düşünüyorum. Gergin bir ruh haliyle, elinden geldiğince her türlü engele karşı direndi. Sağlık koşulları bozulduğunda da işini aksatmadı.

Bir örnek gazeteci kimliği bıraktı hepimize.

Güle güle sevgili kardeşim! Unutulmayacak değerler arasına adını yazdırarak gittin.
Acınla birlikte, anılarının da varlığını sürdüreceğine inanıyorum.

reklam 1 scaled e1598636241256

Benzer Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

reklam 1

Son Eklenenler