Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (I):

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fiziksel olarak aktif olmak, her yaş ve yetenekteki insanın fiziksel ve zihinsel sağlığı için vazgeçilmezdir. İnsanın beslenme kadar harekete ihtiyacı da vazgeçilmez bir yaşam desteği ve insan hakkıdır. Covid-19 salgını, teknolojinin insanları sürüklediği hareketsizlik ortamlarını, Covit-19 kadar tehlikeli hale getirmiş görünmektedir. Bu nedenle de yaşam standartları insanlığı, bazı alışılmadık kurallar dizisinin uygulanmasına zorlamaktadır. Yaşamın sürdürülebilmesi için beslenmeden vaz geçemeyeceğimiz gibi hareketten de vazgeçemeyiz. Çünkü insan hareket için yaratılmıştır. İnsan kullanmadığı vücut bölümlerini beyin fonksiyonları da dahil olmak üzere kaybetmektedir. Vücut, kullanmadığımız bölümünü, ihtiyacınız yok uyarısıyla dumura uğratmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar en küçük bir şüpheye yer bırakmadan kanıtları ile ortaya konulmuştur. En çok şaşırtan çalışmalar kemikler üzerinde elde edilen bulgular olmuştur. Bunu insanların çiğneme tarzlarında kolayca görmek mümkün olmuştur. En çabuk sağlığı bozulan dişlerin, ağzın kullanılmayan tarafındakiler olması çok ciddi bir örnek olarak gösterilmektedir.

Evet gerçekten sağlıklı yaşam, hareketli yaşamayı ciddiye almakla gerçekleşiyor. Okullarımızdaki çocuk ve gençlerimiz, bir süre zihinsel eğitim almadan da yaşayabilir. Ancak yaşam için hareket eğitimi, ihmal dilmeyecek kadar önemli ve gerekli bulunmuştur. Bu konuda yapılan araştırmalar bu zorunluluğu açık seçik delilleri ile ortaya koymuştur. Her yaştaki insanın bu gereksiniminin karşılanması için sorumlu kurumların, gerekli titizliği göstermeleri gerekmektedir.

Her zaman sorumlu olduklarını düşündüğümüz bu kurumlara, Covid-19 salgın süreçlerinde daha da büyük görevler düşmektedir. Uluslararası çalışmalar bu sorumluluk sahibi yapıları ve çabalarını detaylı olarak ortaya koymuş bulunmaktadır. Yazı serimizde aileden başlayarak sorun ve sorumlulukları tartışmaya çalışacağız. Bu bağlamda 5 öncelikli olduğunu düşündüğümüz kurumu, sırasıyla ele almayı düşünüyorum:

  1. Aile,
  2. Okullar(Okul yöneticileri, Beden Eğitimi Öğretmenleri, Diğer öğretmenler),
  3. Yerel Yönetimler( Yerel yönetim spor birimleri),
  4. Sağlık kuruluşları(Halk sağlığı uzmanları, Aile Hekimlikleri),
  5. Spordan sorumlu kurum ve kuruluşlar(Spor Teşkilatı ve kurumları)

Covid-19, Aile ve Spor Okur-yazarlığı

Anne-babalar çocuklarının ve kendilerinin günlük aktivite düzeylerini en iyi gözlemleyecek fırsatlara sahiptir. O zaman aileyi, tam bir aktivite arşivinin sahibi olarak görebiliriz. Bu nedenle de ailenin iyi bir Fiziksel okur-yazarlık ya da Spor okur-yazarlığına sahip olması beklenir.

Fiziksel ya da spor okur-yazarlığı sadece spora ait bilgileri bilme ve sağlıkla ilgili öneminin farkında olma anlamına gelmemektedir.  Bu kavram, Spor ve egzersiz etkinliklerini bizzat yaşama ve model olmayı kapsamaktadır. O nedenle ailenin, bir bütün olarak spor okur-yazarlığını bir yaşama tarzı haline getirmesi gerekmektedir. Aile bu sorumluluğu bir külfet değil bir eğlence, bir hoşça vakit geçirirken öğrenme ve çok yönlü bir beslenme olayı olarak yaşamalıdır. Yukarıda sıralanan sorumlular harekete ait sorumluluklarını, vazgeçilmez bir hak olarak görmelidir. Şüphesiz bu görevin eksiksiz olarak yerine getirilmesi, aile boyutundaki spor okur-yazarlığı (ya da fiziksel okuryazarlık) farkındalığına bağlıdır. Bu nedenle de aile her alanda olduğu gibi tüm bu koruyucu sağlık sisteminin de temelini oluşturur.

ABD’de yapılan bir araştırmada 18.170 çocuğun ana okulu 2. Sınıfına kadar olan süreçteki okul dönemi ve tatil dönemlerindeki BMI(Vücut Kitle İndeksi), boy ve ağırlıkları karşılaştırıldı. Çocuklardaki obezite riskinin okula gitmedikleri süreler içinde arttığını görüldü. Tüm artışlar iki yaz tatili sürecinde gerçekleşti. Bu sonuçlar Covit-19 salgınıyla oluşabilecek obezite riskinin boyutlarını ortaya koyabilmektedir(Hippel, P.T / Wolkman, J. 2016).

COVID-19, okulların kapanmasıyla, çocukluk çağı obezitesini hızlandırabilir ve obezite riskini artırabilir. COVID-19 salgınının, bu yıl çocukların okul dışında kalma süresini muhtemelen iki katına çıkaracağı ve hareketsizlikten ötürü kilo alma risk faktörlerini daha da kötüleştireceğini göstermektedir. Bu konudaki 3 yıllık inceleme verileri, çocukların okul ortamında değil, okul dışında iken sağlıksız kilo aldıklarını göstermektedir(Hippel, P.T vd, 2016). Çocuklukta sağlıksız kilo alımı uzun erimli bir endişe kaynağıdır. Çünkü birçok çalışma, çocuklukta yaşanan obezitenin, yetişkinlikteki yüksek kilo riski ile ilişkili olduğunu göstermiştir (Rundle AG, Factor-Litvak P, Suglia SF, et al, 2020).

Ekran başı süreleri ve fiziksel olarak uzak durma zorunluluklarının her yaştaki insanın hareketsizliğini artırdığı bir gerçektir. Mevcut veriler, Covid-19 sürecinin çevrimiçi video oyunu kullanımını şimdiden artırmakta olduğunu göstermektedir(Wilde T. March 16, 2020). Hareketsizlikteki artışlar, tüm çocukları etkilerken, sosyal mesafeyi koruyabilecekleri güvenli ve erişilebilir açık alan bulamayan çocuklar üzerinde en büyük etkiye sahip olacağı muhtemeldir. Bazı park ve oyun alanları açık olsa da temiz tutulduğundan emin olunamayacağı ve çocukların aralarındaki mesafeyi korumada zorluk çekeceklerini düşünen aileler, çocuklarının evde ve dolayısı ile hareketsiz kalmalarını tercih edecekleri bir gerçektir.

Covid-19 salgını ile gelen hareketsizlik sorunu sadece çocuklar için değil aile bireyleri için de sorundur. Evde gerek bilgisayar gerekse televizyon ekranları karşısında geçirilen süreçler vücudun tüm sağlık sistemlerini olumsuz olarak etkileyecektir. Bu bağlamda aileler çocukları ile sürdürülebilir bir hareket kültürü stratejisi geliştirmeleri tüm aile sağlığı için zorunlu ve önemli görünmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün(WHO) “Aktif Ol” kampanyasında belirttiği, yaşa göre günlük hareket miktarı önerileri, ailelere örnek olabilir. Bu öneriler kısaca şöyle özetlenebilir:

1 yaşın altındaki bebekler; günde birkaç kez fiziksel olarak aktif olmalıdır. Uyanık zamanlarında tüm güne yaygı olarak oyun şeklinde yüzüstü pozisyonda en az 30 dakika,

5 yaşın altındaki çocuklar; her yoğunluk ve çeşitte fiziksel aktivitelerde günde en az 180 dakika. 3-4 yaşındaki çocuklar bu sürenin en az 60 dakikasını orta ve orta üstü yoğunlukta fiziksel aktivite,

5-17 yaş arası çocuklar ve ergenler; Çocuk ve ergenler günde en az 60 ve haftada en az 3 gün orta ve orta üstü yoğunlukta fiziksel aktivite,

18 yaş üstü yetişkinler; haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite veya en az 75 dakika orta üstü yoğunlukta fiziksel aktivite yapmalı, bu süreyi 300 dakikaya veya eşdeğerine çıkarmalıdır. Ayrıca, hareket kabiliyeti zayıf olan yaşlı yetişkinler, (dengeyi geliştirmek için düşmeyi önleyici) haftada 3 gün veya daha fazla fiziksel aktivite” önerilmektedir.

(Gelecek yazı, okullar için bilgi ve önerileri içerecektir).

Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (I):

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!