Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (III)

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

COVID’den Sonra Beden Eğitiminde Yeni Bir Model Gerekiyor mu?

Bedensel etkinliklerin temel çıktılarında psikomotor, Bilişsel ve duyuşsal sosyal alanın gelişimi ve bu özelliklerin sürdürülmesi beklenir. Covid salgını insanları sanki sadece bilme, anlama, analiz etme vb özelliklerin gelişmesinin önemine yöneltmiş görünmektedir. Tüm eğitimden sorumlu kurum ve kuruluşlar, bu alanı adeta “her şey” olarak görmeye başladılar. Bilimsel çalışmalar eğitimin, fiziksel aktivite ve Duyuşsal-sosyal alan ile birlikte bir bütünlük içinde olduğu sürece değişimin yani eğitimin sağlıklı olacağını ve bir “koruyucu hekimlik” konusu olduğunu belirtmektedir.

Önceki yazımızda da belirtildiği gibi Covid süreçleri ortamı tamamen hareketten uzak bir duruma zorlamıştır. Artık gerek beden eğitimi gerekse eğitimin bütünlüğü içinde tüm okul programları yeniden ele alınmayı gerektirmektedir. Okulda aktif yaşayan, koşuşturan öğrenciler için uzaktan öğrenmeye geçiş, hiçbir şekilde kolay olmadı. Öğretmen ve okul yöneticilerinin, öğrencilerin zihinsel sağlığına odaklanması önemliydi. Öğretmenlerin, uzaktan öğrenmenin stres ve endişesiyle boğuşan çocukların günlük veya haftalık performanslarını gözden geçirmeleri gereklidir. Bu bağlamda çocukların ruh sağlığının önemi gözden kaçırılmamalıdır.

Genel olarak beden eğitimi derslerinde beceri, zindelik ve yaşam boyu fiziksel aktiviteleri içeren bir uygulama beklenir. Gerçekten halen yürürlükte olan programı bitirenler, yaşam boyu aktif olmayı başarabiliyorlar mı? Çoğu okul yöneticisi ya da beden eğitimi öğretmenimiz bu soruya yanıt vermekte zorlanabilirler. Çünkü genellikle her çocuğun kendi sağlığını koruması ve sürdürmesi için yaşamsal önemi olan beden eğitimi hakkı yeterince önem kazanmamıştır. Çünkü Çocuğun hareket hakkı yani beden eğitimi ve spor hakkına ayrılan kaynaklar ya yetersiz ya da adil kullanılmamaktadır. Olanca kaynaklar da okulun spor takımlarında olan bir azınlığa harcanmaktadır. Bu kaynaklar, parasal kaynaklar, saha ve tesis kaynakları, çocukların aktiviteye ayırması gereken zaman kaynakları vb. sayılabilir. Büyük öğrenci sayısına sahip okulları düşünüldüğünde Okul takımlarında yer olan sporcuların, okul mevcuduna oranı bize, “kaynakların adil dağılımı” hakkında bir fikir verebilir. Covid’den önce bu gerçek ortada iken Covid’den sonra yeni bir modele gereksinim olacağı açıktır. Bu belki de yeni bir beden eğitimi yapılanması için de bir fırsat olacaktır.

COVID-19 ile çevrimiçi beden eğitimi dersleri yeni bir Beden Eğitimi dersi modeli oluşturma düşüncesini akla getirmektedir.  Belki de yeni bir yaklaşımla, tüm öğrencilerimizde şimdiye kadar yapamadığımız yaşam boyu aktivite anlayışını geliştirme olanağını sağlayabiliriz.  Beden eğitimi anlayışının artık ömür boyu aktiviteye odaklanma anlayışına dönüşmesi, dönüşümün başarısı olacaktır.

Yeni yaklaşımda ağırlık, kolayca anlaşılabileceği gibi “yaşam boyu aktivite” ye odaklanmalıdır.  Program, öğrencilerin ilgisini çekecek, sevdikleri aktiviteyi alışkanlık haline getirecek ve her gün bunu yapma isteği yaratacak bir uygulama atmosferine dönüşmelidir. Etkinlikler, özellikle okul öncesi ve ilköğretimin ikinci kademesine kadar tamamen eğlendirici ve 9 yaşına kadar kesinlikle içinde rekabet olmayan bir yapıya sahip olmalıdır. Bu yaşlarda rekabet çocukların aktiviteden kopmasını ve başkalarına karşı kin tutmayı öğrenmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda programa alınacak etkinlikler:

1- Zor ve karmaşık olmaktan çok kolay, eğlendirici ve fakat çocuğun, kendi isteği ile yapabileceği sayı ve süre önemli olmalıdır. Böylece çocuğun eğlenceli aktif kalma süresinin kendi isteği ile uzatması hedeflenebilir. Her çocuğun kendi çapında ilerlemesi ve kendi içindeki sporcunun yine kendisi tarafından keşfetmelerine fırsat verilmelidir.

  1. Program aktiviteleri bireysel olarak veya bir arkadaşıyla yapabileceği ancak birbirlerinin yardımını gerektirmeyen etkinliklerden seçilmeli. Fiziksel mesafe kuralı içinde çocukların kendilerini başarılı hissetmeleri sağlanmalı, ancak kendilerini başkalarıyla kıyaslama ortamı yaratılmamalıdır. Etkinlikler sırasında çocuklar eleştirilmemeli ve başkalarını eleştirmelerine de fırsat verilmemelidir. Çocuğun, “neyi yanlış ya da eksik yaptığı” yerine “neyi iyi yaptığı” söylenmeli ve “daha iyi nasıl yapabileceği” konusunda soruların sorulduğu bir öğrenme atmosferi yaratılmalıdır.
  2. Program, spor dallarının temellerini oluşturacak hareket eğitimi ve çocuğun ilerde yaşam boyu severek sürdürebileceği etkinlikleri içermeli. Her çocuğun içinde spor yapan “bir kendisi” vardır. Şampiyon olması rekor kırması gerekmiyor ancak sürekli aktif kalmasını sağlayacak, seveceği ve onunla yaşayabileceği bir spor türü vardır. Her gün beslenmek veya dişlerini fırçalamak gibi bir “sağlıklı kalma” alışkanlığı haline dönüşecek bir kültürün geliştirmesine yardımcı olunmalıdır. Böylece “aktif yetişkinler”in sayısı artırılabilir.
  3. Covid salgını süreçlerinde, küçük mekanlarda ve yeterli fiziksel mesafeler ile yeterince eğlenceli fiziksel aktiviteler gerçekleştirilebilir. Sınırlı mekanlarda sınırlı hareketler ve aynı hareketlerin uzun tekrarları monotonite yaratabilir. Bu aktivite tarzı her gün tekrar edilebilir bir çeşitliliğe sahip değilse sıkıcı olabilir ve bir süre sonra terk edilebilir. Çünkü burada aktivite tamamen ya da kısmen çocuğun kendi kontrolü ve sorumluluğundadır. Programın amacı aktivite sorumluluğunun tümüyle öğrenciye geçmesidir. Doğru olan da budur. Fiziksel uygunluğu ve bağışıklığı geliştirmek için aktif kalmayı sağlayacak hareket çeşitliliği kullanılmalıdır. Ayrıca sayısal ilerleme ve gelişim kaydedilmelidir. Ölçme ve değerlendirme ilerlemeyi özendirebilir. Çocuğun kendini ölçebilecek basit testler önerilebilir. Dar alanda hareket çeşitliliği tüm spor dallarının temellerini ve zor olmayan becerilerini içerebilir.
  4. Unutulmamalıdır ki her birey çok iyi bir sporcu ya da şampiyon olmak zorunda değildir, ancak her birey sağlıklı olmak için mutlaka yaşam boyu aktif olmak zorundadır. Yeni beden eğitimi programları bu bağlamda tüm bireylere yönelik, şampiyonlar çıkarabilecek bir temel eğitimi ve yaşam boyu sürdürebilecek aktif bir yaşam tarzını ön görmelidir. Önce aktif yaşam kültürü, onun üzerine inşa edilecek bir spor türü.

Kısaca yeni beden eğitimi öğretim programları; Rekabetçi olmayan, kişisel seçimi öngören, Bireyin tek başına ve dış eleştiri olmadan yapabileceği bir uygulama yaklaşımını benimseyebilir. Psikomotor değerler için ise program, kas ve kemik gelişimini, eklem hareket genişliğini (esnekliği), Kuvvet gelişimini ve kardiyovasküler dayanıklılığı merkeze almalı, beceri gelişimini sevdiği spor dalı ya da dallarına göre(sırası geldikçe) kendinin seçmesine fırsat veren bir yapıda olmalıdır.

Gelecek haftaki yazımız Beden Eğitiminde Yerel Yönetimlerin sorumluluk ve Fırsatları ile ilgili olacaktır.

 

Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (III)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!