Rejim değişti, CHP değişimi tartışıyor!
Mustafa Önsel

“Zafer tepe” ismi nereden gelir bilir misiniz

Mustafa Önsel

 
2 Nisan 2018 Pazartesi 11:42 
Yorum YapYazdır
 
 

1986 yılıydı. Bizler teğmen olarak Tuzla’da bulunan Piyade Okulunda kurs görüyorduk.

Bir gün okulda üzücü bir olay yaşandı.

Arkadaşlarımın çoğu bekârdı. Bekâr olanlar, mesai bittikten sonra belirli bir saatte okula dönmek şartıyla dışarı çıkabiliyorlardı.

Okulda kalan bu arkadaşlarımızdan dördü, bir gün Tuzla’da müzikli bir lokantaya giderler. Sonrasında hesap yüzünden çıkan kavgada, kendilerine sopalarla saldıran kalabalık bir grup tarafından feci şekilde dövülürler.

Onları gördüğümüzde yüzleri tanınmayacak durumdaydı.

O zamanlar bütün yurtta olduğu gibi, Tuzla’da da sıkıyönetim devam ediyordu. Askerin göreceli de olsa toplum üzerindeki etkisi hissediliyordu. Buna rağmen dört teğmene böylesine bir saldırının rahatlıkla yapılmasına anlam verememiştik.


Dayak yiyenlerden biri jandarma diğer üçü piyade sınıfındandı.

Bütün teğmenler olaya çok içerlemişti. Günlerce olayın müsebbiplerine bir işlem yapılacağı beklentisi içinde olundu. Ama bu beklentiler boşa çıktı. Konu ile ilgili hiçbir işlem yapılmadı.

***

Bir gece kalabalık bir grup, bahse konu lokantaya gitti. İçeride yine kalabalık bir grup yemek yemekte ve eğlenmekteydi. Dışarıdan gelen grup, garsonlar ve korumalarla tartıştı. Tartışma sonrası büyük bir kavga çıktı.

Kavga sonunda mekânda bulunan pek çok kişi hastanelik oldu. Sadece dört teğmeni döven garsonlar ve korumalar değil, eğlence merkezi de tanınmayacak hale geldi.

Bu olayı biz teğmenlerin yaptığı iddia edilerek sorguya çekildik. Sorgu ve ifade alma işlemleri günlerce sürdü.

Sonuç mu?

Anlatacağım…

***

Muzaffer Tekin. Piyade okulunda bir asteğmen bölüğünün bölük komutanı olarak görev yapıyordu o zamanlar. Rütbesi yüzbaşıydı.

Astı, üstü herkes ondan kahraman diye bahsediyordu. Sadece astları değil, üstleri de kendisine saygı duyuyordu. Kıbrıs savaşında yaptıklarını kendisinden değil, arkadaşlarından, ders hocalarımızdan dinliyor, kendisine içten içe hayranlık duyuyorduk.

Yürüyüşüyle, duruşuyla emsallerinden farklı bir subaydı Yüzbaşı Tekin. Kışlada pek çok bölük vardı ama en olumsuz hava şartlarında bile eğitim yapan bir tek bölük olurdu. O da Muzaffer Tekin’in bölüğü.

Kıbrıs savaşına teğmen olarak katılmış, gösterdiği üstün cesaret ve feragat nedeniyle bu rütbede altın madalyalı tek subay olarak tarihe geçmişti.

Kıbrıs’ta cephe taarruzu ile ele geçirdiği tepeye ismini vermişlerdi: “Zafer tepe!”

Asker olsun diye yaratılmış birisiydi gözümüzde Muzaffer Tekin. Çoğumuzun rol modeliydi.

***

Lokantada kavga olduğu gün, Piyade Okulunun Nöbetçi Amiri Muzaffer Tekin idi. Olay ile ilgili sorgular sonucu Selimiye’de lokanta sahibi ve çalışanlarının karşısına çıkartılarak yüzleştirildik. Yüzleştirmede kimseyi teşhis edemediler. Ama mutlaka bir suçlu bulunmalıydı.

Söz konusu olay iç kamuoyunda fazla yankı bulmamıştı ama dış basın olayı çarpıtarak vermiş ve dış kamuoyunda büyük yankı uyandırmasına sebep olmuştu. Onların derdi başkaydı tabi.

Söylenenlere göre; yabancı basın, örgütlerin terörünün askerlerce engellendiğini, şimdi ise askerlerin mafya usulü saldırılar yaparak haraç vermeyenlere karşı terör estirdiklerini belirterek, “Bu teröre kim dur diyecek” şeklinde yayın yapmış.

Bundan o zamanki yetkililer çok etkilenmişti haliyle. Buna sebep olanları mutlaka cezalandırmak niyetinde oldukları anlaşılıyordu. Çünkü sansürleme imkânı bulamadıkları Avrupa basını kendi halkından, kendi basınından, kendi ordu mensuplarından ve gerçeklerden çok daha önemliydi onlar için. Olay sonrası okula peş peşe komutanlar geldi.

