Emrah Eren: ”2010-2011 sezonunun şampiyonu Trabzonspor’dur!”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Röportaj: Muhammet Furkan Uzun

2000’li yılların başında Özkan Sümer önderliğinde kurulan unutulmaz Trabzonspor takımının önemli isimlerinden Emrah Eren, evinin kapılarını Vira Trabzon’a açarak ‘’Futbol Sohbetleri’’ röportaj dizimizin bu haftaki konuğu oldu.

Türkiye’de 13 farklı takımın formasını terleten Emrah Eren’in evinin duvarlarında sadece Trabzonspor formalı tablosu asılı. Bu da onun, Trabzonspor’u ne kadar çok sevdiğini gösteriyor…

Gerçek bir ‘takım’ kimliğiyle 13 maç üst üste galip gelerek kulüp tarihinin en uzun süreli galibiyet serisini yakalayan ve aynı sezon Türkiye Kupası Şampiyonluğu ile başarısını taçlandıran,2004 yılındaki ‘efsane’ Trabzonspor’un unutulmaz sağ beki Emrah Eren’le dünü bugünü ve yarını konuştuk.

”Trabzonspor’dan ayrılmak içimde ukde kaldı.”

2014 yılında futbolu bıraktınız. Futbolculuk hayatınızda pek çok kişiye nasip olmayacak şeyler yaşadınız. Başta UEFA Kupası olmak üzere Lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşadınız. Futbolculuk kariyerinizden memnun musunuz? İçinizde ukde var mı?

Allaha şükürler olsun böyle bir meslekte uzun yıllar yer almak nasip oldu. Başarılı ve başarısız zamanlarımız da oldu. Daha başarılı, daha iyi bir kariyere sahip olmak isterdim. Tabi içimizde ukde kalan şeyler var. Trabzonspor’dan ayrılmak içimde ukde kaldı. Orada daha uzun yıllar oynamak isterdim. Benim ve takımım adına her şey çok iyi giderken Vahid Halilhodzic’le yaşadığım sorunlar nedeniyle takımdan ayrılmak zorunda kaldım. Bu olay futbol hayatımın en büyük ukdesiydi.

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.41.48

‘’Türkiye’de tamamen ikili ilişkilerin hakim olduğu bir sistem var!’’

Antrenörlüğe başlangıç süreciniz nasıl gelişti? Alanyaspor ve Akhisarspor’da Saffet Susic’in ekibinde yer aldınız. Bundan sonra da Saffet Susic’le beraber misiniz yoksa sizi artık birinci adam olarak görebilecek miyiz?

Açıkçası antrenörlüğe başlamak gibi niyetim yoktu. Hamza Hamzaoğlu Galatasaray’la anlaştığı dönem Hamza hocanın ekibinde Okan Buruk’un kardeşi Fuat Buruk hoca vardı. Fuat hoca benim hem ev arkadaşım hem de takım arkadaşımdı, antrenörlüğümü de yapmıştı. Fuat hoca, antrenörlüğe başlamam için bana baskı yaparak beni bu işe teşvik etti. Ben de tabiri caizse onu kırmamak için kurslara katıldım ve UEFA B Lisans diploması aldım. Ben bu diplomayı aldıktan sonra Saffet Susic hoca Alanyaspor’dan teklif aldı. Futbolculuk yıllarımda Saffet hocayla çalışarak onunla başarılı günler geçirmiştim. Saffet Susic benim tanıdığım en iyi teknik direktör, ama bunu onun yardımcısı olduğum için söylemiyorum. Saffet hoca Alanyaspor’la anlaşınca bana ‘’benimle çalışmak ister misin?’’ diyerek teklifte bulundu. Ben de ‘’seve seve’’ diyerek bu teklifi kabul ettim.

Daha sonra da Akhisarspor’da beraber çalıştık. Akhisar’da görev süremiz biraz kısa sürdü. Süper Kupa şampiyonu olduk ama 5 hafta sonra ayrılmak zorunda kaldık. Hem futbolcu hem antrenör olarak Akhisarspor camiasına büyük hizmetlerde bulunmuş olmama rağmen dönemin Akhisarspor yönetimi benim fikrimi sormadan Saffet hocanın görevine son verdi. Bu durumda beni fazlasıyla kırdı. Saffet hocanın tekrar Türkiye’de bir takım çalıştırması için çalışıyoruz. Çünkü inanın Saffet hoca çok değerli bir insan, kıymetli bir teknik direktör. Türkiye’de değeri bilinmiyor ama PSG kulübünün tesislerinde posterleri asılı olan bir futbol adamı. Saffet Susic, Yakın zaman önce de bir Fransız dergisi tarafından PSG’nin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu seçildi. Bu kadar büyük kariyere sahip bir teknik direktörün Türkiye’de değer görmemesi beni çok üzüyor. Saffet hocanın çalıştırdığı takımlara bakarsanız başarısız olduğu takım çok azdır. En az bir kere daha kendisiyle çalışmak istiyorum. Onla olmayacaksa da yine bir şekilde bu işin içinde kalmak istiyorum. Ben şuan B Lisans diplomasına sahibim. Bu diploma ile takım çalıştırmanız mümkün değil.

UEFA B Lisans diplomamın süresi bitince A Lisans diploması için başvuru yapacağım. Türkiye’de maalesef tamamen ikili ilişkilerin hakim olduğu bir sistem var! Herkes için bunu söyleyemem ama %80 oranında bu durum böyle. Türkiye’de hayatında futbol topuna ayağı değmemiş, futboldan anlamayan ama ikili ilişkileri sayesinde çok üst düzey yerlerde takım çalıştıran teknik direktörler var! Yine aynı şekilde üst seviye takımlarda futbol oynamasına ve bu işte yetenekli olmasına rağmen kulüp bulamayan onlarca antrenör arkadaşım var. Türkiye’de ikili ilişkileriniz, kariyerinizin, yeteneklerinizin ve yapabileceklerinizin önüne geçiyor! O yüzden önümüzü kapalı olarak görüyorum. Ama bir işte nasibiniz varsa Allah’ın izniyle kimse o nasibin önüne geçemez. Biz elimizden geleni yapacağız. Nasibimiz yoksa da kaderimize razı olacağız.

safet susic bosnia 2014 world cup group f 21062014 1k9u1q06k14f61u4s3zdjaygn6

‘’Türkiye’de herkes ikili ilişkilere ve bu ilişkiler sonucunda sahip olacağı şeylere bakıyor.’’

Saffet Susic’ten bahsettiniz. Biliyorsunuz 2014 Dünya Kupasında Bosna Hersek Milli takımının teknik direktörüydü. Begovic Spahic, Kolasinac, Pjanic, Misimovic Dzeko gibi üst düzey isimlerle çalıştı

Futbolu bilen ya da bu konuda araştırma yapan insanlar çok iyi biliyorlar ki Saffet Susic, Bosna Hersek milli takımını dünya kupasına götüren ilk ve tek teknik direktör! Türkiye’de bazı kişilerin Saffet Susic’le konuşma tarzlarını görüyorum inanın çok üzülüyorum. Akhisarspor’dan ayrılırken bile Saffet hocanın maruz kaldığı tavırlar beni rahatsız etmişti. Saffet hocanın değerini onu tanıyanlar biliyor. Türkiye’de pek çok yönetici, başkan Saffet Susic’i tanımıyor. Dediğiniz gibi Saffet hoca 2014 Dünya Kupasında Bosna Hersek milli takım teknik direktörüydü. Türkiye’de herkes ikili ilişkilere ve bu ilişkiler sonucunda sahip olacağı şeylere bakıyor. Kimse kariyere, başarıya, yeteneğe bakmıyor!

Galatasaray’daki günleriniz için ‘’büyük takımda oynama psikolojisini iyi yönetemedim’’ demiştiniz. 3 Yıl Trabzonspor’da oynayan biri olarak Trabzonspor’daki günlerinizde büyük takımda oynama psikolojisini iyi yönetebildiğinizi düşünüyor musunuz?

155068

21 yaşımda Galatasaray’a transfer oldum. Ben Galatasaray’a transfer olduğumda Galatasaray takımı üç sene üst üste şampiyon olmuştu ve oturmuş bir takıma sahipti. Ben, hem arkada hem de önde oynayabilen bir oyuncuydum.  O sezon takımda benim oynayabildiğim mevkilerde Ümit Dava, Fatih Akyel, Capone, Okan Buruk ve Arif Erdem oynuyordu. Ben bu takıma gelecek vaat eden bir oyuncu olarak transfer oldum. Fatih hoca da sağ olsun bunu bana sık sık söyledi. Ama ben öyle bir yapıya sahibim ki everest tepesinde ikinci olacağıma köyümde kalarak birinci olmak isterim. Faydalı olabileceğim, bir şeyler katabileceğim bir yerde olmak isterim. Bu yüzden o psikolojiyi iyi yönetemedim, fazla forma şansı bulamadım. Fatih Terim’e de takımdan kiralık ya da bonservisimle beraber ayrılmak istediğimi söylemiştim. Trabzonspor’a da 24-25 yaşlarında transfer oldum. Daha olgunlaşmıştım ve o Trabzonspor takımında bana ihtiyaç vardı. Trabzonspor takımına istenerek alındım. Trabzonspor’da sürekli de oynayabildiğim için o psikolojiyi yönetmek daha kolay oldu.

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.37.53

‘’Kiev’den de Bilbao’dan da daha iyi bir takımdık!’’

Trabzonspor’da oynadığınız günlerde Dinamo Kiev ve Atlhetic Bilbao gibi Avrupa’nın önde gelen takımlarını yendiniz fakat bu takımları eleyemediniz. Burada sorun neydi? Kadro kalitesi mi yoksa tecrübesizlik mi? Özellikle bir Dinamo Kiev maçı var ki elenmemiz mucizeydi…

Hiçbirimiz kalite açısından, 6 defa şampiyon olan efsane Trabzonspor takımının yanından geçemeyiz! Gerçek efsane, gerçek büyük futbolcular onlardır. Onlardan sonra da 1996’daki takım çok kaliteliydi. 1996’dan sonraki kadrolar açısından da 2004-2005 sezonu kadrosunun en kaliteli kadro olduğunu düşünüyorum. Çok kısıtlı bir bütçeyle kurulmuş, Trabzonspor’un sıkıntılı günlerinde oluşturulmuş bir ekiptik. Az paralara oynayan ama büyük başarılar elde eden bir takımdık. Aramızda tecrübesiz isimler vardı. Daha önce Avrupa kupası maçı oynamamış arkadaşlarımız vardı. Biz bu iki takımdan da daha iyi bir takımdık. Kiev’i 5-1 yenebilirdik! Goller kaçırdık, şutlarımız direklerden döndü, müthiş oynadık. Çok farklı kazanabileceğimiz maçı tek farkla kazandık. Türkiye’ye döndüğümüz de tecrübesizlik yüzünden elendik. Başka bir yorum yapamıyorum ‘’nasıl olsa eleyeceğiz ‘’ şeklinde mi düşünüyorduk hatırlamıyorum. Bilbao da o sezonun tabiri caizse uçan takımlarından biriydi.

O Bilbao takımında Yeste vardı biliyorsunuz, Bilbao efsanesi…

Çok iyi bir kadroya sahiplerdi. 3-0 öne geçmiştik her şey yolunda gidiyordu Del Horno’nun attığı gollerle maç 3-2 bitti

Chelsea’ye transfer olacak kadar iyi bir oyuncuydu…

Tabi tabi. Ziya Doğan hoca Del Horno hakkında bizi uyarmıştı. Tehlike yaratan bir oyuncu olduğu hakkında uyarılarda bulunmuştu. Maçı 3-0 önde götürmemize rağmen iki duran top sonucu iki gol yedik. Deplasmanda da çok iyi oynamamıza rağmen 2-0 yenildik ve onlara da elendik. Ben bunları tecrübesizliğimize bağlıyorum. Yoksa açıkça ‘’onlardan kötüydük’’ derim. Ama hayır değildik. Onlardan alt seviye bir takım değildik, hatta daha iyi bir takımdık. Ama tecrübesizliğimiz elenmemize sebep oldu.

ET50ARrXQAUBDNS

2003-2004 sezonunda da İspanya’nın önemli takımlarından Villarael ile eşleştiniz. 0-0 ve 2-3 biten müsabakalar sonucunda elendiniz. Sizden önce de Galatasaray’ı elemişlerdi. O Villarael kadrosunda Reina, Belletti, Riquelme gibi çok önemli isimler vardı ve o sezon UEFA Kupasında yarı final oynadılar. Siz onları eleyebilseydiniz UEFA kupasında final- yarı final gibi ciddi başarılara imza atacağınızı düşünüyor muydunuz?

Açıkçası hayır. Turnuvanın başlangıç günlerinde olduğunuz için bunları düşünmüyorsunuz bile. Daha çok günlük düşünüyorsunuz, maç maç bakıyorsunuz, gidebildiğiniz yere kadar gitmek istiyorsunuz. Ne yalan söyleyeyim final- yarı final oynarız gibi bir düşüncemiz yoktu. Ancak, kazandıkça özgüven sahibi oluyorduk.

Aklınızda böyle bir düşünce olmasa da UEFA Kupasında yarı final oynayan o takımla başa baş oynayacak kadar iyi bir takımdınız…

Sen biraz gençsin. Belki hatırlamıyor olabilirsin ama Kiev maçları da dahil bu maçlardan golleri çıkartsalar ve ‘’bu turu kim geçti’’ diye sorsalar maçı seyreden herkes ‘’bordo mavili takım kazanmıştır’’ der.  Biz bu takımlara elendiğimiz günlerde takım olarak ısınma aşamasındaydık. Yeterli tecrübemiz yoktu. Birbirimize iyice alışmışken de kötü bir yönetim tarzıyla beraber takımımız dağıldı.

‘’Galatasaray’a kaybetmemiz, şampiyonluğu da kaybetmemize neden oldu’’

Yine aynı sezonda lig ve kupa dahil olmak üzere 13 maçlık bir galibiyet serisi yakaladınız fakat 33. Haftada Galatasaray mağlubiyetiyle şampiyonluğu kaçırdınız. Ligde 11 maç üst üste kazanan bir takım olarak, bu maçta da tecrübesizliğinizin kurbanı mı oldunuz?

Kesinlikle! Biz o maçtan önce hafta içerisinde İstanbul Atatürk Olimpiyat stadyumunda Gençlerbirliği ile Türkiye Kupasında final maçı oynadık 4-0 kazandık. O stadyumda çok güzel anılarımız var. Biraz da zafer sarhoşluğu oluyor. İyi niyetli bir takımdık. Galatasaray maçı öncesinde Galatasaraylı oyuncuların yaptığı bazı açıklamalar nedeniyle biraz da rehavete kapıldık. Bazı oyuncular ‘’Fenerbahçe şampiyon olacağına Trabzonspor şampiyon olsun’’ şeklinde demeçler vermişlerdi. O sezon da şampiyonluk yarışında Fenerbahçe ile yarıştık, Galatasaray’ın ligde bir iddiası yoktu. Biz oyuncular olarak ‘’nasıl olsa Avni Aker’de Galatasaray’ı yeneceğiz’’ şeklinde düşünüyorduk. Zaten kupayı kazanmıştık, bunun üzerine Galatasaraylı oyuncular da bu yönde açıklamalar yapınca psikolojik olarak rahat durumdaydık. Ancak, o kadar kötü goller yedik ki…

Evet Petkovic’in bazı gollerde büyük hatası olmuştu….

Yok hayır. Petkovic’e bir şey diyemem. Petkovic bize katkı verdi. İyi oynadığı maçlar da oldu. Onu bir maçla değerlendirmek, yargılamak istemem. Ama daha maçın başında talihsizlikler yaşadı ve bir anda 0-2 yenik duruma düştük. Tamam Galatasaray o sezon iyi değildi ama sonuçta büyük bir takım. Onlara karşı 0-2 yenik duruma düşünce geriye dönmek çok zor oluyor. Senin her atağa çıkışında seni kontra da yakalayabilirler. Nitekim maç zaten 2-4 bitti biz atak yaptıkça onlar gol buldu.

Son iki maçı kazanabilseydiniz ligi 75 puanla şampiyon olarak tamamlayacaktınız…

Evet doğru. Galatasaray maçı bizim için bir yıkımdı. Galatasaray’a kaybetmemiz, şampiyonluğu da kaybetmemize neden oldu.

C9d5MEhWsAEBHy9

‘’Trabzonspor’la lig şampiyonu olabilseydim UEFA Kupasını tamamen unuturdum!’’

‘’Trabzonspor’la kazandığım Türkiye Kupası, Galatasaray’da kazandığım UEFA Kupasından daha değerli, çünkü emeğim var.’’ Şeklinde bir açıklamanız var. Herhalde Trabzonspor’la lig şampiyonu olabilseydiniz, bu sizin hayatınızın en önemli olayı olacaktı?

Kesinlikle! Açık ara. Karakter olarak bizi 10 defa ceplerinden çıkartacak arkadaşlarımız var ama yanlış da anlaşılmak istemem. Sosyal medyayı farklı şekilde kullanarak farklı bir yüz kullanmak isteyen futbolcu arkadaşlarımız var! Ben Galatasaray camiasından tepki göreceğimi bile bile bunu söylüyorum, zaten tepki de görüyorum. Trabzonspor’la kazandığım Türkiye Kupasında emeğim olduğu için o kupa benim için daha değerli. Alınmasınlar, kızmasınlar. Bunun dışında, Trabzonspor’la lig şampiyonu olabilseydim UEFA Kupasını tamamen unuturdum. Diyorum ya o işin içinde emeğim var, bir şey katıyorum, hamuruna bir şey ekliyorum.  İnsanlar bana ‘’O sezon Galatasaray’ın kapısından içeri girmek için futbolcular kapıda yatıyordu, sen nasıl böyle düşünürsün’’ diyorlar. Ne yapayım? Ben böyleyim.

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.33.12

‘’Maç esnasında Cem Papila’nın art niyetli olduğunu düşündüm!’’

2005 yılında Kadıköy’de oynan Fenerbahçe maçını kazansaydınız puan farkı 3’e inecek ve lig sonunda puanlarınız eşitlenecekti. Maçın oynandığı sırada Cem Papila’nın yönetiminde bir art niyet sezmiş miydiniz?

Aradan yıllar geçti, Cem hoca hakemliği bıraktı. Ben hayatım boyunca hiçbir hakemi suçlamadım ama maç içerisinde ona her şeyi söyledik. Ağzımıza geleni saydık. Maç içerisinde verdiği kararlar yüzünden kendisine İtiraz etmeye gittik ‘’kötü yönetiyorsun, art niyetli yönetiyorsun!’’ dedik.  Maç esnasında Cem Papila’nın art niyetli olduğunu düşündüm. Ama maç sona erdikten ve zaman geçtikten sonra bu düşünceden vazgeçtim. Bence Cem hoca oradaki baskıyı kaldıramadı, o baskıya yenildi. Fenerbahçe camiasının baskını kaldıramadı. Çok kötü bir maç yönetti bu da bizim şampiyonluğumuza mal oldu. Böyle düşünmek istiyorum!

