”İrtica” Dile Geldi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İrtica, eskiye geri dönüş, gericilik, geri kafalılık, önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir toplumsal ya da siyasi hareket ya da ideoloji ve buna bağlı eylemler anlamındadır.

“İrtica” sözcüğü bu tanıma uygun şu hatırlatmalarda bulundu:

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Eskiye dönüşü benimsemek, gericiliği istemek, şimdinin araçlarını geçmişin parkına çekmek; Arap’ı kendinden, Arapçayı da kendi dilinden üstün görenlerin, zeytin karası ruhlu kişilerin anlağına uygun hareket etmek, ilericilerin, özgürlük savaşçılarının, kadın hakları, insan hakları savunucularının karşısında; su bardaklarına konulan zehir olmak en büyük mutluluğumdur, diyorum.

Ben “irtica” sözcüğü olarak Kubilay’ı, 23.12.1930 günü Menemende şehit eden karanlık düşünceli kişilerin ve onları gülerek, eğlenerek ve anlamsız inançların esiri yaparak, karanlık arzularımı inançla teşvik eden Derviş Mehmet’in ruhuyum.

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Hayatın felsefesi, tarihin garip tecellisi şudur ki, her iyi, her güzel, her faydalı şey karşısında onu imha edecek bir kuvvet belirir. Bizim lisanımızda buna irtica derler,” diyen ulu önder Atatürk gibi önderlerin karşısında bir duvar gibi duran, bütün nefretleri Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerine toplayan lanetim.

Atatürk, irtica hakkında şu ‘tanımı’ da yapmaktadır:

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Vicdan yerine düşman parası tanıyan alçaklık…” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün “düşman parası” ve “alçaklık” benzetmesini karakterime uygun buluyorum; çünkü ben alçaklıkları sessizce bir köşeye çekilip gizliyorum; çünkü ben şimdiki zamana, zamanın temsilcilerine nasıl zarar veririm diye uğraş veriyorum.

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Millete düşman, düşmanlara dost olarak takip edilen haince siyaset…”   sözündeki kişiyim.  Ayak parmaklarım üzerinde gezip insanların arkasına yaklaşırım ve o lanet olası ellerimle onları çirkinliğin, vahşetin ve de ateşin içine iterim. “Korona” hastalığının yarattığı bedensel ve ekonomik büyük sıkıntılar ortada dururken beni aklamanın, paklamanın, gizlemenin gerçeği aklı başında olmayan birinin söylemlerinde aramakla eş görüyorum.

Ben  “irtica” sözcüğü olarak, “Kurtuluş Savaşı destanının ölümsüz erleri irticaya karşı da savaş vermişlerdir. Bu erler, ‘Sarayın, Teâlii İslam Cemiyeti adı altında memleketin her tarafında irtica hareketleri tertiplediğinden’ sürekli yakınmak zorunda kalmışlardır,” diyenler, benim kimlerle mücadele ettiğini gayet iyi belirlemişlerdir. Ben içinde yaşadığım toplumun yoksulluğunu da, zenginliğini de sömürüp varlığını sürdüren bir lenetim.

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Kuvayi Milliye’nin dinsiz olduğu yolunda propaganda İstiklal Harbi’ni tehdit eden en zehirli ve alçak propaganda idi,” deyip, bana görevlerimi tekrar hatırlatan Kazım Karabekir Paşaya teşekkür ediyorum.

Ben “irtica” sözcüğü olarak, “Ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler meczuplar memleketi olamaz, en doğru, en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır,” diyen ulu önder Atatürk’ün ve onun yolundan gidecek olanların en büyük düşmanıyım.

Ben “irtica” sözcüğü olarak:

“Ecel” sözcüğü gibi “boyun ağrısı, çekiştirme, çamur, tutuklama” olan gerçek anlamından;

“Efkâr” sözcüğü gibi  “Fikr” (düşünce) çoğulu ”efkâr” (düşünceler) olan gerçek anlamından;

“Karar” sözcüğü gibi “Arapça, durma, konaklama, düzenleme, varsayım, bağlama, saklama” olan gerçek anlamından;

“Şafak” sözcüğü gibi “Günbatımı kızıllığı” olan gerçek anlamından;

“Şavk” sözcüğü gibi “  şevk, sevinç, iç açıklığı, diken” olan gerçek anlamından;

“Tedbir” sözcüğü gibi ““dübr, dübur”arka, ard, kıç, son’dan “Tedbir”  arkaya bırakmak, geriye atmak, kıç yönünde itmek ve gerilemek”  olan gerçek anlamından başka anlamda kullanılmak, temiz, saf, hiçbir suçu bulunmayan, hiçbir günahı olmayan bir sözcük olarak gösterilmek istemiyorum. İstemiyorum işte!.. Böyle anılmayı bana yapılmış en büyük hakaret olarak görüyorum.

İrtica” sözcüğü olarak benim gerçek anlamımla artık cümleler kurmak istemiyorsanız, beni yıkamaya, boyamaya, kurulamaya çalışmayın; adımı ve yerimi değiştirmekle benim belamdan kurtulamazsınız. FETO gibi iştahları ve korkuları; sağır, dilsiz ve kör inançları kullanarak her an ve her yerde toplumunuza zarar verebilirim; artık bunu kafanıza yer-leş-ti-riiin.  Beni mutsuz, umutsuz, yorgun, bitkin ve de çaresiz görmek istiyorsanız, hak ettiğim hüsranı görmek istiyorsanız, bilimin, sanatın tavan yaptığı özgür bir toplum yaratın; bakın neler oluyor!

Ey vah! Kendimi ele verdim; var olan aklımı da başımdan aldınız!..

”İrtica” Dile Geldi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!