A.Şefik Mollamehmetoğlu anısına...

"Gazeteciler,
gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır.

Gündem''Yüzde 9 zam önerisiyle masaya oturmak işçilerle alay etmektir”

”Yüzde 9 zam önerisiyle masaya oturmak işçilerle alay etmektir”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin Haftalık Değerlendirme Raporu hazırladı.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, hükümetin kamu işçilerine yönelik maaş zammı önerisi için, “Resmi enflasyonun yüzde 17’yi aştığı, önümüzdeki aylarda yüzde 20’lere tırmanacağı bir ortamda yüzde 9 zam önerisiyle masaya oturmak işçilerle alay etmektir” dedi. Toprak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Maraş açıklamalarına, “BM kararlarına rağmen Maraş ile ilgili tek taraflı adımlar atmak, taktik strateji ve zamanlama açısından ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin çıkarına değildir” sözleriyle tepki gösterdi. 

Toprak, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları tarafından kamudaki işçiler adına sürdürülen zam pazarlığında hükümetin yüzde 9 zam önerisine tepki gösterdi. Toprak, “Resmi enflasyonun yüzde 17’yi aştığı önümüzdeki aylarda yüzde 20’lere tırmanacağı bir ortamda yüzde 9 zam önerisiyle masaya oturmak işçilerle alay etmektir” dedi.  Toprak’ın raporunda dikkat çeken başlıklar şöyle:

“MEMUR VE İŞÇİLERE 10 PUAN ÜZERİNDEN ZAM VE 500 TL SEYYANEN ÜCRET ARTIŞI KAÇINILMAZDIR: 4 milyon 200 bin memur, 2 milyon memur emeklisi ile KİT’lerde çalışan yaklaşık 1 milyon işçi adına yapılacak toplu sözleşme görüşmelerinde işveren konumundaki iktidar, yüzde 20’ye tırmanan enflasyona karşılık yüzde 9 zam teklifiyle ortaya çıktı. İktidar yine kaynak sıkıntısından, bütçe disiplininden, tasarruf tedbirlerinden dem vurarak milyonlarca çalışana mümkün olan en düşük zammı vermeyi hedefliyor. Memur ve işçilere ilk etapta hedeflenen değil gerçekleşen enflasyonun en az 10 puan üzerinde zam ve 500’er TL seyyanen ücret artışı kaçınılmazdır.

ERDOĞAN’IN MARAŞ KONUSUNDAKİ SÖZLERİ BM’Yİ HAREKETE GEÇİRDİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği müjdenin KKTC’ye Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, yeni meclis binası ve Millet Bahçesi olduğunun ortaya çıkması yanında, Kıbrıs müzakerelerinin artık iki egemen devlet arasında sürdürüleceği yönündeki açıklamaları ve Maraş’ın imar ve inşası ile yerleşime açılması konusundaki sözleri Birleşmiş Milletler’i (BM) harekete geçirdi. ABD, Avrupa Birliği (AB), BM’den yapılan açıklamalarda Türkiye’ye uyarı ve yaptırım tehditleri dile getirilirken, Türkiye ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs’ta garantör ülke statüsündeki İngiltere de BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) Türkiye hakkında bir kınama açıklaması sundu. Erdoğan’ın yakın dostu Putin, Kıbrıs konusunda iktidarın açıklamalarına ve politikalarına karşı bir tavır sergiliyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamada; “BMGK kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz” ifadelerine yer verildi.

MARAŞ İLE İLGİLİ TEK TARAFLI ADIMLAR ATMAK TÜRKİYE VE KKTC’NİN ÇIKARINA DEĞİLDİR: Halen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Maraş konusunda Türkiye aleyhine açılmış binlerce dava ve devasa tazminat talepleri dururken, BMGK kararlarına rağmen Maraş ile ilgili tek taraflı adımlar atmak, emrivakiler yaratarak iktidar müteahhitlerine yeni kazanç kapıları açmaya çalışmak, taktik strateji ve zamanlama açısından ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin çıkarına değildir. Maraş’tan güneye göç eden Rumlar tarafından AİHM’de açılmış binlerce, mülkiyet ve tazminat davası dosyası bulunuyor. İktidarın Maraş’ı yerleşime açma, imar ve inşa faaliyetlerine girişme yönündeki olası adımları, bu davaların art arda Türkiye aleyhine sonuçlanmasını, Türkiye’nin milyarlarca Euro tutarında ağır tazminatlara mahkûm edilmesini ve uluslararası alanda tecrit edilmesini beraberinde getirecektir.

İKTİDARIN, BIDEN İLE ARAYI DÜZELTME ÇABALARI SONUÇ VERMEDİ: ABD’de Joe Biden yönetimi bir kez daha Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarının uygulanması konusunda kararlı olduklarını ve yaptırımların kapsamını daha da genişletebileceklerini açıkladı. Rusya’nın ikinci parti S-400 anlaşmasının yakında tamamlanacağını duyurmasına karşılık, daha ilk parti S400’leri bile iki yıldır ambalajında tutan iktidarın, Biden ile arayı düzeltme çabaları, Afganistan’da görevi sürdürme girişimine rağmen sonuç vermedi. Biden yönetimi, Eski Başkan Donald Trump’ın giderayak onayladığı ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) konusunda daha ileri adımlar atabileceğini daha önce de dile getirmişti. Erdoğan ile Biden arasında 14 Haziran’daki NATO zirvesinde gerçekleşen buluşmadan da bu konuda olumlu bir ilerleme çıkmadı.

ABD, TÜRKİYE’NİN ASKERLERİNİ AFGANİSTAN’DA TUTMA KARARINI ÖVERKEN, TEHDİT ETMEKTEN ÇEKİNMİYOR: ABD Dışişleri Bakanlığı Kabil havaalanının güvenliğinin kendileri için en öncelikli konu olduğunu dile getirip, Türkiye’nin askerlerini bu ülkede tutmaya devam etme kararına övgüler düzerken diğer yandan da iktidarın hem sırtını sıvazlayıp hem de yaptırımları genişletmekle tehdit etmekten çekinmiyor. Hiçbir iktidarın Türkiye’yi böylesine tavırsız, edilgen ve aciz konumlara sürüklemeye, ezik ve çaresiz göstermeye hakkı yoktur.

TÜRKİYE, AB’NİN DEĞİL KENDİ SINIRLARININ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMALIDIR: Haziran ayındaki Liderler Zirvesi’nde Türkiye ile mülteci anlaşmasını 3 yıl süreyle ve 3,5 milyar Euro tutarında mali destekle yenileme konusunda mutabakata varan AB, şimdi de Türkiye ile Afgan mülteciler için ayrı bir anlaşma yapmayı gündemine aldı. Afgan mültecilerin Türkiye’de tutulması, Avrupa’ya geçişlerinin önlenmesi karşılığında Pakistan, İran ve Türkiye’ye mali destek önermeye hazırlanan AB, henüz tutar belirlemedi. Türkiye’ye Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu, Vize Serbestisi, tam üyelik müzakerelerinde yeni fasıllar açılması sözü vermesine karşılık, bunların hiç birisini tutmayan AB, Afganlar konusunda da iktidarı yine aldatabileceğini düşünüyor olmalı. Türkiye, öncelikle AB’nin değil kendi sınırlarının güvenliğini ve kontrolünü tam olarak sağlamak, kaçak girişleri, insan ticaretini önlemek zorundadır. İktidar bugüne kadar sınır güvenliği konusunda beceriksiz bir tutum sergilemiş, sınırlarımızı ‘yolgeçen hanına’ çevirmiştir.

İKTİDAR SALGINDA KİTLELERE DESTEK YERİNE BORÇLANMAYA YÖNLENDİRİP VERGİ ALDI: İktidar salgında bütçeden kitlelere destek yerine kredi ile borçlanmaya yönlendirip, üste vergileri artırdı. Kapatılan işyerlerinde çalışanlara yapılan ödemeler bütçe dışı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan (İSF) karşılandı. İktidar işverenlerin ve salgında işini kaybeden milyonların, çalıştıkları dönemde ödedikleri paralardan oluşan İSF kaynaklarının 46,2 milyar TL’sini kullanıp İSF’nin üçte birini eriterek, destek vermekle övünüyor.

TÜRKİYE’DE EV SAHİBİ OLMAK İSTEYEN YABANCILARIN SAYISI ARTIYOR: Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, Türkiye’de, ev sahibi olmak isteyen yabancıların sayısı her geçen gün artıyor. Konut satışları yılın ilk yarısında (Ocak – Haziran 2021) yüzde 11,5 gerilerken, yabancılara yapılan satışlar yaklaşık yüzde 44 artış gösterdi. Haziran ayı itibarıyla satış rakamlarına bakıldığında geçen yılın aynı ayına kıyasla yabancılara yapılan konut satışlarındaki yüzde 185’lik artış dikkat çekiyor. Haziran ayı konut satış istatistiklerinde yabancıların Türkiye’deki konut alımlarında ciddi yükselişler olması dikkat çekerken, döviz kurlarındaki yükseliş ve TL’nin değer kaybı nedeniyle yabancılar açısından konut fiyatlarının düşük kalması önemli bir etken.

BÜTÇE AÇIĞI 32,5 MİLYAR TL OLDU: Bütçe açığı tekrar tırmanışa geçti. Haziran’da 25 milyar olarak gerçekleşen bütçe açığı geçen yılın aynı ayında 19,4 milyar TL idi. Haziran açığıyla birlikte bu yılın ilk yarısında bütçe açığı toplam tutarı 32,5 milyar TL oldu. İktidar tasarruf tedbirleri ilan etse de Cumhurbaşkanının kendisini bundan istisna tutması, örtülü ödenek harcamalarının katlanması, açığın büyüyeceğinin sinyallerini veriyor!

IIF, ‘TL’NİN DEĞER KAYBI HIZLANIYOR’ UYARISI YAPTI: Dünyanın önde gelen köklü ekonomi kurumlarından Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) yayımladığı Türkiye Raporu’nda; Türkiye’de yeniden kredi genişlemesi sürecine girildiğini, son dönemde aralıklarla sıkça uygulanan bu politikaların TL’de değer kaybını hızlandırdığı, cari açıkta artışa yol açtığı ve bankacılık sektörünün risklerini yükselttiği, uyarılarında bulundu.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

TAKİPÇİLERİMİZİN BİLGİSİNE…

TAKİPÇİLERİMİZİN BİLGİSİNE...

Serkan Balcı:”2010-2011’de şampiyonluğu hak ettiğimizi tüm Türkiye biliyor!”

Serkan Balcı:''2010-2011'de şampiyonluğu hak ettiğimizi tüm Türkiye biliyor!''

Karadeniz’de kafes balıkçılığına tepki

Karadeniz'de kafes balıkçılığına tepki