A. Şefik Mollametmetoğlu anısına...

"Gazeteciler,
gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır."

Ömer Kayaoğlu’nun 19. Ölüm Yıldönümü

Halk şairi Ömer Kayaoğlu, ölümünün 19. yıldönümünde anılıyor.

Halk şairi Ömer Kayaoğlu, ölümünün 19. yıldönümünde anılıyor.

Ömer Kayaoğlu Kimdir?

Ömer Kayaoğlu, Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Örnekalan (Mağura) köyünde 1916’da doğmuştur. İlkokulu Maçka’da, ortaokulu İstanbul’da Vefa Lisesi’nde bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne girer ve 1937’de liseyi, 1939’da Kara Harp Okulu’nu bitirir. Topçu subayı olarak orduya katılır. Türkiye’nin birçok yerinde görev yapar. Yarbay rütbesinde ve tabur komutanıyken kendi isteğiyle 1962’de emekliliğe ayrılır. Ömer Kayaoğlu, bakırcı bir ailedendir. Baba, dede mesleği bakırcılıktır. Kendisi de subaylıktan emekliliğe ayrılınca İstanbul’da Beyazıt Bakırcılar Çarşısı’nda baba sanatını, bakır eşya ticareti yaparak sürdürür. Ayilkin ve Sonay adında iki kızı Gündağ adında ise bir oğlu vardır. Eşi Yegâne Hanım, 16 Mayıs 1986 tarihinde vefat eder. Kayaoğlu, çok küçük yaşlarda çevresindeki “atma türkü” geleneğinden esinlenerek maniler söyler ve ilkokuldayken mevsimlerle ilgili bir şiir yazar. Kendisinin söylediğine göre bu manzumeden sonra öğretmenlerinin yüreklendirmesiyle şiire başlar. Ortaokul yıllarında sürekli okuyan Kayaoğlu’nun ilk şiirleri, Doğuş Dergisi’nde yayımlanır. Henüz lise öğrencisiyken yayımladığı Bir Avuç Köpük (1936) ilk şiir kitabıdır. Uzun bir aradan sonra 1962’de ikinci şiir kitabı Kabuk’u yayımlar. 1982 yılı sonlarında 1935 ile 1979 yılları arasında yazdıklarından seçtiği 83 şiiri Şah Katı Düşleri adlı eserinde bir araya getirir. Ömer Kayaoğlu, şiirlerini çeşitli dergi ve yıllıklarda yayımlar. Doğuş, Yücel, İstanbul, Yirminci Asır, Aydabir, Kemalizm, Çağrı, Yeni Fırat, Ajans-Türk, Varlık Yıllıkları, Halay, Tarla, Türk Folkloru, Ekin, Karınca, Kıyı, Bando, Yugoslavya’da yayımlanan Birlik gazetesi ve Sevinç dergisinde şiirleri yayımlanan Kayaoğlu’nun şiirleri, Yugoslavya’da Türkçe okul kitaplarına da girmiştir. Ayrıca kendisi 1988’de, tanınmış şiir festivali “Struga Şiir Akşamları”na çağrılır (Duman 1995: 90; Kayaoğlu 1998a: 6-13; Duman 2011: 317). Ömer Kayaoğlu, 3 Kasım 2001 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir (Işık 2006: 2107).

Kayaoğlu’nun şiiri, yalın anlam dolu ve çok rahatlıkla söylenen, bellekte kalan dizelerden oluşur. Çoğu yerde ulusal nazım şekli hece ölçüsünü kullanır. Serbest ölçüyle de şiirler yazar. Fakat şiirlerinin çoğunluğunu hece ölçüsüyle yazdıkları oluşturur. Bazı şiirlerini, halk şiirlerinden esinlenerek koşma veya türkü, mani tarzında yazar. Koşma tarzında yazdıklarında çoğu kez Kayaoğlu tapşırmasını kullanır (Duman 1995: 91). Karadeniz’deki atma türkü biçiminden etkilendiği açıktır (Kayaoğlu 1998a: 9).

Ömer Kayaoğlu kendi yöresinin dilini ve deyimlerini şiirlerinde kullanır (Kayaoğlu 1998a: 7). Kendisi Trabzonlu olduğu hâlde mesleği gereği asker olarak gezdiği her Anadolu kentinin dilini, her Anadolu evlâdının dilini kapa kapa erite erite, İstanbul efendiliği içinde özümlediği bir dil oluşturur (Kayaoğlu 1998a: 8). Kısaca Kayaoğlu’nun şiirlerinde zengin bir kelime dağarcığının varlığı hemen anlaşılır. Yerli yerinde kullanılmış dizelerinde bir örgü vardır. Sade, açık, içten söyleyiş ön plandadır (Kayaoğlu 1998a: 8).

Ömer Kayaoğlu şiirlerinde halk kültürü ögelerine çokça yer vermiş, özellikle Trabzon yöresinin birçok âdet inanış ve geleneklerini şiirleriyle geleceğe taşımıştır. Kayaoğlu’nun şiirlerinde bölgedeki kutlama ve ritüellerin ayrıntılı olarak yer aldığı görülür. Ömer Kayaoğlu kemençe dinlemeyi çok sever. İstanbul’da yapılan Karadeniz şenliklerini hiç kaçırmaz. Her fırsatta kemençe dinler, duygulanır, kemençecileri tebrik eder, teşvik eder. Kayaoğlu birçok şiirinde kemençeyi anlatır. Ayrıca şiirlerinde meslek olarak ilgilendiği bakır kaplar ve bakırcılık da önemli bir yer tutar (Duman 2011: 320).

Ömer Kayaoğlu, Cumhuriyet Döneminin her türlü şiir akımının içinde bulunmuş, kiminden etkilenmiştir. Hem halk nazımıyla hem de yenilik tarzıyla şiirler yazmış bir şairdir. O şiire başladığı yıllarda (1934) divan şairleri vardı. Birinci Yeni, Garipçiler, İkinci Yeni vb. şiir akımlarını görür ve şiirin her türlüsünü dener (Kayaoğlu 1998a: 8-9).

Kaynak: habercigazete.com

reklam 1 scaled e1598636241256

Benzer Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

reklam 1

Son Eklenenler