İşte MHP'nin af önerisi
Mehmet Polat

KIBRIS GAZI

Mehmet Polat

 
12 Mart 2018 Pazartesi 09:54 
Yorum YapYazdır
 
 

 

Doğalgaz yeni öğrenilen bir şey değil, son 30 yıldır kent nüfusuyla birlikte hava kirliliğinin de artması nedeniyle yaygınlaştı ve önemi arttı. Bileşimi farklılık gösterse de evlerimizde kullandığımız tüp gazla aynı nitelikte. Elektrik üretimi ve ısınmada kullanılıyor. Akışı durduğunda, günlük yaşamdaki etkisi petrolden daha çabuk hissediliyor. Buna karşılık, çıkartılması değilse bile depolanma ve nakliyesi petrolden daha zor. Tüketim bölgelerine ulaştırmak için ya uzun boru hatları, ya da sıvılaştırılarak tankerlere yüklenebileceği tesisler yapmak gerekiyor. Bu nedenle doğal gaz ticaretinin, rekabet halindeki ülkeleri bile yakınlaştırıcı bir etkisi oluyor. Tabi bu gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı da aynı oranda büyüyor ve rekabet kolayca çatışmaya dönüşebiliyor.

 

KIBRIS DOĞALGAZ ile ilgili görsel sonucu

KIBRIS ZENGİNLİĞİN ORTASINDA

Doğu Akdeniz’de uzun yıllardır hidrokarbon yataklarıyla ilgili araştırmalar yapılıyor. Bir Amerikan şirketi olan Noble’ın 1988’de İsrail ve Kıbrıs açıklarında sondaj yaptığı biliniyor ama bir şey bulup bulmadığı bilinmiyor. Çünkü kapitalizmde bilgi para demek ve kimse kimseye çıkarı olmadıkça bilgi vermiyor. Artık çıkarların gerçekleşme zamanı gelmiş olmalı ki, dünya petrol tekelleri son yıllarda bölge ülkeleriyle ardı ardına antlaşmalar yapıyor. Mısır’dan Antalya’ya kadarki bölgede önemli petrol ve doğalgaz yatakları olduğu belirtiliyor. Tevatür çok olmakla birlikte, yöredeki gaz ve petrolün toplam değerinin 1,5 ile 3 trilyon dolar arasında değiştiğini ileri sürenler var. Kıbrıs Adası da bu zenginliğin tam ortasında duruyor.

MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE

Bölgede doğalgazın varlığı, İsrail’in 2000 yılındaki çalışmalarıyla resmiyet kazandı. Ekonomik değeri yüksek doğalgaz yatakları bulunarak, 2013’de işletilmesine başlandı. Bu gelişme bölge ülkelerini uyandırıcı bir etki yarattı ve ardı ardına BM Deniz Hukuku Sözleşmesini imzalayarak, açık denizde “Münhasır Ekonomik Bölge” (MEB) ilan etmeye başladılar. Yanı sıra, birbirleriyle de çeşitli MEB anlaşmaları yaptılar. Türkiye ve Güney Kıbrıs arası sorunların merkezinde yer aldığı için konu üzerinde kısaca duralım.

 

KIBRIS DOĞALGAZ ile ilgili görsel sonucu

 

BM SÖZLEŞMESİ

1982’de kabul edilen BM Sözleşmesi, ülkelerin denizlerdeki haklarını tanımlıyor. Sözleşme, bir ülkenin MEB ilan ettiği alandaki deniz canlıları, deniz suyu, tatlı su ya da enerji elde etme olanakları ve deniz tabanında maden aramaya kadar yayılan tüm çıkarlarını kapsıyor. Ülke açık denizde 200 mile kadar uzanan bir alanı MEB ilan edebiliyor. Bu başka bir ülkenin MEB alanıyla çakışırsa ya aralarında anlaşıyorlar ya da tek taraflı olarak hakkaniyet gözetmek kaydıyla MEB ilan ediyorlar. (Bu nedenle Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı sık sık “tek yanlı MEB ilan etti” diye eleştirmesinin bir anlamı bulunmuyor.) Sözleşme, önceki denizcilik anlaşmalarıyla kabul edilmiş hakları koruyor. Eğer ülkeler arasında anlaşmazlık çıkarsa, Uluslararası Adalet Divanında çözümlenmesi öneriliyor. Sözleşmede ülkelerin karar alırken hakkaniyet ve iyi niyet göstermesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE KARŞI

Bölgede MEB ilan etmeyen tek ülke Türkiye. Çünkü 1982 Sözleşmesini kabul etmiyor. Gerekçesini Sözleşmenin okyanuslara göre düşünüldüğü oysa Akdeniz’in “kapalı deniz” olduğuna dayandırıyor. Dolayısıyla sözleşmenin uygulanması durumunda sorunlar doğacağı ileri sürülüyor. Bunu Akdeniz ülkeleri arasında Türkiye’den başka söyleyen yok. Sözleşmeyi imzalamayışın asıl gerekçesinin ise şu olduğu düşünülebilir: Sözleşmenin kabulü halinde Yunanistan’la Ege adaları için uzun bir diplomasi trafiği başlayacak, sorunlar yaşanacak ve belki de zararlı çıkılacak. Şu an güç gösterileriyle bu olasılık öteleniyor. İkincisi resmî olarak tanınmayan Güney Kıbrıs, Sözleşme gereği sınır belirlemek amacıyla tanınmak zorunda kalınacak. Bu yüzden Türkiye 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmesini bağlı kalıyor. Ancak dünya Kıbrıs’ın resmî devleti olarak Güney Kıbrıs’ı tanırken, KKTC yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor. Öte yandan Türkiye Güney Kıbrıs’ı tanımıyor. Güney Kıbrıs ise AB üyesi ve konu bu nedenle Türkiye-AB arası bir soruna dönüşüyor.

KIBRIS DOĞALGAZ ile ilgili görsel sonucu

KITA SAHANLIĞI

Güney Kıbrıs 2004’de ada çevresinde MEB ilan etti. Paralelinde Türkiye de KKTC’nin ve kendi haklarının çiğnenmemesi için olası bir MEB ilan etme durumundaki koordinatları açıkladı. Güney Kıbrıs 2007’de adanın güney bölümünde, MEB çerçevesinde 13 petrol arama parseli belirledi ve İsrail’e 12. parselde sondaj yapma izni verdi. Belirlenen parsellerden 1 ile 7 arasındakiler, Türkiye’nin açıkladığı kıta sahanlığı alanıyla çakışıyordu. Güney Kıbrıs, MEB için İsrail, Mısır ve Lübnan’la anlaşmalar yaptı. (Türkiye’nin girişimiyle Lübnan’la yapılan anlaşma kendi meclisinde onaylanmadı.) Türkiye çeşitli defalar, çıkarlarına zarar verecek herhangi bir girişime göz yummayacağını ve Güney Kıbrıs’la çalışacak şirketleri boykot edeceğini açıkladı. Ancak Güney Kıbrıs’ın sondaj çalışmalarına başlaması üzerine, 21 Eylül 2011’de KKTC ve Türkiye arasında “Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Antlaşması” imzalandı. Böylece Türkiye kıta sahanlığı içinde gördüğü alanlarda yapılacak sondajları engelleyeceğini resmî olarak ifade ediyordu.

KIBRIS DOĞALGAZ ile ilgili görsel sonucu

İSRAİL-GÜNEY KIBRIS YAKINLAŞMASI

Bu girişimler Güney Kıbrıs’ın çalışmalarını durdurmaya yetmedi. 2012’de ikinci sondaj ihalesini açarak, Türkiye’nin uyardığı alanlarda İtalyan Eni şirketinin arama yapmasına izin verdi. Şirket, Kıbrıs açıklarında ekonomik doğalgaz yatakları buldu. Bu gelişme, doğalgazını Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlayan İsrail’le Güney Kıbrıs arasında yakınlaşmaya yolaçtı. Hatta bu yakınlık, İsrail komandolarının Güney Kıbrıs dağlarında tatbikatlar yapmasına kadar vardı. Bölgeye ABD, Fransız ve Rus petrol şirketleri de gelerek anlaşmalar yaptılar. Eni şirketine ait bir sondaj gemisi çalışmak için Türkiye’nin uyarıda bulunduğu 6. parsele giderken, 11 Şubat 2018’de bir Türk savaş gemisi tarafından durduruldu. Güney Kıbrıs, Türkiye’yi BM’ye şikâyet etti. Avrupa Konseyi, Türkiye’yi uyaran bir mesaj yayınladı. Başbakan Binali Yıldırım Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ı arayarak, Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm getirilmedikçe Ada'da yapılacak bir hidrokarbon araştırmasının olağanüstü olumsuz sonuçlar doğuracağını vurguladı. Sonunda Eni şirketi sondaj gemisini bölgeden çektiğini ama projeden çekilmediklerini açıklamak zorunda kaldı.

KIBRIS DOĞALGAZ ile ilgili görsel sonucu

 DOĞALGAZ YOLU TÜRKİYE

Şu sıralarda Güney Kıbrıs’a ait 10. parselde, bir ABD şirketi olan Exxon Mobil ve Katar Petrol ortaklığının sondaj çalışmaları var. ABD 6. Filosu’na ait bir savaş gemisi çalışmalara eşlik ediyor. Türkiye’deki kimi muhalif çevreler, bu durumu ABD’nin iktidara mesajı gibi yorumluyor. Oysa sondaj yapılan yer Türkiye’nin uyardığı alanların dışında kalıyor. Yani savaş gemisi göndermeyi gerektiren bir durum yok. Öte yandan bazı iktidar yandaşları da Doğu Akdeniz’in enerji kaynağı olduğunun kesinleşmesi üzerine, Türkiye’nin istikrarsızlaştırılarak devre dışı bırakılmaya çalışıldığından bahsediyor. Oysa tam tersi olması gerekir. Çünkü Doğu Akdeniz’den çıkacak gazın en önemli alıcısı Avrupa olacak. Zaten Rus gazına bağımlılıktan kurtulmaya çalışan AB ülkeleri de böyle düşünüyor. Dolayısıyla çıkacak gazın boruyla Avrupa’ya gönderilmesi gerekiyor. Bu en kolay ve ucuz Türkiye üzerinden yapılabilir.

Diğer seçenek ise, İsrail’den başlayarak Kıbrıs, Girit ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaşmak. Bu çok yüksek maliyetli ve fay hatları üzerinden geçmesi gerektiği için güvensiz. Böyle bir durumda milyarlarca metreküp doğalgazı kargaşa içindeki bir ülkeden mi, yoksa iyi yönetilen bir ülkeden mi geçirmek daha mantıklıdır? Özetle, Türkiye bölgenin kendine muhtaç olduğundan hareketle ipleri geriyor. Önceleri doğalgazın Kıbrıs’a barış getireceği düşünülürken tam tersi oluyor. Sürece katılan bütün ülkelerin yöneticileri, hamaset yaparak birbirlerine gözdağı veriyor ve bu sırada asıl kendi kamuoylarına mesaj iletmekle uğraşıyorlar. Kıbrıs gazının tüketiciye ulaşması uzun zaman alacak gibi görünüyor.

 
12 Mart 2018 Pazartesi 09:54 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1821 - Mora İsyanı'nda Gördüş (Tripolis) şehrini ele geçiren Yunanlar 30.000 Türk'ü öldürdüler.
1856 - İzmir-Aydın hattı demiryolu imtiyazı, bir İngiliz şirketine verildi. 1866 yılında işletmeye açılan 612 kilometrelik demiryolu hattının imtiyazı 15 Ekim 1950'de dolacaktı. Ancak genç Cumhuriyetin hükümeti, bu hattı 30 Mayıs 1935'te satın aldı.
1924 - SSCB, Rusya SSC'ne bağlı, Karadeniz kıyısında Tuapse merkezli Şapsığ Ulusal Rayonu kuruldu.
1931 - Ekonomik kriz nedeniyle iki gün kapalı kalan Londra Borsası yeniden açıldı.
1942 - Naziler, Auschwitz'te gazla öldürme katliamlarına başladı.
1947 - Bulgaristan Partisi Lideri Nikola Petkov asıldı.
1954 - Doğu Almanya polisi, 400 kişiyi, ABD ajanı olmak iddiasıyla tutukladı.
1961 - THY'nin Kıbrıs-Adana-Ankara seferini yapan Tay uçağı, Etimesgut Havaalanı yakınlarında Karanlıktepe'ye çarparak düştü, 28 kişi öldü.
1971 - Altın Koza Film Festivali'nde sonuçlar açıklandı; Yılmaz Güney tüm ödülleri aldı.
1973 - 18 yıl önce iktidardan darbeyle düşürülen Juan Peron, Arjantin'de yeniden devlet başkanı seçildi.
1993 - Michael Jackson Türkiye'de konser verdi.
1996 - Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun, evli erkeğin zinasına ayrıcalık tanıyan maddesini iptal etti.
1997 - Cezayir'de köy baskını: 200 kişiyi öldürüldü, 100 yaralı. Baskını İslamcı radikallerinin yaptığı öne sürüldü.
1999 - Abdullah Öcalan, bir açıklama yaparak, Türkiye'ye gelip teslim olmasını istedi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
6
4
1
1
13
2
Galatasaray
5
4
0
1
12
3
Kasımpaşa
5
4
0
1
12
4
Konyaspor
6
3
2
1
11
5
Beşiktaş
5
3
1
1
10
6
Malatyaspor
6
3
1
2
10
7
Ankaragücü
6
3
1
2
10
8
Göztepe
6
3
0
3
9
9
Kayserispor
6
2
2
2
8
10
Trabzonspor
6
2
1
3
7
11
Antalyaspor
5
2
1
2
7
12
Fenerbahçe
5
2
0
3
6
13
Alanyaspor
5
2
0
3
6
14
Bursaspor
6
0
5
1
5
15
Sivasspor
5
1
2
2
5
16
Çaykur Rizespor
6
0
3
3
3
17
Akhisar Bld.Spor
5
0
2
3
2
18
Erzurum BB
6
0
2
4
2
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
20.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131735364146
 
On Numara
17.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031113181926293438434451535459606465697279
 
Sayısal Loto
22.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010412274649
 
Şans Topu
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020306203001
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:20
  • Güneş06:01
  • Öğlen12:25
  • İkindi15:50
  • Akşam18:26
  • Yatsı19:55
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık