SEVR KAMPANYASI!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KONUK YAZAR | Gazeteci-Yazar Müyesser Yıldız, kendine ait kişisel internet sitesinde ‘Sevr Kampanyası!..’ adıyla bir yazı kaleme aldı. Müyesser Yıldız’ın makalesindeki iddialar, gündem yaratacak cinsten…

image 17

İşte Gazeteci-Yazar Müyesser Yıldız’ın gündem yaratacak 12 Temmuz 2023 tarihli bugünkü yazısı:

Aylarca yağdılar, estiler, gürlediler; sonra yüz yüze görüşmeyi bile beklemeden, Biden’ın bir telefonuyla İsveç’in NATO üyeliğine onay verdiler. Ülkenin ve milletin çıkarlarını savunmakla değil, Erdoğan rüzgârı estirmekle görevli “yerli ve milli” medyamıza göre her istediğimizi almışız. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, AB Konseyi Başkanı Charles Michel‘e, “Hamili kart yakinimdir.” şeklinde bir not göndermiş olmalı ki, Erdoğan’ın giderayak dillendirdiği son şart da kabul edilmiş. Yani AB’ye giriyormuşuz!.. Kader utansın; Ankara’da Mansur Başkan olmasa, gündüz gözü havai fişekler atma zamanıydı. Neyse, bakarsınız AKP’li TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş TBMM’nin önüne AB’ye girme sayacı koydurur da sevincimiz kursağımızda kalmaz!..

İsveç zaferine şimdilik bu kadar değinip hem iç hem dış güçlerin yürüttüğü, ancak “yerli ve milli” medyamızın yine görmezden geldiği -veya Erdoğan’ın politikalarına ters düşmeyecek kısımlarını aktardığı- bir kampanyanın fotoğrafını çekelim.

Sıradaki Taviz Ne?

Efendim, Avrupa’da örgütlenmiş Kürt Diaspora Konfederasyonu (DİAKURD) adlı bir kuruluş var. Bunlar evvela geçtiğimiz 2 Mayıs’ta, Lozan’da “Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının gaspedildiği” iddiasıyla Erdoğan’a başvurdu. Bu cüreti gösterirken de olumlu cevap alınmadığı takdirde iç hukuk yollarına, ardından BM İnsan Hakları Komitesi’ne başvuracağını bildirdi.

Ankara’dan cevap gelmeyince de Haziran başında hukuk sürecinin başlatıldığı belirtilip şu açıklama yapıldı:

Lozan Anlaşması 100 yıldır Kürt halkına acı, inkar ve ölümden başka bir şey getirmemiştir. Bu durum sadece DİAKURD değil, tüm Kürt halkı için kabul edilmez niteliktedir. Kürt halkı Lozan Anlaşmasını reddetmekte ve self-determinasyon hakkını talep etmektedir. Bundan dolayıdır ki, bu dava tarihi bir davadır.”

DİAKURD’un bir diğer faaliyeti; 27-28 Mayıs’ta Lozan’da bir konferans düzenlemek oldu ve yine Lozan Antlaşması yerden yere vuruldu.

Lozan’a, Lozan’dan saldırı bununla sınırlı değil. İmralı’daki teröristbaşının talimatıyla 1999’da kurulan “Kürdistan Ulusal Kongresi” de 22-24 Temmuz’da burada toplanacak. Türkiye, Irak, Suriye ve İran’dan 157 siyasi parti ve kuruluşun katılacağı öne sürülen bu toplantının ardından 24 Temmuz’da, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı yerde bir basın açıklaması yapılacak.

Sanmayın ki, Lozan karşıtlığı Avrupa ve bölücülerle sınırlı. Hayır, ABD’de de düğmeye basıldı ve benzer bir seminer bu defa İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi yandaşları tarafından organize edildi. Seminerin açılış konuşmasını ise halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Patrikhane Meclisi üyesi ABD Rum Ortodoks Kilisesi’nin Başpiskoposu Elpidophoros Lambriniadis yaptı. “1923 Lozan Antlaşması Kapsamında Ekümenik Patrikhanenin Hukuki Statüsü” konulu seminerde de Lozan’ın “dini ve etnik azınlıklara” verdiği zararlar anlatıldı!..

Yine ABD’de sadece onlar değil, PKK kuruluşları da bu ay başında Lozan’ı protesto için Washington’dan New York’taki BM Genel Merkezi’ne, “özgürlük ve zafer yürüyüşü” düzenlemek üzere harekete geçti.

Dibimize gelelim; AKP iktidarında kırmızı halılarla karşılanan Celal Talabani’nin partisi KYP’nin başındaki oğlu Bafıl Talabani, Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yıldönümü münasebetiyle yayımladığı mesajda önce; “Bundan 100 yıl önce Kürtlerin katılımı olmadan, hatta görüşlerine başvurulmadan Kürt halkına karşı, Kürt halkının kadim hayalini yıkmanın ve topraklarımızı dörde bölmenin başlangıcı olan Lozan Antlaşması imzalandı… Hep birlikte büyük Kürdistan uğruna ve kimliğimizi korumak için çalışmalı, farklılıklarımızı yüce amaçlarımız yolunda bir kenara bırakmalıyız.” dedi. Ardından dünyaya ve komşu ülkelere şu çağrıda bulundu:

İlişkilerimizi en yüksek çıkarları korumak ve iyi komşular olmak çerçevesinde geliştirmek istiyoruz, fakat meşru haklarımızdan taviz vermeyeceğiz ve bunları her şekilde savunacağız. Başkan Mam Celal’in şu sözlerini de aklımızdan çıkarmamalıyız: Orta Doğu’da Kürt sorunu çözülmeden bölgede kalıcı barış sağlanamaz.”

Suriye’deki teröristler ve ABD’nin sözde “generali” teröristbaşı Mazlum Kobani eksik kalır mı? Onlar da Haseke’de Lozan toplantısı düzenledi ve Kobani buraya gönderdiği mesajda; Lozan Antlaşması ile Kürtlerin inkâr edildiğini öne sürüp günümüzde Ortadoğu’da varlıklarını kabul ettirerek haritadaki yerlerini alma imkanları olduğunu söyledi.

AKP’nin “amiral gazetesi” Sabah bu olayı nasıl verdi biliyor musunuz? O mesajın Lozan’la ilgili olduğunu belirtmeden, sanki durup dururken yapılmış bir açıklama gibi aktardı.

12072023akpgbembbb

İç Güçler de Hareketlendi

Dış güçlerin Lozan karşıtı faaliyetlerini böylece özetledikten sonra iç güçlere bakalım.

Geçtiğimiz hafta bu defa Diyarbakır’da “Lozan Antlaşması’nın 100. Yılında Kürdistan’ın Geleceği” başlıklı bir konferans yapıldı. HAK-PAR, PAK, PSK, KDP ve Kürdistan Demokratik Hareketi gibi Kürt partilerin öncülüğünde düzenlendiği bildirilen konferansta neler söylendiğini anlatmaya gerek yok – tahmin edersiniz.

Sadece şunu kaydedelim; bu konferansın moderatörlüğünü Barzani’nin medyasında yazan, “Kürt milli ayaklanmasının” önderi ilân ettiği Şeyh Said’i günlerce öven ve Lozan için, “anti-Kürt bir anlaşma” deyip, “Kürtlerin self determinasyon hakkı çerçevesinde, bu anlaşmayla meydana gelen tarihsel mağduriyetin giderilmesi için imzacı ülkeler, ulusal ve uluslararası ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimleri ve etkinliklerini artırmasını” isteyen bir isim yaptı.

Bu toplantıya ilişkin yegâne sorumuz ise şu: Türkiye’nin tapu senedi Diyarbakır’da tartışmaya açılırken Devlet neredeydi?!

Barzani’yi Neden Görmüyorlar?

Yerli ve milli” medyamızın bu kampanyayı görmezden geldiğini veya Erdoğan’ın politikalarına ters düşmeyecek kısımlarını aktardığını belirtmiştik ya; şuraya geleceğiz:

Ne DİAKURD’un 27-28 Mayıs’ta Lozan’da düzenlediği konferansı ne de Mesut Barzani’nin buna verdiği desteği bizim dışımızda yazan oldu.

Oysaki bu toplantı sonrakiler için adeta işaret fişeğiydi. Barzani alenen, Lozan için “felaket” deyip Sevr’i savunmakla kalmamış, bölge devletleri ile uluslararası denklemlerde söz sahibi olan ülkeleri Lozan’ın kötü sonuçlarıyla yüzleşmeye ve hatalarını düzeltmeye çağırmıştı.

Dahası “Lozan’daki toplantının hamisi bizzat Barzani’dir.” dersek yeridir; çünkü geçtiğimiz yıllarda Kürt diasporası konfederasyonunu örgütleyen, ilk kongrenin Erbil’de yapılmasını isteyen ve buna katılan da bizatihi Mesut Barzani’ydi.

Ama Neçirvan Barzani’yi göreve başlama törenine davet eden, Mesrur Barzani’yi Saray’da ağırlayan Erdoğan’ı üzmemek için Türk Milleti’ni bunlardan haberdar etmemek gerek, değil mi?!

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
1
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
SEVR KAMPANYASI!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!