En son dönemin Kara Kuvvetleri Komutanının geldiğini hatırlıyorum. Her gelen gerginlik yaratıyor, bağırıp çağırıp gidiyordu. Amacın “bağcıyı dövmek” olduğunu anlayacak yaştaydık.

Sonuçta dayak yiyen dört arkadaşımız (dayak yedikleri için olsa gerek) ile Muzaffer Tekin’in, haksız ve hukuksuz bir şekilde TSK ile ilişiğini kestiler. Kursu 4 ay öncesinden sonlandırarak bizi de sürgün ettiler.

Muzaffer Tekin, nöbetçi amiri olarak bütün sorumluluğu üzerine almış, herhangi bir arkadaşımıza zarar gelmemesi için kendi geleceğini hiçe sayan asil bir duruş sergilemişti. Bu asil duruşun karşılığı, TSK’den atılmak olmuştu.

Ama o bu davranışı ile orada bulunan yaklaşık 1984 mezunu 350 teğmenin gönlündeki ebedi yerini aldı...

Ben de o tarihten itibaren onunla hiç ilişkimi kesmedim. Çoğunluğu telefonla olmak üzere hep görüşmemiz devam etti. Bir kere olsun ordudan atıldığı için hayıflandığını duymadım.

Haketmediğim halde bana bütün sevecenliğiyle söylediği “Aslan yürekli kardeşim benim” hitabı, beni hep daha iyi olmaya zorlamıştır. Muzaffer Yüzbaşıya mahcup olmak ölümden daha beterdi bizler için…

***

Benim için o, fırtınalı havada deniz feneri gibiydi. Zor olaylar karşısında hep onun cesareti, duruşu, eğilmezliği, astlarına sahip çıkışı, özverisi benim için hep yol gösterici oldu. Onun sayesinde gerçek silah arkadaşlığının, askerliğin ne demek olduğunu öğrendim, öğrendik.

Onun yoluma tuttuğu ışık o kadar güçlü idi ki hiç yoldan çıkmadım. Hiç boyun eğmedim. Askerlik yeminine ve silah arkadaşlarıma ihanet etmedim.

Hep ondan aldığım feyz ile korkuya meydan okudum, çoğu arkadaşım gibi…O, insana duruşuyla bunları aşılardı…

***

Yirmi altı yıl sonra Muzaffer Tekin, “Ergenekon” isimli kumpas davasından, iftiralarla, yine haksız hukuksuz biçimde bu sefer cezaevine tıkılacaktı.

Ben de benzer şekilde haksız hukuksuz bir şekilde, “Balyoz” davasından tutuklanacaktım. Muzaffer Yüzbaşı ile yolumuz tam 26 yıl sonra yine zorlu bir süreçte cezaevinde kesişmişti.

Muzaffer Tekin cezaevindeyken, düzenlenen bir kanunla beraber hakları iade edilecek, kendisine emekli aylığı bağlanacak ve emekli Albay kimliği verilecekti. O da bana bu kimliğin renkli fotokopisini göndererek, sevincini paylaşmamı sağlayacaktı.

***

Muzaffer Tekin uzun süre (5 yıldan fazla) cezaevinde kaldı. Bu süreçte kanser illeti yakasına yapıştı. Hastalığı, cezaevinde bırakın tedaviyi, doğru dürüst teşhis bile edilmedi. Kanserin en kötü olanlarındandı onunkisi; Pankreasından vurulmuştu.

Teşhis edildiğinde hastalığın son evresine gelmişti. Şimdi biri firar diğerleri cezaevinde yatmakta olan Fetullahçı çete üyesi sözde hâkimlerce 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 117 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu arada hastalığı iyice depreşti. Cezaevinde ölmesin diye takvim yaprakları 10 Mart 2014’ü gösterirken apar topar tahliye ettiler onu.

Kahramanlarının böylesine hakarete uğramasına, aşağılanmasına göz yuman bir devlet yaşayabilir mi? Bir milletin kahramanlarına böylesine pervasızca saldıran sırtlan sürüsüne müsaade edilir mi?

Neyse…

Çok kısa ömrü var denmesine rağmen inatla bir yıldan biraz daha fazla yaşadı. Nihayet 1 Nisan 2015’te aziz ruhunu teslim etti ve Hakk’a yürüdü.

Onun arkasından sosyal medyada şöyle yazmıştım gözyaşlarımı tutamayarak;

“Biz onun teğmenleriydik. O, 1984’te bizi koruma adına TSK’da atıldı. Teğmen iken altın madalyalı tek subay. Kıbrıs savaşındaki başarıları nedeniyle bir tepeye ismini veren, ağzımı doldura doldura ‘komutanım’ dediğim adam, ‘hayattan beraat etti.’

Kumpasçılarının sonunu göremeden…

Ah komutanım, o ‘Aslan yürekli kardeşim benim’demeni hep hatırlayacağım.

Ve yemin ediyorum, gördüğüm en yürekli adamın bu sözlerini bundan önce nasıl boşa çıkarmadıysam, bundan sonra da boşa çıkarmayacağım…

Ve o gün geldiğinde yani sana kumpas kuranlardan hesap sorduğumuzda gelip mezar taşını öpeceğim…

Biliyorum ki sendeoradan bütün sevecenliğiyle ‘Aslan yürekli kardeşim benim’ diye sesleneceksin bana…

Benim örnek almaya çalıştığım aslan yürekli komutanım, oradaki güzel insanlara selam söyle olur mu?

Yaradan bize de senin gibi onurla bitirilen bir hayat versin!

Saygı, minnet ve dua ile aslan komutanım…”

 
2 Nisan 2018 Pazartesi 11:42 
Yorum YapYazdır
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Mustafa Önsel
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1784 - Erzincan'da meydana gelen depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
1821 - Mora İsyanı sırasında Monevasia şehrini ele geçiren Yunanlılar 3.000 Türk'ü katlettiler.
1829 - William Austin Burt, daktilonun ilk hali olan tipografı buldu.
1888 - Enternasyonal marşı, ilk kez Fransa'nın Lille kentinde işçiler tarafından söylendi.
1894 - Japon güçleriSeul kraliyet sarayını işgal etti ve Kore kralını tahttan indirdi.
1903 - Ford şirketi, ürettiği ilk arabanın satışını yaptı.
1908 - II. Meşrutiyet'in ilanı.
1911 - İstanbul'da, Aksaray Yeşiltulumba'da çıkan büyük yangında yaklaşık 300 ev hasar gördü.
1919 - Erzurum Kongresi yapıldı.
1919 - Mimar Muzaffer Bey'in eseri olan Hürriyeti Ebediye tepesi açıldı.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.
1932 - Alman mimar Hermann Jansen'in hazırladığı Ankara Planı onaylandı.
1939 - Hatay anavatana katıldı.
1951 - Paris Antlaşması (1951) yürürlüğe girdi.
1952 - Mısır'da Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Hür Subaylar Hareketi Kral Faruk'u devirdi ve monarşiye son verdi.
1960 - Türk Edebiyatçılar Birliği olağanüstü [toplantı] yaptı. Toplantıda Peyami Safa, Samet Ağaoğlu ve Faruk Nafız Çamlıbel, 27 Mayıstan önce baskı rejimi taraftarı oldukları gerekçesiyle birlikten çıkarıldılar.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.
1963 - Fransa nükleer denemeleri sınırlandırmak üzere Moskova'da yapılan "Deneme Yasaklama Antlaşması"na katılmayı reddeder.
1967 - Detroit, Michigan'da ABD tarihinin en kanlı ayaklanmalarından biri başladı. Olaylar sona erdiğinde, geride 43 ölü, 342 yaralı ve yaklaşık 1400 yanmış bina kaldı.
1974 - Kıbrıs'ta üç günlük harekatta 57 şehit, 184 yaralı ve 242 kayıp verildi.
1976 - Sismik-1 araştırma gemisi (Hora), İstinye Tersanesi'nden törenle Ege'ye açıldı.
1983 - Sri Lanka'daki Budist çoğunluk, yaklaşık 3.000 Tamili katletti. 400.000 civarında Tamil komşu ülkelere kaçtı. Olay Sri Lanka tarihine Kara Temmuz olarak geçti.
1986 - Prens Andrew ile Sarah Ferguson evlendiler.
1995 - Hale-Bopp kuyrukluyıldızının keşfi.
1996 - Aydın İdare Mahkemesi, Gökova, Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin çevreye zarar verdiği gerekçesiyle faaliyetlerinin durdurulması istemini kabul etti.
2000 - Yasemin Dalkılıç, sualtı sporları limitsiz dalışta 120, limitli değişken ağırlıkla serbest dalışta ise 100 metre ile iki dünya rekoru kırdı.
2005 - Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinin üç ayrı noktasında patlayan bombalar 88 kişinin ölümüne yol açtı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.Spor
0
0
0
0
0
2
Alanyaspor
0
0
0
0
0
3
Ankaragücü
0
0
0
0
0
4
Antalyaspor
0
0
0
0
0
5
Erzurum BB
0
0
0
0
0
6
Beşiktaş
0
0
0
0
0
7
Bursaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
11
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
12
Kayserispor
0
0
0
0
0
13
Konyaspor
0
0
0
0
0
14
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
15
Sivasspor
0
0
0
0
0
16
Trabzonspor
0
0
0
0
0
17
Malatyaspor
0
0
0
0
0
18
Başakşehir
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
19.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu192027313753
 
On Numara
16.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03050810111213151617212434374146515657636667
 
Sayısal Loto
21.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041520242746
 
Şans Topu
18.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu081416283110
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:52
  • Güneş05:01
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:46
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık