Trabzon’un Bin Yıllık Kalbi Kavak Meydan “meydanü’l-kabak”

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Futbol, Dünya’da bir endüstri devine dönüştüğü günümüzden yaklaşık yüz yıl önce, göze hoş gelen yanıyla insanların içindeki amatör ruhun oynadığı bir centilmenlik sporuydu. Avrupa’daki oluşumuyla birlikte, belli kurallara bağlanarak oynanmaya başlamasından bir süre sonra, Osmanlı’da yaşayan İngilizler ile Türkiye’ye geldi. Özellikle İstanbul ve İzmir’de yaşayan azınlıklar arasında büyük ilgi gördü. Bu ilgiyle birlikte on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde, İzmir’de Bornova çayırında Rum ve İngiliz takımları arasında maçlar yapılmaya başlandı. İzmir’de başlayan bu tutkunun İstanbul’a sıçraması uzun sürmez. Aynı yıllarda İstanbul’da Papazın çayırı denilen yerde, yine Rum ve İngiliz ailelerin çocukları arasındaki müsabakalar da başlamıştı. Bu aynı zamanda takım arkadaşlığı ve taraftarlık algısının da oluşmaya başladığı andı. Başlangıçta muhafazakar yapılarından dolayı bu maçlara katılamayan Türk gençleri, daha sonra gayrimüslimlerin arasına karışarak bu sporda yerlerini aldılar. Bu anlamda futbolun ilk stadyumları diyebileceğimiz ama bildiğimiz mahalle arsası olan İzmir’de “Bornova çayırı”, İstanbul’da “Papazın çayırı” ve Ankara’daki “Hamit’in tarlası” futbol adına ilk terin akıtıldığı kutsal alanlardı.

Aynı tarihlerde o dönem Karadeniz’in ticaret, siyaset ve sosyal alanlarda başkenti olan Trabzon’un futbolla tanışması gecikmedi. 1890’lı yıllarda kentte yaşayan Rum’lar ile konsolosluk memurları ve yabancı şirket elemanları arasında futbol maçları yapılmaya başlandı. Ancak Trabzon gibi Karadeniz’in dik dağlarına bel vermiş futbol oynamaya uygun bir alan bulmanın zor olduğu kentte, Kavak meydan büyük bir şanstı. Osmanlı döneminden beri okçuluk ve cirit karşılaşmalarının yapıldığı bu alan, Trabzon futbolunun filizlenmeye başladığı yer oldu.

Kavak meydan spor dışında da kent hayatında önemli bir yere sahipti. Trabzon’un bayram ve panayır yeriydi. Bayramlarda insanların ve seyyar satıcıların toplandığı, yaz mevsimlerinde ise yağmur duası yapıldığı kentin kalbiydi. Öyle ki İnönü zaferi bile burada kutlandığı için bir dönem İnönü meydanı olarak ta anılmıştır.

Kurtuluş savaşından dönen gençler ve Trabzon lisesinde dersten çıkanlar, keten bezinden yapılma ayakkabılarıyla burada futbol maçları yapmaya başladılar. Futbola olan ilgi o kadar artmıştı ki 1920’li yılların hemen başında futbol kulüpleri kurulmaya başlandı. Bu artan ilgi ve yoğunluktan dolayı bir sistem getirme gerekliliği duyulduğu için, Trabzon İdman Birliği kurulur. Bunun hemen ardından Türkiye’de fikstür düzenlemesi ile maçların oynanmasına ilk olarak Trabzon’da başlanır. Kavak meydan artık  insanların tutkuyla bağlandıkları futbolun mabedi haline gelmiştir. Trabzon’da futbol, Cumhuriyetin amaçladığı modern bir toplum yaratmak amacı ile gençleri tiyatro ve müzik gibi alanlara yöneltmek istemesinin işlevini de yüklenmiştir. Bu doğrultuda kahvehaneler birer futbol kulüplerine dönüşür.

Kavak meydanda kent ligi maçlarının yanı sıra, Karadeniz’in diğer kentlerinden gelen takımlar ile de maçlar yapılıyordu. Öyle ki ilk uluslararası müsabaka 1925 yılında Batum karmasıyla, İstanbul takımı ile de ilk karşılaşma 1933’te İstanbul ligi şampiyonu olan İstanbulspor ile Kavak meydanda yapılmıştır. Artan bu maç yoğunluğu sebebi ile 1921 yılında bir stad yapımı gündeme gelmesine rağmen, ancak 1927 yılında başlanılan inşaat, devamı gelmeyecek cılız bir girişimden öteye gidemedi.

Belki de Kavak meydanın Cumhuriyetin aydınlık ve modern bir toplum oluşturma hamlesine yaptığı en önemli katkılardan biri de, Rum azınlığın ve ecnebilerin olmadığı mutaassıp bir kentte, şort giymek gibi gayri ahlaki görülebilecek bir durumu normalleştirip, yenilikçiliğe olan katkısıdır.

Trabzon’a sportif ve sosyal anlamda büyük katkılar sunmuş bu meydan Taka Naci, Krino Kafato, Akrep Celal, Ali ve Hasan Polat,  Süleymaniyeli İsmet ve Beşiktaşı Nazmi gibi nice futbol efsanelerinin çıkmasını sağlamıştır. Trabzon halkı futbolu burada sevdi. Trabzon’u futbol kenti yapan miras buradan yetişti ve kentin yerleşik futbol kültürünün oluşmasını burası sağladı. Yani Kavak meydan. Osmanlı dönemindeki adıyla , “Meydanü’l-kabak”.

Ancak ilerleyen yıllarda futboldaki profesyonel yapının oluşması ve artan kent nüfusu nedeni ile,  sportif alanda tesisleşme gereksinimi ortaya çıktı. Bu durum sonucunda 1952 yılında Kavak meydanın hemen yanında, Trabzon ve spor aşığı Hüseyin Avni Aker’in özverili çalışması sonucunda, bir stadyum yapılır. Kavak meydanda başlayan yerleşik futbol kültürü, daha üst perdeden bu statta yaşanmaya başlanır. Bir anlamda Kavak meydan, Trabzonspor

efsanesine giden yolun taşlarının döşendiği yer olma işlevini gerçekleştirmiştir. Bunun yanında kentin ilk kapalı spor salonu olan 19 Mayıs kapalı spor salonu, 1951 yılında kadim Kavak meydanda yapıldı. Meydan, özündeki sportif ve sosyal ruha  uygun bir şekilde, salon sporlarının kapısını halka açmakla kalmamış, halkın eğlence geleneğini bu salonda yapılan konserlerle de yaşatmaya devam etmiştir.

Bunlarla birlikte kentin iki büyük simgesi olan stad ve kapalı salon arasındaki alanda, amatör takımların maçları oynanmaya devam ettiği, genç delikanların “sırtı lacivert hamsilerin zaferi” için üstünde hayallerini paslaştıkları Kavak meydan ruhu biçimsel olarak da olsa yaşayabilmiştir.

Ancak bir kentin hafızasında, varlığının her haliyle soluk alıp veren, hayat ile kent arasındaki boşluğu dolduran Kavak meydan artık yok. Kopan takvim yaprakları gibi savrulup giden anıları ve silüetleri aramızda dolaşan kahramanları önünde saygıyla eğiliyorum. Kendi adıma ve “al getir gençliğimi Kavak meydandan, yaşamak istiyorum anılarımı yeni baştan” diyen herkes adına…

Trabzon’un Bin Yıllık Kalbi Kavak Meydan “meydanü’l-kabak”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!