Bu maç veya o sezon özelinde Cem Papila’ya hakkınızı helal ediyor musunuz?

Ben inançlarıyla yaşayan bir insanım. Zannedersem bir alim, ‘’birbirinize hakkınızı helal etmemenin ahirette size getireceği yükü bilseydiniz, karşınızdaki insan size çok büyük kötülük yapmış olsa bile ona yine de hakkınızı helal ederdiniz’’ demişti. Biliyorsun Allah, ‘’kul hakkıyla karşıma gelmeyin’’ der. O nedenle ‘’Cem hocaya hakkımı helal etmiyorum’’ demeye vicdanım el vermez. Cem hoca, böyle bir hatayı kasten yaptıysa bunun karşılığını zaten alacak. Yapmadıysa da sıkıntı yok. Aradan zaman geçince daha sakin kafayla düşünebiliyorsun. O yüzden ‘’hakkımı helal etmiyorum’’ demeyeyim. İyi niyetle düşünelim. Cem hoca, inşallah o atmosfer ve o baskı yüzünden bu hataları yapmıştır. Çok kötü bir maç yönetti. O maçtan sonra Fenerbahçe’nin Galatasaray maçı vardı. Fenerbahçe’yi yenseydik Fenerbahçe, o psikolojiyi düzeltemezdi. Biz o gün kazansaydık, kazanmamıza izin verilseydi, o hakem hataları yapılmasaydı şampiyon olurduk!

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.33.36

‘’Cem Papila çok kötü bir maç yönetti ve şampiyonluktan olduk. Daha ötesini söyleyemem!’’

Türk futbolundaki sistem mi sizin o maçı kazanmanıza izin vermedi? Bence bu sistem 2002’de Gaziantepspor’un şampiyon olmasına izin vermedi Trabzonspor’un da Bursaspor’dan sonra şampiyon olmasına izin vermedi. Bence Türk futbolunda böyle bir çark var ve bazı takımlara izin verilmiyor…

Evet evet… Kardeşim sana bir şey söyleyeyim. 1.5 yıla yakın bir süre antrenörlük yaptım. Futbolu bıraktıktan sonra, antrenörlüğe geçince bazı ilişkilerde öyle şeyler gördüm ki inanın bunları taraftarlara anlatsak maç izlemeyi bırakırlar, futboldan soğurlar! Futbolda kötü ilişkiler var ve bu kötü ilişkilerin dışında tehlikeli ilişkiler de var. Gözünle görmediğin için ispat edemiyorsun ama öyle şeyler duyuyoruz ki inanamazsınız! O yüzden her şey olabilir. Her şey mümkün. 2005 yılında ben ve takım arkadaşlarıma saha içerisinde de saha dışarısında da ‘’sizin şampiyon olmanız çok zor. Çünkü siz şampiyon olursanız yayıncı kuruluş para kaybedecek!’’ denildi. Biz bunları en az 10 defa duyduk. Yattara’da, Gökdeniz’de, Fatih Tekke’de her oyuncu arkadaşımız bunları duymuştur. Puzzle parçalarını birleştirdiğin zaman aklına komplo teorisi geliyor. Yine söylüyorum, hakem çok kötü bir maç yönetti ve şampiyonluktan olduk. Daha ötesini söyleyemem!

Fenerbahçe maçından sonra neler yaşandı? İyi bir şekilde mücadele etmenize rağmen tamamen hakem yönetimi nedeniyle sahadan mağlup ayrıldınız. Siz de o maçta harika bir asist yapmıştınız.

Benim harika asist yapmadım Fatih Tekke müthiş bir gol atmıştı (gülüyor) Röportaja başlamadan önce de söylemiştim. O sene şampiyon olamayışımızın 23. Yılıydı ve taraftarlar bize ‘’şampiyon olun heykelinizi dikelim’’ diyorlardı. Bak yine tüylerim diken diken oldu. Bir şehir şampiyonluğu bu kadar açtı ve inanmıştı. Biz de o kadar açtık ve inanıyorduk. Aradan 16 yıl geçmesine rağmen ben bunları bugün bile hissediyorsam, o günkü halimizi sen düşün…

‘’Sezon başındaki kamp yüzünden Famagusta’ya elendik!’’

2005-2006 sezonunda yoğun güvenlik önlemleri altında Kıbrıs’a gittiniz. Şampiyonlar Ligi ön eleme maçında Famagusta’ya sürpriz şekilde yenildiniz. Famagusta maçlarında neler yaşandı? Sizce Trabzonspor’un Famagusta’ya elenme nedeni neydi?

Kıbrıs’a vardığımız da havaalanında ayakkabılarımızı dahi en az 2-3 kere x-ray cihazlarından geçirdiler! Bizler birkaç kez bu cihazlardan geçtikten sonra birkaç kez de polisler üzerimizi aradı. Tüm bu aramalar yapılırken yanlarındaki köpeklerle de bizleri tahrik ettiler! Bunu sadece ve sadece bir Türk takımı olduğumuz için yaptılar!

Famagusta’yı rahat bir şekilde eleyebileceğimizi düşünüyorduk. Onlarla 20 maç yapsak hepsini yenerdik. Yedek oyuncularımız bile onları yenerdi. Famagusta, maça 5-0 yenik başlasak bile rahatça yenebileceğimiz bir takımdı. Suçlamak gibi olacak yanlış anlaşılmasın ama biz o sezon çök kötü bir kamp dönemi geçirdik. 22 gün boyunca izin yapmadan günde çift idman yaptık. Kıbrıs’a gittiğimizde çok sıcak bir hava vardı. Maça çıkarken Yattara, Volkan Bekiroğlu, Fatih Tekke kimle konuşursanız konuşun hiçbirimizin yürüyecek hali kalmamıştı. Sahada olan oyuncularımızla maç içerisinde konuşuyorduk ve kimsenin adım atacak hali yoktu. Famagusta’ya elenme nedenimiz bence geçirdiğimiz o kamp süreciydi. Çok ağır bir kamp geçirdik. O kamp bizi geri attı. Ben rakibim topa vurur gibi yapıp topu çektiği zaman hiçbir zaman zıplamam. Ancak, Famagusta maçında birkaç pozisyonda, yürüyecek halim kalmadığı için çaresizlikten ‘’top beni geçerse geçsin’’ düşüncesiyle zıpladım. Yattara o maçta güçsüzlükten çalım atamıyordu. En sonunda rakibine tekme attı ve kırmızı kart gördü. Yattara’nın çaresizliğini orada gördüm. Hepimiz pelte gibiydik.

Trabzon’daki maçta da takımın üzerinde hantallık vardı. Dinamizmi kaybetmiştik. Farklı şeylerde duymuştuk. Famagusta’lı oyuncuların Sümela Manastırında büyü yaptığı, fotoğraflarımızı yaktıklarını duyduk! Ama bunlar şehir efsanesi de olabilir. Normalde çok rahat eleyebileceğimiz bir rakibe karşı elendik ve bu bizi geriye itti. Ligde bile kendimize gelemedik. Çok sıkıntılı bir süreç geçirdik.

Böyle sıkıntılı bir dönemden geçmenize rağmen aslında lige de iyi başlamıştınız. İlk 4 maçta 2 galibiyet 2 beraberlik alarak 8 puan topladınız. Ancak Gökdeniz’in 6 ay men cezası almasıyla beraber 5 maç boyunca galip gelemediniz. Gökdeniz’e verilen ceza sizi ve takımı nasıl etkiledi?

Gökdeniz, bize katkı yapmış bir oyuncu. Kalitesini ve katkılarını inkâr edemeyiz. Ancak o takım öyle bir hale gelmişti ki Gökdeniz, Kaptan (Fatih Tekke) Yattara, Mehmet Yılmaz olmadığı zaman hiç fark etmiyordu. Bir şekilde galibiyet alıyorduk. Az önce sözünü ettiğin 13 maçlık galibiyet serisinde Fatih Tekke pek çok maçta sakatlığı nedeniyle kadroda yoktu. Kaptan aramızda olmamasına rağmen 13 maç üst üste kazandık. Fatih Tekke’yi inkar edebilir miyiz? Türk futbol tarihinin en iyi forvetlerinden biriydi, müthiş bir futbolcuydu. Şunu söylemek istiyorum bir futbolcunun yokluğu o takımda hiçbir şeyi değiştirmiyor. ‘’Gökdeniz olmadığı için galip gelemedik’’ diyemem. Biz o maçlarda aşırı moralsizlik ve kamp süresindeki sıkıntılar yüzünden galip gelemedik. O takımdan başka arkadaşlara da sorsanız onlar da aynı cevabı verecektir.

108129

‘’Geride bıraktığımız sezonda bile süper lig takımlarının hepsinde soyunma odasında sigara içen oyuncular vardır!’’

2005 yılında Manisaspor yenilgisi sonrasında Şenol Güneş’in ayrılışıyla beraber Halilhodzic göreve geldi ve ‘’soyunma odasında sigara içen oyuncular var’’ şeklinde bir açıklama yaptı. Bu olay gerçek miydi? Gerçekse bu oyuncular kimlerdi?

Yine oraya geldik (gülüyor) İddia ediyorum geride bıraktığımız sezonda bile süper lig takımlarının hepsinde soyunma odasında sigara içen oyuncular vardır! Saffet hocayla beraber çalıştırdığımız takımlarda da vardı. Oyuncu çıkıp sahada işini yapıyorsa ister sigara içsin ister içmesin. O, onu bağlar. Benim için önemli olan sahada görevini yapmasıdır. Sahada görevini yapmıyorsa oyuncuyu yedek bırakacaksın, orada da görevini yapmıyorsa tribüne çıkartacaksın, orada da görevini yapmıyorsa göndereceksin. ‘’Soyunma odasında sigara içen oyunlar var’’ demek takım kötü giderken futbolcuyu basının önüne atmaktır. Çok şükür ben sigara içmiyorum ama insanların örnek aldığı, gıpta ederek baktığı çoğu kişi sigara içiyor! Bunlardan bazıları da benim abilerim, kardeşlerim. Sigara içmesine rağmen benden çok daha fazla koşan oyuncuları biliyorum. Bu açıklama, olumsuz bir durum olduğunda futbolcuyu basın önüne atmak için sadece bir araç. Üstelik Halilhodzic sadece bunu da demiyordu.

Evet, ‘’ Sahada koşmayıp bankaya koşan oyuncular var’’ da demişti…

Vahid Halilhodzic, galip geldiğimiz zaman ‘’bugün takımı çok iyi hazırladım’’ diyordu. Mağlup olduğumuz zaman ise ‘’futbolcular sigara içiyor, yalan söyleyenler var. Yorgunum demesine rağmen para almaya koşan oyuncular var’’ şeklinde açıklamalar yapıyordu. Yahu kardeşim sana maçı sordular, maçla alakalı neden konuşmuyorsun? Halilhodzic’in mağlup olunan maçlardan sonra ‘’taktiğimiz tutmadı, kaybettik. Sorumlusu benim’’ demesi gerekirdi. Şenol hocayı görüyorsunuz değil mi? Milli takım başarısız oldu ve ‘’başarısızlığın sorumlusu benim’’ dedi. Karakter budur. Halilhodzic’e göre takım galip geldiği zaman kendisi kazanıyor, mağlup olduğu zaman da futbolcular kaybediyordu! Bu kaybın da üzerini örtme amacıyla bin tane de bahane üretiyordu. Hiçbir teknik direktörde böyle bir şey görmedim.

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.39.57

Saffet Susic de Halilhodzic de Boşnak ve ikisi de daha önce PSG’de oynadı. İki teknik adamın tarzında ne gibi farklılıklar var?

Yanlış bir şey söylemek istemem ama bu iki isim Yugoslavya’da futbol oynadığı yıllarda Yugoslavya’da komünizm hakimdi ve komünizm olan bir ülkede Müslüman oyuncular asla milli takımda oynatılmaz. Ancak Susic de Halilhodzic de o kadar büyük futbolcular ki Yugoslavya milli takımı bunları oynatmak zorunda kalıyor. Halilhodzic çok iyi bir golcüymüş, Susic de zaten Arjantin’e karşı hatrick yapmış bir futbolcu. Trabzonspor’da Halilhodzic’le tartışıp Rizespor’a transfer olduğumda Rizespor’un teknik direktörü Saffet Susic’di.

Susic’le Halilhodzic çok yakın arkadaşlar. Saffet hoca o kadar mükemmel bir insan ve futbol psikolojisini o kadar iyi biliyor ki Rizespor’daki ilk gününde beni odasına çağırdı. Kendisini tanımıyordum, ön yargılıydım. Odasına gittim ‘’buyurun hocam’’ dedim ‘’sen geçen sene Halilhodzic’le tartışmışsın’’ dedi. Ben konunun Halilhodzic’e geleceğini bildiğim için hemen kılıç çektim ‘’evet tartıştık ne oldu?’’ dedim ‘’sebebini sormayacağım. Yüzde 100 sen haklısındır. Halilhodzic benim arkadaşım ve kendisini çok iyi tanırım. Ona doğruyu asla kabul ettiremezsin. Sabaha kadar konuş, tartış onu asla ikna edemezsin.’’ dedi.  Bu konuşmamıza Allah şahit. Saffet hoca psikolojiden o kadar iyi anlıyor ki aklımı, düşüncelerimi okudu. İnşallah onunla bir daha çalışabilirim.

thumbs b c 7505be30d5149b6c4722a0cc282a8a48

‘’İki yönetici, 2005 yılındaki takımın şampiyonluk yaşamadan dağılmasına neden oldu!’’

Bir açıklamanızda yöneticilerin Halilhodzic’e ‘’bu takımda gruplaşma var bu takımı toparla’’ dediğinizi söylemiştiniz. Takımda gerçekten de böyle bir gruplaşma var mıydı?

Hayır yoktu! Bizim takımımızda olumlu anlamda bir gruplaşma vardı. Belirli bir arkadaş grubumuz vardı beraber hareket ederdik. Ben Hasan Üçüncü, Fatih Tekke, Mehmet Yılmaz, Yattara, Erdinç Yavuz ve Volkan Bekiroğlu çok samimiydik. Fakat tabi takımdaki diğer arkadaşlarımızı da severdik ve onlarla da aramız iyiydi.

Biz gruplaşmayı sadece, birisi takıma ve kulübe zarar verecekse ona karşı yapardık. Onun dışında herhangi bir gruplaşma yoktu. O dönemin iki yöneticisi bunu bahane etti. Bu iki isimden hiç bahsetmek istemiyorum bile. Zaten Halilhodzic gelir gelmez soyunma odasında konuşma yaptı ‘’burada futbolcuya dayalı düzen var. Ben bunu değiştireceğim’’ dedi. Abi bizi ne zaman gördün? Nerden tanıyorsun? Sen bu takımı daha önce hiç görmedin. Ama ona öyle söylenmiş, yöneticiler öyle doldurmuşlar hocayı. O iki yönetici o takımın şampiyonluk yaşamadan dağılmasına neden oldu. 2004-2005 sezonu bitince Trabzonspor’daki bu iki yöneticiyle tartıştım. Onlarla anlaşamadık. Galatasaray’la 20 dakikada anlaştım, ama anlaşmama rağmen Galatasaray’a imza atmadım. Trabzonspor’u çok seviyordum, artık Trabzonsporlu olmuştum. Galatasaray’la anlaştığımı babama söylediğimde babam, ‘’olsun oğlum o da büyük takım’’, eşim de ‘’ne yapalım Emrah, nasibimizde bu varmış’’ diyerek tepki verdi. O gün eve başım eğik gitmiştim. Trabzonspor, ben ve ailem için bu kadar değerli ve büyük bir takım. Normalde Galatasaray’la anlaşan bir futbolcunun evinde bayram olur! Benim ailem Trabzonspor’u o kadar sevmişti.

Babam, fanatik derecede bir İstanbul takımının taraftarıdır. Ama o bile Trabzonspor’u çok benimsemişti. Bir gün sonra durum değişti ve tekrar Trabzonspor’a imza attım. Galatasaray’a verdiğim sözü tutmadığım için dönemin Galatasaray yöneticisi Bülent Tulun, benim hakkımda ağır açıklamalarda bulundu. Ben sözümde durmayarak bu sözleri hak etmiştim! Hayatımda ilk defa sözümde durmadım ve sözümde durmayışımın cezasını da Halilhodzic’le yaşadığım kavgayla çektim!  Trabzonspor’u ne kadar seversem seveyim ne olursa olsun verdiğim sözü tutmalıydım. Sözümü tutsaydım rabbim bana bu sıkıntı vermeyecekti. Beni o sezon başında Beşiktaş, Galatasaray ve CSKA Moskova istiyordu. Ben Trabzonspor’da kaldım. Trabzonspor’u bu kadar sevmeme rağmen Halilhodzic diye bir adam geldi ve beni Trabzonspor’dan ayırdı. Sezon başı bu takımlarla görüşürken ligin devre arasında Malatyaspor’a imza attım! Nasibimiz de bu varmış.

WhatsApp Image 2021 07 05 at 00.06.36

‘’Trabzonspor bana, Trabzonsporlu olma duygusunu yaşattı.’’

Trabzonspor, maddiyat dışında size ne verdi?

Kulübüme maddiyat olarak bana verdikleri için teşekkür ederim Allah razı olsun. Onun dışında Trabzonspor bana, Trabzonsporlu olma duygusunu yaşattı. Bunun içerisinde onur var, saygı var, sevgi var, dürüstlük var, şeref var. Gerçek bir Trabzonsporlu dışarda ne hissediyorsa Trabzonspor’da bana onu hissettirdi. Bunu da kelimelere dökmek çok zor.

‘Takımda herkes Szymkowiak’a saygı gösterirdi’’

Miroslaw Szymkowiak’ın takımdan neden ayrıldığı bir türlü açıklanmadı. Szymkowiak’ın takımdan neden ayrıldığını biliyor musunuz?

Szymkowiak sıcak bir insan değildi. İyi bir insan ve iyi bir takım oyuncusuydu.  Basit ve aklıyla oynayan bir oyuncuydu. Takımda düzeni asla bozmazdı. Ama içine kapanık bir karakterdi. Çok samimi bir insan değildi. Karakter yapısı olarak Türk adet ve geleneklerine uygun bir karaktere sahip değildi. Bunu olumsuz anlamda söylemiyorum. Szymkowiak’ın takımda kimseyle samimi olduğunu da düşünmüyorum fakat herkes onu çok sever ve çok saygı gösterirdi. Bize de önemli katkılar yaptı. Takımdan neden ayrıldığı konusunda bazı şeyler duydum. Ama bunları söylemem doğru olmaz çünkü kanıtlanmış şeyler değil. Szymkowiak, takımdan ayrıldıktan sonra onla herhangi bir konuşmamız olmadı. Fatih Tekke ve Yattara ile zaman zaman görüşüyoruz ama sanırım onlarda Szymkowiak ile görüşmüyor Szymkowiak da hiç aklımıza gelmiyor açıkçası.  Szymkowiak belki de futbolu bıraktıktan sonra futbol camiasına girmek istemedi.

WhatsApp Image 2021 07 08 at 16.36.19

Trabzonspor’daki son günlerinizde Gökdeniz Karadeniz Ve Fatih Tekke’nin ev ve iş yerlerine saldırı düzenlenmişti. Takım olarak bu olaylardan nasıl etkilendiniz?

Hepimiz olayı sabah öğrendik. Derinden üzüldük. Değerli insanlar, değerli arkadaşlarımızdı. Çok şükür geldi geçti.

‘’Fatih Tekke çok iyi bir futbolcu olmasının dışında gerçek bir kaptan ve gerçek bir liderdir.’’

Fatih Tekke, dışarıdan gerçek bir kaptan gibi gözüküyor. Saha içerisinde ve dışarısında Fatih Tekke, nasıl bir karakterdi?

Aynen öyle, Fatih Tekke çok iyi bir futbolcu olmasının yanı sıra gerçek bir kaptan ve gerçek bir liderdir. İyi, dürüst ve namuslu bir insandır. Sözüne güvenebileceğiniz bir insandır. İyi bir arkadaş ve iyi bir dosttur. Kaptan’ın futbolculuğunu tartışmaya gerek bile yok.

fatih tekke fenerbahce2004 aa

‘’Milli takımda negatif ayrımcılık olduğuna inanıyorum!’’

2004-2005 sezonunda 77 puan toplayan bir takımdınız ve buna rağmen Trabzonspor’dan Milli takıma seçilen oyuncu sayısı çok azdı. Milli takımda negatif ayrımcılık olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet bunun olduğuna inanıyorum! Trabzonspor taraftarı yanlış anlamasın ama İstanbul takımlarının taraftar sayısı daha fazla. Bu bir realite. İstanbul’un büyüklerinin ön planda olması isteniyor. Ben o sezon iki defa davet aldım. Ancak sakatlıklarım yüzünden milli takım formasını giyemedim. Yanlış bir şey de söylemek de istemiyorum ancak kaderde bazı çizgiler var ve bu çizgilerin öteki tarafına atlayamıyorsunuz. Trabzonspor’da oynadığım günlerde hep yılın 11’indeydim ancak milli formayı giyemedim. Çizginin öte yanına atlayamadım. Kariyerinde bir eksik olarak kalıyor. Sonraki sezon Tolga Seyhan ve Hüseyin Cimşir milli takımdan davet aldı diye hatırlıyorum.

Mesela Hami Mandıralı abi Türk futbol tarihinin en iyi üç forvetinden biridir. Türk milli takımının dışında Trabzonspor camiasının da Hami Mandıralı’nın değerini bilmediğini düşünüyorum. Hami abi, müthiş bir yetenekti. Trabzonspor’da önemli yerlerde görev alması gerekiyor. Ben çocukken Trabzonspor taraftarı değildim. Babamın tuttuğu takımı tutuyordum. Ancak Hami Mandıralı bana inanılmaz bir oyuncu gibi geliyordu.

‘’2010-2011 sezonunun şampiyonu Trabzonspor’dur!’’

2010-2011 sezonu Türk Futbol tarihinin en şaibeli sezonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Siz o sezon boyunca bir gariplik olduğunu hissetmiş miydiniz, yoksa yaşananlar size normal mi geliyordu? Bir açıklamanızda Trabzonspor’un o sezonu şampiyon olarak tamamladığını söylemiştiniz

O sezon benim için çok acı bir sezondu. Dizimden sakatlık yaşamıştım. Çok acı çekiyordum. Kulüp bulmakta zorlanıyordum. Futbol hayatım bitme noktasına gelmişti. Bunların dışında Fenerbahçeliler tepki gösterecek ama o sezonun şampiyonu kesinlikle Trabzonspor’dur! Trabzonspor, o sezon şampiyon olmuştur nokta!

senol gunes yeniden trabzonspor da

‘’Şenol hoca bize, ‘sahaya tükürmeyin. Trabzonspor forması giyen oyuncuya tükürmek yakışmaz’ derdi.’’ 

Bir açıklamanızda Şenol Güneş’in çalıştığınız Türk teknik direktörler arasında özel bir yerde olduğunu belirtip Şenol Güneş’in futbolcuları yalnız futbolculuk meziyetleri açısından değil kişilik, karakter ve genel kültür açısından da geliştirdiğini söylemiştiniz. Biraz açabilir misiniz?

Çalıştığım en iyi teknik direktör Saffet Susiç Ancak her teknik direktörün kendine has bir metodu ve disiplin anlayışı var. Şenol hoca, eğitimci bir insan. Futbolcuya hayatsal anlamda çok şey katan bir insan. Futbolcularına ‘’kişilik, karakter ve yaşantı anlamında neler katabilirim?’’ diye düşünen bir teknik direktör. Bu nedenle benim için çok özel.

2005 yılında sezon başı kampında bizi yurtdışında çok güzel bir yere götürmüştü. Dağların, nehirlerin arasında harika bir yerdi. Şenol hoca o günlerde bize ‘’çocuklar aranızda genç oyuncular var, yeni transferler var ve bunların bazıları belki de alt liglere gidecek ve buralara bir daha gelemeyecekler. Hayatlarında bir defa böyle bir yer görecekler. En güzel yerleri görmelerini istedim. Ufukları açılsın, hayal güçleri genişlesin istedim. O yüzden burayı seçtim’’ dedi. İnanın bunu kimse düşünmez. Şenol hoca bize ‘’sahaya tükürmeyin. Trabzonspor forması giyen oyuncuya tükürmek yakışmaz’’ derdi.  O dönem bakın, inceleyin hiçbirimiz sahaya tükürmemişizdir. Bunun futbolla bir alakası yok ama hoca, bu tarzıyla sizi eğitiyor. Şenol hoca, oyuncusunun kişiliğini, karakterini ve hayatını düşünüyordu. Türk hocalardan Mustafa Denizli’de çok özel bir insandır. Beni iki defa A milli takıma çağırdı ve ben Mustafa hocanın ne kadar kaliteli ve entelektüel bir insan olduğunu gördüm. Altayspor’u da Süper Lige çıkardı ve ücret almadı. Ne kadar büyük bir jest! Böyle bir jest olabilir mi? Ben Türkiye’de daha önce böyle bir şeye tanıklık etmedim.

Üstelik bazı teknik direktörler efsane oldukları takımlardan 3 milyon Eurolar kazanırken, Mustafa hoca böyle büyük bir jest yaptı.

Aynen öyle. Mustafa hoca sözünde durdu. Benim için efsanedir, kahramandır.

Şenol Güneş’in size ve 2011 yılındaki futbolculara ‘’kendinizi yere atmayın’’ dediğini düşünüyorum. Sizin oynadığınız takımda 2011 yılındaki takımda ayakta kalmak için mücadele ediyordu. Bazı teknik direktörlerle çalışan futbolcular penaltı almak için takla atıyorlar….

Evet kesinlikle! Şenol hoca bize bunu söylerdi. Şenol hoca bize Fair Play’ın dışına çıkmamamız gerektiğinizi söylerdi. Hoca bize ‘’sahtekarlık yapmayın, arkadaşınızın terini çalmayın. O da evine ekmek götürüyor, siz de evinize ekmek götürüyorsunuz. O da bir şehri kulübü temsil ediyor, siz de ediyorsunuz’’ diyordu. İsmi lazım değil, bazı teknik direktörler de sürekli olarak faul yapmamızı istiyordu! ‘’Vur, ayağını kır, taktik faul yap’’ diyen teknik direktörler var!

Milli maçlarda bile yaşadık aynısını biliyorsunuz. Bir rakip takım Milli takımımızı eledi ve onları dövdük…

Tabi o farklı bir atmosfer (gülüyor) Saha içerisinde ne teknik direktörler gördük! Ama Şenol hoca gibisi de var.

WhatsApp Image 2021 07 05 at 00.06.27

‘’Türk futbolunda bu kulüplerin bu gelirlerle batmaları mümkün değil ama batıyorlar. Gerisini siz anlayın!’’

Yabancı Kuralı için ne düşünüyorsunuz?

Başarıya bakmak lazım. Kuraldan önce Türkiye, başarı sıralamasında kaçıncıydı, kuraldan sonra kaçıncı oldu? Buna bakmak lazım. Kural öncesinde daha başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Kendi futbolcularımızı oynatıp öz kaynaklarımıza yönelmemiz gerekiyor. Yabancı oyuncuların çoğu, ülkemize Latin ülkelerinden, balkanlardan ve Afrika kıtasından geliyor. Bu oyuncuların transfer süreçlerinde öyle şeyler duyuyoruz ki! Türk futbolunda bu kulüplerin bu gelirlerle batmaları mümkün değil ama batıyorlar. Gerisini siz anlayın!

Futbol hayatınızda Şenol Güneş, Fatih Terim, Lucescu gibi Türk futbolunda çok büyük izler bırakan isimlerle çalıştınız. Futbol adamı Emrah Eren, bu isimler dahil hangi teknik direktörü örnek alıyor ve çalıştırdığı futbolculara onun tarzıyla yaklaşıyor?

Saffet Susic!

Huseyin Avni Aker Stadyumu 1

‘’Trabzonspor’un tarihi, ruhu, kökleri Avni Aker’deydi. Avni Aker bir tarihti. Sen tarihi yok ettin!’’

Avni Aker stadı yıkılıp millet bahçesi adı verilen bir bahçe yapıldı. Trabzonspor’da maçlarını yeni stadyumunda oynuyor. Sizce Trabzonspor, Avni Aker de kalmalı mıydı?

Benim için Avni Aker’in yerini tutması mümkün değil! Avni Aker stadyumu bir tarihtir, Bir efsanedir. Avni Aker denilince insanın tüyleri diken diken oluyor! Yeni stadyum Avni Aker’in yanında çok bir şey ifade etmiyor. Avni Aker’in yerini tutamaz!

Buraya gelirken Mecidiyeköy’den geçtik. Ali Sami Yen stadyumunun olduğu yeri görünce kendi kendimize ‘’vay be’’ dedik. Avni Aker’de de Ali Sami Yen’de de güzel anılarınız var neler söylemek istersiniz?

Hepsi için aynısı geçerli. Biz Ali Sami Yen’e çıktığımızda farklı duygular hissederdik. Galatasaray’ın yeni stadyumunda da oynamak nasip oldu ama Sami Yen başkaydı. Yine aynı şekilde İnönü stadyumu da farklıydı. Artık stadyumların ruhları yok oldu!  İçlerindeki o hava eskisi gibi değil. Ne olursa olsun Avni Aker’in yeri doldurulamaz. Eski futbolcuların, Hami Mandıralı’nın, Orhan Çıkırıkçı’nın ve diğer isimlerin Avni Aker’e çıktığı duygularla bugünkü futbolcuların Akyazı stadyumuna çıktığı duyguların aynı olduğunu düşünmüyorum. Avni Aker’de farklı bir duygu var. O takımın temelleri orada atıldı. Bana göre yanlış bir tercihti. O takımın tarihi, ruhu, kökleri oradaydı. Avni Aker bir tarihti. Sen tarihi yok ettin! Trabzonspor’un tarihini yok ettin! Şenol Güneş, Necati Özçağlayan, Turgay Semercioğlu ve diğer isimler, şampiyon oldukları stadyum olarak nereyi gösterecekler?  Şenol hoca Trabzon için büyük bir marka ve değer. Kariyer olarak Trabzon’un en büyük ismi. Milli takıma en büyük başarıyı yaşatan teknik direktör. Trabzon’da cadde, sokaklar ve parklarda olabilir. Ama o stadyumun ismi Hüseyin Avni Aker olmalıydı! Şenol hocanın ismi güzel yerleri hak ediyor. Ama o stadyumda aynı isimle kalmayı hak ediyordu!

ozkan sumer kimdir ozkan sumer hayati ve 13815456 1283 amp

‘’Özkan Sümer, Türk futbolunun ordinaryüsüdür.’’

Yakın zaman önce Özkan Sümer’i kaybettik. Sizin başkanlığınızı da yaptı. Özkan hoca hakkında neler söylemek istersiniz

Allah rahmet eylesin onun başkan olduğu dönemde Trabzonspor borçlar içerisindeydi. Özkan hoca borçları sıfırladı hatta artıya geçirdi. Öyle bir takım kurdu ki onun kurduğu takım şaibeli şampiyonluklar kaçırdı! Takıma zirve transferleri yaptırdı. Maalesef Özkan hoca başkanlığı bıraktıktan sonra Trabzonspor düşüşe geçti. Özkan hoca Türk futbolunun ordinaryüsüdür. Onun için profesör desek bile az kalır!

Teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben teşekkür ederim. Sizinle röportaj yapmak çok keyifliydi. Trabzonspor’a başarılar dilerim.

2
mutlu
Mutlu
1
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Emrah Eren: ”2010-2011 sezonunun şampiyonu Trabzonspor’dur!”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!