Fazıl Say'a dünyanın en önemli klasik müzik ödülü

Ana Sayfa » Güncel » 250 gündür eylemde olan bir öğretmen!

250 gündür eylemde olan bir öğretmen!

KHK ile ihraç edildi, hemen ardından 10 yıldır çalıştığı okulun önünde eyleme başladı. Polisin ağır müdahalesi sonrası rahatsızlandı, kalbine pil takıldı. Bir ay dışarı çıkamadı. Dışarı çıktıktan sonra ise aylarca Yüksel Caddesi eyleminde yer aldı. Son olarak mahkeme kararıyla ev hapsine mahkum edildi. 20 yıldır öğretmenlik yapan Acun Karadağ, yaşadıklarını soL'dan Ali Ufuk Arıkan'a anlattı.

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 12:04 
Yorum YapYazdır
 
 
250 gündür eylemde olan bir öğretmen!

Acun Karadağ tam yirmi yıldır öğretmenlik yapıyor. Öğrencilerinin çok sevdiği, velilerin içini rahatlatan öğretmenlerden... 20 yıllık öğretmenlik hayatından ve öğrencilerinden, AKP'nin çıkardığı KHK ile uzaklaştırıldı. Hâlâ gerekçesini bilmiyor. 

"İhraç kararını kabul edemezdim, o gün eylem kararı aldım" diyen Acun öğretmen, okulun önünde eyleme başladığı günden itibaren sürekli polis saldırısına maruz kaldı. Bu saldırılardan birinde rahatsızlandı ve kalbine pil takıldı. Kalbine takılan pil de onu durdurmadı. Hastaneden çıktı ve bir aylık aranın ardından Yüksel Caddesi'nde Nuriye ve Semih'e destek eylemlerine katıldı. Aylarca birlikte eylem yaptılar. Nuriye ve Semih tutuklandı, Acun öğretmen eylemine geride kalan emekçilerle birlikte devam etti. Defalarca polis saldırısına maruz kaldı ve sonunda hakkında ev hapsi kararı verildi. 

 

Acun Karadağ, ayak bileğinde ev hapsi kelepçesiyle, eylem alanında çevirdiği evinin bahçesinde sorularımızı yanıtladı.

Kaç kere gözaltına alındığını bile hatırlayamadığını söylüyor Acun öğretmen, "Kendi hukuklarında bile biz haklıyken alınan bu karara sessiz kalınamazdı... Herkes 'çok cesursunuz, korkmuyorsunuz' diyor. Ne korkmaması, başımıza ne geleceğini, ne yapacaklarını bilemiyoruz ki. Ama bu korku oraya gitmemizi engellemez, engelleyemez... Her seferinde söyledik, zulmünüz artsın ki zeval bulasınız" diyor.

Acun Karadağ'ın sorularıza verdiği yanıtlar şöyle:

'KIZ KARDEŞLER OLARAK KALDIK...'

Önce 20 yıllık bir eğitim emekçisi olan Acun Karadağ'ı tanısak...

Memur bir ailenin çocuğuyum. Babam Toprak Mahsülleri Ofisi'nde çalışıyordu. Altı kardeştik. Memuriyet dolayısıyla hepimiz başka şehirde doğduk. Ben Erzurum'da doğdum. Aslen Karslıyız, Azeriyiz. 93 Harbi'nden sonra Kars'a gelmişiz. Abim vefat etti, annemi ve babamı kaybettim, dayı, hala, amca, teyze hepsini erken yaşta kaybettik. Geriye sadece biz kız kardeşler kaldık. Kardeşler olarak birbirimize sahip çıkıyoruz. 2006'da eşimden ayrıldım, öğretmen ablamın yanına geldim. 3 sene önce uygun fiyata bir ev aldık, biraz düzenleme yaptık, 2 yıl ödedik ve sonrası malum, ihraç edildik.

'DÜŞÜNEN VE SORGULAYANI İSTEMİYORLAR'

20 yıldır öğretmenlik yapıyorsunuz. Nasıl bir öğretmen olarak bilinir Acun Karadağ?

Toplamda iki okulda çalıştım öğretmenlik hayatım boyunca. Birinde 11 yıl, birinde 9 yıl. İkisinde de Ankara'daydım. Savcıya "belalı, sevilmeyen, çevresiyle iletişimi olmayan bir öğretmen olmadığımı" söylemiştim. Düşünsenize, 20 yıl tüm itirazlarınıza rağmen sadece 2 okulda çalıştıysanız, bu ancak iyi bir öğretmenseniz mümkündür ama bunlar, yani AKP gerçekten farklı. Bu insanlar gerçekten saygın, düşünen, okuyan, araştıran insan istemiyor. Kimse düşünsün istemiyor, herkes boyun eğsin istiyorlar. İhraç kararı da tam buradan besleniyor. KHK'ların asıl hedeflerinden biri memuriyeti bitirmekti, çok uzun süredir bunu planlıyorlardı. Allah'ın bir lütfu diyorlar, bu sayede bu adımları attılar. Düşünenleri, sorgulayanları birer birer tasfiye etmek için.

'BİLİM KONUŞMAK YASAK HALE GELDİ'

Bu 20 yılın 15'i AKP ile geçti. Eğitimde yaşanan dönüşüm sürecini nasıl gözlemlediniz?

15 yıl idare ettik diyebilirim. Aslında tam olarak müdürler ve yöneticiler değiştiğinde, her şey değişti. Eğitim-Sen'li tüm müdürler görevden alındı, yönetici kadro tamamen değiştirildi. Bu döneme kadar okul yönetimlerinde sağcılar da vardı, solcular da vardı ama AKP'den sonra yıllar içinde tablo tamamen değişti. Bilim konuşmak yasak hale geldi, veliler ayarlandı ve 187 ihbar hattı üzerinden ihbar edilmeye başlandık. Burada en büyük güvencemiz 657'ydi, onu da OHAL ve KHK ile ortadan kaldırdılar. Bizi terörist damgasıyla okuldan atıp, geride kalan herkesin üzerine korku saldılar.

'EVDE YEMEK YERKEN ÖĞRENDİK'

İhraç kararına gelelim isterseniz. Nasıl öğrendiniz kararı?

Herkes gibi ben de oturup evimde yemek yerken öğrendim. Beklemiyor değildik aslında. İhraçlar başladığında hedef alınabileceğimizi düşündük. Tatil bitti, okula başladık, 29 Ekim töreni vardı okulda. Tören sonrası eve geçtiğimde yeni bir KHK yayınlamdığını öğrendik ve sonrası malum, listede benim de olduğumu gördük. Sonra okul müdürünü aradım, o da yarım saat sonra döndü, "var hocam, ben de çok şaşırdım" dedi. Şaşırmadığına eminim. Gözaltına alındıktan sonra hakkımdaki şikayetçinin müdür olduğunu öğrendim çünkü...

Sonra okul önünde eyleme başladınız...

Aynı gün eylem yapmaya karar verdim. İhracın ardından ilk gün okulun önünde eyleme başladım. Yani AKP'nin kanunlarıyla bile biz haklıyız, bu karara karşı nasıl susarız? Derken okulun önüne eyleme gittim. Burada sniperlı polisler, çevik kuvvetler, büyük bir polis ablukası... Sanki ben teröristim, oraya bomba patlamak için gelmişim gibi... Aslında bu önlemler bana yönelik değildi, dışarıdaki insanları korkutmak için yaptılar bunu. Buna rağmen hiçbir veli, hiçbir öğrenci buna inanmadı. Beni tanıyorlardı, nasıl bir öğretmen olduğumu biliyorlardı...

POLİS SALDIRISI SONRASI KALP PİLİ TAKILDI

Sonra polis saldırısı başladı...

Evet, gözaltılar burada başladı. Bu gözaltılar sırasında kalp sorunu yaşadım ve ameliyata girdim. Kalp pili takıldı... Dediğim gibi sadece beni değil herkesi yıldırmak istediler, bana destek olmak için yanıma gelen okuldan bir arkadaşıma bile maaş kesme cezası verildi.

Ben oraya hala her gittiğimde kaygı ile gidiyorum, şimdi bile. Herkes "çok cesursunuz, korkmuyorsunuz" diyor. Ne korkmaması, başımıza ne geleceğini, ne yapacaklarını bilemiyoruz ki. Ama bu korku oraya gitmemizi engellemez, engelleyemez. 1 ay doktor yasağı vardı, bu süreç biter bitmez Yüksel'e geldim. Orada Nuriye, Semih ve Veli vardı. Sonra Esra geldi, Mehmet geldi. Bugün eylemin 251. günüyse, 246 gündür mücadelem sürüyor.

"ZULMÜNÜZ ARTSIN Kİ ZEVAL BULASINIZ"

Yüksel'deki eylemin en başından beri yer alıyorsunuz. Nuriye ve Semih cezaevinde açlık grevini sürdürüyor, dışarıda da eylem devam ediyor. Bu sürece ilişkin neler söylemek istersiniz?

Bu eylem aslında çok sessiz bir şekilde başladı ve oldukça uzun süre hiç duyulmadı. Bu eylemin duyulması, Nuriye ve Semih'in açlık greviyle birlikte oldu. Daha önce bir miktar sesimiz duyulmuş, OHAL'e direnenler var denilmişti ama esas olarak Nuriye ve Semih'in açlık grevinden 60 gün sonra gerçek anlamda sesimiz duyulmaya başlandı.

Nuriye ve Semih'i haber yapmaya tanınmış bir gazeteci gelmişti Yüksel'e... Ona sesimizi duymanız için illa birilerinin canını mı ortaya koyması gerekiyor demiştim. Bunca zaman en ufak bir haber bile yapmadığını söylemiştim. Haklı olduğumu söyledi, bu ülkede birilerinin sesini duyurması için illa ölüme mi yaklaşması gerekiyor? Çocuklar buna zorunlu kaldılar. O zaman sıçradı gitti eylemler, illa insan canının mı söz konusu olması lazım? 37 insan intihar etmiş KHK'lardan sonra, başımızdan gittiler diye baktılar.

Her seferinde söyledik, zulmünüz artsın ki zeval bulasınız.

Eylemler boyunca birçok kez polis saldırısına uğradınız. Bu süreçte kaç kere gözaltına alındığınız hatırlıyor musunuz?

Artık tam hatırlayamıyorum, sanırım 40'ı, 50'yi buldu.

'SENİN MAHKEMELERİN DURURKEN KOMİSYON DA NE?'

Eylem süreci 250 günü aştı. Bu süreçte AKP'den doğrudan bir temas oldu mu sizinle?

Açıklamalarından okumaya çalışıyoruz. Süleyman Soylu bizi hedef alan açıklamalar yaptı. Tutuklama kararı öncesi ise Nurettin Canikli ile görüşme yapılmıştı, olumlu bir hava oluştu denilirken tutuklama kararı çıktı. Onlara güven olmaz, ne olacaksa biz yapacağız, toplumsal muhalefet yapacak. 17'sinde komisyona ilişkin bir adım atılacak. Ancak oraya sıcak bakmadığımı söylemek istiyorum. Senin mahkemelerin dururken sen kimsin komisyon kuruyorsun, niye mahkemeler değil onu açıkla o zaman. Yani ben mahkemelerin hepsini kendi adamlarımla dolduramadım, o yüzden mahkeme yolu açmıyorum de. Hepsini tamamladığında açacak mahkemeleri, bunu biliyoruz.

Çıkarıldığımız son mahkemedeki hakim, iki gün imzayla bırakacağını söyledi. Bu kararı kabul etmedikleri için başka mahkemeye götürdüler, benim dediğim olana kadar tanımıyorum çıkan kararı diyorlar. Bu süreç de bununla ilgili. Komisyon da sensin, yargılayacak olan da sensin, yasayı yapan, yargılayan, cezayı veren sensin. Bu olmaz, kabul edilemez. Başkanlığı padişahlıkla karıştırmış...

'NURİYE VE SEMİH'İN TIRNAĞI OLAMAZLAR'

Erdoğan'ın "Gitsin özel sektörde çalışsınlar bize ne, devlet mi besleyecek bunları?" sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında öfkeyle çok şey söylemek mümkün... Bir üniversite diploması olmadan cumhurbaşkanı oldu...

Yani hangi kitabı okudular, hangi bilimsel çalışmaları yaptılar, ne emek verdiler insanlığa. AKP'nin tamamı müteahhit. Bunu içine sindiren insanları ben anlamıyorum. Bence en doğru açıklamayı Ahmet Şık yaptı, bunlar çete. Tüm bunlara ses çıkarmayalım istiyorlar, asla kabul edemem. Nuriye ve Semih'in tırnağı olamazlar, onların kültürüne, bilgisine, sevgisine erişemez hiçbirini. Bu dünya yeme-içme dünyası değil, insanın yiyeceği bir tabak, daha fazlasını yersen kusarsın, nedir bu servet biriktirme telaşı...

Bir de öğrencilerinizle ilgili soru sormak istiyorum. Bu eylem sürecinde sizin yanınızda olan, destek veren öğrencileriniz oldu mu?

Oldu. Onları kendime çok benzetiyorum. Korkmayan, daha doğrusu korkmasına rağmen cesaret gösteren öğrencilerim yanıma geldi. Hiç umrumuzda değil dediler, çocuklar uzaklaşın, size de zarar verirler dediğimde, hayır gitmiyoruz dediler. Gelenler oldu ama gelmeyenler de oldu... Eve gelip ağlayanlar oldu, çok korkuyorlar... Bu yüzden bu kadar saldırıyorlar, yoksa el ele versek neler başarırız, asıl onlar bizden korkuyorlar.

Bu son kararı, ev hapsi kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yani ev hapsinin nedeni; bunlar suçlu değil, tutuklayamıyoruz, bari evlerine tıkayalım anlamına geliyor... İktidar eylemi mahallerere yaymak istiyor sanırım, ben evimin bahçesinde saat 18.00 eylemlerine başladım. Dün başladım bahçe eylemine, ilk gün şaşkın baktılar, ikinci gün destek artar eminim, üçüncü gün yanımızda da olur komşularım.

Valiliğin aldığı kararlara baksanıza... Çok acizler, türkü yasaklıyorlar, ateş yakılmasını, eylem yapılmasını yasaklıyor. Eylem yapmamızın bir anlamı var, işimizi geri alana kadar bu eylem devam edecek. Eylemimizi bitirmek istiyorlarsa işmize geri alsınlar, mücadele ise bitmez.

'BU KADAR HAİNLİK OLMAZ'

Son olarak sizin eklemek istedikleriniz nelerdir?

O kadar çok şey var ki...

Mesela dün kızımı gözaltına almışlar. Yüksel'de annemiz yoksa biz varız diyerek eyleme gitmişler ve çocuğumu sürükleyerek gözaltına almışlar. 

Hepsini göğüslüyoruz. Her seferinde çok ağır saldırıyorlar. Bir keresinde bir polis defalarca üzerime plastik mermi sıktı, döndüm ve sakince "bunların hesabını soracağız biliyorsun değil mi?" dedim. Öylece kaldı... Hakkımızı alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 12:04 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1299 - Marco Polo Venedik'e döndü.
1402 - Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilerek esir düştü; Osmanlı devletinde Fetret Devri başladı.
1499 - Davut Paşa komutasındaki Osmanllı donanması komutanlarından Burak Reis, Sapienza adası yakınlarında karşılaşılan Venedik donanması ile çıkan çarpışmada öldü.
1794 - Fransız devrimci lider Maximilien Robespierre, giyotinle başı kesilerek idam edildi.
1808 - Osmanlı Padişahı III. Selim, İstanbul'da IV. Mustafa'nın emriyle boğularak öldürüldü.
1821 - Arjantinli general Jose de San Martin, Lima'ya girerek Peru'nun İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1914 - I. Dünya Savaşı başladı.
1920 - Meksikalı isyancı Panço Villa teslim oldu.
1921 - Kütahya'da toplanan Yunan Savaş Meclisi, Ankara'ya yürüme kararı aldı.
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.
1939 - Demiryolu Aşkale'ye ulaştı.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg'u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.
1945 - Bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı New York'ta Empire State Binasının 78. katına çarptı ve 24 kişi öldü.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1962 - Yönetmen Elia Kazan, America America filminin çekimlerine İstanbul'da başladı.
1965 - Vietnam Savaşı: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Güney Vietnam'daki Amerikan güçlerinin sayısının 75.000 den 125.000 e çıkarılmasını istedi.
1976 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tangşan bölgesinde meydana gelen 8,2 şiddetindeki depremde 242.769 kişi öldü, 164.851 kişi yaralandı.
1992 - Barcelona'da yapılan 25. Olimpiyat Oyunlarında, halterci Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda şampiyon oldu.
1996 - Emperyal gazinolarının sahibi Ömer Lütfi Topal, aracıyla evine giderken açılan çapraz ateş sonucunda öldürüldü.
1997 - Metin Göktepe davası sanığı 6 polis teslim oldu.
2000 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, hakkındaki hapis cezasının durdurulması için yaptığı başvuruyu reddetti.
2002 - TÜPRAŞ yakınındaki Akçagaz Dolum Tesisleri'nde yangın çıktı. 2,5 saatte kontrol altına alınabilen yangın, 3 trilyon lira zarara yol açtı.
2008 - Türkiye'de iktidar partisi AKP'ye kapatma istemi ile açılan dava görüşülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:00
  • Güneş05:06
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:35
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:38
 
Süper Loto
27.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020307081927
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık